3. Bölüm

3. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

3. BÖLÜM: "BEKLENMEDİK KURŞUN"

 

 

~Çok mu zordu beni gerçekten sevmek,

Ama sana kolaydı beni öldürmek...

 

🥀🥀🥀

 

Günler geçmişti. Abimin kaza geçirmesinin üstünden günler geçmişti. Ben abimin yanına bile gidememiştim. Baran baran izin vermemişti. Üstelik o gece Şanlıların evinde bayıldığım için uyanınca beni dövmüştü. Telefonumu elimden almıştı. Geceleri bir kere bile o kızın yanına gitmemiş bana işkence etmeye devam etmişti.

 

Kendimden de nefret ediyordum artık. Ben eskiden olduğu gibi o güçlü kızı görmek istiyordum. Ama olmuyordu. Bedenimde sinir kotam dolmadan eski ben olamazdım.

 

" Rojbaş da mı yok gelin " diyen kadına aynı tiksintiyle baktım. O anlamadı ama ben onu içimde 1000 parçaya kestim.

 

" Rojbaş Daye " dedim dişlerimin arasından. Bana göz ucuyla baktı ve

" Sen git mutfağa Ayşe gelinimle bana kahve yap. Gelinimle bir kahve içeceğim " demez mi?

 

" Efendim? " diye sorduğumda sert gözlerini bana çevirdi.

" Kulakların da duymaz olmuş senin. Git diyorum. Ayşe gelinimi yanıma çağır, bize de kahve yap diyorum " dediğinde histerik bir kahkaha attım.

Kahkahama zor engel olurken dilimi dişlerinin üzerinde gezdirdim istemsizce.

 

Yerimden hızla kalktım ve Avzem Hanımın dibinde bittim.

 

" Ay ne yapıyorsun-"

 

" Sesini kes gerizekalı! " diye tısladığımda şokla doldu.

 

" Sen o küçük beyninle bana laf sokup durmaya devam edersen senin o küçük beynini yemin ederim şu konağın duvarlarına sürte sürte akıtırım. Nelere göz yumduğunu hatırlayarak seni parçalara ayırır oğluna yediririm seni " dediğimde hala şok ile bakıyordu. Kolunu sertçe kavradığımda geri çekmeye çalıştı ama ben öyle sıkı tutuyordum ki çekemedi.

 

" Oğluna bir lütfen dememe bakar kendimi aklamam. Seni sürüm sürüm süründürürüm anladın mı beni? " dediğimde hızla başını sallaması beni de şaşırtmıştı. Demek ki anladığı dilden konuşmak gerekiyormuş.

 

" Aferin "

 

🥀

 

" Bu akşam Şanlıların düğünü var, davete icab etmemiz gerekir " diyen Avzem Hanım sofraya oturduğundan beri ilk kez konuşmuştu. Baran hızla ona dönerken de hala kafasını kaldırmamıştı. İstemsizce sırıttım.

 

" Ne diyorsun Allah aşkına daye? bir kere davetine gittik zaten ne düğünü?! " diye hiddetle soran Baran yüzünden kafasını kaldırdığında

" Oğlum ben sizin barışınız için uğraşıyorum. Beni kırma hemi? " dediğinde Baran gözlerini devirdi ve dişlerinin arasından " He ana, HE! " dediğinde masadan sinirle kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Ceketini alıp peşinden gittiğimde beni beklediğini gördüm.

 

" Bu akşam için sana bir fistan gönderteceğim onu giy. " dediğinde gideceğimi duymak içten içe göz devirmene neden oldu.

 

" Bu akşam seninle oyun oynayacağız " dediğinde ise nefesimi tuttum. Ben daha abimin durumunu bilmezken ne oyunu diyordu böyle.

 

O arkasını dönüp gidecekken tuttum kolundan. " Baran "

 

" Ne? " diyerek tekrar bana döndüğünde sıkıntıyla nefes verdim.

" Bari abimin durumunu söyle bana " dediğimde kolunu sertçe elimden çekti ve gözlerini yumdu. Derince nefes veririken " Abinin durumu iyi. Dün konağa getirmişler " dedi ve birşey dememi beklemeden konaktan çıktı.

 

İçim rahatlamayla dolarken uzun zamandır gerçekten gülümsedim.

" Allah'ım sana şükürler olsun. Bu duamı kabul ettin, lütfen bu duamı da kabul et. " dedim.

" Beni bu konaktan kurtar "

 

Sessiz duam son bulurken arkamdan hissettiğim hareketlilik ile oraya döndüm. Ayşe mahcup bir şekilde elinde ki süpürge ile yeri süpürmeye çalışıyordu. Onun bu konakta çok yorulduğu geldiğinden beri verdiği kilolardan anlaşılıyordu.

 

" Dilan! " diyerek konağın hizmetlisine seslendiğimde Ayşe korku ile yutkundu. Sanırım çalışanın önünde onu azarlayacağını falan düşünüyordu.

 

Dilan hemen gelirken " Buyur Hanımım " dedi.

 

" Dilan bugün yemek yapılmayacak. Küçük bir tencereye iki çeşit yapsanız kafi. Bugün temizliğe önem verin Hacer Hanımla birlikte. Heryeri tertemiz yapın. " dedim ve Ayşeye döndüm. " Ayşe sen kahvaltı yaptın mı?" Dediğinde afalladı ve " Ş-şey hanımın ben ettim kahvaltı " dediğinde inanmadım ona.

" Yapmadı hanımım dalıp dalıp gitti sofra başında " diyen Dilan ile derin bir nefes verdim ve " Kahvaltını yap ve iki kahve yaparak terasa gel " dediğinde başımı salladı.

 

O bu evde benim kumam olabilirdi ama aslında benim kurtarıcımdı. Geceleri pek bir ise yaramasa da illa ki Baran gidecekti onun yanına ve beni bırakacaktı. Hem belki bir çıkış yolu bulur bu kızı da çekip çıkarırdım bu lanet konaktan.

 

Odama çıktım ve yatağın üzerini topladım. Odayı kısaca düzenledikten sonra terasa çıktım. Kızıla yakın kuru topraklara bakarken bile içim kavruluyordu. Ben daha nasıl yarmaya devam edecektim bu şehir de ki?

 

" Buyrun hanımım " diyen sesle daldığım yerden çıktım ve Ayşeye döndüm. Kahve tepsisiyle çekingen bir şekilde dikiliyordu.

" Otur Ayşe " dediğimde sessizce karşıma oturdu. Ben kahvemi yudumlarken " İlk önce bana hanımım demeyi bırak. Abla desen kafi " dediğimde tepki vermeden sessizce dinlemeye devam etti.

 

" Şimdi söyle bakalım seni düşüncelere daldıran nedir? Yoksa bir sevdiğin falan vardır ? " diye sorduğumda aceleyle " Yok yok. Asla öyle bir sevda yoktur bende " dedi yoğun bir şive ile.

Ona kendimi yakın hissediyordum. Onu kız kardeşim gibi görüyordum bu bir gerçekti.

 

" O halde ne? " dediğimde sessiz kaldı ama gözleri doldu. " Söyleyemem "

dedi. O zaman anladım mı bu kıza daha yakın davranmalıyım.

 

Kahveyi masaya bıraktım ve öne eğildim. " Bak ben Baranı zerre kadar sevmiyorum. Onunla birlikte olmuşsun olmamışsın benim sana olan bu tutumum değişmeyecek. Beni bir ablan gibi gör. Yada bir günlük.

Veya dert arkadaşı.

Senin bana anlatacağın hiçbirşey benden çıkmaz. Bunu bilesin "

 

Kızın göğsü aldığı nefesten dolayı şişerken bana bakamadı.

" Ben yapamam. " dedi.

" Neyi? "

" Ben Baran Ağa ile birlikte olamam " dediğinde kaşlarımı çattım ve

" Neden?" Diye sordum. Gözlerinde tuttuğu yaşları serbest bıraktığında

" Ben evlenmeden 1 ay önce amcamın oğlu tarafından te-tecavüze uğradım. " dediğinde donup kaldım.

 

Sevdiği var diye sanmıştım, daha küçük diye düşünmüştüm ama asla böyle birşey düşünmemiştim.

 

" Ne? " diye fısıltı şeklinde tepki verdim daha çok ağladığında dayanamadım ve yanına geçip oturdum. Kafasını göğsüme bastırırken nasıl olduğunu sormak istedim ama onun daha çok anlayacağını tahmin ederek sustum.

 

Baran ile birlikte olmamasının sebebi bekaretini kaybettiğinden dolayıydı.

Baran bunu anladığı anda kızın kafasına sıkardı.

 

" Tamam ağlama ben bir yolunu bulacağım. " dediğimde sanki o benin çocuğummuş gibi sıkıca sarıldı bana.

" Abla sana yalvarırım bana yardım et. Kurtar beni lütfen. Bana sabah kahvaltıya inmeden önce bu gece için hazır olmamı söyledi. Ben ne yapacağım abla? " dediğinde sıkıntıyla nefes verdim.

 

Bir adam vardır ki ailesine huzur veren bir adam vardır ki ailesine hergün cehennemi yaşatan.

 

Baran Beyoğlu kesinlikle ikinci kişiydi

Adam bile değildi.

 

" Tamam sana elimden geldiğince yardım edeceğim. " dediğimde bana sımsıkı sarıldı.

 

Benim daha kendime hayrım yokken bu kıza nasıl yardım edecektim.

 

🥀

 

Üzerimde ki Yeşil fistan sanki benim üzerine dikilmiş gibiydi.

 

 

 

Beyaz altın takmıştım boynuma. Saçlarımı dalgalandırmış, mükemmel bir makyaj yapmıştım. Ayakkabılarımı da giydiğim zaman artık hazırdım.

 

Avluya indiğimde Avzem Hanım memnuniyetle başını salladı ama birşey demedi. Baran ortalarda yoktu şu an. Ayşe üzerinde mavi fistanı ile yanıma gelirken " Sen nere gelirsin kuma " dediğinde ayakları dondu kaldı kızın. Ona ben hazırlan demiştim.

 

" Avzem Hanım eğer onu da götürmesi konusunda oğlunu ikna etmezsen... " diyerek göz dağı verdim.

" Sen anladın ya "

 

Avzem Hanım dudağını sinirle dişledi ama bu bana fayda etmedi.

Konağın kapısı açılınca oraya döndüm. Baran gelmiş memnuniyet ve tutku dolu gözlerini üzerimde gezdiriyordu. Sonra Dilan'a baktığında kaşları çatıldı.

" Sen nereye gidersin? " diye sordu.

Dilan korku ile yutkunurken Avzem Hanım, " Kızcağız evde sıkılmıştır oğul hem Zerda Buke de benim için sorun yoktur demişti " dediğinde Baran bana baktı doğrumu diye. Bende onaylayınca " De hayde o zaman " diyerek arabaya gitti.

 

🥀

 

Baranın birlikte oynama hayali kadınlar ve erkekler ayrı ayrı oturmasıyla son bulmuştu. Burası Şanlı konağı değildi. Erkek eviydi.

Teras gibi geniş bir alanda kadınlar oturuyor ve oynuyor, aşağıda bizim görebileceğimiz kısımda ise erkekler oynuyordu.

Nazlı çok yakın arkadaşında kalmıştı birkaç gündür ama bugün buradaydı. Ceyda da yanımızaydı.

 

" Görmeyeli nasılsın yengem benim? " diye sorduğunda burukça gülümsedim ve " çoook. Sen bilmezmisin benim keyfim yerinde " dediğimde üzüntüyle dudak büzdü ve daha da hiç konuşmadı. Ceyda bana birşeyler anlatırken Avzem Hanımın yanında hiç konuşmayan Ayşe çekti dikkatimi. Bir plan yapabilmiştim.

 

" Ayşe, az benle bir gelsene " dediğimde onaylayarak kalktı ayağa. Terasın uç kısmına gittiğimizde aşağıda oynayan erkekler gözüküyordu. Elbisemin etekleri terastan aşağı süzülürken Ayşeye döndüm.

 

" Ben planı yaptım " dediğimde sevinçle gülümsedi.

 

" Bende bir ilaç var. " diyerek başladım.

 

Bu ilaç kan rengindeydi. Eğer Baran odaya girmeden önce ilacı çarşafa damlatırsa sorun çözülürdü.

Bunu ona anlattığımda çok teşekkür etti. Avzem Hanımın yanına geri döndüğünde ben aşağıya göz atmak istedim.

 

Halay çeken, yemek yiyen, sohbet eden, çay içen...

Kadınlardan farksızdı. Gözlerimi geri çekerken kahverengi harelerde mıhlandı gözlerim. Kaşlarım yıllardır aradığı birseyi görmüş gibi yukarı kalktı ama ben yıllardır aramıyordum. Onu birkaç kez abimin yanında görmüştüm ama hep yan profilinden görmüştüm.

 

Ömer Şanlı.

 

O da bana bakıyordu. Gözlerinde şu zamana kadar hiçbir erkekte görmediğim şeyler vardı. Biraz merhamet biraz da saf sevgi ama onun bana böyle bakmaması gerekirdi.

 

Gözlerimi hızla kaçırırken arkamı döndüm ama havada bir kurşun sesi yankılandı. Düğündü burası, kimse yabancılamadı ama benim sırtıma giren kurşunu ben yabancıladım.

Sırtımdan ılık birşeyler aktığını hissediyordum ama başka hiçbirşey hissetmez oldum.

 

" Ah " diye fısıltı şeklinde bir acı nidası döküldü. Terasın ucundaydım.

 

" Zerda! " diyen Ömer Şanlı'nın sesini duydum. Bana baktığı için görmüş olmalıydı.

 

Yer ayaklarımın altından kaydı, tutunacak bir yer aradım ama yoktu.

Boşluğa doğru düşerken beni gören kadınların çığlıkları ve korkulu bağırtıları kulaklarımda çınladı.

Sırt üstü terastan yere düşerken sert bir zemin beni kucakladı ve en az 3 kemiğimin kırıldığını hissettim.

Saçlarım yüzümün yarısını kapatıyordu, görüşümü engelliyordu ama ben zaten artık bulanık görüyordum. Kalabalığın arasından babamın sesini duydum.

 

" Şerefsiz it kızımı vurdun " diyordu.

" Kızımı sana verdiğim güne lanet olsun " diyordu.

 

Yanıma adamlar toplanırken beni vuranın Baran olduğunu anladım.

Ama biliyor musunuz beni vuranın Baran olduğunu öğrenmek, babamın beni ona verdiği günkü kadar acıtmadı.

 

Ben Zerda Asrın, Bundan sonra evli olmayan Zerda Asrın.

Çünkü eğer sağ kalırsam, beni vurduğundan dolayı Baranı boşayacaktım.

 

Yüzümün üstünden saçlarımın çekildiğini ve sıcak ellerini yüzümü kavradığını hissettim.

" Dayan Zerda, iyi olacaksın. Kuracağım seni "

 

Son hatırladığım şeyler bunlardı.

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

 

Bölüm : 15.02.2025 17:05 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...