11. Bölüm

11. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

11. BÖLÜM: DAVET

 

🐤GÜÇLÜ KAŞARLAR MUTLU BEKARLAR GRUBU🐤

 

(' Ayça' kişisi tarafından eklendiniz)

 

(Berfe Yengem ve Dilan kişisi

'Ayça' kişisi tarafından eklendi)

 

Siz: Ayça kafan yerinde mi?

 

Berfe yengem: bence değil çünkü aynı evin içinde ve aynı odadayken grup mu olur?

 

Dilan : Bu grubun ismi neden böyle?

 

Ayça : Öncelikle canım kuzenim, kafam gayet yerinde.

İkinci olarak yengecim odada sıkıcı bir konuşma varken neden yazışmayalım? Hatta neden bizim grubumuz yok?

Son olarak bu grubun ismi gayet de güzel bence.

 

Berfe yengem: Ayça biz kaşarmıyız? Hem ben bekar mıyım?!

 

Siz: Ben kaşar değilim.

 

Dilan: Bende

 

Ayça: Ben lorum.

 

Siz: ne?

 

Ayça: ya sabır ya selamet! Aq takmayın bu kadar ya. Tamam grubun adını ' Lor peynirler mutlu bekarlar ' olarak hayal et.

 

Berfe yengem: ama ben hâlâ bekar değilim...

 

Dilan : Ben besbekarım.

 

Ayça: Hazır Zerda'ya bulmuşken sana da ayarlayalım bir tane.

 

Dilan : aman aman istemez.

 

Ayça. : ne güzel olur işte hadi da.

 

Dilan : lan! Bana sarmayın ben halimden memnunum.

 

Berfe yengem: Ayça çok konuşma sen. Sanki senin var. Sana bulalım bir tane.

 

Siz: Harbiden. Sana da bulalım bir tane

 

 

Ayça: Sana DA derken? Ooo demek ki Ömer ağayı kabullanmişsin.

 

Siz: Yok hâlâ sindirme aşamasındayım.

 

Ayça: Sen sindir sindir. Ben yeğenlerimin adını bile buldum.

 

Siz:Abimin çocuklarının mı?

 

Ayça: yoo. Seninle Ömer ağanın bebelerinin.

 

Siz: Ayça kaç

 

Ayça: neden?

 

Siz: ondan geriye

doğru sayıyorum. Son şansın.

 

Ayça: ne oluyor be?

 

Berfe yengem: Ayça salak oldun iyice. Kaç diyor çünkü seni yiyecek.

 

Dilan : kız yanımda titreşime girdi.

 

Siz: ben titretcem onu

 

(Ayça çevrimdışı)

 

( Berfe yengem çevrimdışı)

 

(Dilan çevrimdışı)

 

Ayça tuvalet bahanesiyle bana bakmadan odadan sıvıştı. Bu akşam davet yapacaktık ve evde kazanlar kaynarken bizde beş dakika ailecek kahve içmek istemiştik. Gel gör ki gece söylediğim şeylere pişman eden kuzenim Ayça her zaman laf sokuyordu.

 

Bu akşam o da gelir bakışırsınız.

 

Zaten anlamıştım sana olan bakışlarından.

 

Çok yakışıyorsunuz zaten

 

Ayy Zerda Ömer ağaok kaslı düşünsene-

 

Falanda filan işte. Hızla onu yakalamak için koştum ama o içeri girip kapısını kilitledi.

 

" Sen sanki oradan çıkmayacaksın. "

 

" Yoo çıkmam ki. "

 

" Görecez "

 

Aşağıdan Berfe yengemin çağırması ile aşağı indim. Berfe yengem ve Asaf yan yana aşağı inen beni bekliyorlardı.

 

" Efendim yenge? "

 

" Zerda evde ki kazanları Sevda teyzelelere vermiştik düğün için. Evde kazan kalmadı. Ben Sevda teyze ile konuştum kazanları almaya gidebilirsiniz. Asaf ile gidin gelin beş dakika. "

 

" Yenge o kadar koruma-"

 

" Kız korumaların anlayacağı işmi. Hem Sevda Teyze benim için bir poşet mi ne hazırlamış. Ben korumalara emanet edememem onu. "

 

Asaf elinde telefon ile sırtını duvara yaslamış oynuyordu.

 

" İyi bekleyin beş dakika hırkamı alıp geliyorum. "

 

Ben odama çıkıp siyah ceketimi aldım ve siyah yazlık elbisemin üzerine geçirdim. Telefonumu alıp aşağı inerken içimde tatlı ama garip bir heyecan vardı.

Ömer'in beni sevmiş olduğunu bilerek gidiyordum oraya ve bu durum beni geriyordu.

 

Ne düşüneceğimi bilmiyordum. Bunu ona sormayacak ve söylemeyecektim.

Sorsam bile alacağım cevap beni korkutuyordu. Baran da mesela beni çok seviyordu ama neler yapmıştı.

 

Baran ile Ömer'i asla kıyaslamazdım ama içinde minicik de olsa bir şüphe vardı. Ömer'in sevgisinden şüphe len nezdimizde çünkü küçüklüğümden beri benı seviyormuş. Doğum günümü bir unutmamış...

 

Asaf ile birlikte arabaya binip Şanlı Konağına yol alırken aramızda güzel bir sohbet vardı.

 

" Yengen beni öldürüyor Zerda.

 

" Aa neden? Selvi yengem öyle değildi."

 

Selvi yengem Asaf abimin annesiydi.

Amcamın karısı.

 

" Nereya öyle değildi? Selvi yengen had Trabzonlu. Laz damarı var onda.

Kadın bana her gün kız fotorafı gösteriyor. Evlen de evlen, evlen de evlen... Yeter da. "

 

Yakınmasıyla güldüm.

 

" Yokmu kalbinde birisi. "

 

Hiç vakit kaybetmeden " Yok " Dedi.

 

" Neden? "

 

" Bak ben aşka inanırım. Sevgiye de.

Ama kendim bulmak istiyorum. Bulamıyorum da. Kaç yaşına geldim hâlâ bekarım. Galiba evlenemeyeceğim. "

 

" Eğer kalbi temiz iyi niyetli bir kız bulursan, sana talip çıkarsa ama sen ona aşık değilsen evlenir misin? "

 

Yola bakıyordu ama yanıtladı.

 

" Evlenirim. Herşey aşkta sevgide değildir Zerda. Aşık olmasan bile çocuklarının annesinin/ babasının iyi niyetli bir insan olmasını istersin. Mesela bir kadın düşün; ona körkütük aşıksın, deliler gibi... Ama iyi kalpli değil. Kötü düşüncelere sahip. Onunla evlendiğin zaman değil çocuk yapmak bir ailede bir geçinemezsim. Aşk karın doyurmadığı gibi bazen tek başına yetmiyor da. "

 

Ne kadar da doğru konuşmuştu. Gerçekten aşk tek başına ayakta tutamazdı. Saygı ve sadakat da önemliydi.

 

Şanlı Konağına vardığımızda aşağı indik. Kapıda bizi Ceyda karşıladı. Üniversite de kardeş gibi olduğum kızla şuan o kadar samimi değildik. Araya zaman girmiş mesafeler oluşmuştu.

 

" Hoşgeldiniz annem avluda " Diyerek bana sarıldı ve Asafa bir baş hareketi yaparak koluma girdi. Biz önde Asaf arkamızda avluya girdik. Sevda Hanım şehirlerde oturuyordu.

 

Sevda Hanım ayağa kalktı ve yanıma gelerek bana sarıldı.

 

" İkiz bebek haberi beni de çok mutlu etti. Sanki ben babanne oluyormuşum gibi hissettim. Birer kahve içelim mi? "

 

Ona gülümseyerek karşılık verdim ve " Akşama yemeklerin yetişmesi lazım Sevda Han-"diyordum ki benim sözümü kesti.

" Teyze veya anne de lütfen. "

 

Gülümsedim ve " Dediğim gibi akşama yetişmesi lazım Sevda Teyze. Biz kazanları alıp gitsek iyi olur. " Dedim. Sevda Teyze arkamda ki Asaf'a baktı. " Sende hoşgeldin oğlum.

Annen nasıl. Selviciğim ile de güzel anlaşırdık. "

 

Asaf şaşırmamaya çalışarak " Annem de iyi Selvi Teyze. Bana sizden hiç bahsetmemişti ama yakında gelecek o zaman anlatır olup biteni. " Dedi.

Sevda Hanım neşeyle " Çok güzel! Demek o da gelecek. Hep bir arada olacağız yeniden. "Dedi. Biz birlikte gülüşürken Hazar ve Ömer indi aşağıya.

 

Ömer ile direkt göz göze gelirken bana göre kırptı. İçin kıpır kıpır olurken ona gülümsedim.

 

Asaf ile erkekçe tokalaşırken nihayet kazanların olduğu yeri gösterdiler. Korumalar arabaya yerleştirirkrn Esra indi aşağıya. Hazar ağanın gözleri direkt karısını bulurken

" Niye ayağa kalktın Esra, dinkenseydin. " Dedi. Esra gülümseyerek elinde ki poşeti bana uzattı. Anlamaz bakışlarımı görünce

" Biraz rahatsızım da ondan diyor. Hoşgeldin bu arada bir kahve içseydik? "Dedi.

 

" Çok isterim ama şimdi gitmem lazım. Başka zaman sözüm olsun. "

 

" O zaman haftaya bir gün kararlaştıralım birlikte alışverişe çıkalım. Kahve de içeriz. " Diye bir teklif sunduğunda " Annemlere bir sorayım sözleşiriz " Dedim. Bana numarasını verirken onu bir kere çaldırdım ve arabaya doğru yürüdüm. Elimde ki ne olduğunu bilmediğim poşeti arka koltuğa atarken Asafın yanına bindim.

Ömer ile camdan göz göze gelirken anlamlı bakışlarının nedenini artık bildiğim için utanarak önüme döndüm.

 

Araba bu sefer bizim konağa giderken bu sefer ikimiz de sessizdik.

 

🥀🥀🥀

 

Son kontrolleri yapmak için kazanların kapaklarını açtım.

Et kavurması, tamam.

Pilav, tamam.

Keşkek, tamam.

Etli taze fasulye, tamam.

Yaprak sarmaları, tamam.

Rojin ve Fadime abla da salatayı karıştırıyordu. Herşey tamamdı.

Korumalar de içecekleri kolilerle mutfağa taşırken masalar da hazırdı. Bizim kızlar üzerlerini değiştirmek için çıkmıştı. Ben son kontrolleri yaptıktan sonra çıkacaktım. Keşkek ve taze fasulyeyi ben yapmıştım. Lezzetinden emindim.

 

Odama çıkıp yemek kokularından arınmak için bir duş aldım. Duştan çıktıktan sonra üstümü giyinmeden saçlarımı kuruttum ve maşa ile şekil verdim. Gözlerime sürme çekip maskara sürdüm. Kahverengi harflerim daha da belli olurken göz altlarıma hafif kapatıcı sürdüm. Biraz renk kattıktan sonra dudağıma hafif bir kalem sürdüm.

 

Kıyafet olarak koyu mavi yöresel bir fistan tercih etmiştim. Birkaç tane altın takıştırdım. Bir yazma alıp saçlarıma sabitledim. Abimin geçen gün hediye ettiği parfümden de bir iki fıs sıktıktan sonra hazırdım. Odamı toparlayarak telefonu aldım ve davet nedeniyle ne olur ne olmaz diye kapıyı kilitledim. Misafirler yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Odalarımız üçüncü katta olduğu için aşağıyı net bir şekilde görebiliyordum. Ve tabii Siirt manzarasını da...

Güneş ufuktan hafif batmaya başlamıştı. Bu manzaraya daha fazla bakmak istesem de aşağı inmem gerekti.

 

Aşağıya indiğimde ilk önce kadınların oturduğu odaya girdim. Birkaç aşiretin hanımları vardı.

" Hoşgelmişsiniz hanımlar. " Dediğimde saygıyla başlarını eğdiler

" Hoşbulduk hanımım " Dediler.

Şaşırsam da bozuntuya vermedim.

 

Dediğim gibi Siirt'te bir sürü aşiret vardı ama üçü diğerlerinden her zaman üstündü.

Şanlı aşireti hepsinden üstün,

Beyoğlu aşireti diğerlerinden,

Ve Asrın aşireti de iki aşiret hariç öbürlerinden üstündü.

Herkes saygı göstermek zorundaydı ama böyle Hanımağa olmayan bir ağa kızına buralarda hemen saygı gösterilmezdi.

 

Ve ben bunu başarmıştım.

 

Kapıda bekleyen annemlerin yanına gittim. O sırada içeriye Sevda Teyzeler girdi. En önde o vardı. Anneme tebriklerini ilettikten sonra Rojin'in yönlendirmesi ile üst kata çıktılar. Ömer yanımdan geçerken bir ara duraksayıp gözlerimin ta içine baktı ama birşey demedi.

 

Tek tek misafirler içeri girerken konak dolup taşmıştı. Gelmeyen tek aşiret Beyoğlu aşiretiydi onun da nedeni belliydi. Baran hâlâ yığun bakımdaydı ve onu oraya ben sokmuştum. Kadınlar bu gece bana bakıp bakıp konuşuyordu ama amaçları beni ayaklar altına almak değildi. Hayranlıklarını dile getiriyorlardı.

 

Korumalardan birkaçı içeri girip erkeklere servis için alimlere yardım ettiler. Ömer ve Hazar ağa da yardım ediyordu onlara. Birkaç defa Ömer'e tepsiyle yemek vermiş ve her defasında elime dokunarak, gülümseyerek almıştı.

 

Yemeklerini yedikten sonra ocaklara demlikler dolusu çay konuldu.

 

Annem kadınların arasında oturuyor ve onlarla ilgileniyordu. Bizde yengemi yorma maya çalışarak bulaşıkları makineye diziyorduk ama makineye hepsi sığmamıştı elbette.

Ellerimizle yıkamak zorunda kalmıştık.

 

Ayça, " Ömer Ağa kapıda seni istiyor " Dedi. Afalladım.

 

" Neden? "

 

Ayça imayla gülerek " Ne bileyim ben sen daha iyi bilirsin. " Dedi.

Kapıya baktığımda onu göremedim.

" E hani nerede? "

 

Ayça kahkaha atarak kafama vurdu.

 

" Salak mutfak kapısında olacak işi yok kadınların içinde herhalde. Ya sabır. Konak kapısında. " Diyerek beni iteledi. Kızlar çay servisi yapmaya başlarken ben utana sıkıla konak kapısına gittim. Herkes üst katta olduğu için avluda sadece oynayan bir iki çocuk vardı.

Kapıdan dışarı çıktığım zaman arabaların arka tarafında duvara yaslanmış onu gördüm. Beni görünce duvardan sırtını ayırdı.

 

" Zerda.. "

 

" Ömer? "

 

Ömer bana yaklaşırken bir elini ensesine attı ağzının içinde birşeyler geveledi. Ama ben ondan daha gergindim.

 

" Beni neden çağırdın? "

 

" Şey... "

 

Ona sorarca baktım ama o ne diyeceğini bilemedi.

 

" Ben şeyi sormak için çağırmıştım. Şeyi.. "

 

" Neyi? "

 

" Şeyi işte. "

 

" Neyi işte? "

 

" Ya işte yarın benimle çiftliğe at binmeye gelir misin diye soracaktım."

Diye ağzında ki baklayı döktükten sonra gözlerimin içine bakabildim.

Evet dersem umut vermiş olurdum, hayır dersen kırmış olurdum.

 

Ve ben onu kırmak hiç istemedim.

 

" Olur. Gidelim. "

 

 

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

BÖLÜM SONU

 

Bölümü nasıl buldunuz. Satır arası yorumlar yapın lütfen.

 

 

 

 

Bölüm : 15.02.2025 17:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...