21. Bölüm

21. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

21. BÖLÜM: SİYAHLARA BÜRÜNDÜK

 

Sana gitme demeyeceğim.

Üşüyorsan ceketimi al.

Günün en güzel saatleri bunlar.

Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.

Gene de sen bilirsin.

Yalanlar istiyorsan

Yalanlar söyleyeyim,

İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.

Ama gitme Lavinia.

Adını gizleyeceğim

Sende bilme,

Lavinia.

 

~Özdemir Asaf...

 

🥀🥀

 

Kalp atışı ne kadar da önemliydi hayatta. Kalp atmassa insan yaşayamazdı ki... Bu bilinen en doğru gerçekti.

 

Dilan'ın kalbi atmıyordu.

 

Kalp atışı durduğunda insan beyin ölümünü bekler, ardından da tamamen ayrılırdı aramızdan. Azrail gelir ve o ruhu bedenden çekip alırdı.

 

O gece Azrail dört dönüyordu.

 

Birde kalbi durmadan ruhu çıkanlar vardı. Asıl ölü onlardı işte. Sevdiklerini kaybetme korkusuyla yanıp tutuşan, kaybeden bedenler...

 

Asaf ve Hazar bir ölüydü.

 

Birisi müstakbel karısının kollarında can vermesini izlerken, bir diğeri ise aşık olduğu kadını karnında bebeği ile ölümünü izliyordu. Acı bedeni sarmış, şoka sokmuş, kımıldatmıyordu.

 

Elleri ayakları birbirine dolaşmış bedenler, karşı tarafa karşılık sıkılan kurşunlar, çığlıklar ve ağlama sesleri...

 

Zerda ve Ömer...

 

Gözleri kapanmış, bilinçler gitmişti. Yaşama umutları düşüktü. Elleri ellerinde, gözleri gözlerinde can vermişlerdi belki de.

 

Ölmesindi, kimse ölmesin...

 

Fakat kaderde vardı bir kere. Mahşer hep korkulu olacak değildi ya, mahşerde de aşk yaşanırdı.

Onların da aşkı mahşere kalmıştı belki de.

 

" Teslim olun! Silahların indirin! Polis! " Diyerek polisler olaya el atmıştı. Hemen olay yerine intikal etmelerinin en büyük sebebi Üsteğmen Barıştı. Asaf'ın asker bir arkadaşıydı ve o sırada o da düğündeydi. Katliama şahit olmuştu.

 

Ambulans sesleri gelirken silah sesleri polisler sayesinde susmuştu. Azat karısını korkuyla kucağına aldı ve masanın altından doğruldu. Kardeşlerinin vurulduğunu görmemişti daha.

 

Hanife Hanım yerde yatan bedenleri görünce çığlık attı. Elleri ayakları boşandı. Onun sesiyle dikkatler salonun ortasına döndüğünde acılı zılgıt seslerine Sevda ve Hanife Hanımım ağlayışları eşlik etmişti. Ve tabi Asiye hanımın. Herkes yavrusunun derdine düşüp ona koşarken Hazar kimseyi görmüyordu.

 

Hemen ayağa kalktı ve karını kucağına alıp koşar adım ilerledi.

 

" AMBULANS ARAYIN!

YARDIM EDİN! "

 

Koskoca Şanlı ailesinin ağası yardım çığlıkları atıyordu. Çaresizlik insana her şeyi yaptırırdı.

 

Ambulanslar geldi ve kapının önüne kadar eşi tarafından taşınmış Esra'yı yatırdılar. " Kurşun sırtından girdi, hamile. " Dedi Hazar. Boğazı düğüm oluyordu. " Lütfen yardım edin! Lütfen. "

 

Ambulans görevlisi ilk müdahaleyi yapıp ambulansa girerken nabzın düşük olduğunu vurgulamıştı.

 

Ambulans orayı terk ederken Hazarın yanından sedyeler peş peşe geçti. Kardeşinin cansız şekilde yatan bedenini görünce içi ezildi. Daha yeni kavuşmuşlardı oysa...

 

" Kardeşim... " Diyerek Ömer'in yanına gitti. Hemşireler onu uzaklaştırırken Sevda Hanım kriz geçiriyordu. Bir hemşire ona sakinleştirici yaptı. Hanife Hanım kızının yanına ambulansa binerken Azat karısını arabasına koymuş hastahaneye sürüyordu. Ayça ve Dilan'ın olduğu sedyeler peş peşe geçerken Asaf delirmiş gibiydi.

Bir kız kardeşinin elini tutuyor, birde karısının elini tutuyordu.

 

O gün birçok eve ateş düşmüştü. Hastane ise mahşer yeri gibiydi. O gün o hastahaneden bir acı haber gelecekti. Bir cansız beden çıkacaktı.

 

🥀🥀🥀

 

Azat Asrın'dan

 

Karım ve bebeğim iyiydi ama kardeşim, kardeşlerim...

 

Hepsi ameliyata alınmıştı ama saatlerdir hiçbir haber yoktu.

Koltuklarda oturmuş elimizden gelen tek şey olanı, duayı ediyorduk. Asaf bir ileri bir geri gidiyor benim de başımk döndürüyordu.

 

" Asaf, dur. " Dedim. Kendine de eziyet ediyordu. Ayakları yere çakılmış gibi durdu ve sertçe bana baktı. " Benim kardeşim, karım o ameliyathane nin içindeyken bana dur deme Azat! " Dedi. Aklını yitirmiş yada hâlâ şokta olmalıydı. Çünkü benimde kardeşim ve kardeşim dediğim adam o ameliyathanenin içindeydi.

 

" Tek hastası olan sen değilsin, benimde canımdan olan parçalar orada. " Dedim sinirle. Kendini sakinleştirmem lazımdı. Zerda'nın önce ki vurulmasında benim görevimi Ömer üstlenmişti ama o bugün yoktu. Herkesi sakinleştirme görevi bana aitti.

 

Asaf sessizleşirken duvara yaslandı. Babam ve Hazar koridorun öbür başından perişan bir halde gelirken Ceyda denen kız ağlamayı keserek " Abimler geliyor. " Dedi.

 

Onlar bu olayı araştırmak için gitmişlerdi. Kimin yaptığını bulmak için...

 

Ayağa kalktım ve " Bir haber vardır baba? " Dedim. Babam yüzüme bakıp başını olumsuzca salladı. Hazar'ın gözleri kızarmıştı. Karısı ve bebeği oradaydı, daha kötü olabilirdi ama o şuan güçlü duruyordu.

 

" Yok oğul. Sanki yer yarıldı da içine girdi deyyus herifler. Her kime sorsak, haberimiz yok der. Bunların eli kolu bizden uzundur, bilesin. "

 

Annem elini dizine vurarak, " Ayyy!

Yavrularımın başını yaktı soysuzlar! Kim Erdem kim bunlar! O Baran gavuru nun işidir!? " Dedi. Asiye yengem gözlerini silmeye çalışarak ayağa kalktı, " Eğer o Baran itiyse abi, bilesin ki bende Asiye Asrın isem o konakta taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmam bilesin. " Dedi. O konak derken Baran'ların konağından bahsediyordu.

 

Erdem Bey'in tam önünde durdu. En son bu duruşu eşi öldüğünde yapmıştı.

 

" O Baran itini başımıza sen musallat ettin abi. Eğer olurda Ayça'ma birşey olursa sadece o konakta değil, sizin konakta da ben katliam çıkarırım. " Dedi. Koskoca Asrın Ağası Erdem Ağayı tehdit ediyordu.

 

" Ana... " Dedi Asaf. Anasının haklı olduğunu biliyordu ama saygıdan demişti.

 

" Ne ana ne! Ula bu kizu evlendururken zaten kertmesi var idi! Ha ula siz ne boh yemeğe gittunuz da elun fırlatmasıni başumuza kodunuz.! " Dedi. Herkes onun haklılığı ile suspus olurken Erdem Bey yengesinin konuşması karşısında kafasını eğmemek için zor durdu.

 

" Ben siz değulum Erdem Abi! Benum kizum vurulacak benda rahat duracağum öyle mi? " Dedi. Bakışlarından acı damlıyordu.

 

" Benum kizum orada can çekişeyi! Can! Sizun hatalarınız yüzünden yeğenim, gelinim can çekişeyi. Karnında bebesi ile alaksız Şanlı gelini can çekişeyi! Koskoca Ömer Ağa can çekişeyi can! Neden? Sizun bohtan hatalarunuz yüzünden. " Dedi. Sevda Hanımın ağlayışları şiddetlenirken Erdem Bey Asiye Hanım'ın karşısında küçücük kalmıştı.

 

Asiye Hanım başını dikleştirdi ve

" Rahime! Düş peşime! Ara Trabzonu toplasunlar uşaklar! Gelsunler Siirt'e. " Dedi. Rahime Hanım ayaklanırken herkes şaşkındı.

 

Asiye Hanım onların yanından kız kardeşi Rahime ve yeğeni Fatih ile ayırlırken " Alınacak intikam, kesilecek baş var! Bunun sorumlusu her kim ise geberteceğum oni! " Dedi.

 

Deli Asaf lakabını annesinden almıştı. Deli Asiye'nin oğluydu çünkü o. Aralarında ki tek fark Asiye Asrın'ın daha acımasız ve sinsi olduğuydu.

 

Asiye Asrın acımayacak ve en başta kızı olmak üzere diğer canlar için de intikam alacaktı. Kanlı olacaktı ama o intikam alınacaktı.

 

🥀🥀🥀

 

Asiye Hanım silahının ağzına mermiyi verdi ve arkasında yalnızca iki tane insan ile Beyoğlu konağının kapısında durdu. Korumalar kim bu dercesine bakıyordu.

 

Asiye Hanım acımadı. Korumaların topuklarına birer ateş etti.

Kapıyı şiddetle açtığı zaman kapı iki yandan duvarlara çaptı.

 

" Baran Beyoğlu!!! Çık ula dişarı! "

 

Hava iki el ateş etti. Mutfaktan üzerinde önlük ile Ayşe çıktı önce. Neler oluyor diye bakındığı zaman ise Fatih ile göz göze geldi. Fatih ilk görüşte vurulduğu kadını tekrar görünce içi içine sığmadı ama çaktırmadı da.

 

Avzem Hanım koşar adım avluya indi.

 

" Ne olur burada!? " Dedi. Asiye Hanım'ı görünce yutkunamadı.

" Asiye? "

 

Senelerdir görmüyordu. En son gördüğünde Asiye Hanımdan iyi bir meydan dayağı yemişti.

 

" Asiye ya Asiye! Eceliniz olacak Asiye! O piçini çağır ha buraya! Gelsun bağa hesap versun! " Diyerek silahını Avzem Hanıma doğrulttu. Avzem Hanım korkuyla konuşamadı bile.

 

O sırada Baran indi avluya. Yüzünde değişik bir ifade vardı.

 

" Kim bu kendini bilmez karı anne? " Dedi Baran. Avzem susması için işaret etse de Baran kaşınıyordu.

 

" Bunlar Dilan'ı istemek için gelenler değil mi? Ne o kız ölmeye meyledince yenisini mi almaya geldiniz! Yok bizde başka kız hadi başka kapıya. " Dedi.

 

Asiye Hanım sinirle dişlerini sıktı ve Baran'ı bacaklarından vurdu.

 

" Ula sen benlen taşşak mı geçiysun Ander alasuca! " Dedi. Avzem Hanım çığlık atarak oğlunun yanına çöktü ve yalvarmaya başladı. Asiye Hanım onu dinlemedi.

 

" Kardeşun, evladın orada can çekişeyi! Sizun derdünuze bak! Cehennemde yanun imi!? " Dedi. Ayşe'yi gözüne kestirerek onun kolundan tuttu. Ayşe korkudan çığlık atarken Fatih ileri atıldı.

" Yenge... "

 

Kıza birşey yapacak sandı. Rahime Hanım oğlunun bu tavrıyla kolundan tutarak yanına çekti.

 

" Kız yok diyusunuz ama ben göriyrım. Bundan gayrı bu kız benim gelinimdir. Yeğenim Fatih'in de helali. Boşa hemen kızı. " Dedi Asiye Hanım. Herkes şok olurken Baran sinirle ve acıyla bağırdı. Küfür etti.

 

" Zaten bir karımı aldınız, şimdi de bu karımı mı alacaksınız! Vermiyorum. "

 

" Ula cümlen bile yanlış! İki kari mi alınur da!? " Dedi. Soğukkanlılıkla Avzem Hanım'ın kafasına silah dayarken Avzem Hanım korkudan bayılmak üzereydi. Konağa korumalar gelmişti ama olanı gördükten sonra geri çekilmişlerdi.

 

Baran annesinin kafasına silah dayanmasıyla elini yana düşen silahına attı ama Fatih'in ayakları buna müsaade etmedi. Baran'ın eli Fatih'in ayakları altında ezilirken Asiye Hanım, " Eğer kızı şimdi üç telak hakkı ile boşamazsan, ananı öldü bil. Silahumda ki tüm mermileri kafasuna sıkarum! " Dedi.

 

Baran dişlerini sıkarak " Tamam! Boşayacağım tamam! " Dedi. Ayşe'yi zaten sevmiyor evden göndermek için kusurunu arıyordu ama maksadı bir kez daha düşmana kız kaptırmamaktı. O da olmamıştı. Beyoğlu konağının kapısından çıkan her kız Asrın veya Şanlı'lara gelin oluyordu.

 

" BOŞ OL! BOŞ OL! BOŞ OL! "

 

Ayşe beyninden vurulmuş gibi sarsılırken öylece kaldı.

Ne yani kurtulmuş muydu? Artık köle değil miydi?

 

" Ha şöyle az adamlım öğren! " Dedi Asiye Hanım. " Ama bu ananı öldürmemek için bir sebep değil. " Dedi. Resmen Baran ile kedinin fareyle oynaması misali oynuyordu.

 

Baran sinirlendi, bağırdı çağırdı.

Asiye Hanım son kozunu ve asıl amacını söyledi.

 

" Bu işle bir âlâkan var mı? "

 

" Yok! "

 

" Bu işle bir âlâkan var mı? "

 

" Yok! "

 

Asiye Hanım silahının ettiğinde ki elini hareket ettirdi ama sıkmadı.

 

" Son kez soruyorum orospu çocuğu. Eğer şimdi itiraf edersen ananın canını bağışlar yalnızcs senun canuni alırım.

Eğer yalan söylüyorsan ise tekrar gelir hem ananın hemde senun canını alırım. Beyoğlu denen birşey birakmam ortada! " Dedi. Baran korkudan titrerken tekrar sordu.

 

" Bu işle bir âlâkan var mı? "

 

Baran dişlerini sıkarak,

" Yok! " Dedi.

 

Asiye Hanım silahını Avzem Hanımın kafasından çekti ve geri adımladı.

 

" Bundan sonra olacaklar bu konuşmaya bağlı. Eğer yalan söylüyorsan seni 81 parçaya bölen 81 ile dağıtırım. İmamlar seni gömmek için üç parça arar ama bulamazlar. " Dedi. Tehdidi kan dondurucuydu.

 

Üç kişi girdikleri konaktan dört kişi çıktılar.

 

🥀🥀🥀

 

Ameliyathane'nin kapısı açıldı ve

" Zerda Asrın'ın yakını kim!? " Dedi bir hemşire. Acelesi var gibiydi. Herkes korkuyla o tarafa akın etti.

 

" Biziz, durum nedir? " Dedi Azat.

 

" Zerda Hanım'ın durumu kritik. Burada imkanlarımız kısıtlı olduğu için ***Hastahanesine sevk etmemiz lazım. Babasının onayı gerekli. " Dedi. Erdem Bey kızınjn canını düşünerek sevk için hemen onay verdi.

 

" Ambulans Helikopterle yola çıkıyor şimdi. Oraya gidebilirsiniz. "

 

Azat, Erdem Bey ve Hanife Hanım o hastahaneye giderken diğerleri burada kalmıştı.

 

Herkes sessizce bekliyordu. Kötü bir haber gelmesinden delice korkuyorlardı.

 

Ameliyathanenin kapısı tekrar açıldı. " Esra Şanlı ve Dilan Beyoğlu'nun yakınları kim?"

 

Hazar'ın kalbi yerinden çıkacak gibi olurken doktora " Biziz. '' dedi.

 

" Dilan Hanım çok ağır yaralandığı için kanamayı zor durdurduk. Hâlâ şok durumunda o yüzden 24 saat çok önemli.

Esra Hanım'a gelirsek... "

 

Herkes elini kalbine atarken doktor, " Bebeği kaybettik. " Demişti. Acı derindi ama Esra'nın durumu biraz daha önemliydi. Bebek yapılırdı tekrar.

 

" Esra'm? Onun durumu nasıl? "

 

" Esra Hanımın durumu ise Dilan Hanım ile aynı. İkisi için de her türlü habere hazırlıklı olun. Geçmiş olsun. " Dedi.

 

Herkes yıkılmış durumdaydı ama durmadılar. " Ömer Şanlı ve Ayça Asrın'ın durumu nedir doktor bey? "

 

" Onların ameliyatına ben girmedim. Hasan hoca az sonra size bilgi verir. Hâlâ ameliyat bitmedi. "

 

Doktor onların yanından ayrılırken şu anlık kötü bir haber almadıkları için sevindiler.

 

🥀🥀🥀

 

Azat karşısında ki doktora bakarken " Söylesene doktor, kardeşimin durumu nedir? " Dedi. Doktor üzüntüyle başını eğdi.

 

" Biz elimizden geleni yaptık ama...

Başınız sağ olsun... "

 

Başınız sağ olsun...

Başınız sağ olsun...

Başınız sağ olsun???

 

Hanife Hanım çığlık atarak kocasının göğsüne kafasını gömdü. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor, sinir krizi geçiriyordu. Berfe kafasında ki sargıyı umursamadan aynı Hanife Hanım gibi sinir krizi geçiriyordu. Erdem Bey elini gömleğinin düğmesine attı ve sıkışan kalbi için derin nefesler aldı.

 

Azat dizlerinim üzerine düştü.

"Ne? "

 

" Benim kızı ölemez! " Diyordu Hanife Hanım. " O daha gencecik! Benim ölmem lazım! Benim kızım ölmedi! " Diyordu. Hemşireler koşarak ona ve Berfe'ye sakinleştirici yaptı.

 

" Benim kızım ölmedi, ölmez. " Diyordu bayılmadan önce Hanife Hanım.

 

Azat'ın kulağında Zerda'nın sesi yankılanırken Doktor'un başınız sağ olsun deyişini de kafasında susuturamıyordu.

 

" Hayır, hayır, hayır," Dedi. Daha yeni yeni kavrıyordu.

 

Zerda ölmüştü!

 

Zerda artık gülemez, konuşamazdı!

 

Zerda artık aralarında değildi.

 

Bir eve o gün ateş düşmüştü ve kül olmadan da dinmezdi.

 

" Benim kardeşim ölemez! " Dedi annesi gibi.

 

" Benim kardeşim artık gülemeyecek mi? " Diye fısıldadı.

Artık ona cilve yapıp kendine masal da okutturamazdı.

 

" Zerda! " Diyerek Ameliyathanenin kapısına koştu. Görevli hemşireler ona da sakinleştirici yaparken ameliyathanenin kapısı açıldı. Üzerine örtülmüş bir şekilde Zerda çıktı oradan. Eli sedyeden taşmıştı ve bir tek eli gözüküyordu. Bembeyaz olmuş eli. Azat bu görüntüye dayanamazken ağladı. Erkek adam ağlamaz derlerdi ama ağlardı. Konu sevdiklerinin canı olunca...

 

Kardeşi o sedyenin üzerinde beyaz örtülerin altında artık ölüydü.

Oysa ki daha 3 saat önce o salonda sevdiği adamla kuğu gibi süzülüyordu.

 

" Zerda gitme Zerda! Bırakma bizi kardeşim! Abini bırakma! " Dedi sakinleştiricinin etkisiyle sonlara doğru bilinci giderken. Erdem Bey tüm olanları görüyor ve duyuyordu ama kalbi ne ağlamaya ne de ağıt yakmasına engel oluyordu.

 

Eli kalbinde oraya yığıldı.

 

O gün bir devir kapanmıştı.

 

Zerda Asrın ölmüş ve babasını da peşinden götürmüştü. Erdem Bey kızının acısına dayanamamış ve kalp krizi geçirmişti. Asrın ailesinin evinden bir değil iki cenaze çıkacaktı.

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

Amk bu nasıl bölüm! Lanet olsun ya. Ben böyle yazmak istemedim ki...

 

Neyse başka planlarım var. O kadar da üzülmeyin derim;)

 

Hortlar falan belki.

 

 

Bölüm : 04.03.2025 20:16 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...