

Canlarım ben geldimm .
Bol bol bol yorum yapmayı unutmayın olur mu ? Ben sizin yorumlarınızla ,düşüncelerinizle varım .
Heyecanla bekliyorum yorumlarını okuyup cevaplamak için .
Hepinize iyi okumalar dilerim umarım bölümü beğenirsiniz.
...
İNCİ AKKOR
"İnci benim artık gitmem gerek ."
Oturduğumuz sandalyelerden kalktık . Cihangir arkasını dönmüş şekilde kapıya ilerlerken aklıma sadece sarılmak geldi .
"Cihangir ."
Adımları ilk önce duraksadı sonra yavaşça bana döndü .
Hedefim sadece sarılmaktı . Hedefim Cihangir'e sımsıkı sarılmaktı .
Aramamızdaki mesafeyi kapatıp Cihangir'e sımsıkı sarıldım.
Onu bırakmak istemezcesine sımsıkı sarıldım.
Kokusunu soluyacak kadar sıkı sarıldım.
"İnci "
Cihangirin sesi o kadar kederli geliyorduki oturup Cihangir'in kederli sesine ağlamak istedim .
Cihangir'in sesi çaresiz gelmezdi ki . Cihangir çaresiz hissetmezdi şimdi niye çaresizdi sesi .
Cihangir'in elleri hâlâ iki yanında serbest şekilde duruyordu ama hiç üzülmedim . Benim amacım Cihangir'e sarılmaktı . Bu yüzden Cihangir bana sarılmadı diye üzülmedim .
Başımı biraz daha kaldırıp Cihangir'in boynuna doğru sindim . Cihangir beni itmedikçe Cihangir'den ayrılmayı düşünmüyordum .
"İnci ."
Belki de beni durdurmak için adımı söylüyordu ama anlamazlıktan geldim . Açık açık beni itmedikçe ben Cihangir'den ayrılmayacaktım .
"İnci ."
"Sus Cihangir . Nolur sus bir dakika daha sarılayım ."
"Bende sana sarılsam olur mu ? Rahatsız olmazsan ben de sana sarılsam ."
Başımı Cihangir'in sinesinden çekip kaldırdım .
"Cihangir ."
"Bir kere sarılayım mı ben de ? "
Böyle çaresiz konuştukça gözlerim istemsizce doluyordu .
Cihangir'e cevap vermeden tekrar sıkıca sarıldım . Yine başımı sinesine doğru yasladım.
Sırtımdaki boşluk kayboldu artık . Cihangir'in elleri o boşluğu kapattı .
Artık benim sarılmamı geçmişti olay . Artık biz sımsıkı birbirimize sarılıyorduk.
"İnci ."
"Hım ."
"Kendine dikkat et olur mu ? "
"Sen beni merak etme Cihangir . Sen kendine iyi bak ."
"Ablam'la aramız biraz bozuktu ama benden ses çıkmadıkça meraklanıp gelir . Olmayacak sözler söylerse üzülme olur mu ? Sen de cevabını ver ."
"Sen düşünme bunları ben hallederim ."
"Düşünme diyorsun bana ama aklımdan çıkmıyor ki .O korkuyorum dediğin an hiç çıkmıyor aklımdan .Yapayalnız ne yapacağım evde dediğin an çıkmıyor aklımdan ."
Cihangir'in sinesindeki yüzümü kaldırıp gözlerine baktım.
"Artık korkmuyorum ki . Hem senin odanda uyuyacağım unuttun mu ? "
"Unutmadım ."
Cihangir kendi odasında uyuyacağımı unutmamıştı .
"Uyumadan önce evimizin kapısını kilitle. Pencereleri de kontrol et . Eğer huzursuz hissedersen de abimi ara hemen ."
Evimiz .
Cihangir belki evimiz kelimesini öylesine söylemişti ama benim için öylesine bir kelime değildi .
Evimiz demişti Cihangir .
Evi olmayan bana evimiz demişti .
Cihangir'in söylediği bütün sözlere onaylarcasına başımı salladım .
Kapının tıklatılmasıyla bakışlarımız kapıya yönledi .Artık ayrılma zamanı gelmişti.
Hiç istemezdim ayrılmak ama zor da olsa Cihangir'den ayrıldım .
"Gitme zamananım geldi ."
Cihangir'in gitme zamanı gelmişti . O zaman keşke hiç gelmeseydi ama gelmişti .
Cihangir'le birlikte kapıya doğru yürüyüp kapıyı açtık .
Kapının önünde Samet ve Şerif abi bekliyordu .
"Cihangir seni götürmem gerek izin süresi doldu ."
"Tamam Samet sağ ol her şey için ."
Samet , Cihangir'in yanına gidip koluna girdi . Artık ayrılık zamanıydı .
"Abi , İnci sana emanet ."
Cihangir'in söylediğiyle Şerif abi burukça başını salladı.
"Emanetin başım gözüm üstüne ."
...
Şeri abi tek başıma kalmamam için evlerine davet etmişti ama gidemedim .
Daha dün geceye kadar evde yapayalnız kalacağım için korkan benken şimdi hevesle eve girmek istedim .
Şerif abi beni eve bırakırken kendisi de Cihangir'i şikayet edenlerle görüşmek için gitmişti .
Cebimdeki anahtarı çıkarıp kapıyı açtım . Dışarısı ne kadar soğuksa evimiz de bir o kadar sıcaktı .
Evimiz ...
Yüzümde her şey inat bir gülümseme belirdi .
Benim bir evim vardı artık .
Bir gün geldiğinde belki burada yaşayamacaktım ama yine de benim bir evim vardı .
Ben 27 yaşında bir eve sahip oldum . İlk kez kendimi bir yere ait hissettim .
Kalbim yine minik çocuklar gibi hızlı hızlı atmaya başladı. Sanki anlıyordu kalbim . Benim ne kadar mutlu olduğumu anlıyordu .
"Kalbim , lütfen biraz yavaşla ."
Ellerim küçük çocuklar gibi kalbimin üzerine yerleşti .Hızlı hızlı atıyordu kalbim .
"Benim bir evim var artık kalbim . Duyuyorsun beni değil mi artık bir evim var ."
Kalbim , sanki duyduğunu belli edermişçesine daha da hızlı hızlı atmaya başladı .
"Artık hastahanede doktor evinize gidebilirsiniz dediğinde gidebileceğim bir evim var . "
Yine gözlerimden yaşlar akıyordu ama sanki mutluluktandı .
"Akşam olduğunda gelebileceğim bir evim var."
"Herkes bana sırtını döndüğünde başımı sokabileceğim bir evim var ."
"Temizliğini düşünebileceğim bir evim var ."
Artık evsiz değildim ben . Belki çok büyük eksikliklerim vardı ama evsiz değildim .
Yaslandığım kapıdan doğrulup kapıyı kilitledim. Cihangir evimizin kapısını kilitle demişti . Ben de Cihangir'i dinleyerek evimizin kapısını kilitledim .
Pencereleri de kontrol et demişti Cihangir . Bütün pencereleri tek tek kontrol ettim .
Güneş bir kez daha yarın doğmak için batıyordu . Güneşin son ışıklarına bakıl perdeleri kapattım.
Dün geceden beri uyuyamadığım için bedenimde halsizlik vardı ve biliyordum ki uyuyunca daha iyi hissedecektim .
Adımlarım hevesli şekilde Cihangir'in odasını buldu .Eve geldiğimden beri ikinci kez giriyordum Cihangir'in odasına .
Odanın kapısını açtığım gibi Cihangir'in kokusu karşıladı beni . Sanki bütün koku bu odada hapsedilmiş gibi yoğun kokuyordu .
Işığı açmadan ilerleyip yatağın yanına geldim . Bir elimle yorganı açıp yatağa oturacaktım ki son an da vazgeçtim .
Kirliydim ben . Sabahtır dışarıdaydım üzerimdekiler de kirliydi . Böyle yatıp kirletemezdim Cihangir'in yatağını.
Açtığım yorganı geri düzeltip odadan çıktım .
Kendi kaldığım odaya gidip dolaptan temiz kıyafetler aldım. Sonra da vakit kaybetmeden duşa girdim .
Şimdi daha iyi hissediyordum kendimi . Artık kirli de değildim temizdim . Cihangir'in yatağına da yatabilirdim.
Banyodan çıkıp yine aynı hevesle Cihangir'in odasına girdim .
Yine aynı hevesle yorganı açıp yatağın içine girdim .
Yine buram buram Cihangir kokuyordu her yer . Cihangir sanki yanımdaymışçasına kokuyordu.
Ve bu koku bana o kadar iyi geliyordu ki . Sanki bütün acılarımı , yaralarımı , dertlerimi alıp götürmüşçesine iyi geliyordu .
İnsan birinin kokusunu soluyunca yeni doğmuş gibi acısız , yarasız , dertsiz hisseder miydi ? Sadece bir koku değil miydi bu ? Nasıl her şeyi alıp götürebiliyordu .
Ama götürüyordu işte . Sanki elinde bir sihirli değnek varmış gibi her şeyi götürüyordu .
Bu sefer klinikteki gibi kokuyu bitirip tüketmekten korkmadım . Doyasıya soludum o kokuyu ve olabildiğim kadar huzurla uykuya daldım .
...
Yine aynı huzurla uyuyordum ki açlıktan midem bulanmaya başlayınca huzurlu uykuma devam edemedim .
Mide bulantım belki geçer umuduyla bekledim ama geçmedi bir türlü . Artık işin içine karnımın guruldamasıda girince istemeyerek de olsa yataktan kalktım .
Komodonin üzerindeki telefonu da alıp mutfağa doğru ilerledim .
Gözlerim duvardaki saate kaydığında gece üçe geldiğini gördüm . Aralıksız yedi saat uyumuştum ve midem bulanmasaydı sabaha kadar da uyuyabilirdim .
Bileğimdeki tokayla saçlarımı toplayıp buzdolabının kapağını açtım . Gece üçte ne yiyebilirdim ?
Dolaptaki domates ve biberi görünce canım menemen çekmişti . Hemen hızlıca menemen yapıp yiyebilirdim . Sonra yine Cihangir'in yatağında uyurdum .
Dolaptan birkaç domates ve biberi çıkarıp güzelce yıkadım . Sonra yine aynı özenle doğrayıp tavaya aldım .
Domates ve biber yeterince pişince dolaptan iki tane yumurta çıkarıp kırdım .
Artık menemenim hazırdı .
Dolaptan biraz ekmek de alıp masaya oturdum. Menemenin kokusunu duydukça sanki midemdeki boşluk daha da artıyordu .
Ben evimde menemen yapmıştım .
Evim kelimesi aklıma geldikçe gülümsemeden duramıyordum .
Yine aynı gülümsememle menemenimi yemeğe başladım.
Bu kadar acıktığımı ben de fark etmemiştim . Tüm iştahımla birlikte menemenimi yemeye devam ederken telefonum çalmaya başladı .
Telefonuma baktığımda bilinmeyen numaraydı. Yine arayan Yavuz olabilir mi diye içimde bir tedirginlik oluştu.
Telefonu açıp kulağıma doğru götürdüm ama konuşmadım. Eğer Yavuz'un sesini duyarsam direkt kapatacaktım.
"İnci benim ."
"Cihangir."
Doğru duyup duymadığıma inanamadım . Gecenin üçünde Cihangir ben nasıl arayabilmişti ki .
"İnci ."
Sesi fazla kederli geliyordu .
"Cihangir bir şey mi oldu ? Sen nasıl arabildin beni ?"
"İnci ilk önce bana iyi olduğunu söyle buna ihtiyacım var .İyisin değil mi ? Evimizdesin ."
Sesi titriyordu sanki Cihangir'in . Her zaman ki baskın sesinin aksine titrek geliyordu .
"İyiyim ben Cihangir . Evimizdeyim . Ama korkutuyorsun beni sen iyi misin ? "
"Değilim . Ben iyi değilim İnci ."
Elimden sadece Cihangir'in ismini fısıldamak geldi .
"Cihangir ."
"İnci ben kabus gördüm . Ama çok kötüydü İnci. O kadar kötüydükü ki kendime gelemedim ."
"Ne gördün Cihangir ?"
"Söylemesem olur mu İnci ? Ya söylersem gerçekleşirse ."
Gördüğü kabusun etkisinden çıkamamıştı Cihangir . Sanki birkaç kelime söylese kabusu gerçekleşecekti .
"Evdesin değil mi İnci ? Güvendesin sen ."
Israrla soruyordu . Bıkmadan usanmadan tekrarla iyi olduğumu soruyordu.
"Hı-hım evdeyim . Sen beni nasıl arayabildin Cihangir ?"
"Samet'e ısrar ettim . Biraz zor oldu ama arayabildim . Bir de kötü halimi görünce çok bir şey diyemedi."
"Cihangir kabus- "
"İnci kabus hakkında konuşmasak olur mu ? "
Cihangir'in kabusu benimle ilgiliydi . Artık bundan emindim . Benimle ilgili bir kabus görmüştü .
"Tamam ,konuşmayalım sen ne istersen onun hakkında konuşalım ."
Telefonun diğer ucunda derin bir nefes işittim .
"Ben uyandırdım değil mi seni ? Uyuyordun bu saatte .Ama İnci aramasaydım içim rahat etmeyecekti ."
"Yok yok ben uyumuyordum Cihangir . Biraz acıkmıştım mutfaktayım şimdi ."
Bir de gecenin bir vaktinde beni uyandırdığı için kendini kötü hissetmesin istedim .
"Yemek mi yiyordun ? "
"Hı-hım ."
"Ne yaptın yemek için ? "
Yaptığım menemen çok bir şey değildi ama Cihangir'e söylemek istemedim . Belki canı çekerdi .
"Öyle yaptım bir şeyler ."
"Söylesene İnci ne yaptığını ? "
"Ya canın çekerse ? "
"Çekmez . Ben tokum şu an o yüzden canım çekmez."
"Menemen yaptım ."
Telefonun ucunda bir gülüş duydum sanki ama çok kısa sürdü ya da tamamen benim uydurmamdı .
"Soğanlı mı yaptın yoksa soğansız mı ? "
Cihangir neden benim ne yediğimi ya da neli yaptığımla ilgileniyordu bilmiyordum . Belki de sadece kabusun etkisinden kurtulmak için aklını dağıtmaya çalışıyordu .
"Soğansız ."
"Olmamış o menemen ."
"Niye ki gayette olmuş . "
"Soğansız menemen mi olur İnci ? Olmaz . O yüzden seninki olmamış ."
Cihangir hakkında yeni bir şey öğrenmenin hevesiyle kalbim hızlandı .
Cihangir soğanlı menemen seviyordu . Hatta soğansız menemene , menemen bile demiyordu .
"Bakıyorum da işin gurmesi olmuşsun ."
"Genelde öyle derler ."
"Kandırmışlar oğlum seni ."
Bu sefer telefonda bir gülüş duyduğuma emindim . Bu sefer Cihangir gülmüştü .
Cihangir'in gülüşünü duyunca istemsiz benimde yüzümde bir gülümseme belirdi .
Telefonu kulağım ve omzum arasına sıkıştırıp ellerimi yıkadım . Sonra da mutfağın ışığını kapatıp yine aynı hevesle Cihangir'in odasına ilerledim .
"Hareket mi ediyorsun İnci ? "
"Hı-hım . Mutfaktan çıktım şimdi ."
"Nereye gidiyorsun şimdi ?"
"Senin odana geldim . "
"Benim odama ." diyerek tekrar etti .
"Hı-hım ."
Açlıktan uyanıp kalktığım yatağa tıka basa dolu şekilde tekrar oturdum .
"Cihangir ,Samet telefonunu istemedi mi ? Sonra sıkıntı çıkmasın ."
"Telefonu verirken bir boşlukta almaya geleceğim dedi .Samet gelene kadar telefon ben de ."
"O zaman biraz daha konuşabilir miyiz ? "
"Konuşabiliriz ."
Bir elimle telefonu tutup yorganı açtım . Sonra yastığım düzeltip yatağa yattım .
"Sen gelince nevresimleri değiştiririm ben ."
"Gerek yok öyle şeyleri sorun etmem ."
"Olsun ben yine de değiştireyim . Gelince temiz nevresimde yatarsın ."
"Bunu sonra konuşuruz İnci ."
Telefonu elimde tutup tekrar rahat bir pozisyon aldım .
"Cihangir siz Şerif abi'yle nasıl tanıştınız ? "
Şerif abi geçen gün yemekteyken Cihangir benim hayatımı kurtardı diye söylemişti ama sonra o konu hakkında bir şey söylememişti .
"Ben üniversite birinci sınıftayken Şerif abi son sınıftı . Gerçi o bilgisayar mühendisliği okuyordu ama bir şekilde karşılaştık . Biraz tatsız bir olaydı ama sonucunda biz tanıştık . O gündür de ayrılmadık hiç . Abi kardeş gibi olduk ."
"İstanbul 'da tanıştınız o zaman ."
Çünkü Cihangir İstanbul'da okumuştu . Bizim hayalimiz olan İstanbul'da okuma hayalimizi Cihangir tek başına gerçekleştirmişti .
"Yok Ankara'da tanıştık biz . Ankara üniversitesinde ."
Birkaç saniye Cihangir'in söylediklerini anlayamadım.Ankara 'da tanıştık demişti Cihangir . Ankara üniversitesinde .
"İnci benim kapatmam gerek şimdi Samet geldi. Kendine iyi bak ."
Telefon kapandı ama ben hâlâ öylece kaldım.
Bunca yıl boyunca , tam sekiz yıl boyunca Cihangir'in İstanbul'da okuduğunu düşünmüştüm .
Bana kızgındı ,kırgındı . Beni silmişti hatıralarından bu yüzden bizim hayalimizin Cihangir'de bir yeri yoktu.
O kadar inanmıştım ki İstanbul'da okuduğuna . Her gün bir kere sinirleniyordum Cihangir'e . Her gün bir kere İstanbul'da okuduğu için sinirleniyordum .
Ama Cihangir İstanbul'da okumamıştı . Bizim hayalimiz ikimizde de birer hayal olarak kalmıştı .
Küçük Cihangir ve İnci'nin biricik hayali sonsuza dek hayal olarak kalmıştı .
...
Kitabımızı ve beni takip etmeyi unutmayın . Aynı zamanda yıldıza basıp kitabımıza da destek olabilirsiniz.
Diğer bölümde görüşene dek kendinize iyi bakın .
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |