
14. BÖLÜM: KIZ KIZA BİR GÜN
Ne zaman imkanısızı seversen,
İşte o zaman gerçek seversin.
~ Özdemir Asaf...
🥀🥀🥀
ZERDA
Sabah güneşinin yüzüme vurmasıyla uyandım. İlk bir beş dakika kendime gelmekle uğraştıktan sonra geveliğimden içeri giren kolyenin yüzeyi beni ürpertince tamamen kalkmış bulunmaktaydım. Saate baktığımda saatin daha 7.30 olduğunu görmek bir oldu. Olsun, kahvaltıya yardım ederdim.
Banyoya girip rutin işlerimi hallettim. Üzerime krem rengi, kahverengi çiçekleri olan ve kahverengi kemerli bir elbise giydim. Evde ve dışarıda giyilebilecek bir elbiseydi.
Ömer ile sevgili olmamızın üzerinde üç gün geçmişti. O süre zarfında sürekli mesajlaşıyor ve akşamları işten çıktıktan sonra çeşmenin yanında buluşuyorduk. Ona çiçekleri ve ayıcığı eve zor soktuğunu anlatınca birdaha hediye getirmemişti beni zora sokmamak için ama sevgisini her zeremde hissediyordum.
Telefonuma gelen bildirim ile şifreyi girip mesajlara girdim. Ömer mesaj atmıştı.
Ömer'im: Günaydın yavrum 🥰
Ömer'im: uyandın mı?
Siz: evet az sonra kahvaltı için yardıma ineceğim.
Ömer'im: Sen mi hazırlayacaksın?
Siz: yardım edeceğim işte hepsini bana yaptırmazlar.
Ömer'im: Tüh
Siz: Ne oldu?
Ömer'im: Senin ellerinden kahvaltı yapmak istemiştim oysa ki...
Siz: kahvaltıya mı geliyorsun?!
Ömer'im: Annenler ve benim annemler gezmeye merkeze mi ne inecekmiş, senin annen de kahvaltı etmeden gelin burada birlikte yapalım demiş.
Ömer'im: sizi merkeze Azat ve ben bırakıcam ;)
Siz: o halde kahvaltıyı ben hazırlayayım.
Ömer'im: Yorma kendini yavrum ben öyle şakasına söyledim.
Siz: olsun canım istedi ben hazırlıcam.
Ömer'im: sen bilirsin ama kendini çok yorma.
Siz: tamam canım.
Ömer'im: bir dakika bir dakika!
Ömer'im: Sen bana canım mı dedin?
Siz: Diyemez miyim?
Ömer'im: istediğin herşeyi de yavrum, sadece şaşırdım.
Ömer'im: Onu canlı canlı da duymak isterim.
Siz: Ömer!
Ömer'im: tamam canım birşey demedim.
Siz: hadi oyalama beni, yoksa ben hazırlayamadan hazırlarlar.
Ömer'im: tamam yavrum görüşürüz 😘
Siz: görüşürüz canım 🥰
(Ömer'im kişisi mesajınıza ❤ bıraktı)
Gülerek telefonumun ekranını kilitledim ve hızla mutfağa girdim. Daha kimse yoktu çünkü onlar sekiz gibi kalkar ve sekiz buçuğa hazır ederlerdi. Avantajlıydım.
Hızla pişi hamuru tuttum ve mayalanmaya bıraktım. Üç tepsi börek açtım ve ikisinin içine kıyma, birine peynir koydum. Patatesleri soydum ve kızartmak için ocağın üzerine koydum. Dolaptan et çıkartarak kavurma yaptım. Yumurtaları da haşlamak için çıkartmıştım ki Fadime ablam ve Rojin girdi içeri.
" Oo küçük hanım döktürmüşsünüz. Neden zahmet ettiniz "
Ben yumurtaları haşlamaya bırakmıştım ki böreği çıkardım fırından. Fadime ablamlar bunu görünce şaşırdılar ve beğeni dolu bakış attılar.
" Misafir geleceğinden haberiniz vardı demek " Dedi Fadime abla.
Ne diyeceğimi bilemedim.
" Oysa ki sadece Hanife Hanım biliyordu. "
Ne diyecektim.
Aklıma gelen fikir ile " Şey... Esra mesaj attı da onunla konuştuk biraz. " Dedim. Esrayı daha tanımıyorlardı.
" Esra? "
" Hazar ağanın karısı. "
" He tamam. Yardım edecek birşey kaldı mı Küçük hanım? "
" Sofrayı kurun siz abla. "
Onlar sofrayı kurarken bende pişinin içine kıyma falan koydum. Mutfağa homurdanarak giren Ayça ve onun peşinden Berfe yengemle, Dilan girdi içeri.
" Yengemin de işleri! Madem misafir gelecek ne diye akşamdan haber etmez insan? Kaç dakika kalmış adamların önüne sadece peynir zeytin mi koyacaksın?! " Diyen Ayça ada tezgahın üzerinde duran tepsileri görünce donakaldı.
" Be ney lan? Bu ney oğlum? " Diyerek gözlri ışıldadı ve tepsinin içine kadar girdi. Bir Boğa burcu olarak hep aç bir insandı.
" Ayça bak boşuna homurdanmışsın, Fadime ablamlar hepsini yapmış. Bak Zerda da onlara yardım ediyor. " Dedi Berfe yengem. Yanıma gelerek,
" Günaydın canım. " Dedi.
Fadime abla gülerek, " Gelin Hanım gelin görün ki hepsini biz hazırlamak isterdik ama küçük hanım hepsini tek başına halletmişti biz gelmeden. " Dedi. Kızlar imalı bir bakış atarak anladığını belli etti. Dilan gülerek dibime kadar girdi. Sadece biz kızların duyabileceği bir tonda,
" Demek enişte beye özel yiyecekler hazırladın he?! Vay çakal... Duydun tabi erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiğini. " Dedi.
Ben gözlerimi belerterek pişi için tava çıkardım.
Kızlar kahkahalar atarken bana yardıma koyuldular.
Hazıelıklar bitmiş annem de aşağı inmişti. Üzerinde güzel bir etek gömlek takımı vardı. Kahvaltıdan sonra hemen çıkacağımız için bizim kızlar da giyinmeye gittiler. Bende odama çıkıp ne diyeceğimi düşündüm.
Eulül ayında olduğumuz için hava soğumaya başlamıştı ama pek değildi.
Zümrüt yeşili bir gömlek elbise giydim. Alrında siyah alçak topuklu bir sandalet giyip yüzümü hafif renklendirdim. Saçlarımı dalgalı bir şekil yapıp serbest bıraktım. Kalpli kolyemi elbisenin dışına çıkardım.
İçimden kolyenin içine tekrar bakmak geldi. Sürekli bakıyordum çünkü neden olmasın.
Elbisenin kemerini de taktıktan sonra deri ceketimle telefonum ve cüzdanımın olduğu çantayı yanıma alarak aşağı indim. Mutfakta ki dediğin üzerine ceketle çantayı bıraktım. Ben biraz hızlı giyinmiştim çünkü bizim kızlar ortada değildi hâlâ.
Mutfaktan çıkıp şark odasının olduğu kata çıktım. Babamların sesi geliyordu.
" Günaydın Baba. " Diyerek babamın elini öptüm. Beni süzdükten sonra güldü ve başımı okşadı. " Günaydın kızım. Çok güzel olmuşsun acaba bugün dışarı çıkmasan mı? " Dedi.
Ben gülerken başımı iki yana salladım.
" Hayır, Sevda teyzelere ayıp olur "
Abimle Asaf da buradaydı. İkisine de günaydın demiştim. Onlar bıyık altından gülerken babam, " O halde pek görünme kimseye olur? " Dedi.
Beni kıskanıyordu. Abim bir kahkaha atarken babama, " Emaneti getireyim mi baw? " Dedi. Ben ne emaneti diye düşünecekken babam " Getir oğul. " Dedi.
Abimle birlikte Asaf da odadan çıkarken babamla yalnız kaldık. Beni yanına oturturken gözleri kolyeme takılı kaldı. " Bu ne güzel bir kolyedir. Ne zaman aldın? " Dedi. Bu güne kadar kıyafetlerin içine atıyordum o yüzden daha yeni görüyordu.
" Şey... " Diye ne diyeceğimi bilemezken aklıma gelen ilk yalanı attım ortaya. " Ben almadım, Berfe yengem hediye almış bana. "
Babam kolyeyi kavrayıp incelerken
" Bunun burasında bir çıtçıt gibi bişey var. Açılıyor galiba. İçinde ne var. " Diye açıyordu. Elim ayağım buz kesti, kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
Tam açıyordu ki içeri abimler geri girdi.
" Baba getirdim. " Dedi Abim. Babam ellerini kolyeden çekip abimin elinde ki kutuya atarken derin bir nefes verdim.
Babamlar elbette öğrenecekti ama şimdi daha erkendi. Utanıyordum hem. Daha boşanalı ne kadar zaman olmuştu. Babamların öğrenmesi demek hemen evlenmem demekti.
