4. Bölüm

4. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

4. BÖLÜM: EX

 

 

~Sustum,

Söylenecek çok şey varken.

Konuştum,

Dile gelmeyen şeyleri.

Hata yaptım, kırdım

Tüm benliğimle kırdım seni

Affet sevgili

Birde sen kır beni.

 

🥀🥀🥀

 

Genç adam kadınla göz göze geldiğinde içinde birşeylerin çatladığını hissetti. Uzun zamandır görmüyordu onu. En son 1 sene önce Asrın konağına gittiğinde görmüştü.

O zamanlar biraz daha tombuldu ve gamzeleri daha iyi belli oluyordu.

Sarı bir yaz elbisesi vardı O zaman üstünde. Ömer, bunları neden ve nasıl hatırladığını anlamadı.

 

Zerda değişmişti. Eski halinden eser yoktu. Gözlerinin ışığı sönmüş, kilo kaybetmiş ve genç kız elbiselerinden kurtulmuş olgun bir kadın gibi görüyordu.

 

Genç adam küçükken onunla oyunlar oynardı. Belki Zerda bunu hatırlamazdı ama Zerda'nın küçükken oyuncağı Ömerdi.

 

-Ömey! bu ayabayı ben sürücem

 

- Ya kızım bir git! Hem senin bebeklerin falan yok mu? Ne bileyim işte git kardeşinle oyna

 

- Banane! Hem ben seni daha çok seviyoyum.

 

Daha 4.5 yaşında olan Zerda öne eğildi ve sır verir gibi sessizce;

 

- Abimden bile çok seviyoyum

 

Ömer hatırladığı geçmişle birlikte gözlerinden hangi duygu geçtiyse genç kadın hızla önüne döndü ve kadınların yanına gitmek için hareket etti. Silahlar falan sıkılıyordu zaten düğünde. Ömer alışıktı ama baktığı kadının sırtına isabet eden kurşunu görmeye alışık değildi.

 

" Zerda! " diyerek ileri atıldı ama Baran onu sertçe kolundan tuttu.

" Ona birdaha baktığını görürsem bu sefer vurulan sen olursun. " dedi.

Ömer kanı donmuş bir şekilde durduğunda Zerda geriye sendeledi o ara ve çığlıklar eşliğinde terastan aşağı düştü. Ömer damarlarında onun çektiği acıyı hissettiğinde " Orospu çocuğu " diyerek bir yumruk savurdu Barana.

Baranın Zerdayı vurduğunu gören bir kişi de Zerda'nın babası Erdem Asrındı.

 

" Şerefsiz it kızımı vurdun " diyordu.

" Kızımı sana verdiğim güne lanet olsun "

 

Ömer, ağaları itekleyerek Zerda'nın yanına ulaştığında saçlarını yüzünden çekti ve yüzünü avuçladı. Elleri bilmediği bir nedenden dolayı titriyordu. " Dayan Zerda, kurtaracağım seni "

 

Ceyda ve bir dolu kadın sürüsü korkuyla aşağıya indiğinde gördükleri görüntüyle çığlık attılar. Etraf kan doluydu. " Ambulans Çağırın!" diye bağırdı Ömer. O sırada Erdem bey ve Zerda'nın kuzenleri Baranın başına çullanmıştı. Olayın şokunu daha yeni atlatan ağalar panikle bir şeyler yapmaya çalıştı.

 

" Dayan Zerda, iyi olacaksın " diyerek kızın burnundan akan kanları sildi.

" Nerde bu ambulans!? " diye kükrediğinde düğün sahibi adam

" Yolda " dedi. Ömer teknik birkaç bilgiye sahipti. Böyle durumlarda kızı kaldırması imkansızdı.

 

Baran adamlarıyla birlikte Asrın erkeklerini savuşturmaya çalışıyordu ve olayın ciddiyetinin farkında değildi.

 

Ambulans bahçeye giriş yaptığında ekipler dikkatlice kaldırdılar Zerdayı.

Zerda'nın yanına Avzem Hanım binmek istedi ama Ömer sinirle karşı çıkınca Ceyda bindi.

 

Ambulans son hızla ilerlerken arkasında resmen bir ordu vardı. Baran gelemiyordu çünkü Ömer adamlarına kesin emir vermişti.

Baranı etkisiz hale getirecek ve onu uyutacaklardı. Eğer Baran hastahaneye gelirse Ömer kendine hakim olamayabilir ve nereden geldiğini bilmediği sinirini Baran'a sokardı. Onun çocukluk arkadaşının hem üstüne kuma gelmiş hemde vurulmuştu.

 

Ambulans hastahanenin önünde durduğunda Zerda sedyenin üzerinde yüz üstü baygın bir şekilde uzanmıştı ve elleri sedyeden aşağı sarkıyordu.

Beyoğlu ailesinden bir tek Dilan vardı.

O da ağlayarak sedyenin peşinden gidiyordu. Ceyda olayın şokundan hala çıkamıyordu. Kaç senesini paylaştığı arkadaşı, candaşı, ne hale gelmişti? Yüreği intikam hırsıyla doldu.

 

Ömer, kızın elini sedyeye koydu ve

" Buradan içeriye giremezsiniz. Gerekli açıklamaları doktor size yapacak " dediğinde o kısımda durmak zorunda kaldı.

 

Zerda, kapılar kapandığında gözden kayboldu. Zerda'nın babası Erdem Bey iki tane korumasıyla gözleri yaşlı bir şekilde geldiğinde " O iti perişan edeceğim " diye söyleniyordu.

 

Ömer sessizliğini korudu ve nedenini bilmediği bir şekilde göğsünde sızı hissetti. Derin bir nefes alırken koridorun başında buraya değnek yarımıyla gelen Azat'ı gördü.

Zerda'nın kaza geçiren abisi.

Yanında ise hamile karısı Berfe vardı.

 

" Kardeşime ne oldu?! Kim yaptı bunu!?" dediğinde Ömer ona da sınırlı olduğu için cevap vermedi ve kapıya bakmaya devam etti.

 

" Orospu çocuğu Baran yaptı! O kızı kuna geldiği zaman almamız gerekiyordu oradan! Piç isterse bize sıksındı! Keşke o zaman alsaydık onu. " dedi babası Erdem. Azat gözü dönmüş bir şekilde, " Yada hiç vermeseydik!" dedi. Erdem Bey başını eğerken Berfe kocasını sakinleştirmek için kolunu tuttu.

 

" Sen ve dayem tutturdunuz kaderi budur diye! Kız istiyormuydu? Baranın yüzünü sonradan gördük haklısınız ama hata sizde baw! Kızı istemediği bir yere verdiniz. Bir insan istemediği yerde zaten mutlu olamaz!" diye babasına kükremeye devam etti. Dilan bir Beyoğlu olduğu için korktu ve köşeye sindi. Ceyda gözleri kıpkırmızı bir şekilde ağlamaya devam ediyordu. Ömer ise başını çevirmiş Azat'ı haklılığından dolayı kutlamak istiyordu.

 

" Tamam oğul! Yaptık bir hata! Eğer olurda Zerda'm şu kapıdan sağ salim çıkarsa o adamdan kurtaracağım onu.

50 küçükbaş kesip büyük bir davet vereceğim. " diyerek elini sızlatan göğsüne koydu. " Onu istediğiyle evlendireceğim. "

 

Azat babasına sinirden göz devirdi ve Berfe yardımıyla oturdu. Berfe de sessiz sessiz ağlıyordu. Koridorun başından gözüken Hanife Hanım, Zerda'nın annesi, gözü yaşlı bir şekilde Zerda'nın kuzeni Ayça ile koridora girdiğinde Erdem Beg eşine de açıklama yaptı. Hanife Hanım sinir krizi geçirirken hemşireler ona bir sakinleştirici yaptılar.

 

Koridorda yalnızca ağlama sesleri duyulurken Ameliyethanin kapısı açıldı ve önlüklerle birlikte bir doktor gözüktü. " Zerda Asrın'ın yakınları sizlermisiniz? " diyerek sorduğunda Azat ve Erdem Ağa ileri atıldı.

" Evet doktor, kızım olur. Durumu nedir? "

 

Doktor, " Kurşun omzunun biraz aşağısına, kaburga kemiğinin arasına denk gelmiş. Ciğere gelemeden sıkışmış. Kurşunu oradan çıkaramadık. Düşmenin de etkisiyle iki kaburga kemiği ve üç tane de kemik kırılmış durumda. Kırılan kaburgalar kurşunu dahada sıkıştırmış durumda. İç kanama vardı siz getirdiğinizde. İç kanamayı durdurduk ama ikinci bir ameliyatı kaldıracak duruma gelene kadar iç kanama olmamasını diliyoruz " diyerek bilgi verdiğinde Hanife Hanım ağlayarak gelini Berfeye sarıldı.

 

" P-peki Doktor Bey, bizim yapacağınız birşey varmı? " diye sordu Ömer. Herkes şoktayken bu soruyu sormayı kendine vazife edinmişti.

 

" Dua etmekten başka yapacağınız hiçbirşey yok. 24 saat içinde herhangi olumsuz bir durum olursa tekrar ameliyata alabiliriz. Babasının onayı gerekiyor. " diyerek Erdem Beyi de alarak gözden kayboldular.

 

Zerda nüfusta evli değildi. Hâlâ bir Asrın dı.

 

" Ömer siz gidin, biz buradayız " diye zorlukta ayakta duran Azat, Ömere dönmüş ve konuşmuştu.

 

" Ben seni, sizi yalnız bırakamam kardeşim Ceyda'yı bırakayım tekrar geleceğim. " dediğinde Azat ne kadar gerek olmadığını söylese de Ömer dinlememiş ve Ceyda'yı alarak hastahanede çıkmıştı. Dilan koridorun sonunda gitti ve annesini aradı.

 

" Alo daye? "

 

" Abini Ömer soysuzu bir yere sakladı keçamin! Abin yok " diyerek ilk konuşması bu olunca Dilan ailesinden bir kez daha utandı.

" Oh olsun daye! " dedi.

Avzem Hanım, " Kız senin dediğini kulağın duyuyor? Sen ne diyorsun " dedi.

 

" Daye yengemin durumu siz fark etmeseniz de ağır. Yarına çıkıp çıkmayacağı belli değil sen hâlâ takıntılı oğlunu düşünüyorsun. Senin hiç kalbin yok mu? Bana da böyle yapsalar ne hissederdin. Elin kızı bize gelin geldiğinden beri yapmadığınız kalmadı. Abim bir yandan sen bir yandan. Kuma bile geldi kızın üstüne kuma! Tüm bunları sana yapsalar sesin bu kadar çıkar mıydı acaba. "

 

" Dil-"

 

" Senden, Sizden utanıyorum daye. Beni hem bu hastahane koridorunda mahcup boynu bükük bir şekilde koyduğun için hemde benim ailem olduğunuz için. Bundan sonra Dilan diye birisi yok hayatınızda! ARTIK SİZİN REZİLLİKLERİNİZİ KALDIRAMAYACAĞIM! " dedi ve annesine fırsat vermeden telefonu suratına kapattı. Sırtını duvara yaslayarak yere çöktü ve ağlamaya başladı. Ağlamasının sebebi annesi veya abisi değildi. Yengesinin durumuydu. O hiçbir zaman ailesine ait olmamıştı. Çünkü ailesi onun ne okumasını istemiş nede arkadaş edinmesine izin vermişti.

 

Ama Zerda, Dilanın tek arkadaşı, tek sırdaşıydı.

 

Tüm bu konuşmalara şahit olan Ayça ve Berfe ise afallamıştı. Bu kızın da Zerda'ya kötü davrandığını sanmıştı.

 

Ayça, Dilan'ın yanına çöktü. Berfe ise karnından dolayı yalnızca elini kızın omzuna koymakla yetinmişti.

 

Dilan sıçrayarak kafasını dizinden kaldırdı ve iki kadına baktı.

" Sen zaten o eve ait değilmişsin. Üzülme " dedi Berfe. Dilan burukça gülümseyerek, " Ben onlara üzülmüyorum ki, ben Zerda'ya üzülüyorum. " dedi.

 

" Zerda iyi olacak. O herşeye dayanır.

Sende bizimle birlikte o iyi olunca konağımıza gelecek ve bizim aileden birisi olacaksın " dedi Berfe. Biliyordu ki görümcesi güçlüydü. Güçlü olmasaydı bile onun tertemiz kalbi yeterdi.

 

" Ben size yük olurum. Ben herkese yüküm." diye mırıldandı Dilan.

" Ne yükü kız! Konağımız Allaha şükür saray gibi. Sana da açarız bir tabak, veririz bir oda. Ne diye bunu dert ediyorsunuz. Tek derdimiz bu olsun " dedi Ayça.

 

Kadın kadınının en büyük düşmanı olduğu kadar en büyük de destekçisiydi.

 

•••

 

Karşımda yeşillik dolu bir manzara vardı. Neresiydi burası Karadeniz mi?

 

Yeşil ağaçlar, renkli renkli çiçekler ve...Büyük bir Çınar ağacına asılmış, çiçeklerle donatılmış bir salıncak.

 

" Kimse yok mu? " diyerek seslendiğimde sesim bomboş ormanda yankı yaptı ve bana geri döndü. Kuş cıvıltıları'nın arttığı bir nokta vardı. Merak ettim.

Seslere doğru yürürken Salıncağa daha da yaklaşıyordum.

 

" Zerda! hadi ama bak kırma

beni " diyen sesle sıçrayarak o tarafa döndüm. Çınar ağacına omzunu yaslamış kucağında bir erkek bebekle duran bir adam.

Ömer...

 

" Neden? " diye sordum.

 

Kahkaha attı ve " Güzelim sen iyice unutkanlaştın, tabi benim gibi bir kocan varken kendinden geçmemen münkün değil. " diyerek bana yaklaştı.

 

Erkek çocuğun gözü ve burnu aynı bendi ama bu çocuğun ağzı ve yüz şekli neden Ömer'e benziyordu.

Hem kocam derken.

 

Sorgulamak istedim ama boşverdim. Neden bilmiyorum ama içim uzun zamandır ilk defa huzurlu bir hisle dolmuştu.

 

" Doğru unutuyorum. " dedim.

 

Birşey hatırlamış gibi kaşları hızla yukarı kalktı ve bebeği kucağıma verdi. İçim tarifi imkansız bir hisle doldu. Bebek o kadar...Benim gibiydi ki içime sokasım geldi.

 

" Cesur'umuzu al ve otur artık şu salıncağa " diyerek kızarmış gibi yapınca gülmeden edemedim.

" Tamam "

 

Kucağımda ki bebeği sanki yıllar tutuyormuş gibiydim. Garip ve yabancı bir histi.

Cesur ile birlikte salıncağa oturduğumuzda sırtımda onun varlığını hissettim.

 

" Sıkı tutunun gülüm, sallıyorum."

dediğinde güldüm ve " Hadi

Ömer Ağa uçur bizi " dedim.

 

İşte o ana kulağım çınlamaya ve hafızam bizi geçmişe sürüklemeye başladı.

 

" Hadi Ömeycim uçuy beni, saçlayım savyuysun " diye kahkahalar eşliğinde gülen bir çocuk sesi. Benim sesim.

 

" Dur kız, hızlı sallayamam seni. Abin döver sonra " diye şakadan kızgınlıkla konuşan bir çocuk.

Onun sesi. Ömer'in

 

" Salla beni Ömey! "

 

" Tamam "

 

" Vazgeçtim yavaş salla koyktum."

 

" Kız bu durmuyor "

 

" Ömey koykuyoyum "

 

" Ayağını yere sürt."

 

" Ulaşmıyoy "

 

" Tamam kendi durur- Zerda!"

 

" Ah, Ömey "

 

Sonu kötü biten bir anıydı. Yerde dizlerimin üstünde kanlar içinde dururken her bir yaramı saran oydu.

 

" Zerda? "

 

Daldığım anılardan çıktım ve gerçekliğini sorguladım.

Kucağıma baktığımda bebek yoktu. Yeni fark ettiğim mavi elbisem bebeği tuttuğum kolumla birlikte kan olmuştu.

 

" Cesur!?"

 

" Zerda? "

 

Salıncak hızlanmaya başladığında kafamı arkama uzattım ve onu gördüm.

Baranı.

 

" Baran! "

 

Gülümsedi ama Ömer gibi değildi.

Elinde bir silah vardı ve sırtımı hedef almıştı. Salıncak hızlanırken Ömere seslendim.

 

" Ömer! "

 

" Zerda? " dedi Baran. Bana yaklaşmıyordu ama silahı sırtımda bir noktaya hedef almıştı.

 

" O adamı, seni, benden olmayan bir bebeği ve tüm aileni seni vurduğum gibi vuracağım Zerda'm. Korkma seni orada yalnız bırakmayacağım."

 

" Ömer! "

 

Bir silah sesiyle birlikte sırtımda bir ıslaklık hissettim ama acı yoktu. Daha fazla Baran'a bakamadım. İğrendim. Önüme döndüğümde Baran'ın kötü kahkahasıyla birlikte yatan iki beden gözüme çarptı.

Ömer gülümseyerek, gözleri açık bana bakar bir şekilde yatıyordu Cesurla. Cansız bir şekilde.

 

" Cesur! Ömer! " diye haykırdığımda Ömerin göğsünde uyur pozisyonda olan oğluma baktım. Kanlar içindeydi küçük bedeni.

 

Bedenim işte o zaman tarifi edilmez bir acıyla kavruldu.

Yüreğim az geldi, ciğerlerime vurdu acısı. Baranın kötü kahkahası hala devam ederken salıncaktan kalkmaya niyetlendim.

Ellerim salıncağa zincirlenmiş, çiçekler kan olmuştu.

Acıyla feryat ederken gök gürledi ve güneş içinde ışıldayan orman tüm renklerini kaybetti. Siyah beyaz oldu herşey.

Yağmur sel misali yağdı ve tüm kanları ayağımın dibinde topladı.

 

Kanların içinde ki yansımamı gördüm.

 

" Benim size birşey yapmama gerek yok Zerda'm. Sen ölümün ta kendisisin. Senin dokunduğum herşey ölüyor "

 

Ben ölümün ta kendisiydim.

Dokunduğum herşey ölüyordu.

 

Bende ölüyordum.

 

•••

 

" Hasta ex oluyor! Numan Hocayı çağırın! Defi'yi hazırlayın "

 

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

 

Bölüm : 15.02.2025 17:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...