

Gün ve gün daha da büyüyor ailemiz hepinize çok çok teşekkür ederim canlarım .
Bu bölüm mutlu bir bölüm . Cihangir mutlu İnci mutlu daha ne isteyebilirim ki ..
Hepinize iyi okumalar dilerim . Bol bol yorum atmayı unutmayın.
'Unuttum desem de inanma sakın .
Anılarla yazdım seni kalbime .'
...
İNCİ AKKOR
Kapının alacaklı gibi çalınmaya başlamasıyla korkmuştum . Cihangir yanına anahtar alıp öyle gitmişti . Şimdi kapıyı alacaklı gibi çalan kimdi ki .
Mutafaktan hızlı adımlarla çıkıp aynı hızımla kapıyı açtım. Gelen Cihangir'di . Ama korkutuyordu şu an beni . Hem yüzündeki ifadeyle hem de kapıyı alacaklı gibi çalması korkutuyordu beni .
"Cihangir , bir şey mi oldu ? "
"Bir şey soracağım İnci ? Ama bana dürüst ol olur mu ? En azından bu kez dürüst ol ."
Korkutuyordu Cihangir beni .
"Cihangir bir şey mi oldu söylesene ? Korkutuyorsun beni.
"Beni tekrar bırakıp gidecek misin ? Günü geldiğinde beni tekrar bırakacak mısın ? "
Cihangir'in sorusuyla nasıl hissedeceğimi bilemedim . Her şeyi sormasını beklemiştim ama bunu beklememiştim .
Ben bırakıp gitmezdim ki Cihangir'i . Hem de hiçbir zaman bırakıp gitmek istemezdim . Benim Cihangir'den başka kimsem yoktu ki . Nasıl bırakıp gidebilirdim .
Cihangir bana git demediği sürece gitmezdim ben . Cihangir bana git demediği sürece evimi bırakıp gitmezdim.
"Sen bana git demediğin sürece gitmem ben Cihangir . Sen bana çık git demedikçe ben evimi bırakıp gitmem ."
Benden nasıl bir cevap bekliyordu bilmiyordum . Ama aldığı cevap karşısında yüzündeki değişime an ve an şahit olmuştum .
Sıra benim için önemli sorunun cevabındaydı . Cihangir'in sorusu bitmiş şimdi sıra benimkindeydi .
Cihangir ağzını açıp bir şeyler söylesin istedim . Ama ağzını açıp bir kelime etmedi sadece kollarını açıp sıkıca sarıldı . Hem de öyle sıkı sarıldı ki Cihangir beni hiç bırakmayacak zannettim .
Belki de hiç bırakmazdı Cihangir beni .
Elleri sıkıca belimi sarmıştı . Hissediyordum . Cihangir'in saçlarıma bıraktığı sayısız buseleri hissediyordum . Sanki her bir saç telimi öpmek istercesene buseler konduruyordu .
"Ben sana nasıl git diyeyim İnci . Benimle kalman için her şeyimi verecekken nasıl git diyeyim sana . Gidebilme ihtimalin canımı acıtırken nasıl git diyeyim ?"
O zaman gitmezdim ki ben . Cihangir 'de gitmemi istemiyordu o zaman hiç gitmezdim .
"Ben de gitmem Cihangir . İnsan evini bırakıp gidemez ki . Ben nasıl gideyim . Daha evime yeni kavuşmuşkan nasıl gideyim ."
Belimdeki ellerini çekip yüzüme yerleştirdi . Çenemdeki beni sevmek istercesine parmağıyla üzerine dokundu .
"Ben de evimi yeni buldum İnci . Bu ev varya senden önce dört duvardan ibaretti benim için . Eskinden birkaç günde bir uğrardım buraya . Ama sen gelince eve gelmek için saatleri sayar oldum İnci . Senin eşyalarını gördükçe mutlu oluyorum ben . Hele de beyaz panduflarını görünce çok mutlu oluyorum ."
Öleceğim zannettim . Cihangir böyle konuştukça öleceğim zannettim . O kadar yaşarken bunları duymaya hakkım yok gibi geliyordu ki öleceğim zannettim .
Hakkım varmış benim. Cihangir'e bir kere not bırakmaya da hakkım varmış . Cihangir'in terliklerinin yanına beyaz panduflarımı koymaya da hakkım varmış .
"Cihangir ."
"Daha açık konuşayım ister misin İnci tanem ? Ben canımdan çok seviyorum seni . Bu her zaman böyleydi . Küçükken de şimdi de . Sana kızgınken bile bu böyleydi ve inan bana hep böyle olacak İnci . Ben seni her zaman canımdan çok seveceğim ."
Canı gibi sevmek değildi Cihangir'inkisi . Canından çok sevmekti .
Bu sefer kesin ölecektim ben . Cihangir her konuştuğunda sanki bedenim ölüme hazırlanıyordu .
"Hani unutmuştun beni ? Hatıralarından da silmiştin ."
Duymak istedim . Biliyordum ama yine de duymak istedim .Seni hiç unutmadım diye haykırmasını istedim .
Yanaklarımdaki ellerini çekmeden alnını alnıma yasladı . Sıcacıktı anlı hâlâ az da olsa ateşi vardı Cihangir'in .
"Yalancıyım kızım ben . Seni unutmam mümkün mü ? Seninle ilgili her şeyi hatırlıyorum . Dün gibi hatırlıyorum. Seni herkesten ayırt edecek çenendeki beni , ıspanaklı börek sevdiğini , çorbanın yanında ekmek yiyemediğini her şeyi hatırlıyorum İnci . Senin kendinde farkında olamadığın şeyleri bile hatırlıyorum ."
Bu sefer kandırmamışlardı Cihangir'i . Gerçekten de yalancıydı .
"Bu sefer kandırmamışlar oğlum seni .Yalancısın sen "
Gözlerime bakıp kocaman gülümsedi . Hem de kocaman.
"Ee sen de söylemeyecek misin İnci ? "
"Neyi ? "
"Beni sevdiğini . Ben söyledim sen de söyle olmaz mı ?"
Cihangir tam olarak ne duymak isterdi bilemiyordum ama içimden gelenleri saklamadan söylemek istedim.
"Ben de seni seviyorum oğlum . Ben seni ilk tanıştığımız andan beri seviyorum ve inan bana hep seveceğim seni ."
"İnci tam şu an ne yapmak istiyorum biliyor musun ? seni öpmek istiyorum . Hakkım varsa seni tam şu an öpmek istiyorum ."
Vardı . Cihangir ne dese hakkı vardı .
Nasıl baktım gözlerine bilmem ama Cihangir cevabını almış gibi gülümsedi .
Sonrası bambaşka bir histi . Cihangir'in dudaklarını dudaklarımda hissetmek bambaşka bir histi .Gözlerim anın getirdiği hisle birlikte kapandı . Güzeldi . Cihangir'le öpüşmek güzeldi . Ellerinin yüzümü kavraması güzeldi . Cihangir her şeyiyle güzeldi .
"İnci ."
Gözlerim hâlâ kapalıydı . Gözlerimi açıp da bu anın bozulmasını istemedim .
"Seni seviyorum ."
Cihangir beni sevdiğini söylemekten asla bıkmayacaktı .
İyi ki de bıkmayacaktı .
...
"Cihangir . Hadi kalk yemek hazırladım . Yemeğini ye sonra ilaç içeceksin ."
Güneş saatler önce batmış yarın yeniden doğmak üzere yerini aya bırakmıştı .
Cihangir'le sabah konuşmamızın ardından nazlı hastamız tekrar kötüleşmiş yatak döşek yatıyordu .
"Cihangir hadi bak çorban soğuyacak ."
"İnci ben yemek yemek istemiyorum ."
Nazlıydı işte . Hem de çok nazlıydı bu Cihangir .
"Tamam yataktan doğrul ben tepsiye koyup getireceğim çorbanı tamam mı ? "
"Hı-hı "
Cihangir'i yatak odasında bırakıp hızlıca mutfağa gittim . Sanki koskoca adamla değil de üç yaşındaki bebekle ilgileniyordum . Şikayetçi olduğumdan değildi sadece Cihangir'i böyle savunmasız görmek garip hissettiriyordu.
Cihangir küçükken bile bu kadar savunmasız değildi . O minik bedeniyle beni abimden korumaya çalışırdı .
"Cihangir hadi kalk . Çorbanı iç sonra tekrar uyursun ."
Zorlukla gözlerini aralayıp yattığı yerden doğruldu .
"Bak böyle olmayacak Cihangir . Hastahaneye gidelim diyorum ona da razı olmuyorsun ."
"İyiyim İnci . Biraz daha dinlenirsem iyi olacağım . Meraklanma sen ."
Hâlâ meraklanma diyordu . Bir bilse onun canı yandığında benim ne kadar canımın yandığını ah bir bilse böyle konuşmaya utanırdı.
Sıcak çorbadan bir kaşık alıp Cihangir'e doğru uzattım.
"Aç bakalım ağzını ."
"Ben yerim . Sen zahmet etme İnci ."
Bir de naz yapıyordu . Çok nazlıydı bu Cihangir .
Kaşığı bırakmayacağımı anlayınca ağzını açtı ben de çorbayı yedirmeye devam ettim .
"Sen yedin mi yemek ? "
"Yok seni bekledim . Sen ye sonra yiyeceğim ben de ."
"Olmaz ki öyle . Ben yerim kendi yemeğimi sen de ye ."
Susmayacağı belliydi Cihangir'in . Bu yüzden Cihangir'in hasta olup olmamasını umursamadan kaşığını alıp bir kaşık çorba içtim .
"Oldu mu ?"
"Olmadı efendim . Hastayım ben sen niye benim kaşığımla içiyorsun çorbayı ."
"Canım bu kaşıkla içmek istedi olamaz mı ? "
Sanki hasta olsam sadece kaşıktan dolayı olacaktı . Her an dipdibe değilmiş gibi kaşığı suçluyordu .
Cihangir söylenmesini dinleye dinleyi çorbayı içmiştik . Tepsinin yanına koyduğum ilacı alıp Cihangir'e içirdim .
"Tamam şimdi uyuyabilirsin ."
"Sen nereye gidiyorsun ? "
"Uyuyacağım dedin ya Cihangir . Ondan odama geçecektim ."
" Ne demek odam ? "
Bu Cihangir hastalınca beynini kullanamıyordu galiba.
"Cihangir iyi misin sen ? Hangi odam olabilir . Uyuduğum odam var ya işte ."
"Öyle bir oda yok artık . Ben o odayı başka bir şey için kullanmaya karar verdim . Sen de benimle kalırsın . "
Ben de isterdim Cihangir'le kalmak . Ama şu an hastaydı . Dinlenmesi gerekliydi .
"Tamam sen dinlen . Sonra gelirim ben senin yanına . Yoksa iyileşemeyeceksin Cihangir ."
"Ben seninle dinleniyorum İnci . Sen yanımda olunca dinleniyorum . Benimle kalsan olmaz mı ? Zaten benim kaşığımla çorba içtin hastayım uzak dur evresini geçtik ."
"Kalırım . Ben seninle kalırım Cihangir ."
Yemek tepsisini komodinin üzerine bırakıp Cihangir'e yaklaşıp sarıldım .
"Uyuyacak mısın hemen ? Eğer uyumayacaksan biraz sohbet edelim mi Cihangir ? "
"Yok uyumayacağım. Sen anlat ben dinlerim seni ."
Aslında konuşmamız gereken çok konu vardı . Koskoca sekiz sene kolay geçmemişti ikimiz içinde . Birbirimize anlatacak çok şeylerimiz vardı .
"Cihangir hiç aşık oldun mu sen ? Yani biz ayrıldıktan sonra aşık oldun mu ? "
Sekiz yıl az bir süre değildi . Belki daha nice Selin'ler Cihangir'e aşık olmuştu .
"Aşık olmak nasıl bir şey ki İnci ? Ben aşktan bahsedeceksem sadece senin adını geçiririm . "
Olmamıştı işte . Cihangir bir bana aşık olmuştu .
"Sen ? "
"Ne ben ?"
"Sen aşık oldun mu ? "
"Ben de aşktan bahsedeceksem bir tek senin adını geçiririm Cihangir ."
Aşk tam anlamıyla nasıl bir şeydi bilmiyorum ? Ama benim Cihangir'e olan duygularımı aşk karşılar mıydı onu da bilmiyordum ?
Sanki aşktan fazlaydı bizimkisi .
Sankisi fazlaydı .
Bizimkisi aşktan fazlaydı .
"Cihangir , biliyor musun ben senin üniversiteyi hep İstanbul'da okuduğunu düşündüm . Her gün sana bir kere sinirleniyordum . Her gün bir kere İstanbul'da üniversite okuduğun için sinirleniyordum sana. Özür dilerim ."
"Dileme . Sanki ben suçsuz muyum İnci ? O yüzden özür dileme benden olur mu ? "
Suçsuzdu ki Cihangir . Bu hikayenin en suçsuzu Cihangir'di .
"Gidemedim ki İnci . Ben İstanbul'u seninle sevmiştim . Sensiz nasıl gidebilirdim söylesene ? "
Cihangir İstanbul'u benimle sevmişti . Bensiz İstanbul'u ne yapardı ki .
"İnci ."
Cihangir bir şey sormak ve sormamak arasında gidip geliyordu .
"Dinliyorum seni Cihangir . Hadi sor ne istersen ."
"Hani sana seni hatırlamıyorum dedim ya çok üzüldün mü o zaman ? "
Üzülmüştüm . Hem de o kadar çok üzülmüştüm ki . Canım acımıştı benim . Cihangir beni hatırlamadıkça canım dünyalar kadar acımıştı .
"Üzüldüm .Hem de çok üzüldüm biliyor musun Cihangir ? Benimle birlikte küçük İnci 'de ağlıyordu ."
"Özür dilerim bitanem . Özür dilerim İnci'm . O zaman sana kızgınlığı atamamıştım kalbimden . Sekiz yılı atamamıştım .Beni bile isteye bıraktığını düşünüyordum . Aklımca hatırlamadım dersem anlarsın diye düşündüm . Özür dilerim bitanem ."
Bitanem .
Fazla güzel geliyordu kulağa . Cihangir'in bitanesi .
"Artık üzülmüyorum ki Cihangir . Beni hatırladığını biliyorum ya üzülmüyorum ."
Cihangir belimdeki ellerini daha da sıklaştırıp başını iyice boynuma yaklaştırdı .
"Sen hiç üzülme İnci . Varsın ben üzüleyim ama sen üzülme ."
İkimizde üzülmesek olmaz mıydı ? İkimizde mutlu olsak olmaz mıydı ?
"İnci , ben bir şey sormak istiyorum ama korkuyorum cevabından . Yine seni üzücekse anlatma olur mu ? "
Cihangir belimdeki elinı yavaşça karnımdaki yaranın üzerine getirdi .
Yine o çirkin yara oradaydı . O çirkin varlığıyla hep orada kalacaktı .
"Acıyor mu ? "
"Acımıyor artık . Ama -"
"Ama çok acıdı değil mi ? "
Anlıyordu Cihangir beni . Ben konuşmasam bile anlıyordu .
"Neden yaptı bunu İnci ? O şerefsiz ne sebep buldu da kardeşini bıçaklayacak dereceye geldi ? "
Sadece sana gelmek istemiştim Cihangir . Sadece sana gelmek istemiştim .
"Sana gelmek istedim."
"İnci'm ."
İnanmıyordu Cihangir . Ya da bu kadarına inanmak istemiyordu .
" O zamanlar 21 yaşındaydım . Senden üç yıldır haber alamıyordum . Hem de hiçbir haber . O gece ansınız rüyama geldin Cihangir . Hiç rüyalarıma gelmezdin ama o gece geldin. Sanki beni çağıyordun . Affettim seni İnci diyordun bana ."
Gözümden istemsizce bir yaş düştü . Cihangir görmeden yaşı yok etmek istedim ama Cihangir narince sildi gözyaşımı .
"Ben de uyandığım gibi sana gelmek istedim . Nereye gideceğimi bilmeden sana gelmek için evden çıktım . Pijamalarımı bile değiştirmeden sana gelmek için evden çıkıyordum ama Faruk yakaladı beni . İlk başta dalga geçti benimle ama sonra kapıyı açtı ve git dedi ."
Daha fazla ağlamamak için dişlerimi sıktım .
"Ben de inandım ona . Aptal gibi inandım.O heyecanımla bütün yaptıklarına rağmen affettim onu . Nereye gittiğimi bilmezcesine sana geliyordum . Sonra o geldi arkamdan . Ben ne olduğunu anlayamadan bıçağı sapladı ve beni öylece o ıssız sokakta bırakıp gitti . "
Cihangir'in ellerinin buz kestiğini hissediyordum . O sıcacık elleri şimdi buz gibiydi .
"Ağlama bitanem . Yalvarırım ağlama . Ödeyecek sana yaptıklarını , bizim kaybolan sekiz yılımızın bedelini ödeyecek ."
"Ama karnımdaki yara çok çirkin Cihangir ."
Hızlıca olumsuzca başını yana salladı .
"Hayır hayır , çirkin değil İnci'm . Hiç çirkin değil . Sen çok güzelsin . Sen her şeyinle çok güzelsin . Sen dünyanın en güzel şeyisin İnci'm ."
Cihangir'e daha sıkı sarılıp yüzümü boynuna gömdüm . Sanki burası güvenli limandı benim için .
"Dayanamıyorum ki ağlamana . Ağlama artık olur mu ? Sen ağladıkça bir dakika bile durmadan o Faruk'un yanına gitmek istiyorum ."
"Gitme ."
Gitme dememi duymasıyla beraber daha sıkı sardı belimi . Sonra yavaşça saçlarımı okşamaya başladı . Yetmedi şakağıma öpücük kondurdu .
"Bir daha güzel saçlarından işe yaramaz saçlarım diye bahsetme , bir bilsen benim gözümdeki değerlerini utanırdın işe yaramaz demeye ."
Faruk işe yaramaz saçların diyordu Cihangir ise saçlarımın değerini bile ölçemiyordu .
"Söylemem bir daha ."
"Aferin sana ."
Cihangir'e bıraz daha yaklaşıp çenesine öpücük kondurdum . Güzeldi Cihangir'i öpmek hem de fazlasıyla güzeldi .
Benim Cihangir'i öpmeyi sevmem gibi galiba Cihangir 'de beni öpmeyi seviyordu ...
Bugün tam anlamıyla güneş bizim için doğmuştu . Küçük Cihangir ve İnci yıllar sonra çok mutlulardı . Tıpkı bizim gibi .
Zor zamanlar geçirmiştik . Belki de daha da geçirecektik ama artık yalnız değildim ben . Cihangir vardı yanımda . O yalnız bırakmazdı beni .
Bitanem demişti .
İnsan bitanesini hiç yalnız bırakır mıydı ? Tabiki de bırakmazdı ...
..
Bölümü beğendiyseniz yıldızımı parlatmayı unutmayınnn.
Artık küçük Cihangir ve İnci çok mutlu . Tıpkı İnci ve Cihangir gibii ...
Cihangir'in bitanesinin bir günlüğü olsa yüzlerce kez bugünü yazardı . Bıkmadan usanmadan heyecanla bugünü yazardı .
Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakınn.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |