23. Bölüm

23. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

23. BÖLÜM: VİDEO KAYDI

 

 

Ölüyorum tanrım,

Bu da oldu işte.

Her ölüm erken ölümdür,

Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat

Fena değildir...

Üstü kalsın...

 

~Cemal SÜREYA

 

🥀🥀🥀

 

" Fikrimin ince gülü...çok dinlerdik bir ara seninlen hatırlar mısın Erdem Bey? Beni dansa bile kaldırmıştın bir ara... Çok sevdiğini söylerdin bana... "

 

Hanife Hanım'ın gözyaşları yanaklarını durmadan ıslatırken bir eli kocasının, bir eli kızının mezarındaydı. Sözleri ise kocasınaydı.

 

" Sana gelin geldiğim günü hatırlarım. Bir kere bile zorla birşey istemedin benden. Senelerce el üstünde tuttun, elimi sıcak sudan soğuk suya sokmadın. Kucağına ilk bebek verdiğim gün bana verdiğin mallar...

Mal varlığından çok kalbin beyim... Kalbin...

Kalbini bana vermiştin sen. Bir kere bile el kızına baktığını ne gördüm ne işittim. Senin kalbin benimdi. Benimki de senin... "

 

Hanife Hanım topraklı ellerini yüzüne kapatarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

 

" Böyle aniden olmamalıydı! Sana bir veda bile edemedim. Beni terk ettin sen! Beni niye arkada kodun? Bu dünyada kimim kaldı beyim? Kimim?"

 

Elini göğsüne vurdu ve " Ne yapsın bu bahtsız Hanife!? " Dedi.

" Aynı günde evlat ve eş acısı yaşattınız bana! Ne yapsın bu kadın! "

 

Azat, annesinin o halini uzaktan görünce koşarak geldi ve sıkıca sarıldı.

 

" Ana sakin ol! "

 

Azat'ın ödü kopuyordu. Babası gibi o da üzüntüden kalp krizi geçirip onu terk edecek diye.

 

" Ana kendine gel! Ne dersin sen? Ben senin evladın, kimsen değil miyim? "

 

Hanife Hanım başını iki yana sallayarak, " Sen kaldın zaten birtek. Ama ben onlarla da olmak istiyorum. Bırak beni kuremin... Onların yanına gideyim. " Dedi. Ciddiydi.

 

Azat şoka girmiş bir haldeydi.

 

" Ana senin ne dediğini kulağın duyuyor? Ben ne yapacağım! Tek acı çeken sen misin? Bende bacımı, atamı kaybettim! Senin için, karım ve evladım için yaşıyorum. AŞİRETİMİZ İÇİN YAŞIYORUM. "

 

Hanife Hanım'ı silkelerken, "Sende geriye kalan evladın için, gelinin ve torunun için, babamın emaneti aşiretimiz için yaşayacaksın! Sen Asrınların Hanımağasısın! " Dedi.

 

Hanife Hanım'ın ağlaması dinerken uzun bir süre sessizlik oldu. Bu süre zarfında Hanife Hanım düşündü taşındı.

 

" Haklısın oğul... Amma.. Ben birtek sen, gelinim ve torunum için yaşarım. Aşiret size kalsın. Hanımağalığı ver Berfe gelinime. Beni yayla da ki küçük konağa yerleştir. " Dedi. Azat şaşırırken, " Neden Hanımağalıktan çekilirsin, ne diye yaylaya çıkarsın ana? " Dedi.

 

" Bunca sene başımıza ne geldiyse ağalık yüzünden geldi. Elimden gelse seni de çekip alırım o koltuktan ama dediğin gibi babanın emanetidir. Yoruldum oğul... Yoruldum. Gelinim layıkıyla yerine getirir hanımlığı.

Yayla işine gelirsek... " Gözleri Erdem Bey'in mezarına kayarken içli bir nefes döküldü dudaklarından.

 

" Sen ağalığa, gelinim de hanımlığa geçince babanla beraber yaylada kafa dinlemek hep hayalimizdi bizim. Baban yok ama olsun. Orada onun varlığı var gibi gelir bana zaten... Senden tek isteğim budur kuremin. "

 

Azat annesinden ayrılmak istemese de onun kafa dinlemeye ihtiyacı olduğunu bilerek, " Tamam ana. Tamam. " Dedi pes ederek.

" Seni yaylaya yerleştireceğim. "

 

🥀🥀🥀

 

Odada kendi kahkaham duyulurken duvarla bakışıyorduk.

 

" İşte sonra bende dedim ki, ' Sen kimsin kızım, benim gibi güzeli varken' ... Ahahaha "

 

Kendimi durduramıyordum. Galiba deliriyordum. Bileklerimde kelepçeler olmasına rağmen sanki yokmuş gibilerdi. Acaba kafamı arkamda ki duvara kaç defa vurursam ölürdüm?

 

Hoş, ben zaten ölüydüm ki.

 

Tekrar kendi düşünceme kahkaha atarken kafamı duvara vurma konusunda kararımı verdim. Ölmek istediğimden değildi, merak etmiştim.

 

Bir defa sert bir şekilde vurdum. Kafam aşırı derecede acıdı ama ölmedin.

 

İkinci defa vurdum.

Nedensizce hoşuma gitti. Tekrar güldüm.

 

Üçüncü defa vurduğunda ise enseme doğru gelen bir ıslaklık hissettim ama bu da aşırı derecede hoşuma gitti.

Bir aşamadan sonra oyun gibi gelmeye başlamıştı.

 

Belki abim Azat de gelirdi, sonuçta biz hep beraber oynardık.

 

Kaç defa daha vurdum bilmiyorum ama odanın kapısı hızla açılıp o hizmetçi kadının dehşet içinde bağırmasını duydum. Ne dediğini anlamayacak kadar bilgisizdim.

 

"

 

Sposa signora, cosa stai facendo!? Aiuto! " (Gelin Hanım ne yapıyorsun!? Yardım edin! )

 

Ne diye bağırıyordu ki bu kadın? Hepsi o adam gibi deliydi.

 

Onun bağırışı ile odaya başka bir hizmetli ve o adam girdi. Evet, adını bile bilmiyordum. Benimle derdi neydi bilmiyordum!

 

"Cazzo. Talya, vai a chiamare il dottore! " ( Siktir. Talya git doktoru çağır! )

 

Bu onun ilk değişik konuşması değildi. Nece konuşuyorlardı bilmiyordum ama anlamadığım bir şekilde beynim zonkluyor ve gözüm kararıyordu.

 

" Ne dilde bağırıp duruyorsunuz siz! Yemeğime ilaç mı kat-kattınız? " Dedim zorlukla. Bu gözümün kararmasının başka bir sebebi olamazdı.

 

Bilmiyordum ki kafamı duvara vururken patlattığımı.

 

Başımı yastığa düşerken ıslaklık daha da arttı sanki. Gözüm karardı ve bilincimi kaybettim.

O an yüzümde bir el hissettim.

 

" Seni kurtaracağım, Zerda. Dayan. "

 

Bu ses artık o adama ait değildi sanki. Sırtımdan vurulduğum gün Ömer'in bana sarfettiği cümleleri benim için ve ben o an Ömer sandım onu. İçin derin biz özlemle doldu.

 

" Ömer... " Diye fısıldadğımı hatırlıyorum en son.

 

O adam cümlemle delirmiş olmalıydı.

 

🥀🥀🥀

 

Ömer elinde ki kalemi defterde son kez oynattı. Telefonundan iki saattir aynı türkü çalıyordu.

 

Kalemi bırakıp eserine baktı. Bir saat daha böyle bakardı. Çünkü Zerda'yı çizmişti. O gün giydiği elbisenin içindeydi ve ona gülümseyerek bakıyordu. Her bir özelliğine kadar çizmişti. Gamzeleri ve benine kadar...

 

Canlısı daha iyiydi ama Zerda'nın yerini bulana kadar bununla yetinmeliydi. Hâlâ o mezarda ki DNA sonucunu vermemişti ama eli kulağındaydı. Ona rağmen aylardır Zerda'nın yaşadığına inanıyordu. Geceleri onun rüyasına girip, 'Seni seviyorum. Beni kurtar ' diyordu. Ömer onu bazen güzel bir bahçede bazen ise o düğün salonunda görüyordu.

 

Her zama canı yanıyordu ama onu rüyalarında da olsa görmek mutlu ediyordu.

 

Bir fırtına tuttu bizi, deryaya kardı

 

Telefondan gelen türküye eşlik etti. Bu türkü onun canını yakıyordu, gözünün önüne o gün geliyordu, pişmanlık çekiyordu ama yine de intikamını diri tutmak için; Zerda'yı unutmamak için dinliyordu.

 

O bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı

 

Şarkının bu kısmı yanlıştı işte. Onların kavuşması mahşere kalmamıştı. Ömer aylardır o evdeydi ama eli boş değildi. Hissediyordu. Zerda'ya nefesi kadar yakındı artık.

 

O bizim kavuşmalarımız a yarim, mahşere kaldı

 

🥀🥀🥀

 

Murat önünde ki bilgisayara bakarken gözlerini kıstı. Yanlış mı görüyordu yoksa önünde hastahaneden kaçırılan yenge hanım mı vardı?

 

" Adem! " Dedi. Gözlerini ovaladı. Adem hemen içeri girdi. " Buyur abi. "

 

" Oğlum araştırma yapmaktan halisünasyon görüyorum galiba. Gel bir bak şuna. "

 

Ayağa kalktı ve camı açtı. Gerçekten de hava alması gerekiyordu.

O sırada Adem geçmişti bilgisayarın başına. Orada bir hastane kaydı vardı.

 

" Abi bu kayıt nereden çıktı? Biz hastahanenin kayıtlarına bakmıştık. "

 

Murat gömleğinin düğmesini açarak,

" İsimsiz birisi mailden attı. Bak şuna. Yanlış mı gördüm ben Adem. " Dedi. Adem videoyu incelerken gözleri büyüdü.

 

" Abi ikimizin de yanlış görme ihtimali yok bence. Zerda yenge bu! Yaşıyor! Yaşıyor! " Dedi. Korumalar bile yaşadığı için o kadar mutlu olmuştu ki neredeyse ağlayacaklardı.

 

Murat sevinçten hemen Ömer'i aramak için telefonu eline aldı. Doktor arkadaşı arıyordu. Hemen açtı.

 

" Devrem, lafı uzatmayacağım. Zerda Hanımın mezarında kimin olduğunu bilinmiyor. Mezarda ki başka bir kadın. " Dedi. Murat az önce zaten gerçeği öğrendiği için " Saol devrem, Allah razı olsun " Dedi yine de.

 

O telefonu kapatırken bu sefer odaya başka bir Koruma girdi.

 

" Abi az önce atılan mail hesabından bu sefer de başka bir video geldi. " Dedi. Murat hemen, " Bana gönder onu " Dedi. Koruma onaylayarak çıktı.

 

Ona gelen başka bir mail ile Murat bilgisayara yansıttı onu da. Bu sefer de bir jet vardı videoda. Jetin özel bir jet olduğu açıkça belliydi zaten. Sedye ile bir kadın taşınıyordu jete. Siyahlara bürünmüş adamlar tarafından...

 

O gıden kadının Zerda olduğu açıkça belliydi zaten.

 

" Abi yengeyi kaçırmışlar." Dedi Adem. Murat Adem'e ters bir bakış atarak, " Saol Adem beni aydınlattığın için, sen demesen anlamayacaktım. " Dedi. Adem ciddi ciddi eyvallah dedi.

 

Murat göz devirerek " Adem kalk git bana bu jetin kime ait, nereye gidiyor falan hepsini öğren de gel. Öğrenmeden seni gözüm görmesin. " Dedi. Adem hemen ayaklanıp odadan çıkarken Murat camın kenarına gitti.

 

Ömer'in şimdilik haberi olmasını istemiyordu. Abisine yengesinin tam konumunu göndermek için çabalayacaktı.

 

Bu ise en fazla bir hafta sürerdi.

 

🥀🥀🥀🥀🥀🥀

 

Bölüm Sonu

 

Bölüm biraz kısa oldu ama eğer yazabilirsem hafta sonu da atacağım.

 

Yorumlarınızı alırım ;)

 

 

Bölüm : 11.03.2025 18:33 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...