
Hepinize iyi okumalar canlarım . Lütfen bol bol yorum yapmayı unutmayın .
...
2 HAFTA SONRA
İNCİ AKKOR
Kader ...
Kader tek kelimeydi ama inanın tek bir kelimeye sığmazdı onun anlamı . Dünyalara bedeldi sadece beş harften oluşan bir kelime .
İnsan her gün kendi yolunu çizmek için uyanırken aslında çoktan çizilmiş bir hikayenin satırlarında dolaşıyordu . Hem de her şeyden bir habersiz.
Tesadüf sanıyorduk yıllar önce atılmış düğümlerin çözülüşünü . Kaçarız , uzaklaşırız zannediyorduk .İnsan kendine ait bir yerden kaçabilir miydi ? İnsan hiç kendinden kaçabilir miydi ? Kaçamazdı .
En çok kaçtıkların kaderin de varsa seni eliyle koymuş gibi bulmaz mıydı ? Bulurdu . Tutunmak istediklerin kaderinde varsa ellerinden kayıp gitmez miydi ? Giderdi .Bazen çok kalmak istesende kaderinde varsa gitmez miydin ? Giderdin .
Günler geçecek , güneş her gün doğup batacak ,mevsimler değişecek ve senin kaderin de zamanı gelen her şey bir bir seni bulacak .
Belki öncesinde çok acı çekeceksin . Çok ahlar edip yıpranacaksın ama senin olan zamanı geldiğinde kapını çalacaktı. Tıpkı Cihangir gibi..
Çok zor zamanlardan geçmiştim . Çok ahlar da etmiştim. Çünkü bizi Cihangir'le ayırmışlardı . Her şeyim olan Cihangir'den beni zorla ayırmışlardı . Ama o günler geçmişti artık . Kaderim beni zamanı geldiğinde yeniden bulmuştu . Şimdi mutluyduk biz . Hem de hiç olmadığımız kadar mutluyduk .
Yine huzurla yatağımıza yatmıştık .Cihangir'in şimdiden mışıl mışıl uyuduğunu aldığı nefeslerden hissediyordum. Cihangir kadar hızlı uykuya dalamadığım için ellerimi karnımın üzerine getirip bebeğimle konuşmaya başladım.
"Anneciğim , görüyorsun değil mi babanı hemen de uyuyor ."
Belki cevap gelmiyordu ama hissediyordu beni nazlı bebeğim .
"Biz seni bekliyoruz anneciğim . Baban da ben de seni heyecanla bekliyoruz . "
Cihangir'in hiç karşılaşmadığım yönleriyle karşılaşıyordum her geçen günün ardında . Sanki her yeni bir gün ilk kez baba olacağını öğreniyormuşçasına heyecanlanıyordu .Küçük Cihangir gibi eli ayağı durmuyor kıpır kıpırdı .
Baba olmak çok yakışacaktı Cihangir'e . Her şey ne kadar yakışıyorsa baba olmakta çok yakışacaktı . Mesela benim babam gibi olmayacaktı Cihangir . O çok sevecekti bebeğimizi . Canı gibi hatta canından çok sevecekti .Zaten evladını sevmeyen baba mı olurdu hiç ? Olmazdı .
Senin baban yok İnci .
Ani gelişen duygu değişimiyle gözlerim sulandı. Yapma dedim kendi kendime . Yapma İnci . Kendini de bebeğini de üzme ,o hisseder .
Bebeğimi üzmemek için üzülmedim babasızlığıma . Sığınacak bir limanım olmadığına da üzülmedim . Ya da saçımı hiç okşamayan bir babam olmadığına da üzülmedim . Çünkü bebeğim hissederdi .
Yoksa üzülürdüm .Yine ağzımdan feyatlar çıkar babasızlığıma üzülürdüm . Sonra abisizliğime üzülürdüm . Her şey bambaşka olabilecekken niye böyle oldu diye ağlar hiç suzmazdım . Kimse de susturamazdı inanın . Kalbimdeki acı o kadar büyüktü ki kimse susturamazdı beni .
"İyi geceler bebeğim ."
Her gün yaptığımı yapıp bebeğime iyi geceler diledim . Sonrasında Cihangir'e iyice yaklaşıp koynuna sindim . Artık benim de uyumam gerekliydi .Sonra yine sabah Cihangir'den azar işitecektim .
Uyuyup sabah uyanmayı bekliyordum ama gecenin bir yarısı kendiliğimden uyandım . Aklımdan sadece bir kelime geçiyordu . Lahmacun .
Gece gece rüyamda mı görmüştüm bilmiyorum ama sadece aklımda o vardı . Lahmacunu düşündükçe ağzımın suyu aktı sanki .
"Bebeğim , seninde mi canın lahmacun çekti yoksa ?"
Yok bu kesinlikle sadece benim canımın çektiği türden değildi . Kesin bebeğimin de canı çekmişti .
"Cihangir ."
O an aklıma Cihangir'i uyandırmaktan başka bir şey gelmedi .
"Cihangir uyan ."
Mırıltıdan farksız sesimle Cihangir'e seslenmeye devam ettim .
"İnci'm ."
"Cihangir uyansana ."
O kocaman gözlerini kısıkça açıp bana bakmaya başladı . Vallahi canım çok çekmese uyandırmazdım Cihangir'i .
"Bir şey mi oldu İnci'm . Ağrın mı var yoksa ? Doktor'a gidelim mi ? "
O kocaman gözleri hâlâ tam açık değildi ama panikle sorularını sıralamaya devam etti .
"Lahmacun ."
"Anlamadım ? "
Aferin İnci sadece lahmacun dersen tabi anlamazdı Cihangir . Adamı uykusundan uyandırıp söylediğim ilk kelime lahmacundu .
"Cihangir bebeğimizin canı lahmacun çekmiş ."
Bu suçu bebeğimize atmış gibi olmuştum ama onunda canı çekmişti . Yoksa mümkünatı yok ben uykumdan lahmacun diye uyanmazdım .
"Sadece bebeğimizin mi canı çekmiş ? "
"Hı hım öyle dedi bana canı çok çekmiş ."
Belki daha konuşamıyordu bebeğim ama ben anlamıştım annesi olarak söylemek istediklerini .Lahmacun istiyordu işte .
Bebeğimizin canı tam iki tane lahmacun çekmişti .
"Tamam,bebeğinizin canı çektiyse hemen alayım ben ."
"Benim canım çekse almayacak mıydın ?"
"Alacaktım niye almayayım İnci'm ?"
"O zaman niye bebeğimin canı çektiyse alayım diyorsun . Düzgün ifade etsene kendini ."
Cihangir kendini düzgün ifade etmezse ağlardım ki ben . Zaten ağlamaya yer arıyordum bir de buna ağlardım.
"Özür dilerim İnci'm . Daha dikkat edeceğim hemen doldurma o yeşil gözlerini ."
"Ama lahmacun ."
Sanki Cihangir almayacağım demiş gibi bir de mırıldanarak lahmacun diye sızlanıyordum .
"Hemen alıp geliyorum . Kaçta tane istersiniz ?"
Cihangir komodinin üstündeki telefondan saate bakıp bu saatte nereden lahmacun bulabilceğini düşünmeye başlamıştı anlamıştım ben onun panik halinden . Niye bu kadar panik yapıyorsa artık saat alt tarafı gece üçtü .
"Yedi tane istiyoruz ."
Ben zaten beş tane isterdim hep Cihangir'den . Bebeğimiz de iki tane istiyordu .
"Yuh ."
Dalgınlığına gelip ağzından çıkmıştı bu kelime . Zaten söylediğini idrak eder etmez yüzünü buruşturdu .
"Yani öyle demek istemedim İnci'm . Size biraz fazla değil mi yedi tane ? Midene dokunmasın sonra saatte geç oldu. "
"Bize çok mu görüyorsun yedi lahmacunu Cihangir ."
Yine çakma mafyalığı tutmuştu bunun . Yoksa benim Cihangir'im bize hiç yedi lahmacunu çok görmezdi .
"Estağrufullah o nasıl söz İnci'm . İstersen dişçiliği bırakıp lahmacun ustası olayım sizin için ."
Cihangir'in lahmacun ustası olmasına hiç gerek yoktu . Bize yedi tane lahmucun alsa yeterdi .
"Gerek yok sen bize lahmacun al yeterli ."
Yanağıma öpücük kondurup ayaklandı ama sadece bir yanağımı öpmüştü . Diğer yanağımın ne suçu vardı ki?
"Diğer yanağımın ne suçu vardı Cihangir ? Onu niye öpmedin . "
Kesinlikle Cihangir'in sabrı benimle sınanıyordu .
Ayaklandığı gibi geri oturup diğer yanağıma da öpücük kondurdu . Sanki başka felaketlerin önüne geçmek istercesine alnıma ve dudağıma da derin bir öpücük kondurdu.
"Oldu mu bir tanem ? "
Cihangir'in bir tanesi İnci ...
"Oldu bir tanem ."
Benim memnuniyetimle birlikte yüzündeki gülümsemesiyle yeniden ayaklandı ama bu sefer yine durdurdum .
Kesinlikle Cihangir'in sabrı benimle sınanıyordu .
"Cihangir sen gelene kadar bekleyemem ki ben . Ben de geleyim ."
Sanki fazladan birkaç dakika daha beklesem olmayacaktı benim için .
"Gel bakalım ."
Cihangir ve bebeğime nazlı diyordum ama ben de nazlıydım sanki . Bizim ailemiz galiba tümden nazlıydı .
Ah bu Akkor ailesi ne kadar da nazlıydı ...
...
"Ne kadar kaldı Cihangir ?"
Tam tamına üç tur attığımız caddeden dördüncü kez geçiyorduk .
"Az kaldı İnci'm ."
Cihangir'in en son az kaldı demesinin üzerinden tam tamına yirmi dakika geçmişti . Bu yol hâlâ niye bitmiyordu . Benim lahmacunlarım niye bana gelemiyordu .
"Kandırmışlar oğlum seni . Hiçte az kalmamış ."
Ah bu Cihangir'i de hep kandırıyorlardı .
"Bu sefer harbiden kandırdılar beni İnci'm ."
Sonunda kabul etmişti Cihangir . Kaç ayların sonunda kandırıldığını kabul etmişti . Ah bu İnci bugünleri de mi görecekti . Utanmasa bir de buna ağlardı mutluluktan .
"Cihangir hadi bir şey yap ."
Cihangir ne yapabilirdi inanın bilmiyordum ama ben o lahmacunu çok istiyordum . Hem de her şeyden çok .
"Tamam tamam az kaldı . Hadi radyoyu açayım sana vakit de hızlı geçer olur mu ? "
Çok içimden gelmese de burukça onayladım Cihangir'i . Sonrasında arabanın içini radyodan gelen ses kaplamıştı .
"Evet sevgili dinleyicilerimiz kısa bir araya gidiyoruz .Aradan sonra yeniden kalbinize dokunan şarkılarla devam edeceğiz ."
Bir taraftan radyoyu dinliyordum diğer taraftan da yolları gözlüyordum.
" Bu ayran herkes buna hayran . Lahmacunun yanında ayran . Pidenin yanında ayran- "
Camdaki bakışlarım hızlıca Cihangir'e döndü . Ayran reklamında bile lahmacundan bahsediyorlardı .
"Cihangir , bak lahmacun diyor ."
Ağladı ağlayacak şekilde Cihangir'e bakıyordum .
"Hay senin yapacağın reklama-"
"Cihangir ."
"Tamam ,bak değiştiriyorum radyoyu şarkı açacağım sana . Reklam yok tamam mı ?"
Eğer Cihangir'in açtığı şarkı da da lahmacun geçerse bu sefer kimse tutamazdı beni . Hüngür hüngür ağlardım .Cihangir daha fazla oyalanmadan hızlıca radyoyu değiştirdi .
"Evet sevgili dinleyicilerimiz , sıradaki şarkıyla programımıza devam ediyoruz . Sıradaki şarkımız tüm kaybolan yıllara gelsin hepinize iyi dinlemeler ."
Cihangir de ben de dikkatle radyodan yükselen sese odaklandık .
'Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler .
Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler .'
Şarkı tıpkı Cihangir ve İnci'nin kaybolan yıllarını anlatıyordu . Şarkı o kaybolan sekiz yılı anlatıyordu .
'Şimdi bana yeniden ister misin deseler .
Tek bir söz bile söylemeye hakkın yok .'
Tek bir söz söylemeye hakkın yok İnci tanesi ...
İki satır şarkı Cihangir ve İnci'nin kaybolan yıllarını anlatıyordu . Kalbime o kadar dokundu ki bu şarkı diğer şarkıları duymadı bile kulağım.
"Bizi anlatıyor ."
Arabadaki şarkı sesine nazaran daha kısıktı sesim . Artık aklımdaki tek düşünce lahmacun değildi . Artık lahmacun ve bu şarkı beraber paylaşıyordu zihnimin düşüncelerini .
"Bizim kaybolan yıllarımızı anlatıyor Cihangir ."
Bu şarkı ikimizi de geçmişe göndermişti . O acılı sekiz yıl bir bir gözümüzün önünden geçip gitti .
Benim haykıra haykıra ağlayışlarım , her gün ölü gibi yaşayışlarım bir bir geçti gözümün önünden . Cihangir'le İstanbul'da üniversite okuma hayalimiz yeniden aklıma geldi . Bizim biricik hayalimiz yeniden kalbimi acıttı .
Yeniden bir ah ettim . Geri gelmeyecek kaybolan yıllarımıza yeniden bir ah ettim .
...
"Çok yedim galiba Cihangir . Niye beni uyarmadın hiç ?"
Cihangir'in uyarmamasından çok benim ona izin vermemem daha olağandı . Bir kere bile ağzını açmasına izin vermemiştim Cihangir'in .
"Söz bir dahakine uyaracağım ."
Alışıyordu Cihangir . Benim hormanlarımla başa çıkmaya alışıyordu .
"Unutma ama uyar beni ."
Onaylarcasına yeniden başını salladı . Sonunda lahmacunuma kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordum . Ah bir görseniz yüzümdeki mutluluğu . Keşke bir görebilseniz .
"Cihangir ."
"Hım ."
"Benim göbeğim şişmeye başladı ya . Daha sonralarda kocaman olacak ."
Sanki Cihangir hiçbir şey bilmiyormuş gibi bir de anlatıyordum . Cihangir de hiç bozuntuya vermeden ilk kez duyarcasına beni dinliyordu .
"Evet ."
"Cihangir artık ben kocaman göbekli olacağım."
"Yani İnci'm ."
"Yanaklarımda kocaman olacak ."
"Yani İnci'm ."
Bu adam niye beni anlamıyordu . Kocaman göbekli olacağım diyordum yani diyordu . Yanaklarım kocaman olacak diyordum yine yani diyordu .
"Ya beni beğenmezsen ? "
Küçükken babası keşke daha güzel bir kız olsaydın dediği için ağlayan İnci tanesiydim ben .
Selin'i ilk gördüğümde kendimi çirkin hissetmiştim . Cihangir güzel kızları seviyor beni sevmez demiştim . Zaten karnımda kocaman çirkin bir bıçak izi vardı . İyice çirkin hissetmiştim .
Ama sonra Cihangir bana güzelim dedi . O her güzelim dediğin de ben kendimi güzel hissettim . Cihangir bana baktıkça ben kendimi hep güzel hissettim .
Cihangir öyle güzel baktı ki ben kendimi dünyalar güzeli hissettim .
"Öyle bir şey mümkün mü İnci tanem ? Sen bizim bebeğinizi dokuz ay boyunca karnında taşırken böyle bir şey düşünmem mümkün mü ? "
Yine dünyalar güzeli hissettim ben kendimi .
"Senin fiziksel özelliklerin değiştikçe benim sevgim niye değişsin İnci . Benim seni her halinde beğenmemem mümkün mü ? "
Cihangir'in bir tanesi İnci ...
Cihangir'in dünyalar güzeli İnci'si ...
"Dünyalar güzelim benim . Öyle şeyler düşünme bir daha yoksa kızarım sana ."
Öyle bir sarıp sarmaladı ki Cihangir . Bütün derdim tasam uçup gitti .
"Ben yaşlanınca yüzüm kırış kırış olacak o zaman beni daha az mı seveceksin İnci'm ."
Sanki Cihangir yaşlanacak ben genç kalacaktım . Benim de yüzüm kırış kırış olacaktı ki .
"Sen yaşlanınca ben de başkasını bulurum . Ne yapayım senin kırışmış yüzünü ."
Sarıp sarmaladığı kollarını gevşetti . Sonra hiçte iyi olmayacak şekilde bana bakmaya başladı .
"Ne biçim konuşuyorsun sen öyle . Ağzına acı biber süreceğim senin ."
Cihangir'i arkamda sitemli şekilde bırakarak yatak odasına ilerledim .
"Bekle de gör sen yaşlanınca ne yapıyorum ."
"İnci , hiç beğenmedim şaklarını bir daha yapma ."
Hâlâ arkamdan bağırıyordu . Küçük mızmız çocuklar gibi utanmasa koridorda tepinecekti .
"İnci ."
"Tamam tamam seni huzurevine götürmeyeceğim hadi gel de uyuyalım . Bebeğimle benim uykum geldi ."
Cihangir geldi . Yatağımıza yattık ama hâlâ soruları bitmedi ve ben uykuya dalana kadar da söylenmeye devam etti .
Bu sefer de ben kandırmıştım Cihangir'i . Bu sefer ben kandırmıştım oğlum seni .
...
Sabah Cihangir'in gönlünü zor da olsa almıştım. Yine nazlanıyordu bu Cihangir .
"Bir daha söylemeyeceksin değil mi öyle şeyler?"
Huzurevi kelimesini kullanmamı yasaklamıştı .
"Yok ."
"Tamam , bu konuyu bir daha açmamak üzere kapatıyorum ."
"Tamam ben de açmayacağım ."
Cihangir'le el sıkışıp bu konuyu kapatmıştık . Bundan sonra huzurevinin baş harfini bile kullanmayacaktım .
"Faruk aradı sabah ."
"Neden aradı ? Yavuz 'la ilgili bir gelişmemi var."
İki haftadır Yavuz'dan bir haber yoktu . Faruk onu bulmak için çabalıyordu görüyordum ama çabası sonuç bulmuyordu .
"Yok , Feride anneyle bize uğrayacaklarmış ."
Cihangir'in sözleriyle kafam karıştı . Annem sabah konuştuğumuzda hiç bu durumdan bahsetmemişti .
"Neden geleceklermiş ? Kötü bir şey mi oldu Cihangir ? Annem bana hiçbir şey söylemedi ."
Aklımdan yine binbir türlü kötü düşünce geçmeye başladı .
"Kendin sorabilirsin ? "
Eş zamanlı zil de çalmaya başladı . Oturduğum koltuktan panikle kalktım .
"Anne ."
"İncili kızım ."
"Anne bir şey mi oldu ? Bana hiç haber vermedin ."
Annem de Faruk'ta yüzünde anlamdıramadığım garip bakışlarıyla bana bakıyorlardı .
"Anne konuş lütfen korkuyorum ."
Cihangir'in eli belimi sarınca daha da korkum arttı . Neden kimse bir şey söylemiyordu ?
"Artık hiç ayrılmayacağız İncili kızım ."
Annem cebinden çıkardığı anahtarı yüzüme doğru sallamaya başladı . Ama inanın ne oluyor anlamıyordum . Bu anahtar da neyin nesiydi ?
"Sizin alt katınızdaki daireye taşınıyoruz kızım . Artık hiç ayrılmayacağız ."
...
İlk olarak yıldızımızı parlatmayı unutmayın . Beni ve kitabımızı da takip etmeyi unutmayın olur muu ?
'Şimdi bana kaybolan yılarımı verseler.
Şimdi bana seninle bir ömür vaat etseler .'
'Şimdi bana yeniden ister misin deseler
Tek bir söz bile söylemeye hakkın yok '
Bizim Kaybolan Yıllarımız hep bu satırlardan geçti .Bizim hikayemiz bu satırlardan başladı . İyi ki de başladı ...
Haydi bu bölümden sonra sizi Efsunkâr'a bekliyorum .Yeni kurgum da da beni yalnız bırakmayınnn.
Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok iyi bakın .
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |