15. Bölüm

15. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

15. BÖLÜM: MÜJDE VE GÖRÜCÜ

 

Elimden tut yoksa düşeceğim

Yoksa bir bir yıldızlar düşecek

Eğer şairsem, beni tanırsan

Yağmurdan korktuğumu bilirsen

Gözlerim aklına gelirse

Elimden tut yoksa düşeceğim

Yağmur beni götürecek yoksa beni.

 

~ ATİLLA İLHAN

 

🥀🥀🥀

 

Etrafta ki sesler susmuş, kulaklara bir uğultu gelmişti. Zerda olduğu yerde durup kanlar içinde yatan Esra'ya bakıyordu. Esra inleyerek omzunu tutarken Sevda Hanım bir yandan ağlıyor bir yandan bağırıyordu.

 

" Yardım edin! Ambulans çağırın! "

 

Esra, Sevda Hanım'a oğlundan emanetti. Hazar Ağa evden çıkarken karısını annesine emanet etmişti.

 

" Kızım dayan! Sana birşey olursa bu vebalin altından nasıl kalkarım. " Diye ağlıyordu Sevda Hanım. Kurşunlar hâlâ vızır vızır üzerlerinden geçerken Zerda'nın aklına sabah babasının verdiği silah geldi. Çantasına koymuştu o silahı. Şimdi kullanmayacaktı da ne zaman kullanacaktı başka. Silahını çantasından çıkarırken Ayça'nın ondan önce davranması Zerda'yı şaşırttı. Demek onun da silahı vardı.

Nasıl olmasındı ki. Bir tarafı anadolu bir tarafı Karadenizdi onun.

 

" Ula siçtum ağzunuza! Ander alasucalar, siz kimsunuz ula kim! " Diye bağırıyır bir yandan da arabanın önünde siper almış adamlara ateş ediyordu. Hanife Hanım kocasını ararken Zerda da Ayça'nın yanında yerini aldı.

 

Kızlar küçüklüğünden beri babalarıyla ava çıkarlardı. Atış eğitimi ve dövüş eğitimi de almışlardu elbet.

 

Vurduklarını indirirlerken peşe peşe mercedes marka arabaların hepsi ani frenleri o minübüsün yanında durdu. İçinden inenler ise Ömer Ağa, Azat Ağa ve Hazar Ağa' dan başkası değildi.

 

Ağalar silahlarına davranmadan korumalar teker teker indirdi şerefsizleri. Ömerler cafeye girerken ambulans ve polislerin de gelmesi bir oldu. Esra yerde kanlar içinde baygın bir şekilde yatarken kızlar onun başına toplanmıştı.

 

" Berfe'm! " Diyerek karısının yanına koştu Azat. Hazar'ın ise gözleri Esra'yı ararken yerde onun kanlar içinde yatacağını düşünmüyordu.

 

" Esra! "

 

Hazar hemen karısının yanına koşarken " Ana nasıl olur! " Diyordu.

Ambulans görevlileri Esra'yı sedyeye alırken Hazar'ın gözleri buğuluydu.

Kadın sadece küçük bir nezle oldu diye yataktan dışarı çıkarmazken şimdi o gözünden sakındığı karısı vurulmuştu.

 

" Beyefendi sakin olun. " Dedi hemşire.

" Hemşire lütfen yardım edin. Nasıl sakin olayım? " Diye hemşireye yalvarırken kadın onun haline acıdı ve elinden gelen herşeyi yapacağına dair söz verdi.

 

Ömer üzüntüyle abisine destek olurken Azat, polislere durumu bildiriyordu.

 

Ömer gözleriyle kısaca Zerdayı kontrol ederken Zerda'nın elinde ki silah dikkatini çekti. Demek ki sevdiceği tırnaklarını çıkarmıştı.

 

Hep beraber hastahaneye geçerken kadınlar üzgündü. Hazar Ağa üzüntüyle kapının önünde eşini beklerken Sevda Hanım,

" Koruyamadım gelinimi koruyamadım! O bana annesinden emanet. Ne derim ben kadına. " Diye dövünüyordu. Aslında Esra emanetten çok kendi kızı gibiydi.

 

" Dayanıklıdır Esra kızım. Heç birşeycikleri olmaz korkma sen. Bak gör şu kapıdan gülerek çıkacaz. " Dedi Hanife Hanım da.

 

" İnşallah bacım inşallah "

 

Doktor kapıdan çıktığında Hazar hemen, " Doktor karım nasıl, iyidir? "Diye sorguya çekti.

 

Doktor gülümseyerek, " Korkmayın Hazar Bey, karınız da bebeğiniz de gayet sağlıklı. Kurşun sadece sıyırmış." Dedi. Herkes bebek lafını duyunca gerisini dinlemediler bile.

Esra iyi olmakla birlikte birde hamileydi öyle mi?

 

Hazar " Allaaaaaah! Baba oluyorum ulan baba! " Diye Ömer'e sarılırken Ömer de gülerek " Bende amca oluyorum lan! " Dedi. Hazar Ömer'den ayrılarak annesine sarılırken Ömer bu sefer Azat'a sarıldı.

 

" Şimdi üç tane bücür Baba amca dıyecek! " Diye sevindi. Azat'ın ikiz bebekleri ve birde kendi abisinin çocuğu vardı ona amca diyecek.

 

Zerda gülerek tebrik etti onu.

 

" Tebrikler Ömer Ağa. " Dedi.

 

" Sende yengesi sayılırsın. " Diye sessizce fısıldadı Ömer. Zerda gözlerini belerterek " Ömer " Dedi.

 

Ömer omuz silkerken Esra'nın uyandığı bilgisi geldi. Önce içeriye Hazar girip karısıyla durumu konuştu. İçeriden kahkaha sesleri gelince odaya girdiler.

 

" Tebrikler yenge Hanım. " Dedi Azat.

" Tebrikler yengem. " Dedi Ömer.

 

Kadınlar ise yarasına dikkat ederek ona sarılmıştı.

 

" Murat! " Diye kapıda ki adamına seslendi Hazar Ağa.

 

Murat denen adam içeri girince odadakiler ne diyeceğini merak etmişlerdi.

 

" De git 50 büyük baş, 50 küçük baş kestir. Yarın Şanlıların ilk evlat haberini duyuracak, davet yapacaz.

Aynı şekilde 20 büyük, 20 küçük baş daha kestir, fakire fukaraya dağıt. " Dedi Hazar.

 

Murat denen adam odadan aynı hızla çıkarken Ömer abisinin omzuna destek olurca vurdu.

 

" Baba oluyorsun he abi. " Diye güldü.

 

" Darısı senin de başına gardaşım. " Dedi Hazar.

 

Ömer hiç çekinmeden Zerda'nın gözlerinin içine baktı.

 

" Amin abim Amin. "

 

🥀🥀🥀

 

1 AY SONRA

 

ZERDA

 

A

 

ylardan Kasımdı. Ne demişti bir sanatçımız, en güzel aşklar kasımdadır.

 

Ömer ile ilişkimiz çok güzel giderken her geçen gün ona biraz daha bağlandığımı hissediyordum. Kalbimde ki yaralar kapanmaya devam ederken bedenimde ki yaralar da kapanıyordu. Ömer bana 'kalbinde ki ve bedeninde ki yaralar kapanana dek hep yanındayım. 'Demişti.

Orada sadece kendini bir yara bandı olarak gördüğünü sanmıştım. Sinirlenmiştim.

 

O ne demek öyle demiştim.

 

Bana orada kalbimi bıraktığım bir cümle kurmuştu.

 

" Yaraların komple kapandığında ise sadece yanında olmayacağım. Sofranda, odanda olacağım. Elini rahatça tutabilecek ve seni insanların içinde gözden yapacağım " Demişti. Bu cümlesinden sonra benimle evlenmek istediğini anlamıştım. Üstü örtülü bir şekilde söylemişti. Benimle evlenmek için yaralarımın kapanmasını bekliyordu. O gün geldiğinde ona hayır diyemeyecktim çünkü her geçen gün ona aşık oluyordum.

 

Boran'a gelirsek de o kurşunlanma olayında bir alakası olmadığını öğrenmiştik çünkü hâlâ komadaydı.

O olaydan birkaç gün sonra çıkmıştı komadan. Şuana kadar bir hamlesi yoktu ama bundan sonra da olmayacağını değiştirmiyordu.

 

Odamda üzerimi giyinirken bugün Ömerle buluşacağımız için mutluydum. Kahvaltıdan sonra çıkacaktım. Üzerime gözlerimin renginde Yeşil bir kazak ve siyah bir etek giydim. Saçlarımı at kuyruğu yaparken alnımın önünden iki perçem bırakmıştım. Telefonumu alıp aşağı inerken arkamdan omzuma bir kol atıldı. Baktuğımda ise Asaf'ı gördüm.

 

" Günaydın hamsi. " Diyerek beni kendine daha da çok çekti.

" Günaydın abi de sabah sabah bu neşen beni şaşırttı. " Dedim bende.

Asaf hep huysuz olduğu için bu halleri beni geriyordu.

 

" Aa hiç mi gülmeyim ben da! Siz Ayça ile benum ağlamami isteysunuz anladum. " Diye homurdanırken aşağı inmiştik. Ben gülerken abimle birlkte içeri giren kişiye ilişki bakışlarım. Kaşlarım çatılırken Ömer'i burada görmeyi beklemiyordum.

 

Ömer'in de bakışları bizi bulurken gülümseyen yüzü Asaf'ın bana doladığı kollarına çıkınca gülüşü hızla soldu. Asaf'ı abim gibi gördüğümü o da biliyordu ama haklı bir erkek olarak kıskanmıştı. Ben gerilerek Asaf'ın kollarından çıktım ve

" Günaydın ve hoşgeldin Ömer. " Dedim. Kendini gülümsemeye zorlarken " Günaydın Zerda " Dedi.

 

Abim, " Sen neden Ömer'e abi demiyorsun bakim. " Dedi. Ömer

Azat' a gıcık bir bakış atarken sabır çekti.Abimi yanıtlamadan mutfağa girdim. Mutfakta herşeyin hazır olduğunu görünce ve kızların da burada olmadığını görünce yapacak birşey olmadığından şehire oturdum. Ömer'in mutsuzlaşması içime dert olurken ona yazmaya karar verdim.

 

Siz: Hayırdır Ağam, yüzün beni görünce bir mutsuzlaştı

 

Ömer'im: Seni görünce değil, o kolu görünce mutsuzlaştı.

 

Siz: O benim kuzenim ve birbirimizi abi kardeş gibi sevdiğimizi biliyorsun.

 

Ömer'im: Elbette biliyorum ama onun bir erkek olduğunu hiçbirşey değiştirmez.

 

Siz: Sen beni mi kıskandın?

 

Ömer'im: Seni erkek sinekten bile kıskandığımı bilirken bu soruyu sorman büyük hata yavrum.

 

Ömer'im: Bunu unutmanın bir cezası olmalı.

 

Siz: hmm

 

Siz: neymiş bakalım benim cezam?

 

Ömer'im: Bir öpücük isterim.

 

Siz: ahahaha

 

Siz: Zaten her buluştuğumuzda öpüyorum o bal yanaklarını.

İsteğini neden bu yönde yaptın.

 

Ömer'im: yanaktan olduğunu kim söyledi ;)

 

Elimde ki telefona mel mel bakarken yanaklarım kızarmıştı.

Kızların mutfağa girmesiyle bir cevap yazamadım. Zaten ne diyeceğimi de bilememiştim.

 

" Kız seninki yine gelmiş. Her gün kapımızı aşındırıyor maşşallah. " Dedi Ayça. Ben göz devirirken mutfağa giren Fadime abla ile konuyu kapattık.

 

" Ee yenge bebiş nasıl? " Diye iyice belirginleşmiş karnını okşadım yengemin. İkizler beş aylık olmuştu.

 

" Çok iyi halası çok iyi. Arada sırada tekme atıyor. " Diye yengem de yanıma oturmak üzereydi ki Fadime abla, " Masaya buyrun Gelin Hanım oturmadan. " Dedi. Bizde masaya geçtiğimizde babamların çoktan oturduğunu gördüm. Ömer yandan bakış atarak sırıttı. Uyuz.

 

" Kızım Ömer oğlum senin almaya gelmiş. " Dedi babam. Lokman boğazımda kalırken Ömer herşeyi söyledi sandım.

 

" Ne? "

 

Ömer gülerken " Hani Ceydayla buluşacaksınız ya seni ona götürmek için geldim. " Dedi.Olayı anlayarak güldüm. " Neden zahmet ettin Ömer. Ben taksiyle gelirdim. " Diye ağız yaptım. Ömer gülmemek için kendini zor tutarken " Olsun, bugün zaten izinliyim. Abini de görmüş oldum " Dedi.

 

Masada kahvaltı yapılırken en olmadık cümle kuruldu.

Annem, " Mardin'de ki aşiretlerden birisi Zerda'yı istemiş. Çocuk çok ısrarcı. Bir kere tanışsalar fena

olmaz. " Diyordu. Ömer elinde ki çatalı sertçe masata bırakırken Allah'tan kimse ona dönmemişti.

Tüm gözler üstümdeyken,

" Anne bu konu en son 1 sene önce açılmıştı, sonu ise malum. Birdaha sizin bulduğunuz adayları istemiyorum. " Dedim. Babamla annen anlayışla karşıladı.

 

" Biz seni zorlamıyoruz kızım. Sadece önüne gelen fırsatları haber veriyoruz. İsteyip istememek sana kalmış. Fakat çocuk çok temiz. Aile dostumuz sayılır. O soysuz gibi de değildir. Belki düşünürsün diye dedik. " Dedi annem. Ona başımı sallarken kararım netti. Ömer sinirle dişlerini sıkarken masayı dağıtmamak için kendini zor tutuyor gibiydi.

 

Ben üzerimi giymek için odama çıkarken peşimden gelenden habersizdim. Odaya girdiğim anda kolumdan tutulmam ve kapıya yaslanmam bir oldu. Ömer gözleri kararmış bir şekilde üzerime çullanmıştı. Konuşsa dudaklarımız birleşecekti. Bir milim geri çekilerek,

" O adamla görüşmeyeceksin. " Dedi.

İçimden bir ses onu kışkırtmamı söylüyordu.

 

" Bence bir şansı hak ediyor. " Dedim.

Damarına basmış olmalıyım ki elini yanda ki duvara vurdu.

 

" Ulan! Ulan! Ben seni erkek sinekten kıskanıyorum diyorum, sen gelmiş bana o herifle görüşeceğini söylüyorsun. Bana bak Zerda, yıkarım orayı. İçinde ki insanlar umrumda bile olmaz. "

 

Bir elı duvardayken diğer eliyle yüzümü avuçladı. Yanağımı okşarken,

" Gerçekten o herifle

buluşacakmısın? " Dedi. Onu daha fazla kızdırmamak için " Sence? " Dedim.

 

Derin bir nefes vererek alnını alnıma yasladı. Kahverengi gözleri yeşil harelerime bakarken yutkundu.

" Seni kimseye vermem Yeşilli. Hiçkimseye. O hatayı bir kere yapmışken ikincisine tahammülüm yok. "

 

Gözleri dudaklarıma kayarken bende onun dudaklarına baktım. Abi bir istekle onun dudaklarına yapışmak çok istedim. Ama o ilk atağı ondan bekledim. Bana git gide yaklaşırken dudaklarımız tam birleşecekti ki yaslandığımız kapı çalmaya başladı.

 

" Zerda, kızım. O Mardin'de ki oğlan gelmiş. Seninle bir görüşmek istiyor. Gel aşağı. " Diyordu annem ama bilmiyordu ki bombanın fitilini ateşlemişti.

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

Normalde bu bölümü çarşamba atmam gerekiyordu ama gelin görün ki sabırsız kalbim buna izin vermedi. Bende hemen atayım dedim. Eğer yine böyle sabırsızlanmazsam haftaya çarşamba günü yeni bölümü atarım.

(Daha erken atacağım bende bu sabır varkennn)

sizde yorum yapın ama... Beğenin falan yani. Emek harcıyoruz burada. Bilin ki siz yorum yaptıkça ben mutlu oluyorum, mutlu olunca da üst üste iki bölüm falan atabiliyorum;)

Bölüm : 17.02.2025 22:47 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...