
Öncelikle minik bir açıklama yapamak istiyorum.
Birkaç gün önce Cihangir'in anlatımıyla bir bölüm yayınlamıştım. Okuyanlarınız vardı ama sonrasında bölümü bağlayamadığım için ertesi sabah taslağa aldım.
Bu bölümü de İnci 'den okuyalım diğer bölüm Cihangir'den olsun .Kusura bakmayın olur mu .
Hepinize şimdiden iyi okumlar dilerimm.
Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayın .
Bu bölüm için ayrı bir heyecandayımm.
...
İNCİ DEMİRKAN
Alışverişten geldikten sonra içimi yine huzursuzluk kapladı .Cihangir sanki alışverişteyken küçük Cihangir gibiydi şimdi yine yabancıydı bana . İlk andaki gibi örmüştü duvarlarını .
Alışveriş poşetlerini mutfak masasının üstüne koyduktan sonra sandalyeye oturdum .Cihangir de odasına gitmişti.
Kalkıp da hiçbir şeyi yerleştirmedim. Sonuçta Cihangir'in mutfağıydı .Onun belirli bir düzeni vardı . Onun düzenini karıştırmamalıydım .
Cihangir elinde küçük el bavuluyla koridorda görününce yerimden kalktım .
"Cihangir ben bir şey mi yaptım ? "
Alışverişteyken mutluydum ben .Küçük İnci 'de mutluydu.
"Yapmadın . "
"Cihangir-"
"Sen yapmadın dedim ya İnci ."
Anlardım ben Cihangir'i bir şey olmuştu işte . Benimle alakalı olmasa bile bir şey olmuştu .
"Ben kliniğe gidiyorum . Misafir odasına yeni nevresim bıraktım . Çekinme neye ihtiyacın olursa kullan ."
Gidiyor muydu ? Bu kadar çabuk mu gidiyordu ? Daha akşam yemeği bile yememişti .
Evinden etmiştim Cihangir'i . Yine rahat vermemiştim .
"Cihangir benim yüzümden evinden oluyorsun. Daha akşam yemeği bile yiyemedin ."
"Sorun değil benim için .Klinikte yerim ben bir şeyler . Sen kendini düşün olur mu ? Beni düşünmeni istemiyorum."
Onu düşünmemi bile istemiyordu . Oysa küçükken biz kendimizden önce birbirimizi düşünürdük .
"Ben gittikten sonra kapıyı arkadan kilitlersin . Bir şey olursa da beni ararsın ."
"Arayamam."
"Niye arayamıyorsun .
"Yeni bir hat almam gerekiyor . "
"Daha önce neden söylemedin İnci ?"
Fırsat mı kalmıştı ki .Kaldı ki yeni bir hat almak düşüneceğim şeylerin son sırasında bile değildi .
"Fırsatım olmadı ."
"Ben yarın bir tane alıp getirim .Sen de bir şey olursa Leyla abla'nın yanına gidersin oradan haberleşiriz ."
Başımı salladım onaylarcasına . Ama gitmemeliydi Cihangir .En azında akşam yemeği yemeden gitmemeliydi .
"İstediğin bir şey olursa çekinmeden kullan ."
Yine başımı salladım .Ama gitmemeliydi Cihangir .Daha akşam yemeği bile yememişti .
Sonrasında dış kapıyı açıp ayakkabılarını giydi.
"Kapıyı kilitle arkamdan ."
Başka da bir şey demeden gitti . Ama gitmemeliydi daha akşam yemeği bile yememişti .
İçimde bir gram bile heyecan kalmamıştı. Öylece salonun köşesine gidip oturdum . Sadece oturdum . Ne televizyonu açtım .Ne yemek yaptım .Sadece oturdum .
Aradan kaç saat geçti bilmiyorum ama odanın içi kapkaranlık olmuştu .
Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu . Sadece uyumak geldi içimden . Uyumak ve uyandığımda her şeyin güzel olması geldi .
Oturduğum yerden kalkıp mutfağa gittim . Dolaptan bir bardak alıp su içtim . Yemek yiyesim gelmemişti . Cihangir de yemeliydi ama yememişti .Benim de yiyesim gelmemişti .
Masanın üstündeki poşetlere baktım uzun bir süre .Onları öylece bırakamazdım masanın üstünde . Cihangir de bir şey dememişti poşetlerle ilgili . Gidip usulca aldığımız ürünleri poşetten çıkardım .
Cihangir 'in mutfağını karıştırmak istemiyordum . Sadece mutfağını değil evini de karıştırmak istemiyordum . Benden biz iz kalsın istemiyordum . Evde benim yaşadığım belli olsun istemiyordum . Buna hakkım yoktu sonuçta .
Aldığımız ürünleri çok göze batmayacak şekilde dolaba yerleştirdim . Benden bir iz gibi durmuyordu . Hatta benim yerleştirdiğim bile belli olmuyordu .
Sonrasında poşetten aldığım diş fırçası ve taraklar çıktı . Onları elime aldığım gibi misafir odasına götürdüm . Banyoya koyamazdım diş fırçamı . Cihangir görürdü banyo da rahatsız olurdu sonra .
Diş fırçasını ve macunu odanın köşesindeki dolabın üstüne koydum .Onların yeri banyo değildi onların yeri burasıydı .Burası olmalıydı .
Aldığımız kıyafetleri de odanın köşesine koydum . Onların yeri de dolap değildi . Onların yeri de odanın köşeydi .
Geriye sadece Cihangir'e aldığım terlik ve kendime aldığım panduf kaldı . Cihangir'in terliğinin yeri kapının girişindeki köşeydi . Benim pandufumun yeri ise misafir odasıydı .
Ama söz dinletemedim kalbime . Ne yaparsam yapayım dinletemedim . Her şeyde dinlettim ama bunda dinletemedim .
Cihangir'in terliklerinin yanına beyaz panduflarımı koydum. Biliyordum yerleri burası değildi ama kalbime söz dinletemedim .
Eskiden de benim kırmızı ayakkabılarım hep Cihangir'in ayakkabısın yanında olurdu . Ama şimdi biliyordum yerleri burası değildi .
Öylece baktım onlara Cihangir'in terliklerinin yanında olan panduflarıma öylece baktım. Yetmedi karşı duvara çöküp öyle izledim .
Bir terlik ve panduf izlenir miydi ? Ben izledim . Karşı duvara çöküp dakikalarca onları izledim .
Ben istemiyordum bu Cihangir ve İnci'yi . Ben küçük Cihangir ve İnci'yi istiyordum . Onları çok özlemiştim ben . En azından bir kerecik gelseler olmaz mıydı ?
Çöktüğüm duvardan kalkıp misafir odasına gittim . Cihangir'in yatağın üzerine koyduğu neversimleri koltuğa koyarak yatağın içine girdim .
Uykum yoktu ama yine uyumayı diledim . Bu koskoca evde yalnızdım ama rüyalarım da en azından yalnız değildim .
...
Sabahı nasıl etmiştim bilmiyorum ama zorlu bir geceydi . Bu sefer rüyalarım bile mutlu etmemişti beni . Orada bile mutlu olmayı hak etmemiştim ben .
Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım . Bir şeylerle uğraşmam gerekliydi benim . Yoksa ben hiç iyi hissetmeyecektim
Saate baktığım da altıya geliyordu . Leyla abla saat sekizde kliniğe gidecekti . Engel olamadım yine kendime . Cihangir beni düşünme demişti ama düşünmüştüm yine .
Akşam yemeği yiyememişti belki ama sabah kahvaltı yapabilirdi .
Dün dolapta gördüğüm kabı aldım . Sonrasında içine kahvaltılık bir şeyler koydum . Sonrasında poğaça yapmak için hamur tuttum . Artık Cihangir neyi sever neyi sevmez bilmiyordum . O yüzden poğaçanın içine bir şey koymadım.
Tezgahın üstünde olan termosu da alıp çay demledim. Çay severdi Cihangir kahvaltı da . Artık sever de diyemiyordum . Ama çaydan başka bir şey yapmak gelmedi içimden .
Saklama kabını ve termosu da alıp bir pakete koydum. Leyla abla gitmeden yetişmem gerekliydi . Hızlıca poşeti alıp evden çıktım . Merdivenleri kullanarak bir alt kata indim .
Leyla abla'ların zilini çalıp beklemeye başladım. Daha birkaç saniye olmadan Leyla abla kapıda belirmişti .
"İnci "
"Günaydın abla ."
"Günaydın ablacığım da bir şey mi oldu sabah sabah ."
Elimdeki poşeti Leyla abla'ya uzattım .
"Abla bunu Cihangir'e götürür müsün ?"
Leyla abla poşeti elimden alıp içine göz gezdirdi .
"Cihangir'e hazırladın bunları ?"
Daha çok soru sorar gibi konuşmuştu . Ben de usulca başımı salladım.
"Sen yaptın mı ki kahvaltını da Cihangir'i düşünüyorsun ."
Ben ne akşam yemeği yemiştim ne de kahvaltı yapmıştım. Ama Cihangir de yememişti akşam yemeği . O yeseydi ben de yerdim akşam yemeği . Sonra kahvaltımı da yapardım .
"Şimdi yukarı çıkıp yapacağım . Sen gitmeden yetişmek istedim ."
Yukarı çıkıp iki tane poğaça ve bir bardak su içecektim .
"Tamam ablam ben götürürüm sen de hadi git kahvaltını yap . Doktor beslenmene dikkat et demişti sonra yine düşüp bayılacaksın ."
"Teşekkür ederim abla . Ben çıkıyorum yukarıya ."
Leyla ablaya el salladıktan sonra indiğim merdivenleri geri çıkarak eve girdim
Dediğimi yapıp iki poğaça ve bir bardak su içtim . Kahvaltıdan sonra biraz vakit geçsin diye televizyonu açtım . İçimden açmak gelmiyordu ama düşünmemek için televizyonu açtım . Evde ben haricinde bir ses duymak iyi gelmişti .
Sonrasında kapı çaldı . Belki Cihangir gelmiştir diye heyecanla kapıyı açtım . Ama gelen Cihangir değildi . Gelen Meltem ablaydı .
"İçeriye geçebilir miyim İnci ?"
"Buyur tabii abla ."
Kardeşinin evine girmek için izin almıştı . Çok mahçup hissetmiştim Meltem abla'ya karşı .
İkimiz de salona geçip oturduğumuzda daha da gerildim .
"İnci ."
"Efendim abla ."
"İnci ,ben sana git demiştim . Niye dinlemedin beni İnci ?"
Meltem abla git demişti ama ben gitmemiştim . Cevap veremedim sustum sadece .
"İnci anla beni .Benim bir tanecik kardeşim var onu korumak istiyorum ."
Cihangir'i benden korumak istiyordu .
"İnci ,Cihangir daha yeni yeni toparlandı . Yine eski haline dönmesine izin veremem ."
Meltem abla'nın sesi titriyordu . İstemsizce daha da küçüldüm yerimde . Elimden gelse yok olmak isterdim.
"İnci , ben okumak için can atan kardeşimi zorla okula gönderdim . Cihangir sadece ben istiyorum diye okula gitti . "
Sonrasında gözünden düşen yaşı sildi hızlıca .
"Ölüden farksızdı benim kardeşim . Konuşmuyordu bile . Çok uğraştım İnci , onu hayata döndürmek için çok uğraştım . "
Kendimi katil gibi hissettim . Ben Cihangir'i yok etmiştim .
"Kaç kere doktora gittik ama etki etmedi . Beni anla İnci benim annem yok babam yok sadece kardeşim var ."
Utandım kendimden . Hem de çok utandım .Bir de utanmadan Cihangir beni hatırlamıyor diye kırılmıştım .
İnsan kendi katilini hatırlamak ister miydi ? İstemezdi . İyi ki de hatırlamıyordu beni Cihangir .
"İnci ,git buradan . Azıcık Cihangir'in hatrı varsa git ."
Duramazdım ki artık burada . Bırakın benim burada kalmamı , benim bir parça eşyam bile hak etmiyordu burada kalmayı .
"Gideceğim abla . Merak etme hemen gideceğim ."
Gidecek yerim yoktu ama bulurdum bir yer .
Meltem abla oturduğu yerden kalkıp kapıya doğru yöneldi .
"Abla , ben özür dilerim . Biliyorum özrümün bir anlamı yok ."
"Sadece git olur mu ? Başka bir şey istemiyorum senden ."
Tek dileği vardı o da gitmemi istiyordu .
Meltem abla çıkıp gittikten sonra öylece kapının önünde kaldım .
Katildim ben . Cihangir'i ölüden farksız bırakmıştım .
Zorla gitmişti üniversiteye oysa küçükken çok hevesliydi. Ben almıştım okuma hevesini . Her şeyini almamış gibi okuma hevesini de almıştım .
Çok kötüydüm ben . Kötü biriydim .
Hemen gitmeliydim . Başka çarem yoktu benim hemen gitmeliydim . Neresi olursa olsun gitmeliydim .
Hızlı adımlarla kaldığım odaya gittim . Sırt çantama aldığımız eşyaları doldurdum . Hiçbir şey bırakmalıydım burada . Sanki hiç gelmemişçesine gitmeliydim .
Etrafaki eşyalarımı topladıktan sonra masanın üstünden bir kağıt ve kalem alıp oturdum .
Cihangir daha birkaç gün önce 'İnci sen hep gitmeyi mi bilirsin ' demişti .
Haklıydı ben hep gitmeyi bilirdim .
Bir teşekkürü hak ediyordu Cihangir . Bırakın bir teşekkürü binlecesini hak ediyordu . Bu sefer öylece çekip gidemedim . Benden bir parça kalacaksa bıraktığım not kalsın istedim.
'"Cihangir hani geçen gün bana 'Sen hep gitmeyi mi bilirsin İnci ' demiştin ya haklıydın . Ben hep gitmeyi bilirdim Cihangir . Ama bu sefer bir not bırakarak gitmek istedim . Hakkım var mı bilmiyorum ama olmasa bile bir kerecik bırakayım olur mu Cihangir ? '"
Gözyaşlarım istemsizce akmaya başladı . Yazdığım sayfaya bir bir göz yaşlarım dökülüyordu ama engel olamadım . Hiçbir şeye engel olamadığım gibi buna da engel olamadım .
'"Cihangir , bana bakışın değişsin ya da beni affet demiyorum . Beni affetme Cihangir . Ben affedilecek biri değilim . Ama Cihangir sekiz yıl önce ben gitmeyi istemedim bunu bil olur mu ? Hem de hiç istemedim. Bunu bil ama affetme beni. '"
Affetmemliydi Cihangir beni . Sekiz yılını çalmıştım ben Cihangir'in .
Sonrasında kağıdı ikiye katlayıp masanın üzerine yerleştirdim . En azından Cihangir 'e söylediğim için yüreğimdeki sızı bir miktar daha azalmıştı .
Son kez eve bakıp çıkacakken kapı alacaklı gibi çalmaya başladı . Korktum . Hem de deli gibi korktum.
"İNCİ ,AÇ KAPIYI ."
Korkum az kalmıştı bedenime şimdi amansız bir titreme aldı .
Faruk gelmişti . Bulmuştu beni . Bem tam gidecekken yine bulmuştu beni .
"AÇ KAPIYI İNCİ . YOKSA KIRACAĞIM ."
Her türlü Cihangir'e zarar veriyordum . Şimdi de evine zarar verecektim .
Korka korka gidip kapıyı açtım . Kapıyı açmamla birlikte geriye doğru savruldum.
Mahvetmişti beni . Yetmedi yine mahvedecekti.
Aralık kapıyı hızla kapatıp yanıma doğru geldi . Boynumu tuttuğu gibi başımı duvara yasladı .
"Ne sandın İnci . Sen kaçacaksın ben seni bulamayacağım mı ?"
Cevap vermedim . Ben cevap vermedikçe kafamı duvara vurdu .
Ağzımdan acı dolu bir inleme koptu .
"Senin bu kafan var ya bu kafan hiç çalışmıyor."
Alnımda dayanılmaz bir acı hissediyordum. Elimle acıyı dindirmek istercesine alnıma götürdüm .
Elime sıvı bir şey yapıştı . Acı katlanarak arttı .
"Aptalsın sen İnci .Tam bir aptalsın ."
Doğru söylüyordu aptaldım ben hem de çok aptal .
Kanlı parmaklarımla duvara tutundum . Yine kirletmiştim Cihangir'in evini .
Başımdaki ağrı o kadar arttı ki gözlerim kararmaya başladı. Sonrasında Faruk'un beni kucağına aldığını hissetmiştim.
Keşke bir kere öldürseydi beni o da kurtulsaydı ben de.
...
Siz sormadan söyleyeyim Cihangir notu okuyacak meraklanmayın .
Diğer bölüm Cihangir'den . Diğer bölümde görüşmek üzeree kendinize iyi bakınnn.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |