13. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 12

didom
didido

Ayy ben geldimm .Hepinize iyi okumalar dilerimnm.

 

Gecen bölümkü yorum performansınızı çok çok beğendim. Artık alıştım hep bekliyorumm .

 

 

 

Tekrardan iyi okumalarr haydi yorumlarda görüşürüzzz.

 

 

 

 

 

...

 

İNCİ DEMİRKAN

 

" Benimle kalacaksın . Benim için yaptıklarını ben de seni koruyarak yapacağım . "

 

 

"Seni evinden ederek mi rahatça yaşayacağım Cihangir ?

 

 

"Beni evimden etmeyeceksin . "

 

Anlamazcasına Cihangir'e baktım .

 

"Benimle evlen İnci . Seni her an korumam için benimle evlen . "

 

Duyduklarımı anlayamadım birkaç saniye .

 

Saçmalıyordu Cihangir .

 

Bütünüyle saçmalıyordu .

 

 

"Sen ne dediğinin farkında mısın Cihangir ? Saçmalıyorsun şu an ? "

 

"Olabilir ."

 

"Ne demek olabilir ya . Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu ? "

 

"Evlen benimle dedim . Gayet iyi duyuyor kulaklarım ."

 

Kafayı yemişti Cihangir .

 

Bütünüyle kafayı yenişti .

 

"Hatta sana soru sormuyorum İnci . Haber veriyorum evleniyoruz ."

 

 

"İstemiyorum dedim ya zorla mı ?"

 

"Gerekirse zorla . "

 

Biliyordum bana acıdığı için bunu yapıyordu . Sırf sekiz sene önce onun için orada kaldığım için yapıyordu .

 

"Biliyorum sekiz sene öncekiler için yapıyorsun."

 

 

"Öyle ya da değil . Evleniyoruz dedim ve bitti . Başka çare yok İnci . Seni başka türlü koruyamam Faruk'tan ."

 

"Koruma o zaman senin koruman şart mı değil ? Ben korurum kendimi .Bunca yıl korudum bundan sonra da korurum ."

 

"Ben seni o şerefsizin eline bırakmam anlıyor musun ? O yüzden konu kapandı ben nikah işlemlerini başlatacağım yarın ."

 

"Cihangir ."

 

"İnci konuşma lütfen . Ağrıların da yokken uyu sonra uyuyamazsın ."

 

Cihangir'e sırtımı dönüp gözlerimi kapattım .

 

Olmamalıydı . Böyle bir şey olmamalıydı . Kendimden yine nefret ettim . Bunca yıl sonra gelip yine Cihangir'in hayatını altüst etmiştim .

 

Aklına koymuştu Cihangir . Vazgeçmeyecekti .

 

Bile bile bu yanlışa adım atamazdım . Biliyordum bizim hayatmızda doğrulara yer yoktu ama bu bütünüyle yanlıştı .

 

Ne yapacağımı bilemedim . Ne desem bilemedim.

 

 

Olmamalıydı böyle olmamalıydı .Bir zorundalık uğruna evlenmemeliydik .

 

Acı çekercesine iç çektim . Sonrasında daha fazla düşünmemek için uyumayı diledim . En azında uykuda düşünmeyecektim.

 

Cihangir odada ne yapıyordu bilmiyordum ama bir daha da yüzümü dönmedim . Sırtım Cihangir'e dönük şekilde uykuya daldım .

 

...

 

 

Saat kaçtı bilmiyorum ama ayak tabanlarımdaki acıyla uyandım . Çok fazla acı vardı bedenimde . Hem de çok fazla.

 

Gözlerimi açtım kısarak . Oda karanlıktı . Bakışlarım odadaki koltuğa yöneldiğinde Cihangir'in iki büklüm uyuduğunu gördüm .

 

Beli tutulacaktı o küçücük yerde .Ama elimden bir şey gelmedi .

 

Yavaşça sırtımı döndüm Cihangir'e . Ses çıkarmamalıydım.

 

 

Cihangir uyuyordu ses çıkarmamalıydım . Belki de zar zor uykuya dalmıştı o yüzden ses çıkarmamalıydım .

 

Bedenimdeki acı arttıkça dudaklarımı kemirdim .

 

Ses çıkarıp Cihangir'i uyandırmamalıydım .

 

Gözyaşlarım sessizce yastığa akarken bir elimle de ağzımı kapattım .

 

Geçecekti ağrılar . Birazdan geçecekti .

 

 

Sadece sessiz olmalıydım . Cihangir'i uyandırmamalıydım.

 

"İnci ."

 

Cihangir'in sesini duymamla beraber bir hıçkırık çıktı ağzımdan .

 

"İnci , iyi misin ?"

 

 

Cihangir kapı tarafındaki ışığı açıp yanı başıma geldi . Oda tamamıyla aydınlık olmadığı için yüzünü net göremiyordum .

 

"Çok mu ağrıyor ? "

 

Başımı salladım onaylarcasına . Çok ağrıyordu.

 

 

"Hemşireyi çağırıp geliyorum tamam mı ? Hemen geleceğim ."

 

Cümlesini tamamlar tamamlamaz hızlı adımlarla odadan çıktı .

 

Aradan çok değil otuz saniye sonra hemşireyle beraber odaya geldi Cihangir .

 

 

"Çok ağrısı var . Ağrısını geçirmek için başka bir şeyler yapamaz mıyız ? "

 

 

"Maalesef ağrı kesici vermekten başka bir şey yapamayız."

 

"Ama uyutmuyor bile ağrıları . Uykusundan uyanıyor ."

 

"Ağrı kesici dört beş saat boyunca hafifletir ağrılarını . Sonrasında sabah doktor muayene eder ona göre ilaç takviyesi verir ."

 

Yattığım yatakta sessizce ağlamaktan başka bir şey yapmıyordum.

 

Ne hemşireye bir şey soruyordum ne de Cihangir'le konuşabiliyordum.

 

Hemşire ağrı kesici yaptıktan sonra geçmiş olsun dileyip gitti .

 

"Birazdan geçecek ağrıların ."

 

Geçmiyordu işte . Geçmeyecekti de . Belki ayaklarımdaki ağrılar geçecekti ama ben de hep ağrı olacaktı . Onlar hiç geçmeyecekti Cihangir .

 

"Ağlama ."

 

"Ama çok ağrıyor ."

 

"Olsun sen yine de ağlama ."

 

 

Ağlayışlarım yavaşça iç çekişlere döndü . Bu seferde içli içli iç çektim .

 

Cihangir de benim ağlamamın bitmesini bekledi başucumda . Sabırla bekledi .

 

 

"Yarın ben doktorla konuşurum çok ağrının olduğunu ona göre ilaç isterim . "

 

Cihangir ağrılarım için ilaç isteyecekti doktordan .

 

 

"Ağrın hafiflemişken biraz daha uyu ."

 

"Cihangir ."

 

"Teşekkür ederim ."

 

Bir şey söylemedi bana . Öylece uyandığı koltuğa gidip oturdu .

 

"Bir daha da ağrın olduğunda beni uyandır İnci . "

 

Sonrasında tekrardan iki büklüm koltuğa uzandı . İçim rahat etmedi böyle yatmasına.

 

"Rahat uyuyamayacaksın orada ."

 

"Beni düşünme , kendini düşün biraz . Ağrıların artmadan uyu ."

 

Cihangir'e cevap vermeden gözlerimi kapattım. Ağrı tekrar bedenime nüksetmeden uyumalıydım .

 

Ama uyuyamadım .

 

Benim lavaboya gitmem gerekliydi . Hem de acilen gitmem gerekliydi .

 

Göz ucuyla Cihangir'e baktığımda gözlerinin kapalı olduğunu gördüm .

 

Başka çarem yoktu gitmem gerekliydi .

 

"Cihangir ."

 

"Hı"

 

"Uyudun mu ? "

 

"Uyudum ."

 

 

Sonrasında kurduğum cümlenin saçmalığını fark ettim . Cihangir'de utanmadan alay ediyordu benimle .

 

"Cihangir ."

 

"Uyudum ben ."

 

"Alay etme . Bana yardım edebilir misin ? "

 

Gözlerini açıp yattığı yerden doğruldu .

 

"Benim lavaboya gitmem gerekli . Kolumdan tutar mısın ?"

 

"Daha ilk günden basma ayağının üstüne ."

 

 

Cümlesini tamamlar tamamlamaz kendimi Cihangir'in kucağında buldum .

 

"Kapının önünde bırak beni ."

 

Bana cevap vermemişti ama lavabonun kapısının önüne geldiğimizde indirmişti beni .

 

"Kapının önünde bekliyorum ."

 

Ne diye kapının önünde bekliyordu ki . Cihangir'in kapının önünde olduğunu bilmek beni germişti .

 

Çok minik adımlarla duvara tutuna tutuna lavaboya girdim. İyi ki Cihangir yardım etmişti bana . Yoksa lavaboya gelene kadar sabah olacaktı .

 

İşlerimi hallettikten sonra güzelce ellerimi yıkadım. Her ne kadar aynadaki kendimden kaçmak istesem de kaçamadım .

 

Alnımdaki sargı . Dağılmış saçlarım . Çökük yüzüm hiç içler açısı değildi . Daha fazla dayanamadım bakmaya .

 

Yine minik adımlarla kapıya doğru yürüdüm .

 

Kapıyı açtığımda Cihangir bıraktığım yerde duruyordu . Eğilip tekrardan beni kucağına aldı. Sonra beni yavaşça yatağa bıraktı.

 

"Başka bir şey istiyor musun yoksa uyumaya gideceğim ?"

 

Aslında biraz su içsem iyi olabilirdi fakat etrafa bakındığımda su göremedim bu yüzden sustum .

 

"Yok , istemiyorum. "

 

"Emin misin ?"

 

"Hı-hım . Sen git uyu . Uyutmadım zaten seni de ."

 

"Su ister misin ? "

 

İsterdim . Bir bardak su içmek isterdim.

 

"Odada su yok galiba o yüzden gerek yok ."

 

"İstersin yani ."

 

"Dedim ya odada yok . O yüzden çokta önemli değil ."

 

"Ben de susamıştım . Ben su alıp geleyim aşağıdan ."

 

"Cihangir ."

 

"Ben de susadım İnci . Kendim için de alıp geleceğim ."

 

Sonrasında da bana konuşma fırsatı vermeden odadan çıktı.

 

Yine zorluk çıkartmıştım Cihangir'e . Ama kendi de susadım demişti .

 

O yüzden içim bir nebze olsun rahattı .

 

Aradan birkaç dakika sonra Cihangir elinde iki su şişesiyle odaya geldi .

 

Bir su şişesini bana uzattı diğerini ise komodinin üzerine koydu.

 

Elimdeki suyu kana kana içtim . Sanki çölde susuz kalmışım gibi öyle hasretle içtim .

 

"Sen de susadım demiştin . "

 

"Ben içtim aşağıda . "

 

Başımı salladım onaylarcasına . Artık uyuyabilirdim . Cihangir 'de uyuyabilirdi.

 

Yastığımı düzeltim güzelce yerleştim yatağa . Bu sefer sırtımı dönmedim Cihangir'e .

 

 

Karanlıkta yüzünü göremiyordum ama bütünüyle Cihangir'in varlığını görüyordum.

 

 

Artık uyamam gerekliydi benim . Ağrılar tekrar artmadan uyumalıydım.

 

 

...

 

Odadaki konuşmaları duyabiliyordum . Gözlerimi hafifçe araladım .

 

"Gece uykusundan uyandı . Ağrı kesiciden daha etkili bir şey veremez miyiz ?"

 

 

"Sargılarını açalım ben ona göre etkili bir ilaç veririm ."

 

"Hemen mi açacaksınız sargıları . Çok uyuyamadı gece .Uyanınca açsanız olmaz mı ?"

 

Doktor ve Cihangir yatağın biraz ilerisinde konuşuyorlardı. Benden tarafa bakmadıkları için uyandığımı fark etmediler .

 

Daha fazla uyandığımı gizlemeden konuşmaya başladım.

 

"Uyandım ben ."

 

 

İkisinin de bakışları konuşmamla birlikte bana döndü .

 

 

"Günaydın İnci Hanım . Ağrılarınız ne durumda ."

 

Doktor ayak ucuma doğru gelip konuşmaya başladı .

 

 

"Şu an çok ağrım yok . "

 

" Şimdi sargılarınızı açıp pansuman yapalım. Ben yaranın durumuna göre ilaç takviyesi yapacağım."

 

Ayağımdaki sargılar açılacağı için biraz gerildim. Ne kadar kötüydü , ne durumdaydı bilmiyordum .

 

Doktor sargıları açmaya başlarken Cihangir'de doktorun yanına geldi .

 

Pansuman biraz acılı geçmişti ama geçmişti bir şekilde . Ellerimi sıktığım yorgandan yavaşça çektim . Yorganı sıkmaktan bembeyaz olmuştu ellerim .

 

Doktor 'da elindeki eldivenleri çıkarıp doğruldu.

 

 

"Ben iki tande daha ilaç yazacağım .Ağrınızın çok olduğu zamanlarda içebilirsiniz . Pansumanınızı yaptım yaralarınız daha iyi durumda . "

 

İlk halini bilmediğim için iyi hali ne durumda onu da bilmiyordum

 

Yine bedenimde kusur kalacaktı .

 

 

Karnımdaki iğrenç izden sonra bu seferde ayaklarımda izler kalacaktı .

 

Karnımdaki izi herkesten saklayabiliyordum . Ben iğreniyordum izden insanlar iğrenmesin diye saklıyordum.

 

Şimdi aynı şeyi ayaklarımdaki izlere de yapmalıydım. Onları da saklamalıydım.

 

Onları da çorap giyerek saklamalıydım . Çok çorapla rahat hissetmezdim ama artık her an çorap giymeliydim.

 

Ben ayağımdaki izlerden iğrenecektim . Başkaları iğrenmemeliydi . Artık hep çorap giyecektim . Hem de hep.

 

"Ayağınızın üstüne zorunda kalmadıkça basmayın . Sizi bugün de burada misafir edelim . Yarın tekrar muayene ederim duruma göre evinize gidebilirsiniz ."

 

Doktor evinize gidebilirsiniz demişti .

 

Eğer ki evimin olmadığını bilseydi utanırdı bu cümleyi kurmaktan .

 

Evim yoktu ki benim .

 

Bu hastahane odası bile daha ev gibiydi bana .

 

Doktor odadan çıktıktan sonra Cihangir yatağın yanındaki sandalyeye oturdu .

 

"Çok kötü görünüyor değil mi ?"

 

Umutla başımı Cihangir'e çevirdim .

 

 

Bile bile yalan söylesin istedim . Çök kütü görünmüyor yaraların desin istedim . O iğrenç izler ayağında kalmayacak desin istedim .

 

"Ama geçecek zamanla ."

 

"Yani çok kötü . "

 

"Ama geçecek dedim ya İnci ."

 

"Geçmeyecek ."

 

Biliyordum ben geçmeyecekti . Karnımdaki çirkin iz de geçmemişti ayağımdaki izler de geçmeyecekti .

 

Faruk'un ruhumda açtığı yaralar yetmezmiş gibi . Bir de bedenimde bıraktığı kalıcı izler vardı .

 

O izleri her gördüğümde daha da nefret ediyordum Faruk'tan .

 

Ben bıçaklandıktan sonra iki yıl boyunca karnıma bakamadım . İnsan iki yıl boyunca bakamadan dayanır mı ? Ben bakamadım .

 

Bir kez daha nefret ettim Faruk'tan . Ölene kadar da nefret edecektim .

 

Eğer ki ben Faruk'tan önce ölürsem Faruk mezarıma gelmesin istedim . Benim mezarıma adım dahi atmasın . Orası en azından temiz kalsın istedim .

 

En azından mezarımda rahat bıraksın istedim . Bu hayatta yaşattıkları yetsin de mezarımda rahat bıraksın istedim.

 

"Nereden biliyorsun geçmeyeceğini ? Doktor musun sen İnci ? "

 

Biliyordum işte geçmeyecekti . İzler ben ölene kadar benimle kalacaktı .

 

"Konuşsana İnci ? Doktor musun sen nereden biliyorsun geçmeyeceğini ? "

 

"Biliyorum çünkü karnımdaki iz içinde geçecek dediler ama geçmedi .Hâlâ ilk günkü gibi benimle ."

 

Sesim fısıltı şeklinde yayıldı odaya .

 

 

Cihangir'in bakışları karnıma yöneldi . Sanki kıyafetin altından o iğrenç izi görebilecekmiş gibi yerimde rahatsızca kıpırdandım .

 

"Geçecek dedim ya İnci o yüzden geçecek ?"

 

 

"Sen nereden biliyorsun geçeceğini yoksa doktor musun Cihangir ? "

 

Doktor muydu ki nereden biliyordu izlerin geçeceğini .

 

"Geçecek İnci . Belki biraz zaman alacak ama geçecek . Belki tamamen geçmeyecek ama emin ol ilk günkü gibi seninle olmayacak ."

 

"Kandırma beni olur mu ? İnanırım ben ."

 

"Kandırmıyorum seni ."

 

İnanmıştım işte izlerin geçeceğine . Cihangir geçecek demişti . Belki tamamıyla geçmez demişti ama ilk günkü gibi kalmayacak demişti.

 

"O yüzden ilaçlarını düzgünce içeceksin . Doktor'un söylediklerini de yapacaksın . Sonra izler geçecek ."

 

Yeter ki izler geçsin istedim . Ne olursa yapacaktım . Ama yeter ki izler geçsin istedim . Faruk'un açtığı bir yarayı daha bedenimde taşımamak istedim.

 

"Kahvaltını yap sonra ilaç içeceksin ."

 

"Önce elimi yüzümü yıkasam olur mu ? "

 

 

Direkt Cihangir'e beni lavaboya götürür müsün diyemedim . Utandım .

 

 

Cihangir yatağın yanına gelip beni kucağına aldı . Kucağında düşmemek için bir kolumu boynuna doğru sardım . Umarım rahatsız olmazdı Cihangir .

 

Dün geceki gibi lavabonun önüne geldiğinde yavaşça indirdi beni .

 

"Burada bekliyorum ."

 

Her seferinde Cihangir böyle bekleyecek miydi ?

 

Minik adımlarla lavaboya girip işlerimi hallettim . Sonra güzelce elimi yüzümü yıkadım.

 

Aynı minik adımlarla lavabodan çıktım .

 

Cihangir bıraktığım yerden bir milim bile kıpırdamamıştı.Biraz eğilip beni kucağına aldı . Aynı özenle de yatağa oturttu .

 

"Ben kahvaltını alıp geleyim . Başka bir şey ister misin ?"

 

Başımı salladım olumsuzca .

 

"Dün gece kantinde çok güzel börek gördüm kahvaltının yanına alayım mı ? "

 

Cihangir bana soruyordu ama canı çekmişti galiba .

 

"İstersen alabilirsin ."

 

"Neli börek istersin ona göre alayım sana ."

 

Sorusuyla boğazımda küçük bir yumru oluştu sanki . Yutkundum ama geçmedi .

 

"Ya da vazgeçtim ben börek yemekten . Bana alma ."

 

Sonrasında başını sallayıp odadan çıktı .

 

İstemiyordum börek falan . Ben hastahane kahvaltısını yapacaktım . Börek falan yemeyecektim .

 

İki ya da bilemedin üç dakika sonra Cihangir elinde tepsiyle geldi . Galiba ikimizin kahvaltısını bir tepsiye sığdırmıştı .

 

Tepsiyi önüme koyduğunda börek görmeyi bekledim ama börek yoktu tepside .

 

"Kendine börek almamışsın ."

 

"Vazgeçtim sonradan . Başka zaman yerim ."

 

Buna sevinmem yanlıştı ama tepside patatesli börek görmediğim için mutlu oldum .

 

"Tepsiye çay sığdıramadım hemen alıp geleyim ."

 

Bir kez daha sorar diye korktum . Cihangir sormadan söyleyeyim dedim .

 

"Benim çayıma bir tane şeker atabilir misin ?"

 

Başını sallayıp odadan çıktı .

 

Cihangir gelene kadar haşlanmış yumurtamı soymaya başladım . Aslında çok hoşlanmazdım haşlanmış yumurtadan ama israf etmemeliydim .

 

Kendi yumurtamı soydum ama Cihangir'in yumurtasını soymadım belki istemez diye .

 

 

Ellerimle soyacaktım sonuçta . Belki hoşuna gitmezdi .Rahatsız olurdu sonra .

 

Ağzımdaki saçma tadın gitmesi için Cihangir'i beklerken bir tane salatalık attım ağzıma . Bu sırada da Cihangir geldi odaya .

 

Benim çayımı benim önüme koydu . Sonrasında kendi yumurtasını hemen soydu .

 

"Yemeğe başlasana İnci ."

 

Cihangir söyleyene kadar yumurta soyuşuna odaklandığımı fark edememiştim .

 

Çatalımı tekrar elime alıp bir tane daha salatalık yedim. Sonra biraz yumurta ve ekmek de yedim .

 

Doyduktan sonra elime çayımı alıp içmeye başladım.Cihangir hâlâ doymamış olacakki yemek yemeğe devam ediyordu .

 

"Cihangir ."

 

Bakışlarını yemekten kaldırıp bana baktı .

 

"Sen hep burada mı kalacaksın ? "

 

Beynimden geçenleri filtresiz şekilde söylediğim için sonradan söylediğimden utandım . Sanki Cihangir'e git dercesine konuşmuştum.

 

"Evet . Yarın zaten çıkış verebilirler ."

 

Cihangir alınmamıştı galiba bu kaba söylemime .

 

"Leyla abla'lar geliyorlar seni ziyarete istediğin bir şey varsa söyle ? "

 

Leyla abla geliyordu . Mutlu olmuştum .Hem de musmutlu .

 

"Cihangir ayıp olmazsa diş fıraçası ve macun isteyebilir miyim ? "

 

 

Dünden beri dişlerimi fırçalayamamıştım. Kendimi kötü hissediyordum.

 

 

"Niye ayıp olsun İnci . İstediğin bir şey varsa söyle dedim ya sana ."

 

Cihangir bilmiyordu yük gibi hissetmenin ne olduğunu . Eğer bilseydi böyle konuşmazdı benimle .

 

"Ben Leyla abla'ya söyledim ihtiyacın olabilecek şeyleri getirecek . "

 

"Ne zaman gelecekler peki ? "

 

"Konuştuğum da yola çıkacakalardı birazdan burada olurlar ."

 

Başımı salladım onaylarcasına .

 

 

Cihangir 'de kahvaltısını yaptıktan sonra oda da Leyla ablaları beklemeye başladık .

 

 

Aradan çok vakit geçmeden Leyla abla geldi . Yanında bir adam da geldiğinde eşi olduğunu anlamıştım .

 

"Müsait misin İnci ? "

 

"Müsaitim tabii abla hoş geldiniz ."

 

Elindeki küçük çantayı Cihangir'in uyuduğu koltuğun üstüne koydu . Sonra yatağın yanındaki sandalyeye gelip oturdu .

 

"Nasılsın İnci'm ? "

 

Bir alışkanlıktı ' iyiyim' demek . O yüzden bozmadım alışkanlığı.

 

"İyiyim abla ."

 

"Bana doğruyu söyle ablam ."

 

Sanki anlıyordu Leyla abla beni .

 

"İyi olmaya çalışacağım . "

 

Bu kez doğruyu söylüyordum . İyi olmaya çalışacaktım.

 

"Ağrıların var mı ? "

 

"Var , ama geçecekmiş . "

 

Cihangir geçecek demişti .

 

"Bak seni kiminle tanıştıracağım ."

 

Sonrasında Leyla abla'yla gelen adam Leyla abla'nın yanına geldi .

 

Hatırlıyordum bu adamı . Dün gece arabayı süren adamdı.

 

"Eşim Serhat ."

 

Leyla abla' dan bakışlarımı Serhat abi'ye çevirdim .

 

"Geçmiş olsun İnci ."

 

"Çok sağ olun ."

 

Cümlemi tamamlayamadım . Direkt abi diyemedim . Sehat Bey de diyemedim .

 

"Abi diyebilirsin istersen ."

 

"Sağ olun Serhat abi . Zahmet edip geldiniz ."

 

"Ne zahmeti İnci . Olur mu öyle şey ?"

 

Gülümsedim büyükçe .

 

"Abla biz Serhat abiyle bahçeye inelim sen İnci'yle kalabilir misin ? "

 

 

Cihangir'in konuşmasıyla Leyla abla Cihangir'e döndü .

 

"Gidin tabi siz .Biz de İnci'yle sohbet ederiz ."

 

Cihangir ve Serhat abi odadan çıkınca Leyla abla'yla yalnız kalmıştık odada .

 

"Ah be İnci'm ne kadar korktuk bir bilsen ."

 

Ben de çok korkmuştum .

 

"Neyse konuşmayalım bunları .Geçti artık ."

 

Geçmişti . Cihangir kurtarmıştı beni .

 

"Çantaya ihtiyacın olabilecek her şeyi koydum. İstediğin bir şey var mı benden getireyim ."

 

Saçlarım darmadağınıktı . Belki Leyla abla'ya söylersem yardım ederdi bana.

 

"Abla saçlarım darmadağınık ."

 

 

"Tararız İnci'm . Dert ettiğin şeye bak ben tarak koymuştum çantaya hemen tararız ."

 

Leyla abla çantayı alıp terkar yanıma geldi . Çantadan tarak çıkarıp arkama oturdu.

 

Özenle sıkılmadan saçlarımı taradı . Sonrasında güzelce saçlarımı topladı .

 

"Bak hemen düzeldi saçların ."

 

Düzelmişti Leyla abla sayesinde saçlarım.

 

 

"Teşekkür ederim abla ."

 

"Rica ederim İnci'm ."

 

Leyla abla'ya sohbet etmeye devam ederken Cihangir ve Serhat abi odaya geldiler .

 

 

"Abla İnci'nin ilaç saati geldi . Şu kırmızı kutudan bir tane ilaç verir misin ? "

 

 

"Vereyim tabii ."

 

 

Leyla abla su şişesi elime verdi sonrada Cihangir'in söylediği kırmızı kutulu ilaçtan verdi .

 

"Serhat hadi biz gidelim artık .İnci 'de dinlensin ."

 

"Olur Leyla'm gidelim. "

 

Leyla abla ve Serhat abi gitmeye hazırlanırken Cihangir konuşmaya başladı .

 

"Abla bize iki tane nikah şahidi gerekli . Sehat abi benim şahidim olacak sen de İnci'nin olursun değil mi ?"

 

...

 

Ay aslında kitabın başından beri bir ayrıntıyı fark etmenizi bekledim ama dafa fazla dayanamayacağımm .Biliyorsunuz Cihangir Ordu'da yaşıyor . Yine biliyorsunuz ki Yiğit'in memleket Ordu . Ailesi orada yaşıyor . Yani diyorum ki bir gün Feride ve Yiğit Ordu'ya geldiğinde neden İnci ve Cihangir'le karşılaşmasın .

 

 

 

Diğer bölümde görüşüne dek kendinize iyi bakınnn.

 

Bölüm : 31.01.2026 20:12 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...