
9. BÖLÜM: AŞİRET TOPLANTISI
"Geleceğim bekle " Dedi gitti.
Ben beklemedim,
O da gelmedi.
Ölüm gibi birşeydi ama kimse ölmedi.
~ Özdemir Asaf
(Normalde şiirleri kendim yazardım ama arada böyle güzel ve kitabı anlatan şiirler de eklerim;)
🥀🥀🥀
Zerda
Asaf ellerini Baran'ın yakasına attı ve ona kafayı gömdü.
" La sen kimsun da bizum kizimizu vurup şiddet uygurlarsın? Ula sen ne boksun? "
Dilan şok içinde abisinin dayak yemesini izlerken bizim kızların gözü onda, benim gözüm ise Baranın acıyla kısılan yüzündeydi.
" Asaf dur! " Dedim.
Benimde edecek iki lafım vardı.
Asaf ellerini yakasından çektiği zaman bende tam Baranın önünde durdum.
" Zerda'm özür dilerim, gel evimize gidelim? " Diyen sesine bile lanet ettim.
" Hangi evimize? Sen bir ev mi bıraktın Baran? Bu zamana kadar bana olan şiddetine bile sessiz kaldım ama o son yaptığın bardağı taşıran hamle oldu. Bundan sonra ne ölün ölüme, ne dirin dirime. Seni Allah'a havale etmiyorum çünkü sen tüm yaptıklarını bu hayatta, gözlerimin önünde çekmek zorundasın! " Diyerek ona okkalı bir tokat attım.
" Bundan sonra karşında- " Diyerek sadece ona değil mal mal bana bakan adamlarına da baktım. " Karşınızda önceden hiç görmediğiniz bir kadın göreceksiniz. Kısasa kısas Baran Beyoğlu, yaptıklarını yarın aşiret toplasında ödeyeceksin. Bana ölmek için dua edeceksin Beyoğlu! Edeceksiniz. Sen ve o anan. "
Baran affallayarak sarsıldı. Kahverengi gözleri beni süzdü ve alayla güldü. Ardından Dilanı orada bizim aramızda görünce bir gözü seğirdi.
" Dilan! Bu tarafa gel! "
Dilan yerinde irkilirken Ayça başını dik tutarak onu arkasına aldı.
" Kardeşimi buradan almadan hiçbiryere gitmem! Ve karımı almadan! "
Anlaşılan akıllanmıyordu.
" O ağzını sikerim orospu çocuğu " Diyerek atıldı Azat abim. Baran'ın üzerine çıkıp üst üste yumruk atarken Asaf onu çekti ve " Bırak iti Azat, ölür kalır şimdi gider Allahı rahatsız eder oralarda. O bu hayatta çekecek ne çekecekse. " Dedi.
Azat abim onu bırakırken adamlarına
" Alın şu iti tekrar soyun atın meydana. Adamlarının da sıkın kafasına. " Dediğinde bizim adamlar onun adamlarına sıktı. Baran sinirle böğürürken iki koruma geldi ve onu kolundan tutup dışarıya sürükledi.
Evet, onu soyucak ve meydana atacaklardı.
Yarın aşiret toplantısı olacağını babamlar konuşurken duymuştum ve bunu onu kışkırtmak için kullanmıştım. O toplantıda illa ki bende olacaktım çünkü imam nikahı düşecekti.
Babam omzuma iki kere vurarak
" Sen dert etme kızım artık bu iti. Özgür ve eskisi gibisin. Şimdi gidip biraz dınlen. Yarın uzun olacak. " Dedi.
Babam yanılıyordu.
Özgürdüm ama eskisi gibi değildim.
" Tamam baba" Diyerek arkama bile bakmadan odama çıktım.
Kapıyı kapattım ve iki kez kilitledim.
Üstümü değişmeden yatağa girdiğim zaman o kadar yorgundum ki hemen uyudum.
Yarın acaba beni neler bekliyordu.
🥀🥀🥀
Domatesleri ince ince keserken hiç olmadığım kadar ayık ve mutluydum.
Asla ama asla Baran benden boşanmaz gibi birşey hissetmiyordum çünkü boşanacağımızdan o kadar emindim ki.
Bugün o toplantıda eski namımı ve özgürlüğümü alacaktım.
Evlenmeden önce akıllı derlerdi zeki derlerdi ama bir o kadar da cesur derlerdi.
Şimdi de öyle diyeceklerdi ama birşey daha eklemek istiyordum oraya.
Acımasız desinlerdi bana.
Ki artık öyleydim de. Kimseye üzülmüyordum da.
" Kızım ben bunları taşıyorum masaya. " Diyen Fadime ablaya
" Taşı abla " Dedim. Onlar Rojin ile masaya kahvaltılıkları taşırken Ayça içeri girdi ve " Rojbaş Keçe! " Dedi. Yanağımdan bir makas alıp yeni pişen menemeni karıştırdı.
" Rojbaş Ayça. "
Ayça yumurta tavasını alıp kavurmalı yumurta yapmaya koyulurken " Nasıl hissediyorsun? " Diye sordu.
Ona bakarak sırıttım." Bomba gibi. "
Ayça sevinçle " İşte bu be! İşte gerçek Zerda Asrın geri döndü! İşte bu! " Diyerek yanağıma sulu bir öpücük kondurdu.
" Salak " Diyerek yüzümü sildim ve güldüm. İçeriye giren Berfe yengem ve annem bizim neşemizi görünce mutlu oldular.
" İlaçlarını içtin mi kızım? " Diye sordu annem. " Yemekten sonra içeceğim daye. " Dedim. Beni onaylayarak masaya ekmek götürdü.
Berfe yengem bir elini karnına koyarak " Telefonu açtın mı Zerda. " Dedi.
Ne telefonu be?
" Ne telefonu yenge? "
Yengem gülerek omzuma vurdu.
" İlahi Zerda, dün üstünü giyerken yatağın üstüne bir poşet attım hiçmi açmadın. " Dedi. Ağzıma bir salatalık atarak " Yoo " Dedim.
" Tamam aç o zaman çıkınca. Abin sana telefon almış içinde bizim ailedekilerin numarası da var. " Dedi.
Onu onaylayarak menemenin altını kapattım ve " Hadi sen git kocanı uyandır. " Dedim yengeme. Ayçaya da "Sende abini uyandır. " Dedim.
İkisi de elini alnına koyarak
" Emredersiniz komutanım! " Dedi. Gülerek onlarla beraber mutfaktan çıktık. Onlar üst kata çıkarken ben masaya oturmuştum. Babam ve annem vardı bir tek masada.
" Günaydınlar. "
" Günaydın kızım"
" Günaydın yavrum. "
Abimleri beklerken merdivenden ilk önce Ayça indi. " Ay bu adamı buraların havası çarpıyor valla. Ayı gibi uyuyor. " Diyerek abisine atıfta bulunurken saçı başı dağınık bir şekilde Asaf indi onun peşinden. Bacakları uzun olduğu için adımları da büyüktü. Ayça üç adım atarken o iki adım atıyordu. Ayçanın yanından geçerken ensesine bir tane vurdu yavaşça. " Sen abinle nasıl konuşacağını unutmuşsun belli. "
Ayça göz devirirken " Dilan'ı uyandırdın mı? " Diye sordum. O başını aşağı yukarı sallarken yanıma oturdu. Onun karşısında da Asaf oturuyordum. " Evet iner şimdi
aşağı. "
" O kız ailesine hiç benzemiyor. Maşaallah öz kızım gibi sevdim " Dedi annem.
" He valla hatun. Kız çok terbiyeli. Birde akıllı. Öyle bir ailenin soyundan nasıl gelir aklım almıyor. " Dedi babam da.
Onların Dilan'ı sevmesi beni mutlu ederdi.
Dilan önde Berfe yengem ve abim onun arkasında olmak üzere merdivenlerden indiler.
" Rojbaş Asrın Ailesi " Dedi abim.
" Rojbaş " Dedi yengem.
Ve cümlenin akışını bozan kelime;
" Günaydın " Dedi Dilan.
Ben gülerken diğerleri de gülmüştü. Herkes masaya oturmuşken masada tek bir boş yer kalmıştı ve Dilan ayaktaydı.
Asafın yanı boştu.
Dilan çok utangaç biri olduğu için ve oturmayacağını bildiğim için ben kalktım ve " Gel canım otur buraya " Dedim. Dilan minnettar bakışlar atarak yerime oturdu ve bende Asaf'ın yanına oturdum.
Babamın " Afiyet olsun " Demesiyle herkes kahvaltıya başladı.
Kahvaltı güzel ve keyifli bir muhabbet ile geçerken masayı toplamak için ayaklandık.
" Zerda kızım sen bize çay getir şark odasına. " Dedi babam abimlerle odaya çıkarken. Benimle konuşacaklarını biliyordum.
" Kızım biz buraları toplarız sen çat götür babanlara hadi. " Dedi annem. Onu onaylayarak mutfağa girdim ve bir tepsiye dört bardak çay ve şeker koydum. Şark odasına girdiğim zaman arkamdan kapıyı kapattım.
Çayı babama, abime ve Asaf'a ikram ederken babam, " Kızım sende al çayını otur " Dedi.
Babamın yanına otururken babam bir elini dizime koydu.
" Kızım biliyorsun sen benim değerlimsin. Bu zamana kadar seni gerektiği gibi koruyamadım ama bundan sonra bilesin ki arkanda bir dağ gibi baban ve abin var. Ailen var. "
Babamın sözleri beni derinden etkilemişti çünkü o evde olduğum zamanlar bir yetim gibi hissediyordum. Özellikle dayak yedikten sonra banyoda ağlarken kendimi kimsesiz hissediyordum.
Şimdi ise ailem arkamdaydı. Daha ne isteyebilirim ki?
" Teşekkür ederim baba " Diyerek elinin üstüne elimi koydum.
" Bacım sen korkma bugün herşey çok güzel geçecek. Sen son defa o eve gireceksin ve özgür bir şekilde de çıkacaksın. " Dedi Asaf. Ona minnetle gülümsedim ve " Saol abim. " Dedim.
Azat abim oturduğu yerden ayaklandı ve yanıma gelip oturdu.
" Orada biz senin o itten şiddet gördüğünü söyleyeceğiz. Vücudunun görünen bir yerinde morluk falan varmı? Kabıt olarak gösterebiliriz. "
Canım abim bilmiyordu ki sırtım ful izlerken doluydu. Onu söylemek yerine elbisemin kolunu dirseği m'den biraz üste kadar sıyırdım. Kolum morluklarla doluydu. Abimler bunu görünce sakin kalmak için kendilerini zorladılar.
" Bunu orada göstereceğiz. "
Odadan çıktıktan sonra toplantı için odama girdim. Dolapta aşiret toplantıları vs için yöresel fistanlar vardı.
Bugün o şerefsizden kurtuluyordum ve ağırlığımı masaya koymam lazımdı. Bu nedenle sade ama hanımağa havası veren siyah bir fistan giydim. Bana o kadar çok yakışmıştı ki... Siyah hiçbir numarası olmayan şalı da attım omuzlarıma.
Gözlerime siyah bir sürme çektim.
Gözlerimde gördüğüm kişi ben değildim sanki. Bambaşka birisi vardı orada. Ona yapılanların hıncını çıkarmak isteyen, intikam diye bağıran bir Siirt kadını.
Odadan çıkıp avluya indiğimde babamlar da Asaf dahil olmak üzere simsiyah takımlarını giymişti. Annemler bile siyahlar içindeydi.
Annem benim gibi bir fistan giymişti ama o altın da takmıştı. Dilan gelmeyecekti o yüzden bizi yolcu etmek için buradaydı. Berfe yengem siyah bir etek giymiş üstüne de siyah saten bir gömlek geçirmişti. Ayça siyah bol kumaş pantolon giymiş üzerine siyah saten gömleğini geçirmişti. Annem dahil olmak üzere siyah kırmızı tabanlı topuklu ayakkabı giymiştik.
" Vay be anlaşmış gibi giyinmişiz. " Dedi Ayça. Hepimiz gülerken abim
" Mafya gibi olduk. " Dedi.
Konaktan çıkıp arabalara binerken sokağın öbür ucuna kadar siyah bmw marka arabalar sıralanmıştı.
Araçlara bindik ve Beyoğlu konağına yola çıktık.
O konağın içinden geçecektik.
🥀🥀🥀
Beyoğlu konağının sokağına girerken bizimle aynı vakitlerde Şanlı ailesinin arabaları gözüktü. Onlar da tam karşıdan geliyordu. Beyoğlu konağının kapısında durup indiğimizde Sevda Hanımlarla sarıldık.
" Hadi gidip Zerda kızımızı kurtaralım. " Diyerek içeriye girmeye meylederken onu gördüm.
Ömer Şanlı.
Kahverengi gözleriyle bana bakıyordu. Değişik şeyler hissederken gözlerimi ondan kaçırdım ve içeri girdik.
Bu konakla ilgili hatırımda ne varsa sildim. Hafızama gelmemesi için direndim. Başardım da.
Baran ve onu gibi olan kuzenleri merdivenlerin başındaydı. Biz kadınlar oraya çıkmayacağımız için hizmetli bizi başka bir yere götürdü. Kadınlara ait şark odasına girdiğimizde aşiret ağalarının karısı ve kızlarıyla karşılaştık. Biz içeri girince uğultu kesildi ve tüm gözler üstümüze döndü. Kadınların başında oturan Avzem Hanım annemlerin radarına takılınca annem yerinde duramadı.
" Cık cık cık kız verdik sözde ama gel gör ki bir senenin ardından ne sebeple ayırıyoruz. " Dedi. Hanımlardan birkaçı anneme oturması için yer verdi. Aynı şekilde Sevda Hanıma da. Bizler de otururken keskin bakışlarımız Avzem Hanımın üzerindeydi.
" Kızınız karılık yapabilseydi oğlum da bu duruma düşmezdi. " Dedi Avzem utanmadan.
Annem kadına dalmamak için zor dururken " Benim kızım has ağa kızıdır senin gibi bir çoban kızının oğlu benim kızıma kocalık yapamayıp şiddet uygulamasaydı bu konuyu konışmuyor olacaktık. " Dedi. Avzem Hanım mosmor olurken herkes şok beğeni dolu gözlerle anneme bakıyordu.
Avzem Hanımın kardeşi Behiye
" Ablamla düzgün konuş Hanife-" Diyordu ki ben kestim sözünü.
" Asıl sen annemle düzgün konuş Behiye. Sen bir çoban kızısın, ne ağa karısısın nede yeğeni, annemin karşısında saygı çerçevesinde konuş. "
Behiyenin kızı bana laf çarpacakken
" Hanımlar! Unutmayın ki ben hâlâ Beyoğluların Hanımağasıyım! Az sonra boşanacak olabilirim ama hiçbirşey benden düşük mertebede olduğunuzu göstermez. Kendinize gelip haddinizi bilmenizi öneririm. " Dedim. Herkes suspus olmuşken arkadan annem destek verirce sırtıma dokundu.
" Bu arada kimse benim hanımlığıma söz edemez! Edenin de alnını karışlarım. Çocuğum olmuyor diye üzerime kuma getirmiş olabilirsin Avzem Hanım ama şunu hatırlamanı isterim ki senin oğlunun dayakları yüzünden çocuğum olmaz benim.
Sende analık yapıp oğluna terbiye verseydin ben seni şimdi ona Hanımağanın önünde yerden yere vurmaz ailevi konuları açmazdım.
Benim sınırlarımda çok oynadınız siz.
Beyoğlu gibi büyük bir nüfusa sahip olabilirsiniz ama hepinizi toplasam içinizde Asrın kadar adam olan yoktur. " Dedim gözlerimi ona dikmişken. Avzem Hanım kalp krizi geçirmek üzereydi galiba. Diğerleri şok ve hayranlık dolu bakışlarla bana bakarken susmadım.
" Bu kelimelerim sizi hastahanelik edebilir ama şunu bilin ki üzerinde benim o kadar çok ahım var ki...
Ben o odalarda dayaktan bağırarak ağlarken sizin bir kadın olarak yoksaymanız ne büyük bir vicdansızlıksa benim de bundan sonra yapacaklarım o kadar büyük acımasızlık olacak. "
Avzem Hanım zar zor konuşurken ailemin ve Sevda Hanımların göğsü gururdan kabarmıştı.
" Ne acımasızlığı? " Dedi.
" Mehir olarak bana verilen Şirketin %20 hissesini satıyorum. Sizinle ilgili o kadar çok planım var ki sürpriz oldu isterim. "
Avzem Hanım başınk eğip otururken kadınlar kendi arasında konuşmaya başlamıştı. Benim gücümden ve ne kadar asıl olduğumdan söz ediyorlardı.
İşte otorite böyle sağlanırdı.
Annem " Seninle gurur duyuyorum " Dedi.
O sırada içeri hizmetli girdi.
" Zerda Hanımağam
ağalar sizi bekler. "
Ben ayağa kalkıp herkesi üstten bir şekilde süzdüm. Bakışlarım altında hepsi ezilirken en son Avzem Hanımda durdum.
" Bu konağa bir girişim vardı Avzem, birde çıkışım olacak. Sana kolay bir ölüm yok. "
Hanımlar şaşkınlık nidaları atarken odadan çıktım. Ailem bile benim bu kadar açık konuşacağımı onu yerin dibine gömeceğimi bilmiyordu.
Ama ben Zerda Asrındım. Kimsenin beklemediği şeyleri yapardım.
Erkeklere ait odaya girdiğinde aynı şekilde tüm uğultular kesildi. Herkes pür dikkat bana bakarken ben babamın yanına geçtim ve oturdum.
Başka şehirlerden de temsili olarak bir aşiret katılmıştı. Mardin aşiretinin ağası konuştu.
" Söyle bakalım kızım boşanma nedenin nedir? "
Babamlara bir bakış atarak
" Şiddet görmem ve onun tarafından vurulmamdır " Dedim. Ağalar başını sallarken Adıyaman aşiretinin ağası
" Vurulduğunu duyduk, geçmiş olsun kızım. Peki şiddet konusunda bir kanıtın varmı. " Dedi.
O sırada Baran ile göz göze geldik.
Beni öldürecek gibi bakıyordu.
Onun gözünün içine bakarak kolumu sıyırdım ve orada ki izleri gösterdim.
" Hepsi bu kadarla sınırlı değildir ağalar. Vücudumun her tarafında izler vardır ama en müsait yerim burası olduğu için gösterdim. İster inanın ister inanmayın ama o canı adamın yanında kendi kız kardeşi bile durmamış bizim konağımıza gelmiştir. "
Ağalar kendi arasında konuşurken içlerinden biri " Peki o halde boşanmakta kararlı mısın? " Dedi.
" Evet! "
" Baran ve Zerda çiftinin boşanmasını onaylayan kaç kişi vardır? " Diye sordu biri. Odanın %80'i onaylarken babam yanımda rahat bir nefes verdi.
" O halde geçelim avluya herkesin karşısında boşanın. "
Baran itiraz etmek için ağzını açtığı sırada Ömer silahı masaya sertçe koydu ama birşey demedi. Bu bile Baran'a yetti.
Hepimiz avluya çıkarken hanımlar da çıkmıştı. Ortalarına Baranla geçtik.
" SENİ ALLAH KATINDA DA BU İNSANLARIN ARASINDA DA BOŞUYORUM BARAN BEYOĞLU.
BOŞ OL!
BOŞ OL!
BOŞ OL! "
Baranın gözlerinde yaşlar parlarken o da aynı cümleleri tekrar etti.
Bitmişti?
Bir senedir çektiğim ıstırap üç kelime ile mi son bulmuştu?
Ağalardan birisi " Boşanma gerçekleşmiştir. Allah başka yollar nasip eylesin. " Dedi.
Baran bir iki adım atmışken ben
" Durun ağalar! " Dedim. Herkes bana bakarken " Bir isteğim vardır! " Dedim.
" Nedir isteğin kızım? " Diye sordu yaşlı bir ağa.
" Kısasa kısas isterim! Bu boşanma şiddet içindi. Ben vurulma için isterim. Kısasa kısas. Kana kan! "
Benim bu acımasızlığım ve isteğim konusunda herkes şaşırırken Baran da şok olmuştu. Karşısında ki bu kadının o nazik kadın olup olmadığını sorguladı.
Baran aslında işten sıyrılabilirdi ama bu sefer adını yerlere çalardı.
Ömer onun erkeklik organını kesmişti bu yüzden kan dökülmüş sayılırdı.
Baran bunu gizleyerek kurşun yemeye razıydı.
Ağalar aralarında mırın kırın etse de kabul ettiler. Elimi onlara bakmadan silah istercesine babama uzattım. Elime verilen metalin ağırlıyla o tarafa döndüğüm zaman babam değilde Ömer'in silah verdiğini gördüm. Altın kaplamalı silahı kavrarken abimin " Öldürme bacım, daha çok işimiz var " Diye gülen sesini duydum. Avzem Hanımlar arka tarafta ağlamaya başlamıştı bile.
Silahı Baran'a doğrulttum. Baran gözlerimin içine bakarken " Yapma " Diyordu resmen. İçimde acıma duygusu varmı diye kontrol ettim ama hayır. Zevk harici öyle bir duygu yoktu.
" Sırtını dön Baran Beyoğlu! "
Sözlerimle afallayarak kaldı.
" DÖN SIRTINI " diye bağırdığımda kadınlar irkildi.
Baran yavaşça arkasını dönünce silahın tetiğine bastım. Ölürse ölsündü. Benim neremden vurduysa orasından vurmuştum.
Baran Beyoğlu benim nefretimi kazanan ilk kişi olmuştu.
Ve ben o kadar kinci bir insandım ki...
Bana yapılan herşeyin bedelini ödeyecekti.
🥀🥀🥀🥀🥀🥀🥀
BÖLÜM SONU
O kadar içime sinen bir bölüm oldu ki... Özellikle Avzem Hanıma haddini bildirme kısmında zevkten dört köşe oldum.
Siz bölümü nasıl buldunuz. Bir kişi de olsa yorum yapın ama hevesim kırılıyor bak.
Neyse görüşürüz.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |