

Yeniden Güz Çiçeği'ni yazacağım için çok mutluyum. Özlemişim açıkçası.
Benim gibi özleyenleri buraya alalım ;)♡
Neyse, çok konuşmadan özel bölümümüze geçerek yorumlarda buluşalım🥰
Minik bir not: (özel bölümde zaman atlaması olacak)))
Medya: Safir kızımız😇
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
🦋
•••••
Lalin'den:
••••••••••••••••
"Ne yapıyorsun Lalin abla?" ilgiyle beni süzen Fatih'e dönerek gülümsedim.
"Sizin için çok sevdiğiniz, çikolatalı kurabiyelerden yapıyorum" dediğimde gözlerinden ışıltılar geçmişti. Evet, Fatih'te, Safir'de hatta Barın'da bu çikolatalı kurabiyelerime bayılıyorlardı.
"Yaa, kelebek duyunca çok sevinecek" Fatih'in dediklerini onaylayarak gülmüştüm, haklıydı kelebeğim aşırı seviyordu bu kurabiyeleri.
"Haklısın canım, kelebek değil de kurabiye canavarı dememiz gerekli" dediğimde Fatih'in kıkırtısı kulaklarıma dolmuştu.
"Hayır Lalin abla, kurabiye kelebeği olacaktı" diyerek hâlâ gülen çocuğun dedikleri beni de güldürmüştü.
"Duyarsa bize kızacak" sanki sır veriyormuşum gibi sakince dediklerimden sonra Fatih gülerek dudaklarına eliyle hayali fermuar çeker gibi yapmıştı.
"Yardım lazım mı peki?" diyerek farklı şekillerde hazırlayarak üzerine çikolata damlaları koyduğum kurabiyelere bakmıştı.
"Teşekkür ediyorum canımın içi, ama gerek yok, bitiriyorum zaten" dediğimde bana parlayan gözlerle bakıyordu. Onu çok seviyordum ve o benim onu sevmemi çok seviyordu. Geçen yıllarda aramızda olan bağ iyice kuvvetlenmişti. Fatih'i Safir'den asla ayırmıyordum, ne kalbimde ne de aklımda. Ayıramazdım da asla, Fatih benim ilk göz ağrım sayılırdı, ona olan sevgim çok daha farklıydı.
"Ağabey, Barın yine saçlarımı acıttı." diyerek Fatih'ten imdat dileyen kızıma gülerek başımı olumsuzca salladım. Dudaklarını bükerek kollarını Fatih'in bacaklarına dolaması çok ama çok tatlıydı. Fatih'le her ne kadar iyi anlaşıyorsa, Barın'la bir o kadar anlaşamıyorlar. Dört yaşında olan kızıma, Fatih tam bir ağabey gibi davranıyordu. Ona kıyamıyor, canı yandığında, hastalandığında çok üzülüyordu.
"Sen de benim oyuncak uçağımı kırdın" diyerek mutfağa giren kıvırcık saçlı Barın'ın kaşları çatıktı.
Eda ve Barkın bir ihale için Adana'ya gittiklerine göre Barın bu gece bizde kalacaktı.
"Ama ben yaptığım acıtmadı ki, sen ama saçımı acıttın" gözleri dolmak üzere olan kızımı görerek mudahele etmek istediğimde Fatih benden önce davranmıştı.
"Gel bakalım kelebeğim buraya" dedikten sonra eğilerek Safir'in saçlarından öpmüştü.
"Şimdi şu kıvırcığın dersini ağabey'in verecek " diyerek Safir'in elinden tutmuş, Barın'a doğru ilerlediklerinde gülerek alışkın olduğum durumlarını izliyordum.
"Kelebeği üzmek yok dememiş miydim ben sana kıvırcık kafa?" diyerek Barın'ın saçlarını elleriyle dağıttığında Barın huysuzlanıyordu.
"Ama uçağımı kırdı" Safir'den birkaç ay büyük olan Barın kollarını göğsünde birleştirdiğinde, Fatih'te ne yapacağını bilemeden ikisine de bakışlar atmıştı, fakat bir yolunu bulacağından emindim. Artık on iki yaşına geçmiş Fatih hep olgun çocuktu ki büyüdükçe bu durum daha da artıyordu.
"Ama uçağı yere bıraktığımda uçmadı, bozuktu o" Safir'in dedikleriyle gülümsemem genişlendiğinde, artık yaptığım kurabiyeleri fırın kabına diziyordum.
"O uçmuyor ki, oyuncak çünkü" sinirlenen Barın'la Fatih olaya bir kez daha el atmıştı. Şu iki iflah olmaz bücür, Fatih'i de çıldırtacaklar bir gün.
"Kelebeğim, böyle oyuncak uçaklar uçmaz ki" diyen Fatih'e benim bilmiş kızımın cevabı gecikmemişti.
"Ama ağabey, senin bir oyuncak uçağın vardı, hani aşkım babamla uçuyordunuz ya bahçede" ah ben size söylemeyi unuttum değil mi? Safir tam bir babacıydı. Babasına aşkım babam diyor, eve geldiğinde kucağına tırmanmak için bahaneler üretiyor, bazen onunla uyuması için ısrarlar ediyordu. Tabii Pamir'de bu durumdan bir hayli memnun. Zaten o da Safir'e çok düşkün, kelebek lakabını da daha doğduğu ilk günlerden o takmıştı. E haliyle kıskançlık krizlerine girsem de, aralarında olan böyle derin bağa da en çok ben seviniyordum.
"Evet, çünkü o oyuncak uzaktan kumandalıydı. Ama Barın'ın uçağı öyle değil" diyen Fatih'le Safir kocaman açtığı kahvelikleriyle Fatih'e bakıyordu, Fatih'se onun bu hallerine gülüyordu.
"Sana gelirsek kıvırcık kafa, oyuncak için kardeşin saçını çekmezler, bak biz onun ağabeyleriyiz, onu incitmeyerek çok sevmeliyiz, anlaşıldı mı?" az önce bozduğu saçlarını şimdi okşayarak düzelten Fatih dedikleriyle bir kez daha beni kendine hayran bırakmıştı.
"Tamam, küsmediysen resim yapalım mı?" Barın'ın masum bakışlarıyla kıkırdayan Safir bakışlarını daha sonra Fatih'e çevirmişti.
"Küsmedim, ama ağabeyimde gelsin yanımıza" diyerek Fatih'e elini uzatan kızımın elini kavramıştı Fatih.
"Geleyim tabii" dedikten sonraysa üçü de mutfağı terkederek, Safir'in odasına doğru gitmişlerdi. Ben de bu esnada doldurduğum fırın kabını önceden ayarladığım fırının içine yerleştirmiş, ardından mutfağı toparlamaya başlamıştım.
Bulaştırdığım tabakları musluğun altında yıkarken aniden belimden karnıma doğru dolanan alıştığım güçlü kollar ve boynuma kondurulan derin öpücükle, burnuma dolan karakteristik koku istem dışı gözlerimi kapatmama, huzurla gülümsememe neden olmuştu.
Elimdeki tabağı bırakmış, ardından da musluğu kapatarak elimi kuruladıktan sonra bedenimi arkamda duran kuvvetli bedene yaslamış, başımı omuzuna yatırarak burnumu boynuna sokmuştum.
"Ne zaman geldin kocacığım?" boğuk çıkan sesimle yanaşı konuştukca dudaklarımın boynuna değmesiyle karnımda olan kolları sıkılaşmış, beni iyice bedenine çekmişti.
"Şimdi geldim güzelim, kurabiye kokusunu aldığım gibi mutfakta olduğunu anladım" dediğinde dudaklarıma uzanan dudaklarını yolda karşılayarak dudaklarımızı birleştirmiştim. Kısa ama ikimizi de başka diyarlara götürmeye yetecek kadar etkili olan öpücüğün ardından gülümseyen gözlerimi gözlerine çıkardım. Hâlâ başım omuzuna yaslı olduğu için o başını yana eğerek bakıyordu bana.
"Neden erkencisin peki?" bugün cumartesiydi, ve o cumartesi olduğunda zaten bir iki saat erken geliyordu, fakat şimdi çok erken gelmişti.
"Barın da burada ya, sen çok yorulma diye" dediğinde gözlerimi kısarak ona bakmış, ardından başımı kaldırarak tamamen ona taraf dönmüştüm.
"Barın'la kelebek kavga ediyor ya, kızımı korumaya geldim demiyorsun da" alay kokan sesimle konuştuğumda gözlerimi de devirmiştim. O ise elini ensesine atarak gülümsemişti.
"Tamam, o da bir sebep tabii" dediğinde ikna olmayan bakışlar atmış, küsgünce dudaklarımı bükmüştüm.
"Baba kız, bazen beni tamamen dışlıyorsunuz" diyerek omuz silktiğimde Pamir şaşkınca kalakalmıştı. Dediklerimi idrak ettiğimde ben de şaşırmıştım. Bu ne alınganlıktı yahu?
"Ciddi olamazsın güzelim" dediğinde alt dudağımı dişlerimin arasına geçirerek eziyordum, bu duygusallıkta nereden çıkmıştı yav.
Fakat, kendimi toparlayarak kollarımı boynuna dolamış, iyice ona sokulmuştum. O da zaten hemen beni kabul etmişti...
"Ay, kurabiyeler yanacak şimdi" etrafı bürüyen kurabiye kokusunu aldığımda hızla kıskaçından kurtularak fırına doğru uçmuştum resmen. O da bir süre gülerek hallerimi izlemiş, ardından üzerini değiştirmek için mutfağı terketmişti...
♡♡♡♡♡
"Aşkım babamla birlikte yemek istiyorum ben" diyerek Pamir'in kucağına tırmanmak isteyen kızımı yormayan Pamir, gülerek hemen kucağına almıştı bile.
"Çok mu acıkmış benim kelebeğim?" diye sorarak kızımın saçlarını koklayan Pamir'le Safir kıkırdamıştı.
"Evet çok acıktım, ama en çok kucağında yemek için acıktım" devrik kurduğu cümleyle masada oturan herkes gülerken, ön yemek olarak çorbalarımızı içmeye başlamıştık bile. Pamir bir kaşık kendi çorbasını içerken beş kaşık Safir'i içiyordu. Kızım aslında çokta güzel yiyebiliyordu, fakat baba kız böyle keyifleri yerinde olduğu için bir şey demiyordum.
"Evet, köftelerimiz de geldi" hepimizin özellikle de, Fatih'in çok sevdiği yemek olan köfteleri yapan annemdi. Gerçekten de elinden çok güzel oluyordu ve yedikce yemek istiyordum ben bile. Çocuklar desen zaten köfteye bayılıyorlar.
"Ellerine sağlık Nevin anneanne" diyen Fatih'e annem gülümsemişti.
"Afiyet olsun yavrum" diyen annem herkesin tabağına ikişer, üçer olmakla köftelerden bırakıyor, yanına da kızarttığı patateslerden ekliyordu.
Genellikle Safir'in şebeklikleri ile kahkahalarımızla geçen yemek faslında ben köftelerimi yiyememiştim. Garip bir şekilde burnuma dolan yoğun et kokusuyla midem kasılır gibi olmuştu.
"Herkes yemeğini yediğine göre, şimdi doğru banyoya. Eller yıkanacak, ağızlar temizlenecek" dediğimde Fatih, Safir ve Barın banyoya giderken, annem de onlara, daha çok Safir ve Barın'a yardım etmek için peşlerinden gitmişti.
"Lalin, sen neden tabağına dokunmadın güzelim? Bir sorun mu var?" diyerek yanağımı okşayan adam'a gözlerimi devirmemek için son anda durdurmuştum kendimi.
"Ne çabuk sordunuz beyefendi? Yarın falan sorardın?" trip atarcasına diyerek elini yüzümden indirdiğimde koyu kahveleri kocaman açılan adam öylece kalakalmıştı.
"Güzelim ne dedim ki ben şimdi?" şaşkınca ellerini havaya kaldırarak, dediğinde ona ters bir bakış fırlatmıştım.
"Sorun da bu ya Pamir, hiçbir şey demedin, hiçbir şey" sinirle tabakları toplayarak mutfağa doğru gittiğimde, neye bu kadar tepki gösterdiğimi bilmez haldeydim.
Birkaç gündür yaşadığım anlık duygu değişimlerime ben bile yetişemez olmuştum.
