32. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 28

didom
didido

 

 

Canlarımm ben geldimmm .

 

Size dopdolu bir bölümüyle geldimmm. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olur mu sanmam ?

 

 

Neyse şimdi uzatmayayım . Bölüm sonunda görüşürüz ..

 

 

Bol bol yorum yapmayı unutmayınnn. İyi okumalar dilerim .

 

 

...

 

 

İNCİ AKKOR

 

 

 

Cihangir hızla Metlem ablanın yattığı yatağa yönelirken ben de kapının girişinden mutlulukla onlara baktım .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"İyisin değil mi abla ? "

 

 

 

Meltem abla , bir elini alıp karnının üzerine yerleştirdi .

 

 

"Ben de bebeğim de iyiyiz dayısı ."

 

 

 

O an gözümden düşen yaşa engel olamadım . Şükürler olsun ki bebeğe de Meltem abla'ya da bir şey olmamıştı .

 

 

Mutlulukla Cihangir ve Meltem abla'ya bakarken ,Meltem ablanın sesiyle kendime geldim .

 

 

 

"İnci , ne diye kapının girişinde bekliyorsun ."

 

 

Bedenimdeki heyecanla birlikte minik adımlarla yatağın yanına ilerledim .

 

 

"Geçmiş olsun Meltem abla ."

 

 

Meltem ablanın acılı ifadesinin yanına dolan gözleri de eklendi .

 

 

"Teşekkür ederim İnci . Ben çok teşekkür ederim ."

 

 

"Olur mu öyle şey abla ? Teşekkür edilecek bir durum yok ."

 

 

Ben yapmam gerekeni yapmıştım . Ben teşekkür edilecek bir şey değil , yapmam gerekeni yapmıştım .

 

 

"İnci ."

 

 

Artık adımı sinirle söylemiyordu sanki . Tıpkı küçük İnci'nin Meltem ablası gibi sesleniyordu bana .

 

 

"İnci beni affet . "

 

 

 

Meltem ablanın gözünden akan yaşlarıyla benim de istemsizce gözlerim dolmaya başladı.

 

 

"İnci , beni affedebilir misin bilmiyorum ama beni affet İnci ."

 

 

"Abla ."

 

 

"Affet beni İnci . "

 

 

Ben kızmamıştım ki Meltem ablaya . Yemin ederim kızmamıştım .

 

 

O sadece kardeşini korumak istemişti . Bir daha kardeşini kaybetmemek için sadece korumak istemişti . Bir daha Cihangir'in hayatı mahvolmasın diye korumak istemişti .

 

 

O bir ablaydı ve sadece kardeşini korumak istemişti . Ben yemin ederim kızmamıştım Meltem ablaya .

 

 

"Ben sana kızmadım ki abla . Sana yemin ederim ben kızmadım sana ."

 

 

 

"Öyle söyleme İnci . Sen bana kız bağır çağır . Ama böyle söyleme ."

 

 

 

"Sen sadece kardeşini düşündün abla . Ben kızmadım sana ."

 

 

O kadar çok sitemim vardı ama benim sitemim Meltem ablaya değildi .

 

 

Vallahi de billahide Meltem ablaya değildi .

 

 

"Ağlama abla ."

 

 

 

Meltem abla karşımda içli içli ağladıkça dayanamıyordum.

 

 

"Sen çok ağladın İnci . Ben bu kadar ağlamışım çok mu ? Sen çok ağladın . Benim gözümün önünde çok ağladın ."

 

 

Kendini suçluyordu Meltem abla . Ama o da suçlu değildi. Tıpkı benim gibi o da suçlu değildi .

 

 

 

"Meltem abla ."

 

 

Küçükken hep Meltem ablaya sıkıca sarılırdım. Cihangir'i kıskandırmak istercesine sürekli sarılırdım.

 

 

Küçük İnci'nin bir Meltem ablası vardı . Cihangir'i sürekli birlikte sinir ettikleri bir Meltem ablası vardı .

 

 

"Sarılalım mı bir kez abla ? Hani küçükken sarılırdık ya . Yine sarılalım mı ? "

 

 

 

Küçük İnci çok özlemişti . Küçük İnci Meltem ablasını çok özlemişti .

 

 

Vallahi de billahide çok özlemişti .

 

 

 

"Gel buraya ."

 

 

Gözümden düşen yaşlarla birlikte Meltem ablanın kollarının arasına girdim .

 

 

Tıpkı küçükken olduğu gibi sıkıca sarıldı bana .

 

 

 

"Ben gelemedim İnci . Utandım senin karşına çıkmaya . Bir haftadır her gün gelmek istedim ama gelemedim İnci . Senin karşına çıkacak yüz bulamadım ."

 

 

"Abla ."

 

 

 

"Bana abla deme diye kızmıştım sana . Özür dilerim İnci'm . Ben çok özür dilerim . "

 

 

Hatırlıyordum . Meltem ablanın bana söylediklerini hatırlıyordum . Ama yemin ederim üzülmüyordum artık .

 

 

 

"Bundan sonra abla olacağım İnci . Bir abla nasıl olursa söz veriyorum öyle olacağım ."

 

 

Küçük İnci'nin artık Meltem ablası vardı .

 

 

Vallahi de billahi de küçük İnci'nin artık Meltem ablası vardı .

 

 

Meltem ablanın kollarından ayrılıp geri çekildim . İkimizinde ağlamaktan gözleri kızarmıştı .

 

 

"İnci tanem ."

 

 

Cihangir'in elimi tutmasıyla burukça gülümsedim . Cihangir de tıpkı benim gibi buruk ama mutluydu .

 

 

"Abla , küçükken bize yaptığın makarnadan yapar mısın ?"

 

 

Biz Cihangir'le her gün koşa koşa okuldan gelirdik . Meltem abla da her okul çıkışı bize salçalı makarna yapardı .

 

 

O zamanlar mutluyduk biz . Cihangir'le tek derdimiz hangimiz daha fazla makarna yiyecek diye kavga etmek olurdu .

 

 

O zamanlar vallahi de billahide biz mutluyduk .

 

 

"Yaparım tabii . Hem de bu sefer çok yaparım ."

 

 

Belki o zamanlara asla geri dönemeyecektik . Belki yeniden Cihangir'le sınıf arkadaşı olamayacaktık ama yine Meltem abla bize makarna yapacaktı .

 

 

Tıpkı küçük Cihangir ve İnci'ye yaptığı gibi bize makarna yapacaktı .

 

 

 

...

 

1,5 AY SONRA

 

 

 

"Cihangir hadi gel yemek hazır ."

 

 

Cihangir'e kaç kez seslenmiştim sayamamıştım .

 

 

"Cihangir kime diyorum ? "

 

 

Sinirli adımlarla mutfaktan çıkıp salona yöneldim . Niye cevap vermiyordu bu Cihangir ?

 

 

"Cihangir ."

 

 

Koltukta masumca uyuyakalan Cihangir'i görünce sinirli çıkışım aniden sönmüştü .

 

 

Bu birkaç gündür garipti Cihangir . Kaç kere sormuştum neyi olduğunu ama klinikle ilgili bir sorun diye geçiştirip durmuştu . Ama ben eminim ki farklı bir şey vardı Cihangir'de .

 

 

Bana söylemiyordu ama bir şey vardı . Anlamıştım ben .

 

 

 

"Cihangir ."

 

 

Cihangir'in yanına gidip eğildim . Sonra yavaşça saçlarını okşamaya başladım

 

 

"Bir tanem hadi uyan ."

 

 

"Hı ."

 

 

"Cihangir'im hadi uyan yemek hazır . Yemekten sonra uyursun ."

 

 

Gözlerini kısıkça açıp bana bakmaya başladı .

 

 

"Akşam film izleriz diye söz vermiştim sana ."

 

 

"Olsun , başka zaman izleriz ."

 

 

"Üzülmez misin film izlemedik diye ? "

 

 

 

Yorgundu Cihangir . Gözlerinin çöküklüğünden belliydi yorgunluğu .

 

 

"Üzülmem ."

 

 

Film izleriz diye plan yapmıştık ama Cihangir yorgundu .Ben üzülürüm desem bilirdim ki Cihangir yorgunluktan ölse bile ses çıkarmadan filmi izlerdi .

 

 

"Hadi kalk sen elini yüzünü yıka . Ben de Meltem ablaya çorba götürüp geleyim ."

 

 

 

Cihangir onaylarcasına başını sallayıp koltuktan kalktı . Ben de bir kaba koyduğum çorbayı alıp Meltem abla'nın kapısına gittim .

 

 

"İnci'm her gün her gün zahmet ediyorsun ."

 

 

"Ne zahmeti abla . Bizim bebişle sen yemek zor yapabiliyorsun . "

 

 

"Sorma ya gün geçtikçe daha da hareketleniyor."

 

 

Karnı belirgin şekilde büyümüş Meltem abla'ya baktım gülümsercesine .

 

 

"İnci ."

 

 

"Efendim abla ."

 

 

"Sen dediğimi düşündün mü ? "

 

 

Düşünmemiştim . Çünkü öyle bir ihtimal yoktu.

 

 

"Düşünmedim abla çünkü öyle bir ihtimal yok ."

 

 

"Ne demek yok . Benim şu kadarcık bir bilgim varsa sen hamilesin İnci . "

 

 

Sadece birkaç kere midem bulandı diye hamilesin diyordu Meltem abla .

 

 

"Abla hamile falan değilim . Sadece birkaç kez midem bulandı o kadar . Bak iki üç gündür bulanmıyor da ."

 

 

"İnci sen beni dinle ablam . Bir test yapalım . Değilsen de en azından içimizde şüphe kalmaz."

 

 

 

Umutlanmak istemiyordum . Daha çok erkendi bizim için umutlanmak istemiyordum .

 

 

"Umutlanmak istemiyorum abla ."

 

 

"İnci'm bir yapalım test ona göre bakarız ."

 

 

 

Bir tarafım umutlanmak istiyordu diğer tarafım daha erken diyordu .

 

 

"Cihangir hâlâ aynı mı ? "

 

 

Onaylarcasına başımı salladım .

 

 

Cihangir birkaç gündür çok dalgındı . Ne doğru düzgün yüzünü görebiliyordum ne de sohbet edebiliyordum .

 

 

"Abla çok dalgın . Soruyorum neyin var diye söylemiyor da . Klinikle ilgili diye geçiştiriyor beni ."

 

 

 

"Tamam İnci sen endişelenme . Ciddi bir şey olsa söylerdi . "

 

 

Benim öğrenmem gerekliydi . Cihangir'in derdini öğrenip derman olmam gerekliydi .

 

 

"Bilmiyorum abla . Kaç gündür doğru düzgün ne yüzünü görebiliyorum ne de konuşabiliriyorum . "

 

 

"İnci'm sen kötü düşünme . Yarın test yapalım ona göre Cihangir'le konuşursun . "

 

 

 

Aklımda hiç şüphe yokken durduk yere şüphe girmişti .

 

 

 

"Ama çok ümitlenme abla . Çünkü ben biliyorum sonucu ."

 

 

 

"Tamam sen hele bir yap da sonrasını düşünürüz ."

 

 

Heyecanlıydı Meltem abla . Sanki bir şeyler belirliymiş gibi heyecanlıydı .

 

 

"Abla ben gideyim Cihangir yemek yemek için beni bekliyordu ."

 

 

"Tamam canım . Tekrar sağ ol çorba için . "

 

 

Meltem abla'ya kocaman gülümseyip içimdeki şüphelerle merdivenlerden çıkmaya başladım .

 

 

Ya gerçekten hamileysem diye düşündüm . O zaman ne yaparım bilemedim.

 

 

 

Vallahi de billahi de ne yaparım bilemedim .

 

 

"Hamile misin ? "

 

 

Düşüncelerime o kadar dalmıştım ki karşımda dolu gözlerle beni bekleyen Selin'i fark edememiştim .

 

 

 

"Çekil ."

 

 

Yanından geçip gitmek isterden kolumdan tutup beni durdurdu.

 

 

 

"Hamile misin dedim ? Cihangir ' den hamile misin ? "

 

 

 

"Seni ne ilgilendirir Selin ? Kocamla aramızdakiler seni ne ilgilendir . Hem sen niye geldin ki yine . Bir ay önce çekip gitmiştin şimdi yine niye geldin ."

 

 

Meltem abla'nın hastahaneden çıktığı gün Selin eşyalarını toplayıp gitmişti . O gün bugündür de geri gelmemişti . Şimdi niye gelmişti ki .

 

 

 

"Öylece çekip gitmekle hata yaptım İnci . Meltem ablayı da kendi tarafına çekmiş olabilirsin ama bu beni yıldırmaz İnci . "

 

 

 

"Sen ne diyorsun be . Sen o küçük aklınla hâlâ Cihangir'in seni sevebileceğini mi düşünüyorsun ?"

 

 

 

Hastaydı bu kız . Kesinlikle hastaydı .

 

 

"Düşünmüyorum İnci . Öyle olacak biliyorum ."

 

 

"Hastasın kızım sen . Senin tedavi olman gerekli . Gelmiş hâlâ Cihangir diyorsun ."

 

 

 

Şu an yine Selin'e yapışmamak için kendimi zor tutuyordum kendimi.

 

 

Yine sinirle bir şeyler söyleyecekken Cihangir'in sesiyle birlikte susmuştu .

 

 

"İnci , "

 

 

Cihangir'in evde beklediğini unutup Selin'le tartışmaya dalmıştım .

 

 

"İnci ,nerede kaldın bir tanem ."

 

 

Cihangir ayağına giydiği terliklerle Selin'in yanından geçip yanıma geldi .

 

 

 

"Ben de evimize geliyordum ."

 

 

"Merak ettim seni İnci . Telefonunu da yanına almamışsın. "

 

 

 

Cihangir elini belime sarıp iyice yaklaştı bana . Cihangir belki Selin'e bakmıyordu ama ben an ve an yüzündeki değişimleri izliyordum .

 

 

 

"Hadi gel evimize gidelim çorbalarımız soğuyacak ."

 

 

 

"Gidelim canım kocam ."

 

 

 

Canım kocam kullandığım bir tabir değildi ama Selin'e inat kullanasım gelmişti .

 

 

Hem yalan da değildi . Cihangir benim canım kocam değil miydi ? Öyleydi .

 

 

Selin'i öylece merdivenlerde bırakıp evimize doğru yürümeye başladık . Cihangir'ın kısık sesli gülüşünü yürürken duyabiliyordum .

 

 

 

"Gülme ."

 

 

 

"Gülmüyorum canım karım . "

 

 

Bir de dalga geçiyordu benimle çakma mafya .

 

 

 

"Ama sen yine de hep canım kocam diyebilirsin bana . Selin'e inat demene gerek yok İnci'm ."

 

 

 

Bir taraftan benimle konuşurken diğer taraftan evin kapısını açtı . Yanından geçip mutfağa gidecekken Cihangir'in kolumdan tutmasıyla sırtım kapıya yaslandı .

 

 

 

"Sevdin mi canım kocam diye seslenmemi ? "

 

 

"Hı-hı "

 

 

Cihangir'in nefesleri yine nefeslerime karışmaya başlamıştı .

 

 

"Çok mu sevdin ? "

 

 

 

"Çok ."

 

 

Canım kocam çok sevdiyse o zaman ben de hep öyle seslenirdim .

 

 

"Canım kocam ."

 

 

"Hım ."

 

 

"Sen de bir şey söyle ."

 

 

Hiç itiraz etmeden konuştu .

 

 

" Sen benim canımın cananısın İnci ."

 

 

 

Canımın cananı ne güzel bir sözdü öyle . Cihangir'in canından çok sevdiği olmak , varlığın sebebi olmak, en sevdiği olmak ne güzeldi öyle.

 

 

"Sen benim canımın canısın duydun mu ? "

 

 

Duymuştum ben Cihangir'in canının cananıydım .

 

 

...

 

 

Cihangir'in kliniğe gitmesini heyecanla bekliyordum . Sonrasında ben de eczaneye gidip test alacaktım . Aklımdaki şüpheleri yok etmek için test alacaktım .

 

 

"Sen niye kalktın bu saatte ? "

 

 

Bugünde canım kocamın çok soru sorası tutmuştu .

 

 

"Spor yapacağım ondan ."

 

 

Cihangir'in şaşkın bakışlarıyla pişman olmuştum . Kesinlikle daha yaratıcı bahane bulmam gerekiyordu .

 

 

"Spor yapacaksın ?"

 

 

"Evet Cihangir olamaz mı ? Seni görende hiç spor yapmadığımı zannedecek ."

 

 

Yapmış mıydım ki ?

 

 

"Sen spor yapabiliyor musun İnci ? Yani hiç göremedim de merakımdan sordum ."

 

 

"Yapabiliyorum tabii . "

 

 

Yani bundan bir beş sene önce falan yapabiliyordum bir şeyler

 

 

"Ne yapabiliyorsun tam olarak beni de bilgilendirmek ister misin ? "

 

 

Aklınca çakma mafya benimle dalga geçiyordu.

 

 

"İstemem . Ben spor bilgilerimi herkesle paylaşmam ."

 

 

Olmayan bilgilerimi tabiki de herkesle paylaşamazdım .

 

 

"Aşk olsun bir tanem ben herkes miyim ? "

 

 

"Herkes değilsin de olsun seninle de paylaşamam Cihangir ısrar etme ."

 

 

"Tamam tamam . Seninle kalıp doyasıya vakit geçirmek isterdim ama kliniğe gitmem gerekiyor şimdi ."

 

 

"Cihangir ."

 

 

"Hı ."

 

 

"Cihangir bir sorun yok değil mi ? "

 

 

Vardı . Cihangir'in bir derdi vardı ama söylemiyordu bana.

 

 

"Yok İnci tanem . Her şey yolunda merak erme ."

 

 

Yine söylemiyordu . Yine derdini söylemiyordu.

 

 

Cihangir bana yaklaşarak ilk önce yanaklarımı öptü sonrasında gözlerime yönelecekti ki geri çekildim .

 

 

"Gözlerimden öpme ayrılık getirirmiş ."

 

 

Söylediklerimle birlikle Cihangir'in yüzü düştü . Sanki birkaç gündür üzerinde olan huzursuzluğu yine bedenini esir almıştı .

 

 

"Bu yeşil gözler öpülmez mi İnci ? "

 

 

Yüzündeki huzursuzluğa inat yeşil gözlerimden öptü .

 

 

"Kötü şeyler düşünme İnci ? Duydun mu beni kötü şeyler düşünme ? "

 

 

Düşünmemeye çalışacaktım . Nasıl olacaktı bilmem ama kötü düşünmemeye çalışacaktım .

 

 

"Akşam görüşürüz bir tanem ."

 

 

"Görüşürüz."

 

 

 

Belki de gözlerden öpmek ayrılık getirmezdi . Hem Cihangir bu yeşil gözler öpülmez mi demişti ? Demek ki benim gözlerim öpülmeye layıktı .

 

 

...

 

 

Eczaneye gidip nasıl test aldığımı hatırlamıyordum . İnanın bana gram hatırlamıyordum .O kadar heyecanla çıkmıştım ki evden yolda görenler eminim beni deli zannetmişti .

 

 

Şimdi de pek farkım yoktu gerçi . Heyecanla banyoda bir ileri bir geri hareket edip duruyordum .

 

 

Korkuyordum . Nedeni bilinmez kormuyordum . Testin negatif çıkmasından mı yoksa pozitif çıkmasından mı bilinmez kormuyordum .

 

 

Test çubuğu öylece tezgahın üsündeydi ama cesaret edip de bakamıyordum .

 

 

 

"Sakin ol İnci ."

 

 

 

"Sakin ol ."

 

 

 

Hamile değilsem ç üzülmeyecektim . Belki de bizim için daha erkendi o yüzden üzülmeyecektim .

 

 

 

Peki hamileysem işte o zaman ne yapacağımı bilemiyordum .

 

 

 

Çocuğumun olma hayali bana uzaktı eskiden . Hayal edemezdim . Ama şimdi hayal edebiliyordum . Cihangir'le benim çocuğumu düşlerimde hayal edebiliyordum .

 

 

 

Cihangir'e benzeyen küçük bir erkek çocuğu hayal edebiliyordum .

 

 

Daha fazla belirsizliğe dayanamayarak hızla tezgahın üstündeki teste baktım .

 

 

Kalbim atıyordu .

 

 

Kalbim çok hızlı atıyordu .

 

 

Kalbim kalp krizi geçirircesine atıyordu .

 

 

 

Gözlerim testin üstündeki çift çizgide takılı kalırken ellerim heyecanla titremeye başladı .

 

 

Anne olacaktım ben .

 

 

Cihangir'le bizim bebeğimiz olacaktı .

 

 

Belki bizim için erkendi . Belki beklenmedikti ama bizim bir beneğimiz olacaktı .

 

 

Ellerim korkarcasına karnımın üzerini sardı .

 

 

Bizim bebeğimiz olacaktı .

 

 

O kadar ne yapacağımı bilememiyordum ki testi elime alır almaz dışarı attım kendimi .

 

 

Tek bildiğim şey vardı o da Cihangir'e gitmek .

 

 

Ben zaten hep Cihangir'e gitmeyi bilirdim . Her koşulda her şartta bir Cihangir'e gitmeyi bilirdim .

 

 

Şimdi de Cihangir'e gidecektim . Bu sefer heyecanla gidecektim Cihangir'e .

 

 

Avucumun içine sakladığım testle birlikte taksiye bindim . Cihangir'e gidecektim ben .

 

 

Bütün yol boyunca kalbim durdurak bilmeksiniz heyecanla atmaya devam etti .

 

 

Cihangir'le benim bir bebeğimiz olacaktı .

 

 

"Kızım iyisin değil mi ? "

 

 

Taksici abinin sözleriyle olumlu şekilde başımı salladım.

 

 

İyiydim ben . Hem de çok iyiydim .

 

 

"Abi , benim bir bebeğim olacak biliyor musun ?"

 

 

Artık içimdeki heyecanı o kadar taşıyamadım ki taksici abiye söylemek istedim . Daha Cihangir öğrenememişti ama taksici abi bebeğimiz olacağını biliyordu artık .

 

 

"Allah sağlıkla kucağınıza almayı nasip etsin kızım . Güzel bahtı olsun ."

 

 

Taksici abinin duasıyla kocaman gülümsedim .

 

 

"Babası biliyor mu kızım ? O da çok sevinmiştir."

 

 

Daha bilmiyordu babası . Cihangir bir bebeğinin olacağını daha bilmiyordu .

 

 

"Ona söylemeye gidiyorum abi . Henüz haberi yok ama birazdan söyleyeceğim ."

 

 

"Desene ilk ben öğrendim ."

 

 

Tıpkı taksici abinin dediği gibi ilk o öğrenmişti . Bizim Cihangir'le bebeğimiz olacağını ilk taksici abi öğrenmişti .

 

 

Kliniğin sokağına yaklaştığımızda taksici abiye söyleyip indim . Az kalmıştı Cihangir'e ulaşmama hem de çok az kalmıştı .

 

 

Elimdeki test çubuğunu herkesten sakınmak istercesine sıkı sıkı tutup hızlı adımlarla yürümeye başladım .

 

 

Bir cadde kalmıştı Cihangir'e ulaşmama sadece bir cadde kalmıştı . Sonra kavuşuyordum Cihangir'e .

 

 

Heyacanla yolun karşısısana geçmek için adımlarımı attım . Artık Cihangir'le aramazıda mesafe kalmamıştı . Ya da ben öyle sanıyordum .

 

 

Yanılmıştım .

 

 

Vallahi de billahi de yanılmıştım .

 

 

Bedenimdeki tarifsiz acıyla birlikte gözlerim sımsıkı kapandı . Sonrasında dayanılmaz bir acı yayıldı her bir zerreme .

 

 

"Kadına araba çarptı . Yardım edin ."

 

 

"Bilerek çarptılar . Kadına bilerek çarptılar sonra kaçtılar . Ambulansa haber verin ."

 

 

"Vah vah yazık kıza . Bilerek çarpmışlar ."

 

 

İnsanların bağırış seslerini duyabiliyordum ama tepki veremiyordum . Sadece tek bir şey yapabiliyordum o da elimdeki test çubuğunu sıkı sıkı tutmak .

 

 

 

Sadece bunu yapabiliyordum .

 

 

Ne ellerimi karnıma sarıp bebeğimi koruyabiliyordum . Ne de Cihangir'e bebeğimizin haberini verebiliyordum .

 

 

Sadece elimdeki test çubuğunu sıkı sıkı tutabiliyordum.

 

 

 

"Bebeğim ."

 

 

Başımda telaşlı insanların bağırışlarını hissedebiliyordum .

 

 

"Kadın hamile . Ambulansa bilgi verin kadın hamile ."

 

 

Daha Cihangir'e gidememiştim ben . Bebeğimizin haberini daha verememiştim .

 

 

Keşke gidebilseydim . Ama gidememiştim .

 

 

"Kapatmayın gözlerinizi hanımdefendi . Ambulans geliyor kapatmayın ."

 

 

Ah bu gözlerim . Ah benim yeşil gözlerim .

 

 

Gözlerimden öpme ayrılık getirir demiştim .

 

 

Niye öpmüştün ki gözlerimden Cihangir ? Keşke öpmeseydin .

 

 

Bu yeşil gözlerim bize ayrılık getirmişti keşke öpmeseydin ...

 

 

...

 

 

İnci ve Cihangir'e mutluluğu çok görüyorlar .

 

Vallahi de billahi de çok görüyorlar .

 

 

Diğer bölümü büyük ihtimalle Cihangir'den okuyacağız. Of buna hiç ama hiç hazır değilim .

 

 

Kitabın gidişatı için zaman atlaması gerekliydi . O yüzden bana kızmayınnn . Meltem konusuna da değinecek olursam . Meltem gerçekten pişman . Yaptıklarından söylediklerinden ,düşündüklerinden pişman . Emin olun İnci ,Meltem'i suçlamıyor . O kadar şey yapıldı ama suçlamıyor Meltem'i . İnci'nin tek derdi .Küçük İnci gibi Meltem abla'sına sahip olmak .

 

 

Meltem'in yaptıkları yanlıştı kesinlikle savunmuyorum ama o da bir ablaydı . Sadece onun açısından da bir kez düşünün . Ailesindeki tek kişiyi de tekar kaybetmek istemedi . O sadece kardeşini düşünen bir ablaydı .Yine çok uzattım .Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakınn.

 

 

 

 

 

Bölüm : 17.03.2026 20:11 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...