
16. BÖLÜM: YEŞİL HARE
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin.
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
~ATİLLA İLHAN
🥀🥀🥀
Önce havada bir kurşun sesi yankılandı. Ardından da bal dudaklardan bir inilti duyuldu. Yeşil gözlerin dolduğunu gördü Ömer, oysa ki o gözler asla dolmamalı ve acı çekmemeliydi.
O kurşunla beraber peş peşe silah sesleri duyulmaya devam etti. Masaların etrafında ki insanlar bir bir yere yıkılıyor ve salon kan gölüne dönüyordu.
Kadınlar feryat, figan bağırıyordu. Oysa ki Zerda da bağırmak istedi ama dilini yutmuş gibiydi.
Gözler bulanıklaştı ve son nefesler verildi. Son kartlar böyle dağıtılmıştı.
1 AY ÖNCE
Ömer sinirle kapıyı açtı. Zerda koluna yapıştı ama nafileydi.
" Sikeceğim o şerefsizi! "
" Ömer bir sakin ol ya! Görüşmem işte bitti. "
Ömer sakin olamıyordu. Kıskançlığı hiç bu kadar derinden hissetmemişti önceden.
" Ne demek sakin ol kızım! Yüzsüz şey çağırmadığın halde gelmiş! "
Ömer haklıydı.
Bu sefer Zerda onu kendi odasının içine itti ve kapıyı kapattı. Hızla kollarını Ömer'in boynuna dolayıp sarıldığında " Sakinleş. O adam benim için hiçbirşey ifade etmiyor. " Dedi. Ömer derin derin nefesler alıp verirken Zerda'nın kokusu onu sakinleştirmeye yetti. Çok güzel kokuyordu. Sakinleştirici kokusunun yanında afrodizyak etkisi yaratan bir kokusu da vardı. Gitgide Zerda'ya iyice çekilirken o da kollarını Zerda'nın beline doladı.
" Zümrüt gözlüm, ben nasıl sakin kalayım? Hı? Seviyorum kızım seni. Benden başka erkekler sana baktığı zaman bile gerilirken adam sana görücü çıktı ya. Delirecem. " Diyerek bir kolu Zerda'nın belindeyken diğeriyle Zerda'nın onun boynuna olan elini çözdü. Zerda'nın elinden öptü.
" Benden başkası sana benim gibi bakar diye ödüm kopuyor... "
Zerda'nın nefesi kesilecek dereceye geldi.
" Sen bana nasıl bakıyorsun ki? "
Biliyordu ama cevabı Ömer'den duymayı istiyordu. O söyleyince çok değişik oluyordu.
Ömer güldü ve " Eğer seni benim gözümden anlatacak olursam hem yaşam hemde ölüm derdim. Sen bana ikisini aynı anda yaşatıyorsun. " Dedi. Sağ eliyle Zerda'nın bir tutam saçını kulağının arkasına attı.
" Mesela gözlerine bakınca orada yaşamı görüyorum. Ama... "
Bakışları Zerda'nın dudaklarına inince yutkundu.
" Ama o dudaklarını öpememek ölüm gibi be gülüm. "
Zerda gülümsedi ve Ömer'in yanağına bir öpücük kondurdu.
" Sende yanağımla yetin canım. "
Ömer kahkaha attı ve Zerda'ya sıkıca sarıldı. " O al yanakların zaten beni ayakta tutuyor. "
" Bak sen! "
" Sadece sana bakarım zaten. "
" Ömer... "
" Zümrüt gözlüm emret. "
" Seni seviyorum. "
Zerda'nın ağzından çıkan cümleler Ömer'in kalbini durduracak nitelikteydi.
" Yanlışlıkla söyledin galiba. Bunu sonra konuşalım. " Dedi Ömer. Gergindi. Zerda ona itiraf etmişti ama yanlışlıkla söylemesi neden koktuğu halde bunu erteledi.
Zerda kararlıydı. Daha güzel bir anda söylemek istemişti ama içinden bir ses şuan söylemesi gerektiğini söylemişti.
" Hayır. Neden yanlışlıkla söyleyeyim ki? Benim sözüme güvenmiyor musun? "
" Zerda bu nasıl bir söz şimdi? Senin sözün benim için senettir, yemindir, emirdir. Herşeydir. "
" O zaman sen artık beni sevmiyorsun. "
Ömer şaşkındı. Zerda elbette şaka yapıyordu ama Ömer bu gerginlikle bunu anlamamıştı.
" Lan ne sevmemesi, sana deli gibi aşığım kızım ben. Öl de öleyim. Sadece çok şaşırdım. Bir anda öyle deyince, yanlışlıkla söylemenden korktum. "
Zerda gür bir kahkaha atarken Ömer olayı anladı ve dik dik Zerda'ya baktı. Sonra dayanamdı ve o da güldü.
" Ömer bence artık babamlara açıklayalım. Gizli saklı iş yapmayı sevmiyorum. " Dedi Zerda.
Ömer bu akşam bir şoktan diğer şoka girerken küçük dilini yutacak gibi.
" Gülüm senin benim kalbime bir kastın mı var? " Dedi Ömer.
" Hayır söyle de ona göre hareket edeyim. Ne abi bu, her konuştuğunda kalbim sıkışıyor. "
Zerda gülerken Ömer onun yanağına üst üste öpücük kondurdu.
" Ailelerimize elbette söyleyeceğiz ama bir küçük işim var. Ondan sonra söyleyelim. "
Ömer'in planı Zerda'ya evlenme teklifi etmekti. Şimdi ailelere söylerlerse hemen evlendirmek için vakit kollarlar ve bu adımı atlarlardı.
Zerda merak etti. " Bak bak, benden önemli ne işin var acaba Ömer Ağa? "
Ömer onun yanağından makas aldı ve kapıya doğru yürüdü. " Senden önemli işim yine sensindir Zerda'm. Şimdi gidelim de şu elemanı bir inceleyelim. "
Zerda gülerek kolundan tuttu.
" Sen benden beş dakika sonra in. Madem öyle, şimdi anlamasınlar. "
Ömer onu onaylarken Zerda dışarı çıktı.
Alt katta ki salona girdiğinde üç tane adamın babası ve abisi ile aynı sedirde oturduğunu gördü. Asaf sırtını duvara yaslamış, bir tane adama dik dik bakıyordu. Hanife Hanım, Berfe, Ayça ve Dilan çapraz da ki sedirde oturuyordu ve hepsinin de kaşları çatıktı. Ortamda ki gerginlik havası o buraya gelmeden önce birşeylerin olduğunu söylüyordu. Yani Zerda ve Ömer odada fingirdeşirken olanlar...
Sakince Ayça'nın yanına oturdu.
" Ne oluyor? " Diye sessizce sordu. Ayça Zerda'nın koluna bir çimdik attı. Zerda inlememek için kendini zor tutarken, " Siz enişte beyle yukarıda fingirdeşin, ben elden gideyim! " Dedi. Zerda anlamazken odaya Ömer girdi. Bakışlar bu sefer ona dönerken pek fazla üstünde durmadılar. Ömer sessizce Azat'ın yanına otururken delici bakışları üç adamın da üzerinde geziyordu. Ulan hangisiydi bu görücü. Hepsi birbirine benziyordu.
" Başınız da babanız da yok Murat Ağa. Gelmiş birde bizden kızlarımızı istiyorsunuz. " Dedi Erdem Bey.
" Erdem Ağa, tek derdimiz bu olsun. Hemen gider babalarımızı alırız, akşama kızları isteriz. " Dedi Murat olduğu belli adam. Tamam Zerda'yı istiyorlardı ama kız-lar?
" Ne oluyor yaa" Dedi Zerda stresle.
Dilan kafasını araya sokarak,
" Acaba Erdem Bey beni sizden gerçekten ayırmıyorsa verir mi? Beyoğlu olduğumu söylesem mi ki? " Dedi.
Ayça Dilan'ın kafasına bir tane geçirdi. " Sus kız! Anca beraber kanca beraber. "
Zerda olayı anlamadığı için çıldırma eşiğine gelmişti. En son annesine,
" Anne ne oluyor ya bir anlat hele. " Dedi.
" Sorma kızım. Bu üç oğlan sözde seni görmeye geldiler. Ahanda seninki şu Murat denen. Fakat diğer ikisi de bizim Ayçayla Dilan'ı görünce beğendiler. Onlara da talip oldular. Gelmişken üçünüzü de istiyorlar. "
Zerda şok olurken gözleri Ömer ile buluştu. Ömer de olayı ablamadığı için göz kırptı ne oluyor diye. Zerda nasıl anlatacağını bilemedi.
" Ula bağa bak! Sabahtan beru sessiz kalayrum ama yetti da! " Dedi Asaf. Hızla iki tane adamın kolundan tuttu ve kapıya sürükledi. Azat da ona yardım ederek Murat denen adamı tuttu.
" Ne oluyor lan! " Dedi adamlar
" Ebenin *mı oluyor gardaş! Gelmiş ha buraya manavdan kız seçer gibi kız seçeyi! " Dedi Asaf sinirle. Onlar avluya çıkarken Berfe kızlara uylamak için, " Aa Azat'ım bırak çocukları. Ne güzel işte kızlar uzak yere gelin gitmemiş olurlar. Elti olacaklar ne güzel işte. " Dedi. Ömer dahil diğerleri ona öldürücü bakışlar atarken Murat denen adamın yanında ki. " Bakın yenge hanım çok doğru konuşuyor. " Dedi. Azat bir tane patlattı adamın kafasına.
" Sus lan artist! Bizde size kız mız yok! Defolun gidin hayde! Hayde! "
Adamlar bir bir çıkarken içlerinen fışır olanı " Seni seviyorum Kara gözlüm. " Dedi. Kara gözlü olan Dilan'dı. Asaf'ın gözü döndü.
" Ula çarkina siçtuğumun fareleri! Kime diyorsun lan! " Diyerek adamın yakasına yapıştı ve kafayı gömdü. Korumalar onları ayırırken adamlar konaktan nasıl çıktığını bilemedi.
Aile içinde bu olay hakkında tartışma yaşanırken Zerda odasına çıktı ve üzerini değiştirdi. Ömer ile dışarı çıkma planını üç gereksiz yüzünden ertelemeyecekti.
Üzerine lacivert bir kot elbise giydi. Elbise'nin içine beyaz badi giymişti. Saçlarını dağınık bir topuz yaptı. Ayağına beyaz spor ayakkabılarını da giydi ve telefonuyla çantasını alıp çıktı.
Avluya inerken Ömer kapıda onu bekliyordu. Bugün o da sportif giydiği için Zerda biraz böyle giyinmişti. Ömer de lacivert bir kot ve lacivert bir gömlek giymişti. Zerda ona uymuştu.
" Hadi gidelim. " Dedi Zerda. Ömer onu baştan aşağı memnuniyetle süzdü.
" Çok güzel olmuşsun gülüm. " Dedi Zerda'ya. Zerda gülümseyerek
" Biliyorum. " Dedi. Birlikte arabaya bildiklerinden hiç durmadan sürdü Ömer.
" Ee anlat bakalım Ömer Ağa, nereye gidiyoruz böyle? En önemlisi sen bizim ilişkimizi Ceyda'ya söyledin mi? " Dedi Zerda. Ömer onun merakına gülerek konuştu.
" İlk olarak seni çok seveceğine inandığım bir yere götürüyorum. İkinci olarak ise Ceyda tam olarak bilmiyor ama çıtlattım birşeyler. " Dedi. Zerda memnuniyetle gülümserken arabanın radyosunu açtı.
Bu sefer çalan bir Karadeniz şarkısıydı. Çok severdi Zerda bu şsrkıyı. Kendi yörelerine ait şsrkılardan çok Karadeniz müziklerini daha çok seviyordu. Ona göre hoş ve daha anlamlıydı.
Ne sabahım belli nede akşamım
Yaşamadan nede çabuk yaşlandım
Başım dikti alem bana hayrandı
Beni bu hallere koyan biri var
Ben bu içkilerle sarhoş olmazdım
Ben bu gecelerde böyle kalmazdım
İçip İçip masalara vurmazdım
Beni Bu hallere koyan biri var
Ben bu içkilerle sarhoş olmazdım
Ben bu gecelerde böyle kalmazdım
İçip İçip masalara vurmazdım
Bizi bu hallere koyan biri var
🥀🥀🥀
Zerda arabadan indiğinde gözleri hayranlıkla parladı. Burası bir göldü ama öyle büyük birşey değildi. Gölün karşı tarafında kalan yerlerde bungalov evler vardı. Biraz ileride restaurant benzeri bir yer vardı.
" Ömer burası da çok güzel. "
Zerda'nın hayranlıkla parlayan gözlerine baktı Ömer. " Beğendin
mi? "
" Beğenmek ne kelime bayıldım. " Dedi Zerda. Ömer gülerek elinden tuttu ve o evlerin, restoranın tersi yönde yürümeye başladı. İki tarafı ağaçlarla kaplı bir yola girmiş orada yürüyorlardı.
" Beğenmemek sevindim çünkü burası senin. " Dedi Ömer. Zerda duraksayarak " Ne? " Dedi. Ömer onu kendine çekerek kolunu omzuna attı Zerda'nın.
" Bu gördüğün yer bir tatil köyü gibi birşey. Mekanın ismi Yeşil Hare.
Amerika'dan dönerken yaptırdım burayı. Daha açılışı yapılmadı. Haftaya yapacağız inşallah. Açılışını sen yapacaksın Zerda'm. "
Zerda şaşkındı hemde çok. Aklına birşey takılıyordu.
" Ama o zaman babamlar birşeyden şüphelenmez mi? Sana sormazlar mı Zerda ne alâka diye? "
Ömer güldü ve Zerda'nın kumral saçlarına derin bir öpücük kondurdu.
" İşte o gün Zerda, herşey çözülecek. "
" Çok teşekkür ederim Ömer. İyi ki varsın. İyi ki tekrar benim karşıma çıktın. "
" Sende Zerda'm. Sende iyi ki varsın, sen olmasan ben, ben olmazdım zaten. Herşey senin sayende. Herşey... "
Birlikte yok boyunca yürüdüler. En son güzel bir ağacın altında hazır olan yemek masasına oturdular. Ömer'in adamları onlar gelirken hazırlamış ve Ömerler görüş açılarına girince alanı terk etmişlerdi.
Güzel bir öğle yemeği yediler. Zerda birkaç güzel anısını anlattı. O sırada Ömer başını Zerda'nın dizlerine yaslamış onu can kulağıyla dinliyor ve hareketlerini, mimiklerini ezberliyordu.
Akşama kadar orada durdular. Birbirlerine daha yakın oldular. Gün geçtikçe sanki sevgileri daha sağlam oluyordu.
🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |