
20.BÖLÜM: KANLI DÜĞÜN
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkınla avunurum
Bana seni gerek seni...
~YUNUS EMRE
❄❄❄
1 HAFTA SONRA
ZERDA
Yarın Asaf ve Dilan'ın düğünü vardı. Hepimiz çok heyecanlıydık. Çok mutluyduk. Dilan gerek yok dese de onun tüm eksik ve gediklerini gidermek için çarşıya gelmiştik.
Asaf Trabzon'a gitmek istiyordu. Asiye Hanım onu zorunlu tutmak istemese de istiyordu. Dilan ise burada kalmak istiyordu. Asaf onun üzgün hallerini görünce dayanamamış olsa gerek ki burada Siirt'te kalmaya karar vermişti. Onun için iki gün önce Dilan ile beraber yatak odası takımı seçmeye gitmişlerdi. Takım hemen geldiği için dün akşam görebilmiştik.
Lacivert ve şık bir takımdı. Hoştu.
" Bu aralar çok sık tekme atıyor. " Dedi Berfe yengem. Annem ve Sevda annem içeriden yürürken biz geriden gidiyorduk. Beyoğlulardan kimse gelmemişti Dilan haricinde. Öğrendiğimize göre Dilan'ı iyice dışlamışlardı. Olsundu. Dilan'ın ailesi bizdik zaten.
" Benimde mi öyle olacak şimdi? " Dedi Esra. O da daha belirgin olmayan karnını tutuyordu. Üç aylık olmasına az bir zaman kalmıştı onun da.
" Seninki Berfe yengenin kadar olmaz yenge. Berfe yenge ikiz doğuracak. " Dedi Ceyda da.
" Ay ne biliyon kız, belki Esra abla da ikiz doğurur. " Dedi Ayça. Ceyda inatla gülerek, " Üçüz de doğurabilir, Esra abla ailesinin üçüz çocuklarından. " Dedi.
Ben bu bilgiyi bilmediğim için şaşırmıştım.
" Nerelisin sen Esra? " Dedim.
" İzmirliyim ben. " Dedi. Acaba Hazar abi ile nasıl tanışmışlardı. Çok merak ediyordum hikayelerini.
" Hazar abi ile nasıl tanıştınız?" Dedi benim yerime Dilan.
Esra'nın yüzünde buruk bir gülümseme oluştu. " Ailem İzmir'de bir cafe işletiyordu. Bende okul okuyordum. "
" Aa ne okuyordun? "
" Mimarlık fakültesi üçüncü sınıftım. "
Bu bilgiler ile çok şaşırmıştım. Meğer ne çok ortak yanımız vardı.
" İşte bende cafede çalışmamı yapıyordum. Birkaç arkadaşım da vardı yanımda. o sırada Hazar da bir arkadaşı ile bizim cafeye gelmiş. Bana sırtını dönecekt şekilde oturmuş. Sandalyelerimiz o kadar yakındı ki ben sırtım ağrıdığı için gerinirken sırtım onun sırtına değdi. "
Oha!
" Yaaa ne tatlı! " Dedi Dilan.
Esra abla gülerken devam etti.
" Kafalarımızı da aynı anda birbirimize çevirdiğimiz için alınlarımız birbirne çarptı. Rezillik.
Çok utanmıştım ama bana büyülenmiş gibi bakıyordu. Özür maayetine bana kahve ısmarladı orada. Biraz sohbet falan ettik. O da benim mimarlık okuduğumu duyunca İzmir'de ki İnşaat şirketinde benim için staj ayarladı. Sonra ki günlerde de sürekli kafeye geliyordu. Bana bakıyor ve konuşmaya çalışıyordu.
Bir gün birbirimize numaraları verdik. Öyle başladı işte bizim de aşkımız. "
Gerçekten de kitaplara layık bir hikayesi vardı. Çok hoş bir karşılaşmaydı.
" Hadi gelinlik bakacağız daha. " Dedi annem. Bir gelinlik mağazasına girince Ayça sırıttı ve " Benimde evlenesim geldi " Dedi. Asiye yengem kaşlarını çalarak kızına baktı.
" Ne diysun kız! "
Asiye yengem kızını çok kıskanıyordu. Ayça'nın getireceği damat adayına şimdiden sabır diliyordum.
" Of anne birşey demedim. "
Kadın personel bize gelinlikleri gösterirken Sevda Annem yanıma geldi. Bizim Ömerle düğünümüz de bir iki aya olacaktı.
" Kızım şimdi sırası değil ama beğendiğin hoşuna giden bir gelinlik varsa sana da alalım. Tekrar senin için de geleceğiz ama belki bu sefer beğenirsin. "
Sevda annem çok düşünceli bir insandı. Ama ben kendi gelinliğimi kendim tasarlamak istiyordum.
" Sevda anne bir sakıncası yoksa gelinliğimi ben tasarlamak istiyorum. Hatta çizimim yanımda. " Dedim. Sevda Annenin gözleri ışıldarken kızlar ve annemler de yanımıza gelmişti.
" Bakayım kızım. " Dedi Sevda Annem.
Çantamdan çizimi çıkartıp gösterdiğimde çok beğendiler.
" Bu çok güzel... Bunun içinde bir kuğu gibi olursun sen. " Dedi annem. Şimdiden gözleri dolmaya başlamıştı.
" İstersen verelim diksinler kızım. " Dedi Sevda annem. Ben onaylarken çizimi onlara teslim ettik. Bir ara kadar çoktan hazır olacağını söylediler.
Dilan o sırada kabinden çıktı. Üzerinde bir balık model gelinlik vardı. Yüzünde memnun olmadığını gösteren bir ifade vardı. Balık model istiyordu ama bunun tasarımını beğenmemiş görünüyordu.
Bu sefer başka bir model denedi. Bu daha güzel duruyordu ama yaşını biraz fazla olgun göstermişti.
Üçüncü giydiği gelinlik ise resmen onun için tasarlanmıştı. Düz beyaz bir balık gelinlikti. Straplezdi ama omuzlarından aşağı dökülen inci detayları vardı. Göğüs kısımlarında, gelinliğin çoğu yerinde inci işlemeleri vardı ama mükemmel görünüyordu.
" Çok güzel oldun kızım! Maşallah! " Dedi gelinine Asiye Hanım. Dilan dahil herkesin içine sinince bu gelinlikte karar kıldık.
Kırmızı bir bindallı aldık. Bu akşam aile arasında bir kına yapılacaktı.
Bindallı da harikaydı.
Orada çıkım kıyafet mağazasına girdik. Dilan için çeşit çeşit elbiseler, etekler, gömlekler... Yöresel fistanlar aldık.
Bir iç giyim mağazasına girerken de Dilan hariç herkes gülüyordu. Dilan yok falan dese de onun için çeşit çeşit seksi gecelik takımları aldık.
İşimiz bitince hiç vakit kaybetmeden konağa döndük. Sevda anneler akşam görüşürüz diyerek gitmişlerdi. Saat ikiye gelirken kuaförler gelmişti. Avlu da ise bir koşuşturmaca vardı. Kına bizim avluda olacaktı. Düğün için bir salon tutmuştuk. Dilan birdaha Beyoğlu konağına dönmeyecekti.
Duştan sonra elbiseme uygun bir makyaj ve saç yaptırdım kuaförlere.
Odama çıkıp bu akşama özel elbisemi giydim. Gök mavisi askılı bir saten elbsieydi. Uçuş uçuştu ama dizime kadar yırtmacı vardı. Saçlarım ise salık ve dalgalıydı. Nişanımda bana takılan pırlanta seti taktım. Nişan yüzüğüm ve tektaşım de elimdeydi. Aşağıya indiğimde ise misafirler gelmişti. Dilan'ın da aşağı inmesiyle beraber kına başladı.
❄❄❄
İlerleyen saatlerde damat ve arkadaşları kınayı basmıştı. Asaf'ın elinde bir davul vardı ve güzeller içinden bir seni seçtim çalıyordu. Ömer'le de göz göze gelince bana göz kırptı.
Asaf Dilan'ın yanına geçip oturduğunda kınayı yakmıştık.
Asaf karadenizliydi ve oradan da bir çok akrabası vardı. Horon çalmaya başaldığında Asaf arkadaşlarının yanında gitti.
Ömer'i de aralarında görmem ile kalbim duracak sandım. O kadar güzel horon tepiyorlardı ki...
Ayça hemen abisinin eline girdi ve bir " Uyhaaaa " Diye zılgıt çekti. Ben gülerken Ayça bana gel işareti yaptı. Bende elbette Ayça'nın kuzeni olarak biliyordum. Ömer'in eline girerek horona devam ettik.
Ömer kulağıma, " Çok güzel olmuşsun Zümrüt gözlüm. " Dedi.
" Sende çok yakışıklı olmuşsun kahve gözlüm. " Dedim ona. Bana güldü ve diğer erkeklerle uyarak siz çöktü, kalktı.
" Bu kadar iyi horon tekmeyi nereden öğrendin? " Diye sordum. Bana güldü ve " Daha benim hakkımda bilemediğin o kadar çok şey var ki... " Dedi. Ben diyorsun der gibi ona baktım.
Horon bitip başkası çalarken gece boyu horon, halay karışık çaldı.
Gecenin sonunda ise kendimi yorgunluktan yatağa zor atmıştım.
❄❄❄
Ayna'nın karşısında kendime baktım. Ömer bana gerçekten iyi geliyordu. İyi ki vardı. Onsuz nasıl yapardım ben? Düşünmek bile istemiyordum.
Üzerimde kırmızı bir abiye vardı. Düşük omuzluydu ve işlemeleri vardı. Dizime kadar yırtmacı vardı dünki gibi. Tek fark dünki elbiseyken bu abiyeydi. Bunun kemer detayında ki elbiseye ait kumaşı da yere kadar iniyordu. Saçlarımı yine salık bırakmıştım ama kuaförler dalgalandırmışlar şekiller vermişlerdi. Aşağıdan davul sesleri gelirken son kez parfümümü sıktım be odadan çıktım.
Dilan bizim konaktan çıkacak ve konvoy halinde düğün salonuna gidecektik.
Asaf, Dilanın kolunda aşağı inerken ikisi de mutlu görünüyordu. Keza bizde öyle. Ben Ömer'in arabasına binerken konvoy hareket etti. Silah sesleri korna seslerine karışırken Ömer'in bir eli benim elimin üzerindeydi.
" Sen beni ölüme sürüklersin kadın. Bu ne güzellik. "
Ömer'e bakarak güldüm. Sanki kendisi çirkindi.
" Sende galiba kadınları yolmam için uğraşıyorsun. Bu kadar yakışıklı olmana gerek varmıydı? "
Ömer girdi bir kahkaha atarken araba düğün salonunun önünde durdu.
" İnşallah bir aya bizde evleneceğiz. "Dedi. O bir ayı iple değil de halatla falan çekiyordum.
" İnşallah Ömer'im. İnşallah. "
Salona kol kola girdik. Davetliler masalara yerleşirken annem ve yengem kapıda onları karşılıyorlardı.
Ben Dilan'ın yanına gelin ve damat odasına girdim. Asaf ve Dilan oturuyor, Ayça kimlerin geldiğini sayıyordu.
" Musa dayımlar gelmedi abi, sen onun düğününe gitmiştin." Dedi Ayça. Asafmda kaşlarını çatarak, " Yok canım Musa dayı yapmaz öyle. Gelir benim düğüne. " Diyordu.
Ben gelince bana döndüler.
" Nasıl hissediyorsunuz? Heyecan çok mu? " Dedim. Dilan başını hızla aşağı yukarı sallarken Asaf hayranlıkla onu izliyordu.
" Çok Zerda. Nasıl çıkacağız biz! "
Asaf güldü ve " Bende heyecan falan yok, erkek adam heyecan mı yapar? " Dedi. Biz kızlar olarak ona side eye bakışı atınca yalandan güldü.
" Ne demezsiniz, bakun hele ellerim titreyi. " Dedi yalandan ellerini sallarken. Biz gülerek içeri Berfe yengem girdi.
" Giriş yapacaksınız şimdi. İlk dansı yapmadan önce kızın duvağını çıkar, alnından öp tamam mı Asaf? Duvağını da verirsin birimize " Dedi Yengem. Asaf ona dik dik bakınca
" Uşağum anladun mi dedum! " Diye şivesini kaydırdı yengem.
Asaf gülerek ayağa kalktı.
" Anladım anladım. "
Birlikte kapının önünde beklerlerken biz çıktık. Ben bir kolonun dibinde beklerken Azat abim ile birlikte bir masada oturan Ömer'le buluştu gözlerimiz. İçimde bir sıkıntı vardı. Kalbim sıkışıyordu sanki. Kötüye yormamak gerekirdi.
Işıklar kapandı ve tek ışık gelin ve damadın üzerinde tutuldu.
Taa uzak yollardan çalmaya başlarken onlar ortaya geldiler. Asaf dendiği gibi duvağı çıkardı ve alnından öptü. En yakın onlara ben olduğum için duvağı, gelin çiçeğini elime aldım.
Onlar dans ederken kameraman belli bir açıdan onları çekiyordu.
İkinci dans parçası çalarken Ömer yanıma geldi ve benimle beraber dans etmek istediğini söyledi. Bilseydim onunla asla dans etmezdim.
Son dansımızın böyle olacağını bilmiyordum.
❄❄❄
Zerda ve Ömer, çiftin yanında dans için yerini alırken onların yanına Esra ve Hazar da gelmişti. Azad da Berfe ile dans etmek istemişti ama Berfe'nin de içinde bir sıkıntı vardı. O yüzden karnına ağrı girmişti.
" Azad sonra edelim, karnıma ağrı girdi. " Dedi Berfe. Azad telaş yaparken " Hastaneye gidelim mi? Nasıl? " Dedi. Berfe gülümseyerek kocasının elinden tuttu.
" İkizlerimiz biraz fazla kilolu galiba. Şimdiden 10 kilo taşıyor gibiyim. "
Azad da gülerek karısının yanında durdu.
" Sence biz de burada mı dans edeceğiz. " Dedi Zerda. Düğün salonu olarak burayı mı tutmuşlardı.
" Yok yavrum. Bizim tuttuğumuz salon en büyükleri olacak. Nişanımızda bile 500 kişiydik. Düğünü hayal edemiyorum. " Dedi Ömer de gülerek.
Dans'ın sonuna doğru gelirlerken kapıda ki korumaların ortadan kaybolduğunu kimse fark etmedi.
Dans şarkısından sonra çalınacak olan aslında halay müziğiydi ama başka bir dans parçası daha çaldı.
" Oğlum üç defa dans mı edilir? '' dedi ablayla Ömer, Asaf'a. Asaf parça seçimini kadınlara bıraktığı için omuz silkti. " Kadınlar seçti herhalde. "
Zerda kaşlarını çatarak " Yoo biz böyle bir parça istemedik ki, halay çalacaktı. " Dedi.
" Belki mekan sahibi istemiştir. "
" Olabilir. "
Fakat bu parçayı düşman açtırmıştı.
Bir fırtına tuttu bizi, deryaya kardı
Şarkının bu kısmı çalarken içeriye dalan silahlı adamlar ilk önce pisttekileri hedef aldı.
" YERE YATIN! " dedi Asaf'ın kuzeni Fatih. Herkes ne oluyor derken silahlar patlamaya başladı.
Hazar sevdiği kadına bakarken Esra göğsünden vuruldu. Hazar'ın üzerinde doğru yığıldı.
Berfe yere yatarken kafasını çarptı. Azad kendini annesi ve Berfe'nin üzerine siper ederken Ayça Ortada ki çiftlere doğru koşuyordu.
Ömer kendini Zerda'ya siper ederken çok geç kalmıştı. Zerda yine ve yine sırtından vurulmuştu. Artık tek Zerda değil, Ömer de sırtından vurulmuştu. İkisi de yan yana yere düştüler.
O bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı
Asaf da aynı şekilde kendini siper edemeden Dilan Asaf'ın üzerine yığıldı kaldı. " Hayır, hayır... " Asaf şok geçirirken Ayça yanlarına gelmişti. Onca kurşunu hiçe saymış, canının yarısına siper olmuştu. Abisi için kendini feda etmişti.
Vurulup abisinin üzerine kapaklanırken etraf kan gölüydü.
Hiçbir düğün bu kadar kanlı olmamıştı.
O bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı
Ömer ve Zerda göz göze yerde yatarken tek kelime edecek metalleri yoktu. Zerda derdi ya hep.
Ömer yoksa bende yokum,
Ben yoksam Ömer'de yok... Diye. Allah ikisinin birden alıyordu belki de canını. Geride kalan acı çekmesini diye.
Türküde de dendiği gibi.
O bizim kavuşmalarımız a yârim,
Mahşere kaldı...
" Niye öyle baktın ağam? "
" Bakmayayım mı Zerda? "
Omuz silkerek önüme dönecekken bir cesaretle " Öyle bakacaksan her zaman bakabilirsin. " Dedim. O affalladı ama bana göz kırparak
" Her zaman " Dedi.
Bitiş çizgisine vardığımızda ikimiz de aynı anda gelmiştik.
----
" Hani sana çocukluk aşkımdan bahsetmiştim ya. Tarif etmiştim. "
" Evet. "
" İşte o kadın sendin Zerda. Silahımın bundan sonra sana ait olduğu gibi kalbim de sen doğduğun andan beri sana ait. O küçük Ömer'in çocukluğu da senindi. Benim şuanda düşüncelerim, aklım, kalbim, herşeyim... Sana ait. Belki bu günü berbat ediyorum, belki arkadaşlığımızı baltalıyorum ama senelerdir sana olan özlemim beni yiyip bitiriyor."
-----
" Sana çok teşekkür ederim Ömer. Bana hediye ettiklerin benim için o kadar değerli ki... "
Ellerimi tuttu ve öptü.
" Sana tüm mal varlığımı versem azdır. Sen dünyalara bedelsin. "
Bana ettiği bu güzel cümleler o kadar hoşuma gidiyordu ki şımartıyordu beni.
" Seni seviyorum Bal gözlüm. "
Bende çekinerek baktım ona. Ona şuan hiçbirşey diyemezdim.
------
Geçmişte yaşadıkları ikisinin de gözlerini doldurdu ama bedenleri bilinçlerini kaybetmek üzereydi. Ömer zar zor elini kaldırdı ve Zerda'nın yanağına düşen yaşı sildi. Zerda bağırmak, haykırmak istedi ama olmadı. Gözleri kapanırken gördüğü son şey ise Ömer'in de gözlerinin kapandığı ve elinin cansız bir şekilde yana düştüğüydü.
Herkes mutlu mesut girdiği düğün salonunda böyle birşey yaşayacağını bilmiyordu. Ölüler vardı. Aralarından bir veda bile edemeden ayrılanlar.
Siirt de o gün hava güneşli başlamıştı ama artık yağıyordu.
Zerda'nın tek damla gözyaşına, Ömer'in Zerda'yı koruyamayışına,
Ayça ve Esra'nın cansız bedenine...
Herkese ağlıyordu o gün siirt.
Herkese...
❄❄❄❄❄❄❄
Bu Bölümü yazarken resmen ağladım. Tüylerim diken diken oldu yemin ederim.
Aramızdan ayrılanlar var, sizce kimler?
Yorum yapın ve! Teselli edin beni!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |