

Uzun bir zaman sonra yeniden Cihangir'den bir bölüm okuyacağız .
Bol bol yorum yapmayı unutmayın . Sizin yorumlarınızı okuyup cevaplamak için heyecanla ekran başındayım.
Hepinize iyi okumalar dilerim..
...
CİHANGİR AKKOR
Bazı geceler vardır , sabah uyandığınız da hiçbir şey eskisi gibi olmaz ya işte bugün benim için öyle bir sabahtı . Dün geceden sonra artık her şey farklıydı benim için .
Tıpkı sekiz yıl öncesini unutmadığım gibi dün geceyi de hatırlıyordum . Hem de her saniyesine kadar hatırlıyordum .
Bir ablam vardı bu dünya da benim . Birtanecik ablam . Benim için ailem diyebileceğim bir ablam vardı .
Çocukluktan beri ablam bakardı bana. Hastalandığımda yaralandığımda ,acıktığımda hep koşardı yardımıma . Ama artık ablamın ailesi farklıydı . Onun önceliği kendi ailesiydi . Artık hastalandığımda kendim iyileşirdim ben. Acıktığımda kendim doyururdum karnımı . Ama bundan hiçbir zaman şikayetçi olmadım çünkü bilirdim ki olması gereken buydu .
Olması gereken ablamın beni bırakıp kendi ailesiyle ilgilenmesiydi .
Şimdi de hastaydım ben . Her zamanki gibi yine kendim iyileşmeliydim . Ama bu kez böyle olmadı . Bu kez İnci yanımdaydı .
Alışkındım ya kendim iyileşmeye . İnci benimle ilgilenince ne yapacağımı bilemedim .
Vallahi de billahide ne yapacağımı bilemedim .
O kalın kafam yine basmadı . İnci benimle ilgilendikçe ne yapacağımı bilemedim . Belki basit bir hastalıktı benimkisi ama İnci benimle ilgilendikçe sanki dünyanın en ağır hastalığını geçiriyormuş gibi nazlı hissettim .
Nazlısın demişti İnci .
Vallahi de billahide nazlı değildim eskiden . Çünkü bilirdim ki nazımı çekebilecek kimsem yoktu .
Ama artık İnci vardı değil mi ? Gelecekte ne olur bilemedim ama şimdi İnci vardı yanımda .
Belki hep kalmak istemezdi benimle . İleride belki gitmek isterdi evimizden . Zaten evlenmeyi de istememişti benimle . Giderdi belki .
Gitmese olmaz mıydı ?
Kederli bir iç çektim . Gözlerimi beyaz tavandan ayırıp kollarımın arasında uyuyan bedene çevirdim .
Bakmayın şimdi böyle sakince baktığıma . Kaç saattir İnci'yi izlediğimi sayamadım . Belki iki , belki üç ...
İlk uyandığım zaman İnci'nin nefes alışlarını hissedince kalbim küçük çocuklar gibi heyecanla çarpmaya başladı . Sonra yavaş yavaş kokusu dolmaya başladı burnuma . İstemsizce daha da yaklaştım İnci'ye . Artık kokusu o kadar benimleydi ki doya doya içime çekmek istedim .
Kokusunu bitirip tüketirim endişesi olmadan doyasıya soludum . Aynı kokuyordu işte . Tıpkı küçük İnci tanesi gibi aynı kokuyordu .
Zaten çok değişmemişti . Sadece yaşının getirdiği oturmuş yüz hatları vardı . Yoksa aynıydı İnci tanesi .Çenesindeki ben hâlâ ayırt ediciydi . Ya da göz kağındaki minik ben hâlâ yerli yerindeydi . O yeşil gözler ilk günkü gibi yemyeşildi .
Aynıydı işte İnci . Küçükken nasılsa şimdi de aynıydı . Küçükken ne kadar güzelse şimdi de güzeldi . İnci zaten hep güzeldi .
İnci'nin yüzünü izlemeye devam ederken bir elim istemsizce saçlarına uzandı . İnci zaten hep güzeldi . İnci her şeyiyle güzeldi .
Elimin tersiyle saç tellerini incitmeden okşamaya başladım . İnci işe yaramaz saçlarım diyordu ama yanılıyordu . Bu güzelim saçlar hiç işe yaramaz mıydı ?
Başımı biraz daha ilerleterek İnci'ye daha da yaklaştım .Hakkım var mıydı bilmiyorum ama bir kere saçlarına buse kondurmak istedim . Belki hakkım yoktu ama bir kere istedim .
Yavaşça İnci'nin saçlarına yaklaşark minik bir buse kondurdum . Elimden gelse her bir saç teline buseler kondururdum . Ah bir hakkım olsa bıkmadan usanmadan yapardım .
Bilmem kaç kez örtüğüm üstünü yine kıpırdayarak açtı . Ne çok üstünü açıyordu İnci. Bundan sonra her gece ara ara gidip kontrol etmeliydim .
Bunca yıl İnci'yi düşünüp geceleri üstünü örten var mı diye merak ettim ? Belkide bunca yıl sık sık hasta olmuştu . Benimle olsaydı her gün örterdim üstünü İnci'nin .
Vallahi de billahi de hiç şikayet etmeden her gün üstünü örterdim .
Yine kıpırdanıp ağzının içinde bir şeyler mırıldanmaya başladı . Küçükken de hep uyanmadan önce bir şeyler mırıldanır sonrasında uyanırdı .
Bunun bilinciyle hemen gözlerimi kapattım . İnci uyanıp da onu izlediğimi görmesin diye hızla kapadım gözlerimi .
Değişmemişti işte İnci . Hâlâ benim biricik İnci tanem gibi uyanmadan hemen önce bir şeyler mırıldanıp hemen ardından uyanmıştı .
Gözlerim kapalı olduğu için tam olarak ne yaptığını göremiyordum ama hissetmiştim nefes alışverişleri hızlanmıştı . Panikle kolumun üstündeki başını kaldırıp belime sardığı ellerini geri çekti .
Birkaç saniye hiçbir hareketlilik olmadı . Yataktan kalkıp gider diye düşünmüştüm İnci'nin ama beni şaşırtarak tekrar kolumun üstüne yattı . Tıpkı uyanmadan önceki gibi yine bir elini belime sardı . Bu sefer de benim nefes alışlarım sıklaştı .
Bir gözümü açıp İnci'nin yüzene baktım . Gözlerini kapatmış yeniden uyumaya çalışıyordu .
Gitmemişti İnci .
Kalkıp da yanımdan gitmemişti .
Belki bundan sonra da gitmek istemezdi . Belki hep benimle kalmak isterdi .
Heyecanla kalbim atmaya başladı .Kalbim nefesimi kesmek istercesine hızlandı .
İnci belki de gitmek istemezdi .
Gözlerim açık şekilde İnci'ye bakarken bir anda İnci'nin yemyeşil gözleriyle bakışlarımız kesişti. Sonrasında yeni uyanır gibi birkaç mırıltı çıkarıp aniden kolumun üstünden başını kaldırdı.
"Cihangir ."
"Hı."
İnci'yle konuşuyordum ama aklım hâlâ İnci'nin gitmek istememe ihtimalindeydi .
Belki hiç istemezdi gitmek .
"Ne diye ahtapot gibi sarılıyorsun bana . Sonra hastalığın bana da geçecek . "
İnci'nin söylediklerini anlamak istercesine kaşlarım çatıldı.
"Ben mi sarılmışım ahtapot gibi ? "
"Yok ,ben . Tabiki sen sarılmışsın . Doğruyu söyle yastık falan mı zannettin beni ? "
Kendi gözlerimle görmesem İnci'ye inanacaktım .
"İnci , asıl ahtapot gibi sarılan sensin ."
Kesinlikle şikayet ettiğimden değildi . Sadece İnci'nin kabul etmemesindendi .
"Sen hastasın ya algılamıyorsun Cihangir . Anlaşılan gözlerin de çok iyi durumda değil . "
Uyandıktan sonra tekrar bana sarılmasını unutmayacaktım . O an kalkıp gidebilirdi yataktan ama kalkmamıştı . Benimle kalmayı seçmişti . Kendisi kabul etmiyordu bana sarıldığını ama ben biliyordum ya bu yeterdi benim için .
"Kusura bakma İnci . Haklısın ."
Daha da bu konu hakkında bir şey söylemeden yataktan kalktı .
"Neyse ben kahvaltı hazırlamaya gidiyorum. İstediğin bir şey var mı ? "
"Yok ."
"Menemen yapayım mı sana ? Ama istersen tabi ."
İnci'nin sorusuyla kocaman gülümsedim .
"Olur . Menemen olur ."
"Tamam ben gidiyorum sen de dinlen . Kahvaltı hazır olunca çağırırım seni ."
Daha da bir şey dememe fırsat vermeden hızlıca odadan çıktı .
Öylece arkasından bakarken mırıldanmaya başladım.
"Ah be İnci tanesi . Keşke kabul etseydin bana bile isteye sarıldığını . "
Bana söylememişti ama biliyordum işte . İnci bile isteye bana sarılmıştı . Bu bana yeterdi .
...
Mutfak sandalyesine oturmuş İnci'nin kahvaltı hazırlamasını bekliyordum . Kaç kez yardım edebilirim desem de beni dinlemeyip sandalyeye oturtmuştu .
"Yardım edebilirim ."
Ona aldığım mutfak önlüğünün belini bilmem kaçıncı kez çözüp yeniden sabırla bağladı .
"Olmaz sen hastasın . Ben hazırlarım kahvaltıyı ."
"Daha iyiyim dedim ya İnci . "
Doğradığı salatalıkları tabağa yerleştirip çatık kaşlarla yanıma geldi .
Hâlâ yüzümde hissetmeye alışmadığım ama yüzümden çekince boşluğa düştüğüm elleri , ilk olarak yanağıma sonrasında boynuma değirdi .
"Ateşin yükselmiş yine . Kaç kere dedim ama sana üzerini örtme diye niye hiç beni dinlemiyorsun . Sabah yine örtmüşsün ."
Gözlerini kaçırarak konuşmaya devam etti .
Sabah uyandığından beri İnci'de bir utangaçlık vardı . Sebebi de bariz şekilde sarılarak uyanmamızdan kaynaklanıyordu biliyordum .
"Ne bileyim uyku halinde örtmüşümdür . Yoksa bilinçli şekilde örtmedim ."
Yalandı . Kurduğum iki cümlenin her kelimesi yalandı .
Bilerek örtmüştüm çünkü İnci üşüyecekti . Belime sardığı kolları uyandığımda buz gibi olmuştu . Üşümesin istedim. Benim ateşim yükselsin ama yeter ki İnci üşümesin istedim .
"Uykunda da dikkat et artık ."
"Merak etme daha dikkatli olurum ."
Hiç inanırmış gibi bakmadı yüzüme . Hâlâ o çatık kaşlarını düzeltmeden bakmaya devam etti .
"Radyoyu açsam rahatsız olur musun ? "
"Yok ,olmam . İstediğini aç sen ."
Heyecanla masanın üzerindeki radyoyu açıp tekrardan kahvaltı hazırlamaya devam etti .
Mutfakta artık sadece radyodaki programın sesi yankılanıyordu .
'Evet değerli dinleyicilerimiz programımız tüm hızıyla devam ediyor . Sıradaki şarkımız Müslüm Gürses'ten Seni Yazdım hepinize iyi dinlemeler diliyorum .'
Kadın sunucunun konuşmasından sonra şarkının melodisi çalmaya başladı .
'Solmadan gel artık ,aşkımın gülü .
Olsa da konuşsa kalbimin dili .'
Şarkıyla birlikte İnci'nin dikkati radyoya kesildi .
'Küçücük dünyamda bir bilsen seni .
Görünmez yazıyla yazdım kalbime .'
Elindeki tabağı masanın üzerine bırakıp öylece şarkıyı dinlemeye başladı .
'Nasıl sevgiymiş ,görün de bakın .
Sevgilim ,seninle buluşmam yakın .'
'Unuttum desem de inanma sakın .
Anılarla yazdım seni kalbime .'
"Cihangir şarkı güzel mi sence ? "
İnci'nin sorusuyla birlikte tekrar o iki mısra okunmaya başlandı .
'Unuttum desem de inanma sakın .
Anılarla yazdım seni kalbime .'
"Güzel ."
"Her şeyiyle güzel mi ? Sözleriyle , bestesiyle her şeyiyle güzel mi peki ? "
O kadar umutla soruyordu ki soruyu , ağzımdan çıkacak bir kelimeye bile muhtaçtı .
"Her şeyiyle güzel bu şarkı . Sözleriyle ,bestesiyle her şeyiyle güzel ."
Kocaman bir gülümseme belirdi o güzel yüzünde .
Radyoda şarkı çalmaya devam etti İnci ise yüzündeki mutlulukla şarkılara kısık sesle eşlik etti .
"Menemeni yaptım . Çay koyayım sonra kahvaltıya başlayabiliriz ."
Menemeni ocaktan aldığı gibi masaya getirdi . Çayları koymak için geri gideceği zamam kolundan tutup durdurdum .
"Ben koyarım çayları sen otur ."
"Cihangir ."
İtiraz edeceğini anlayınca oturduğum sandalyeden kalkıp çayları doldurdum .
"Ellerine sağlık ."
"Afiyet olsun ."
Soğanlı menemen sevmiyorum diyordu ama yine benim için soğanlı yapmıştı .
"Sen soğanlı menemeni sevmiyorsun . Kendin nasıl seversen öyle yapsaydın keşke ."
Çatalındaki salatalığı ağzına atıp yine o güzel kaşlarını çattı .
"Ama sen seviyorsun ."
Düşünerek konuşmamıştı . Düşünseydi böyle söylemezdi İnci . Sonrasında dediklerini idrak etmişçesine konuşmaya başladı .
"Yani sen hastasın ya ondan öyle dedim . Sen iyileşince tabiki kendi sevdiğimi yapacağım ."
Yapmayacaktı . Bundan sonra her menemen yaptığında soğanlı yapacaktı . Kendi sevemese bile yapacaktı .
Daha da bir şey demedi kahvaltı yaparken . Ne zaman kahvaltımızı yapıp masayı toplayacak olduk o zaman konuşmaya başladı .
"Cihangir , saat o kadar erken değil .Meltem abla uyanmıştır .Sen bir onun yanına git merak etmişti seni ."
Bu sefer haklıydı İnci . Ablamın yanına gitmeliydim .
"Ben gidip geleyim . Çok durmam zaten hemen gelirim ."
"Ablanın evi orası Cihangir . İstediğin kadar durabilirsin ."
"Benim de evim burası İnci . O yüzden hemen gidip geleceğim ."
Öyle bir baktı ki yemyeşil gözleriyle . Bu sefer öylesine bakmamıştı o yeşil gözler . Sanki bana bir şeyler anlatmak ister gibi baktı .
...
"Kim o ? "
"Benim abla Cihangir ."
Sesimi duymasıyla hızlıca kapı açıldı . Ne olursa olsun ablamdı işte . Biricik ablamdı .
"Cihangir ."
Abla şefkatiyle kollarını açınca küçük çocuklar gibi kollarının arasına girdim .
"Ablam , iyisin değil mi ? Merak ettim Cihangir'im ."
Kollarının arasından çıkıp gözlerinden akan yaşları sildim ellerimle .
"İyiyim ablam . Ağlama ."
"Cihangir , bak biraz olsun hatrım varsa İnci'yi çıkar hayatından ."
İmkansızı istiyordu ablam . Ben nasıl çıkarabilirdim ki İnci'yi hayatımdan . Hem de daha yeni bulmuşken nasıl çıkarabilirdim .
"Olmaz ,çıkaramam abla ."
"Cihangir beni düşün ablam . Bir kere kendini benim yerime koy . Ben tekrar kardeşimin o hallerini görmeye dayanamam . "
Ablam ağladıkça dayanamıyordum .
"Öyle bir şey olmayacak ki abla . Artık öyle şeyler olmayacak ."
"İnci geldiğinden beri sen ,Cihangir gibi değilsin . Tanıyamıyorum artık seni ."
Ablam işte bu konuda eksikti .
Ben İnci geldikten sonra gerçek bendim . Ben İnci'yle birlikte yine yeniden kendim oldum .
"Abla , bu konuda yanılıyorsun . Ben asıl yeniden kendim oldum ."
"Cihangir , seni anlamıyorum . Bunca yıl gelmeyen kızı nasıl affediyorsun . Hiç gururun yok mu senin ? O kız seni sokak ortasında bırakıp gitmedi mi ? "
"Abla , sen gerçekten çok iyi bir ablasın ama beni hiçbir zaman anlayamadın . Sen her derdime çare oldun ama beni anlamayadın abla . Bunca yıl acı çektim sen her defasında bana gurursuz musun ? dedin . Bir kere de beni anlamayadın abla . "
"Cihangir ."
"Sana saygım sonsuz ama benden bunu isteme abla . Benden İnci'yi hayatımdan çıkarmamı isteme . Sana anlatmak isterdim ama anlamayacaksın beni . Her zamanki gibi beni anlamayacaksın ."
"Hiç mi anlayamadım seni ? "
"Hiç "
Hiç anlayamamıştı beni ablam . Her derdime çare olmuştu ama bir kere beni anlayamamıştı.
"Anlayamadın abla . Sen İnci'siz benim yaşayamadığımı görmedin . Hep dedin ki unutacaksın ama unutamadım abla . Her mutlu olduğumda bak gördün mü unuttun dedin ama ben hayallerimde İnci'yledim . Sen anlayamadın beni ."
"Özür dilerim ablam . "
"Benden İnci'yi hayatımdan çıkarmamı isteme yalvarırım ."
"Özür dilerim ablam . Çok özür dilerim . Her derdine çare olsam ne olacak ben kardeşimi anlayamamışım ."
Özür dilesin diye söylememiştim . Sadece İnci'yi hayatımdan çıkarmamamı istemesin istedim .
"Özür dileme abla . Ben sadece benden bunu isteme diye söyledim .Özür dileme nolur ."
"Beni dinleme Cihangir . Seni anlamayan birini dinleme.Ne istiyorsan onu yap . Mutlu olacaksan beni dinleme ."
"Mutlu olacağım . Biliyor musun abla çok mutlu olacağım. "
"Git o zaman . Nerede mutlu olacaksan oraya git ."
"Seni bu halde bırakıp mı gideyim ? "
"Ne varmış halimde eşek sıpası . Sadece yeğenin içeride rahat durmuyor onun dışında iyiyim ben . "
Gözlerinden akan yaşlara inat gülümseyip sırtımı sıvazladı .
"Ben iyiyim hadi git . "
Heyecanla adımlarımı hızlandırıp merdivenlere yöneldim .
Ablam nerede mutlu olacaksan oraya git demişti .
Mutluluk İnci'ydi benim için . O yüzden İnci'ye gidecektim.
Tam merdivenin başına geldiğimde merdivende bekleyen Selin'i gördüm .
"Bravo sana Cihangir . Ablanı da kandırdın bir şekilde ."
"Sen bizi mi dinledin Selin ? "
"Senin aksine ben Meltem ablayı önemsediğimden kontrol etmeye geliyordum ki konuşmalarınızı duydum ."
"Selin son zamanlarda hiç hoşlanmadığım şeyler yapıyorsun dikkat et ."
"Anlattı değil mi biricik karın ? Durur mu zaten hemen yetiştirmiştir kavgamızı . "
"Bir daha karımın kılına zarar vermeyi geç ona laf atmaya çalışırsan benden hiç istemediğin şekilde cevap alırsın . Bir daha uyarmayacağım."
"Güldürme beni Cihangir . Siz karı koca bu evcilik oyununa kendinizi çok kaptırmışsınız . Sanki günü geldiğinde İnci yeniden gitmeyecek mi ? Gidecek hem de arkasına bakmadan gidecek ."
Saçma saçma konuşuyordu Selin . Beni sinir etmek için saçmalıyordu .
"Konuşsana Cihangir ağrına mı gitti ?Günü geldiğinde İnci seni yeniden terk edip gidecek . "
"Ben de senin sözünün bir anlamı yok Selin ? "
"İyi git o zaman evcilik oynadığın karına sor . Onun sözlerinin anlamı vardır sen de ? Olur da aldığın cevap karşısında teselliye ihtiyacın olursa ben burdayım . Her zaman yanındayım ."
Gitmeyecekti ki İnci .
Beni tekrar bırakıp gitmeyecekti .
Selin'i merdivenlerde bırakıp hızlıca merdivenleri çıkmaya başladım .
Gitmeyecekti İnci .
Anahtarım vardı ama o kadar süre bile bekleyemedim .Hızlıca alacaklı gibi kapıyı çaldım .
"Cihangir , bir şey mi oldu ? "
"Bir şey soracağım İnci ? Ama bana dürüst ol olur mu ? En azından bu kez dürüst ol ."
"Cihangir bir şey mi oldu söylesene ? Korkutuyorsun beni. "
Alacağım cevaptan korka korka sordum soruyu. Benim için ne kadar zor da olsa sordum .
"Beni tekrar bırakıp gidecek misin ? Günü geldiğinde beni tekrar bırakacak mısın ? "
Bırakmasan olmaz mı İnci ?
Ne olurdu benimle kalsan ...
...
Bölümü beğendiyseni yıldızımızı parlatmayı unutmayın.
Diğer bölümde görüşene dek kendinize iyi bakın.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.32k Okunma |
2.36k Oy |
0 Takip |
35 Bölümlü Kitap |