
Birazcık uzun bir bölümle sizlerleyimm .
Lütfen bol bol satır arası yorum yapın olur mu ? Sizin tepkilerinizi ,sizin düşüncelerinizi okumak bana çok iyi geliyor .Çok mutlu oluyorum sizlerle yorumlarda konuşunca .
Emin olun ki yorumlarınız benim için çok çok önemli . Şimdide otumuş yorumlarınızı okuyup cevaplamak için bekliyorum .
Hepinize iyi okumalar dilerimm.
...
İNCİ DEMİRKAN
Canım yanıyor . Benim canım çok yanıyor .Bu sefer ruhumdan daha çok fiziksel acı hissediyorum .
Acının kaynağını dindirmek istercesine elim ağrıya doğru hareketlendi .
"Yapma ."
Elimin üstüne bir el kapanıp elimi kucağıma indirdi .
"Yapma canın daha çok acıyacak ."
Cihangir 'in sesiydi bu .
"Cihangir ."
Sesim fısıltıdan farksız çıkmıştı . Gözlerimi araladım Cihangir'in varlığını kanıtlamak istercesine .
"Buradayım ."
Buradaydı . Faruk ya da Yavuz yoktu yanımda Cihangir vardı . Zorla evlendirilmeyecektim Cihangir buradaydı .
"Canım çok acıyor Cihangir ."
Çaresiz bir nefes sesi geldi kulağıma .
"Biliyorum ama biraz daha dayan olur mu ? Az kaldı hastahaneye ."
Ayak tabanlarımda dayanılmaz bir acı vardı . Katlanarak da artmaya devam ediyordu .
Elim istemsizce ayağıma doğru uzandı . Ama yine ulaşamadı hedefine . Yine Cihangir engel oldu elime .
"Çok acıyor Cihangir .Cam parçalarının batışını hissediyorum .Çok acıyor nolur çıkaralım ."
Sesim çektiğim acıyı göstermek istercesine acı dolu çıkmıştı .
"Söz veriyorum beş dakika daha dayan sonra hastahanedeyiz tamam mı sadece beş dakika ."
Beş dakika dayanabilir miydim bilmiyorum ama Cihangir'e güveniyordum . Eğer beş dakika sonra hastahanedeyiz diyorsa inanıyordum .
"Abi biraz daha hızlan ."
"Cihangir çok sis var önümü göremiyorum . "
Sürücü koltuğunda kim vardı bilmiyorum ama benim yanımda Cihangir vardı .
Gözlerim istemsizce tekrar kapandı .
"Kapatma gözlerini ."
"Ama uykum geldi Cihangir . Faruk beni hiç uyutmadı biliyor musun ? Bana yemek de vermedi ."
"Geberteceğim onu . Biraz beklesin mahvedeceğim onu ."
Bana konuşmuyordu sanki Cihangir . Daha çok kendi kendine söyleniyordu .
Gözlerim tekrar kapanmaya başladı . Ayağımdaki acı da hissizleşmeye başladı . Ya da ben artık acıyı bile hissetmiyordum.
"Acıktın mı İnci ? Söyle bana Faruk yemek vermedi ya acıktın mı ?"
Gözlerim kapanmasın diye verdiği çabayı görebiliyordum.
"Hı-hım ."
"Canın ne istedi peki ?"
Cihangir sorana kadar hiç düşünmemiştim canımın ne istediğini .
"Lahmacun "
Sanırım canım lahmacun istemişti .
"Kaç tane yiyebilirsin lahmacun ?"
O kadar aç hissediyordum ki sonsuz kadar yiyebileceğimi hissettim . Kaç tane yersem yiyeyim doymayacağımı hissettim .
"Beş tane yiyebilirim ."
Sonsuz kadar isteyemedim Cihangir'den . Ama beş tane isteyebilirdim.
"Yanına ne isterdin peki ?"
Ayran isterdim yanına . Başka ne isteyebilirdim ki sadece ayran isterdim .
"Ayran isterdim . Ama kutu ayran değil şişe ayran isterdim ."
Ayaklarımdaki acı tekrar hissedilir olunca rahatsızca kıpırdandım yerimde .
Üzerimde hâlâ Faruk'un zorla giydirttiği rahatsız edici gelinlik vardı.
O anlar tekrar canlanınca gözümde içim ürperdi . Zorla evlendirecektiler beni Yavuz'la . Çok korkmuştum .
O kadar korkmuştum evlenmemek için her şeyi göze almıştım . İkinci kattan aşağı atlamayı bile göze almıştım.
O an panikle pencerenin camını yanlış kırmıştım . Bir an da bütün cam parçaları üzerime gelmişti . Sonrasında kaçamadım . Ayağa kalkıp kaçmak istedim ama kaçamadım.
Elim kalbime doğru yöneldi .O anlar aklıma geldikçe kalbim sıkıştı . Kalbim göğüs kafesime sığmadı sanki .
İstemiyordum . Hiçbir şey istemiyordum . Lahmacun da istemiyordum .Uyumak da istemiyordum . Sadece üzerimdeki gelinlikten kurtulmak istiyordum .
"İstemiyorum ."
Ellerim üzerimdeki gelinliği çıkarmak istercesine fermuara uzandı .
İstemiyordum .
Bir dakika daha bile üzerimde olsun istemiyordum .
Faruk ve Yavuz'un pis sırıtışları ve iğrenç sözleri aklıma geldikçe daha da istemedim .
"İstemiyorum . Gelinliği istemiyorum ."
"Tamam sakin ol . Çıkaracağız istemiyorsan çıkaracağız ."
Cihangir'in elleri ellerimi hapsetti . Ellerim artık hareket edemiyordu .
"Bir dakika daha bile istemiyorum ."
"Tamam sen istemiyorsan çıkaracağız ."
Bir kez daha nefret ettim Faruk'tan . İlk nefret edişim değildi son da olmayacaktı biliyorum . Hep nefret edecektim . Ne kadar yaşarsam yaşayayım nefret edecektim .
Beş dakika geçmişti galiba çünkü hastahane yazısını görebiliyordum .
Araba durduktan sonra sürücü koltuğunda ki adam bizim kapımızı açmıştı .
Cihangir de benim tarafıma gelip beni kucağına aldı .
Hareket ettikçe acı daha da katlanılmaz oluyordu .
İstemsizce ağzımdan acı dolu inleme döküldü .
Cihangir birkaç saniye duraksadıkdan sonra hızlı adımlarla hastahaneye doğru yürümeye başladı .
Kapıdaki insanların bana nasıl baktıklarını görebiliyordum . Tam olarak nasıl bir haldeydim bilmiyorum ama insanların bakışları bana acır gibiydi .
Yine acınacak haldeydim . Benim yerim de kim olsa ben de ona acırdım . Çünkü acınacak haldeydim .
Sonrasında neler olduğunu çok anlayamadım bir anda kendimi sedyenin üstünde buldum . Cihangir'in kucağında değildim .Buz gibi sedyenin üzerindeydim .
Sonra kapılar kapandı .Cihangir 'de kapalı kapıların ardında kaldı .
Artık Cihangir 'de yoktu yanımda . Gözlerimin açık kalması için sebep de yoktu .
...
Acı içinde uyanmak artık yormaya başlamıştı . İnsan uykusundan bile acı içinde uyanır mıydı ?
Acı hiç kimsenin olmadığı kadar benimleydi . Hiç kimse olmasın ama acı yine de benimleydi.
"İnci , çok mu ağrın var hemşireyi çağırayım mı ?"
Gözlerim Cihangir'in sesini duyunca istemsizce açıldı .
Yatağın yanı başındaki koltukta oturuyordu . Gözlerimi açtığımı görünce oturduğu koltuktan kalkıp baş ucuma geldi .
"Ağrın çok var mı ? Hemşireyi çağırayım ."
Başımı salladım onaylarcasına .
"Ben geleceğim hemen tamam mı ? Hemşireyi çağırıp geleceğim ."
Sonrasında Cihangir odadan çıktı . Hemen geleceğim dediği için endişelenmedim . Çünkü hemen gelecekti .
Beklediğim gibi de olmuştu . Cihangir yanında bir hemşireyle odaya gelmişti .
"Yeni uyandı bir de ağrısı var ."
"Ağrı olacak bir süre ama ben şimdi ağrı kesici yapayım . Bir şeyler yedikten sonra da ilaçlarınızı içebilirsiniz ."
Hemşire yanı başıma gelip serumu kontrol etti sonra da içine ağrı kesici ekledi .
"Birazdan ağrılarınız hafifleyecek . Bir sorun olursa tekrar çağırabilirsiniz ."
Ben sadece başıma sallamakla yetindim . Şu an tek isteğim çektiğim acının hafiflemesiydi .
"Hemen bir şeyler yiyebilir mi ? Acıkmıştır . Bir şeyler yemesi sıkıntı olur mu ?"
"Yok sıkıntı olmaz . Birazdan öğle yemeği getirirler . "
Cihangir de hemşireyi onayladıktan sonra hemşire odadan çıktı .
Cihangir 'de baş ucuma geldi .
"Birazdan geçecek ağrıların tamam mı ? Bak ağrı kesici de yaptılar geçecek ."
Ağrılarımın geçeceğine ikna etmeye çalışıyordu .
"Konuşamayacak kadar mı çok ağrıyor ?"
Kendimde konuşacak gücü hissedemiyordum . Sanki yeni uyanmış gibi değilde günlerdir uyumamış gibi hissediyordum .
"Hı-hım ."
Cihangir sorusuna yanıt bulduktan sonra o da konuşmamaya seçti .
Gidip az önceki kalktığı koltuğa geri oturdu .
Bakışlarım üzerime doğru yönelince üzerimdeki hasta kıyafetlerini gördüm . İlk kez üzerimde hasta kıyafeti gördüğüm için sevinmiştim . Gelinlik yoktu artık üzerimde .
Örtünün altındaki ayaklarımı göremiyordum ama üzerinde sargı olduğunu hissediyordum .
"Ayağım da sargı var ?"
Benim konuşmamla Cihangir'in bakışları ayaklarıma yönledi .
"Evet ama hep kalmayacak . Yaraların iyileşsin hemen çıkartacaklar ."
Sonra bakışları kaşımın üstüne sabitlendi .
"Alnındaki sargıyı da çıkaracaklar ."
Ayaklarımdaki acı o kadar fazlaydı ki alnımdaki sargıyı bile fark etmemiştim .
Cihangir'in evindeyken olmuştu alnımdaki yara. Faruk kafamı duvara vurduğu için olmuştu .
"Su veririr misin ?"
Ağzımdaki kuruluk iyice rahatsız etmeye başlamıştı .
Cihangir sesimi duyar duymaz oturduğu yerden kalktı . Yanı başımdaki komodinin üstündeki su şişesine uzanıp açtı .
Bir eliyle sırtıma destek olup beni yattığım yerden doğrulttu . Ben de bir elimle Cihangir'in koluna tutundum diğer elimle ise Cihangir'in uzattığı suyu içmeye başladım.
"Biraz daha ister misin ?"
"Yok, yeterli ."
Cihangir beni tekrar yatağa yatırıp doğruldu .
Ne konuşmam gerektiğini bilemedim . Ne desem bilemedim . Ne yapsam bilemedim . Hiçbir şeyi bilemedim.
"Cihangir nasıl buldun beni ? "
"Buldum bir şekilde bunun bir önemi mi var ? "
Vardı tabiki . Beni nasıl bulduğunun önemi vardı . Belki de başına bela almıştı .
" Var. "
"Ne önemi olabilir İnci ? "
"Madem önemi yok senin için söyle o zaman niye saklıyorsun."
Hasta yatağında bile Cihangir'i sinirlendirmeyi başarmıştım .
"Şerif abi sayesinde buldum . Oldu mu , gözün aydı mı ?"
Sanki kötü bir şey sormuşum gibi yine sinirli sinirli konuşmaya başladı .
"Şerif abi mi ? O kim ismi mafya babası gibi ? Hem o nasıl buldu yoksa polis mi Şerif abi dediğin kişi ?"
Sorularımla içten bir sabır çekti .
"Söylesene Cihangir . Şerif abi kim ?"
"Mafya . "
Ağzım bir karış açık kalmıştı . Ne demek mafyaydı . Cihangir'in mafyalarla ne işi olurdu . Hani diş doktoruydu Cihangir .
"Sen de mi mafyasın Cihangir ? "
Ne dediğimi bilmeden konuşmaya başladım . Aklıma Cihangir'in mafya olma fikri geldikçe iyi olmuyordum .
"Benim ağzımdan öyle bir şey mi çıktı İnci ?"
Belki mafyayım dememişti ama o anlama gelecek cümleler kurmuştu .
"Evet , mafya dedin ."
"Duyan da ben mafyayım dedim sanacak . Sen Şerif abiyi sordun ben de söyledim ."
"Yani mafya değil misin ? "
Tekrar içten bir sabır çekti .
"Değilim . Ben diş doktoruyum . "
"O zaman ne diye mafyalarla takılıyorsun . Ya seni de mafya yaparlarsa ."
"İnci ."
"Efendim Cihangir ."
"Sen ha deyince mafya olunur mu zannediyorsun ? "
Ben ne bilirdim ki mafya nasıl olunur .
"Ne bileyim ben Cihangir mafya nasıl olunur ? Mafyalarla takılan sensin . Sen bilirsin ."
"İnci , sen ağrılarından ne dediğini bilmiyorsun."
Belki söylediği doğru olabilirdi ama konumuz bu değildi .Konumuz Cihangir'in mafyalarla takılmasıydı .
"Ben mafyalarla falan takılmıyorum . Sadece senin yerini bulmak için yardım istedim ."
"Bir kerecik mi yardım istedin ?"
"Yok iki kere istedim sadece ."
İki kere de tamamdı . Cihangir demek ki o kadar da takılmıyordu mafyalarla .
"İnci bir daha ortalık yerlerde mafya diye bağırıp durma ."
Mafyalar , mafya olunca sıkıntı yoktu ben mafya deyince sıkıntı oluyordu .
Bu sefer de Cihangir sinir etmişti beni . Cevap vermedim söylediklerine .
"Ağrıların nasıl oldu ? "
Mafya konusunu tamamen kapatmıştık galiba. Daha doğrusu Cihangir kendi kendine kapatmıştı .
"Biraz daha iyi ."
"Tamam ben yemeğe bakıp geleyim . Yemekten sonra ilaç içeceksin ."
Cihangir'e bir şey diyemeden odadan çıkmıştı .
Odada yalnız kalınca gözlerim odayı taradı . Hangi hastahanedeydik bilmiyordum . Acaba hâlâ Samsunda'mıydık yoksa Ordu'ya gelmiş miydik ?
Sonra içime yine korku düştü . Ya Faruk yine bulursa beni. Yavuz 'da Faruk'la beraberdi . Beraber güçlü olmuşlardı . Tek başıma nasıl savaşacaktım ki onlarla .
Belki iyileşene kadar Cihangir ve Leyla abla yardım ederdi bana . İyileştikten sonra da başımın çaresine bakardım .
Sonrasında aklıma yazdığım not düştü . Faruk gelmeseydi ben notu bırakıp gidecektim .
Acaba Cihangir notu okumuş muydu ?
Ya da görmemişti bile ona not bıraktığımı . Görseydi sormaz mıydı ? Sorardı . Demek ki görmemişti.
Benim Cihangir'e not bırakmaya hakkım da yokmuş demek ki . Eğer hakkım olsaydı yazdığım not ulaşırdı Cihangir'e .
Kendi içimde düşüncelerimle boğuşmaya devam ederken elinde yemek tepsisiyle Cihangir geldi .
"Çorbanı iç sonrasında yemek getireceğim ."
Yatağıma masayı çekip üstüne tepsiyi koydu . Tepside gerçekten de sadece çorba kasesi vardı .
Sadece çorba kasesi ve kaşık vardı . Ekmek bile yoktu . Gerçi ben çorbayla ekmek yiyemezdim ama yine de ekmek bile yoktu .
Daha fazla sorgulamadan çorbamı içmeye başladım . Biraz sıcaktı ama yine de hızlı hızlı içmeye çalıştım .
"Ben gelene kadar bitir çorbanı .Hemen geleceğim ."
Ben çorbamı içmeye devam ederken Cihangir odadan çıktı . Açıkçası şu an Cihangir'le ilgilenemeyecektim . Çorbamı içmekle meşguldüm .
Çorba kasesinde bir kaşık bile çorba kalmayana kadar içtim .
Sonrasında tepsiyi kenara doğru ittirirken Cihangir odaya geldi . Elinde beyaz bir poşet vardı .
"Bitirdin mi çorbanı ? "
"Hı-hım ."
"Tamam o zaman şimdi yemeğini de ye ."
Elindeki poşeti masaya koyup açmaya başladı .
"Ne bu ? "
"Yemek dedim ya İnci ? "
"Adı yok mu bu yemeğin ? "
"Var ."
Poşeti açıp önüme doğru koydu . Lahmacun vardı poşette .
Hiç utanmadan kaç tane lahmacun var diye saydım . Sekiz tane lahmacun vardı . Hatırlıyordum ben beş tane istemiştim . Niye sekiz tane vardı ?
"Ben beş tane yerim demiştim niye sekiz tane aldın ki ?"
"Ben yemeyeyim mi İnci ? Beş tanesini sana aldım üç tanesini de kendime aldım ."
Vallahi de utandım .
Ne dediğimi bilmez şekilde konuşuyordum .
Vallahi de billahi de utandım .
"O zaman dört tane benim olsun dört tanesi de senin ."
"Hani beş tane yiyebilirdin ?"
"Çorba içince dörde düştü . Şimdi de dört tane yiyebilirim."
"Boş ver sen sayıları yiyebildiğin kadar ye ."
Poşetteki bir lahmacunu alıp yemeğe başladım. Cihangir'de diğer küçük poşetten şişe ayran çıkarıp önüme koydu .
Yüzümde buruk bir gülümseme belirdi . Cihangir hem beş tane lahmacun almıştı hem de şişe ayran almıştı bana .
"Teşekkür ederim ."
"Lahmacun için mi teşekkür ediyorsun ?"
Başımı salladım onaylarcasına . Sonrasında yine konuşmaya başladım .
"Teşekkür ederim ."
"Bu sefer ne için teşekkür ettin ."
"Şişe ayran aldın ya bana ondan ."
"Afiyet olsun ."
Bozuk plak gibi başa sarıp teşekkür ediyordum.
"Teşekkür ederim ."
Cihangir bu sefer ne için teşekkür ettin der gibi bana baktı .
"Her şey için teşekkür ettim ."
Yemeğe başladığı lahmacunu bırakıp bir süre bana baktı.
Tek tek her şey için teşekkür etseydim bütün hayatım boyunca Cihangir'e teşekkür ederdim .
Yemeğin geri kalanında bir şey konuşmadık . İkimize de sessizlik çökmüştü .
Beş tane yiyebilirim dediğim lahmacundan sadece iki tane yiyebilmiştim . Cihangir ise sayamadığım kadar çok yemişti .
Ayak tabanlarıma basamadığım için mecburen ellerimi silmek zorunda kalmıştım . Ellerimi sildikten sonra da Cihangir'in fikriyle kolonya da sıkmıştım . En azından şu an daha temiz hissediyordum .
Ellerimi yıkamak için kalkmamıştım ama illaki lavaboya gitmem gerekecekti o zaman ne yapacaktım bilemiyordum .
Yastığımı düzeltip geriye doğru yaslandım . Sanki ağrılarım biraz hafiflemişti . Artık ayağımdaki cam parçalarını hissetmiyordum .
Cihangir de odadaki çöpleri toplarken odaya doktor geldi.
"Geçmiş olsun tekrardan . Hastamız nasıl hissediyor ?"
"Birazcık ağrım var . Onun dışında iyiyim ."
"Ağrı artınca hemşiye seslenin ağrı kesici yapar. Yarına kadar sargıları açmayacağız . Yarın pansuman için açarız duruma göre önlem alırız ."
Sadece doktorun söylediklerini dinliyordum . Hâlâ ayaklarımdaki sargıları görememiştim . Gerçi görmek de istemiyordum .
"Çok ağrısı olursa ne yapacağız ?"
"Ağrıları gece artabilir ama ağrı kesici vermekten başka seçeneğimiz yok .Ara ara artar ama sonrasında hafifler ağrıları ."
"İlaç verecek misiniz peki ? Hemşire yemekten sonra ilaç içsin demişti ."
"Evet enfeksiyon için antibiyotik yazdım . Birkaç tane de ağrı kesici yazdım . Düzenli şekilede kullaması gerekli . "
"Tamam doktor bey ben ilaçların saatine dikkat ederim ."
Yatağımda oturmuş Cihangir ve doktorun konuşmalarını dinliyordum . Sanki ben yokmuşçasına konuşuyorlardı .
Sonunda Cihangir'in soruları bitmiş olacak ki doktor bey tekrar geçmiş olsun dileyip odadan çıktı .
"İlaçlarını içmen gerekli ."
Cihangir komodinin üzerindeki ilaçları tek tek okuyup ayırdı . Neye , kime göre ayırdı bilmiyorum ama hepsini tek tek ayırdı .
Eline su alıp bana uzattı .Sonrasınsa en köşedeki ilacı alıp açtı . İçinden bir tanesinin paketini açıp avucuma döktü .
"Bunu içeceksin şimdilik . İki saat sonra başka bir ilaç daha içeceksin ."
Doktor neyi , ne zaman içeceğimi söylemişti ama ben hiçbirini hatırlamıyordum .
"Ben hatırlamıyorum neyi , ne zaman içeceğimi. "
"Dinlemedin ki doktoru hatırlamaman normal . "
Dinlemiştim aslında ama anlamayı unutmuştum .
"Ben hatırlıyorum . Saati gelince hatırlatırım sana ."
Ağzımı açıp tekrar teşekkür etmek istedim .
Sanki Cihangir teşekkür edeceğimi anlamışçasına konuşmaya başladı .
"Rica ederim ."
Burukça gülümsedim .
Cihangir'in telefonu çalmasıyla sandalyeden ayaklanıp kapıya doğru yöneldi .
"Efedim abla . Evde değilim şu an sonra geleyim olur mu ? "
Karşı tarafın sesini duyamıyordum ama anlamıştım arayan Meltem abla'ydı .
Meltem abla'yla konuşmalarım bir bir zihnimde canlandı . Ben Cihangir'in iyiliği için gidecektim. Hiç gelmemişçesine Cihangir'in hayatından gidecektim .
Ama bunu bile becerememiştim . Sessiz sedasız çekip gitmeyi bile beceremedim .
Nasıl bakacaktım Meltem abla'nın yüzüne .
Cihangir telefonu kapatıp yanıma geldi .
"Ablam niye 'İnci gitti mi ?' diye sordu ? "
"Bilmiyorum ."
Aslında biliyordum . Meltem abla benim gidip gitmediğimi Cihangir'e sorarak öğrenmeye çalışmıştı .
"Biliyorsun İnci ."
"Bilmiyorum dedim ya Cihangir . Git ablana sor ben ne bileyim ."
"Madem sen bilmiyorsun ben söyleyeyim sana da öğren. Ablam senin gidip gitmediğini sordu çünkü senin gideceğini biliyordu ."
Sesindeki sakinlik kaybolmuştu .
"Hatta dur tahmin edeyim .Ablam gelip konuştu seninle . Sen de arkanda not bırakıp gitmeye çalıştın ."
Notu okumuştu . Cihangir ona yazdığım notu okumuştu .
Benim Cihangir'e bir kerecik de olsa not bırakmaya hakkım varmış.
Hakkım varmış ki not Cihangir'e ulaşmış .
"Okudun ."
"Okudum ."
Sıkıntılı bir soluk bıraktı Cihangir . Canı sıkılmıştı hissetmiştim ben .
"Bana bıraktığın notu okudum . Orada ki tek bir cümle hâlâ beynimde yankılanıyor ."
Gözlerime baka baka konuşmaya devam etti .
"Ne yazıyordu biliyor musun İnci ?' Ben sekiz yıl önce gitmeyi istemedim ' yazıyordu notta . Söylesene doğru mu yazıyordu ?"
"Doğru yazıyor ."
Hemde dosdoğru yazıyordu .Ben sekiz yıl önce gitmeyi istememiştim .
"Ben o günü hatırlıyorum İnci . Sana o gün dedim ki babandan mı korkuyorsun dedim . Ben sana sordum o gün . Kaç kere ısrar ettim . Niye söylemedin ?"
Senin canın söz konusuydu Cihangir . Ben senin tırnağın kırılsa üzülüyordum .Senin canına bir şey olsa nasıl dayanırdım.
"Canınla tehdit etti . Hayatını mahvederim dedi."
"Sen benim hayatım mahvolmadı mı zannediyorsun ? Sence ben çok iyi bir hayat mı yaşadım zannediyorsun ."
Öyle olmadığını anlamıştım . Meltem abladan nasıl bir hayat yaşadığını anlamıştım .
"Hiçbir yere gitmiyorsun . Duydun mu beni ?"
"Kendi ağzınla söyledin Cihangir . Hayatını mahvettim ben . Bırak beni de bundan sonraki hayatını iyi yaşa ."
"Sen benim hayatım için sekiz yıl önce orada kaldıysan . Ben de senin hayatını koruyacağım.
Doğru olan bu değildi.
"O şerefsiz rahat bırakmayacak seni . Benim yanımda kalacaksın ben de koruyacağım seni ."
"Doğru olan bu değil Cihangir ."
"Sen doğruyu yanlışı biliyor musun ki İnci ? Sekiz yıl önce olanlar çok mu doğruydu ? "
Sekiz yıl öncekiler de doğru değildi . Bizim hayatımızda hiçbir şey doğru değildi .
"Ablamı da dinlemeyeceksin . Benim hayatım benim kararım onu ilgilendirmez . Benimle kalacaksın ben de koruyacağım seni ."
Cihangir her şeyi kendi kafasında kurmuş gibi konuşmama izi vermiyordu .
"Benimle kalacaksın . Benim için yaptıklarını ben de seni koruyarak yapacağım . "
"Seni evinden ederek mi rahatça yaşayacağım Cihangir ?"
"Beni evimden etmeyeceksin . "
Anlamazcasına Cihangir'e baktım .
"Benimle evlen İnci . Seni her an korumam için benimle evlen . "
....
Anlaşmamızın ilk adımı atılmıştır hayırlı olsunn.
Kitapla ilgili sorularınız olursa hemen bu satırdan soruların cevabına ulaşabilirsinizz.
Diğer bölümde görüşene dek kendinize iyi bakınn.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |