25. Bölüm

25. Bölüm

Gizliyazar_1907
ay.gece

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım

Ben artık adam olamam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya

Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi

Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

 

~Cemal SÜREYA

 

 

🥀🥀🥀

 

Murat telefonun öbür ucundan dayanamadı ve söyledi. " Abi... Zerda yenge yaşıyor. "

 

Ömer bunu zaten biliyordu. Silahını kalbinden çekti ve " O cümlenin sonunda bir ama var gibi. " Dedi.

 

Murat gerçekten de dayanamamıştı.

 

" Havaalanına gelmen gereken konular var. "

 

Ömer anlamadı ve " Neden oğlum? " Dedi.

 

" Zerda Yenge seni bekliyor. Bence bekletmemelisin. "

 

Ömer şok olurken elı ayağına dolandı.

 

" Şaka yapma Murat! "

 

" Ciddiyim abi. Şuan havaalına iniş yapmamıza çok az kaldı. "

 

Ömer arkada çalan o bizim kavuşmalarımız mahşere kaldı sözlerini duymadı bu sefer. Radyoyu aldı ve duvara fırlatıp kırdı. Telefon elinden kayıp düşerken bir hıçkırık kaçtı dudaklarından. Sonra ise gözyaşları.

 

" Yaşıyor... "

 

Zaten biliyordu bunu ama başkasının ağzından tasdiklenmiş bir şekilde duymak...

 

" Yaşıyor! Ey Siirt halkı! Zerda'm yaşıyor! "

 

Silahtan o gece kurşunlar çıktı ama Ömer'in göğsüne girmedi. Peş peşe havaya saçıldı. Tabanca da mermi kalmayana dek sıktı Ömer. Hızla arabasını anahtarını alarak kendini dışarı attı. Aylardır ilk defa çıkıyordu dışarı.

 

Üzerinde siyah bir kot pantolon, siyah bir tişört vardı. Umursamadı. Normalde takım giyerdi ama acelesi vardı.

 

O gece arabayı o kadar hızlı kullandı ki birkaç kez kazanın eşiğinden döndü. Umursamadı.

 

Havaalanına geldiğinde ise jet daha yeni iniş yapıyordu. Ömer beklenti dolu gözlerle izledi tüm anı. Jet yere iniş yaptı ve kapılar açıldı. İlk önce Asiye Hanım indi. Peşinden de Asaf. Ömer onları da görünce şaşırdı ama umursamadı. Beklediği başkasıydı.

 

O an kolunda serum ile bir hemşirenin kolunda iniş yaptı Zerda. Acayip zayıflamıştı, kafasına handan vardı. Şu mesafeden bile yüzünde ki morluklar belliydi. Gözlerinin geri sönmüş gibiydi.

 

Ömer onu o halde görünve paramparça oldu ama o yaşıyordu ya... Tüm yaralar sarılırdı.

 

Koşar adımlarla ona ilerledi.

" Zerda! "

 

İşte o an buluştu Yeşil hareler ile kahveler. Zerda'nın Yeşilleri kahve harelerde çiçek açtırdı, kahve hareler ise toprak oldu Yeşillere.

 

🥀🥀🥀

 

ZERDA

 

Jet iniş yapmıştı. Yol boyu ağladığım için küçük çaplı bir bayılma yaşamıştım. Kolumda ki serum ile indim jetten. Bir hemşire destek oluyordu bana.

 

" Zerda! " Gelen ses ile kalbim tekledi. Bakışlarım bir ok gibi hedefini buldu.

 

" Ömer... " Diye fısıldadım. Gözleri dolu doluydu onun. Sakalları uzamıştı ve çökmüştü. Bakışları bile değişmişti.

 

Yüzüne nasıl bakacaktım onun? Kirliydim ben! Ona ait değildim artık.

 

Ömer yanıma gelip bana o kadar hızlı sarıldı ki tüm yaşananları şu anlık kenara ittim. Onu özlemiştim. O da beni özlemiş olacak ki beni içine sokacak gibi sıkı sıkıya sarıldı.

 

" Zerda'm! Kalbim! Zümrüt gözlüm! " Beni iltifatlara boğarken ben sadece sarılabiliyordum. Dahasına yüzüm yoktu.

 

Asiye yengem sessiz sessiz ağlarken Ömer'le en az iki dakika sarıldık. Sonra benden ayrıldı ve kafamı elleri arasına aldı. Yüzümü inceledi. Gözlerime baktı uzun uzun. Morluklarımdan öptü beni. Her öpücüğüne bir iltifat sığdırırken ben her defasında öldüm.

 

Onu hak etmiyordum.

 

" ZERDA! "

 

Bu sesin sahibi beni hıçkırıklara boğmuştu. Abimin sesiydi bu. Peşinden annemin sesi duyuldu.

 

" KIZIM! "

 

İçim parça parça olurken hayatımın kıymetli zamanlarını kirleten adamlara her nefes alışımda beddua ettim.

 

Daha ismini bile bilmediğim adam yüzünden babam ölmüştü benim. Hayatımı boka çevirmişti.

 

Ben Ömer'in omzuna tutunarak bağıra bağıra ağladım resmen. Abim geldi önce beni Ömer'in kollarından kopararak kendine çekti. O kadar hızlıydı ki göğsüne çaptım. Saçlarıma düşen ıslaklıkla onun da ağladığını anlamıştım. Annemin elleri bizi ayırdı bu sefer. Bana bir yavrum deyişi vardı, hiçbirşey olmasa bile bu tona ağlardım.

 

Ömer'in kalbini, Abimin şefkatini, annemin sesini özlemiştim. Babamın ise herşeyini özlemiştim...

Ama o yoktu burada. Benim yüzümden ölmüştü.

 

" Annem... '' dedim.

 

Anne kokusu herşeye bedeldi. Anne sesi ise tüm dünyaya. Bu dünyaya annesiz gelen de vardı, anne sevgisi görmeyen de. Ben bunların arasında anne sevgisi görmüş, her fırsatta annesinden koparılmış olandım.

Ve o sevgiyi tadan ve ayrılan insan daha acı çekerdi.

 

" Kınalı kuzum. "

 

Başımı kaldırıp etrafa baktığımda herkes buradaydı. Berfe yengem karnı burnundaydı, Ayça sessizce ağlıyordu, Dilan Ayça'dan destek alırken ağlarken en çok onun sesi çıkıyordu. Hazar abi, Sevda anne ve Esra buradaydı. Sevda annem ağlarken Esra'nın da ondan kalır yanı yoktu. Herkes çok değişmiş görünüyordu. En şaşırdığım kişi ise Esraydı. Şimdiye karnının belirginleşiyor olması gerekiyordu.

 

Herkes bu olaydan nasibini fazlasıyla almıştı.

 

Annemden ayrılınca herkes sırasıyla geldi yanıma. Gözlerim bulanık, kulağım az duyarken içimde ki vicdan azabı ile sarıldım herkese.

 

Bende ki değişikliğe herkes üzülerek bakmıştı. Herkes... Oysa ki bedenim hâlâ eskisi gibiydi ama ruhum ölüydü.

 

Ömer ile göz göze geldik tekrar. Beni tutup tekrardan kendine çekti. Beni içine soksa yine doymayacak gibiydi.

 

O gece daha fazlasını hatırlamıyorum ama Ömer'in kollarında bayılmışım. En son hatırladığım şey Ömer'in mis kokusuydu.

 

🥀🥀🥀

 

Zerda hastahane de yatakta öylece yatarken başında sadece doktor, Azat ve Ömer vardı. Doktor elinde ki raporlara göz attı.

 

" Kardeşimin durumu nasıl doktor bey? "

 

" Zerda Hanım bir kafa travması geçirmiş. Kafasında zaten dikişler mevcut. Bu baş ağrısa neden olurken sürekli bayılması psikolojiden dolayı. Acil bir tedavi almasını öneririm. Birde... "

 

Ömer endişe ile " Birde? " Dedi.

 

" Zerda Hanım defalarca tecavüze uğramış, yumurtalıklıklarında küçük bir sorun olduğu için hamile kalmaktan son anda kurtulmuş. " Dedi doktor. Geçmiş olsun diliyerek odadan çıkarken arkasında beyninden vurulmuş iki tane adam bırakmıştı. Azad kendini Zerda'nın ayak ucuna atarken Ömer resmen yere kendini bırakmıştı.

 

İkisinden de ses çıkmadı. Konuşmadılar ama gözler herşeyi anlatıyordu.

 

Yatakta diken üzerinde uyuyan kadına baktı ikisi de. Gözlerinden birer damla yaş düşerken yüreklerinde onu koruyamamanın acısı vardı.

 

Ömer yıkılmıştı. Mahvolmuştu. Normalde bu hastaneyi birbirine katardı ama şimdi daha da olgunlaşmıştı. Eğer şimdi bunu yaparsa Zerda'nın kendini daha kirli hissedeceğini biliyordu.

 

Tüm fırtınasını içinde yaşadı. Depremler, yangılar vardı içeride. Dışarı yansıtmamaya, Zerda'ya en iyi yaşamı sunmaya yemin etti.

 

🥀🥀🥀

 

İki gün hastahanede kalmışken Ömer, annem ve abim her anımda yanımdaydı. Yengem hamile olduğu için burada kalması doğru değildi, Ayça da o konakta yalnız kalmasın diye gitmişti.

 

Annemin bir bebek gibi bana çorba içirmesi çok hoşuma gitmişti. Babamın konusunu hiç açmamıştı. Yüzünde bana bakarken bir mutluluk vardı.

 

Abim taburcu işlemleri için çıkmıştı. Ömer diğer sandalye de elini çenesine yaslamış, bizi izliyordu.

 

" Bu kadar yeter anne. " Dedim.

 

" İki kaşık birşey kaldı. Onu da iç kuzum. "

 

" Anne valla midem daha fazla almıyor. "

 

Annem vazgeçmişlikle eline bir portakal dilimi aldı. " O zaman bunu ye. "

 

Ona gülümsedim ve kıramayıp bir dilim aldım. Yanağıma bir öpücük kondurdu. Ömer ile göz göze gelirken Ömer'in elinde ki alyans çekti dikkatimi. Çıkarmamıştı. Bende yoktu.

 

Ömer derin bir nefes alarak, " Hanife anne bize biraz müsade eder misin? " Dedi. Annem anlayışla başını sallayarak tepsiyi de aldı ve odadan çıktı. Ömer yanıma oturdu ve avcunuzu ellerinin arasına aldı.

 

" Nasılsın Zerda'm? "

 

Sahiden nasıldım? Berbat, kirli, ölü...

 

" İyiyim. " Dedim yalan söyleyerek. Ama o benim her halimi ezbere bilirdi. Buruk bir tebessümle bana baktı.

 

" Bende senin gibiyim... İyiyim. "

 

Anlamıştı ve onun da benimle aynı olduğunu vurguluyordu.

 

" Orada ne olduğunu sormayacak mısın? " Dedim. Sorsa bile anlatamazdım ki...

 

" Hayır. " Dedi. Garibime gitti.

 

" Neden? "

 

" Çünkü orada ne olduğu sikimde değil. Tek bildiğim şey senin orada tutsak olduğun ve o herifin ölüm emrinin çıkması. "

 

Sözleri içine işlerken " İlişki durumu nasıl? " Dedi. Bizim ilişkinizi soruyordu. Bana soruyordu.

Anlamıştı değil mi? O adamın bana dokunduğunu anlamıştı.

 

" Anladın değil mi? O adamın bana dokun-"

 

" Şşşt. " Dedi lafımı böldü. Duymaya bile tahammülü yoktu sanki.

 

" Önce ben sordum Zümrüt Gözlüm. " Dedi. Kendi sorusunun cevabını bekliyordu.

 

" Karışık Ömer. İlişki durumu berbat."

 

Ömer başını sallarken " Seni seviyorum. " Dedi. Biliyordum ama neden şimdi zoruma gitmişti. Gözlerimden yaşlar akarken " Ben kirliyim. " Dedim. Ve o an beklemediğim birşey yaptı.

 

Dudaklarıma yapıştı.

 

İlk defa dudaklarımız birbirine temas ediyordu. Böyle bir anda olacağını tahmin etmemiştim.

 

Beni dudaklarıyla susturmuştu. Hareket etmiyordu ama sıcaklığını hissettiriyordu.

 

Benden ayrılıp gözlerime bakınca,

" Asla öyle değilsin. Herkesten temizi sensin. Sen her halinle benim kabulümsün. 30 tane çocukla bile kapıma gelsen ben yine seni kabul eder, kalbimde saklarım. Takma artık bunları, sen benim karım olacaksın. " Dedi. Sözleri o kadar rahatlatıcıydı ki ona inanmak istedim. Ve onun sözü benim için senetti.

 

" İnsanlar-"

 

" İnsanlar da umrumda değil. Birtek sen! Birtek sen! "

 

Bana o kadar aşıktı ki kirli bir kadını hayatına almaya razıydı.

" Yanarım Ömer. Sana bunu yapamam. Rezil oluruz, sana bir çocuk bile veremem ben. "

 

Sözlerim benden çok onun canını yakmış gibiydi.

 

" Yanarsak birlikte yanarız! Rezil olursak birlikte oluruz! İstersen bana hiç evlat verme, benim tek isteğim sensin. "

 

Gözlerimden yaşlar akarken cebinden o yüzüğü çıkardı. O gün hastahanede vermiş olmalılardı.

 

" Şimdi sana tekrar soruyorum Zerda Asrın. Benim karım olur musun? Herşeyi geride bırakıp temiz bir sayfa açabilir misin? "

 

İşte o kiritik soru gelmişti. Ben ise ne diyeceğimi yine ve yine biliyordum

Aşk böyle birşeydi zaten. Hayatın en boktan şeyini yaşamış olsan bile o kişi karşına gelince hemen kanardın. Birtek ona kanmak isterdin.

 

" Senin karın olurum Ömer Şanlı. Ama temiz sayfa açmamda yardım edersen. "

 

Bana öyle bir sarıldı ki birdaha ayrılmak istemedim. Parmağıma yüzüğü tekrar takarken hissediyorum. Bu sefer herşey bambaşka olacaktı.

 

Benim hikayem son bulmamıştı. Daha yeni başlıyordu.

 

Hele o kavuşmalarımız... Mahşere kalmamıştı ya, bu ilişki için herşeyimi feda etmeye hazırdım.

 

🥀🥀🥀🥀🥀

 

Bölüm kısa olduğu için kıyamadım! Sizde bana kıymayın ve bir yorumdan, oydan mahrum etmeyin.

 

Sizleri seviyorum 😘😘

 

 

Bölüm : 15.03.2025 20:58 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...