
Canlarım ilk olarak son birkaç gündür yaşadığımız olaylardan dolayı çok üzgünüm . Temennim bir daha böyle korkunç olaylar yaşamamız yönünde . Hepimize geçmiş olsun diliyorum .
Son olarak da bölümü bu kadar erken saatte atmamı beklemiyordunuz değil mi inanın ben de beklemiyordum .O yüzden günaydınlar diliyorum herkese .
Bol bol yorum yapmayı unutmayın . Hepinize iyi okumalar diliyorum .
...
İNCİ AKKOR
"Cihangir ."
Hasta yatağında Cihangir'e biraz daha yaklaşarak iyice sindim koynuna .
"Hı ."
"Neden söylemiyorsunuz bana Faruk'a neler yapacağınızı? Ne yaptı ki ifşa edeceksiniz onu ?"
Cihangir dediklerime hiç kulak asmadan öylece saçlarımı okşamaya başladı .
"Önemi yok İnci . Sen bunları düşünme . Sen sadece kendi sağlığını düşün , bebeğimizi düşün ."
Hemen de sahiplenmiştik bebeğimizi . Sanki bunca zaman hep bizimleydi . Sanki hep vardı hayatımızda .
"Bebeğimiz ."
Dile getirmek ,onun ismini ağzıma almak bile tarifsiz bir histi inanın .
Gözlerim yine mutlulukla dolarken kocaman bir gülümseme belirdi yüzümde . Hem de öyle sahici bir gülümsemeydi ki ben en son ne zaman bu kadar içten güldüm hatırlamıyordum.
İnanın hatırlamıyordum ...
"Sabah doktora gideceğiz biliyorsun değil mi ?"
Biliyordum tabii . Bebeğimizi görmeye gidecektik biz Cihangir'le .
"Hı hım sonra da evimize gideceğiz değil mi Cihangir ?"
İnsan bir kere eve alışınca hemen gözü arıyordu evini. Oysa bir zamanlar evim yoktu benim . Şimdi ise hemencecik alışmıştım ve inanın alıştıktan sonra yokluğu daha çok vuruyordu bedenime .
"Özledin değil mi ? Ben de çok özledim evimizi."
Cihangir de tıpkı benim gibi özlemişti evimizi . Hem insan evini nasıl özlemezdiki .
Yattığım yerde biraz doğrulup başlığa yasladım sırtımı.Küçücük yatağa Cihangir'le sarılmış sığmaya çalışıyorduk.
"Rahat hissedemedin değil mi ? Ben dedim İnci gelmeyeyim sen rahatça dinlen diye niye beni dinlemiyorsun ."
Cihangir yattığı yerden doğrulurken ilk birkaç saniye cevap veremedim . Nasıl geldiğini anlayamadığım mide bulantısı bedenimi kasıp kavurmaya başlamıştı .
"İnci ."
"Cihangir ,midem bulanıyor benim ."
Sanki konuştukça daha da bulanmaya başlıyordu . Yattığım yerden doğrularak hızlı adımlarla lavaboya yöneldim .
Midemde bir şey kalmayana kadar çıkardım . O kadar halsiz hissediyordum ki kendimi şimdi bayılıp kalacaktım.
"İnci'm doktoru çağırayım mı ? "
"Yok , gerek yok Cihangir'im . Doktor söyledi ya mide bulantısı normalmiş ilk aylarda ."
Cihangir'in yardımıyla eğildiğim yerden kalkıp dişlerimi fırçalamak için dolaba yöneldim . Bir an önce dişlerimi fırçalayıp ağzımdaki saçma tattan kurtulmak istiyordum.
"Çok mu normalmiş yoksa az mı normalmiş ?"
Ağzımdaki diş fırçasıyla birlikte Cihangir'e baktım . Gerçekten de bu soruyu ciddi ciddi sormuştu .
"Niye öyle garip garip bakıyorsun İnci ? Söylesene az mı normalmiş çok mu normalmiş?"
"Gayet normal Cihangir . Hiçbir sıkıntı yok endişelenme ."
"Neyse ben yarın doktora sorarım . Çok mu normal az mı normal diye ?"
Bir de inanmıyordu bana ? Vallahi de billahi de inanmıyordu .
"Sen inanmıyorsun bana ben anladım Cihangir."
Diş fırçamı dolaba yerleştirdikten sonra tekrardan yatağıma doğru adımladım . Cihangir'i de öylece lavaboda bırakmıştım .
Oh olsundu işte . Bir de bana inanmıyordu oh olsundu Cihangir'e .
"İnci'm ben öyle bir şey mi dedim şimdi ?"
"Belki öyle bir şey söylemedin ama o anlama gelecek hareketler yaptın Cihangir . Bildiğin bana inanmadın sen . Yalancı mıyım ben niye inanmadın bana ?"
Niye bu kadar alınmıştım bilmiyorum . İnanın bilmiyordum . Utanmasam şu an saatlerce ağlardım .Cihangir bana inanmadı diye saatlerce ağlardım .
Yalancı mıydım ben ? Cihangir neden bana inanmamıştı.
"Niye doldurdun şimdi o yeşil gözlerini ?"
Bilmem dercesine omzumu indirip kaldırdım . İnanın bu yeşil gözlerim niye durduk yere dolmuştu bilmiyordum .
"Bilmiyorum Cihangir . Sanki benim ağlayasım geliyor durduk yere ."
"Doktor'u çağırayım mı ?"
Yok artık dercesine Cihangir'e baktım . Ağlayasım geliyor diye doktor'u mu çağıracaktık .
"Abartma Cihangir . Ne diyeceğiz doktor'a ? Benim ağlayasım geliyor mu diyeceğiz ?"
"Evet , problem mi var ?"
Yok, bu adama bir şeyler olmuştu . Garip garip konuşuyordu kesinlikle bir haller olmuştu .
"Cihangir , tamam geçti benim ağlamam hadi uyuyalım ."
Yastığımı düzeltip Cihangir'i yanıma çağırdım .
"Ben koltukta yatayım işte İnci . Rahat edemeyeceksin orada ."
"Olmaz ."
Cihangir ne de çok meraklıydı koltukta yatmaya . Anlamıştım ben Cihangir benimle uyumayı özlememişti .
"Anladım ben Cihangir . Benimle uyumayı özlemedin değil mi sen ? "
Hem sözlerime inanmamıştı hem de benimle uyumayı özlememişti .
Yine istemsizce gözlerim dolmaya başlamıştı . Neler oluyordu bana böyle . Sanki kendimi hiç kontrol edemiyordum . Bir dakikam diğer bir dakikama uymuyordu.
"Ah İnci'm ben ne yapacağım seninle ."
Cihangir kendisi için ayırdığım yere kıvrılarak yattı . Beni de kollarıyla sarıp sarmaladı .
"Bilmem , ne yapacaksın benimle ."
"Bir de soruyor . Anlamadığı yetmiyor bir de saf saf soruyor ."
Şimdi de suçu bana atıyordu Cihangir . Açık açık söyleseydi anlardım ki ben .
"Ne yapacaksın benimle Cihangir ? Söylesene hadi ."
"Sus , hadi uyu artık ."
"Cihangir söylesene ne yapacaksın beni ."
Cihangir'in omzundaki başımı kaldırıp gözlerine baktım . Bir laf atıyordu ortaya sonra da hiç söylememiş gibi geri çekiliyordu .
"İnci ."
"Hım ."
"Uyu artık . Sabah doktor'a gideceğiz ."
"Ama söylemedin ."
Anlık bir şekilde gelişti . Cihangir'in dudaklarını dudaklarımda hissetmem gerçekten çok anlık gelişti .Anlık gelişmişti ama anlamıştım ben . Cihangir'i öpmeyi ne kadar özlediğimi dudaklarının tadını alınca anlamıştım.
"Uyu artık ."
Masum masum kaldırdığım başımı tekrar Cihangir'in omzuna yatırdım . Artık anlamıştım. Cihangir'in benimle ne yapacağını nihayetinde anlamıştım.
"Cihangir , sen hiç masal biliyor musun ?"
Nereden esti bilmem masallar gelmişti aklıma. Masallar da hep mutlu olurlardı ya birden aklıma gelmişti .
"Yok, ben çok masal bilmem ."
Cihangir gibi ben de bilmiyordum ki çok masal. Küçükken bana masal okuyan olmazdı .
Babam o zamanlar yüzüme bile bakmazdı zaten . Bırakın masal okumayı yüzüme bile bakmazdı . Annem de işte elinden geldiğince beni uyutmaya çalışırdı ama o da masal okuyamazdı bana .
Küçük İnci'ye kimsecikler masal okumazdı ...
"Ben de bilmiyorum ki Cihangir ? İkimiz de masal bilmiyorsak biz bebeğimize nasıl masal anlatacağız ."
Küçük İnci masal anlatılmayınca üzülürdü . Küçük İnci üzülsün ama bebeğim üzülmesin istedim .
"Ben hep aynı masalı anlatacağım bebeğimize İnci'm . Hiç sıkılmadan hep o masalı anlatacağım ."
Hangi masaladı ki o . Cihangir'in hiç sıkılmadan bebeğimize anlatacağı masal hangisiydi ?
"Hangi masal ki o ? "
"Çakma mafya ve İncili kızın masalını anlatacağım bebeğimize ."
Cihangir bizim masalımızı anlatacaktı . Cihangir her gün sıkılmadan bebeğimize bizim masalımızı anlatacaktı .
Çakma mafya ve İncili kızın masalıydı bizimkisi...
...
"İnci Hanım'dı değil mi ? "
"Evet ."
Cihangir'le birlikte doktorun odasında heyecanla ayakta bekliyorduk . İkimizinde inanın eli ayağı heyecanla titriyordu .
Bebeğimizi ilk kez görecektik ya hep ondan titriyordu ...
"Koltuğa uzanıp karnınızı açın lütfen ."
Cihangir 'in elimi tutmasıyla adımlarım koltuğa yöneldi . Önce yavaşça uzandım sonra da ellerim titreyerek karnımı açtım .
Heyecandan öleceğim zannettim .Vallahi de billahi de i o o an heyecandan öleceğim zannettim .
Cihangir'in de benden inanın farkı yoktu . Elimi sıkıca tutmuş ekranda bir şey görmeyi umutla bekliyordu .
"Bakın minik bebeğimiz burada ."
Dolu gözlerle doktorun işaret ettiği yere odaklandım.Minicikti . Size yemin ederim minicik bir şeydi .
"Kalp atışlarını dinleyelim mi ? "
Cihangir 'de ben de doktor'un sorusuna yanıt veremedik .O minik kareye odaklanmaktan cevap veremedik .
Doktor'da halimizi anlamış olacakki cevabımıza gerek duymadan gerekeni yaptı . Sonra o minik görüntünün yanına kalp atışları eklendi .
Sakin sakin atan minik kalp atışları ...
"Cihangir ."
Cihangir'in elini o kadar sıkı tutuyordum ki emindim ki elini kıpkırmızı yapmıştım .
"İnci kalp atışları , bebeğimizin kalp atışları ."
İki kelimeyi bir araya getirip de konuşamadık . Bebeğimizin kalp atışlarını duymuştuk ya iki kelimeyi birleştiremedik biz .
Tarifsiz bir histi . Vallahi de billahi de tarifi olmayan bir histi ...
Ve inanın doktor'un odasından çıkıp evimize gidene kadar iki kelimeyi bir araya getirip konuşamadık . Elimde sıkı sıkı tuttuğum ultrason fotoğrafına bakmaktan başka hiçbir şey yapamadım .
Sadece ve sadece içim gidercesine o fotoğrafa baktım .Dedim ya tarifi olmayan bir histi bu . Vallahi de billahi de tarifsizdi .
...
Hastahaneden geldikten sonra mide bulantılarım daha da artmıştı . Artık sürekli yediklerimi çıkartmak yoruyordu beni .
Ve Cihangir dediğini yapmıştı . O heyecanına rağmen unutmamış doktor'a mide bulantılarımın normal olup olmadığını sormuştu .
"Miden mi bulanıyor yine ? "
"Hı hı ."
Elimden de bir şey gelmiyordu ki . Sürekli bulanıyordu .Bizim bebeğimiz annesine çok nazlanıyordu .
Tıpkı babası gibi annesine nazlanıyordu .
"Bebeğim , sen de baban gibi bana nazlanıyorsun ."
Cihangir'in tip tip bakışlarını üzerimde hissediyordum ama hiç aldırmadan bebeğimle konuşmaya devam ettim .
"Olsun , ben çekerim sizin nazınızı ."
Hem Cihangir'in hem de bebeğimin nazını çekerdim.
"İnci'm ."
Cihangir'in ses tonundan itiraz edeceğini anlamıştım .
"Hiç itiraz etme Cihangir nazlısın sen ."
Kabul de etmiyordu bu nazlı Cihangir . Nazlı olduğu yetmiyordu bir de kabul de etmiyordu .
İtiraz etme dememe rağmen itiraz etmek için konuşmaya başlamıştı ki zilin çalmasıyla susmak zorunda kaldı .
Oh olsun dedim içimden . Oh olsundu Cihangir'e itiraz da edememişti .
"Bir kapıya bakalım Cihangir . Sonra itiraz edersin ben de dinlerim ."
Cihangir 'le beraber kapıya yöneldik .Hâlâ arkamdan konuşmaya devam ediyordu . Bir susmuyor hâlâ konuşmaya devam ediyordu .
Kapının önüne geldiğimizde susması için Cihangir'e bir bakış atıp kapıyı açtım .
"Faruk ."
Kapıyı açtığımda Faruk'u görmeyi beklemiyordum . Sinirle bağırıp çağırmak istedim neden geldin diye ama yapmadım . Sadece Faruk'a baktım . Sadece Faruk'un çaresiz haline baktım.
Faruk'un çaresiz halinden anladım ben . Anneme bir şey olmuştu yemin ederim anlamıştım .
"Annem'e bir şey oldu . Sen o yüzden geldin bir şey oldu anneme ."
Cihangir'in kollarını bedenimde hissediyordum. Zaten Cihangir 'in kolları beni tutmasa ayakta duramazdım ki ben .
Anneme bir şey olmuştu ben nasıl ayakta durabilirdim.
"Annemin sana ihtiyacı var ."
Hep benim anneme ihtiyacım olurdu . Bunca zaman hep ben ihtiyaç duyardım anneme . Şimdi ise annemin bana ihtiyacı vardı .
Annemin İncili kızına ihtiyacı vardı .
...
O hastahane koridorunda nasıl koştum inanın bilmiyorum . Cihangir beni tutup durdurmak istiyordu ama onun bile gücü yetmedi beni durdurmaya .
"Anne."
Ellerimi cam pencereye yasladım sanki anneme ulaşmak istercesine .
"Anne ben geldim ."
Öylece hasta yatağında yatıyordu . Öyle solgun öyle güçsüz ...
Şimdiki halinin aksine benim annem güçlüydü . Babama ,Faruk'a karşı her zaman güçlüydü .
Vallahi de billahi de benim annem güçlüydü.
"Anne kavuşmamız geç oldu ama geldim . Hadi kalk anne ."
Zaten geç kavuşmuştuk annemle hemen kalksa olmaz mıydı ?
İçim sızlarcasına ağlıyordum . Bebeğimi kaybetme korkusunun yerine bu sefer annemi kaybetme korkusu sardı bedenimi .
"Anne ben sana bir haber vereceğim hadi uyan."
Annem beni duyabiliyor muydu bilmiyorum ama Cihangir'de Faruk'ta duyuyordu benim söylediklerimi .
"Anne benim bir bebeğim olacak . Hadi uyan anne. Ben annelikten anlamam sen öğret bana anneliği ."
Demiştim ya annem gibi bir anne olacağım . Annem gibi çocuğunun her zaman yanında olan bir anne olacaktım .
"Ben senin gibi anne olacağım anne . Senin gibi çocuğunun yanında olan çocuğunu her şeyden koruyan bir anne olacağım."
Daha da konuşup ağlamak istedim ama bir an başım döndü , durduğum yerde sendeledim .
"İnci ."
Sendeledim ama düşmedim . Cihangir tuttu beni . Zaten Cihangir hep düşmeden tutardı ki beni .
"Gel şu koltuğa otur biraz sakinleş ."
Faruk'un dikkatli bakışları eşliğinde sandalyeye gidip oturdum .
Her günün aksine farklıydı bugün Faruk . Bağırıp çağırmıyordu . Kapımıza gelip annemin sana ihtiyacı var derken de sesi sakindi .
Şimdi de dikkatle bana bakıyordu. Bir bana bakıyor bir de çekine çekine karnıma bakıyordu. Dedim ya bugün her günün aksine farklıydı Faruk .
"İyisin değil mi İnci ? İstersen bir doktora gidelim ."
"İyiyim Cihangir . Meraklanma sadece bir anlık başım döndü ."
"Su alıp geleyim mi sana iyi gelir ? "
Cihangir'in bakışları bir bana bir de Faruk arasında gidip geliyordu . Faruk'la beni yalnız bırakmak istemiyordu ama bir taraftan da su alıp gelmek istiyordu bana .
"Olur , ben burada beklerim seni ."
"Hemen geleceğim tamam mı ? İki dakika içinde geleceğim ."
Cihangir ,Faruk'a bir bakış atıp hızla merdivenlerden inmeye başladı .
Şimdi Faruk'la yalnız kalmıştım . Koridorun sonundaki birkaç hemşire ve bizden başka kimsecikler yoktu koridorda .
"Bebeğin mi olacak senin ? "
Faruk'un kısık sesiyle bakışlarım ona çevrildi .
"Hı hı bebeğim olacak ."
Bir yüzüme bakıyor bir de kaçamak bakışlarla karnıma bakıyordu .
"Anne olmayı biliyor musun sen ? "
Faruk'un sorusuyla bu sefer bakışlarım cam pencereye çevrildi . Bilmiyordum ki ben anne olmayı . Ama annem öğretsin isterdim .
"Yok , bilmiyorum. "
Kederle cam pencereyi izlemeye daldım .Faruk bir şey söylemeyince daha da konuşmayacak zannettim ama yanılmıştım .
"Olsun , annem uyanınca öğretir sana ."
İlk kez nefretle bakmadım Faruk'a . Hep nefretle bakardım bu kez nefretle bakmadım .
"Öğretir değil mi ? "
"Öğretir ."
Faruk'da söylemişti . Annem uyanınca öğretecekti bana anneliği .
Uyanamama ihtimalini elimin tersiyle ittim . Uyanacaktı benim annem . O beni yalnız bırakmazdı ki hiç .
Elbet uyanacaktı ...
Yoksa ne yapardım ben onsuz . Ben annemsiz ne yapardım .
Saatlerce düşündüm . Annemsiz ne yapardım diye saatlerce düşündüm ama bulamadım . O sorunun cevabı yoktu ben de .
Doktor'un yanımıza doğru gelmesiyle Cihangir'in omzundan başımı kaldırıp ayaklandım . Doktor'un ağzındak çıkacak birkaç kelime söze muhtaçtım şu an.
"Faruk Bey , iki gündür annenizin durumundan dolayı size görüş sağlayamadık ama şu an annenizin durumu daha müsait . Çok kısa olmak şartıyla annenizle görüş sağlayabilirsiniz . Hemşireler size yardımcı olacaktır geçmiş olsun tekrardan ."
Doktor açıklamasını yapıp yanımızdan ayrılmıştı . Annemin biraz daha iyi olmasına sevinmiştim ama görüş için umutlanmadım .
Biliyordum umutlanırsam üzülecektim o yüzden hiç umutlanmadım. Sadece Cihangir'in yanına gidip kollarının arasına sindim .
"Sen gir istersen ."
Faruk bana mı söylüyor ilk başta anlamadım . O kadar umutsuzdum ki bana mı söylüyor anlamdım .
"Anlamadım."
"Annemin yanına sen gir onun sana ihtiyacı var."
Bana söylüyordu işte . Basbayağı Faruk bana söylüyordu. Yüzümdeki gülümsemeyle Cihangir'e bakıp hemşirenin yanına ilerledim .
Annemi görecektim ben . Aylar olmuştu belki görmeyeli ama şimdi görecektim . Artık hasret son bulacaktı . Artık İncili kız annesine kavuşacaktı .
...
Sessizce kapıyı açıp içeri girdim . Odada annemin kalp atış sesleri yankılanıyordu .
Bundan çok değil daha birkaç gün önce ilk kez bebeğimin kalp atış seslerini duymuştum . Şimdi ise hasta yatağında yatan annemin kalp atış seslerini işitiyordum.
"Annem ."
Hemşire defalarca kez uyarmıştı beni temas etmemem konusunda . Ne kadar çok annemin elini tutup kokusunu içime çekmek istesem de durdurdum kendimi . Dokunamadım anneme .
Ne elini tutabildim ne de kokusunu soluyabildim . Uzansam dokunabilecektim ama uzaktı annem bana .Dokunamayacağım kadar uzaktı .
"Anne hadi kalk . Bak İncili kızın geldi.Sarılmayacak mısın bana ? "
Annem ben ağlayınca üzülürdü hep . Akıtma o incilerini derdi kızardı bana .
Keşke şimdi de ağlıyorum diye kızsaydı bana .
"Anne , İncili kızının bir bebeği olacak . Artık kızın anne olacak ."
Annemin eline uzanmamak için zor durdurdum kendimi .
"Hadi kalk anne . İncili kızına anne olmayı öğret."
Annem uyanıp kalkacak diye gözlerine bakıyordum ama açmıyordu gözlerini . Belki de duymuyordu beni .
"Anne sana ihtiyacım var . Sen her ihtiyacım olduğunda yanımdaydın . Şimdi de yanımda ol anne ."
Bana verilen süre hızla bitip tükeniyordu . Yine ayıracaklardı beni annemden . Her zaman olduğu gibi yine ayıracaklardı .
"Yine ayıracaklar bizi anne . Hadi uyan da bizi ayırmasınlar ."
Ne desem boş geldi o an gözüme . Zaten bana verilen sürede bitmişti . Oturduğum sandalyeden yavaşça ayaklandım .
Duymamıştı annem beni . Oysa her zaman duyardı beni ama bu kez duymadı .
"Hoşçakal anne ."
Son kez o güzel yüzüne baktım annemin .Kaç aydır hasret kaldığım yüzüne son kez içim gidercesine baktım.
"İncili kızın seni bekliyor çok bekletme olur mu? O sensiz yapamaz ."
İncili kız annesiz yapabilir miydi hiç ? Yapamazdı . Bir annesiz yapamazdı bir de Cihangir'siz .
"İnci ."
Sonra bir fısıltı duyuldu odada . Sonra da annemin yeşil gözleri çıktı ortaya . O hasret kaldığım yeşil gözleri kısıkça açıldı ve İncili kızına baktı .
"İncili kızım ."
Duymuştu annen seni İnci . Annen her zamanki gibi duymuştu .
Zaten annesi İncili kızını hep duyardı . Hem de hep .
...
Bölümü beğendiyseniz yıldızımızı daima parlatmayı unutmayın .
İki haftalık aranın ardından yeniden beraberiz . Çok özledim sizleri inanın .
Çakma mafya ve İncili kızın masalıydı onlarınkisi...
Eğer Cihangir ve İnci'nin kızı olsaydı kesinlikle ismi Masal olmalıydı .
Diğer bölümde görüşene dek kendinize çok çok iyi bakın.
Ayrıca Efsunkâr adlı yeni kurguma da bir şans vermeyi mutlaka unutmayın . Sizleri orada da görmek çok çok isterim . Efsun ve Savaş'ın hikayesi de eminim seveceksiniz...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |