31. Bölüm
didom / KAYBOLAN YILLAR / KAYBOLAN YILLAR 27

KAYBOLAN YILLAR 27

didom
didido

 

 

Ay ben geldim canlarım . Mesajlarınız için çok çok teşekkür ederim şimdi daha iyiyim.

 

 

Bol bol yorum yapmayı unutmayın hepinizie iyi okumalad dilerim..

 

 

 

 

...

 

2 HAFTA SONRA

 

 

İNCİ AKKOR

 

 

Hazırladığım meyveli pastayı dolaba kaldırdım. Artık geriye sadece salata yapmak kalmıştı . Bir de tabi Cihangir'in gelmesi beklemek .

 

 

Dolaptan çıkardığım sebzeleri güzelce yıkarken kapı çalmaya başladı . Tanırdım bu çalış şeklini. Cihangir'di gelen .

 

 

Anahtarı vardı yanında ama her gün kapıyı çalardı . Usul usul ama heyecanlı şekilde kapıyı çalardı .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"İnci tanem ."

 

 

"Niye hep kapıyı çalıyorsun senin anahtarın yok mu ? Bak daha salatayı yapamadım ."

 

 

Kapıyı açtığımdan değildi sitemim . Sadece salatayı yetiştiremediğimdendi .

 

 

"Sen kapıyı açınca mutlu oluyorum ben . Anahtarım var ama sen aç istiyorum kapıyı . "

 

 

Böyle masum konuştukça Cihangir'e sarılıp hiç bırakmayasım geliyordu . Onu içime alıp orada sonsuza kadar yaşatmak istiyordum .

 

 

"Benim bir tanecik dişçim . "

 

 

Kollarımı kaldırıp Cihangir'in boynuna sardım . Seviyordum ben . Cihangir'le ilgili her şeyi seviyordum .Tıpkı Cihangir'i öpmeyi sevdiğim gibi sarılmayı da çok seviyordum .

 

 

"Sen kapıyı açınca ben evimize geldiğimi anlıyorum İnci. Sen hep kapıyı aç olur mu ? Bir gün bile bana kapıyı açmaktan vazgeçme ."

 

 

Açardım . Ben hep kapıyı Cihangir'e açardım .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"Bir tanem ."

 

 

"Hadi gel yemek yiyelim ."

 

 

Böyle içten konuşunca korkuyordum . Yine bir gün ayrılacağız diye korkuyordum . Yine bizi ayıracaklar diye korkuyordum .

 

 

"Olur ,yiyelim ."

 

 

Cihangir üzerini değiştirmeye giderken ben de hızlıca salatayı yapıp masayı kurdum .

 

 

"Klinik nasıl geçti bugün ? "

 

 

"Yoğundu bugün . Hele senin gibi hastalar daha da yoğundu ."

 

 

Kaşığı çorba kasesinin içine bırakıp Cihangir'e baktım .Benim gibi hastalar kısmını merak etmiştim . Hem de fazlasıyla merak etmiştim .

 

 

"Benim gibi hastalar derken ? "

 

 

"İşte senin gibi nazlı ."

 

 

Hiç utanması yoktu bu Cihangir'in . Kendine bakmadan bir de bana nazlı diyordu .

 

 

"Ben nazlı mıyım Cihangir ? "

 

 

Tamam belki geçmişte diş ağrısı için ortalığı ayağa kaldırmış olabilirdim . Ama nazlı olduğumdan değildi sadece dişimin çok ağrımasındandı .

 

 

Kesinlikle nazlı olduğumdan değildi .

 

 

"Değilsin ."

 

 

"Lafı çevirme şimdi nazlısın dedin ."

 

 

"İnci tanem ."

 

 

"Dinliyorum Cihangir ."

 

 

Merakla dinliyordum hem de .

 

 

"Nazlısın ama bir benim nazlımsın . Ve inan bana ben senin nazlı bir çocuk olduğun halleri çok seviyorum . Bana küçüklüğümüzü hatırlatıyor . O zaman da hep nazlıydın İnci ve ben o zamanda çok seviyordum bu hallerini ."

 

 

Nazlıydım ben . Cihangir'in nazlısıydım .

 

 

"Şikayetçi değilsin yani ."

 

 

"Şikayet etmek ne haddime . "

 

 

Böyle içimizden geldiği gibi bir şey saklamadan gizlemeden konuşmak , Cihangir'le doyasıya vakit geçirmek , Cihangir'in yanından bir an bile ayrılmamak , her akşam Cihangir'in koynunda uyumak , her sabah Cihangir'le güne başlamak tarifi olmayan bir histi .

 

 

Hayal edemeyeceğim türden bir histi . Asla doyamayacağım , bir an bile şükretmekten vazgeçmeyeceğim bir histi .

 

 

 

Küçük İnci tanesine de bir o kadar yabancı bir histi .

 

 

 

"İnci ."

 

 

Yine uzaklara dalmış şekilde düşüncelere dalmışken Cihangir'in seslenmesiyle bakışlarımı ona çevirdim .

 

 

 

"Ablamlar bebeğin cinsiyetini öğrenmişler ."

 

 

Heyecanlıydı Cihangir . Dayı olacağı için çok heyecanlıydı.

 

 

"Söylesene Cihangir ."

 

 

"İnci , ablamın bir kızı olacak . Ben dayı olacağım İnci ."

 

 

Yürekten sevinmiştim bu habere . Yemin ederim yürekten sevinmiştim .

 

 

 

"Sağlıkla gelsin bu dünyaya Cihangir . "

 

 

 

"İnşallah İnci . Her şey güzel olsun onun için ."

 

 

 

Bu iki haftalık süre içinde sadece iki kez karşlılaşmıştım Meltem abla'yla . Ama sanki eskisi gibi kızgın bakmıyordu gözleri . Ya da her an beni suçlayacak sözler sarf etmiyordu bana . Yine soğuk davranıyordu ama en azından artık beni görünce yüzü düşmüyordu .

 

 

"Cihangir bebişe kıyafet alalım mı ? Sen de aldıklarımızı götürüp ablana veririsin ."

 

 

 

"Niye ben veriyorum . Beraber veririz ."

 

 

 

Belki o kadar da görmek istmezdi Meltem abla beni .

 

 

 

"Sen götürürsen daha çok sevinir ."

 

 

 

"Olur mu öyle şey İnci ? Ben götürünce sevinecekse sevinmesin . Ben senden ayrı biri değilim . Beraber götüreceğiz aldıklarımızı . "

 

 

 

Cihangir benden ayrı biri değildi .

 

 

 

"O zaman yemekten sonra gidelim mi bebişe kıyafet bakmaya ? Yarın da Meltem ablaya gidip veririz . "

 

 

 

"Gideriz . Sen iste gideriz ."

 

 

 

...

 

 

"Baksana Cihangir , buradaki kıyafetler çok güzel ."

 

 

Alışveriş merkezine girer girmez karşımıza çıkan ilk bebek kıyafetleri olan mağazaya girmiştik .

 

 

"Çok güzel değil mi Cihangir ? "

 

 

Parlayan gözbebeklerimle renk renk kıyafetlere baktım .Hepsi birbirinden ayrı güzeldi .

 

 

"Çok güzel İnci ."

 

 

Cihangir'in de benden farkı yoktu . O da parıldayan gözlerle kıyafetlere bakıyordu .

 

 

"Kız olacak ya Cihangir tatlı kıyafetler alalım . "

 

 

"Erkek olsaydı tatlı kıyafet almayacak mıydık İnci ? "

 

 

 

"Lafın gelişi dedim ."

 

 

 

"Niye , sen erkek çocuk istemez miydin ? "

 

 

 

Cihangir'in sorusuyla kıyafetlerdeki bakışlarımı Cihangir'e çevirdim .

 

 

Sen erkek çocuk istemez miydin diye sormuştu.

 

 

Cihangir sorana kadar hiç düşünmemiştim ki ben . Hatta bir çocuğumun olabileceğini bile düşünmemiştim . Çünkü Cihangir yoktu benim hayatımda . O zaman evlilikte yoktu düşlerimde çocukta .

 

 

Benim bir hayalim bile yoktu .

 

 

Ben yıllar önce bir hayal kurmuştum Cihangir'le o da gerçekleşmemişti . Sonra da saçma geldi hayaller . Zaten gerçekleşmiyordu o zaman niye hayal kuruyordum ki .

 

 

"Düşünmedim hiç . Sen ister miydin erkek çocuk ? "

 

 

Cihangir benim aksime düşünmeden cevap verdi .

 

 

"İsterdim . "

 

 

 

Hayaller gerçekleşmiyordu ama yine bir hayal düştü zihnime . Cihangir ve benim bir çocuğumuzun olma hayali .

 

 

Ama kız belirmedi hayalimde . Cihangir'e benzeyen bir erkek çocuğu belirdi . Tıpkı küçük Cihangir gibiydi ve o an bir hayal daha kurmak istedim .

 

 

Cihangir'e benzeyen bir erkek çocuğu hayali .

 

 

"İnci daldın gittin ."

 

 

Hayallere dalmıştım ben . Belki yeniden gerçekleşmeyecek biricik hallerime dalmıştım .

 

 

"Hadi kıyafet alalım bebeğe . Sonra oyuncak da alalım ."

 

 

Cihangir'e benzeyen bir erkek çocuğu hayali . Cihangir'in baba benimde anne olduğum tarifsiz bir hayaldi .

 

 

 

"Bu nasıl sence İnci ? "

 

 

Cihangir'in elinde nereden baksan iki yaşında çocuğun giyebileceği bir elbise vardı .

 

 

 

"Cihangir bu çok büyük . Sen çocuk doğduğunda bu kadar büyük mü doğuyor zannediyorsun ."

 

 

 

"Bilmem daha önce yeni doğan bir bebek görmedim . Bundan daha mı küçük doğuyorlar ? "

 

 

Bundan daha küçük mü dediği iki yaşındaki bir bebeğin giyebileceği bir kıyafetti .

 

 

"Cihangir onlar ilk doğduklarında minicik oluyorlar ."

 

 

Raftaki yeni doğan tulumunu alıp Cihangir'e doğru uzattım.

 

 

"Bak işte bu kadar minicik oluyorlar ."

 

 

"Ama bu çok küçük İnci . Hem de çok küçük ."

 

 

 

Cihangir bir elimdeki kıyafete bakıyor bir de gözlerime bakıyordu .

 

 

"Evet , ilk doğduklarında minicik oluyorlar . Tutmaya korkuyorsun canını acıtırsam diye ."

 

 

Bana yabancı değildi bu hisler . Mahalledeki bir ablamız yeni doğum yapınca ona yardım etmiştim . Ama Cihangir'e yabancıydı .

 

 

"Hadi gel oyuncak da alalım Cihangir ."

 

 

Cihangir elinden tuttuğum gibi oyuncak reyonuna doğru götürmeye başladım .

 

 

"İnci ."

 

 

"Hı ."

 

 

"Senin de buna benzer bir oyuncağın vardı hatırlıyor musun ? Hep mahallede yanında gezdirirdin ."

 

 

Hatırlamaz olur muydum hiç ? Tabi ki hatırlardım sonra o oyuncağa neler olduğunu da hatırlıyordum .

 

 

"Oyuncağı hatırlıyorsan o oyuncağa ne olduğunu da hatırlıyorsundur Cihangir ."

 

 

 

"Yok hatırlamıyorum . "

 

 

 

Bal gibi de hatırlıyordu . Bir de hatırlamıyorum diye yalan söylüyordu .

 

 

"Yalancısın oğlum sen ."

 

 

 

"Genelde öyle demezler aslında ."

 

 

 

"Yine kandırmışlar oğlum seni . Sen bildiğin yalancısın ."

 

 

O oyuncağa neler yaptığını tabiki de hatırlıyordu .

 

 

"Madem hatırlamıyorsun ben hatırlatayım sana . Sen ne yaptın o ayıcığa biliyor musun ? Mahalledeki çocukların kafasına fırlatıp paramparça yaptın ."

 

 

Bir kıskançlık uğruna benim ayıcığımı çocukların kafasına atıp paramparça yapmıştı .

 

 

"Ama ne söylediler duymadın mı ? Hele o Emirhan sadece ben sinir olayım diye ben İnci'yle evleneceğim diyordu ."

 

 

"E bu ayıcığımı parçalamana sebep miydi ? Ne kadar ağladım ben biliyor musun ? "

 

 

"Bu ayıcık İnci'yle benim çocuğum olacak diyordu çocuk ne yapsaydım İnci . Bir altın alıp hayırlı olsuna mı gelecektim ."

 

 

 

Yok yok hâlâ haklı görüyordu kendini . O zaman nasılsa hâlâ haklı görüyordu .

 

 

"Ama sonrasında sana yeni bir oyuncak almıştım .Hani barışmıştık ."

 

 

"Ama ben çok seviyordum o ayıcığı sen de gözümün önünde çocuklara fırlattın cani ."

 

 

 

"Oh az bile yapmışım . "

 

 

Yok . Mümkünatı yok hatasını kabul etmeyecekti .

 

 

"Sana bu ayıcığı alayım barışalım mı ? Hem seninkinden bin kat daha güzel ."

 

 

"Ya yine birilerine fırlatırsan ayıcığı ? "

 

 

"Ben Emirhan ,İnci'yle evleneceğim dedi diye fırlatmıştım. Şimdi bunlara gerek kalmadı .Farkındaysan ben evlendim seninle . "

 

 

Emirhan' a ne kadar sinirliyse o siniri hâlâ taptazeydi .Öyle nispetle ben evlendim seninle diyordu ki . Duymanız gerekliydi .

 

 

"Demek sen evlendin benimle ."

 

 

"Evet , parmağındaki yüzüklere bakıp tekrar hatırlatabilirsin kendine ."

 

 

Cihangir'le ben evlenmiştik . Güzel şartlar altında evlenmemiştik belki ama iyi ki evlenmiştik .

 

 

"O zaman bu ayıcığı yine sinirlenip birilerinin kafasına fırlatma sakın . "

 

 

"Sinirlenince artık niye ayıcığı kullanayım İnci . "

 

 

"Ha illa diyorsun çakma mafyalığımı göstereceğim ."

 

 

"Ya kaç kere dedim sana İnci . Çakma mafya nedir Allah aşkına ."

 

 

"Sen ister sev ister sevme . Ben çakma mafya diyeceğim sana . Hatta bu ayıcığın ismini de çakma mafya koyacağım ."

 

 

 

"Hani sadece bana diyecektin çakma mafya diye ."

 

 

Hem beğenmiyordu hem de bir ayıcıktan kıskanıyordu .

 

 

"Hani beğenmiyordun . Şimdi niye kıskanıyorsun ayıcıktan ."

 

 

 

"Tamam vazgeçtim sen sadece bana seslen çakma mafya diye . Bu ayıcığa da başka bir isim bul ."

 

 

"Bak emin misin ? Sonra söylenme ."

 

 

 

"Tamam söylenmeyeceğim ."

 

 

 

Bundan sonra Cihangir dünya ahiret benim çakma mafyamdı .

 

 

Benim bir tanecik çakma mafyamdı hem de .

 

 

...

 

 

"İnci."

 

 

"Hı ."

 

 

"Gidiyorum ben ."

 

 

Yine nereye gidiyordu bu çakma mafya . Gitmese olmaz mıydı ?

 

 

"Nereye gidiyorsun ."

 

 

"Kliniğe gidiyorum yavrum . Sen uyumaya devam et uyanınca konuşuruz seninle ."

 

 

O kadar uykum vardı ki gözümü açıpta Cihangir'e bir el bile sallayamadım .

 

 

"Tamam git ."

 

 

Kliniğe gidiyorsa gidebilirdi .

 

 

"Sen bütün gece bu ayıcığa mı sarıldın ? "

 

 

"Ya gitsene Cihangir ."

 

 

Hem gideceğim diyordu hem de gelmiş benim uykumu dağıtıyordu .

 

 

"Keşke almasaydım bu ayıcığı sana ."

 

 

"Öyle deme ben onu çok sevdim ."

 

 

Gözlerim hâlâ kapalıydı ama Cihangir'e cevap vermekten de kendimi alıkoyamıyordum .

 

 

"Beni mi daha çok seviyorsun yoksa bunu mu ? "

 

 

Neyi kıyaslıyordu bu çakma mafya ? Bir oyuncakla kendini mi kıyaslıyordu ?

 

 

"Seni ."

 

 

"Beni başınsan göndermek için yalan söyleme ? "

 

 

"Seni seviyorum . Bu dünya da en çok seni seviyorum."

 

 

Cihangir ne haldeydi bilmiyorum ama ben gözlerim kapalı Cihangir'le iletişim kurmayı geliştirmiştim .

 

 

"Açmayacak mısın o yeşil gözlerini ? "

 

 

"Yok ."

 

 

Açmaya niyetim hiç yoktu . Hem de hiç .

 

 

"İyi uykular bir tanem . Uyanınca beni ararsın ."

 

 

Cihangir'ın sıcak dudaklarını ilk önce alnımda sonra dudaklarımda hissettim .

 

 

Sonra Cihangir'in ilk dudakları sonra da sesi kayboldu . Anlaşılan çakma mafya beni bırakıp işe gitmişti .

 

 

 

..

 

 

Elimdeki çöp poşetini konteynerine atıp aynı yavaş adımlarımla merdivenlerden çıkmaya başladım .

 

 

Merdivenlerden çıkmaya devam ederken Meltem ablanın kapısını görünce istemsizce gülümsedim . Doğacak bebişe çok güzel şeyler almıştık . Ben çok beğenmiştim aldıklarımızı belki Meltem abla 'da beğenirdi .

 

 

Yine aynı gülümsememle kapının önünden geçip gidecekken bir çığlık sesi duydum .

 

 

 

"Meltem abla ."

 

 

Panikle kapıya vurdum ama içeriden ses gelmiyordu .

 

 

"Meltem abla duyuyor musun beni ? "

 

 

 

Acı dolu bir çığlık duyduğuma emindim . Bir şey olmuştu . Meltem abla'ya bir şey olmuştu .

 

 

Panikle etrafa bakarken kapının üzerindeki anahtarı fark edip içeri girdim .

 

 

"Meltem abla ! "

 

 

Adımlarım hızlı hızlı odaların içinde dolaşırken yerde acı içinde kıvranan Meltem abla'yı fark ettim .

 

 

 

"Abla , abla duyuyor musun beni ? "

 

 

Bir eli karnını sarmış acı dolu inlemeler çıkıyordu ağzından .

 

 

"Sakin ol abla , şimdi ambulansı arıyorum sakin ol tamam mı ? "

 

 

Meltem ablayı sakinleştirmeye çalışıyordum ama ben hiç sakin değildim . Panikle ambulansı ararken bile neler dediğimi bilmiyordum .

 

 

"İnci ."

 

 

"Abla aradım hemem gelecek ambulans meraklanma sen ."

 

 

"İnci , bebeğim ."

 

 

"Bir şey olmayacak bebeğine abla . Ona bir şey olmayacak ."

 

 

 

"Korkuyorum ."

 

 

Bebeği onu bırakıp gitmesin diye sıkı sıkı tutuyordu karnını .

 

 

"Korkma abla . O yaşayacak hem dayısı ona bir sürü kıyafet aldı biliyor musun ? "

 

 

"Yaşayacak değil mi ? "

 

 

Şu an her şeyden çok bebeğin yaşamasını isterdim . Hem de her şeyden çok.

 

 

 

"Yaşayacak tabi ."

 

 

 

İnanmak istiyordu Meltem abla . Bebeğinin yaşayacağına inanmak istiyordu .

 

 

Ambulans gelip hastahaneye gidene kadar Meltem abla sadece bir soru sormuştu .

 

 

O da bebeğim yaşayacak mı ?

 

 

Gözleri kapanıp bilinci gidene kadar sadece bir soru sormuştu o da bebeğinin yaşayıp yaşayamayacağıydı .

 

 

 

"İnci , İnci ablam nerede ? İyi mi o ? "

 

 

Çöktüğüm duvar kenarından kalkıp Cihangir'e sarıldım .

 

 

"İyi değil mi o ? Bebeği de iyi değil mi ? "

 

 

"İyi olacaklar Cihangir ."

 

 

Korkuyordu Cihangir . Ablasına bir şey olmasından deli gibi korkuyordu .

 

 

"İnci o da gitmesin . O da beni bırakıp gitmesin . Ben dayanamam İnci ."

 

 

 

"Gitmeyecek Cihangir . Ablan da bebeği de iyi olacak ."

 

 

 

"İnci bebeğine bir şey olursa yaşayamaz o . "

 

 

Cihangir'in yüzünü alıp omzuma yatırdım . Şu an dayanağa ihtiyacı vardı .Cihangir'in ağlayacak bir omuza ihtiyacı vardı .

 

 

 

Kaç saat bekledik ya da o kadar saatler geçmiş miydi bilmiyordum ? Oturduğumuz sandalye de Cihangir omzuma yaslanmış şekilde öylece duvarları izliyordu .

 

 

 

"Cihangir , eniştene haber verdin mi ? "

 

 

"Verdim . Şehir dışında toplantıdaymış . Apar topar Ordu'ya geliyordu ."

 

 

 

Bana cevap verdikten sonra kaldırdığı başını yeniden omzuma yatırdı .

 

 

 

"Meltem Hanım'ın yakınları siz misiniz ? "

 

 

İçeriden çıkan doktorlar birlikte hemen ayaklandık .

 

 

"Ablam iyi mi ? "

 

 

"Ablanızın durumu gayet iyi ."

 

 

Cihangir sormaya korktuğu soruyu çekine çekine sordu .

 

 

"Peki , bebeği iyi mi ? O da yaşıyor değil mi ?"

 

 

 

"Evet , anne de bebekte sağlıklı şu anda . Ama bundan sonra Meltem Hanım'ın daha dikkatli olması gerekiyor ."

 

 

Cihangir'in o heyecanını bir görebilseydiniz ah bir görebilseydiniz .

 

 

 

"Görebilir miyiz peki ? "

 

 

"Çok yormadan iki dakika görebilirsiniz ."

 

 

Doktordan aldığımız izinle beraber heyecanla Meltem abla'nın kaldığı odaya ilerledik .

 

 

 

"Abla ."

 

 

Cihangir hızla Metlem ablanın yattığı yatağa yönelirken ben de kapının girişinden mutlulukla onlara baktım .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"İyisin değil mi abla ? "

 

 

 

Meltem abla bir elini alıp karnının üzerine yerleştirdi .

 

 

"Ben de bebeğim de iyiyiz dayısı ."

 

 

 

O an gözümden düşen yaşa engel olamadım . Şükürler olsun ki bebeğe de Meltem abla'ya da bir şey olmamıştı .

 

 

Mutlulukla Cihangir ve Meltem abla'ya bakarken ,Meltem ablanın sesiyle kendime geldim .

 

 

 

"İnci , ne diye kapının girişinde bekliyorsun . Gelsene yanımıza ."

 

 

 

...

 

 

Bölümü beğendiyseniz yıldızımızı parlatmayı unutmayınn.

 

 

 

Hızınızı kesmeden sizi EFSUNKÂR'A davet ediyorum. Eminim onu da beğeneceksiniz .

 

 

Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakın ..

Bölüm : 12.03.2026 21:14 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...