
Başka havalar getir bana.
İçinde biraz bahar olsun,
Biraz da sen..
~ Turgut Uyar
🌱🌱🌱
Çeşit çeşit yemeklere donatılmış sofraya baktı Zerda. Uzun zaman sonra yenecek güzel bir aile yemeği olacaktı. Bir kişi eksik olacaktı ama...
Zerda içinde ki burukluğu gizleyerek annesinin beline kolunu doladı.
" Yine hünerlerimizi göstermişiz sultanım. Asrın hanımlarına da bu yakışırdı zaten. " Dedi Zerda. Hanife Hanım gülerek kızına sıkıca sarıldı.
" Yayla evinden sırf senin için, abin ve yengen için döndüm biliyorsun kızım. Artık senin de mürüvetini görünce gerçekten gitmek isterim. " Dedi.
Zerda hüzünle onun ellerinden tuttu. Odada yalnızca ikisi vardı zaten.
" Sırf babamla yaptığınız hayali gerçekleştirmek için mi istiyorsun bunu? " Dedi.
Hanife Hanım güldü. Buruklula, hüzünle..
" En başta o var ama ben yoruldum kızım. Konakta yaşamak keyifli sanırlar ama derdi büyüktür. Artık bir aşireti sırtlanmak istemiyorum. "
" Tek başına o dağ başında kalmanı istemiyorum anne. " Dedi Zerda haklı olarak. Neticede Hanife Hanım yaşlı bir kadındı.
Hanife Hanım gülerek kızının omzuna vurdu. " Neden sizi evlendirdikten sonra gitmek isterim sanırsın? Sevda Hanım ve Asiye yengenle anlaştık zaten. Onlar da gelecek benimle, meydanı size bırakmak daha makul geldi. "
Zerda kahkaha atarak güldü. Hanife Hanım susmadı ama " Bunca zaman ya sizinle ya da kocalarımızla uğraşıp durduk. Ne kafa dinleyebildik ne de adam gibi huzur bulup vakit geçirdik. Ayağımızın biri daha çukura gitmeden kız kıza vakit geçirmek farz oldu. " Dedi.
Zerda annesine sıkı sıkı sarıldı. Birşey söylemedi. Annesini böyle görmek onu çok mutlu etmişti.
O sırada odaya Azat girdi. Annesi ve kız kardeşini sarılırken görünce cık cıkladı.
" Ayıptır günahtır! Bir canınız da buraya ha! " Diyerek ikisine birden sarıldı.
🌱🌱🌱
En önde Sevda Hanım, onun ardında Hazar Ağa ve eşi Esra içeri girdi.
" Hoşgelmişseniz! " Dedi Hanife Hanım samimi bir hoşgeldin faslı ile.
Herkes sırasıyla birbirine sarılırken onların arkasından Ceyda ve Ömer girdi. Ceyda hemen kankasına sarılıp sırasını Ömer'e devretmişti. Ömer'de insan içinde sarılamayacağı için elinde ki minik gül buketini ona uzattı.
" Teşekkür ederim " Dedi Zerda ona süzülürken. Ömer ona göz kırparak,
" Sen daha iyilerine layıksın gülüm. " Dedi kısık bir sesle.
Asaf yalandan öksürerek onları böldü. Ömer kendine gelirken elinde ki minik papatya buketlerini sırasıyla Berfe'ye, Ayça'ya, Dilan'a, Hanife ve Asiye Hanım'a uzatmıştı.
O ince davranışını yapıp içeri geçerken Ayça, " Eniştemiz çok ince düşünceli birisi. Kız istemeye gelir gibi gelmiş maşallah. "Demişti.
Zerda gülerken Dilan, '' Belki de istemeye gelmişlerdir. " Dedi.
" Hani biz zaten nişanlıyız ya gülüm. " Dedi Zerda parmağını kaldırarak. Kızlar onlara gülerken misafirlere ayıp olmasın diye çok oyalanmadılar. Herkes hemen yemek masasına oturdu.
Keyifli bir akşam yemeğinin ardından şark odasına geçilmiş ve çaylar servis edilmişti. İlk başlarda sıcak bir sohbetti lakin vakit geçtikçe ortalık gerilmişti. Bu gerginliğin sebebi ise o adamı kim olduğunun, neden böyle yaptığının açıkça kanıtı olacaktı. Ömer herşeyi açıklayacaktı.
En gergin insan kesinlikle Zerda'ydı.
Her anlamda gergindi ama Ömer'in acayip şekilde soğukkanlı olması onu hayli hayli germişti.
" Bence artık bu gerginliğe son vermenin zamanı geldi.. " Dedi Ömer. Herkes bu anı bekliyormuş gibi sessizliğe büründü.
" Başla oğlum. " Dedi Hanife Hanım.
Ömer yerinde dikleşerek Hanife Hanım'a baktı.
" Başlamadan önce size bir soru soracağım. Cevabını zaten biliyorum ama birde sizden duymak isterim... " Dedi.
" Tabi oğlum sor. "
" Zerda zaten benim kertmem iken neden Baran ile evlendirdin? "
Herkes şaşkınlıkla Ömer'e bakarken,
" Bu iş o gavur ile mi alâkalı yoksa? " Dedi Asiye Hanım köşeden.
" Hayır. Nedenini sonra açıklayacağım. "
Hanife Hanım ifadesini hiç bozmadan onu yanıtladı. Ona göre normal bir soruyu.
" Erdem Beyim yanıma gelip Zerda için bir görücüsü olduğunu söyleyince şok oldum. Rahmetli babana sözü vardı onun ve o sözünü asla çiğnemezdi.Nedenini sorguladım ama katiyen cevap alamadım. Sonra Baran hayatımıza girip gözümüzü yalandan bir boyayla boyadı. Bende Erdem Beyimin bir yerde haklı olduğuna karar verdim. Sırf onun için bacım gibi bildiğim Sevda'yla da burun buruna geldik. " Dedi Hanife Hanım.
Ömer, onun hiçbir şeyden haberi olmadığını anlayınca gülümsedi.
" Anlıyorum. Anlaşılan Erdem Bey bunu size yansıtmak istememiş.. "
" Neyi? " Dedi Azat ve Zerda aynı anda.
Ömer cebinden bir mektup çıkartarak, " Babam vefat etmeden iki gün önce evimize Erdem Amca'nın bir koruması gelmiş ve babama bu mektubu vermiş. Şimdi size bu mektubu okuyacağım. " Dedi.
Herkes can kulağıyla dinlerken Ömer mektubu açtı ve okumaya başladı. Kulaklarda yankılanan sözler ise savurucuydu.
" Sevgili gardaşım Rıza
Seninle küçüklükten beri tanışırız bilirsin, beni tanınırsın. Birbirimize sözler verdik ama bir sözü tutamayacağım. Zerda ve Ömer kertme olduğu halde Zerda'yı başka bir adamla evlendireceğim. Şimdi bundan önce sorarsın sen; bu adam neden yüz yüze konuşmuyor diye.. Yüzüm yok ama kesin olan cevap şu ki takip ediliyorum.
Ailem tehdit altında.. Zemheri diye bir adam. Kızıma göz dikmiş. Takıntılı. Ömer ile evlendirirsen işini bitiririm diyor. Beni tehdit etti ve Baran Beyoğlu ile kızımı evlendirmeye ikna etti. Mecburum. Senin yapacağın hiçbirşey yok çünkü o adamı ben bile yüz yüze görmedim. Neden kızımı kendine istemiyor, Baran'dan ne çıkarı var bilmiyorum ama bir gerçek de şu ki Baran Beyoğlu'na haberim olmadan tam 13 Milyon borçlanmışım. Öderim sıkıntı yok ama bu borç nasıl oldu inan haberim yok. Bu adamdan korkmamın tek sebebi onu görmediğim halde her yerde olması. Şirketin maliyesine sızmış, odamdan dinleme cihazı çıktı, korumalara bile güvenemiyorum.
Özür dilerim Gardaşım. Sana verdiğim sözü tutamadım. Senin yapacağın tek şey kimseye söylememen ve bana hakkını helal etmen. Seninle yüz yüze geldiğimizde bana sinirli gibi davranman. Onu inandırmamız lazım. Ama bana sinirli olma Gardaşım.
Zemheri denen herifin yalnızca sesini duydum ama bu bana yetti. Ailemi seviyorum ve onları kaybedemem. "
Mektup sonlandığında herkes beyninden vurulmuş gibiydi. Baştan beri Zemheri denen bir adamın planını mı yaşıyorlardı?
" Şaka mı bu? " Dedi Ayça.
" Tüm bu olanlar o adamın planları yüzünden mi yani? " Dedi Zerda. O adam ona acılar çektirmiş, yetmemiş Baran'ı ona eş yaparak ömrünü çalmıştı.
Ömer ve Zerda göz göze geldiler. Zerda'nın gözleri dolarken Ömer onun gözyaşlarını silmemek için kendini zor tuttu.
" Babam senelerce bu yükle mi yaşamış yani? '' dedi Azat. Boğazına bir yumru oturmuştu, zor konuşuyordu. Babaydı Erdem Bey. Ne kadar acımasız ve sert görünse de içi pamuk gibiydi. Ailesi için tüm yüklerin altına girmişti.
Hanife Hanım'ın kalbine sancı girerken Dilan hemen onu kalp ilacını getirdi ve içirdi. Sevda Hanım ona destek olurken de oda sessizdi. Acı yaşanıyordu, şok devasaydı ama herşey sessizdi.
" Kim ula bu adam? Kim? "
Asaf sinirle bir elini duvara geçirirken Ömer uzatmadan " Zemheri, gerçek adıyla Ferzan Kara. " Dedi. Odada bu sefer bomba etkisi oluşurken gözler büyümüştü. Çünkü Ferzan Kara Urfalı bir aşiret ağası, iki çocuk babasıydı. Uyuşan tek nokta ise o adamı ve çocuklarını uzun zamandır kimse görmemiş olmasıydı.
" Ferzan Kara iki çocuğunu ve eşini kaybettiğinde Siirt'te ydi. O yas ile ölen Eşine çok benzeyen Zerda'yı gördü ve takıntı haline getirdi. Seneler boyunca onu takip etti ve izledi. Her hareketini... " Ömer ellerini sıkarak anlatmaya devam etti. Kendini zorladı.
" Zerda'nın benimle kertme olduğunu duyunca ise çıldırdı. Çünkü ben fark etmesem de o adam iş konusunda benim rakibimdi ve bana bilenmişti. Kafasında bir plan kurdu ve direkt olarak Zerda'nın karşısına çıkmaktan korkarak Baran itini devreye soktu. Baran ve Ferzan çok iyi arkadaştı ve Ferzan kendi sevdiği kadını sırf bana vermemek için en yakın arkadaşına sevdirdi. Planı şu şekildeydi, Zerda Baran'ın olunca Ferzan da kolay yoldan Zerda'yı alacaktı. Tabi planı yolunda gitmedi. "
Azat ona bakarak devam etti.
" Baran da Zerda'ya takıntılı olmuştu ve Zerda'yı bırakmak istemedi."
" Evet. "
Oda tekrar sessizliğe bürünürken Ömer devam etti.
" Ferzan bir köşede kudururken Baran'ı batırmaya çalıştı. Baran her seferinde o olduğunu anlamadan şirkete yapılan mali saldırıları geri püskürttü. O sırada ise Baran Zerda'yı vurdu. Ferzan ise ister istemez bundan zevk aldı. Farketti ki Zerda'nın acı çekmesinden zevk alıyor, Baran'a birdaha dokunmadı. Çünkü Baran Zerda'ya çok iyi acı çektiriyordu ona göre. Ama yine beklemediği birşey oldu ve Zerda Baran'ı boşadı. Hemde olay yaratacak şekilde. Ferzan kendini ne geri çekti ne ortaya attı, olacakları izledi. Onu ortaya çıkartan şey ise benim Zerda ile beraber olmamdaydı. Zerda'nın benimle mutlu olmasındaydı. "
Zerda öylece dinledi. Sanki kendi hikayesini değil de başka bir hikayeyi dinliyor gibi. Sessiz ama temkinli..
Sonra kafasına dank etti; babasının senelerce baskı altında kaldığı, Peşinde sadece bir takıntılı adam değil de iki tane takıntılı adam olması, o adamlardan hunharca şiddet görmesi ve en önemlisi.. Hayatının bir plan üzerine kurulu olması...
Ağızlar açık dinlenmişti herşey. Dinlemek kolaydı tabi ama oralarda yaşanmışlıklar vardı. Zerda'nın boşa giden iki senesi.. Erdem Bey'in senelerdir gün yüzü görmeden göçüp gitmesi.. Hayatın bir plan üzerine kurulu olması.. Daha nice şey.
Zerda'nın kulakları uğulduyor, gözleri kararıyordu. Herkesten şaşkınlık nidaları yükselirken fısıldaşmalar duydu ama kesik kesikti. Hayır, bayılmayacaktı. Gelen şey sinir krizinin ayak sesleriydi.
Tam önünde duran sehpahanın üzerinde ki demliği devirdi aniden. Kadınlar çığlık atarken Erkekler ileri atılmıştı.
" Yaklaşma! " Dedi Zerda titreyen elini onlara kaldırarak. " Kimse yaklaşmasın bana! "
" Zerda sakin ol. " Dedi Azat. " Sakin ol
K
ardeşim. "
" Ne sakin olması ne! Ne! " Diyerek sehpahayı duvara savurdu.
" Tüm hayatımızın içine sıçmış adam! Ne sakin olması! "
" Zerda gülüm sakin ol. " Ömer ona yavaş yavaş yaklaşıyordu ama Zerda geri geri gidiyordu.
" Hepsi benim yüzümden! Ben olmasan kimse bu derde girmezdi! Neden ben ya neden ben! Neden.. Başka insan mı yoktu? Bende yaşamak, nefes almak istedim.. Çokmu şey istedim?! Bende aşık olmak sevilmek istedim, dayak yemek değil. Küfür yemek değil! Benim yüzümden insanların ölmesi değil! "
Zerda çıldırmış şekilde bulduğu biblo, vazo, sandalye ne varsa duvara fırlatıyordu. Kızlar kapının o tarafta toplanmış ağlayarak onu izliyordu. Yüzlerde tek bir ifade vardı ama.
Çaresizlik...
Ömer Zerda'nın belinden tıttu ve kendine çevirdi, " SAKİN OL! " diye bağırdı. Keza Zerda daha alçak sesle söylense duymazdı. Hazar kardeşinin omzuna iki kez vurdu ve kapıya yürüdü. Hanımlara başıyla dışarıyı işaret etti. Asaf hüzünle bakarak hanımların ve Hazar'ın peşinden odayı terk etti.
Azat ise herkesten fazla çaresizdi belki de. Babası senelerce baskı altında kalmıştı, kardeşi kirli planlara emel olmuş acı çekmişti, babası yine bu dava uğruna ölmüştü ve kardeşi hâlâ durmaksızın acı çekiyordu.
Hiçbirşey yapamamak ailenin direği olan bir erkek için çok zordu. Zamanında Erdem Bey yaşamıştı bunu şimdi de Azat yaşıyordu. Babasını daha net anladı.
Kardeşi ve arkadaşına hüzünle bakarak odadan o da çıktı. Kapıyı nasıl çektiğini hatırlamıyordu bile.
Zerda sanki herkesin çıkmasını bekliyormuş gibi gözyaşlarını serbest bıraktı. Ömer'in göğsüne yumruk atmayı bırakırken aşağıua doğru kaydı. Ömer onunla beraber yere çökerken Zerda Ömer'in yakasından tutmuş alnını göğsüne yaslamış hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Ömer sanki onun tüm acılarını sarabilecekmiş gibi sıkı sıkı sarıldı.
Zerda yaklaşık beş dakika aynı şekilde ağladı en sonunda ise gözleri karararak Ömer'in kollarına bayıldı. Ömer o gece kendine bir söz verdi.
" Birdaha bu kadını ağlatmayacak, üzgün gözlerle bile baktırmayacaksın oğlum. O da her kadın gibi gülmeyi ve eğlenmeyi hak ediyor. Benim Zümrüt gözlüm güzel olan herşeyi hak ediyor. "
🌱🌱🌱🌱🌱🌱🌱
Bölüm bayağı geç oldu ama kusura bakmayın. Bu zaten son bölümlerden bir tanesi. Birdaha ki bölüm fınal.
Kendime zor hakim oluyorum ağlayacağım. 🥺🥺
Off! Neyse birdaha ki bölüm görüşmek üzere. Seviliyorsunuz.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |