24. Bölüm

24. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin

 

~ H. Nihal ATSIZ.

 

🥀🥀🥀🥀

 

 

Asrın konağı son aylarda olduğu gibi oldukça ruhsuz ve sessizdi. Berfe 8 aylık olmuş bebekleri ile terasta oturuyor patik örüyordu. Ayça da onun yanında karşıya bakıyordu. Eskiden olsa şaka şamata konuşurlardı.

 

Konak o kadar sessizdi ki çıt çıksa herkes silah patladı sanardı.

 

Azat Ağa konağa giriş yaptı. Annesini yayla evine bırakmıştı. Konağın sessiz haline bakınca içi yandı. Daha şundan 3 ay öncesine kadar gırgır şamata eksik olmazdı.

 

Odasına çıktı ve karısını orada göremeyince korktu. Korkmak alışılır olmuştu artık. Hızla odadan çıkınca Asaf ile karşılaştı. Dilan ile kendi odalarından çıkıyordu. Daha doğrusu bir ölünün odasından.

 

Dilan ve Asaf o düğünden önce nikahı kıydıkları için evliydiler zaten. Dilan aynı Ayça gibi iki ay önce çıkmıştı komadan ve öğrendikleri onu yıkmıştı. Olup bitenden kendini suçluyordu. Kimsenin yüzüne bakmıyor, odadan çıkmıyor ve konuşmuyordu.

 

" Ne bu telaş Azat? Ne oldu? " Dedi Asaf.

 

" Yengeni gördün mü? "

 

Asaf başıyla terası işaret etti.

" Ayça ile terastalar. "

 

Azat derin bir nefes vererek " Saol kardeşim. " Dedi ve terasta doğru yol aldı..

 

Asaf onun arkasından üzüntü dolu bir bakış attı. Kendisi de çok üzülüyordu ama Azat ile karşılaştırılamazdı acısı. Şuan yanında olan birtek karısı ve bebekleri kalmıştı.

 

Asiye Hanım kendi odasından çıktığı vakit oğlunun yanına geldi. Rahime ve Fatih'i Trabzon'a göndermişti. Ayşe'yi de Fatihle nikahlayarak...

 

Asiye Hanım ise buradan bu işi çökmeden gitmeyecekti. Trabzon'dan akrabaları gelmişti 3 ay önce ama cenaze dolayısıyla pek konuşmaya vakit olmayınca geri dönmüşlerdi.

 

Asiye Hanım o gün bir yemin etmişti. Kendi kızı hayatta olsa da yeğeni değildi. Kürtlerde ve lazlardan ise asla değişmeyen bir adet vardı. O intikam er yada geç alınırdı. Hukukla değil, töreyle...

 

" Oğlum haber vardır? ''

 

" Hâlâ araştırıyoruz anne. Kim yaptıysa sanki yer yarıldı da içine girdi. "

 

Asiye Hanım onaylamazca baktı oğluna. " De git arabayı hazırla. Kimseye de deme. Çıkacağız. "

 

Asaf şaşkınlıkla " Nereye anne? " Dedi.

 

Asiye Hanım göğsünü kabartarak,

" Bizum uşaklar bulmuş o adamı. Yurtdışına çıkayruk. " Dedi.

 

Asaf şaşkınlıkla dondu kaldı. " Şaka yapma anne. "

 

" Ula deli uşak. Bizde şaka olmaz bilmiy mısın? Uşaklar bizi havaalanında bekleyi. "

 

Asaf içinde dinmez bir heyecan ile dolup taşarken " Azat'a da haber edelim. '' dedi. Asiye Hanım katiyyen karşı çıktı.

 

" Olmaz! "

 

" Neden? "

 

" O uşak kendini tutamaz gavur ellerde sıkar o putun kafasına. Biz onu ülkeye getirince Azat'ın önüne atacağız. "

 

Asaf onu haklı bularak annesiyle beraber arabaya binip havaalanına gittiler. Asrın ailesine özel jet ile İtalya'ya uçtular.

 

🥀🥀🥀

 

Murat karşısında ki lüks villaya bakarken dişlerini sıkıyordu. Onlar da Şanlı şirketine ait özel bir jet ile gelmişti buraya. Hatta şuanda evi gözlüyorlardı.

 

Adem geldi hemen yanına. " Abi bir durum var. "

 

" Nedir? "

 

" Asaf Asrın ve Asiye Asrın da Asrın ailesine ait jet ile İtalya'ya iniş yapmışlar. Buraya doğru geliyorlarmış. "

 

Murat dudaklarını keyifle oynattı ve

" Demek müttefikimiz de var ha... Güzel. Gidin hemen araçların önünü kesin. Ömer Ağa'nın sağ kolunun sizinle konuşmak istedikleri var diyin. " Dedi. Adem onu onaylayıp hızla ayrıldı yanlarından.

 

Murat dürbünü alarak villayı gözlemeye devam etti.

Yengesi oradaydı ve sadece birkaç saat sonra onlara kavuşacaktı.

 

Arkasında duyduğu sesler ile o tarafa döndü. Asaf ve Asiye sert adımlarla ona doğru geliyordu. Arkasında ise resmen bir ordu vardı. Takım elbiseli değildi, oduncu gömlekli bir Laz ordusu.

 

" Hoşgeldiniz Asiye Hanım.

Hoşgeldiniz Asaf Bey. "

 

Asiye ve Asaf ters bakışkarla ona bakarken Asiye en sonunda.

" Lafı uzatma uşak! Mühim meselelerimiz vardır. " Dedi.

 

Murat da uzatmadı.

 

" Zerda Hanım'ın kaçırıldığını mı öğrendiniz " Dedi. Asaf dönüp kalırken Asiye Hanım, " Ne dedun ne dedun? " Dedi.

 

" Doğru duydunuz. Lafı uzatıp Ömer Beyimi bekletmek istemiyorum. Şu anda Zerda yengem o evde tutsak. "

 

Asiye Hanım şok olurken küçük dilini yutacak gibiydi. Asaf kendine gelerek Murat'ın yakasına yapıştı.

 

" Ne zamandır biliyorsun!? "

 

" Dün sabah hesaba gelen bir mail ile öğrendik. "

 

Asiye Hanım şoktan çıkarak, " Benda o mail ile öğrendim. " Dedi.

 

" Kim atıyor bu maili? "

 

Asiye Hanım Asaf'ın sorusuna yanıt vermek yerine, " Ne bekliyoruz o zaman. Kızımı kurtaralım. " Dedi. Murat başıyla onaylayarak adamlarına emir verdi. Asiye Hanımın da adamları villaya doğru hareket ederken olanlar olmuştu.

 

Düşman kalesi kısa süre içinde fethedilmişti.

 

🥀🥀🥀

 

ZERDA

 

Başım ağrıdan çatlarken beyin kanaması geçirmediğim için şükür ediyordum. Psikolojik olarak iyi değildim, bunu kabul ediyordum. Ölmek istemiştim. Haklıydım da.. Her gece o adamın tecavüzlerine katlanmak istemiyordum. Fiziksel olarak da mental olarak da iyi değildim.

 

Beni arayan da yoktu. Ben ölmüştüm çünkü. Nüfusta ölü bir insan olarak geçiyordum. Artık Ömer'in Zümrüt gözlüsü olamazdım. Babam benim yüzümden ölmüştü üstelik...

 

Odaya giren o adam ile tekrar kendimden ve ondan nefret ettim.

" Yine ne var? "

 

Cık cıklayarak yanıma oturdu.

" Ayıp ediyorsun güzelim. Biricik kocana böyle sorulur mu hiç? "

 

" Adi piç! Benim tek bir kocam var o da Ömer Şanlı! Sen benim hiçbir haltım değilsin. " Dedim. Pis elleriyle çenemi kırarca tuttu. Durmadım ama zorda olsa ağzıma geleni saymaya devam ettim.

 

" Elimi kolumu bağlayarak beni karın yaptın sanıyorsun, ben sadece burada bir tutsakım. Senin gibi adi bir orospu çocuğu benim hiçbirşey-" Lafım yüzüme yediğim tokat ile yarıda kaldı.

Laflarım ile o kadar delirmişti ki daha geçen gün kafama atılan dış işleri umursamadı. Saçımı eline doladı. Yüzüme art arda tokatlar atmaya başladı.

 

" Her gece seni ben sikiyorum! Kimmiş bakalım asıl kocan? O Ömer denen itin de suyu ısındı, onu da babanın yanına göndereceğim. "

 

O kadar pis ve adi laflar kullanıyordu ki silah sesleri gelmese durmazdı.

Bir dakika, silah sesleri?

 

O adam ne olduğunu anlamazken odanın kapısı açıldı ve içeri bir koruma girdi. Yabancı bir dilde konuşmaya başladı. Artık ne söylediyse o adam delirdi ve hemen benim prangalarımı açmaya başladı.

 

" Neler oluyor? "

 

Yanıt vermedi. Beni ayağa kaldırırken " Neler oluyor dedim! " Dedim. Bana bir tokat daha atarken " Sizinkiler gelmiş. Ama onlar da ölecek " Dedi. Ben dönüp kalırken beni tekrar kaçırmasına izin vermeyecektim. Beni yürütmeye çalışırken aylardır ayağa doğru dürüst kalkmadığımdan dolayı bacaklarım tutmadı. Yere düştüm. Beni sürüklerken odanın kapısı duvara çarparak açıldı.

 

Asaf gelmişti.

 

ASAF GELMİŞTİ.

 

Onu görünce hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. O adam onu öldürmek için silah çekerken Asaf hızlı davrandı. O adamın elinden vurdu.

 

" Sen kimsin Orospu çocuğu " Diyordu o adam. Asaf silahın kabzası ile onu bayıltırken " Ecelin. " Demişti.

 

Kırtulmuştum!

 

" Asaf! " Diye bağıra bağıra ağlarken hızla yanıma çöktü ve sımsıkı sarıldı bana. " Abi! " Dedim dolu dolu. Buradaydı. Buradaydı. Rüya değildi, bana sarılmıştı.

 

" Geçti güzelim geçti. Seni sevdiklerine götüreceğim. "

 

Silah sesleri susmuştu, içeriye Asiye yengem girmişti. Asaf benden ayrılınca Asiye yengem çöktü hemen yanıma.

 

" YAVRUM! "

 

Sanki yeniden doğmuştum. Tek fark ise hissediyordum. Yaşadıklarımı hissediyor ve hatırlıyordum.

 

Ben Zerda Asrın.

 

Ölmüştüm ama yeniden doğmuştum.

 

 

🥀🥀🥀

 

Siirt'te güneş batarken Yeşil Hare'de restoranda herkes gülüp eğleniyordu. Ömer'in kaldığı evden restoran gözüküyordu. Öylece manzaraya bakıyordu.

 

Çoğu kişi sevgilisiyle, karısıyla gelmişti.

 

Ömer'in Murat'a verdiği süre dolmuştu. Bir elinde silahı, diğer elinde silahı vardı. Silahını kalbine yasladı ve gelecek olan haberi bekledi.

 

" Alo. " Dedi Murat.

 

" Sana verdiğim gün doldu. Söyle bakalım. Zerda mı orada ki? "

 

Murat Zerda'yı ona kendi elleriyle götürmeye karar verip '-hayır abi mezarda ki kadın o ' derse Ömer tek bir saniye bile düşünmeden sıkacaktı kafasıma.

 

Murat abisine iyilik yapmak isterken ölümüne sebep olacaktı. Tek bir soruya bakıyordu.

 

Murat derin bir nefes vererek onu yanıtladı.

 

Onun yanıtıyla ise Yeşil Hare Tesislerinde art arda silah patladı.

 

O kurşun silahtan çıkmıştı bir kere.

 

 

🥀🥀🥀🥀🥀

 

Bölüm hakkında görüşlerinizi alayım.

 

Bu arada bir iki hafta bölüm gelmeyecek. Bu bölümün kısalığından dolayı ek bir bölüm atarım sadece.

 

Kendinize iyi bakın. 😘😘

 

Bölüm : 15.03.2025 18:47 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...