Fazla düşünmeyerek, ortalığı toparlamağa başlamıştım. İlk önce salondan sofrayı toparlamış, ardından bulaşıkları makineye dizmiştim. Masaları sildikten sonra çay suyu da koymayı ihmal etmemiştim.
Sabah yaptığım kurabiyelerden alarak tabağa dizmeye başladığımda mutfağ'ı dolduran adım seslerinden Pamir'in geldiğini anlamıştım, fakat gözlerimi yaptığım işten ayırmayarak, ona bakmamıştım.
Yan tarafımda durarak tam bana döndüğünde başını eğerek burnunu saçlarıma gömmüş, derince bir iç çekerek kokumu solmuştu.
"Bu kokuya asla doyamayacağımı her gün biraz daha anlıyorum." dediğinde tüm tribim uçup gitmişti.
O ise boş durmayarak, başını kaldırdıktan sonra eliyle saçlarımı arkaya çekmiş, kendine yer açtıktan sonra dudaklarını yanağıma bastırmıştı. Bir süre yanağımda oyalanan dudaklarının etkisiyle gözlerim istem dışı kapanmıştı. Beş yıldır evliydik, fakat bana her dokunduğunda ilk günkü gibi hissediyordum. Ona olan aşkım da, tutkum da, sevgim de asla azalmıyor, aksine her geçen gün daha da artıyordu.
"Bu yanaklar var ya, bal gibi tatlı," dedikten sonra bir öpücük daha kondurmuştu yanağıma. Artık iyice aşk sarhoş'u olmaya başladığım için gülümsememe engel olamıyordum.
"Ve" dedikten sonra beni kendine taraf çevirmiş, dudaklarıma kısa ama etkili bir öpücük bırakmıştı.
"Dudaklarım bu dudaklardan asla kopmak istemiyor, öptükçe öpmek istiyor" dediğinde baş parmağını kaldırarak dudak kıvrımlarımda gezdirmeye başlamıştı.
"Kopmasın o zaman" dedikten sonra gülerek bu kez ben kapanmıştım dudaklarına hem de çok büyük bir istekle.
Aynı şekilde karşılık aldığımda daha fazlasını ister gibi alt dudağını sertçe çekiştirmiş, emerek dilimi ağzının içine sızdırmıştım. Eş zamanda boş durmayan ellerim saçlarına ulaşarak sertçe asılmıştı gece karası saçlarına. Anında ağzımın içine inleyen adamın diliyle kavuşan dilim kendi ritmiyle dans etmeye başlamıştı. Onu iyice hırslandırmış olacaktım ki beni belimden kavrayarak kendine bastırdığında hissettiğim sertlikle ağzının içine doğru inlemiştim.
Ondan hiç ayrılmak istemesem de aklıma gelen şeyle hızla dudaklarından kopmuştum. Mutfaktaydık Allah aşkına, her an çocuklar gelebilirdi.
"Mutfaktayız kocacığım, çocuklar gelebilir" nefes nefese kalmış bir şekilde konuştuğumda koyulaşmış irisleriyle bakan adamın da benden farksız olduğunu belirtiyordu.
"Beni tepetaklak et, sonrada mutfaktayız kocacığım." diyerek huysuzlandığında kıkırdamıştım. Üzerinde olan etkim beni mutlu ediyordu.
"Gece bunun bedelini ödetmesini bilirim ben," dedikten sonra beni atik bir hareketle belimden kavrayarak dudağıma sert bir öpücük bıraktığında karşılık vermeme fırsat kalmadan ayrılmıştı.
Ardından mutfağı terk ettiğinde hâlâ huysuzlanıyordu. Bense onun bu hallerine gülmekle yetinmiştim. Fakat ufak bir gerçek vardı ki, sızlayan kasıklarım en az benim de onun kadar dağıldığımın ispatıydı...
Kendimi toparlamayı başardıktan sonra mutfakta olan işime devam etmiştim. Safir'in iki yaşı olandan sonra evde yardımcı istememiştim. Hem çalışmak hem çocuk derken zorda olsa evin işleriyle de ilgilenmeyi başarmıştım. Zaten annemin yardımları, birde her üç haftadan, bazense ayda bir kere gelen temizlik şirketi çalışanlarının yaptığı dip köşe temizlikle çokta zor olmuyordu işim.
Demlediğim çay hazır olduktan sonra kendim, annem, Pamir ve Fatih'e çay doldurmuş, Barın ve Safir içinse bardağa ılık süt doldurduktan sonra dolu bardakları tepsiye dizmiş, ardından yaptığım kurabiyeler olan tabağı ve çok sevdiğim bademli lokumlarla doldurduğum diğer tabağı da tepsiye yerleştirdikten sonra salona doğru adımlamaya başlamıştım.
"Evet, neye bakıyorsunuz bakayım?" dediğimde getirdiklerimi sehpanın üzerine dizmekle meşguldüm.
"Animasyona anneciğim," Pamir'in kucağında oturarak gözünü ekrandan ayırmayan Safir'in verdiği cevaptan hiç şaşırmamıştım. Çünkü onun yüzünden izlediğimiz şeyler genellikle prenses ve hayvan konulu animasyonlar, çocuk programları, çizgi dizileri oluyordu.
"Al bakalım kelebeğim, bu da senin süt ve kurabiyen" aynı Safir gibi gözünü ekrandan ayırmayan Barın'ın kurabiye ve sütünü verdikten sonra Pamir'in yanında olan boşluğa kurulmuş, kızımın yanağına bir öpücük kondurduktan sonra onun da süt ve kurabiyesini vermiştim.
"Teşekkür ederim anneciğim" dediğinde ağzı kurabiyeyle dolu olduğu için sesi boğuk çıkmıştı. Ve şu an çok tatlıydı...
♡♡♡♡♡
Çaylarda içildikten sonra, biraz daha salonda oturmuş, sohbet etmiş, çocuklarla ilgilenmiştik. Ardından gecenin ilerleyen saatlerine doğru ben ortalığı toparlamaya başlamış, Pamir'de çocukları uyutmak için odalarına çıkarmıştı. Zaten kelebek genelde Pamir'in ona masal okumasını ya da onun yatağa yatırmasını istiyordu. Tabii bu durum keyifsiz olduğunda, hasta ve ya ağrısı olduğunda, huysuzlandığında değişiyordu. Çünkü öyle durumlarda benden başka kimseyle uyumak istemiyordu, hatta odasında bile kaldığım, ya da onu bizim oda'ya getirdiğim günler bile oluyordu.
Mutfağı toparladıktan sonra hemen odamıza çıkmış, çok kısa bir duşun ardından beyaz geceliğimi alarak üzerime geçirmiştim. Pamir beyaz rengi bana daha çok yakıştırdığı için bu renk tercih etmiştim bu gece.
Fakat aynanın karşısında kendimi gördüğümde kilo aldığımı fark etmemle tüm keyfim uçmuştu. Aslında pek kilo almışa da benzemiyordum ama gecelik dar gibi gözüküyordu, off acaba kilo almış mıydım?
Şimdi tartıya da çıkmak istemiyorum, ya kilo aldıysam?
Derince ofladığımda bakışlarımı açılan kapıya taraf çevirmiş, Pamir'in içeri girişini, hayran gözlerle beni süzmesini ve bana doğru adımlamasını izlemiştim.
"Bu ne güzellik karıcığım? Yakıyorsun beni" dediğinde tutkulu bakışları beni de etkiliyordu, fakat kafam kilo meselesine takıldığı için Pamir'e odaklanamıyordum.
"Pamir, ben kilo mu aldım?" dan diye sorduğumda anlamayarak bakmıştı bana.
"Bilmem, kilo mu aldın?" diyerek sorumu bana geri ilettiğinde, gözlerimi kısmıştım.
"Ne demek bilmem ya, sen hissetmiyor musun kilo almış mıyım yoksa yok?" yine tripli ve alıngan çıkan sesimle, Pamir şaşırmıştı.
"Hayda, yine ne yaptım ki ben?" bıkkın çıkan ses tonuyla istemsiz olarak dolmaya başlayan gözlerime ben bile şaşkındım.
"Sorun da bu yapmadın, kilo alıp almadığımı bile bilmiyorsun, ayrıca ses tonun da bıkkın çıkıyor. Sıkıldın mı sen benden yoksa? Doğruyu söyle ama," burnumu çekerek dediklerimle Pamir havalanan kaşlarıyla bir süre bana bakmış, ardından toparlanarak yanaklarımı kavramıştı.
"Güzelim, nereden çıkarıyorsun böyle şeyleri hiç anlamıyorum. Senden sıkılmak mı? Öyle bir şey söz konusu bile olamaz" dediğinde ikna olmamıştım. Nasıl fark etmezdi ya kilo alıp almadığımı?
Benim hâlâ huysuz bakışlar attığımı görmüş olacak ki kocaman of çekmişti.
"Lalin, regl dönemine mi girdin Allah aşkına? Sabahtan beri ne bu tripler böyle?" sabırsızca sorduğu soru bende deprem etkisi yaratmış, şokla donup kalmama neden olmuştu.
Çünkü aniden aklıma yaklaşık iki, belki de üç haftadır reglimde gecikme olduğu gerçeği gelmişti. Üzerine bedenimde başlayan değişimleri de eklersek.
Aman Allah'ım hamile miydim yoksa ben?
Aslında olabilirdim, zira üç aydır Pamir'le artık korunmuyorduk, ve hamile olmam olasılığı yüksekti.
Safir doğduktan sonra, ben Safir büyüyene kadar ikinci bebek istemediğimi belirttiğim için korunmaya başlamıştık, fakat üç ay önce Pamir ikinci bebek istediğini dile getirdiğinde korunmayı durdurmuştuk. Çünkü ben de artık Safir'e kardeş istiyordum.
"Lalin, güzelim ne oldu?" diyerek anlamaz bakışlar atan adama çevirdim hâlâ şokla kocaman açılan irislerimi.
"Pamir..." diyerek duraksadığımda sesimin heyecanlı çıkmasına engel olamamıştım.
"Ne oldu?" ilgili bakışlarla beni süzen kocamda meraklanmıştı.
"Ben yaklaşık üç haftadır regl olmuyorum, bir de böyle değişimler başlamış ya" diyerek tekrar duraksadığımda anlamaz bakışlar atıyordu.
"Ne olmuş ki yani şimdi.." cümlesini tamamlayamadan duraksadığında aniden o da kocaman olmuş gözlerini gözlerime dikmişti.
"Bir dakika, bir dakika...hamile misin yoksa?" diye mutluluk karışımı şaşkınlıkla sorduğunda ne diyeceğimi bilememiştim.
"Bilmiyorum, ama galiba evet" dediğimde aniden beni kucağına alarak etrafında döndürmeye başlayan adamla feleğim şaşmıştı.
"Baba oluyorum, ikinci kez kez hem de" diye sesini yükselttiğinde hâlâ bizi döndürüyordu.
"Dur be adam, Pamir dursana başım döndü" dediğimde anında duraksayarak, beni de indirmiş dengemi sağlamama yardım ettikten sonra yatağa oturmamı sağlamıştı.
"Başın çok mu dönüyor? İyi misin?" telaşla sorduğunda yanaklarımı çoktan kavramıştı elleri. Bense içten içe onu heveslendirdiğim için kendime kızmıştım, ya hamile falan değilsem?
"Sakin olur musun? İyiyim ben, ayrıca daha net bir şey yok kocacığım, lütfen şimdiden bu kadar sevinme, olumsuz olursa üzülmeni istemiyorum" dediğimde dudaklarımı karşımda dizleri üzerine çöken adamın alnına bastırmıştım. Gerçekten de eğer hamile değilsem, boşuna heves yapmasını istemiyordum.
"İçime doğdu hamilesin bence" diyen adama gözlerimi devirmek istesem de, o kadar tatlı gözüküyordu yapamıyordum.
"Kalk hadi hastaneye gidelim" diyerek ayağa kalktığında şaşkına dönerek kolundan yapışmış, onu durdurmuştum.
"Hayatım, lütfen sakin olur musun? Önce ben yarın bir test yapayım, pozitif olursa gideriz doktora. Ayrıca test yapmasam bile gece gece gitmeye gerek yok ki." dediğimde tam ağzını açarak itiraz edeceğini anladığım için elimi ağzıma kapatarak esneme numarası yapmıştım.
"Hem benim çok uykum var, uyuyalım lütfen" dediğimde kıyamayacağını çok iyi biliyordum. Ayrıca gerçekten de uykum vardı.
Dediğim gibi de olmuştu zaten.
"Tamam canımın içi, uyuyalım, yarın test yaparsın artık, sonra da hastaneye gideriz " dediğinde kesin hamileymişim gibi konuşması gözümden kaçmamıştı. Tamam olma olasılığım çok yüksekti, ama olmama olasılığımda vardı tabii ki.
"Evet kocam benim, aynen öyle yaparız. Şimdi uyuyalım lütfen" dediğimde yatağa uzanan adam beni de göğsüne çekmiş, sımsıkı sarılmayı da ihmal etmemişti.
"İyi geceler" diye mırıldandığımda dudaklarımı yanağına bastırmış, ardından ona daha çok sokulmuştum.
"İyi geceler meleğim" diyen adamsa tepeme öpücük bırakmayı ihmal etmemişti.
♡♡♡♡♡
Saçlarımda, yüzümde fütursuzca dolanan ellerin varlığını hissetmemle yavaş yavaş uykudan uyanıyordum.
"Lalin, hadi güzelim kalk" tanıdık olan ses kulaklarıma dolduğunda yüzümü buruşturmuştum. Bugün pazardı, neden beni uyandırıyordu ki bu adam?
"Hadi ama güzelim, kalk artık" diye yineleyen adamla huysuzca gözlerimi açmıştım.
"Ne oldu sevgilim?" dediğimde hâlâ uyku mahmurluğum sürüyordu. O ise gözlerini kaçırarak cevap vermediğinde bir şey olduğunu anlayarak yatakta oturur pozisyona geçmiştim. Komodine taraf dönerek saate baktığımda henüz yedi buçuk olduğunu görmemle kaşlarım çatılmıştı. Bu kadar erken neden uyandırmıştı ki beni? Çocuklarda en tez dokuz buçuk gibi uyanacaklar.
"Allah aşkına daha sekiz bile değil, neden uyandırdın beni?" uykum geliyordu, ve tüm hafta ev, ofiste iş, çocuklar derken bir tek hafta sonu rahat uyuyabiliyordum.
"Bunun için" diyerek kendi tarafında olan komodinin üzerinden aldığı şeyi yatağın üzerine bıraktığında şaşkınlıktan kaşlarım havalanmıştı. Çünkü bıraktığı beyaz çubuk hamilelik testinden başka bir şey değildi, Sabahın köründe gidip almış olamazdı değil mi?
"Sen ne ara uyandın da gidip bunu aldın?" şaşkınlığım sürerken testten zar zor ayırdığım bakışlarımı kocam olacak koca bebeğe çevirdim.
"Hiç uyuyamadım ki heyecandan, inan eczaneye bile nasıl gittiğimi hatırlamıyorum" dediğinde başımı olumsuz anlamda iki yana sallamıştım.
"Delisin sen, cidden delisin" inanamaz gibi testi kavradığımda Pamir bana yakınlaşarak dudaklarıma küçük bir öpücük kondurmuştu.
"Evet, senin delinim, sana deli oluyorum" dediğinde tüm şaşkınlığım ve huysuzluğum gitmiş, gülümsememe engel olamamıştım.
"Hadi ama güzelim, yap şu testi" sabırsızca yakarışları ile kahkaha atmamak için zor tutuyordum kendimi.
"Beni uykumdan uyandırdığın için yapmıyorum testi, çok istiyorsan git sen yap" diyerek yandan bir bakış fırlattığımda ciddi olduğumu sanmış olacak ki gözlerini inanamazcasına açmış, kaşlarıyla yukarıya doğru uçmuştu bile.
Dayanamayıp kahkahamı serbest bıraktığımda ben gülüyor, o ise çatılı kaşlarının altından huysuzca bana bakıyordu.
"Alacağın olsun karıcığım, ben burada heyecandan öleyim, sen benimle dalga geç" küskün çıkan ses tonuyla şaşırma sırası bana geçmişti, hayır ya küsmezdi değil mi? Sadece şaka yapmak istemiştim.
"Pamir, sadece şaka yapmak istemiştim ama" dizlerimin üzerinde ona doğru ilerleyerek yanaklarını kavradığımda benden başka her yere bakıyordum.
"Çok kırdın beni, çok. Resmen hislerimle oynadın" dediğinde sanki mümkünmüş gibi daha da şaşırmıştım. Öyle mi olmuştu gerçekten? Ama benim amacım o değildi ki.
"Kocacığım bak vallahi ben de heyecanlıyım ve hemen yapmak istiyorum. Sadece şaka yapmak istemiştim" dudaklarımı bükerek, üzgün çıkan sesimle konuştuğumda bakışları beni bulmuş, büzüşen dudaklarıma kısa bir öpücük kondurduktan sonra bana bakarak gülümsemişti.
"Asıl şaka gördün mü nasıl yapılır?" diyerek gülmeye başladığında aklıma gelen şeyle gözlerimi kısmıştım. Tabii ki o da şaka yapmıştı. Ayrıca çok kırıldım, hislerimle oynadın falan hiç onun tarzı değildi ki...
"Gıcıksın biliyor musun? Tam bir gıcık. Bir şaka yapmağa da izin verme" diyerek ters ters ona baktığımda o hâlâ gülüyordu, dayanamayarak bende güldüğümde testi yatağın üzerinden almış, elimi kavrayarak avuç içime bırakmıştı.
"Artık yapsan şunu, bak kalp krizinden gideceğim öbür tarafa" alayla dedikleriyle başımı sallayarak testi kavramıştım.
"Gidemezsin öbür tarafa falan, bir zahmet burada bekle geliyorum" diyerek yanağına bir öpücük kondurmuş, testi elinden alarak banyoya geçmiştim...
Banyoya geçtiğimde ilk önce el yüzümü yıkamış, ardından testi uygulamaya başlamıştım...
İşlerim bittiğindeyse en zor kısım gelmişti. Beklemek...
İçimden dualar etmekten başka elimden bir şey gelmiyordu.
Pamir bu kadar heveslenmişken, ona olumsuz cevap vermek istemiyordum ki ben.
Aslında ben kendimde çok istiyorum ya bir bebeğimizin daha olmasını...
Beş bilemedin on dakika kadar banyoda volta atarak beklemenin ardından banyo rafının üzerine koyduğum testi elime almış, korka korka bakışlarımı teste çevirdiğimde gördüğüm görüntüyle kocaman gülümsemiş, çığlık atmamak için zor durdurmuştum kendimi.
Test çift pembe çizgi gösteriyordu, ben hamileydim.
O güzel duyguları, en önemlisi de anneliği ikinci kez tadacaktım.
Ailemiz büyüyecek, yepyeni bir birey daha gelecekti ailemize.
Allah'ım bu ne güzel mutluluktu böyle, çok şükürler olsun.
Yüzümde oluşan gülümsememi silmeden banyodan dışarı çıktığımda, odada volta atan kocam anında duraksayarak bana bakmıştı.
Kocaman gülümseyerek başımı olumlu anlamda salladığımda iki büyük adımda yanıma yaklaşarak büyük bir hevesle gözlerime bakmaya başlamıştı.
"Hamileyim kocacığım, bir bebeğimiz daha olacak." gülümseyerek dediklerimle anında belimde kavuşan kolları beni sımsıkı sarmalamıştı. Ayaklarımı yerden keserek bizi bir tur etrafında döndürdüğünde sevinçten ikimizde kahkaha atıyorduk.
"Allah'ım sana şükürler olsun, ikinci kez baba oluyorum, baba..." diyerek yüksek sesle bağıran Pamir'in hallerine gülerek, tekrar ona sarıldığımda, o da gülerek burnunu boynuma gömmüştü. Onun huzurlu kokusu ve aldığımız haberin mutluluğuysa huzurla dolup taşmama sebep oluyordu...
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡
🦋
••••••
Çok özlemişim gerçekten, Umarım keyif alarak okuduğunuz bir bölüm olur.
27.12.2020
Son olarak kısa bir açıklama yapmak istiyorum.
Eğer sağlık olursa şuan devam eden kurgum bittiğinde, Fatih ve Safir karakterlerinin hayatlarını anlatacak ikinci bir kurguyu yazmak istiyorum ki, o kurgu bol sürprizli olacak.
Fikrim netleştiğinde tekrar duyuru yapacağım 😇
Sağlıcakla kalın canlarım🥰
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.95k Okunma |
585 Oy |
0 Takip |
40 Bölümlü Kitap |