18. Bölüm

18. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

18. BÖLÜM: İSTEME

 

Maviyi gökyüzünde gördüm, birde deryalarda.

Beyazı karlarda,

Siyahı gecelerde tanıdım.

Saydamlığı kalbinde, birde sevdalarda.

Bir baharı, birde Yeşil gözlerini unutamadım.

 

~Ali Uğurlu

 

🥀🥀🥀

 

ZERDA

 

Akşam güneşi vurmaya başlarken stresliydim. Ömer beni geriyordu.

 

" Ömer inat etme ama ya. Gitmek istiyorum"

 

Annemler aşağıda hazırlanmış beni bekliyorlardı. Ben ne mi yapıyordum?

Daha üzerimi giyinmemiş, ev kıyafetleriyle odama hatta eve gizlice giren adama bakıyordum. Kapının önünde sırtını kapıya yaslamıştı ve bir çocuk gibi kollarını göğsünde birleştirmiş omuz çekiştirdi.

 

" Banane ya! Banane! " Dedi. Hayretle ona baktım.

 

" Ömer çocuklaşma! "

 

" Ya o konağa bu kadar gitmek istemenin sebebinin sadece Dilan olduğunu biliyorum ama sende beni anla. O herifin sana takıntılı bir manyak olduğunu biliyorsun, o konakta neler yaşadağını da biliyorsun. Gitme işte... "

 

Ömer çok haklıydı ama Dilan'ı bu günde yalnız bırakmak istemiyordum.

 

" O herifle ve anasıyla işim bitti benim! Ben sadece Dilan'ı yalnız bırakmak istemiyorum. " Dedim.

Ömer sıkıntıyla burun direğini sıkıştırdı.

 

" Zerda sen beni katil edersin. Bak gülüm ben seni kısıtlamıyorum. Gez dolaş, git benim diğer düşmanların düğünlerinde bile göbek at tamam mı? Ama o Beyoğlu konağına gitmeyi unut. " Dedi. Oflayarak yatağa oturdum.

 

O yanıma gelerek oturdu.

" Gitmesen olmaz mı?

En azından bir kere? " Diye birşeyler mırıldandı. Bir şarkıydı muhtemelen.

 

Selena kıvılcım misali yanaklarımı şişirdim. Güldü ve yanağıma kocaman bir öpücük kondurdu.

 

" Film izleriz onlar gittikten sonra, pamuk şeker alırım sana. Hıı? "

 

Sanki çocuk kandırıyordu. Ama kanmıştım da. Bir ona kanmak istiyordum zaten.

 

" Peki o zaman ama bir şartla. "

 

" Emret yavrum, ne istersen. "

 

Ona bakarak adice sırıttım.

 

" Romantik film izlicez. " Dedim. Romantik filmlerden nefret ettiği kadar Baran'dan nefret etmiyordur eminim. Bende sevmiyordum ama maksat onu uyuz etmekti.

 

Ömer'in yüz hatları dehşetle gerildi.

 

" Şaka yapıyor olmalısım. Asla! "

 

Ben bir kahkaha atarken kapı iki kez tıklatıldı. " Kız daha hazır olmadın mı? " Diyordu yengem. Allahtan kapıyı kilitlemiştik.

 

Ömer'e " Kararından hâlâ vazgeçebilirsin. Beyoğlu konağına gitmem mi? Yoksa Romantik film mi?" Dedim. Ömer gülerek yanağımdan bir makas aldı, " Ölürüm de o konağa göndermem seni " Dedi.

 

Bende oflayarak yengeme seslendim.

" Siz gidin yenge. Ben biraz rahatsızım. " Dedim. Yengem kapının kulpunu indirmeye çalıştı.

" Kız az önce birşeyin yoktu, neyin var? İyi misin? Doktora gidelim mi? "

 

Ömer geniş geniş yatağıma uzandı ve kollarını başının altında birleştirdi.

Ona bir bakış atarak, " Aslında iyiyim ama o konağa gitmek istemiyorum. Sen Dilan'a selamlarımı ilet. " Dedim. Yengem onaylayarak kapının ağzından çekildi.

 

Ömer güldü ve tek kolunun üzerinde yan yattı. Bana dönük bir şekilde sırıttı. Kolumu iki defa çekiştirdi ve

" Kız, yengenler de evde yokken... " Dedi. Ben gözlerimi belirtip ciddi mi diye baktım.

 

" Hoşt be! Azdın iyice sen ha! Tövbe tövbe " Diyerek ayağa kalktım. Pencerenin yanına giderken bir kahkaha attı. Öyle gürdü ki aşağıdan duyulmasından korktum. Korkuyla ayağına bir tekme attım.

 

" Yüzüğü parmağıma taktıktan sonra sana bir haller oldu ha! İyice azdın. " Dedim. O güldü ve ayağa kalktı. Aniden kalktığı için irkildim. Yavaşça bana yaklaştı ve belime ellerini koydu.

 

" Ben hep böyleydim ama sana olan aşkımı, sana kavuşma hasretimi bastırıyordum. " Dedi. Onun bu ani hareket ve sözleri bir gün kalbime indirecekti.

 

" Tamam canım birşey demedim. " Dedim.

 

Bir eliyle yanağımı okşarken, " Ne zaman isteyeceğiz seni? " Dedi. Babamlar arabada bu konuyu bir kez açmışlardı ve doğru bir seçim yağtığımı söylemişlerdi.

 

" Onu bilmiyorum, sizinkiler birşey dedi mi? " Dedim. Ömer sırıttı ve

" Sana birşey diyeceğim ama şaşırma tamam mı? " Dedi. Onu onayladım ve hiç duymayı beklemediğim birşey duydum.

 

" Seninle ben aslında beşik kertmesiymişiz. "

 

" Ne?! "

 

Bundan neden benim hiç haberim yoktu.

 

" Evet, doğru duydun. "

 

" Nasıl ama? "

 

Ömer beni koltuğa oturttu ve hemen karşıma geçti.

 

" Ben Amerika'ya gitmişim, ailelerimizin arasında o aralar birkaç olaylar olmuş ve bu konu birdaha açılmamış. Ama bana daha önceden söyleselerdi ben yârimi başka kimselere yâr etmezdim. " Dedi. Şaşkındım ve açıkçası biraz da sinirliydim.

 

" Çok sinirliyim şuan! " Dedim. Ömer,

" Neden? Yoksa benimle kertme olmak hoşuna gitmedi mi? " Dedi. Ben ona ters bir bakış atarak, " Hayır tabiki de! " Dedim.

 

" Sinir olduğum konu bir kertmem varken ve o kişi senin çok yakınınken, herşeyini biliyorken neden ona vermeyip de gidip Baran gibi bir soysuza veriyorsun ki? " Dedim. Tamam bende Baran'ı o zamanlar istemiş olabilirdim ama kafamda asla oturmayan birşeyler vardı.

 

Birşeyler ters gidiyordu.

 

" Bende orada takılıyorum Zerda. Senin Baran ile yarı istekli bir şekilde evlendiğini biliyorum bu benim için bir sorun değil elbette ama ya annenle baban? Onların aklına nasıl girdi bu Baran? Orada birşeyler olayın akışını bozuyor. " Dedi Ömer. Düşünceli görünüyordu.

 

" Peki sizinkilerle bizimkilerin arasını bozan olay neymiş? " Dedim.

 

" Bilmiyorum ama bu Baran mevzusu ile ilişkili olduğunu hissediyorum. Beyoğlular ben kendimi bildiğimden beri zaten bizimle düşman. Biz sizin ailenizle hep dosttuk, belki de aramız bozulduğunda Beyoğlular bunu fırsat bildi ve babanların aklına girdi. " Dedi.

 

" Bilemiyorum ama bu akşam biraz daha Baran'ın konusunu konuşursak kusabilirim. " Dedim. Güldü ve telefonunu çıkardı.

 

" Ne yapacaksın? "

 

" Korumayı arayacağım. " Dedi telefonu kulağına götürdü ve

" Ahmet üç tane pamuk şeker, abur cubur falan al. Sana gösterdiğim kapıya getir. Benim laptopu da getir gelirken. " Dedi. Akıllıydı vesselam. Neyle izleyecektik ki?

 

O telefonu kapatırken bana göz kırptı ve " Bu iş de hallolduğuna göre artık seni yiyebilirim. " Dedi. Ben ne oluyor dememe kalmadan beni koltuktan kaldırdı ve kucağına alarak yatağa fırlattı. Evet fırlattı!

 

" Ömer napıyon?! "

 

Üzerime çıktı ve beni gıdıklamaya başladı.

 

Kahkaha atarken " Karımı güldürüyorum ne var bunda? " Dedi.

Karım...

 

" Ahahaha Ömer dur! Çatlicam! "

 

Benimle beraber o da gülüyordu. Karnımın içleri acımaya başlayınca zor da olsa durdurdum onu. Hâlâ kesik kesik gülerken üzerime eğildi ve yanağıma öpücükler kondurmaya başladı.

 

" Ölürüm sana be ölürüm! "

 

" Ölme, sen bana sağlam lazımsın! "

 

🥀🥀🥀

 

Beyoğlu Konağı

 

Çakmak çaksalar etraf patlayacak gibiydi. O derece bir istememezlik, gerginlik vardı. Avzem Hanım ve Baran hepsine öldürecek gibi bakarken Erdem Beylerin de onlardan bir farkı yoktu. Sırf Dilan'ın hatrına girmişlerdi bu konağa.

 

" Lafı uzatmaya gerek yok Avzem Hanım. Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Dilan'ı oğlumuz Asaf'a istiyoruz. " Dedi Erdem Bey.

 

Baran annesine fırsat vermeden,

" Bizde size verilecek kız mız yok! Alın pılınızı pırtınızı defolun gidin. Dilan'ın ancak buradan ölüsü çıkar! " Dedi.

 

Asaf dişlerinin arasından " Yani senin gibi mi? " Dedi. Baran anlamazken Avzem Hanım, " Ne? " dedi.

 

" Eğer Dilan'ı bana vermezseniz, en önemlisi bu düğün olmazsa bu konağı başınıza yıkar, sizin ölünüzü çıkarırım diyorum. Dilan'ın da elinden tutar alırım sizin enkazınız altından. " Dedi.

 

Baran, " Sen kim oluyor-"

 

" Asıl sen kim oluyorsun? Sizin soyunuz kuruyacak soyunuz! Sen geberip gittiğinde arkandan ağa olacak bir oğlun bile yok! Olamayacak da! Ben Asaf Asrın'ım! Hepinizi ipe dizerim. Şimdi veriyor musun vermiyor musun? "

 

Asaf ve Azat hele bir verme bak gör der gibi bakıyordu. Ayça, herhangi bir kargaşa olması durumunda Dilan'ı annesi ile arasına almıştı. Asiye Hanım müstakbel gelinin elini sıkı sıkıya tutuyordu. Fatih ve Rahime Hanım da her an tetikteydi.

 

Baran dişlerini sıktı ve birşey demedi. Onun yerine Avzem Hanım, " Verdim gitti. " Demişti. Asaf ve Dilan göz göze geldiklerinde yüzlerinde bir gülümseme yoktu ama bakışları yetmişti. Ayağa kalktılar ve yan yana geldiler. Erdem Bey yüzükleri taktı, Ayça ise tüm bu olumsuzluklara rağmen " Gülümseyin. Bir fotoğrafınızı alayım. " Dedi. Asaf ve Dilan, Baran ve Avzem Hanıma nispet genişçe gülümsediler. Ayça onlarca fotoğraf çekti. Erdem Bey yüzüklerin ipini keserken ise videoya aldı.

 

Sıra el öpme kısmına gelince Dilan ve Asaf Beyoğlu tarafı hariç diğerlerinin elini öptü, sarıldı.

 

O akşamdan geriye ise fotoğraflar ve mutlu yüzler kaldı. İki kişi haricinde. O fotoğrafların arasında asla Baran ve Avzem yoktu. Yüzleri sirke satıyordu.

 

Baran Asaf'ın çocuk meselesi yüzünden söyledikleri kanına dokundu ve gece boyu kudurdu. Avzem Hanım ise bin pişmandı.

 

Ayşe vardı birde. Kuma Ayşe. Bir çift mavi gözün radarına girdiğinden bir haber mutlu aile tablosunu buruk bir tebessüm ile izliyordu. Bir yanı mutluyken bir yanı da buruktu.

Baran asla ona dokunamamıştı, mutluluğu bundandı.

Fakat gün yüzü görmediği, hizmetçiden bir farkı olmadığı için ise içi buruktu.

 

🥀🥀🥀

 

İKİ HAFTA SONRA

 

ZERDA

 

Üzerimde ki krem rengi, kare yaka volanlı bir nişan elbisesi bardı. Çok şık ve zarifti.

Saçlarımı ve makyajımı kuaför yapmıştı. Önden iki perçem bırakılmış, arkadan ise salık bırakılmıştı.

 

Bugün benim günümdü. Bugün en mutlu olduğum günlerden birisiydi.

Nişanım vardı bugün. Sevdiğim adam ile beraber evlilik yolunda attığımız ilk adım.

 

Sözü ve nişanı beraber yapacağımız için bir mekan tuttuk. Güzel bir kır konsepti vardı.

Şuan o mekanın bir odasında kızlarla hazırlanıyorduk.

 

" Ay Zerda çok güzel oldun! " Dedi Berfe Yengem. Gözleri dolmuştu. Artık iyice belirgin olan karnı ile çok tatlı görünüyordu. Bu akşama özel gri bir elbise giymiş ve altınlarını takıştırmıştı.

 

" Güzel ne kelime yenge, muhteşem birşey olmuş! " Dedi Ayça da.

O da bordo rengi bir tulum giymişti. Harika görünüyordu. Aşiretlerden gelen davetlilerden eminim ki birkaç görücüsü çıkardı.

 

" Çok teşekkür ederim. Sizde harika görünüyorsunuz. " Dedim. İçeriye giren Ceyda ve Esra ile gülümsedik.

Ceyda gül kurusu bir abiye giymişti.

Esra ise Koyu yeşil bir elbise tercih etmiş aynı yengem gibi altınlarını takıştırmıştı. Tam bir elti havası vardı.

 

" Oy eltim! Çok güzel olmuşsun. " Dedi. Yanıma geldi ve yanaklarıma öpücük kondurdu.

 

" Kimin kankası be! " Dedi Ceyda. Onunla da sıkıca sarıldık. Odaya giren Dilan ile kocaman gülümsedik. Asaf onu Beyoğlulardan almaya gitmişti. Haftaya düğüne kadar orada kalıyordu. Yanakları al al olmuş, giydiği mor tulumun içinde çok tatlı durmuştu. Asaf belli ki yine onu utandırmıştı.

 

" Merhaba kızlar! Yetişemedim diye öldüm korkudan. " Dedi. Hepimize sarıldı. " Çok güzel olmuş yaa! " Dedi.

 

" Sende çok güzel olmuşsun, Asaf'ın dibi düşmüş olmalı. " Dedim. Yine utanırken omzuma vurdu.

" Of Zerda ya, çok kötüsün. "

 

Biz gülerken içeri bu sefer de annemle Sevda annem girdi. İkisi de bana bakıp aynı anda " Prensesler gibi olmuşsun kızım. " Dediler. Biz gülerken onların ağlayacağını anladık.

 

Bugün benim günümdü. Kimse neşemizi bozamazdı.

 

🥀🥀🥀🥀

 

Bu bölümün de sonuna geldik.

Korkmayın o silahlı sahne bu değil. Birdaha ki bölüm sadece eğleneceğiz. Bu bölümlerin keyfini çıkarın, birdaha bu kadar gülemezsiniz :)

 

Oy ve yorum lütfen!

 

 

Bölüm : 25.02.2025 20:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...