38. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 31

didom
didido

 

 

Canlarım ilk olarak son birkaç gündür yaşadığımız olaylardan dolayı çok üzgünüm . Temennim bir daha böyle korkunç olaylar yaşamamız yönünde . Hepimize geçmiş olsun diliyorum .

 

 

Son olarak da bölümü bu kadar erken saatte atmamı beklemiyordunuz değil mi inanın ben de beklemiyordum .O yüzden günaydınlar diliyorum herkese .

 

Bol bol yorum yapmayı unutmayın . Hepinize iyi okumalar diliyorum .

 

 

...

 

 

İNCİ AKKOR

 

 

 

"Cihangir ."

 

 

Hasta yatağında Cihangir'e biraz daha yaklaşarak iyice sindim koynuna .

 

 

"Hı ."

 

 

"Neden söylemiyorsunuz bana Faruk'a neler yapacağınızı? Ne yaptı ki ifşa edeceksiniz onu ?"

 

 

Cihangir dediklerime hiç kulak asmadan öylece saçlarımı okşamaya başladı .

 

 

"Önemi yok İnci . Sen bunları düşünme . Sen sadece kendi sağlığını düşün , bebeğimizi düşün ."

 

 

Hemen de sahiplenmiştik bebeğimizi . Sanki bunca zaman hep bizimleydi . Sanki hep vardı hayatımızda .

 

 

"Bebeğimiz ."

 

 

Dile getirmek ,onun ismini ağzıma almak bile tarifsiz bir histi inanın .

 

 

Gözlerim yine mutlulukla dolarken kocaman bir gülümseme belirdi yüzümde . Hem de öyle sahici bir gülümsemeydi ki ben en son ne zaman bu kadar içten güldüm hatırlamıyordum.

 

 

İnanın hatırlamıyordum ...

 

 

 

"Sabah doktora gideceğiz biliyorsun değil mi ?"

 

 

Biliyordum tabii . Bebeğimizi görmeye gidecektik biz Cihangir'le .

 

 

"Hı hım sonra da evimize gideceğiz değil mi Cihangir ?"

 

 

İnsan bir kere eve alışınca hemen gözü arıyordu evini. Oysa bir zamanlar evim yoktu benim . Şimdi ise hemencecik alışmıştım ve inanın alıştıktan sonra yokluğu daha çok vuruyordu bedenime .

 

 

"Özledin değil mi ? Ben de çok özledim evimizi."

 

 

Cihangir de tıpkı benim gibi özlemişti evimizi . Hem insan evini nasıl özlemezdiki .

 

 

Yattığım yerde biraz doğrulup başlığa yasladım sırtımı.Küçücük yatağa Cihangir'le sarılmış sığmaya çalışıyorduk.

 

 

 

"Rahat hissedemedin değil mi ? Ben dedim İnci gelmeyeyim sen rahatça dinlen diye niye beni dinlemiyorsun ."

 

 

Cihangir yattığı yerden doğrulurken ilk birkaç saniye cevap veremedim . Nasıl geldiğini anlayamadığım mide bulantısı bedenimi kasıp kavurmaya başlamıştı .

 

 

"İnci ."

 

 

"Cihangir ,midem bulanıyor benim ."

 

 

Sanki konuştukça daha da bulanmaya başlıyordu . Yattığım yerden doğrularak hızlı adımlarla lavaboya yöneldim .

 

 

Midemde bir şey kalmayana kadar çıkardım . O kadar halsiz hissediyordum ki kendimi şimdi bayılıp kalacaktım.

 

 

"İnci'm doktoru çağırayım mı ? "

 

 

"Yok , gerek yok Cihangir'im . Doktor söyledi ya mide bulantısı normalmiş ilk aylarda ."

 

 

 

Cihangir'in yardımıyla eğildiğim yerden kalkıp dişlerimi fırçalamak için dolaba yöneldim . Bir an önce dişlerimi fırçalayıp ağzımdaki saçma tattan kurtulmak istiyordum.

 

 

 

"Çok mu normalmiş yoksa az mı normalmiş ?"

 

 

Ağzımdaki diş fırçasıyla birlikte Cihangir'e baktım . Gerçekten de bu soruyu ciddi ciddi sormuştu .

 

 

"Niye öyle garip garip bakıyorsun İnci ? Söylesene az mı normalmiş çok mu normalmiş?"

 

 

"Gayet normal Cihangir . Hiçbir sıkıntı yok endişelenme ."

 

 

"Neyse ben yarın doktora sorarım . Çok mu normal az mı normal diye ?"

 

 

 

Bir de inanmıyordu bana ? Vallahi de billahi de inanmıyordu .

 

 

"Sen inanmıyorsun bana ben anladım Cihangir."

 

 

Diş fırçamı dolaba yerleştirdikten sonra tekrardan yatağıma doğru adımladım . Cihangir'i de öylece lavaboda bırakmıştım .

 

 

Oh olsundu işte . Bir de bana inanmıyordu oh olsundu Cihangir'e .

 

 

"İnci'm ben öyle bir şey mi dedim şimdi ?"

 

 

"Belki öyle bir şey söylemedin ama o anlama gelecek hareketler yaptın Cihangir . Bildiğin bana inanmadın sen . Yalancı mıyım ben niye inanmadın bana ?"

 

 

Niye bu kadar alınmıştım bilmiyorum . İnanın bilmiyordum . Utanmasam şu an saatlerce ağlardım .Cihangir bana inanmadı diye saatlerce ağlardım .

 

 

Yalancı mıydım ben ? Cihangir neden bana inanmamıştı.

 

 

"Niye doldurdun şimdi o yeşil gözlerini ?"

 

 

Bilmem dercesine omzumu indirip kaldırdım . İnanın bu yeşil gözlerim niye durduk yere dolmuştu bilmiyordum .

 

 

 

"Bilmiyorum Cihangir . Sanki benim ağlayasım geliyor durduk yere ."

 

 

 

"Doktor'u çağırayım mı ?"

 

 

 

Yok artık dercesine Cihangir'e baktım . Ağlayasım geliyor diye doktor'u mu çağıracaktık .

 

 

 

"Abartma Cihangir . Ne diyeceğiz doktor'a ? Benim ağlayasım geliyor mu diyeceğiz ?"

 

 

"Evet , problem mi var ?"

 

 

Yok, bu adama bir şeyler olmuştu . Garip garip konuşuyordu kesinlikle bir haller olmuştu .

 

 

"Cihangir , tamam geçti benim ağlamam hadi uyuyalım ."

 

 

Yastığımı düzeltip Cihangir'i yanıma çağırdım .

 

 

"Ben koltukta yatayım işte İnci . Rahat edemeyeceksin orada ."

 

 

 

"Olmaz ."

 

 

Cihangir ne de çok meraklıydı koltukta yatmaya . Anlamıştım ben Cihangir benimle uyumayı özlememişti .

 

 

 

"Anladım ben Cihangir . Benimle uyumayı özlemedin değil mi sen ? "

 

 

Hem sözlerime inanmamıştı hem de benimle uyumayı özlememişti .

 

 

Yine istemsizce gözlerim dolmaya başlamıştı . Neler oluyordu bana böyle . Sanki kendimi hiç kontrol edemiyordum . Bir dakikam diğer bir dakikama uymuyordu.

 

 

"Ah İnci'm ben ne yapacağım seninle ."

 

 

Cihangir kendisi için ayırdığım yere kıvrılarak yattı . Beni de kollarıyla sarıp sarmaladı .

 

 

"Bilmem , ne yapacaksın benimle ."

 

 

"Bir de soruyor . Anlamadığı yetmiyor bir de saf saf soruyor ."

 

 

Şimdi de suçu bana atıyordu Cihangir . Açık açık söyleseydi anlardım ki ben .

 

 

"Ne yapacaksın benimle Cihangir ? Söylesene hadi ."

 

 

"Sus , hadi uyu artık ."

 

 

"Cihangir söylesene ne yapacaksın beni ."

 

 

Cihangir'in omzundaki başımı kaldırıp gözlerine baktım . Bir laf atıyordu ortaya sonra da hiç söylememiş gibi geri çekiliyordu .

 

 

"İnci ."

 

 

"Hım ."

 

 

"Uyu artık . Sabah doktor'a gideceğiz ."

 

 

"Ama söylemedin ."

 

 

Anlık bir şekilde gelişti . Cihangir'in dudaklarını dudaklarımda hissetmem gerçekten çok anlık gelişti .Anlık gelişmişti ama anlamıştım ben . Cihangir'i öpmeyi ne kadar özlediğimi dudaklarının tadını alınca anlamıştım.

 

 

"Uyu artık ."

 

 

Masum masum kaldırdığım başımı tekrar Cihangir'in omzuna yatırdım . Artık anlamıştım. Cihangir'in benimle ne yapacağını nihayetinde anlamıştım.

 

 

 

"Cihangir , sen hiç masal biliyor musun ?"

 

 

Nereden esti bilmem masallar gelmişti aklıma. Masallar da hep mutlu olurlardı ya birden aklıma gelmişti .

 

 

"Yok, ben çok masal bilmem ."

 

 

Cihangir gibi ben de bilmiyordum ki çok masal. Küçükken bana masal okuyan olmazdı .

 

 

Babam o zamanlar yüzüme bile bakmazdı zaten . Bırakın masal okumayı yüzüme bile bakmazdı . Annem de işte elinden geldiğince beni uyutmaya çalışırdı ama o da masal okuyamazdı bana .

 

 

Küçük İnci'ye kimsecikler masal okumazdı ...

 

 

"Ben de bilmiyorum ki Cihangir ? İkimiz de masal bilmiyorsak biz bebeğimize nasıl masal anlatacağız ."

 

 

Küçük İnci masal anlatılmayınca üzülürdü . Küçük İnci üzülsün ama bebeğim üzülmesin istedim .

 

 

"Ben hep aynı masalı anlatacağım bebeğimize İnci'm . Hiç sıkılmadan hep o masalı anlatacağım ."

 

 

Hangi masaladı ki o . Cihangir'in hiç sıkılmadan bebeğimize anlatacağı masal hangisiydi ?

 

 

"Hangi masal ki o ? "

 

 

"Çakma mafya ve İncili kızın masalını anlatacağım bebeğimize ."

 

 

Cihangir bizim masalımızı anlatacaktı . Cihangir her gün sıkılmadan bebeğimize bizim masalımızı anlatacaktı .

 

 

Çakma mafya ve İncili kızın masalıydı bizimkisi...

 

 

 

...

 

 

"İnci Hanım'dı değil mi ? "

 

 

"Evet ."

 

 

Cihangir'le birlikte doktorun odasında heyecanla ayakta bekliyorduk . İkimizinde inanın eli ayağı heyecanla titriyordu .

 

 

Bebeğimizi ilk kez görecektik ya hep ondan titriyordu ...

 

 

"Koltuğa uzanıp karnınızı açın lütfen ."

 

 

Cihangir 'in elimi tutmasıyla adımlarım koltuğa yöneldi . Önce yavaşça uzandım sonra da ellerim titreyerek karnımı açtım .

 

 

Heyecandan öleceğim zannettim .Vallahi de billahi de i o o an heyecandan öleceğim zannettim .

 

 

Cihangir'in de benden inanın farkı yoktu . Elimi sıkıca tutmuş ekranda bir şey görmeyi umutla bekliyordu .

 

 

"Bakın minik bebeğimiz burada ."

 

 

Dolu gözlerle doktorun işaret ettiği yere odaklandım.Minicikti . Size yemin ederim minicik bir şeydi .

 

 

 

"Kalp atışlarını dinleyelim mi ? "

 

 

Cihangir 'de ben de doktor'un sorusuna yanıt veremedik .O minik kareye odaklanmaktan cevap veremedik .

 

 

Doktor'da halimizi anlamış olacakki cevabımıza gerek duymadan gerekeni yaptı . Sonra o minik görüntünün yanına kalp atışları eklendi .

 

 

Sakin sakin atan minik kalp atışları ...

 

 

"Cihangir ."

 

 

Cihangir'in elini o kadar sıkı tutuyordum ki emindim ki elini kıpkırmızı yapmıştım .

 

 

"İnci kalp atışları , bebeğimizin kalp atışları ."

 

 

İki kelimeyi bir araya getirip de konuşamadık . Bebeğimizin kalp atışlarını duymuştuk ya iki kelimeyi birleştiremedik biz .

 

 

Tarifsiz bir histi . Vallahi de billahi de tarifi olmayan bir histi ...

 

 

Ve inanın doktor'un odasından çıkıp evimize gidene kadar iki kelimeyi bir araya getirip konuşamadık . Elimde sıkı sıkı tuttuğum ultrason fotoğrafına bakmaktan başka hiçbir şey yapamadım .

 

 

Sadece ve sadece içim gidercesine o fotoğrafa baktım .Dedim ya tarifi olmayan bir histi bu . Vallahi de billahi de tarifsizdi .

 

 

...

 

 

Hastahaneden geldikten sonra mide bulantılarım daha da artmıştı . Artık sürekli yediklerimi çıkartmak yoruyordu beni .

 

 

Ve Cihangir dediğini yapmıştı . O heyecanına rağmen unutmamış doktor'a mide bulantılarımın normal olup olmadığını sormuştu .

 

 

"Miden mi bulanıyor yine ? "

 

 

"Hı hı ."

 

 

Elimden de bir şey gelmiyordu ki . Sürekli bulanıyordu .Bizim bebeğimiz annesine çok nazlanıyordu .

 

 

Tıpkı babası gibi annesine nazlanıyordu .

 

 

"Bebeğim , sen de baban gibi bana nazlanıyorsun ."

 

 

Cihangir'in tip tip bakışlarını üzerimde hissediyordum ama hiç aldırmadan bebeğimle konuşmaya devam ettim .

 

 

"Olsun , ben çekerim sizin nazınızı ."

 

 

Hem Cihangir'in hem de bebeğimin nazını çekerdim.

 

 

"İnci'm ."

 

 

Cihangir'in ses tonundan itiraz edeceğini anlamıştım .

 

 

"Hiç itiraz etme Cihangir nazlısın sen ."

 

 

Kabul de etmiyordu bu nazlı Cihangir . Nazlı olduğu yetmiyordu bir de kabul de etmiyordu .

 

 

İtiraz etme dememe rağmen itiraz etmek için konuşmaya başlamıştı ki zilin çalmasıyla susmak zorunda kaldı .

 

 

Oh olsun dedim içimden . Oh olsundu Cihangir'e itiraz da edememişti .

 

 

"Bir kapıya bakalım Cihangir . Sonra itiraz edersin ben de dinlerim ."

 

 

Cihangir 'le beraber kapıya yöneldik .Hâlâ arkamdan konuşmaya devam ediyordu . Bir susmuyor hâlâ konuşmaya devam ediyordu .

 

 

Kapının önüne geldiğimizde susması için Cihangir'e bir bakış atıp kapıyı açtım .

 

 

"Faruk ."

 

 

Kapıyı açtığımda Faruk'u görmeyi beklemiyordum . Sinirle bağırıp çağırmak istedim neden geldin diye ama yapmadım . Sadece Faruk'a baktım . Sadece Faruk'un çaresiz haline baktım.

 

 

Faruk'un çaresiz halinden anladım ben . Anneme bir şey olmuştu yemin ederim anlamıştım .

 

 

"Annem'e bir şey oldu . Sen o yüzden geldin bir şey oldu anneme ."

 

 

Cihangir'in kollarını bedenimde hissediyordum. Zaten Cihangir 'in kolları beni tutmasa ayakta duramazdım ki ben .

 

 

Anneme bir şey olmuştu ben nasıl ayakta durabilirdim.

 

 

"Annemin sana ihtiyacı var ."

 

 

Hep benim anneme ihtiyacım olurdu . Bunca zaman hep ben ihtiyaç duyardım anneme . Şimdi ise annemin bana ihtiyacı vardı .

 

 

Annemin İncili kızına ihtiyacı vardı .

 

 

...

 

 

 

O hastahane koridorunda nasıl koştum inanın bilmiyorum . Cihangir beni tutup durdurmak istiyordu ama onun bile gücü yetmedi beni durdurmaya .

 

 

"Anne."

 

 

Ellerimi cam pencereye yasladım sanki anneme ulaşmak istercesine .

 

 

"Anne ben geldim ."

 

 

Öylece hasta yatağında yatıyordu . Öyle solgun öyle güçsüz ...

 

 

Şimdiki halinin aksine benim annem güçlüydü . Babama ,Faruk'a karşı her zaman güçlüydü .

 

 

Vallahi de billahi de benim annem güçlüydü.

 

 

"Anne kavuşmamız geç oldu ama geldim . Hadi kalk anne ."

 

 

Zaten geç kavuşmuştuk annemle hemen kalksa olmaz mıydı ?

 

 

İçim sızlarcasına ağlıyordum . Bebeğimi kaybetme korkusunun yerine bu sefer annemi kaybetme korkusu sardı bedenimi .

 

 

"Anne ben sana bir haber vereceğim hadi uyan."

 

 

Annem beni duyabiliyor muydu bilmiyorum ama Cihangir'de Faruk'ta duyuyordu benim söylediklerimi .

 

 

"Anne benim bir bebeğim olacak . Hadi uyan anne. Ben annelikten anlamam sen öğret bana anneliği ."

 

 

Demiştim ya annem gibi bir anne olacağım . Annem gibi çocuğunun her zaman yanında olan bir anne olacaktım .

 

 

"Ben senin gibi anne olacağım anne . Senin gibi çocuğunun yanında olan çocuğunu her şeyden koruyan bir anne olacağım."

 

 

Daha da konuşup ağlamak istedim ama bir an başım döndü , durduğum yerde sendeledim .

 

 

"İnci ."

 

 

Sendeledim ama düşmedim . Cihangir tuttu beni . Zaten Cihangir hep düşmeden tutardı ki beni .

 

 

"Gel şu koltuğa otur biraz sakinleş ."

 

 

Faruk'un dikkatli bakışları eşliğinde sandalyeye gidip oturdum .

 

 

Her günün aksine farklıydı bugün Faruk . Bağırıp çağırmıyordu . Kapımıza gelip annemin sana ihtiyacı var derken de sesi sakindi .

 

 

Şimdi de dikkatle bana bakıyordu. Bir bana bakıyor bir de çekine çekine karnıma bakıyordu. Dedim ya bugün her günün aksine farklıydı Faruk .

 

 

"İyisin değil mi İnci ? İstersen bir doktora gidelim ."

 

 

"İyiyim Cihangir . Meraklanma sadece bir anlık başım döndü ."

 

 

"Su alıp geleyim mi sana iyi gelir ? "

 

 

Cihangir'in bakışları bir bana bir de Faruk arasında gidip geliyordu . Faruk'la beni yalnız bırakmak istemiyordu ama bir taraftan da su alıp gelmek istiyordu bana .

 

 

"Olur , ben burada beklerim seni ."

 

 

"Hemen geleceğim tamam mı ? İki dakika içinde geleceğim ."

 

 

Cihangir ,Faruk'a bir bakış atıp hızla merdivenlerden inmeye başladı .

 

 

Şimdi Faruk'la yalnız kalmıştım . Koridorun sonundaki birkaç hemşire ve bizden başka kimsecikler yoktu koridorda .

 

 

"Bebeğin mi olacak senin ? "

 

 

Faruk'un kısık sesiyle bakışlarım ona çevrildi .

 

 

"Hı hı bebeğim olacak ."

 

 

Bir yüzüme bakıyor bir de kaçamak bakışlarla karnıma bakıyordu .

 

 

"Anne olmayı biliyor musun sen ? "

 

 

Faruk'un sorusuyla bu sefer bakışlarım cam pencereye çevrildi . Bilmiyordum ki ben anne olmayı . Ama annem öğretsin isterdim .

 

 

"Yok , bilmiyorum. "

 

 

Kederle cam pencereyi izlemeye daldım .Faruk bir şey söylemeyince daha da konuşmayacak zannettim ama yanılmıştım .

 

 

"Olsun , annem uyanınca öğretir sana ."

 

 

İlk kez nefretle bakmadım Faruk'a . Hep nefretle bakardım bu kez nefretle bakmadım .

 

 

"Öğretir değil mi ? "

 

 

"Öğretir ."

 

 

Faruk'da söylemişti . Annem uyanınca öğretecekti bana anneliği .

 

 

Uyanamama ihtimalini elimin tersiyle ittim . Uyanacaktı benim annem . O beni yalnız bırakmazdı ki hiç .

 

 

Elbet uyanacaktı ...

 

 

Yoksa ne yapardım ben onsuz . Ben annemsiz ne yapardım .

 

 

 

Saatlerce düşündüm . Annemsiz ne yapardım diye saatlerce düşündüm ama bulamadım . O sorunun cevabı yoktu ben de .

 

 

Doktor'un yanımıza doğru gelmesiyle Cihangir'in omzundan başımı kaldırıp ayaklandım . Doktor'un ağzındak çıkacak birkaç kelime söze muhtaçtım şu an.

 

 

"Faruk Bey , iki gündür annenizin durumundan dolayı size görüş sağlayamadık ama şu an annenizin durumu daha müsait . Çok kısa olmak şartıyla annenizle görüş sağlayabilirsiniz . Hemşireler size yardımcı olacaktır geçmiş olsun tekrardan ."

 

 

Doktor açıklamasını yapıp yanımızdan ayrılmıştı . Annemin biraz daha iyi olmasına sevinmiştim ama görüş için umutlanmadım .

 

 

Biliyordum umutlanırsam üzülecektim o yüzden hiç umutlanmadım. Sadece Cihangir'in yanına gidip kollarının arasına sindim .

 

 

"Sen gir istersen ."

 

 

Faruk bana mı söylüyor ilk başta anlamadım . O kadar umutsuzdum ki bana mı söylüyor anlamdım .

 

 

"Anlamadım."

 

 

"Annemin yanına sen gir onun sana ihtiyacı var."

 

 

Bana söylüyordu işte . Basbayağı Faruk bana söylüyordu. Yüzümdeki gülümsemeyle Cihangir'e bakıp hemşirenin yanına ilerledim .

 

 

Annemi görecektim ben . Aylar olmuştu belki görmeyeli ama şimdi görecektim . Artık hasret son bulacaktı . Artık İncili kız annesine kavuşacaktı .

 

 

 

...

 

 

Sessizce kapıyı açıp içeri girdim . Odada annemin kalp atış sesleri yankılanıyordu .

 

 

Bundan çok değil daha birkaç gün önce ilk kez bebeğimin kalp atış seslerini duymuştum . Şimdi ise hasta yatağında yatan annemin kalp atış seslerini işitiyordum.

 

 

"Annem ."

 

 

Hemşire defalarca kez uyarmıştı beni temas etmemem konusunda . Ne kadar çok annemin elini tutup kokusunu içime çekmek istesem de durdurdum kendimi . Dokunamadım anneme .

 

 

Ne elini tutabildim ne de kokusunu soluyabildim . Uzansam dokunabilecektim ama uzaktı annem bana .Dokunamayacağım kadar uzaktı .

 

 

"Anne hadi kalk . Bak İncili kızın geldi.Sarılmayacak mısın bana ? "

 

 

Annem ben ağlayınca üzülürdü hep . Akıtma o incilerini derdi kızardı bana .

 

 

Keşke şimdi de ağlıyorum diye kızsaydı bana .

 

 

"Anne , İncili kızının bir bebeği olacak . Artık kızın anne olacak ."

 

 

Annemin eline uzanmamak için zor durdurdum kendimi .

 

 

"Hadi kalk anne . İncili kızına anne olmayı öğret."

 

 

Annem uyanıp kalkacak diye gözlerine bakıyordum ama açmıyordu gözlerini . Belki de duymuyordu beni .

 

 

"Anne sana ihtiyacım var . Sen her ihtiyacım olduğunda yanımdaydın . Şimdi de yanımda ol anne ."

 

 

Bana verilen süre hızla bitip tükeniyordu . Yine ayıracaklardı beni annemden . Her zaman olduğu gibi yine ayıracaklardı .

 

 

"Yine ayıracaklar bizi anne . Hadi uyan da bizi ayırmasınlar ."

 

 

Ne desem boş geldi o an gözüme . Zaten bana verilen sürede bitmişti . Oturduğum sandalyeden yavaşça ayaklandım .

 

 

Duymamıştı annem beni . Oysa her zaman duyardı beni ama bu kez duymadı .

 

 

"Hoşçakal anne ."

 

 

Son kez o güzel yüzüne baktım annemin .Kaç aydır hasret kaldığım yüzüne son kez içim gidercesine baktım.

 

 

"İncili kızın seni bekliyor çok bekletme olur mu? O sensiz yapamaz ."

 

 

İncili kız annesiz yapabilir miydi hiç ? Yapamazdı . Bir annesiz yapamazdı bir de Cihangir'siz .

 

 

"İnci ."

 

 

Sonra bir fısıltı duyuldu odada . Sonra da annemin yeşil gözleri çıktı ortaya . O hasret kaldığım yeşil gözleri kısıkça açıldı ve İncili kızına baktı .

 

 

"İncili kızım ."

 

 

Duymuştu annen seni İnci . Annen her zamanki gibi duymuştu .

 

 

Zaten annesi İncili kızını hep duyardı . Hem de hep .

 

 

...

 

 

Bölümü beğendiyseniz yıldızımızı daima parlatmayı unutmayın .

 

 

 

İki haftalık aranın ardından yeniden beraberiz . Çok özledim sizleri inanın .

 

 

Çakma mafya ve İncili kızın masalıydı onlarınkisi...

 

 

Eğer Cihangir ve İnci'nin kızı olsaydı kesinlikle ismi Masal olmalıydı .

 

 

Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakın.

 

 

Ayrıca Efsunkâr adlı yeni kurguma da bir şans vermeyi mutlaka unutmayın . Sizleri orada da görmek çok çok isterim . Efsun ve Savaş'ın hikayesi de eminim seveceksiniz...

 

 

 

 

Bölüm : 19.04.2026 09:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...