40. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 33

didom
didido

 

 

Hepinize iyi okumalar canlarım . Lütfen bol bol yorum yapmayı unutmayın .

 

 

...

 

2 HAFTA SONRA

 

İNCİ AKKOR

 

Kader ...

Kader tek kelimeydi ama inanın tek bir kelimeye sığmazdı onun anlamı . Dünyalara bedeldi sadece beş harften oluşan bir kelime .

 

İnsan her gün kendi yolunu çizmek için uyanırken aslında çoktan çizilmiş bir hikayenin satırlarında dolaşıyordu . Hem de her şeyden bir habersiz.

 

Tesadüf sanıyorduk yıllar önce atılmış düğümlerin çözülüşünü . Kaçarız , uzaklaşırız zannediyorduk .İnsan kendine ait bir yerden kaçabilir miydi ? İnsan hiç kendinden kaçabilir miydi ? Kaçamazdı .

 

En çok kaçtıkların kaderin de varsa seni eliyle koymuş gibi bulmaz mıydı ? Bulurdu . Tutunmak istediklerin kaderinde varsa ellerinden kayıp gitmez miydi ? Giderdi .Bazen çok kalmak istesende kaderinde varsa gitmez miydin ? Giderdin .

 

 

Günler geçecek , güneş her gün doğup batacak ,mevsimler değişecek ve senin kaderin de zamanı gelen her şey bir bir seni bulacak .

 

 

Belki öncesinde çok acı çekeceksin . Çok ahlar edip yıpranacaksın ama senin olan zamanı geldiğinde kapını çalacaktı. Tıpkı Cihangir gibi..

 

 

Çok zor zamanlardan geçmiştim . Çok ahlar da etmiştim. Çünkü bizi Cihangir'le ayırmışlardı . Her şeyim olan Cihangir'den beni zorla ayırmışlardı . Ama o günler geçmişti artık . Kaderim beni zamanı geldiğinde yeniden bulmuştu . Şimdi mutluyduk biz . Hem de hiç olmadığımız kadar mutluyduk .

 

 

Yine huzurla yatağımıza yatmıştık .Cihangir'in şimdiden mışıl mışıl uyuduğunu aldığı nefeslerden hissediyordum. Cihangir kadar hızlı uykuya dalamadığım için ellerimi karnımın üzerine getirip bebeğimle konuşmaya başladım.

 

 

"Anneciğim , görüyorsun değil mi babanı hemen de uyuyor ."

 

 

Belki cevap gelmiyordu ama hissediyordu beni nazlı bebeğim .

 

 

"Biz seni bekliyoruz anneciğim . Baban da ben de seni heyecanla bekliyoruz . "

 

 

Cihangir'in hiç karşılaşmadığım yönleriyle karşılaşıyordum her geçen günün ardında . Sanki her yeni bir gün ilk kez baba olacağını öğreniyormuşçasına heyecanlanıyordu .Küçük Cihangir gibi eli ayağı durmuyor kıpır kıpırdı .

 

 

Baba olmak çok yakışacaktı Cihangir'e . Her şey ne kadar yakışıyorsa baba olmakta çok yakışacaktı . Mesela benim babam gibi olmayacaktı Cihangir . O çok sevecekti bebeğimizi . Canı gibi hatta canından çok sevecekti .Zaten evladını sevmeyen baba mı olurdu hiç ? Olmazdı .

 

Senin baban yok İnci .

 

Ani gelişen duygu değişimiyle gözlerim sulandı. Yapma dedim kendi kendime . Yapma İnci . Kendini de bebeğini de üzme ,o hisseder .

 

 

Bebeğimi üzmemek için üzülmedim babasızlığıma . Sığınacak bir limanım olmadığına da üzülmedim . Ya da saçımı hiç okşamayan bir babam olmadığına da üzülmedim . Çünkü bebeğim hissederdi .

 

 

Yoksa üzülürdüm .Yine ağzımdan feyatlar çıkar babasızlığıma üzülürdüm . Sonra abisizliğime üzülürdüm . Her şey bambaşka olabilecekken niye böyle oldu diye ağlar hiç suzmazdım . Kimse de susturamazdı inanın . Kalbimdeki acı o kadar büyüktü ki kimse susturamazdı beni .

 

 

"İyi geceler bebeğim ."

 

Her gün yaptığımı yapıp bebeğime iyi geceler diledim . Sonrasında Cihangir'e iyice yaklaşıp koynuna sindim . Artık benim de uyumam gerekliydi .Sonra yine sabah Cihangir'den azar işitecektim .

 

 

Uyuyup sabah uyanmayı bekliyordum ama gecenin bir yarısı kendiliğimden uyandım . Aklımdan sadece bir kelime geçiyordu . Lahmacun .

 

 

Gece gece rüyamda mı görmüştüm bilmiyorum ama sadece aklımda o vardı . Lahmacunu düşündükçe ağzımın suyu aktı sanki .

 

 

"Bebeğim , seninde mi canın lahmacun çekti yoksa ?"

 

 

Yok bu kesinlikle sadece benim canımın çektiği türden değildi . Kesin bebeğimin de canı çekmişti .

 

 

"Cihangir ."

 

 

O an aklıma Cihangir'i uyandırmaktan başka bir şey gelmedi .

 

 

"Cihangir uyan ."

 

 

Mırıltıdan farksız sesimle Cihangir'e seslenmeye devam ettim .

 

"İnci'm ."

 

 

"Cihangir uyansana ."

 

O kocaman gözlerini kısıkça açıp bana bakmaya başladı . Vallahi canım çok çekmese uyandırmazdım Cihangir'i .

 

 

"Bir şey mi oldu İnci'm . Ağrın mı var yoksa ? Doktor'a gidelim mi ? "

 

 

O kocaman gözleri hâlâ tam açık değildi ama panikle sorularını sıralamaya devam etti .

 

 

"Lahmacun ."

 

"Anlamadım ? "

 

Aferin İnci sadece lahmacun dersen tabi anlamazdı Cihangir . Adamı uykusundan uyandırıp söylediğim ilk kelime lahmacundu .

 

 

"Cihangir bebeğimizin canı lahmacun çekmiş ."

 

 

Bu suçu bebeğimize atmış gibi olmuştum ama onunda canı çekmişti . Yoksa mümkünatı yok ben uykumdan lahmacun diye uyanmazdım .

 

 

"Sadece bebeğimizin mi canı çekmiş ? "

 

 

"Hı hım öyle dedi bana canı çok çekmiş ."

 

Belki daha konuşamıyordu bebeğim ama ben anlamıştım annesi olarak söylemek istediklerini .Lahmacun istiyordu işte .

 

 

Bebeğimizin canı tam iki tane lahmacun çekmişti .

 

 

"Tamam,bebeğinizin canı çektiyse hemen alayım ben ."

 

 

"Benim canım çekse almayacak mıydın ?"

 

 

"Alacaktım niye almayayım İnci'm ?"

 

 

"O zaman niye bebeğimin canı çektiyse alayım diyorsun . Düzgün ifade etsene kendini ."

 

 

Cihangir kendini düzgün ifade etmezse ağlardım ki ben . Zaten ağlamaya yer arıyordum bir de buna ağlardım.

 

 

"Özür dilerim İnci'm . Daha dikkat edeceğim hemen doldurma o yeşil gözlerini ."

 

 

"Ama lahmacun ."

 

 

Sanki Cihangir almayacağım demiş gibi bir de mırıldanarak lahmacun diye sızlanıyordum .

 

 

"Hemen alıp geliyorum . Kaçta tane istersiniz ?"

 

 

Cihangir komodinin üstündeki telefondan saate bakıp bu saatte nereden lahmacun bulabilceğini düşünmeye başlamıştı anlamıştım ben onun panik halinden . Niye bu kadar panik yapıyorsa artık saat alt tarafı gece üçtü .

 

 

"Yedi tane istiyoruz ."

 

Ben zaten beş tane isterdim hep Cihangir'den . Bebeğimiz de iki tane istiyordu .

 

 

"Yuh ."

 

 

Dalgınlığına gelip ağzından çıkmıştı bu kelime . Zaten söylediğini idrak eder etmez yüzünü buruşturdu .

 

 

"Yani öyle demek istemedim İnci'm . Size biraz fazla değil mi yedi tane ? Midene dokunmasın sonra saatte geç oldu. "

 

 

"Bize çok mu görüyorsun yedi lahmacunu Cihangir ."

 

 

Yine çakma mafyalığı tutmuştu bunun . Yoksa benim Cihangir'im bize hiç yedi lahmacunu çok görmezdi .

 

 

"Estağrufullah o nasıl söz İnci'm . İstersen dişçiliği bırakıp lahmacun ustası olayım sizin için ."

 

 

Cihangir'in lahmacun ustası olmasına hiç gerek yoktu . Bize yedi tane lahmucun alsa yeterdi .

 

 

"Gerek yok sen bize lahmacun al yeterli ."

 

 

Yanağıma öpücük kondurup ayaklandı ama sadece bir yanağımı öpmüştü . Diğer yanağımın ne suçu vardı ki?

 

 

"Diğer yanağımın ne suçu vardı Cihangir ? Onu niye öpmedin . "

 

 

Kesinlikle Cihangir'in sabrı benimle sınanıyordu .

 

 

Ayaklandığı gibi geri oturup diğer yanağıma da öpücük kondurdu . Sanki başka felaketlerin önüne geçmek istercesine alnıma ve dudağıma da derin bir öpücük kondurdu.

 

 

"Oldu mu bir tanem ? "

 

 

Cihangir'in bir tanesi İnci ...

 

 

"Oldu bir tanem ."

 

 

Benim memnuniyetimle birlikte yüzündeki gülümsemesiyle yeniden ayaklandı ama bu sefer yine durdurdum .

 

 

Kesinlikle Cihangir'in sabrı benimle sınanıyordu .

 

 

"Cihangir sen gelene kadar bekleyemem ki ben . Ben de geleyim ."

 

 

Sanki fazladan birkaç dakika daha beklesem olmayacaktı benim için .

 

 

"Gel bakalım ."

 

 

Cihangir ve bebeğime nazlı diyordum ama ben de nazlıydım sanki . Bizim ailemiz galiba tümden nazlıydı .

 

 

Ah bu Akkor ailesi ne kadar da nazlıydı ...

 

 

...

 

 

"Ne kadar kaldı Cihangir ?"

 

 

Tam tamına üç tur attığımız caddeden dördüncü kez geçiyorduk .

 

 

"Az kaldı İnci'm ."

 

 

Cihangir'in en son az kaldı demesinin üzerinden tam tamına yirmi dakika geçmişti . Bu yol hâlâ niye bitmiyordu . Benim lahmacunlarım niye bana gelemiyordu .

 

 

"Kandırmışlar oğlum seni . Hiçte az kalmamış ."

 

 

Ah bu Cihangir'i de hep kandırıyorlardı .

 

 

"Bu sefer harbiden kandırdılar beni İnci'm ."

 

 

Sonunda kabul etmişti Cihangir . Kaç ayların sonunda kandırıldığını kabul etmişti . Ah bu İnci bugünleri de mi görecekti . Utanmasa bir de buna ağlardı mutluluktan .

 

 

"Cihangir hadi bir şey yap ."

 

 

Cihangir ne yapabilirdi inanın bilmiyordum ama ben o lahmacunu çok istiyordum . Hem de her şeyden çok .

 

 

"Tamam tamam az kaldı . Hadi radyoyu açayım sana vakit de hızlı geçer olur mu ? "

 

 

Çok içimden gelmese de burukça onayladım Cihangir'i . Sonrasında arabanın içini radyodan gelen ses kaplamıştı .

 

 

"Evet sevgili dinleyicilerimiz kısa bir araya gidiyoruz .Aradan sonra yeniden kalbinize dokunan şarkılarla devam edeceğiz ."

 

 

Bir taraftan radyoyu dinliyordum diğer taraftan da yolları gözlüyordum.

 

 

" Bu ayran herkes buna hayran . Lahmacunun yanında ayran . Pidenin yanında ayran- "

 

 

Camdaki bakışlarım hızlıca Cihangir'e döndü . Ayran reklamında bile lahmacundan bahsediyorlardı .

 

 

"Cihangir , bak lahmacun diyor ."

 

 

Ağladı ağlayacak şekilde Cihangir'e bakıyordum .

 

 

"Hay senin yapacağın reklama-"

 

 

"Cihangir ."

 

 

"Tamam ,bak değiştiriyorum radyoyu şarkı açacağım sana . Reklam yok tamam mı ?"

 

 

Eğer Cihangir'in açtığı şarkı da da lahmacun geçerse bu sefer kimse tutamazdı beni . Hüngür hüngür ağlardım .Cihangir daha fazla oyalanmadan hızlıca radyoyu değiştirdi .

 

 

"Evet sevgili dinleyicilerimiz , sıradaki şarkıyla programımıza devam ediyoruz . Sıradaki şarkımız tüm kaybolan yıllara gelsin hepinize iyi dinlemeler ."

 

 

Cihangir de ben de dikkatle radyodan yükselen sese odaklandık .

 

 

'Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler .

Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler .'

 

 

Şarkı tıpkı Cihangir ve İnci'nin kaybolan yıllarını anlatıyordu . Şarkı o kaybolan sekiz yılı anlatıyordu .

 

 

'Şimdi bana yeniden ister misin deseler .

Tek bir söz bile söylemeye hakkın yok .'

 

 

Tek bir söz söylemeye hakkın yok İnci tanesi ...

 

 

İki satır şarkı Cihangir ve İnci'nin kaybolan yıllarını anlatıyordu . Kalbime o kadar dokundu ki bu şarkı diğer şarkıları duymadı bile kulağım.

 

 

"Bizi anlatıyor ."

 

 

Arabadaki şarkı sesine nazaran daha kısıktı sesim . Artık aklımdaki tek düşünce lahmacun değildi . Artık lahmacun ve bu şarkı beraber paylaşıyordu zihnimin düşüncelerini .

 

 

"Bizim kaybolan yıllarımızı anlatıyor Cihangir ."

 

 

Bu şarkı ikimizi de geçmişe göndermişti . O acılı sekiz yıl bir bir gözümüzün önünden geçip gitti .

 

 

Benim haykıra haykıra ağlayışlarım , her gün ölü gibi yaşayışlarım bir bir geçti gözümün önünden . Cihangir'le İstanbul'da üniversite okuma hayalimiz yeniden aklıma geldi . Bizim biricik hayalimiz yeniden kalbimi acıttı .

 

 

Yeniden bir ah ettim . Geri gelmeyecek kaybolan yıllarımıza yeniden bir ah ettim .

 

 

...

 

 

"Çok yedim galiba Cihangir . Niye beni uyarmadın hiç ?"

 

 

Cihangir'in uyarmamasından çok benim ona izin vermemem daha olağandı . Bir kere bile ağzını açmasına izin vermemiştim Cihangir'in .

 

 

"Söz bir dahakine uyaracağım ."

 

 

Alışıyordu Cihangir . Benim hormanlarımla başa çıkmaya alışıyordu .

 

 

"Unutma ama uyar beni ."

 

 

Onaylarcasına yeniden başını salladı . Sonunda lahmacunuma kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordum . Ah bir görseniz yüzümdeki mutluluğu . Keşke bir görebilseniz .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"Hım ."

 

"Benim göbeğim şişmeye başladı ya . Daha sonralarda kocaman olacak ."

 

 

Sanki Cihangir hiçbir şey bilmiyormuş gibi bir de anlatıyordum . Cihangir de hiç bozuntuya vermeden ilk kez duyarcasına beni dinliyordu .

 

 

"Evet ."

 

"Cihangir artık ben kocaman göbekli olacağım."

 

"Yani İnci'm ."

 

"Yanaklarımda kocaman olacak ."

 

"Yani İnci'm ."

 

Bu adam niye beni anlamıyordu . Kocaman göbekli olacağım diyordum yani diyordu . Yanaklarım kocaman olacak diyordum yine yani diyordu .

 

 

"Ya beni beğenmezsen ? "

 

Küçükken babası keşke daha güzel bir kız olsaydın dediği için ağlayan İnci tanesiydim ben .

 

 

Selin'i ilk gördüğümde kendimi çirkin hissetmiştim . Cihangir güzel kızları seviyor beni sevmez demiştim . Zaten karnımda kocaman çirkin bir bıçak izi vardı . İyice çirkin hissetmiştim .

 

 

Ama sonra Cihangir bana güzelim dedi . O her güzelim dediğin de ben kendimi güzel hissettim . Cihangir bana baktıkça ben kendimi hep güzel hissettim .

 

 

Cihangir öyle güzel baktı ki ben kendimi dünyalar güzeli hissettim .

 

 

"Öyle bir şey mümkün mü İnci tanem ? Sen bizim bebeğinizi dokuz ay boyunca karnında taşırken böyle bir şey düşünmem mümkün mü ? "

 

Yine dünyalar güzeli hissettim ben kendimi .

 

"Senin fiziksel özelliklerin değiştikçe benim sevgim niye değişsin İnci . Benim seni her halinde beğenmemem mümkün mü ? "

 

Cihangir'in bir tanesi İnci ...

 

Cihangir'in dünyalar güzeli İnci'si ...

 

"Dünyalar güzelim benim . Öyle şeyler düşünme bir daha yoksa kızarım sana ."

 

 

Öyle bir sarıp sarmaladı ki Cihangir . Bütün derdim tasam uçup gitti .

 

 

"Ben yaşlanınca yüzüm kırış kırış olacak o zaman beni daha az mı seveceksin İnci'm ."

 

Sanki Cihangir yaşlanacak ben genç kalacaktım . Benim de yüzüm kırış kırış olacaktı ki .

 

 

"Sen yaşlanınca ben de başkasını bulurum . Ne yapayım senin kırışmış yüzünü ."

 

 

Sarıp sarmaladığı kollarını gevşetti . Sonra hiçte iyi olmayacak şekilde bana bakmaya başladı .

 

 

"Ne biçim konuşuyorsun sen öyle . Ağzına acı biber süreceğim senin ."

 

 

Cihangir'i arkamda sitemli şekilde bırakarak yatak odasına ilerledim .

 

 

"Bekle de gör sen yaşlanınca ne yapıyorum ."

 

 

"İnci , hiç beğenmedim şaklarını bir daha yapma ."

 

 

Hâlâ arkamdan bağırıyordu . Küçük mızmız çocuklar gibi utanmasa koridorda tepinecekti .

 

 

"İnci ."

 

"Tamam tamam seni huzurevine götürmeyeceğim hadi gel de uyuyalım . Bebeğimle benim uykum geldi ."

 

Cihangir geldi . Yatağımıza yattık ama hâlâ soruları bitmedi ve ben uykuya dalana kadar da söylenmeye devam etti .

 

 

Bu sefer de ben kandırmıştım Cihangir'i . Bu sefer ben kandırmıştım oğlum seni .

 

...

 

 

Sabah Cihangir'in gönlünü zor da olsa almıştım. Yine nazlanıyordu bu Cihangir .

 

 

"Bir daha söylemeyeceksin değil mi öyle şeyler?"

 

 

Huzurevi kelimesini kullanmamı yasaklamıştı .

 

"Yok ."

 

"Tamam , bu konuyu bir daha açmamak üzere kapatıyorum ."

 

"Tamam ben de açmayacağım ."

 

 

Cihangir'le el sıkışıp bu konuyu kapatmıştık . Bundan sonra huzurevinin baş harfini bile kullanmayacaktım .

 

"Faruk aradı sabah ."

 

 

"Neden aradı ? Yavuz 'la ilgili bir gelişmemi var."

 

İki haftadır Yavuz'dan bir haber yoktu . Faruk onu bulmak için çabalıyordu görüyordum ama çabası sonuç bulmuyordu .

 

 

"Yok , Feride anneyle bize uğrayacaklarmış ."

 

 

Cihangir'in sözleriyle kafam karıştı . Annem sabah konuştuğumuzda hiç bu durumdan bahsetmemişti .

 

 

"Neden geleceklermiş ? Kötü bir şey mi oldu Cihangir ? Annem bana hiçbir şey söylemedi ."

 

 

Aklımdan yine binbir türlü kötü düşünce geçmeye başladı .

 

 

"Kendin sorabilirsin ? "

 

 

Eş zamanlı zil de çalmaya başladı . Oturduğum koltuktan panikle kalktım .

 

 

"Anne ."

 

"İncili kızım ."

 

"Anne bir şey mi oldu ? Bana hiç haber vermedin ."

 

Annem de Faruk'ta yüzünde anlamdıramadığım garip bakışlarıyla bana bakıyorlardı .

 

 

"Anne konuş lütfen korkuyorum ."

 

Cihangir'in eli belimi sarınca daha da korkum arttı . Neden kimse bir şey söylemiyordu ?

 

"Artık hiç ayrılmayacağız İncili kızım ."

 

 

Annem cebinden çıkardığı anahtarı yüzüme doğru sallamaya başladı . Ama inanın ne oluyor anlamıyordum . Bu anahtar da neyin nesiydi ?

 

"Sizin alt katınızdaki daireye taşınıyoruz kızım . Artık hiç ayrılmayacağız ."

 

 

 

...

 

İlk olarak yıldızımızı parlatmayı unutmayın . Beni ve kitabımızı da takip etmeyi unutmayın olur muu ?

 

 

'Şimdi bana kaybolan yılarımı verseler.

Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler .'

 

'Şimdi bana yeniden ister misin deseler

Tek bir söz bile söylemeye hakkın yok '

 

 

Bizim Kaybolan Yıllarımız hep bu satırlardan geçti .Bizim hikayemiz bu satırlardan başladı . İyi ki de başladı ...

 

 

Haydi bu bölümden sonra sizi Efsunkâr'a bekliyorum .Yeni kurgum da da beni yalnız bırakmayınnn.

 

 

Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok iyi bakın .

 

Bölüm : 30.04.2026 23:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...