Babam ve annem beni ne kadar sevse ve önem verse de bu gibi durumlarda çok katıydı.
Babam siyah kadife kutunun kapağını açtığı vakit içinden takı falan çıkacak sanıyordum.
" Zerda takı bekliyor galiba. " Diyen Asaf ile abim güldü ama ben hâlâ kutuya bakıyordum. Babam da acun misali yavaş yavaş açıyordu.
Kutu açıldığında içinden siyah, kabzasında gül işlemesi olan bir silah çıktı. Çok... Güzeldi. Aşık olmuştum galiba.
" Bu senindir kızım. Yeri geldiğinde, Allah göstermesin ama kullan. " Dedi babam. Gözlerim dolmayı hazır bekliyordu zaten. Şimdi ne gerek vardı buna.
" Çok güzel bir hediye bu Baba. Beni çok mutlu ettin. " Diyerek babama sarıldım. Bana sıkıca karşılık verirken
" Sen en güzellerine layıksın ama bunu kabul et " Dedi. Ona gülümserken abim de başıma dikildi ve sarıldı. Kıskandı galiba.
Başımın üstüne bir öpücük kondururken " O silahı biz hariç diğer erkeklere kullanabilirsin. " Dedi. Babamla Asaf gülerken Asafın da elinde bir kutu olduğu dikkatimi çekti.
Kutuyu bana uzatırken diğer kadife kutudan farklıydı. Ahşap işlemeliydi.
" Bundan bir tane de Ayça'ya yaptırmıştım. Sende benim için ondan farksız olduğun için sana da yaptırdım. Aç bakalım beğenecek misin? " Dedi. Kutuyu açarak içine göz attım. Bir hançer vardı. Kabzasının bir tarafında küçük bir kısımda Z harfi vardı. Ağaç işlemeleriyle doluydu ve çok güçlü duruyordu. Onun yanında da başka bir hançer vardı. Üzeri çiçek desenliydi ama nedensiz bir asiliği de vardı. İkisi de çok güzeldi.
Ben ne diyeceğimi bilemezken Asaf,
" Bu çiçek desenli olan senin için. Ağaç desenli olanı ise eğer gönlüne birisi girerse ona verirsin diye. " Dedi.
Ben onun bu düşünceli davranışı ile mutlu olurken boynuna sarıldım.
" Çok teşekkür ederim abi. Hakkın ödenmez. " Dedim. Bana sarılırken önemli olmadığını söyledi.
Fadime abla kapıyı tıklatarak içeri girdiğinde " Sevda Hanımlar geldi efendim. " Dedi. Biz aşağı inerken kapının önünde duran ve sarılan annemlerle karşılaştık.
Sevda Hanım, Esra ve Ceyda olmak üzere üçü gelmişti. Ömer de arkalarından içeri girince göz göze geldik. Kimseye çaktırmadan göz kırpınca gülümsedim. Hepsine tek tek sarıldım. Kahvaltı masasına geçerken Sevda Hanım masayı süzdü.
" Ne çok şey yapmışsınız Hanife, yormasaydınız keşke kendinizi. " Dedi. Annem gülerek bana baktı. Fadime ablalar benim hazırladığımı söylemiş olmalıydı.
" Valla hizmetliler harici kimseye de söylemedim sen sürpriz olsun deyince ama bir baktık ki Zerda sabah hepsini halletmiş. Esra kızım söylemiş geleceğinizi. " Dediğinde dondum kaldım. Esra anlamazca bana bakarken bizim kızlar stresle oldukları yerde donup kaldılar.
Esra beni bozmadan gülümsedi.
" Ya evet. Öyle konuşurken ağzımdan kaçırmışım. "
Esra'ya minnetle bakarken bana ne olduğunu soran bakışlar attı. Ona anlatacağıma dair kaş göz yaparken abimlerle bir arada duran Ömer ile göz göze geldim. Sırıtıyordu. Ona gözlerimi belertip önüne dönmesi gerektiğini söylerken göz kırptı ve abimlere dönüp birşeyler anlatmaya başladı.
Hepimiz masada yerimizi alırken herkes afiyetle kahvaltı yapıyor ve sohbet ediyordu. Ömer tam çaprazımda Asafla konuşurken yüzünde keyifi bir ifade vardı. Onu incelerken ne kadar yakışıklı olduğunu bir kez daha kavradım.
Siyah saçları, esmer tenli, siyah gömleğinin sardığı kaslı ve geniş omuzları... O ela gözleri...
Çok yqkışıklı bir adamdı vesselam.
Ona baktığımı hissetmiş olmalı ki geri yaslanırken bana baktı. O da beni incelerken yüzünde güzel bir gülümseme vardı. Bakışlarımı bölen şey Sevda teyzenin artık kalkalım diyen sesi oldu. Ben mutfaktan ceketimi almak için giderken Esra hemen peşimden geldi.
Mutfak boştu Allah'tan.
" Kız sofrada o bakışları görmedim sanma. Neler oluyor dökül çabuk. " Dedi heyecanlı bir şekilde. İçeriye Ayça ve Dilan girdi ama anlatmama engel olmadıkları için Esra'ya " Biz Ömerler sevgiliyiz. " Dedim. Esra şok olurken " Nee " Dedi. Kızlar gülerken ne olur ne olmaz diye ona destek oldular.
" Ne zamandan beri? " Dedi Esra.
" Bir hafta anca oldu. " Dedim.
Esra mutlulukla dolarken " Senin gibi bir eltim olacağı için çok mutluyum. Yaşasın! " Dedi. Kızlar ona kısaca aramızda geçenleri anlattıktan sonra konakta çıktık. Annem, Sevda Hanım, Berfe yengem ve Ceyda abimin arabasına binerken; Ben, Esra ve Ayça da Ömerin arabasındaydık.
Araba yola koyulduktan sonra Esra Ömer'e " E yengem hayırlı olsun, hiçte söylemiyorsun bize. " Dedi. Ömer anlamazca aynadan Esra'ya bakarken.
" Neyi yenge? " Dedi.
" Hamile olduğunu. Tövbe tövbe " Diye sabır çekti Esra da. Biz gülerken Ömer hâlâ saf saf bakıyordu. Aynadan bana göz kırptı ne dönüyor diye ama omuz silktim.
" Hâlâ anlamıyor. Zerdayla diyorum sevgili olmuşsunuz diyorum kime diyorum. " Dedi Esra gülerek. Ömer aniden frene basınca arkada bizi takip eden abim kornaya bastı. Ardından sesi duyuldu.
" Lan oğlum ayyaş mısın, ne sinyal vermeden duruyon? " Diye bağırdı abim. Ömer arabayı sürmeye devam ederken biz kahkaha atıyorduk. Üç tane kadının arasında öylece mahsun kalan adana üzüldüm. Amw çok tatlı duruyordu. Utanmıştı birde galiba.
" Yengeee" Diye hafif kızdığında Esra,
" Ay ne var canım, iki eğleniyoruz şurada. Sende az yere bakan yürek yakan değilmişsin haa. Durdun durdun seneler sonra turnayı gözünden vurdun. Ama gerçekten çok iyi seçim yaptın yengesi aferin sana. Akşam eve gidince bir tepsi baklavayı hal ettin. " Dedi. Ömer göz devirerek güldü.
" Allah razı olsun, sen olmasan ne yapardık yenge. "
Ömer ve abim bizi meydanda bırakıp gittikten sonra çarşıya inip mağazaları gezmeye başladık. Arkamızdan beş tane Koruma geliyordu ama uzak bir mesafedeydi.
Poşetlerimizi taşıyorlardı.
Gülüp eğlenerek geçtiğimiz yerlerde insanlar bize bakıp konuşuyordu. Çoğu iyi konuşsa da aralarında kötü konuşan dq vardı ama takmadık. Korumaların elleri poşetlerle dolup taşarken biz bir kafeye girdik bir içecek birşeyler sipariş ettik.
Sohbet güzeldi, hava mis gibiydi, özgür ve huzurluydum. Dahası beni benden çok seven birisi vardı.
Biz kızlarla gülüp eğlenirken uzaktan vip bir siyah araç camlarını indirdi. İçinden silahlı adamlar bu tarafa doğru silahını doğrulturken ben ne olduğunu farkederek " YERE YATIN HEMEN " diye bağırdım. Kurşunlar üzerimize boca olurken hemen herkes yere attı kendini. İnsanlar çığlık atıyor ve bağırıyordu. Bizim korumalardan birinin yere düştüğünü gördüm.
Sonra ise Esra'nın acı dolu iniltisini.
" Vuruldum "
-
------
Selamm arkaşlar. Sizlere wattpad'da yayımladığım bu kurgumla geldim.
Oraya ne zaman bölüm atarsam, buraya da o zaman atacağım.
Bu Pazartesi Alacakan Tesisi adında ki kurguma bölüm atacağım. Hatta her pazartesi.
Her Çarşamba ise bu kitaba bölüm gelecek.
Sizleri seviyorum. BB.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |