8. Bölüm

8. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

8. BÖLÜM: İTİ AN ÇOMAĞI HAZIRLA

 

Çok mu zordu beni sevmek?

Bana gülmek...

Çok mu kolaydı beni kırmak?

Kandırmak...

Çok mu imkansızdı bizim hikayemiz?

Yazdığımız kalem bile kırıldı...

 

🥀🥀🥀

 

ZERDA

 

Babamlar ayaklanırken ben hâlâ şok içindeydim. Ayça yanımızda sırıtarak ayağa kalktı ve abisine sarıldı.

 

" Hoşgeldin abim. "

 

Biz kadınlar öylece dururken Asaf babamın elini öpmek yerine ona sarıldı. Asaf kimsenin elini öpmezdi.

 

" Nasılsın amca? " Diyerek soğuk bir şekilde babama baktı. Babam ölen kardeşinin emanetine bakarken onu görmüş gibiydi çünkü Asaf tıpkı amcama benziyordu.

Amcam zamanında çok çapkın bir insandı. Yakışıklı birisiydi ve oğluna da bunu miras bırakmış olmalıydı.

 

Siyah gür tutamları Asafın alnına düşüyordu. Hafif esmer bir teni vardı ama ela gözlerinde ki baskın yeşillikler ön plandaydı. Siyah tişörtünün üstüne kırmızı bir oduncu gömleği giymişti ve bacağında ki kargo pantolunu ve postalları ile dağdan yeni inmiş gibi görünüyordu. Ki öyle sayılırdı. Yayladan iniyordu sonuçta.

 

" İyiyim oğlum sen nasılsın? Hangi rüzgar attı seni buralara? " Diye sordu babam. Amcam öleli 4 sene oluyordu ve Asaf amcamdan sonra birdaha gelmemişti buralara.

 

Asaf bana baktı ve yüzünde ki sert ifade dağıldı. Merhamet ve sevgiyle bakıyordu bana.

 

" Bacımın başına gelenleri daha ne kadar bizden saklamayı düşünüyordunuz amca? " Diyerek babama döndü tekrar. Babamın başı yere bakarken " Bizde böyle olsun istemezdik oğul " Dedi. Bende gözlerimi kaçırırken Asaf tam sertçe bir ayar verecekken misafir olduğunu gördü ve " Bunu daha sonra enine boyuna konuşacağız. " Dedi.

 

Trabzon'dan gelmişti ama şivesi düzgündü. Düzgün olmalıydı çünkü iki üniversite bitirmişti

22 yaşında tarih bölümünden mezun olmuştu ama meslek yapmamış tekrar sınava girip işletme okumuştu. Muhtemelen geçen aylarda mezun olması lazımdı. Şuan 27 yaşında genç bir adamdı. Bizi bırakıp Karadeniz'e giderken 23 yaşındaydı.

 

Onunla çok iyi anlaşırdık. Konaklarımız ayrıydı ama her günümüz birlikte geçerdi. Bir abi-kardeş ilişkisi vardı aramızda. Beni, yani Ayçayla bizi hep korumuş canımız yansa yakanın canını iki kat fazla yakmıştı. Hatta bir keresinde sokakta bir oğlan çocuğu saçımı çekip beni ağlattığı için çocuğu yerden yere vurmuş burnunu kırmıştı.

Bize kıyamıyordu Asaf.

 

Öyle bir mevzuydu bizde.

 

Evlendiğimi duyunca hemen beni aramış gönlümün gerçekten olup olmadığını sormuştu. Bende onu ikna etmiştim. Düğünüme katılmak çok istemişti ama o gün sınav gününe denk gelmiş ve annesiyle bir bilezik yollamıştı. Onun düğünüme gelmemesisinin asıl sebebi bu değildi ama. Asıl sebebi birdaha bu topraklara ayak basmayacağı konusunda yemin etmiş olmasıydı.

 

Görünen o ki yemini bile benim için bozmuştu.

 

O bize sarılmadan erkeklerin arasına otururken bizde kızlarla ayağa kalkıp mutfağa indik.

Menü kalabalıltı. İçli köfte, su böreği, çarşaf böreği, Maklube, yaprak sarması, kuru patlıcan ve biber dolması vardı ama ortaya konulacak ara yemeklerdi. Ana yemeklerde ise başlangıç olarak Mercimek çorbası ve zevke göre Kaşarlı domates çorbası vardı. Ana yemeklerde kuzu pirzola ve pilav, şırdan, et kavurması ve taze fasulye vardı. Tatlı olarak ise ağlayan kek ve baklava yapmışlardı.

 

Hepimiz masaya sığamayacağımız için kadınlara terası, erkeklere ise oldukları odayı hazırlamıştık. Ben, Ayça ve Dilan erkeklerin olduğu odaya bir giriyor bir çıkıyorduk ellerimizdeki tepsilerle. Her girdiğimizde Ömer'in derin bakışları beni utandırıyordu.

Abim Azat ve Asaf da bize yardım edip masaya yemekleri taşıdılar.

 

" Tamam bacım bizde bundan sonrası, siz kadınlarla ilgilenin. " Diyen Asaf bana göz kırptı. Sessiz söylemişti, ben bile zor duymuştum.

" Teşekkürler "

 

Odadan çıkarken Ömer ile göz göze geldik. Bana neden öyle delici bakıyordu ki? Allah Allah.

 

Odadan çıkıp kadınların arasına girdik. Önce onlara hizmet ettik, ardından bizde kendimize birşeyler doldurup yanlarına oturduk.

 

" Ellerinize sağlık kızım yemekler şahane olmuş. " Diyen Sevda Hanımın kardeşine hepimiz " Afiyet olsun " Dedik.

 

Kadınlar da yemeklerini bitirdikten sonra el birliğiyle bulaşıkları mutfağa taşıdık. Abim ve Asaf da mutfağa elinde ki bulaşıklarla girince bize yardım ettikleri için memnunduk.

 

" Kızım şeker bitmiş, kilerden getirebilir misin " Diyerek Robin'e seslenen Fadime ablaya " Ben getiririm abla siz bulaşıkları halledin. " Diyerek mutfaktan çıkmaya yel yenmiştim ki arkamı döner dönmez sert bir gövdeye çarptım.

Korkuyla geri sıçrarken ayağım dolaştı ve tam düşmek üzereyken sert bir el belimi kavradı. Başımı kaldırıp baltığımda gülümseyerek bana bakan Ömer ile karşılaştım. Diğer elinde de birkaç tabak tutuyordu. Anlaşılan o da yardım etmek istemişti.

 

" Dikkatli ol Zerda, düşmeni istemem. " Diyerek elini belimden çekti. Orada bir boşluk hissettim ama bu kısa sürdü. Ona sadece başımı aşağı yukarı sallayarak karşılık verdim ve onu arkamda bırakarak kilere yürüdüm.

 

Kilerden şeker alıp geri döndüğümde mutfakta erkek kişisi bulamadım. Kızlar çay tepkilerine tatlıları yerleştirmişti. Ayça, Dilan ve Berfe yengem ben içeri girerken tepsileri taşıyorlardı. " Zerda sende bardakları getir. Hepimiz şark odasındayız. " Dedi yengem. Onu onaylayarak çay bardaklarını aldım ve mutfaktan çıkarken içeri Asaf girdi.

 

" Gülüm demlikler nerede? " Diye bana sordu. Demlikleri almaya gelmişti anlaşılan.

 

" Şurada " Diyerek ocağın üstünde ki dört demliği gösterdim.

 

Aşiretiz olm biz.

 

Ben önden ilerlerken o da arkamdan iki demliği birden tutmuş geliyordu. Kaslı bir kuzenimiz vardı vesselam.

 

Odaya girdiğimizde gözler üstümüzde oyalandı bir süre. Ben boş bardakların bulunduğu tepsiyi masaya bırakırken Asaf da demliğin birini bırakıp diğeriyle çayları doldurmaya başladı. Ayça ve bende çayları dağıtmaya yardım ettik.

 

🥀🥀

 

Gece boyunca Ömer'in değişik bakışları eşliğinde hanımlarla sohbet etmiştik. Nihayet hepsi geçmiş olsun diliyerek ayrıldıklarında Asaf değişik bir şekilde Dilan'a bakıyordu. En sonunda yanıma yaklaştı ve " Bu kız niye gitmiyor? Kim bu? " Diye sordu. Ben gülmemek için kendimi zor tutarken " Baranın kızkardeşi " Dedim. Asaf sinirle göz devirirken

" Ne işi var bunun burda? " Diye sordu.

 

Masum masum Berfe yengemlerle oturan kıza öldürücü bakışlar atıyordu.

 

" Ailesine rest çekti, onları reddetti. "

 

Asaf şaşkınlıkla bana bakıp arkasına yaslandı. " Beyoğlularda da böyle gururlu bir kız çıkacakmış. Peh! " Diyerek homurdandı.

" Eminsin dimi, bir oyun olmasın-" Diyordu ki koluna bir çimdik attım.

" Ah! Kızım ne çimdiriyorsun? Sabır Yârabbi sabır! "

 

" Ben o konaktayken sürekli beni savunur ve korumaya çalışırdı. Bana güven amcamın oğlu bu kız gerçek anlamda benim kardeşim gibi. " Dediğimde bana yandan bir bakış attı.

 

" En son böyle konuştuğunda o itle evleniyordun " Diyerek omuz silkti.

 

Sıkıntılı bir nefes vererek önüme döndüm. Herkes oturma odasında misafirlerden sonra birer bardak çay içmek için otururken Asaf bana sarıldı. " Çok özlemişim kardeşim

seni " Diyerek bana sıkıca sarıldı.

Bende ona karşılık vererek " Bende abim, bende " Dedim.

 

Oturma odasına bizde girdik. Asaf nihayet hesap sorarca babama bakıp

" Ee amca, o güvendiğin dağa kar yağalı ne kadar oluyor? " Diye sordu. Babam elinde ki bardağı madaya bıraktı ve pişmanlıkla " Oğlum o kadar iyi numara-" Diyordu ki Asaf sözünü kesti.

 

" Bırak bu laflari emmi! Sen bu kızı eveririken ben senu aradum! Bağa dedun ki oğa çok güveneyrum ha şimdi ne oldi? Hadi ona inandun bir hata yapup, peki ha bu kizun üzerine kuma gelurken ne ettunuz? Bağa bile söylemedunuz ne olup bittuğuni! "

 

Babam başını eğerken abim Asaf'ın haklılığı karşısında başını salladı.

 

" Utandım oğlum, zaten elimden de birşey gelmezdi. "

 

Asaf sinirle soludu ve çay bardağını sertçe masaya bıraktı. Çay bardağı çatlamıştı.

 

" Ha bunun utanması mı olur? Benum kizum olacak varya ha bu Siirt de taş taş üstüne koymazdum. Ne biçum babalik yapaysunuz? " Diyerek Asaf bu seferde bana döndü.

" Kim bilur ha bu kiza şiddet bile uygulamıştır. Söyle bağa Zerda, o deyyus sana vurdu mu? "

 

Ağzım dilim lâl olurken sessiz kaldım.

 

" Konuş bacım susma "

 

Artık babamlar da merakla bana bakarken hiçbirşey söylemedim.

 

Ayça hemen atlayarak " Vurmuş abi. " Dedi. Gözlerim hızla ona dönerken o bana değil abisine bakıyordu.

 

Abim " Ne! " Diyerek öne atılırken artık sadece kurşun yarası taşımadığımı biliyorlardı. Annem elini ağzına atıp ağlarken babam gözleri dolu bir şekilde duruyordu.

 

" Ula! Ula! " Diyerek ayağa kalktı Asaf.

 

" Orospu çocuğu nereyadur? " Diyerek abimin kolunu tuttu.

Abim sinirle kolunu ondan çekti ve yanıma geldi.

" Ne zamandan beri yapıyor o it? " Diye sordu.

 

Sesim içime kaçmış bir şekilde

" Evlendikten 2 ay sonra başladı. " Dedim. Annem bağıra bağıra ağlarken Berfe yengem yanında durmuş sırtını okşuyordu.

 

" Neden söylemedin bunu bize!? " Diye sordu abim.

 

Asaf hemen " Söylese ne olcak? Sanki kizi kurtarabilecek yürek varidi

sizde. " Dedi. Abim sinirle bağırdı Asaf'a. " Gerizekalı! Eğer bize Baran'ın ona şiddet uyguladığını söyleseydi nikahı bozabilirdik. " Dedi.

 

Evet bu doğruydu. Eğer abime söyleseydim nikah bozulurdu ama Baran asla ailemin peşini bırakmazdı.

 

" Bana o itin nerede olduğunu söyle! "

 

Asaf'ın sinirle bağırdığı sırada abim,

" Ona işkence ettik, Ömer de erkeklik organını kestikten sonra sokağa çıplak bir şekilde attı. " Dedi. Asaf donarken annem ve bunu bilmeyen kızlar da şok olmuştu.

 

Asaf, " Ula Ömer denen adam bizum aileden olmaduğu halde Amerika'dan yeni geldi ve o iti ne hale getirdi! Siz hiçbir fuşki yapamadunuz mu? " Dedi. Azat başını olumsuz halde sallayarak yerine oturduğu sırada konağın kapısı sert bir şekilde çalınmaya başladı.

 

Hemen kapıya koşarken babam,

" Gecenin bu saatinde kim bu hadsiz. " Diyerek kapıyı açtı.

 

Karşımızds ki insan ise iyi insan lafının üzerine gelir değilde,

İti an çomağı hazırla cinsinden birisi duruyordu.

 

Baran Beyoğlu arkasında adamlarıyla konağın kapısındaydı.

 

" Ha bu kimdur? " Dedi Asaf. Baran'ı tanımadığı için kim olduğunu bilmiyordu.

 

" İti an çomağı hazırla abi. Baran denen adam bu işte. " Dedi Ayça da.

 

Herkes tırsarak Asaf'a bakarken onun bir başka delilik yapacağından korkuyorlardı.

 

" Asrınlar! Bana karımı verin! " Diye bağıran adama kahkayla karşılık verdi Asaf. Baran Asafın kim olduğunu bilmediği için kaşlarını çattı.

 

" Sana değil kız, bokumuzu bile vermeyeceğiz Beyoğlu iti! Şimdi elimden bir kaza çıkmadan defol git kapımızdan! " Dedi Azat abim. Asaf hâlâ histeri bir şekilde gülüyordu.

 

" Karımı almadan hiçbir yere gitmem! " Dedi Baran.

 

Asaf aniden sustu ve ileri atıldı.

 

" Bencede gitmesin Azat. Daha onun kestiğiniz organını yedireceğiz ona. Nereye gidiyor. " Diyerek belinden tabancasını çıkardı ve Baran'ın topuklarına ateş etti. Bunu bahane eden bizim adamlarımız da Baran'ın adamlarını etkisiz hale getirirken Baran sinirle " Sen kimsin oruspu çocuğu " Diyerek bağırdı. Asaf bu sefer Baran'ın silah tutan elini vurdu.

 

" Bağa bizim oralarda Deli Asaf derler.

Daha tanışmadık seninle ama memnun edeceğimizi umuyorum. "

 

-------

 

Bölüm : 15.02.2025 17:14 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...