10. Bölüm

10.Bölüm

Meri
ygnmeri

Satır aralarında buluşalım..

Nalan'dan

Hayat, kendi çizdiğimiz yolda sürüp giden bir ölüm çarkıydı. Yaptığımız her şeyin bir anlamı, sebebi vardı ve bu sebepleri yeri geldiğinde kendimiz yaratırız. Cihan'ın elinden telefonumu çekip aldığımda hiç düşünmeden ekranı kapattım. Yüzündeki ifade de milyon tane soru işareti yatsa da şuan için ona istediği cevabı veremezdim.

"Seni ilgilendiren biri değil." cevabımdan memnun olmayan şekilde sırıtırken beni alaya alıyor gibiydi.

"Nesin sen? Bir devlet memuru? Ya da tam nokta atışı mı yapıyım?" bir saniye bekleyip dikiz aynasından Barlas'a baktı sonra sözlerine devam etti. "Yoksa asker misiniz?" gözlerim açık verip şokla açılacakken onları durdurdum. Şu an dümdüz stabil bir halde ona bakıyordum ya da öyle olmasını umdum.

"Albay'ın bir isim olabileceği aklına gelmiyor mu? Komik olma." bir şey demedi ama onun yerine gözleri yeterince konuştu. Barlas'a bakıp ne yapacağız şimdi dememek adına önüme döndüm. Cihan da önünde döndüğünde arabayı çalıştırdı bakışları dikiz aynasından tekrar Barlas'ı buldu.

"Verdiğin adrese gideceğim ama bunun peşini bıraktım sanmayın." öyle bir şey sanmış mıydık? Bu sadece aptallık olurdu. Telefonu kenara çekip albaya mesaj yazdım.

Gönderilen: Albay

Müsait değilim, önemli bir gelişme mi var?

Albay genellikle beni aramaz kısa mesajlar atardı eğer ararsa sahiden bizi bekleyen bir felaket olabilirdi. Telefonu yan cebime koyup camdan dışarı baktım. Aklımın bir ucu Eslem'de diğer ucu albaydaydı. Yan cebim titredi fark ettirmeden telefonu çıkarıp mesaja tıkladım.

Gönderen: Albay

Ayşe tatile çıktı.

Yok artık! Bu olamazdı değil mi? O'na ödettiğim bedellerden sonra bunu göze almış mıydı? Demek yarım bıraktığı savaş için geliyordu. Bu askerler arasından bir şifreydi, düşmana karşı açık vermemek için seneler önce konulmuş, hala varlığını yaşatan bir şifre.

Bu bizim dilimizde düşman kapıda demekti.

Mesajları tek seferde silip telefonu cebime geri attım. Bir ara yan aynada Barlas ile gözlerimiz buluştuğunda aynı mesajın ona da geldiğini anlamıştım. Şimdi bir kat daha dikkat kesilmeliydik. Artık asker değildik her attığımız adım aleyhimize işlerdi. Araba, büyük bahçeli bir evin sınırının dışında durdu. Kapıdaki güvenlik Cihan'ı görür görmez kapılarını bize açtı.

O an Cihan'ı tanıdıklarını anladım.

"Seni tanıyorlar ve sende burayı biliyorsun öyle değil mi?"

"Buraya getireceğini düşünmezdim."

"Neden?" arabayı park etti karanlıkta gözlerini gözlerime dikti.

"Birazdan anlarsın." arabadan inip büyük bahçeyle buluştuğumuzda bize koşarak gelen birkaç görevli gördüm. Barlas her zamanki bakışları ile etrafını kesiyor, olası bir yanlış için tetikte bekliyor gibiydi.

"Hoş geldiniz Cihangir bey." Cihan kadını umursamadan sert adımlarıyla toprağı delmek ister gibi girişe yürüdü. Hemen ardında ben ve Barlas vardık.

"Mesajı aldın. Ne yapacağız?" yoldan beri sormak istediğim soruyu nihayet sorabilmiştim.

"Artık dolu gezeceğiz şuradan bir kurtulalım o zaman planımız olacak." kendi aramızdaki konuşmaya son verip bizim için açılmış kapıdan içeri girdik. Oldukça şık ve zenginlik kokan evdeki ışıklandırmalar gözlerimi almıştı.

"Deniz!" Cihan'ın kükreyişi evde yankılanırken merdivenden toplu ayak sesleri duyuldu. En önde Cihan hemen ardında Barlas ve ben vardık umarım oradan fedai gibi gözükmezdik. Yaşını almış bir kadın ve Deniz merdivenin başında göründü.

"Ortak, hoş geldin!"

"Kuzenim nerde?!" Cihan'ın öfkesi bu evi yakıp yıkacak cinstendi. Onu ilk defa sakin görmüyordum açıkçası şaşırmıştım. Sanırım konu sevdikleri olduğunda gerçekten sinirlenebiliyordu.

"Sakin ol, nedir seni böyle geren?"

"Kes, kuzenimin yerini söyle!"

"Bir süre misafirim olacak onu fazla kırmışsınız." derken gözleri ben ve Barlas arasındaydı. Barlas ile ne yaşadığını şimdi daha çok merak eder olmuştum. Öyle bile olsa cidden Deniz'e mi anlatmıştı olanları? Gerçekten inandırıcı gelmiyordu.

"Eslem'i ver!" bu kez olaya müdahale eden ben olmuştum. Onun gevezelikleriyle uğraşacak çok vaktimiz kalmamıştı belki.

"Seni görmek isteyeceğini sanmıyorum atarlı." beni mi görmek istemeyecek? Bu neden olsundu ki? Onu evde bırakıp gittiğim için miydi?

"Ne saçmalıyorsun lan?" sorumun üstüne arkada sessiz kalan konuştu.

"Neden oturup bu meseleyi konuşmuyoruz?" yaşlı kadın konuşurken aynı zamanda merdivenin basamaklarından inmeye başlamıştı. Cihan kadını umursamayıp bakışlarını Deniz'e dikti.

"Buna son ver ve kızı getir. Seni istemeyen birine daha ne kadar yaklaşacaksın?"

"Aslına bakarsan kollarımda ağlarken istiyor gibiydi." yüzündeki o gülümsemeye kusmak istedim.

"Düzgün konuş lan piç!" Barlas hırlayarak öne atıldığında kolundan tutup onu önledim. Deniz kahkaha atarak merdivenlerden indi.

"Sevgilini çok kırmışsın aslan çocuk." Cihan hırsla solurken sesi şaşkınlığın getirisiyle kısık çıkmıştı.

"Sevgili?" Cihan'ın bakışları bizi hedef aldığında öfkesinden bizde nasibini almış olduk. Sesi ne kadar kısık olsa da bakışları bitirdim sizi diye bağırıyordu.

"Bunu sonra konuşalım." durumu çakan Deniz tabii durmadı, durur muydu şerefsiz..

"Yoksa bunu saklıyor muydunuz? Sen bilmezsin atarlı, Cihangir kendinden bir şeyler saklanmasından haz etmez." eh öyleyse daha birçok kere haz etmeyecekti. Cihan'ın gözlerindeki hayal kırıklığı öfke beni neden yaraladı bilmiyordum. Ya da ben o gözlerde hayal kırıklığı görmekten mi hoşlanmamıştım anlayamıyordum.

"Gençler, hadi uzatmayın artık." bu kadın neden kendini şirin göstermeye çalışıyordu? Ona karşımda içimden nedensiz bir iğrenti geliyordu belki sebebi Deniz'in yanında yer alıyor olmasıydı.

"Eslem'i çağır bu son uyarım." Deniz gülmeyi bıraktı ve indiği merdivenleri geri çıkıp görüş açımızdan kayboldu. Yaşlı kadın Cihan'ın önüne dikilip gülümseyerek baktı. Elini kaldırıp yüzüne dokunmak üzere iken Cihan elini havada yakalayıp geri savurdu. Bir saniye şuan da burada ne yaşanıyordu? Kadının dokunma isteği nedense bana hiçte anaç gelmemişti. Başka bir şey yatıyordu o dokunuşlarda. Şehvet? Midem iki kat bulandı.

"Dokunma!"

"Seni özledim."

Midem işittiklerinin etkisiyle artık neredeyse orta yere çıkacaktı. Kulaklarım, gözlerim neye şahitlik ediyordu böyle? Kulaklarım az önce yaşlı bir kadının Cihan'a şehvetli bir şekilde konuştuğunu işitmişti değil mi? Özlemi şefkat değil şehvet içerikliydi. Kafam allak bulak midem kusmak üzere iken merdivenin başında Eslem ve Deniz göründü. Eslem, saçı başı dağınık gözleri şiş bir halde merdivenlerden iniyordu. Bu hale gelecek kadar ne olmuştu? Cihan'ın arkasından çıkıp Eslem'e sarıldım. Bana karşılık vermedi. Geri çekilip yüzüne baktım ama gözlerindeki boş ifadeyi çözemedim.

"İyi misin? Sana bir şey yapmadı değil mi?"

"Umurunda mı?" benden kaçıp kuzeninin yanına gitti. Şaşırmıştım bunu sahiden sormuş muydu?

"Abi, gidelim buradan lütfen." Cihangir üstündeki ceketini Eslem'in omuzlarına bırakıp onu ilerletti sonra bir an durup Deniz'e baktı.

"Bu meseleyi sonra çözeceğiz." Deniz geniş geniş gülümseyerek cevap verdi.

"Konuşalım kardeşim." evden çıktık Eslem öne oturdu bizde Barlas ile arkaya geçtik. Yol boyunca Eslem'e asla bulaşmadım ama benden kaçamayacağını bilse iyi olurdu.

&&

Eve geldiğimiz de aramızdaki anlaşmalı sessizlik sürüyor gibiydi. Cihan kapıyı açtığında bizi karşılayan ilk 'şey' ikizler ve Emir oldu. Onları burada bulmayı asla beklemezken böyle karşımızda bitivermeleri kafamda sorular oluşturmuştu. Tamam hepsi Eslem'in arkadaşıydı ama bu eve nasıl girmişlerdi? İsteyen herkes bu eve bu kadar rahat girebiliyorsa burada daha fazla kalamazdık.

"Eslem çok korkuttun bizi." Meyra koşarak gelip Eslem'e sıkıca sarılmıştı bana davrandığının aksine onun sarılışına karşılık vermişti. Hayat, Eslem'in sarılışından da mahrum bırakmıştı beni.

"Özür dilerim, yorgunum sonra konuşalım mı?" onunla konuşamayacağı için özür dilerken bana cevap verme gereğinde bile bulunmamıştı. Barlas yine bir yerlere kaybolduğunda Meyra ve Eslem odaya çekildiler. Artık salonda Emir, Mert, Cihan ve ben vardık.

"Buraya gelmemeliydin." Cihan karşında oturan Emir'e ithafen konuştuğunda aradaki sessizliği bu ikilinin şifreli konuşması bitirmişti.

"Abi, Eslem'i duyunca-"

"İş patlarsa ne olur biliyorsun." ne işi? Emir ile meraklı bakışım kesiştiğinde hemen genzini temizleyip iki adamın konuşmasına son getirdi. Sanki odadaki varlığım yeni hatırlanmış gibi, hepsi toparlandı. Şimdi odadaki tüm erkeklerin odak noktası bendim.

"Git dinlen." Cihan emrini lütfettiğin de göz devirdim.

"Merak etme, kimseye bir şey söyleyecek değilim."

"Aklından bile geçiremezsin zaten." eski bir teğmen ile konuştuğunun farkında olsa yine de benimle böyle konuşabilir miydi acaba? Daha fazla olay yaşamamak için salonu terk ettim. Adımlarım Barlas'ın odasına ilerlerken koridorda kapının eşiğinde dikilen Meyra görmek adımlarımı değiştirdi.

"Burada ne yapıyorsun?" beni görmüş olmanın tedirginliği ile bocaladı.

"Şey ben Eslem üst-" yalanını es geçip kapıyı açtım ve odaya daldım. Barlas ve Eslem odanın ortasında karşılıklı cephe almış tartışıyorlardı. Eslem dağılmış ve sinirliydi Barlas da ondan aşağı kalır değildi.

"Yine mi kavga ediyordunuz?"

"Karışma Nalan!"

"Niye? Karış bence hatta karışmakla kalma direkt söyle!" Eslem'in çıkışıyla afalladım. Gözlerindeki kor ateşi beni yaktı. Bana ilk kez böyle bakmıştı.

"Neden bahsediyorsun?" Barlas engel oldu.

"Sana oyun oynadığımı söyledim uzatma."

"Bu kadar alçak olamazsın!" artık bende sinirliydim.

"Ne olduğunu söyleyin artık!"

"Söyleyeyim, ben uyuşturucu kullanıyormuşum!" yüzüme öfkesini kustuğunda geriye sendeledim. İri gözlerim açılabildiği kadar açıldığında kendimi tutamadım ve Barlas'ın yüzüne bir yumruk geçirdim. Geri çekildiğim de öfkem kabusumdu.

"Beklemeni söyledim." haykırışım evi inletmişti, beni beklemeden arkadaşımın aklını bulandırmıştı bunun hesabını bir yumruk ile kapatamazdı.

"Bu iş çok uzamıştı!" Barlas gözünü tutarken hala kendi paçasını kurtarma derdinde gibiydi. Eslem beni kendine çevirip yüz yüze getirdi.

"Buna nasıl inanırsın?!"

"İnanmadım."

"Hala yalan mı söyleyeceksin!" gözlerimin içine doğruları konuşmam için yalvarırken sertçe yutkundum. Biz o yanan arabanın içinde ölmeliydik, beni kahramanı ilanı eden bu kızı bu kadar üzdüğüm için ölmeliydim.

"Hepsini açıklayacağım ama şuan değil" evin içi bilmediğim düşmanlarla doluyken tüm sırlarımızı açık edemezdim.

"Ne oluyor burada?" Cihan ve tayfası odada bizi bastığında Eslem'den kaçıp kapıya yöneldim.

"Eslem'e baktık bir şey olduğu yok." kapıdan çıkacağımda beni bileğimden yakaladı.

"Sevgili meselesini konuşacağız." tabi, daha o bok çukuru vardı. Bileğimi elinden çekip çıkardığında odanın içinde geri gidip normal bir şeyden bahseder gibi sıraladım.

"Küçük bir yalandı."

"Yalan mı küçük?"

"Bak o an o gerekiyordu büyütme bu kadar." neden her şeyi üsteliyordu? Neden zamana ayak uydurup gitmiyordu?

"Ben bu herifin kuzenimle hiçbir bok olmasını istemiyorum."

"Sana fikrini sormadık." Barlas yediği yumruktan akıllanmamış gibi artislendiğin de göz devirdim. Bu sözler Cihan'ı daha harladı.

"Öyle mi? Sizi evime aldım ama bu kadar yeterli bir hafta içerisinde gidin!" sanki onu eve bizi alması için zorlamışız gibi konuşması..

"Abi, hayır bunu yapma!" Eslem her ne kadar ikimize de öfkeli gözükse de bizi sokağa atmak onun için bile fazla olurdu. Ama bu işler Cihan için sıradandı.

"Sen bu işe karışma Eslem." Barlas yanıma geldiğinde az önce Cihan'ın tuttuğu bileğimi şimdi kendi sıkı sıkıya tutmuştu. Beni ardına çektiğinde iki dev adamın arkasında kalan küçük buz dağıydım.

"Bir daha kardeşime dokunma!" az önce ona yumruk atmamışım gibi davranması güzeldi. Biz böyleydik bir dakika önce kanlı bıçaklı bir dakika sonra can ciğer.. Zaten kardeşlik böyle bir şey değil miydi? En azından benim bildiğim buydu. Cihan duruma karşı çatık kaşlarıyla cevap verirken isteğinden geri adım atmamaya kararlı gibiydi

"Bir hafta." sonra tayfasıyla beraber odadan çıktılar ardından Barlas da gitmişti. Bu işler iyice çıkmaza gidiyordu.

Devam edecek..

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 10.11.2025 17:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...