41. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 34

didom
didido

Hepiniz hoşgeldiniz canlarımm . Bol bol yorum yapmayı unutmayın . Herkese iyi okumalar dilerimm.

 

 

...

 

 

İNCİ AKKOR

 

 

Hayatımızda bazı dönemler vardır ya sanki hiç geçmeyecek gibi gelir insana . Umudumuzun kalmadığı ,her anında çaresiz hissettiğimiz o dönem...

 

Ben o sıkıntılı dönem hiç geçmeyecek zannederdim . Cihangir o çocuk parkında beni bırakıp gitmişti ve bir daha geri gelmeyecekti . Kaç yıllar ben buna inandım.Cihangir yok İnci , bir daha da gelmeyecek dedim her gün kendime . Umutsuzdum ben . O dönem geçmeyecek diye umutsuzdum .

 

 

Ama inanın geçmişti o sıkıntılı dönem . Vallahi de billahi de geçmişti . Umudumun tükendiği an da benim umutlarım yeniden yeşermişti .

 

 

Cihangir geri gelmişti bana . Zor olmuştu ama yine başarıp bana geri gelmişti . Küçük İnci'nin Cihangir'i ona geri gelmişti . Sonra da bana ev vermişti . Evi olmayan İnci'ye ev vermişti .

 

 

Bir zamanlar evi bile olmayan İnci'nin bugününde kocaman evi olmuştu ...

 

 

İncili kız ve annesi de kimse ayıramamıştı . Hemen alt katındaki dairesinde yaşıyordu . İnci her ihtiyaç duyduğunda hemencecik geliyordu kızının yanına .

 

 

Bir zamanlar yapayalnız olan İnci'nin bugününde kocaman ailesi vardı .

 

 

Vallahi geçmez zannediyordu İnci . O zor zamanlar hiç geçmez zannediyordu o yanılmıştı . O zor zamanlar gitmiş yerine İncili kızın kalbi gibi güzel bir hayat gelmişti.

 

 

Ve iyi ki de gelmişti .

 

 

Bedenimdeki heyecanı biraz olsun bastırmak için derin derin nefes alıyordum ama geçecek gibi değildi heyecanım .

 

 

Birkaç dakika sonra bebeğimizin cinsiyetini öğrenecektik biz .

 

 

Heyecanımla birlikte yeniden Cihangir'in elini sımsıkı tuttum . Tıpkı benim gibi Cihangir'in de heyecanı üst seviyedeydi .

 

 

"Evet ,bebeğimizi kontrol ettiğimize göre cinsiyetini artık açıklayabiliriz ."

 

 

Cihangir de ben de pür dikkat doktorun ağzından çıkacak kelimeyi bekliyorduk .

 

 

"Tebrik ederim İnci , bir oğlunuz olacak ."

 

 

O an bir görseniz mutluluğumuzu .Ah keşke görebilseniz.Bize dünyaları verdiler o anda .

 

Oğlumuz olacaktı bizim . Cihangir ve İnci'nin bir oğlu olacaktı . Bir zamanlar birbirinden koparılan İnci ve Cihangir'in bir oğlu olacaktı .

 

 

Bütün dünya duymalıydı . Cihangir ve İnci'nin bir oğlu olacaktı .

 

 

...

 

 

"Cihangir ben bunu yemek istemiyorum ."

 

 

Önümdeki çorbayı biraz ittirip sandalye de geri çekildim.

 

"Olmaz İnci yemek zorundasın . Öyle her gün lahmacun yemek olmaz . "

 

 

Abartıyordu Cihangir her gün lahmacun falan yemiyordum. Sadece haftada dört gün yiyordum o kadar.

 

 

"Canım şu an çorba istemiyor benim . Hem oğlumun da canı çorba çekmiyor ."

 

 

"Bari yalanlarına oğlumu alet etme İnci ."

 

"Hiçte bile yalan söylemiyorum . Oğlumun canı da çorba çekmiyor Cihangir ."

 

 

Ne kadar kaçmaya çalışsamda kaçamamıştım . Cihangir sandalyemi tutmuş zorla çorba içirmeye başlamıştı.

 

 

"İyice yalancı oldun sen ."

 

Bir taraftan çorba içirmeye çalışıyordu diğer taraftan da bana laf atıyordu .

 

 

"Genelde öyle söylemezler bana ama ."

 

 

"Kandırmışlar kızım seni yalancısın sen ."

 

Cihangir nasıl becerdi bilmiyorum ama bütün çorbayı bana içirmişti .

 

 

"Tamam çorba içtiğime göre kalkıyorum ben sana afiyet olsun ."

 

 

"Olmaz daha sebze yiyeceksin bir yere kaçamazsın ."

 

 

Kalktığım sandalyeye Cihangir'in kolumdan tutmasıyla yeniden oturdum . Çorbayı bir şekilde içmiştim de hayatta sebze yiyemezdim ben . Hem oğlumun canı sebze de çekmiyordu.

 

"Oğlumun canı sebze de çekmiyor ki Cihangir ."

 

"Biz içeride padişah falan mı besliyoruz acaba İnci ? Yani önceden haber versin paşamız da sarayını hazırlayalım ."

 

 

"Abartma Cihangir . Bir şeyi de abartma sadece oğlumuz biraz yemek konusunda seçici ."

 

 

"O oğluna söyle İnci nimet seçilmez . Ne bulduysa onu yiyecek ."

 

 

O oğluna söyle diyordu birde . Sanki bir tek benim oğlumdu .

 

 

"Oğlun dediğine göre herhalde kendi kendime yaptım bu çocuğu ben ."

 

 

Cihangir yine laf arasında sebze yemeğinden ağzıma sıkıştırmıştı .

 

 

"Şimdi oturup çocuğu nasıl yaptığımı konuşmayalım İnci'm . Ben lafın gelişi dedim ."

 

Ağzımdaki sebze yemeğini zar zor yutup sinirle Cihangir'e cevap verdim .

 

 

"Özür dile çocuktan . Babasının onu sevmediğini düşünecek sonra ."

 

"Bir de veletten özür mü dileyeceğim ? "

 

Velet diyordu ya .

 

Bu adam beni çıldırtacaktı .

 

"Özür dile Cihangir hadi . Bak çocuk içeride ağlayacak sonra ."

 

 

Cihangir sabır çeke çeke karnıma eğilip öpücük kondurdu.

 

 

"Özür dilerim oğlum . Hele bir gel dünyaya senin kulağını çekeceğim ."

 

 

"Cihangir ."

 

"Tamam özür diledim işte İnci . Şimdi sebze yemeğini yiyebilirsin."

 

Ben o sebze yemeğinden kaçamadım . O tabakta bir sebze kalmayana kadar yedim . Sonra da Cihangir zorla sebze yedirdi diye küstüm .

 

"İnci , hadi ama asma artık o yüzünü ."

 

Kocaman bir tabak sebze yemiştim .

 

"Cihangir nereden baksan bir kilogram sebze yedim ya ."

 

 

"Ne güzel işte bu haftanın sebze kotasını doldurdun tek seferde ."

 

Hâlâ alay ediyordu benimle .

 

"Tamam , hadi karamelli dondurma alayım sana sonra barışalım olur mu ? "

 

Yaz iyiden iyiye gelmişti buralara . Her akşam olabildiğince Cihangir'le yürüyüşe çıkmaya çalışıyorduk.Bazen de yürüş sonrası Cihangir'in insafına gelirsek dondurma yiyorduk

 

Ama benim Cihangir'im çok insafsız olduğu için genelde çok yiyemiyorduk dondurma .

 

 

"Dört top dondurmada anlaşalım o zaman ."

 

"Oha İnci , dört top çok gelir sonra hasta olursun."

 

Üç toptan bir gram aşağı inmezdim .

 

"O zaman üç top . Buna da hayır diyemezsin Cihangir ."

 

"İki top olsun . Biri oğlumuzun biri de senin olmaz mı ?"

 

Küçücük bebekle ben nasıl aynı miktar dondurma yiyebiliyordum .

 

"Cihangir ya küçücük bebekle ben niye aynı miktarda yiyorum . Üç olsun işte . Ben iki top yiyeyim oğlumuz da bir top yesin ."

 

"Tamam başımın belası tamam . Hele bir hasta ol o zamam sorarım ben sana hesabını ."

 

 

"Tatlı bela ama değil mi Cihangir ? "

 

Cihangir'in nasihatlarını bir an olsun dinlemeden ona cevap vermemle kocaman gülümsedi .

 

"Hem de en tatlı olanından ."

 

Cihangir tatlı belasıydı İnci . Hem de en tatlı olanından bir belaydı ...

 

 

Cihangir'e sonunda dediğimi yaptırıp tam üç top dondurma aldırmıştım . Şu an benden keyiflisi yoktu inanınki .

 

"Yavaş ye önünden alan yok dondurmayı ."

 

Yanı başıma oturmuş hiç işi yokmuş gibi beni izliyordu.Sadece izlediği yetmiyor bir de konuşuyordu.Hep dondurmamı kıskandığından yapıyordu Cihangir .

 

"Al hadi sen de ye biraz . Kıskandığından yapıyorsun biliyorum ."

 

 

Dondurmamdan bir kaşık alıp Cihangir'e uzattım .

 

"Dondurmayı mı kıskanıyormuşum ? "

 

"Evet , zaten çok kıskançsın bir dondurmayı kıskanmadığın kalmıştı ."

 

 

"Genelde öyle demezler bana ama ."

 

Yine kandırmışlardı bu Cihangir'i . Bal gibi de kıskançtı .

 

"Kandırmışlar oğlum seni . Bal gibi de kıskançsın .Daha geçen gün kendi oğlunu kıskanıyordun ."

 

 

Geçen gün oğlumla konuşuyorum diye kıskanmıştı . Bir de gelmiş benimle neden böyle konuşmuyorsun İnci diyordu . Utanmasa bir de ağlayacktı .

 

"Beni mi daha çok seviyorsun yoksa dondurmanı mı ?"

 

 

Yine başlamıştık .

 

"Dondurmamı dersem bana ne yaparsın ? "

 

Bir taraftan dondurmamı yemeğe devam ediyordum diğer taraftan da Cihangir'le uğraşıyordum .

 

 

"Hiç düşünmedim inan . Hele bir dondurmayı seç o zaman görürsün ne yapacağımı ."

 

 

"O zaman seni seçeyim ben ne olur ne olmaz ."

 

"Ben sana daha da bir şey demiyorum İnci . Bir de hâlâ dondurma diyor ya sabır ."

 

 

Cihangir sabır çekmeye başladığına göre şimdi tamamlanmıştık işte .

 

"Şaka yaptım ya tabiki de seni seçerim Cihangir . Zaten seçeneklerde sen varsan diğer seçeneğin benim için bir önemi yok ki ."

 

 

Kedi gibi sırnaştım Cihangir'e . Gerçi kocaman göbeğimle biraz zor olmuştu ama yine de başarmıştım .

 

 

"Peki , ben mi lahmacun mu ? "

 

Cihangir'in sorusuyla yeniden kocaman gülümsedim .

 

 

"Tabiki lahmacun Cihangir bu da soru mu ? "

 

Bu sefer gerçekten Cihangir'in sabrını fazlaca sınamıştım . Hem de fazlaca .

 

 

"Cihangir ya şaka yaptım gel buraya ."

 

Tabi kendisinin kocaman göbeği olmadığı için rahatça kalkıp yatak odasına gitmişti . Ben de arkasından sesleniyordum ama gram beni dinlemiyordu .

 

"Sen git bu gece lahmacununla uyu İnci ."

 

 

Kapıyı kapatmadan önce son sözleri bu olmuştu Cihangir'in . O kadar komikti ki bu halleri koridorda dakikalarca gülmüştüm .

 

 

...

 

"Hadi ama Cihangir barışalım artık ."

 

Dün gece git lahmacununla uyu dediğinden beri hâlâ barışamamıştık .

 

"Bakıyorum da çabuk sıkıldın lahmacunundan ."

 

"Ya hemencecik sıkıldım .Hiçbiri bir sen etmiyor Cihangir ."

 

"Kıyamıyorum da sana ."

 

"Barıştık mı yani ? "

 

Başını sallayıp çayından bir yudum daha aldı .

 

"Bir daha öyle şeyler yapmayacağım Cihangir . Sonuçta seni yerin ayrı lahmacunun yeri ayrı ."

 

 

"Ya sabır ."

 

"Ne dedim ben şimdi de hemen sabır çekiyorsun ?"

 

"Oldu olacak oğlumuzun adını lahmacun koyalım İnci . Sen de rahatla ben de rahatlayayım ."

 

Mümkün olsa koymak isterdim ama o kadar da değildi yani .

 

"Abartma Cihangir ."

 

"Hiçte abartmıyorum . Artık lahmacun oğlum diye dolanıp durursun etrafta işte fena mı?"

 

 

Cihangir işin dalgasındaydı ama ben oğlumuz için hâlâ isim düşünmememizde takılıp kalmıştım .

 

"Cihangir ."

 

"Hı."

 

"Cihangir ,doğuma az kaldı biz hâlâ isim düşünmedik ."

 

Cihangir çayından son yudumunu da alıp ayaklandı . Sonra yanıma gelip saçlarıma öpücük kondurdu .

 

"Bu akşam anneni de çağırırız isim düşünürüz olur mu ?Ablam bebekle gelemez belki ama annen gelir olur mu sen dert etme ."

 

 

"Ama hemen bulalım olur mu isim ?"

 

"Buluruz güzelim , sen dert etme ."

 

Hemen isim bulmamız gerekiyordu . Akşama kadar beklemeyip bütün gün isim düşünmeye çalışmıştım ama bulamamıştım .Şimdi ise annem ve Cihangir'le salona oturmuş isim düşünüyorduk .

 

 

"Of bulamıyorum . Meğer ne kadar da zormuş isim seçmek ."

 

 

Beş dakika da bir oflayıp yeniden isim düşünmeye çalışıyordum .

 

"İnci'm biraz soluklan sonra yine düşünürsün . Hem hadi torunuma aldığımız kıyafetlere bak bakalım beğenecek misin ? "

 

 

Annem yanında getirdiği kocaman poşeti uzatınca heyecanla açmaya başladım . Poşetin içinden minik minik kıyafetler çıkıyordu ve benim gözlerim istemsizce dolmaya başlamıştı.

 

"Cihangir, baksana çok minikler ."

 

 

Cihangir de ben de dolu gözlerle bebek kıyafetlerine bakıyorduk .

 

"İnci , minicik baksana kolları ."

 

 

İsim işini unutmuş dakikalarca kıyafetlerle ilgilenmiştik.İçlerinden en çok mavi bir takım vardı onu beğenmiştim. O kadar güzeldi ki bakmaya doyamamıştım .

 

"Anne bu ne kadar da güzelmiş ."

 

"Onu Faruk aldı ama benim vermemi istedi İnci."

 

 

Keşke dedim yeniden . Keşke her şey bambaşka olsaydı.Keşke Faruk'la her şey bambaşka olsaydı .

 

 

"Çok güzelmiş ."

 

Elimdeki mavi takıma bakıp iç çektim .Sabırsızlanıyordum oğluma giydirmek için .

 

 

Ben hâlâ elimdeki kıyafete bakmaya devam ederken kapı çaldı .

 

 

"Ben bakarım ."

 

Cihangir yanımızdan ayrıldı . Geleni görememiştim ama Faruk'un sesine benzetmiştim . Bakışlarım salonun kapısına yöneldiğinde de yanılmamıştım gelen Faruk'tu .

 

 

"İyi akşamlar ."

 

Faruk önce elimdeki mavi takıma baktı sonra yüzüme çevirdi bakışlarını .

 

"Hoşgeldin ."

 

 

O an sadece utana sıkıla kapıda bekleyen Faruk'a hoşgeldin demek istedim . İlk kez evimize geliyordu .

 

"Rahatsız ettim sizi bu saatte ama Yavuz'la ilgili bir şeyler öğrendim onu için geldim ."

 

 

Sanki neden geldin demişim gibi kendini açıklamaya çalıştı .

 

 

"Neredeymiş o şerefsiz ?"

 

Bu sefer Cihangir'in sinirli sesi girdi aramıza . Tamamıyla sinir kusuyordu .

 

 

"Kanada'ya kaçmış iki ay önce .Şu anda da kendisinden haber alınamıyormuş . Anlayacağınız izini kaybettirip defolmuş ."

 

"Yani ,gelmeyecek değil mi bir daha ?"

 

 

Gelmesin istedim . Ben daha ailemi yeni tamamlamışken yeniden çıkıp her şeyi mahvetmesin istedim .

 

"Sanmıyorum gelmez bir daha Türkiye'ye . Bizden başka Yavuz'un peşinde olanlar da varmış ."

 

Cezasını çekmemişti Yavuz . Ama inanıyordum benim hakkım kalmayacaktı onda . Eninde sonunda çekecekti cezasını .

 

 

"Cezasını veremedim şerefsize ."

 

 

Cihangir en çok da bunu bekliyordu ama verememişti cezasını Yavuz'a .

 

 

"Ben inanıyorum Cihangir . Benim hakkım kalmayacak onda . Elbet bir gün çekecek cezasını ."

 

Belki her şey kalırdı da benim hakkım kalmayacaktı onda .

 

 

Yeniden umutlarım yeşerdi benim . Yavuz'da çıkıp gitmişti hayatımdan yeniden umutlarım yeşerdi .

 

Artık İncili kız umutsuz değildi .

 

Hem evini bulmuştu hem de ailesini tamamlamıştı . O kaybolan umutları yeniden yeşermişti .

 

 

Vallahi de billahi de artık İncili kız umutsuz değildi.

 

"Oğlumuzun ismi Umut olsun Cihangir ."

 

Cihangir ve İncili kızın bir oğlu olacaktı. İsmini de Umut koyacaklardı .

 

 

...

 

İlk olarak yıldızımızı daima parltamayı unutmayınn.

 

Cihangir ve İncilı kızın bir oğlu olacaktı ismini de Umut koyacaklardı . Adı gibi umut olacaktı anne babasına

 

Benim için söylemek çok zor ama diğer bölüm final bölümümüzde görüşene dek kendinize çok iyi bakın.

 

Çakma mafya ve İncili kızın masalının sonuna geliyoruz.

Bölüm : 07.05.2026 23:46 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...