
Ayy ben geldimm. Hepinize iyi okumalar dilerimm.
Bol bol yorum yapmayı unutmayın . Yorumlarda görüşürüz.
...
İNCİ AKKOR
Koskoca üç gün geçmişti . O yüzleşmenin ardından tam tamına üç gün geçmişti .
Ama atlatamamıştım . Ben niye atlatamamıştım ki .Sanki bilmiyor muydum babamın beni sevmediğini .
Babamın beni sevmediğini biliyordum ama ölmemi isteyecek kadar dua ettiğini bilmiyordum.
Ya da hiç doğmamamı isteyecek kadar benden tiksindiğini bilmiyordum.
Bu koskoca üç günde evden hiç dışarı çıkmamıştım . Cihangir haricinde de ne kimseyi görmüş ne de kimseyle konuşmuştum.
Cihangir sabah kliniğe gidiyor akşam olunca da evine geliyordu . Sadece birlikte benim hazırladığım yemeği yiyorduk . Sonrasında ben kaldığım odaya geçip hiç çıkmıyordum odadan.
Yine yatağıma oturmuş öylece duvarı izliyordum . Zil sesi duyunca yatağımdan kalkıp kapıyı açmaya gittim .
Cihangir gelmişti . Normal geldiği saatten iki saat daha erken gelmişti .
"Hoşgeldin ."
"Hoşbuldum ."
Kabanını çıkartmadan ayakta durmaya başladı.
"Ben aç değilim yemek hazırlamıştım acıkınca yersin olur mu ?"
Hiç aç hissetmiyordum kendimi . O yüzden odama gidip uyumayı düşünüyordum .
Birde sabahtan hafif bir diş ağrım vardı . Sanki hiç derdim yokmuş gibi dişim ağrıyordu . Sabah içtiğim ağrı kesici etki etmişti ağrı çok hafilemişti artık rahatsız da etmiyordu .
Bu yüzden ağrı da artmadan gidip uyumak istiyordum. Hem de sabahlara kadar . Hiçbir şey düşünmeden uyumak istiyordum
Arkamı dönüp odama giderken Cihangir'in sözleri beni durdurdu .
"Üzerine kaban al çıkıyoruz ."
Yüzümü Cihangir'e dönüp konuşmaya başladım.
"Ben gelmiyorum bir yere .Sen gidebilirsin ben uyuyacağım ."
"Üzerine kaban al dedim İnci . Bir kere de tamam de ."
"Gelmeyeceğim dedim ya Cihangir neyini anlamıyorsun ?"
"Lütfen . Üzerine kabanını giy çok uzun sürmeyecek ."
Aptal İnci .
Aptalsın sen .
Cihangir'in bir suçu varmış gibi ona yükleniyordum.
Oysa ben Cihangir'e çok şey borçluydum . Yardım etmişti bana ,yetmedi evini açmıştı .
Çok şey yapmıştı benim için .
Aptaldım ben suçu olmayan Cihangir'e yükleniyordum.
"Tamam . "
Askıdaki kabanımı giyip kapıyı açtım. Cihangir hâlâ koridorun ortasında bekliyordu .
"Cihangir kabanını giy demedin mi ? Niye hâlâ bekliyorsun ? "
"Kabul ettin gelmeyi ."
Oradan etmemiş gibi mi gözüküyordum ?
Cihangir 'de ayakkabılarını giyince merdivenden inmeye başladım . Cihangir normalde asansör kullanıyor muydu bilmiyordum . Ama ben hep merdiven kullandığım için benim arkamdan geliyordu .
Ya zorundalıktan geliyordu ya da Cihangir de benim gibi merdiven kullanıyordu .
Cihangir arabayı çalıştırınca ben de başımı cama yasladım. Ağzımı açıp nereye gidiyoruz diye sormadım. Eminim ki sorsam da söylemeyecekti bana .
Ne Cihangir konuştu ne de ben .
Çok dağlık bir yola girdiğinde bakışlarım Cihangir'e döndü . Bildiğin dağ başına çıkıyorduk .
Cihangir düz bir alana çıktığında arabayı durdurdu . Şimdi karşımda Karadeniz dağları vardı . Yer yer sisli Karadeniz dağları .
Hep dizi ve filmlerden görmüştüm . Şimdi ise capcanlı karşımda duruyorlardı .
"Niye geldik bu dağ başına ?"
"Senin için ."
Anlamazcasına Cihangir'e baktım . Benim için niye dağ başına gelmiştik ki .
"Git şimdi istediğin kadar bağır çağır dilediğin kadar ağla ama her şeyi burada bırak İnci . Bu gördüğün dağlar var ya en iyi dert ortağıdır ."
Bu dağlar demek ki Cihangir'in de dert ortağıydı .
"İn hadi içindeki acıları kus . Sonrada üstüne toprak at İnci . "
Yavaşça arabanın kapısını açıp arabadan indim . Minik adımlara dağın kenarına kadar yürüdüm . Uçurum gibiydi burası . Her şeyi bitirecek uçurum gibiydi .
Arabadan kapı açılma sesi geldi . Büyük ihtimalle Cihangir de arabadan inmişti . Ama bakmadım ona .
Her şeyini kus demişti Cihangir .Sonra da üstüne toprak at demişti .
Ben de öyle yapacaktım .
Ayakta durmak istemedim öylece çöktüm bulunduğum yere .
Her şeyimi kusacaktım . Sonra da üstüne toprak atacaktım .
İçimde biriken çığlıkları ben bile fark edememiştim . Öyle bir haykırış koptu ki ağzımdan sanki bütün dağlara ulaşmıştı haykırışlarım .
Yetmiyordu, bu haykırışlar bile acılarımı dindirmeye yetmiyordu .
"Biliyor musunuz babam bana keşke doğmasaydın dedi ."
Cihangir dağlar iyi bir dert ortağı demişti . O zaman benim dertlerimi de anlarlardı değil mi ?
"Bir baba neden böyle der ki çocuğuna . "
"Küçükken de bana keşke biraz daha güzel olsan demişti . İnsanın kendi evladı dünyanın en güzel çocuğu olmaz mıydı ? Benim babam niye böyle demişti . "
"Oysa annem de hep güzel kızım diye severdi beni . O zaman annem yalan söylemiş bana . Ben güzel değilmişim babam öyle demişti ."
Ben konuştukça içimdeki acılar daha da gün yüzüne çıkıyordu .
"Abim beni bıçakadı biliyor musunuz ? Hem de bıçaklayıp öylece sokak ortasında bıraktı beni . "
Derin derin nefesler aldım . Sanki aldığım nefesler yetmiyordu bana.
"Babam da ölüp kalayım diye dua etmiş . İnsanlar evlat acısı çekmemek için her şeylerini verirken benim babam niye ben öleyim diye dua etmiş ."
Haklıydı Cihangir dağlar iyi bir dert ortağıydı .
"Söylesenize ben çok mu çirkinim o yüzden mi babam sevmedi beni . Belki de çenemdeki nokta benden dolayı iyice çirkin olmuştum . "
Babam güzel olsaydım belki severdi beni . Hep çirkinim ya o yüzden sevmedi .
"Artık bedenimde de çirkin izler var . Biliyor musunuz benim karnımda kocaman çirkin bir iz var . Ben hiç sevmiyorum onu hatta bakmaya bile dayanamıyorum . Çünkü o çok çirkin . "
Keşke biraz daha güzel olsaydım o zaman babam severdi beni .
Kalbime sığmadı acılarım yine haykırışlar koptu ağzımdan . Sonra da içli içli ağlamaya başladım .
Keşke karnımdaki çirkin iz olmasaydı o zaman daha güzel olurdum .
İçli içli ağlamaya devam ederken bir el dokundu omzuma. Sonra da yavaşça yanıma oturdu .
"Cihangir , ben çok çirkinim o yüzden babam sevmedi beni . "
"Konuşma öyle ."
"Ama öyle Cihangir . Baksana karnımdaki yaraya çok çirkin ."
Ne yaptığımı ne söylediğimi bilmezcesine ağlıyordum .
Üzerimdeki kazağı biraz sıyırıp o çirkin izi açığa çıkardım.
Cihangir de odaklanmış öylece çirkin yaraya bakıyordu.Kesin ne kadar çirkin olduğunu düşünüyordu.
"Bak işte sen de ne kadar çirkin olduğunu gördün. "
Daha fazla görmesine dayanamadım hemen indirdim kazağı . Keşke göstermeseydim . Cihangir de artık beni çirkin bulacaktı . Eskisinden daha da çirkin bulacaktı.
"Çok acıyor mu ? "
Acımıyordu ki artık . Önceden olsa çok acırdı ama şimdi acımıyor .
"Acımıyor artık . "
"Çok acıdı mı ?"
Çok acımıştı . Faruk beni öylece sokak ortasında bırakınca çok acımıştı ama sonra geçmişti .
"Acıdı ."
Cihangir niye bana acırmış gibi bakıyordu . Ben acınacak haldeydim ama bana acırmış gibi baksın istemedim .
Acımasın Cihangir bana .
Acınacak haldeydim ama acımasın .
"Cihangir bana acıma olur mu ? "
"Acımıyorum ki ben sana . "
Yalan söylüyordu Cihangir bana .Bana acırmış gibi bakıyordu . Sadece acıdığı için yardım etmişti . Yalancıydı Cihangir .
Kaç dakika orada öyle oturduk bilemedim . Cihangir de hiç gidelim demedi . Öylece uçurum kenarında oturduk.
Bütün acılarımı kusmuştum şimdi de üstüne toprak atacaktım .
Acılarımı burada , bu uçurum kenarında bıracaktım .
"Cihangir."
"Efendim ."
"Beni bir kez daha buraya getirir misin . Eğer sen getirmezsen bana yerini söyle ben geliririm ."
"Neden tekrar gelmek istiyorsun ."
"Sen dedin ya üstüne toprak at diye . Şimdi üstüne toprak atacağım . Ama yine canım acırsa buraya gelirim.Yine acılarımı kusarım sonra yine toprak atarım ."
"Belki bir daha buraya gelmeni gerektirecek bir şey olmaz . "
Olurdu ki . Benim acılarım illaki olurdu .
"Getiremezsen de sorun olmaz sen söyle yerini ben gelirim ."
Getirmek istemiyordu Cihangir ben anlamıştım . Yol boyunca nereden gittiğimizi ezberlemeye çalıştım .Olur da bir gün gelirsem Cihangir'i meşgul etmeyeyim diye .
Apartmanın önüne geldiğimizde Cihangir arabayı otoparka park etmeye gitmişti .Benimde anahtarım olmadığı için apartmanın girişinde Cihangir 'i bekliyordum .
Tam apartman kapısının önünde olduğum için kapı aniden açılınca bir bedenle çarpıştım .
"Çok özür dilerim kapının önünde beklediğinizi göremedim. "
Karşımdaki adamı ilk kez görüyordum . Sanki herkesi biliyormuş gibi boş boş şaşırıyordum .
"Sorun değil asıl ben tam kapının önünde beklemeseydim böyle olmazdı ."
"İlk kez gördüm sizi . Burada mı yaşıyorsunuz ? "
Cihangir'le yaşadığıma göre burada yaşıyordum galiba .
"Evet ,burada yaşıyorum ."
"O zaman ilk kez karşılaştık sizinle yoksa sizin yüzünüzü unutmam mümkün değil ."
Kesinlikle böyle bir şey söylemesini beklemiyordum .
"Daha sizinle tanışamadık . Savaş ben . "
Bir uzattığı eline baktım bir de yüzüne . Nezaketen uzatmıştı elini biliyorum ama tutmak istemedim .
"İnci ben de ."
Sonrasında uzattığı eli yavaşça indirdi .
"Memnun oldum İnci . Seninle uzun uzun kalıp sohbet etmek isterdim ama kliniğe gitmem gerek . Sonra sen de istersen sohbet ederiz ."
"Klinik mi ? "
Sanki tek sorun kliniğe gitmesiydi . Upuzun cümle içinde buna takılmıştım .
Adam daha sonra sohbet edelim demişti ben de gitmiş salak gibi kliniği sormuştum .
"Evet ben diş hekimiyim . Şu sokağın girişinde bir kliniğim var . Eğer ihtiyacın olursa çekinmeden gelebilirsin ."
"Gelemez ."
Bu cümleyi ben söylememiştim . Savaş 'ta söylememişti .Cihangir konuşmuştu .
"Aa İnci sen Cihangir'in misafirisin galiba ? "
Şu an neye şaşırsam bilemedim . Savaş'ın da diş hekimi olmasına mı yoksa Savaş'ın Cihangir'i tanımasına mı? Yoksa Cihangir'in Savaş'a dalacak gibi bakmasına mı ? İnanın neye şaşırsam bilemedim .
"Yok İnci benim misafirim değil . İnci benim karım ."
Savaş'ın yüz ifadesi anında değişti . Niye bu kadar şaşırmıştı anlayamadım.
"Kusura bakma İnci ben senin parmağında yüzük görmeyince evli olduğunu düşünemedim . Haddim olmayan şeyler söylediysem kusura bakma olur mu ?"
"Herkes yüzük takmak zorunda mı Savaş ? Bir daha saçma sapan çıkarımlar yapma olur mu ? "
Cihangir konuyu niye büyütüyordu ki . Adam düzgünce özür dilemişti .
"Genellikle yüzük temsil eder Cihangir . O yüzden anlayamadım . İnci'den de özrümü diledim . Senlik bir durum yok ."
Aralarındaki gerginliği hissetmemek mümkün değildi .
"Sorun yok Savaş . Biz seni daha fazla tutmayalım acelem var demiştin ."
Cihangir'e bir şey söylesem ters tepki alacağımı bildiğimden çareyi Savaş'ı uzaklaştırmakta aradım.
"İyi akşamlar İnci . Tanıştığıma memnun oldum terkar ."
Sanki biraz Savaş'ta kaşınıyordu . Ne olurdu sanki sessizce gitseydi .
"Cihangir adam gitti artık arkasından bakıp durma ."
Hâlâ kapının önünde bekliyorduk .
"Sen niye kapının önünde bekliyorsun ki ? Ben senin eve çıktığını düşünüyordum ."
Sinirli sinirli merdivenlerden çıkıyorduk .
"Anahtarım yok ki benim nasıl gireyim eve ."
"Neden söylemiyorsun bana anahtarım yok diye ? "
Olay nasıl bana dönmüştü anlamadım . Oysa sakince kalıpa Cihangir'i bekliyordum .
"Sen niye tanımadığın insanlarla sohbet ediyorsun . Kimseye güvenilmez bu devirde ."
"Kapıyı aniden açınca bana çarptı . Keyfi sohbet etmiyordum . Özür diledi ben de sorun yok diye cevap verdim ."
"Niye önüne bakmıyormuş da sana çarptı . "
"Görmemiş Cihangir .Seni duyan da bilerek çarptı zannedecek ."
Sonunda dört kat merdiveni çıkmıştık . Cihangir anahtarla kapıyı açınca eve girdik .
Sonunda bu sorgu bitmişti . Yani ben öyle umuyordum.
"Başka ne dedi sana ? Bir geldim dişçi olduğundan bahsediyordu ."
"Yalnız Cihangir dişçi değil diş hekimi demen gerekliydi ."
Kendine gelince dişçi deyince kızıyordu . Başkasına gelince bizzat kendisi dişçi diyordu .
"Şu an tek sorun o mu İnci ? "
"Bak tek seferde söylüyorum başka da soru sorma . Bu apartmanda mı yaşıyorsun diye sordu - "
Konuşmamı tamamlayamadan Cihangir lafımı böldü.
"Bu apartmanda yaşıyorsan ne yapacakmış ? "
"Ne bileyim Cihangir ? Git kendisine sor ."
"Tamam bölmeyeceğim seni devam et ."
Nedense hiç inanmadım .
"İşte diş hekimi olduğunu söyledi o sırada da sen geldin."
Uzun bir kısmını atlamıştım . Şu an hiç Cihangir'in nasihatlarını çekemeyecektim .
"Başka bir şey söylemedi yani ? "
Elini falan uzatmıştı ama bunları Cihangir'in bilmesine gerek yoktu .
"Cihangir sen bu konuyu niye uzattın bu kadar ? Gören de aşk evliliği yaptığımızı zannedecek ."
Oysa biz zorundalık için evlenmiştik . Cihangir sadece bana yaptığı vicdan için evlenmiştik . Yoksa Cihangir silmişti beni hatıralarından .
"Öyle ya da böyle biz evlendik İnci . Bizden başka herkes bizim evliliğimizin gerçek olduğunu biliyor .Ben böyle şeylere gelemem bu kadar geniş değilim ben ."
Cihangir'i duyanda elin adamıyla bir şeyler yaptığımı zannedecekti .Oysa sadece birkaç insani sohbet etmiştik.
"Tamam daha dikkatli olurum .Sonuçta herkes bizim evliliğimizin gerçek olduğunu düşünüyor değil mi ?"
"İsabet olur ."
Gıcıktı işte çakma mafya .
Hem de çok gıcıktı.
Oh olsun dedim içimden .İyi ki de mafyalar seni aralarına almamıştı .
"Ben yarın biraz erken gelirim klinikten yüzük almaya gideriz."
Durup dururken yüzük işi de çıkmıştı .
"Tamam."
Şu an hiç Cihangir'le inatlaşamayacaktım . Sadece gidip biraz dinlenmek istiyordum .
"Teşekkür edemedim sana . Gerçekten de dağlar iyi bir dert ortağıymış .Bana iyi geldi ."
"İyi gelmesine sevindim ."
"Ben o zaman odama gidiyorum ."
"Yemek yemeyecek misin ? "
Aslında Cihangir sorunca biraz acıktığımı hissettim. İlk önce yemek yiyebilirdim .Sonra doyasıya uyurdum.
"Ben yemekleri ısıtayım sen de üzerini değiştirip gelirsin ."
Artık bizim için bir rutin olmuştu . Ben yemekleri ısıtıyordum Cihangir de bu sırada üzerini değiştirip mutfağa geliyordu .
Sonrada sessizce yemeğimizi yiyorduk .
Cihangir'in gelmesiyle yemek yemeğe başlamıştık. Sıcacık çorbamdan bir kaşık almıştım ki sabahtır ağrı yapan dişimde sızı hissettim.
Sıcak iyi gelmemişti .
Çorbamı biraz soğutup tekrar içmeyi denedim ama dişimdeki sızı gecmiyordu .
"İnci yesene ne diye bekliyorsun ."
Sanki keyfimden yemiyordum . Çakma mafya da bilip bilmeden konuşuyordu .
Bir elip yavaşça yanağıma yasladım . Galiba benim dişim acayip ağrıyordu .
"İnci ."
"Hı."
"Senin dişin mi ağrıyor yoksa ."
"Hı-hı galiba ağrıyor."
Galibası falan yoktu basbayağı dişim ağrıyordu .
Cihangir oturduğu sandalyesinden kalkarak yanıma geldi.
"Aç bakayım ağzını ben bakayım ."
Şu an mı bakacaktı ?
"Şu an mı bakacaksın ? "
"Evet açta bir bakayım ."
Umarım dişlerimde bir şey kalmamıştır diye dua ede ede ağzımı açtım.
Cihangir 'de kafasını iyice yaklaştırıp baktı.
"Şu köşedeki ağrıyor değil mi ? "
"Ne bileyim ben köşedeki mi değil mi ? Bana kalsa bütün dişlerim ağrıyor sen dişçi değil misin senin bilmen gerekli ."
"Bir şey demedim say İnci ."
Cihangir geri çekilip sandalyesine geri oturdu .
"Yarın kliniğe gel de tekrar kontrol edeyim ."
"Çekecek misin dişimi ? "
Eğer Cihangir dişimi çekecekse gitmeyecektim.
"Mecbur kalırsam evet ."
"Belirsiz cevap verme evet ya da hayır de ."
"Ne o, eğer evet dersem başka doktora mı gideceksin ."
Eğer dişimi çekmeyen doktor bulursam neden olmasındı.
"Yani neden olmasın .Hem senin kliniğin uzak buraya . Daha yakın klinikler varmış ben öyle duydum ."
Mesela Savaş'ın kliniği sokağın başındaymış . Eğer Savaş dişimi çekmezse oraya giderdim.
"Ben varken başka doktor'a mı gideceksin ? "
Başımı salladım onaylarcasına.
Dişimin ağrısı yetmiyormuş gibi bir de Cihangir'e laf anlatmakla uğraşıyordum .
"Yarın ben götürürüm seni o zaman uzak falan da demezsin. Klinikte iyice kontrol ederim duruma göre tedavi ederiz ."
"Eğer çekilmesi gerekmezse çekme ama tamam mı ?"
"İnci niye durduk yere dişini çekeyim . Gerekmezse çekmem."
"Tamam o zaman sen götüreceksen geleyim . "
"Hadi çorban ılıktır şimdi yavaş yavaş iç sonra ağrı kesici veririm sana ."
Cihangir'i dinleyerek birkaç kaşık daha çorba içtim . Sonrasında Cihangir'in verdiğ ağrı kesiciyi içip uyumaya geçtim.
Cihangir 'de en son mutfağı topluyordu . Eğer dişim çok ağrımasaydı yardım ederdim ama ağrıyordu işte .
Ağrının biraz hafiflediğini hisseder hissetmez uyumaya çalıştım yoksa bir daha uyuyamazdım.
...
Sabaha kadar uyurum zannetmiştim . Ama ağrı beni gecenin bir vakti uykumdan uyandırmıştı .
Odanın içi kapkaranlıktı evden de hiç ses çıkmıyordu. Büyük ihtimalle Cihangir 'de uyuyordu .
Yatağımda oturmuş küçük çocuklar gibi dişimi tutup ağlıyordum .
Sanki ağladığımda ağrı geçecekti .
Geçmiyordu daha da katlanarak artıyordu .
Mızmız çocuklar gibi yataktan kalkarak odamdan çıktım. Cihangir'in kapısına gidip birkaç kez tıklattım ama ses gelmedi .
Ağrı arttıkça daha da ağlamaya başladım . Zaten Cihangir de ses vermemişti.
Yavaşça kapayı açıp Cihangir'in odasına girdim . İzinsiz girmiştim ama başka çare bırakmamıştı Cihangir .
Minik adımlara yatağının yanına gidip Cihangir'e seslendim.
"Cihangir ."
"Cihangir."
Ne derin uykusu vardı Cihangir'in . Baş ucunda salya sümük ağlıyordum hâlâ da uyanmamıştı .
"Cihangir ."
Sesim biraz daha yüksek çıktı . Artık sabrım kalmamıştı.
"Hı."
Gözünü açmadan konuşmaya başladı .
"Cihangir benim dişim çok ağrıyor ."
...
Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakın.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |