
17. BÖLÜM: KARIM OLUR MUSUN?
Ben Hiç böylesini görmemiştim.
Vurdun
kanıma girdin,
İtirazım var...
~ATİLLA İLHAN
🥀🥀🥀
Silah seslerine karışan çığlık sesleri; Esra'nın göğsüne giren kurşun, Berfe'nin yere yatarken çarptığı kafası, Ayça'nın ateş hattında kalan çifte koşma çabası ve Azat' ın kendini kızlara siper etmeye çalışması...
Katliam!
Hiçbir düğün bu kadar kanlı olamazdı.
1 AY ÖNCE
ZERDA
Yarın 'Yeşil Hare'nin açılışı vardı. Elbette bizde davetliydik. Hatta ben kesecektim o kurdeleyi. Heyecanlı ve gergindim. Ömer, yarın herşeyin ortaya çıkacağını söylemişti. İnşallah herşey güzel ilerlerlerdi.
Kapımın tıklatılması ile koltuktan doğruldum. " Gir. "
Bizim kızlar içeri girdiler. Ayça her zamanki gibi kendini yatağıma attı.
Berfe yengem karşımda ki koltuğa otururken Dilan yatağın ucuna oturmuştu.
" Ee ne var ne yok? " Dedim. Birşeyler vardı belliydi yüzlerinden.
Onlar sessiz kalırken, yüzlerinden düşen bin parçaydı. İçimi bir sıkıntı kaplarken, " Ne oldu? " Dedim.
Dilan başını yere eğerken Ayça,
" Baran haber salmış, Dilan'ın bekar erkeklerin olduğu bir yerde kalmasını uygun görmüyorum diye. Asaf abim, Ömer Ağa ve Azat abim bununla görüşmüşler. Baran ileri geri konuşunca Asaf abim delirmiş.
' Dilan benim müstakbel karımdır gayrı ' demiş. " Dedi. Şok olmuştum.
" Ne!? "
Asaf bunu nasıl yapabilirdi? Neden hiç düşünmeden konuşuyordu bu adam!
" Dilan bugün o konağa geri dönecek, yarın Ömer Ağa'nın açılışından sonra ise Dilan'ı istemeye gidecez. " Dedi Berfe. Sadece 2 saat odamdan dışarı çıkmamış, yarın için bakım yapmaya kalkmıştım. Nasıl bunca şeyden bu kadar geç haberim oluyordu!
Dilan suratını asarak bana baktı. Konuşmaya mecali yok gibiydi. İstemiyordu belliydi bu evliliği.
" Ya iki saat odada kafamı dinleyeyim dedim! Neler olmuş. Ne zaman oldu tüm bu olanlar!? "
Ayça, " Kahvaltıdan sonra Abimle Azat abim konaktan kaybolmuştu ya, o ara enişte beyle buluşup Baran'ı hırpalamaya gitmişler. Bizim da daha 30 dakika önce haberimiz oldu tüm olanlardan. Azat abim telefondan söyledi. Daha onlar da gelmedi eve. " Dedi.
Ben bıkkınlıkla sırtımı geri yaslarken,
" Tam Beyoğlulardan komple kurtulduk diyorum. Akraba olmaya meylediyorlar. Dilan üstüne alınma, sen artık benim Öz kardeşimsin. " Dedim.
Herkes sıkıntıyla otururken ben,
" Dilan'la beni biraz yalnız bırakabilir misiniz? " Dedim. Ayça ve yengem başını sallayarak dışarı çıktılar. Dilan karşımda ki koltuğa oturdu ve yere daldı gitti.
" Dilan? "
" Hı. "
Sesinden bile üzüntü akıyordu.
" Asaf ile evleneceğin için mi bu kadar üzgünsün? "
Dilan başını hızla kaldırdı ve bana baktı. Yanakları kızarmış görünüyordu.
" Asla. " Dedi. Peki neden bu kadar üzgündü?
" Size hiç söylemesem de Asaf'tan hoşlanıyordum zaten. Üzüldüğüm iki şeyden birisi o konağa az bir süre de olsa geri dönmek, annem ve abim bana o konağı dar eder. İkinci şey ise Asaf beni sevmiyor. Beni sevmediği halde bu yola girecek. " Dedi. Gerçekten de perişan görünüyordu. Asaf'tan hoşlandığını zaten anlamıştım. Bence Asaf da boş değil gibiydi.
" Dilan üzüldüğün şeyler gerçekten de bir teferruat. " Dedim gülerek. Bana şaşkınlıkla baktı ve " Nasıl? " Dedi.
" Asaf'ı bilirsin. Delidir. Sana o konakta birşey yapmalarına asla izin vermez. O konuda bizde izin vermeyiz zaten. Düşünme bile bu konuyu. İkinci olarak ise sen bile bizden Asaf'ı sevdiğini gizledin, belki o da gizliyordur. Hatta o da senden hoşlanıyor olabilir. " Dedim. Dilan'ın gözleri parladı ve konağa gitme konusunu es geçerek, " Nasıl? Nereden anladın Zerda. " Dedi. Gözlerinde ki umut ışığı Asaf'a hoşlantıdan daha fazlasını hissettiğini açıklıyordu.
" Asaf'ın sana olan birkaç bakışını yakaladım. " Dedim.
Gerçekten de öyleydi. İlk günler Dilan'a karşı temkinli olsa da bugünlerde değişik birşeyler vardı.
" Herkese bakabilir. Bu benden hoşlandığı anlamına gelmez ki. " Dedi Dilan.
" Peki sana görücü geldiğinde kıskanmasına ne demeli? "
" O zaman Ayça'ya da gelmişti. Onu kıskanmıştır. "
" Geçen hafta nezle olduğunda sana nane limon göndermesine
ne demeli? "
" Evinde ki bir misafirdim ve hastalığı ona da bulaştırmamam için yapmıştır. "
Tüm sebepleri elinin tersiyle iten kız bir erkeğin onu sevebileceğini düşünmüyordu. Onunla ciddi bir konuşma yapmam gerekiyordu belli ki.
" Bak Dilan. Asaf'ı kendimi bildiğimden beri bilirim. Biraz patavatsız olsa da aklından geçmeyen birşeyi konuşacak değil. Demek ki seninle evlenmek aklında önceden vardı. "
" Bana acımış yada merhamet etmiş olabilir. "
" Hayır salak! " Dedi kafasına vurarak. " Neden sana çıkan tüm okları çeviriyorsun ki! "
Dilan omuz silerek geri yaslandı.
" Sana acımış veya merhamet etmiş olamaz! Kuzenim diye demiyorum ama fazla acımasız ve merhametsiz. Onda kendimi bildim bileli sinirden başka duygu yok. İşte diyorum ya sana, bu aralar onda ki değişim bu. Sinirden başka birşeyler de var onda. Çok sessizleşti ve her gördüğümde sana bakarken yakalıyorum. "
Dilan halının desenlerine dalmıştı. Ayağa kalktım ve onun koltuğunun kenarlarına oturdum.
" Sen benim her zaman yanımdaydın Dilan. O konakta üç gün gülmüşlüğüm varsa onda da seninle beraberdim. Bana bir görümceden çok kardeş gibiydin. Kendi kötülüğümü isterim ama senin kötülüğünü istemem. Hadi senin dediğin gibi olsun, Asaf seni hiç sevmiyor, zorunluluktan evleniyor olsun. Seni asla geri çevirmez. Gerçek bir karı-koca olursunuz. Asaf mantık evliliği istiyordu zaten. Aşık olsa tadından yenmez bu evlilik ama şimdi de fark etmez ki. Asaf sana her zaman karım diyerek yaklaşır. "
Dilan şaşırmış gibiydi. " Nasıl yani? Benimle bir anlaşma falan yapmaz mı? "
Güldüm onun soruş şekline.
" Bak Dilan, Karadeniz erkeklerinin çoğu böyledir. Severek evlenseler tadından yenmez ama kapısına geleni de asla çevirmezler, azarlamazlar. Özellikle de o kapısına gelen kişi karısı olursa. Sahiplenici bir huya sahiptirler. Hepsi için geçerli mi bilemem ama Asaf için karısına aşık olmak yada olmamak önemli değildir.
O kadın onun karısıysa başında ki tacıdır. "
Dilan'ın mutluluktan gözleri dolarken ağlayacak gibiydi her an.
" İnşallah öyledir Zerda. İnşallah. "
Ayça kapıyı tıklattı ve içeri girdi.
" Abimler geldiler, Dilan'ı Beyoğlu konağına bırakacaklar. "
Dilan ayaklanarak bana sarıldı.
" İyi ki varsın Zerda. İyi ki! "
" Sende iyi ki varsın gülüm. "
Onlar aşağı inerken Asaf sert bakışlarının aksine Dilan' a
" Biraz konuşabilirmiyiz? " Dedi. Dilan çekinerek de olsa onu onayladı ve birlikte terasta çıktılar.
Azat abim sert bakışlarıyla bana baktı. " Zerda sen bir gelsene benle. "
Neden bu kadar sinirliydi ki?
Birlikte arkamızda meraklı bakışlar bırakarak mutfağa girdik. " Abla biraz bize müsaade edin. " Dedi Azat abim. Fadime ablalar mutfaktan çıkarken kapıyı kapattılar.
" Abi ne oluyor? " Diye sordum.
" Ne olabilir ki en fazla Zerda Hanım! En fazla en yakın arkaşımla sevgili olabilirsin! " Dedi. Elim kalbime giderken nereden öğrendiğini merak ettim. Abim korkumu fark etmiş gibi sesini alçalttı ve kolumu nazikçe tuttu.
" Zerda ne kadar sinirli olsam da Ömer'in tam sana layık bir eş olacağını bildiğimden susuyorum. " Dedi. İçim az da olsa ferahlarken,
" Nereden öğrendin? " Dedim.
" Ömer yapacağı işten sonra büyük bir tepki vermemem için önceden söyledi. Birde tembih ediyor senin üzerine gelmemem için piç! "
Ömer neden bana mesaj atmamıştı ki? Yada aramamıştı? Aslında yapmış da olabilir çünkü telefonum sessizdeydi.
" Yanımda olduğun için teşekkür ederim abi. " Dedim. Gülümseyerek
" Keşke senin yanında çok önceden de bu şekilde durabilseydim. " Dedi.
Ona sıkıca sarıldım.
" Amaaa... " Dedi.
" Ama? "
" O herifle sözlenene kadar görüşmeyeceksiniz! Yarın için bir müsamaha gösteriyorum sadece. " Dedi.
" Of abi ya! "
" Ne abi lan! Pezevenk miyim ben? "
" Estağfurullah "
Saçlarımı dağıtarak mutfaktan çıktı. Ben ise homurdanarak çıktım peşinden. Yengemler meraklı gözlerle bize bakıyordu. Asaflar hâlâ aşağı inmemişti.
" Neden sana sinirliydi abin? " Dedi yengem sessizce.
" Ömerle beni öğrenmiş. " Dedim bende aynı şekilde. Gözleri büyürken
" Nasıl!? " Dedi. O sırada keyifi bir halde aşağı inen Asafı gördüm.
" Sonra anlatırım. "
Neden keyifliydi lan bu?
Asaf'ın peşinden aşağı inen Dilan'ın da yüzüne bir gülümseme vardı.
Muhtemelen benim dediğim konuşmaya gelmişlerdi.
Dilan bizimle vedalaşarak abimlerle konaktan çıktı.
" Kız ne oldu Azat abim neden sinirliydi sana? " Dedi Ayça da. Annem de yanlarında olduğu için çaktırmadan odamı işaret ettim.
" Hiç ya öylesine. "
Ben odaya çıkarken Ayça ve yengem de peşime geldi.
" Ne oldu " dedi Ayça.
" Abim Ömer le beni öğrenmiş. "
" Ne! "
Onlara da anlatmaya başladım.
🥀🥀🥀
Ertesi Gün.
Ömer'in bana hediye ettiği parfümden de bir iki fıs sıktım. İşte şimdi hazırdım.
Ömer'in genel olarak aşiretten uzak ve ünlü iş adamlarıyla birlikte çalıştığını bildiğim için sade giyinemezdim. Azat abim de aynı Ömer gibi olduğu için elbiseyi önce ona göstermiş ve onay almıştım.
Ömer'in yanında sönük kalmak istemiyordum. Orada benden güzel kadınlar olacağına adım gibi emindim.
Bordo rengi bir saten elbiseydi. Kare yaka, kalın askılıydı. Elbisenin boyu midiydi ve aşağı doğru indikçe uçuş uçuş bir hava veriyordu. Hiçbir işlemesi yoktu ama bana o kadar güzel yakışmıştı ki sanki benim için dikilmiş gibiydi.
En son böyle bir elbise İstanbul'da okurken giymiştim. Buralarda ağa kızı olduğum için usturuplu giyinmem gerekiyordu.
Saçlarımı güzel bir at kuyruğu yapmıştım ama önden iki tutam perçem bırakmıştım. Ayça makyaj bile yapmıştı bana.
Çantam ve telefonumu da alarak odadan çıktım. Biraz rüzgar eser gibi olunca odaya geri girdim ve siyah kabanımı aldım. Tam giyinmeden omuzlarıma attım sadece.
Alt kata indiğimde oturma odası bir kargaşa içindeydi. Ne oluyor diye bir baktığımda ise gözlerim büyüdü.
" Asiye Yenge! "
Asiye yengem Asaf ve Ayça'nın annesiydi. Bu akşam oğluna kız isteyeceği için gelmişti demek ki.
Sesimi duyunca gözler bana döndü. Yengem gözleri parlayarak bana doğru geldi. " Zerda'm! Kızım! "
Sıkıca sarıldı bana. Bende ona aynı şekilde karşılık vermiştim.
" Hoşgeldin yengem. "
" Hoşbulduk güzel kızım. Ne kadar da büyümüşsün, ne kadar da güzelleşmişsin. "
Yengem senelerdir gelmiyordu buraya. Beni de görmüyordu yani.
O kadar büyüdüm ki yenge evlenip boşandım bile.
" Teşekkür ederim yengem. "
Ayrıldığımız zaman beni beğeni ile süzen bir kadın daha vardı.
" Ha bu kiz senun yeğenundur
Asiye? "
Sesinde ki şiveden de onunla beraber geldiği anlaşılıyordu.
" Evet. " Dedi yengem. Bana baktı sonra. " Seni kız kardeşim Rahime ile tanıştırayım. Rahime bu güzel kız da benim yeğenim Zerda. " Dedi.
Rahime denen kadın bana sıcakkanlılıkla sarıldı. " Pek da güzelmiş. " Dedi.
" Teşekkür ederim. "
Onunla da ayrıldıktan sonra mavi gözlü bir adamla denk düştü bakışlarım. Elini öne doğru uzattı.
" Ben Fatih, Asaf ile kuzeniz. " Dedi. Elini kısaca sıktım ve bakışlarımı hemen kaçırdım. " Ha bu yakişuklu uşak da benumdur. " Dedi Rahime Hanım.
Ona sadece gülümsedim.
" Artık gidelim, geç kalacağız yoksa " Dedim babam. Yengemler yorgun oldukları için gelmemişlerdi. Ben, Asaf, Azat abim, Ayça ve Berfe yengem aynı arabaya binmiştik. Arka arabada ise annemle babam vardı.
Kısa süre içinde Yeşil Hare'ye gelmiştik. Arabalardan inerken Sevda Hanım ve Azat Ağa karşıladı bizi.
Dışarıda gölün kenarında kurulmuştu masalar. Kurdele daha kesilmediği için içeri kimse girmiyordu. İyi ki de bu şekilde giyinmişim dedim. Herkes çok şık ve zarifti. Ayça ve yengem de şık giyinmişlerdi.
Kalabalığın içinde gözlerim Ömerle buluşunca oradan ayrıldı ve bana gülümseyerek yanımıza geldi.
" Hoşgeldiniz. " Dedi.
Abimler ve babamla tokalaştı. Bize de hoşgeldiniz dedi.
Bizi bir masaya davet ederken gizlice kulağıma, " Sen beni katil edersin zümrüt gözlü. " Dedi. " Neden? "
" Bu kadar güzel olmak zorundamıydın? "
Ona gülerek kimse anlamasın diye annemlerin yanına gittim. O da etrafta ki insanlarla ilgilenmeye devam etti.
Ömer kurdelenin önünde durdu ve oraya konulan mikrofona " Öncelikle hepiniz hoşgeldiniz " Dedi. Etrafta ki konuşmalar gittikçe azaldı ve etraf hep sessizleşti. Onun söylediği söze alkış tuttular.
" Açılışımızda yanımızda olduğunuz için Şanlı Holding adına mutluluk duyduğumuzu belirtirim. " Dedi. Gözleri onca kalabalığın içinde benimle buluştu.
" Bu zamana kadar hiçbir açılış konuşmamda ailemi veya özel hayatımı konuşmama eklememiştim ama bugün benim için bir milat. "
Herkes meralıydı. Ben bile. Bu konuşmanın sonunu çok merak
ediyordum. Üzerimde ki kaban beni sıcaklatırken aslında sıcaklatan kaban değil onun bakışlarıydı. Kabanı çıkardım ve masanın üzerine bıraktım.
" Böyle bir yer açma planı elbette kuruyorduk ama beni teşvik eden aslında bir kadındı. Sevdiğim kadının gözlerinden esinlenerek planladım herşeyi. Her anlamda bana ilham kaynağı olan ona sonsuz teşekkürlerimi iletiyor ve onu yanıma davet ediyorum. " Ben gerginlikle ve heyecanla donup kalırken insanlar da aynı şekildeydi. Alkış tuttular ismini bilmedikleri halde.
Ömer ismime bir açıklık getirdi.
" Zerda Asrın, yanıma gelir misin? "
Annem, babam ve Asaf şok olurken minik adımlarla pıtı pıtı onun yanına adımladım. Kalabalık bana yer veriyordu. Burada sadece iş insanları olmadığı gibi aşiret ağaları da vardı.
Gergin ve heyecanlıydım. Ama Ömer için herşeye değerdi. Onun yanına gittiğimde elimden tuttu ve dibine kadar çekti.
" Burayı sana hediye ediyorum. Kurdeleyi kesmeden önce sana bir sorum var Zerda Asrın. " Dedi. Mikrofonu yerine yerleştirdi ve ceketinin cebinden bir kutu çıkararak dizlerinin üzerinde yere çöktü. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Düşündüğüm şeyi yapacaktı.
" Her anımda yanımda ol istiyorum. Uyandığımda aynı yastığa baş koymuş olmak, senin yeşil gözlerine bakarak uyanmak istiyorum. Sadece uzaktan seni sevmek değil de yanımda karım ol istiyorum. Benimle evlenir misin Zerda? Benimle aynı yastığa baş koyarmısın? Karım olur musun? "
Herkes benim gibi nefesini tutmuştu. Kalabalık içinden birkaç kişi de video çekiyordu. İçlerinden birisi de Ayçaydı. Dolu gözlerle videomuzu çekiyordu.
Ne diyeceğimi adım gibi biliyordum.
"Her anında yanında olur, aynı yastığa baş koyar, senin karın olurum.
Seninle evlenirim! "
Bir alkış tufanı ve belime dolanan kollar ile herşey bir rüya gibiydi. Bu rüyadan asla uyanmak istemiyordum.
🥀🥀🥀🥀
Ağlicammm.
Yorum yapın sizde ya. Beğenin. Okuyup geçiyorsunuz.
Değerimi bilim canım, iki bölüm birden atıyorum.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |