25. Bölüm
didom / KAYBOLAN YILLAR / KAYBOLAN YILLAR 24

KAYBOLAN YILLAR 24

didom
didido

 

Canlarım bol bol yorum yapmayı unutmayın olur mu ? Sizlerle yorumlarda konuşmak bana çok çok iyi geliyor.

 

 

Hepnize iyi okumalar dilerimm.

 

 

...

 

 

 

İNCİ AKKOR

 

 

Yine saat gecenin bir vaktiydi ve beni uyku tutmamıştı .Acaba Cihangir ne haldeydi .

 

 

Karnı aç mıydı ? Üşüyor muydu ? O daracık yerde uyuyabiliyor muydu ?

 

 

Düşüncelerimle birlikte oturduğum koltuktan kalkıp Cihangir'in odasına doğru yöneldim . Tam o sırada kapıdan birkaç tıkırtı sesi yükseldi .

 

 

İlk anlarda biraz irkildim . Ama sonra kapıya yaklaşıp sesleri dinlemeye başladım.

 

 

"Başlarım şimdi kapısına da . Açılsana ."

 

 

Doğru mu duyuyordum bilmiyorum ama bu Cihangir'in sesiydi .

 

 

"Kızım kaç kere kilitledin bu kapıyı ."

 

 

Kendi kendine söylenip kapıyı açmaya çalışıyordu .Daha fazla dayanamayıp kapının arkasındaki anahtarla hızla kapıyı açtım .

 

 

Karşımda bitkin şekilde ayakta durmaya çalışan Cihangir vardı .

 

 

"Cihangir ."

 

 

Bahar 'ın söylediğini hatırlayıp hızla Cihangir'e sarıldım .Hem de sımsıkı sarıldım .

 

 

Bu sefer Cihangir'in elleri de hemen sırtımı bulmuştu . Artık tek taraflı değildi sarılmalarımız .

 

 

 

Ben Cihangir'in sinesinde doyasıya onun kokusunu solurken hissediyordum ki Cihangir de benim saçlarımın kokusunu soluyordu .

 

 

Artık tek taraflı değildi sarılmalarımız . Birbirimizin kokusunu soluyacak kadar sımsıkı sarılıyorduk.

 

 

"İnci kaç gündür yıkanamadım kirliyim ben . "

 

 

Cihangir'in elleri hızlıca belimden ayrılıp kendini bir iki adım geri çekti .

 

 

Yanılıyordu Cihangir kirli falan değildi . Her zamanki gibi temiz ve sadeydi .

 

 

"Kirli falan değilsin sen ."

 

 

Cihangir'e tekrar sarılmak için kollarımı kaldırmıştım ki birkaç adım daha geriledi .

 

 

"Kirliyim İnci . Kötü de kokuyorumdur eminim . Bana sarılıp da üzerini kirletme sen temizsin ."

 

 

Kötü hissediyordu Cihangir kendini . Daha da kötü hissettirmemek için tekrar sarılmaya çalışmadım .

 

 

Hasretle o bitkin yüzüme baktım . Gözlerinin altı morarmıştı belliki uyuyamamıştı orada . Alnından da tane tane ter damlaları dökülüyordu . İyi değildi Cihangir. Hem de hiç iyi değildi .

 

 

"Cihangir sen iyi görünmüyorsun ."

 

 

Cihangir'in inatla açtığı mesafeyi kapatıp ellerimi hızlıca sırayla ilk yanaklarına sonra boynuna koydum .

 

 

Yanıyordu Cihangir .

 

 

"Cihangir senin ateşin var . Gel bir doktora gidelim iyi görünmüyorsun ."

 

 

"Olmaz İnci . Daha yeni evimize geldim . Yine gidemem."

 

 

Bitkin bitkin söyledikleriyle içim acıdı .

 

 

"Tamam gitmeyelim . Hadi gel sen önce bir duş al sonra yemek yiyip ilaç içersin . "

 

 

Eve ilk geldiği anlardaki dik duruşu gitmişti . Zaman geçtikçe masum çocuklar gibi daha da bitkinleşiyordu .

 

 

Cihangir'in koluna girip banyoya doğru götürdüm . Artık git gide adımları bile tükeniyordu . Sanki Cihangir bütün gücünü eve gelmek için harcamış , eve gelince de bitirmişti.

 

 

"Sen bekle beni burada ben sana havlu ve kıyafet alıp geliyorum ."

 

 

Cihangir' i banyonun içinde bırakıp hızlıca odasına gittim . İlk önce temiz havlu aldım sonra da duştan sonra giymesi için ince kıyafet . En sonda biraz çekinsem de iç çamaşırı da alıp hızlıca Cihangir'in yanına gittim . Hâlâ bıraktığım yerde öylece bekliyordu .

 

 

"Hadi tutun bana Cihangir . "

 

 

Cihangir'in kolundan tutup duşakabinin içine yönlendirdim . Minik çocuklar gibi nereye çeksem oraya gidiyordu.

 

 

"Cihangir hadi kollarını kaldır . Üzerindeki kazağı çıkaralım ."

 

 

Beni duymasıyla hafif şekilde kollarını kaldırdı. Ben de hızlıca üzerindeki kazağı çıkardım .

 

 

Cihangir çoğu şeyin idrakında olmadığı için onun için bir şey fark etmiyordu ama benim için Cihangir'i üstü çıplak görmek garip duygular hissettirmişti . Daha fazla Cihangir'e bakıp oyalanmadan hızlıca suyu ılık ayarda ayarladım . Sonra da vakit kaybetmeden Cihangir'in üzerine tutmaya başladım .

 

 

Tenine temas eden suyla birlikte sanki elektirik çarpmış gibi bütün algıları açılmıştı .

 

 

"Çok soğuk İnci ."

 

 

"Ateşinin düşmesi gerek Cihangir . Biraz daha dayan ."

 

 

Cihangir'in dişlerinin birbirine çarpma sesini net şekilde duyabiliyordum .

 

 

"İnci şapmuan versene bana kirliyim ben ."

 

 

"Kirli değilsin Cihangir . Unut artık şu kelimeyi .Sen temizsin . Her zaman da öyle olacaksın ."

 

 

Soğuk suyun etkisiyle kapattığı gözlerini kısarak açıp bana baktı .

 

 

"Sahiden öyle miyim İnci ? "

 

 

"Sahiden öylesin ."

 

 

Su başlığını Cihangir'in eline uzatıp raftaki şampuanı aldım . Biraz elime döktükten sonra parmak ucuma yükselip Cihangir'in saçlarını köpürtmeye başladım .

 

 

"Suyu kendi üzerine tutsana Cihangir . Bak benim üzerimi de ıslatıyorsun ."

 

 

Söylediğimle fark etmiş gibi suyu kendi üzerine tutmaya başladı . Cihangir'in saçlarını köpürttükten sonra Cihangir'in elinden su başlığını alıp saçlarını yıkamaya başladım .

 

 

"Biraz yavaş olsana İnci . Saçımı çekiyorsun ."

 

 

Yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı çakma mafyamız .

 

 

"Çok nazlısın Cihangir . Hasta olunca daha da bir nazlısın. "

 

 

"Genelde öyle söylemezler bana . İlk kez sen söylüyorsun nazlı olduğumu ."

 

 

"Yine kandırmışlar oğlum seni . Sen basbayağı nazlısın ."

 

 

Cihangir yine söylenmesin diye daha dikkatli şekilde saçlarını yıkadım . Sonra suyu kapatıp duşakabinden çıktım. Temiz havluyu da alıp Cihangir'e uzattım .

 

 

"Üzerini giyinebilirsin değil mi ? "

 

 

Umuyorum ki evet derdi Cihangir .

 

 

"Giyinirim . Senin üzerinde ıslanmış hasta olmadan gidip değiştir sen de ."

 

 

Cihangir'in söyledikleriyle başımı sallayıp hızlıca banyodan çıktım . Yine aynı hızımla odama gidip üzerimi değiştirdim .

 

 

"Cihangir giyindin mi ? "

 

 

"Hı-hı "

 

 

Galiba evet anlamında bir şeyler söylemişti ama o kadar mırıldanarak konuşuyordu ki zar zor anlayabiliyordum .

 

 

Nazlıydı işte Cihangir . Hastayken daha da nazlıydı .

 

 

Banyonun kapısını yavaşça açarak içeri girdim .Cihangir üzerini giyinmiş elindeki saç havlusuyla saçlarını kurutmaya çalışıyordu .

 

 

Ama sadece çalışıyordu . Bir etkisi yoktu havlunun saçlarına .

 

 

Elimdeki ıslanmış kıyafetleri kirli sepetine atıp yanına gittim . Sonrasında Cihangir'e bir şey söylemeden kolundan tutup odasına doğru yürütmeye başladım .

 

 

"Otur şu yatağa sen. Ben kuruturum saçlarını ."

 

 

Cihangir'i yatağa oturtup ben de önüne geçtim . Yarı açılır yarı kapanır gözlerle bana bakan Cihangir'i es geçip saçlarını kurutmaya başladım .

 

 

"Sen değiştirdin değil mi üstünü ? Sonra hasta olursun ."

 

 

Üzerimdeki kuru kıyafetleri idrak edemeyecek kadar bilinci gidip geliyordu .

 

 

"Değiştirdim ."

 

 

Sonrasında uslu çocuklar gibi susup saçlarını kurutmamı bekledi .

 

 

"Sen nasıl geldin eve ? Şerif abi hiç haber vermedi ."

 

 

"Koşarak geldim ."

 

 

Saçlarını kurulayan ellerim Cihangir'in söyledikleriyle duraksadı .

 

 

"Koşarak mı geldin onca yolu ."

 

 

"Bekleyemedim ki İnci . Biraz daha bekleyemedim . Abim beni almaya geliyordu ama abimi bile bekleyemedim ."

 

 

 

Onca yolu koşarak gelmişti Cihangir . Bu soğukta dakikalarca koşmuştu .

 

 

"Benim haberim olsaydı ben gelirdim senin yanına Cihangir . Yalnız bırakmazdım , seni kapıda beklerdim ."

 

 

Doğruydu söylediklerim . Yalnız bırakmazdım Cihangir'i .

 

 

"Biliyorum yalnız bırakmazdın ."

 

 

En azından Cihangir biliyordu onu yalnız bırakmayacağımı . Bu bile yeterdi benim için .

 

 

"Sen geç yatağına dinlen . Ben yemek ısıtayım sana olur mu ? "

 

 

"İnci ."

 

 

"Efendim Cihangir ."

 

 

"Bana menemen yapar mısın ? "

 

 

Cihangir'in menemen istemesiyle içim acıdı . Cihangir açlıktan bayılırken ben telefonun ucunda Cihangir'e yaptığım menemeni anlatmıştım . İçim öyle bir acıdı ki oturup sızlanarak ağlamak istedim.

 

 

"Yaparım tabii . Hem de senin sevdiğin gibi soğanlı yaparım ."

 

 

Bitkin gözlerle bana bakıp gülümsedi .

 

 

Cihangir'i odasında bırakıp mutfağa gittim . Dün gece yaptığım çorbayı ısıtırken bir taraftan da Cihangir'in menemenini hazırladım .

 

 

Her şeyi tepsiye yerleştirdikten sonra dikkatli adımlarla Cihangir'in yanına gittim .

 

 

"İlk biraz çorba iç sonra menemeni yersin olur mu ? "

 

 

İtiraz etmeden sadece başını salladı .

 

 

Bende tepsiyi alıp Cihangir'in kucağına doğru yerleştirdim .

 

 

"Kendin yiyebilir misin ? Eğer zorlanacaksan ben yediririm ."

 

 

"Yiyebilirim galiba ."

 

 

O kadar isteksiz çorbayı içmeye çalışıyorduki daha fazla dayanamadım Cihangir'in elinden kaşığı alıp kendim içirmeye başladım .

 

 

"Hadi Cihangir açsana ağzını . "

 

 

"Sen de hastaya hemem kızıyorsun ."

 

 

"Ama sen de çok nazlısın Cihangir . "

 

 

Nazlıydı işte Cihangir . Hastayken daha da nazlıydı .

 

 

"Kollarına ne oldu senin ? "

 

 

Cihangir'in bakışları kollarıma yönelince ben de istemsizce kollarıma baktım .

 

 

"Cihangir ben bir şey yaptım ."

 

 

Kollarımda Selin'in tırnak izleri doluydu . Bazıları yer yer kanamış bazıları hafif çizik şeklinde kalmıştı .

 

 

"Ne yaptın ? "

 

 

Cihangir çorbasını içmeyi bırakmış bütün odağını bana vermişti .

 

 

"Selin'le kavga ettim . Hem de apartmanın içinde . Bizi ayırmaya geldiler ."

 

 

"Kollarından başka bir yerinde bir şey var mı ? "

 

 

"Bir de biraz saçlarımı çekti ama acımıyor ."

 

 

"Kolların acıyor mu ? Bazı yerler kanamış ."

 

 

"Cihangir aslında kavga etmek niyetinde değildim . Vallahi ilk o başlattı ."

 

 

"Kolların acıyor mu İnci ? Dolapta krem vardır sürelim ."

 

 

"Bana kışkırtıcı sözler söyleyince ben de ona söyledim . Ama ilk o başlattı ."

 

 

"Ben sordum mu kavga nasıl oldu diye ? Banane kavgadan ben seni soruyorum ."

 

 

"Ama Selin -"

 

 

"Beni ne ilgilendirir Selin . Kavgayla ilgilenmiyorum sana bir şey oldu mu ? "

 

 

"Yok olmadı . Ama ben de Selin'e saldırdım . Biraz hırpalamış olabilirim ."

 

 

"Ha illa diyorsun ki sen bir de karşı tarafı gör ."

 

 

Yani aslında öyle demiyordum ama Cihangir söyleyince hoşuma gitmişti .

 

 

"Hı-hım ."

 

 

"Aferin o zaman sana ."

 

 

Cihangir kavga ettiğim için bana aferin mi diyordu yoksa ben mi yanlış duyuyordum .

 

 

"Aferin dedin bana ."

 

 

"Çünkü aferin sana . En azından sana yapılana karşılık vermişsin ."

 

 

O zaman aferin bana .

 

 

Cihangir'e çorbayı içirdikten sonra menemeni yemesini izlemeye başladım . Çorbanın aksine menemeni iştahla yiyordu .

 

 

"Sen de yemek ister misin İnci ? "

 

 

O kadar iştahla yemesine rağmen beni düşünmesi gülümsetmişti .

 

 

"Yok , ben yemeyeceğim ."

 

 

"Neden ki ? Tadı çok güzel olmuş . Sen de ye ."

 

 

Kopardığı ekmek parçasını menemene bandırıp ağzıma doğru uzattı .

 

 

"Soğanlı bu ."

 

 

"Menemen dediğin soğanlı olur ."

 

 

Cihangir'in uzattığı ekmek parçasını daha da düşünmenden yedim .

 

 

"Nasıl ? Çok güzel değil mi ."

 

 

Ağzımdaki lokmayı bitirip konuşmaya başladım.

 

 

"Yani fena değil . Ama soğansız daha güzel ."

 

 

"Senin hiç damak zevkin yok İnci ."

 

 

Cihangir beni es geçip tekrar iştahla yemeğini yemeğe devam etti .

 

 

"Yoo aslında genelde damak zevkin var derler bana ."

 

 

"Kandırmışlar kızım seni ."

 

 

Seviyordum .

 

 

Cihangir'le bu şekil konuşmayı seviyordum .

 

 

"Ben ilaç getireyim . İlaç içtikten sonra da uyursun ."

 

 

Cihangir'in kucağındaki tepsiyi alıp mutfağa götürdüm . Sonra da birkaç ilaç ve bir bardak su alıp tekrar Cihangir'in yanına gittim .

 

 

"Nasıl hissediyorsun şimdi kendini ? "

 

 

"Bilmem hâlâ bitkin hissediyorum ama bitkinliğimin aksine mutluyum . Çünkü evimize geldim ."

 

 

Dilerdim mi Cihangir hep mutlu olurdu . Çünkü Cihangir benim gözümde hep mutlu olmayı hak ediyordu .

 

 

Cihangir getirdiğim ilaçları içtikten sonra yatağına iyice yerleşti . Ben de yanı başına gidip yeniden ellerimi alnına yerleştirdim .

 

 

"Sanki biraz düşmüş ateşin . Ama sen yine de yorganı örtme üzerine Cihangir ."

 

 

"Ya uyurken örtersem. "

 

 

"Ben gece seni kontrol etmeye gelirim ."

 

 

 

"Ama unutma gel tamam mı İnci ? Ben yoksa yorganı üzerime örterim ."

 

 

"Geleceğim mutlaka . Ben gideyim sen de uyu güzelce ."

 

 

"Ama gel yanıma unutma olur mu ? "

 

 

Cihangir 'e geleceğim dememe rağmen inatla bıkmadan usanmadan sormaya devam ediyordu .

 

 

"Geleceğim dedim ya Cihangir ."

 

 

Tekrar tekrar sormasın diye odanın ışığını kapatıp odadan çıktım.

 

 

Cihangir koşarak geldim demişti . Abime haber versem iyi olabilirdi . Sonra bize kızıyordu haber vermeyince.

 

 

"Abi ."

 

 

"Nerede o senin kocan ? Ver telefonu da medeni şekilde bir konuşayım ."

 

 

Eminim ki çok medeni bir konuşma olacaktı .

 

 

"Ateşi vardı şimdi yemek yedi uyuyor ."

 

 

"İyileşsin bir de ben hasta edeyim onu .Karakoldan koşarak eve gelmek nedir ya ! Bu kaçıncı seviye kaçıklık ? "

 

 

"Ama abi - "

 

 

"Savunma kocanı bana . Bak dedim ki bekle on dakikaya geliyorum seni evine götüreceğim . Ama durur mu senin kocan ? Durmaz ! Hadi beni bekleyemedin bir taksiye bin git . Koşarak gitmek nedir ya ! "

 

 

"Haklısın abi ."

 

 

 

"Hiç bana katılıyormuş gibi yapma abicim . Sen ölümüne savunursun kocanı . Boş yere yalan laf söyleme ."

 

 

Haklıydı abim . Ben ölümüne savunurdum Cihangir'i .

 

 

"Çok mu hasta olmuş ? "

 

 

Kızıyor ama dayanamıyordu bir de .

 

 

"Biraz ama şimdi daha iyi ."

 

 

"Tamam abicim sen git kocanla ilgilen . Yarına iyileşmesse hastahaneye götürürüz ."

 

 

 

"Abi !"

 

 

"Tamam çok kızmayacağım kocana ."

 

 

"Abi ben teşekkür edecektim . Her şey için teşekkür ederim ."

 

 

"Abiler bugünler için vardır İnci . Bunu unutma olur mu ? Abiler bugünler için vardır ."

 

 

Gülümsedim . Hem de kocaman gülümsedim .

 

 

Abiler bugünler için vardı .

 

 

 

...

 

 

 

Aradan bir saate yakın bir süre geçince Cihangir'i kontrol etmeye gittim .

 

 

Tam da beklediğim gibi boğazına kadar örtmüştü yorganı.

 

 

Cihangir'i uyandırmamaya dikkat ederek yavaşça yorganı üzerinden aldım . Sonra da bir elimi Cihangir'in alnına yerleştirdim . Biraz ateşi yükselmişti .

 

 

"İnci ."

 

 

"Örtme demiştim yorganı .Niye dinlemiyorsun beni bak ateşin yükselmiş ."

 

 

"Gitme o zaman sen de . "

 

 

O kadar bitkin bitkin konuşuyorduki bazı kelimelerini seçemiyordum .

 

 

"Cihangir ."

 

 

 

"Bak yorganı örtme diyorsun ama ben dinlemeyip örtüyorum . O zaman gitme sen de . Sen gitmezsen yorganı örtmeme izin vermezsin ."

 

 

"Gitmeyeceğim . "

 

 

Yıllar önce gitmiştim şimdi gitmeyecektim . Cihangir bana git diyene kadar gitmeyecektim .

 

 

"Ben ıslak bir bez alıp geliyorum tamam mı ? "

 

 

"Hani gitmeyecektin ."

 

 

"Ateşin yükselmiş Cihangir . Hemen ıslak bir bez alıp geliyorum . "

 

 

Cihangir daha da bir şey söylemeden hızlıca banyoya gidip küçük bir havluyu ıslattım . Küçük bir kaba da soğuk su alıp tekrar Cihangir'in odasına ilerledim .

 

 

Elimdeki ıslak havluyla birlikte yatağın boş kısmına çıkıp Cihangir'in yanına oturdum .

 

 

"Geldin . "

 

 

"Geleceğim demiştim ."

 

 

"Bunca zaman niye gelmedin İnci ? Niye şimdi ki gibi hemen gelmedin? "

 

 

Biliyordum Cihangir hasta haliyle bunları bilinçle söylemiyordu . Ama kalbindekileri söylüyordu .

 

 

"Gelemedim . İnan ki gelemedim ."

 

 

Gelememiştim ki Cihangir . Ben sekiz yıl gelememiştim . Şimdi ki gibi hemen gelmeyi çok isterdim ama gelememiştim.

 

 

"Gelebilecek olsan gelir miydin ? "

 

 

"Bir dakika bile durmazdım . İnan bana koşarak gelirdim."

 

 

"O zaman inanıyorum ben sana . Gelebilecek olsan gelirdin ."

 

 

Her şeyden öte Cihangir inanıyordu bana . Tıpkı küçük Cihangir gibi bana inanıyordu .

 

 

Gözümden akan yaşı hızlıca sildim . Üzüntüyle karışık mutluluğun yaşıydı bunlar .

 

 

"Ağlama İnci tanesi ."

 

 

"Ağlamıyorum ki ."

 

 

"Kötü bir yalancısın . Gözlerim kapalıyken bile anladım ağladığını ."

 

 

Anlıyordu Cihangir artık beni .

 

 

Bu hayatta en zor şeylerden biri de anlaşılamamaktı . İnsan anlaşılamayınca o kadar çaresiz hissediyor ki .

 

Bağırıyorsun duymuyorlar , için kan ağlıyor görmüyorlar sessizce ölüp gidiyorsun bir hoşçakal bile demiyorlar ...

 

 

Ama Cihangir anlıyordu beni . Artık o kadar da çaresiz hissetmiyordum .

 

 

"Havlu biraz soğuk ama ateşini düşürecek ."

 

 

Cihangir 'in alnındaki havluyu belirli aralıklarla değiştirmeye başladım .

 

 

"İnci ."

 

 

"Bir şey mi istiyorsun ? Söyle ben getireyim ."

 

 

"Hani bana dedin ya çok nazlısın diye . Bundan rahatsız oldun mu ? "

 

 

 

"Olmadım . "

 

 

" Ben hastalanınca kendim iyileşirim İnci . Ablamın kendi ailesi var gelip de bir de bana baksın isteyemem . O yüzden ben hep kendim iyileşirim . Sen yorganı üzerine örtme dersin ama ben hastalanınca yorganın altında yatarım . Sen yemekten sonra ilaç içirirsin ama ben hastalanınca aç karnıma içerim . "

 

 

"Cihangir . "

 

 

Daha da konuşup kendini üzsün istemedim . Zaten hastaydı bir de bunları düşünüp üzülsün istemedim .

 

 

"Normalde yemin ederim nazlı değilim İnci . Sen benimle hasta halimle ilgilenince ne yapacağımı bilemedim . "

 

 

"Cihangir konuşma böyle yalvarırım . "

 

 

Cihangir konuştukça içim acıyordu .

 

 

Bir süre ses gelmedi Cihangir'den .Gözleri de kapalı olduğu için uyuduğunu düşünüyordum . Alnındaki ıslak havluyu alıp komodinin üzerine koydum .

 

 

"İnci , gidiyor musun ? Hani gitmeyecektin ."

 

 

"Gitmiyorum . Sadece alnındaki havluyu aldım. "

 

 

Kısıkça açılan gözleri tekrar kapandı .

 

 

Daha fazla durmadım ayakta yavaşça Cihangir'in yanına doğru uzandım . Cihangir'e temas etmiyordum ama çok yakınındaydım . Aldığı nefes seslerini işitebilecek kadar yakınındaydım .

 

 

"Gitmeyeceğim" diye fısıldadım .

 

 

Gitmeyecektim ben . Cihangir bana git diyene kadar gitmeyecektim . Hem belki Cihangir bana git demezdi .Böylece sonsuza kadar burada kalabilirdim .

 

 

Hem de sonsuza kadar burada ,Cihangir'le kalabilirdim.

 

 

...

 

Bölümü beğendiyseniz yıldızımızı parlatmayı unutmayalımm.

 

" Bunca zaman niye gelmedin İnci ? Şimdi ki gibi niye hemen gelmedin ? "

 

Ah benim biriciğim Cihangir'im .Hangisine daha çok üzülsem bilemiyorum .

 

 

Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakın .

Bölüm : 01.03.2026 20:53 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...