18. Bölüm

KAYBOLAN YILLAR 17

didom
didido

Ayy ben geldimm. Hepinize iyi okumalar dilerim.

 

 

En büyük motivasyon kaynağım olan yorumlarınızı oturmuş heyecanla bekliyorum .

 

 

Bol bol yorum yapmayı unutmayınnn.

 

 

...

 

İNCİ AKKOR

 

 

 

Evde şu an inanılmaz bir koşuşturma vardı . Nedeni de bilinmez bende de çok heyecan vardı .

 

 

Sanki ilk kez misafir ağırlayacakmışım gibi bir heyecan tatlı bir stres hakimdi bendenimde . İlk kez misafir ağırlamıyordum ama Cihangir'in evinde ilk kez ağırlayacaktım.

 

 

Bugün akşam yemeğine Hasan amca ve Şerif abi gelecekti .

 

 

 

Dün Hasan amcayı öylece bırakmaya içim el vermedi .Cihangir'e çok değer veriyordu ve beni de Cihangir'in karısı olarak gördüğü için benimle tanışmayı çok istiyordu .

 

 

 

Ben de yemeğe davet etmek istedim . O an içimden sadece yemeğe davet etmek geldi . Önünü arkasını düşünmeden ya da Cihangir'in fikrini almadan sadece yemeğe davet etmek istedim .

 

 

 

Şerif abiyle henüz tanışamamıştık ama bana çok yardımı olmuştu . Faruk beni kaçırdığında yerimizi Şerif abi bulmuştu . Annemi görmek için İzmir'e gittiğimizde uçağı Şerif abi ayarlamıştı .

 

 

Artık Şerif abiyle tanışmamın zamanı gelmişti .

 

 

"Cihangir ."

 

 

Elimdeki camı sildiğim bez parçasını kenara koyup Cihangir'in odasına doğru yürümeye başladım.

 

 

Bugün pazar günü olduğu için Cihangir kliniğe gitmemişti .

 

 

Akşam gelecek misafirler için bana yardım edecekti . Henüz evi daha tam olarak bilmediğim için ve çok karıştırmak da istemediğimden sürekli Cihangir'e bir şeylerin yerini soruyordum .

 

 

"Cihangir ."

 

Kapısının önüne gelip terkar seslendim .

 

 

"Cihangir ."

 

 

Sonunda Cihangir odasından çıkmıştı .

 

 

 

"Adımımı ezberliyorsun İnci ? "

 

 

"Alakası yok . "

 

 

"Ne diye seslenip duruyorsun o zaman ."

 

 

"Cevap versen böyle olmaz . Madem duyuyorsun seslendiğimi niye cevap vermiyorsun ? "

 

 

"Cevap vermeme fırsat mı veriyorsun taralamalıya bağlamış gibi Cihangir ,Cihangir diye bağırıp duruyorsun."

 

 

"Sen kendini kandırmaya devam et . Başkasının seni kandırmasına gerek yok . Sen kendini kandırıyorsun oğlum ."

 

 

"İnci bak kaç seferdir oğlum falan diyorsun hoşlanmıyorum bu kelimeden . Söyleyip durma ."

 

 

"Sen de hiçbir kelimeden hoşlanmıyorsun . Yok mafya kelimesini kullanma İnci . Yok dişçi değil diş hekimi .Şimdi de gelmiş oğlum kelimesinden hoşlanmıyorum diyorsun . Sana kalsa iki kelime ile yaşamamızı sürdüreceğiz ."

 

"Sen bugün tersinden kalktın galiba . Fazla alıngansın bugün ."

 

"Sensin alıngan ."

 

Tamam bedenimde hafif bir regl ağrısı vardı . Ya da akşamki misafirler için stres vardı ama ters tarafımdan kalkmamıştım hele de alıngan hiç değildim .

 

 

Bu çakma mafya yine saçmalıyordu .

 

 

"Tamam bir şey demedim say İnci ."

 

Hep böyle yapıyordu bu çakma mafya . Her şeyi söylüyor söylüyor sonra da demedim say diyordu .

 

 

"Sen neden sesleniyordun bana ? "

 

 

"Perdeleri çıkartabilir misin ? Benim boyum galiba yetmedi ."

 

 

"Perdeleri çıkartıp ne yapacaksın ? "

 

 

"Ne yapabilirim Cihangir yıkayacağım ."

 

 

"Gerek yok sanki Hasan amcalar perdelere bakacak . Hem ben onları beş ay önce yıkamıştım . "

 

Bir de beş ay önce yıkamıştım diyor .

 

 

"Aa daha dün yıkamışsın Cihangir o yüzden gerek yok yıkamaya ."

 

 

"Bence de gerek yok ."

 

 

"Cihangir beş ay önce diyorsun . Diş okuduğuna göre biraz matematiğin vardır . Neredeyse yarım yıl olacak hâlâ yıkamayalım diyorsun ."

 

 

Cihangir kısık sesle söylene söylene salona yürümeye başladı . Yüzüme de söylemiyordu çakma mafya . Arkamdan konuşuyordu .

 

 

 

Salona girince adımları duraksadı . Bakışları az önce camları sildiğim bez parçasına takıldı .

 

 

 

"Sen bu soğukta camları da mı sildin ? "

 

 

"Evet , elim değmişken sileyim dedim ."

 

 

"Elin nasıl cam silmeye değiyor anlamadım . "

 

 

"Ya Cihangir alt tarafı perdeyi çıkartmanı istedim . Bu kadar söylenecek şey nasıl buluyorsun anlamadım ."

 

 

Cihangir perdeyi çıkartırken ben de hemen yanı başında onu bekliyordum .

 

 

"Yerleri yeni sildim ayağına terlik giy olur mu ? "

 

 

"Giyerim şimdi ."

 

 

Bu sefer itiraz etmemişti Cihangir . Bakışlarım ayağımdaki beyaz panduflarıma değdi .

 

 

 

"Cihangir terlik getireyim mi sana ? "

 

 

Cihangir hâlâ perdeyi çıkartmaya devam ediyordu .

 

 

"Zahmet olmasın sana ."

 

 

"Yok hemen getiririm ben ."

 

 

Hemen adımlarım kapının yanındaki dolaba yöneldi . Cihangir'in birden fazla terliği vardı . Acaba hangisi giymek isterdi .

 

 

Ona aldığım terliği hiç giymemişti . Belki bugün onu giymek isterdi .

 

 

"Cihangir hangi terliğini getireyim ."

 

 

"İnci ne fark edecek birini getir giyeyim."

 

O zaman fark etmezse benim ona aldığım terliği giyebilirdi . Sonuçta fark etmez demişti değil mi ?

 

 

Cihangir'e aldığım terlikleri alıp Cihangir'in yanına gittim.

 

 

Bakışları birkaç saniye terliklerde dolaşsa da sonra bir şey söylemeden giydi .

 

 

Mutlu olmuştum işte . Cihangir benim ona aldığım terlikleri giymişti . Ben de beyaz panduflarımı giymiştim .

 

 

 

"Markete giderim ben birazdan eksik malzemeleri yaz olur mu ? "

 

 

"Hı-hı . Şimdi ben başlarım yemek yapmaya eksik olanları yazarım ."

 

 

Cihangir muhtemelen neden gülümsediğimi sorguluyordu .

 

 

Eğer sorsaydı neden gülümsediğimi söylerdim.

 

Benim aldığım terlikleri giydiğin için gülümsüyorum diye çekinmeden söylerdim .

 

 

Cihangir'ın çıkarttığı perdeyi kucaklayıp banyoya gittim .Makinenin ayarını da ayarladıktan sonra makineyi çalıştırdım .

 

 

Artık yemek yapmaya başlayabilirdim .

 

 

 

"Cihangir ."

 

 

Bu sefer bir kere seslendim . Sonra söyleniyordu taralamalıya bağladım diye.

 

 

 

"Efendim İnci ."

 

 

"Mafyalar ne sever ? "

 

 

Yine mafya kelimesini kullandım diye söylenecekti .

 

 

 

"Mafyalar insan değil mi İnci ? Normal insanlar ne yemek severse onlar da öyle sever ."

 

 

"Yani ne sever ? "

 

Sesli sesli sabır çekti .

 

 

"İçinden ne yemek yapmak geliyorsa onu yap olur mu ? Ne Şerif abi ne de Hasan amca yemek seçmez ."

 

 

"Bak o zaman içimden ne gelirse yaparım ."

 

 

Ne yaparsan yap dercesine başını salladı . Keyfi bilirdi çakma mafyanın o zaman ben ne istersem onu yapardım.

 

 

 

İlk önce tavuk suyu çorbası için tavuk haşlamaya başladım . Bir kaç işle daha uğraşırken üstüm ıslandı biraz .

 

 

 

Mutfak önlüğü bulmak için birkaç yere baktım ama bulamadım . En iyisi Cihangir'e sormaktı .

 

 

 

"Cihangir mutfak önlüğü var mı ? "

 

 

Bakışları ıslanan üstüme kaymıştı .

 

 

 

"Ben çok mutfağa girmediğim için ihtiyacım olmamıştı ."

 

 

"Olsun sorun yok ben sadece var mı diye sormak istemiştim ."

 

 

 

Mutfak önlüğü şart değildi sonuçta . Biraz daha dikkat ederek yapardım ben de .

 

 

Aradaki birkaç saat içinde ben mutfakta vakit geçirmiştim Cihangir de yıkanan perdeyi ütüleyip geri asmıştı .

 

 

Ütü yaparken biraz söylenmişti ama duymazlıktan gelmiştim .

 

 

 

Mutfaktaki son işlerimi de toparladıktan sonra Cihangir'in yanına salona geçtim .

 

 

Bakışlarım ilk önce perdeyi buldu .

 

 

"Ee bu perde aslında beyazmış . Ben krem renk sanıyordum yıkanmadan önce ."

 

 

 

Gülmemek için dudaklarımı bastırdım .

 

 

"Komik misin sen ? "

 

 

 

"Genelde öyle derler ."

 

 

 

Sanki replikler değişmişti .

 

 

"Kandırmışlar kızım seni ."

 

 

 

Sankisi fazlaydı . Bizim replikler değişmişti ve ben bu halini de sevmiştim .

 

 

Daha fazla gülmemi saklamayarak gülmeye başladım.Cihangir'e baktığımda tam anlamıyla gülümsemiyordu ama yüzünde hafif bir sırıtış vardı.

 

 

"Markete gidip mantı için yoğurt alır mısın ? "

 

 

"Alırım . Başka bir şey ister misin ? "

 

 

"Yok sadece yoğurt alsan yeterli ."

 

 

 

Cihangir hazırlanıp markete gidince ben de hazırlanmak için odama geçtim . Ama ilk önce hızlı bir duş alsam daha iyi olurdu üzerimde yemek kokusu sinmişti .

 

 

Kıyafetlerimi de yanıma alarak banyoya gittim . Çok oyalanmadan hızlı bir duş alıp üzerimi giyindim .

 

 

Bedenimdeki regl ağrısı sıcak suyla birlikte geçmişti sanki .

 

 

 

Islak saçlarıma da havluyu sarıp banyodan çıktım.

 

 

Cihangir marketten gelmişti galiba mutfaktan sesler geliyordu .

 

 

Saçlarımı biraz kurulayıp havluyu çıkarttım . Odadan çıkıp mutfağa yöneldim .

 

 

 

Cihangir mutfak masasını kuruyordu .

 

 

 

"Ben hallederdim ."

 

 

 

"Olsun ikimizin misafirleri değil mi ? Ben de yardım edeyim ."

 

 

 

İkimizin misafirleriydi . Sadece Cihangir'in ya da sadece benim değildi ikimizindi .

 

 

 

Mutfak kapısında öylece bekliyordum ki bakışlarım tezgahın üstünde katlanmış şekilde duran mutfak önlüğüne takıldı .

 

 

 

Cihangir bana önlük almıştı. Beni unutmayıp bana mutfak önlüğü almıştı .

 

 

Öylece kapıda bekleyip önlüğüne bakarken Cihangir'in bakışları bu sefer bana döndü .

 

 

 

"Banyodaki dolapta saç kurutma makinesi var . "

 

 

 

"Görüyorum ."

 

 

 

"Görmen için söylemedim saçlarını kurut diye söyledim."

 

 

 

 

"Çok ıslak değil zaten saçlarım ."

 

 

 

"Ben masayı kuruyorum sen de saçlarını kurutup gelirsin."

 

 

 

Bu sefer itiraz etmeden banyoya gidip saçlarımı kuruttum . Üzerime de çekidüzen verip Cihangir'in yanıma gittim .

 

 

 

"Ne zaman gelirler acaba ? "

 

 

"Gelirler şimdi merak etme ."

 

 

Hasan amca ve Şerif abiyi beklerken üç kere mutfağa gidip geldim . Masada eksik var mı diye kontrol ettim . Yemekleri ısıttım . Her an gelirlerse diye hep yemekleri sıcak tuttum .

 

 

 

Sonunda beklediğim an gelmişti . Zil sesini duymamla beraber kapıya doğru yöneldim . Cihangir de yanıma geldiğinde kapıyı açması için bekledim .

 

 

 

"Sen aç istersen kapıyı ."

 

 

 

Cihangir'in konuşmasıyla beklemeden hemen kapıyı açtım .

 

 

 

Gülümseyerek bekleyen Hasan amca ve elleri dolu olan Şerif abi bekliyordu .

 

 

 

"Hoşgeldiniz ."

 

 

 

"Hoşbulduk gelin kızım ."

 

 

 

Hasan amcayla sarıldıktan sonra Şerif abiye döndüm .

 

 

 

"Hoşgeldin Şerif abi ."

 

 

Şerif abi dediğimi duymasıyla birlikte samimi bir şekilde güldü .

 

 

 

"Hoşbulduk abim . "

 

 

 

Gözlerimin dolmasına niye engel olamadım bilemedim .

 

 

Ben Faruk'tan hiçbir zaman böyle bir şefkat hissetmemiştim.

 

 

 

Şerif abi elindeki tatlı poşetini uzattı .

 

 

"Yemekleri ısıtmıştım isterseniz hemen yemeğe geçelim."

 

 

 

"Abim biz ellerimizi yıkayıp gelelim dışarıdan geldik şimdi . "

 

 

 

Şerif abi her abim dediğinde böyle hissedecektim galiba. İçim bir buruktu sanki .

 

 

 

Şerif abi ve Hasan amca ellerini yıkayıp geldikten sonra yemeğe geçmiştik .

 

 

"Gelin kızım bizim hergele yardım ettimi sana de bakayım."

 

 

 

Elimdeki kaşığı bırakıp Cihangir'e baktım .

 

 

 

"Bana neden bakıyorsun İnci ? Söylesene neler yaptığımı ."

 

 

 

"Perde astı bugün Cihangir ."

 

 

 

Şerif abinin gülmesiyle Cihangir'in bakışları Şerif abiye döndü .

 

 

 

"Sadece perde mi astım İnci ? "

 

 

 

"Yok bir de perdeyi ütüledi ."

 

 

 

 

"Aferin o zaman Cihangir'e ."

 

 

Şerif abi Cihangir'i taktir etmişti ama Cihangir sanki bu durumdan memnun değil gibiydi .

 

 

 

Şerif abi ve Cihangir'in konuşmaları eşliğinde yemeğimizi tamamlamıştık .

 

 

"Siz içeri geçin isterseniz ben burayı toplayıp gelirim .Hem o sırada da çay demlenmiş olur ."

 

 

"Olur mu öyle şey yiyip içeri mi geçilir . Baba sen içeri geç biz Cihangir'le İnci'ye yardım edip gelelim ."

 

 

"Tamam oğlum ben geçeyim de siz yardım edin kızımıza ."

 

 

 

Olmazdıki böyle . Misafir olarak çağırmıştık şimdi bulaşık mı toplatacaktık .

 

 

"Şerif abi olmaz öyle .Hadi siz geçin ben gelirim ."

 

 

"Hep beraber yemedik mi İnci niye sadece sen topluyorsun . Hem yemekleri de sen yaptın üstelik ."

 

 

 

Şerif abi'ye bir şey demesi için Cihangir'e baktım ama o çoktan toplamaya başlamıştı bile .

 

 

 

Cihangir ve Şerif abi bulaşıkları makineye yerleştirirken ben de çayı demledim . Yanına da Şerif abilerinin getirdiği baklavadan koydum .

 

 

Nereden baksan üç kilogram baklava almışlardı . Nasıl bitecekti bu baklava bilemedim .

 

 

...

 

 

 

Mutfağı topladıktan sonra hep beraber çay içmeye başladık .

 

 

 

Hepimiz Hasan amcanın anlattığı anıları dinliyorduk . Aklıma takılan soruyla hemen konuşmaya başladım.

 

 

"Siz nasıl tanıştınız peki ? "

 

 

Şerif abi Cihangir'e bakıp konuşmaya başladı .

 

 

"Cihangir benim hayatımı kurtardı . Biz o gündür abi kardeş olduk . "

 

 

Daha da soru sorup irdelemedim konuyu .

 

 

 

"Cihangir benim için kardeşten de ötedir . Belki biz tanışalı çok uzun yıllar olmadı ama Cihangir benim kardeşimdir . Bundan sonra sen de benim kardeşimsin tamam mı İnci ? "

 

 

Cihangir'in bakışlarını üzerimde hissediyordum .

 

 

"Artık Şerif abin var . Ne zaman yardıma ihtiyacın olursa buradayım . Derdin olursa abi gibi dinlerim seni . Mutlu olursan abi gibi mutluluğunu paylaşırım . Benim bir tane erkek kardeşim vardı . Şimdi de bir kız kardeşim olur ."

 

 

İçimdeki küçük İnci ağlıyordu ama sanki bu sefer buruk mutlulukla ağlıyordu .

 

 

"Hele bizim Cihangir'i çekiştirmek istediğin zaman istediğin kadar çekiştiririz . Bir de bizim dişçi seni üzerse ilk gel bana söyle ben çekerim kulağını ."

 

 

 

Cihangir sitemli şekilde konuşmaya başladı .

 

 

"Abi ."

 

 

 

"Sus bakayım dişçi . Ben şimdi kız kardeşimle konuşuyorum . Senin pabucun dama atıldı ."

 

 

 

Mutluydu küçük İnci . İlk kez abi şefkati görmüştü .Mutluluktan ağlayarak günlüğüne yazıyordu .

 

 

Abisi olmuştu onun . Derdini dinleyecek ,mutluluğunu paylaşacak ,Cihangir'i şikayet edecek abisi olmuştu .

 

 

 

 

"Oğlum sen de yuvanı kur artık . "

 

 

Hasan amca isyanlı sesiyle konuşmaya dahil oldu .

 

 

"Babam sen benden umudu kes . Hem bak Cihangir evlendi işte . "

 

 

"Oğlum sen de evlen, yuvanı kur isterim . Bak İnci'yle Cihangir'e birbirlerine yoldaş oluyorlar. "

 

 

 

Cihangir'le bakışlarımız kesişti . Görünenden farklıydı bizimkisi .

 

 

 

Biz zorunda kalmıştık . Cihangir benimle evlenmek zorunda kalmıştı . Yoksa evlenmezdi Cihangir benimle.

 

 

İnsan hatıralarından sildiği biriyle evlenmek ister miydi ?İstemezdi . Cihangir'de zaten isteyerek evlenmemişti.

 

 

 

"Nasip baba . Eğer nasibimde varsa evlenirim ."

 

 

 

Şerif abi konuyu kapatmıştı nasip diyerek . Sonra da tekrar o konu açılmadı .

 

 

 

"Baba hadi geç oldu kalkalım artık ."

 

 

"Tamam oğlum kalkalım ."

 

 

 

"Kahve de yapsaydım ondan sonra giderdiniz ."

 

 

 

"Olsun kızım kahveyi de başka zaman içeriz . Gidelim şimdi ."

 

 

Cihangir'le beraber Şerif abileri uğurladık .

 

 

"Cihangir ."

 

 

"Efendim İnci ."

 

 

Bir taraftan çay bardaklarını topluyordum diğer taraftan da Cihangir'le konuşuyordum .

 

 

"Şerif abiler çok mu zengin ? "

 

 

"Zenginler ."

 

 

"İzmir'e gittiğimiz uçak Şerif abininmiş . Neden söylemedin ."

 

 

 

"Durduk yere mi söyleseydim İnci ? "

 

 

 

"Yani ben olsam söylerdim ."

 

 

 

"Tamam bir dahakine söylerim ."

 

 

İsabet olurdu çakma mafya .

 

 

Çay dardaklarını da makineye yerleştirdikten sonra masanın üstündeki baklava kutusunu alıp biraz kaba koydum .

 

 

Bu baklava çoktu bize . Meltem abla biz küçükken fıstıklı baklava çok severdi . Şimdi de hamileydi belki canı yemek isterdi .

 

 

"Cihangir bu baklava çok fazla ben biraz ayırdım onu Meltem abla'ya götürür müsün ? "

 

 

Ben götürsem istemezdi . Ama Cihangir götürünce kabul ederdi .

 

 

 

Cihangir bir elimdeki kaba bir de gözlerime uzun uzun baktı .

 

 

Cihangir gözlerime bakınca kendimi çirkin hissetmedim .Yüzüğün taşını gözlerime benzetmişti dün sabah . Yüzük güzeldi o zaman benim yeşil gözlerim de güzeldi .

 

 

"Götür olur mu ? Belki canı çekmiştir ."

 

 

"Olur götürürüm ."

 

 

 

Cihangir ,Meltem ablaya tatlı götürmeye gidince ben de odama gidip üzerimi değiştirdim .

 

 

Dünkü diş olayından dolayı galiba artık uzun süre sarı civcivli pijamalarımı giyemeyecektim .

 

 

 

Üzerimi de değiştirdikten sonra son olarak diş fırçalamak kalmıştı . Banyoya gidip dişlerimi fırçalamaya başladım.Bir taraftan da aynadan kendimi izliyordum .

 

 

Zilin çalmasıyla ağzımdaki diş fırçasıyla banyodan çıkıp kapıyı açmaya gittim .

 

 

Niye anahtarını almamıştı bu çakma mafya . Durduk yere beni yoruyordu .

 

 

 

Cihangir ağzımdaki diş fırçasıyla beni görünce birkaç saniye şaşırdı .

 

 

"Ne diye anahtar almıyorsun ."

 

 

"Dişini fırçalarken konuşmasana . Git ilk fırçala sonra ne söyleyeceksen öyle söyle ."

 

 

Sanki keyfimden diş fırçalarken konuşuyordum . Başka da bir şey söylemeden banyoya geri döndüm ve dişlerimi fırçaladım .

 

 

Artık rahat rahat söylenebilirdim .

 

 

"Ne diye anahtarını almıyorsun ."

 

 

"Unutmuşum ."

 

 

 

"Ben yokken ne yapıyordun . O zaman da böyleysen sen hep kapıda kalıyorsundur ."

 

 

"O zaman unutmuyordum ."

 

 

 

"Anlamadım ."

 

 

 

"O zaman anahtarımı unutmuyordum ."

 

 

 

Ben yokken Cihangir anahtarını unutmuyordu . Ben geldikten sonra unutmuştu .

 

 

 

"Ben yatıyorum iyi geceler ."

 

 

Cihangir odasına girmişti ama ben hâlâ salak gibi kapının ağzında bekliyorudum .

 

 

 

Kendi kendime söylenmeye başladım .

 

 

"Eskiden unutmuyordu anahtarını . Ama ben varken unutmuştu . Çünkü benim evde olduğumu biliyordu .Ona kapıyı açacağımı biliyordu ."

 

 

İnsan anahtarı unuttuğu için sevinir miydi ? Ben Cihangir anahtarını unuttu diye sevindim . Hem de çok sevindim .

 

 

...

 

 

Yatağıma yatmış uyumayı bekliyordum ama karnımın ağrısından bir türlü uyuyamıyordum.

 

 

Yaklaşık bir saattir öylece yatakta ağrının geçmesini bekliyordum .

 

 

Bu gece rahatça uyusaydım da yarın ağrı çekseydim olmaz mıydı ?

 

 

 

Sanki karnıma keskin bıçaklar batırıyorlardı . Öyle ağrılıydı .

 

 

 

Ağrının arttığı anlarda istemsiz acılı inlemeler döküldü ağzımdan .

 

 

Belki mutfak dolabından ağrı kesici bulabilirdim . Sonrada ses çıkarmadan geri yatağıma gelirdim .

 

 

Yataktan iki büklüm şekilde kalkıp minik adımlarla mutfağa gittim .

 

 

 

İlaç çekmecesinden ağrı kesici bulmaya çalıştım ama bulamadım .

 

 

Ağrı kesici bulamadım diye niye gözlerimden yaşlar akıyordu ki . Akmamalıydı .

 

 

Şimdi sessizce bir bardak su içip geri odama dönecektim. Belki biraz daha ağlayacaktım ağrıdan dolayı ama sonra uyuyacaktım .

 

 

Sürahiden su doldurup içmeye başladım . Bir taraftan da istemsizce gözlerimden yaşlar akıyordu .

 

 

Benim karnım çok ağrıyordu .

 

 

İçtiğim su bardağını tezgaha koyerken tezgahın üstüne düştü aniden . Sonrasında su bardağı tezgahın üstünde tuzla buz oldu .

 

 

 

Hem karnım ağrıyordu . Hem ilaç bulamamıştım . Şimdide bardak kırılmıştı .

 

 

 

Ağzımdan kaçan hıçkırığı son anda tuttum . Yoksa bıraksam yine içli içli ağlayacaktım .

 

 

Elim ağrıyı dindirmek istercesine alt karnımın üstüne yerleşti . Üstüne baskı uyguladım belki ağrısı hafifler diye ama hiç mi hiç hafiflemedi ağrı .

 

 

 

Sonra kapı açılma sesi duyuldu koridordan .

 

 

Al işte Cihangir'i de uyandırmıştım . Daha çok ağlamak istedim .

 

 

 

 

Cihangir mutfağın girişine geldiğinde birkaç saniye durakladı .

 

 

Gözleri karnımda olan elime odaklandı .

 

 

 

"Yarana mı bir şey oldu ? "

 

 

Hangi yaradan bahsediyordu Cihangir . Benim sadece karnım ağrıyordu .

 

 

 

"İnci , bıçak yarana mı bir şey oldu ? Elini çek ben bir bakayım . Çok acıyor mu ? "

 

 

 

Cihangir yaranın yerini bile hatırlıyordu . Ama yarama bir şey olmamıştı . Orası artık acımıyordu ki .

 

 

 

"Yok yaram acımıyor ki benim ."

 

 

 

"Niye ağlıyorsun öyleyse . Bir yerine bir şey mi oldu ? Hadi söyle bana ."

 

 

 

"Cihangir benim karnım çok ağrıyor ."

 

 

 

Gözleri tekrar karnımın üzerindeki elimi buldu .

 

 

 

"Ağrı kesici aradım bulamadım . Sonra da hem bardak kırıldı hem seni uyandırdım . "

 

 

 

"Bardak kırılsa bir şey olmazki bir yerine gelmedi değil mi cam kırıkları ? "

 

 

 

"Yok tezgahın üstünde kırıldı ."

 

 

 

"Tamam o zaman bir şey olmaz . "

 

 

 

Bardak kırılsa bir şey olmaz demişti Cihangir . O zaman bir şey olmamıştı .

 

 

"İnci , ben ne yapabilirim senin için . "

 

 

Dolu gözlerle Cihangir'e baktım . Utanmıştım . Sürekli bir şey çıkarıp Cihangir'i rahatsız ediyordum.

 

 

Bir damla daha yaş aktı gözümden .

 

 

"Ablam hiç böyle ağrılar çekmezdi o yüzden ne yapabilirim senin için bilmiyorum .Sen söyle ben de yardım edeyim .

 

 

Cihangir böyle konuştukça benim daha da gözlerim doluyordu.

 

 

"Hadi söyle bana ."

 

 

Pasaklı bir çocuk gibi burnumu çekip konuşmaya başladım.

 

 

"Ağrı kesici aradım ama bulamadım . "

 

 

 

"Tamam ben Leyla abladan alıp gelirim ağrı kesici .Sen de yatağında dinlen olur mu ? "

 

 

Cihangir bu sefer anahtarını alarak çıkmıştı evden ben de yavaş adımlarla odama gidip yatağıma yattım .

 

 

 

Masaj iyi gelir belki diye alt karnıma masaj yapmaya başladım . Cihangir de bana ağrı kesici getirecekti .

 

 

 

Yatağımda yatmaya devam ederken dış kapının sesini duymuştum . Cihangir gelmişti .

 

 

Birkaç dakika sonra da odamın kapısı tıklatıldı . Aslında kapı yarısına kadar açıktı ama yinde de Cihangir kapıyı tıklattı .

 

 

"Ağrı kesici getirdim sana . Leyla abla dedi ki birkaç saat olmadan etkisini gösterir ."

 

 

Cihangir'in getirdiği suyu ve ağrı kesiciyi içtim .

 

 

"Bir de ağrını hafifletecek çay ve sıcak su torbasımı neymiş ondan verdi . Şimdi su ısıtıyorum onu da getireceğim . "

 

 

 

"Cihangir daha fazla bir şey yapma . İlaç içtim yeterli benim için ."

 

 

Cevap vermedi bana .Onun yerine içtiğim su bardağını alıp odadan çıktı .

 

 

Sonrasında elinde bir kupa ve kolunun altına aldığı sıcak su torbasıyla tekrar odaya geldi .

 

 

"İnci bunun içine nereden su dolduracağım ben bulamadım ."

 

 

Getirdiği kupayı komodinin üstüne koydu . Sonra da boş su torbasını bana uzattı .

 

 

Leyla ablanın verdiği su torbası kılıflı bir su torbasıydı .Su doldurmak için ilk önce kılıfını çıkartmamız gerekliydi .Cihangir 'de çıkartmadığı için su dolduramamıştı .

 

 

 

"İlk önce kılıfını çıkartmamız gerekli ondan sonra su dolduruluyor ."

 

 

Cihangir yeni bir şey keşfetmiş gibi dikkatle beni izliyordu.

 

 

"Ne değişik bir şeymiş bu . Ben de nereden su dolduracağım diye bakıp duruyordum. "

 

 

Su torbasının kılıfını çıkarıp Cihangir'e uzattım .

 

 

"Sen bitki çayını iç ben şu değişik şeye su doldurup geliyorum ."

 

 

 

Komodinin üzerindeki bitki çayına uzanıp içmeye başladım. Çok sevmezdim bitki çayı ama Cihangir uğraşıp yapmıştı o yüzden içtim .

 

 

"Yemin ederim şuna su doldurmaktansa diş çekmek daha kolay ."

 

 

Söylene söylene odaya geri geldi .

 

 

Diş çekmek ve su torbasına su doldurmayı karşılaştırıyordu bir de .

 

 

"İnci bunu kullanabildiğin kadar kullan . "

 

 

Cihangir'in uzattığı su torbasını alıp karnıma doğru koydum.

 

 

"Karnına koyma . Leyla abla'ya sordum ben ayaklarının altına koysun dedi ."

 

 

 

Cihangir daha konuşmasını bitirmeden karnımın üzerindeki su torbasını alıp ayaklarımın altına koydu .

 

 

Üzerime yorganımı çekip daha rahat bir pozisyon aldım.

 

 

Cihangir'de odadaki koltuğa geçip oturdu . Niye koltuğa oturmuştu ki . Gidip yatağına yatsaydı .

 

 

"Kendi odana gitsene sen ."

 

 

"Ne kadar da kabasın . Biraz daha nazik söyleseydin keşke."

 

 

 

Gerçekten de kaba söylemiştim . Benim için o kadar şey yaptıktan sonra teşekkür edeceğime kaba kaba konuşmuştum.

 

 

 

"Öyle demek istemedim . Seni de yeterince rahatsız ettim. Yarın sabah kliniğe gideceksin sen de odana gidip uyu istersen . İlaç içtim zaten birazdan ağrım geçer ."

 

 

Hâlâ koltukta oturmaya devam ediyordu .

 

 

"Gerçekten doğru söylüyorum . Hem ben de uyuyacağım."

 

 

 

"Tamam ben gideyim uyu o zaman sen ."

 

 

Cihangir oturduğu koltuktan kalkıp kapıya yöneldi son anda aklına bir şey gelmiş gibi geri döndü .

 

 

"Yarın Leyla abla da apartman günü varmış . Leyla abla seni de çağırdı . Mutlaka gelsin dedi ."

 

 

"Apartman günü mü ? "

 

 

 

"Evet ,apartmandakiler bir evde toplanıp gün yapıyorlarmış ."

 

 

"Apartmandaki herkes geliyor mu bu güne ."

 

 

"Genelde tüm kadınlar geliyorlarmış ."

 

 

 

O zaman Meltem abla ve Selin de gelirdi güne .

 

 

Bu bir haftadır ikisinden de kaçmayı başarmıştım . Yarın ne yapacaktım ?

 

 

..

 

 

Diğer bölüm görüşene dek kendinize iyi bakınn

Bölüm : 11.02.2026 19:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...