
Satır aralarında buluşalım..
02.30
Saat gecenin en derin sularındaydı ben de o derin sularda kayboluyordum. Elimde gümüş bilekliğim sallanıyor aklım bir şeyler fısıldıyordu. Camdan dışarıya baktığım gece soğuktu, kasımın ayaz soğuğu. Eslem gelmeyecekti bu gece yalnızdım uyumam için yaratılan sessizlik müthişti fakat evren uyumamam için yemin etmiş gibiydi. Gözlerim elimdeki bilekliği incelerken onu kaybettiğim yeri anımsadım ama bulamıyordum. Sadece Eslem ile o gün gezip tozup geldiğimizde bilekliğin yok oluşunu görmüştüm. Bu adam benim karşıma nerede çıkmıştı? Bilekliği koluma takıp çiftli koltuğa uzandım. Uyumam lazımdı yoksa düşünecek bir beynim kalmayacak gibi duruyordu.
Saatler sonra güneş ışığı yüzümün canına okurken sinirle gözlerimi açtım. Uyurken yüzüme güneş veya ışık gelmesinden nefret eder,huzursuz olurdum. Tutulmuş halimle koltuktan kalktığımda burnuma enfes kokular ulaştı.
"Uyanmışsın!" Eslem enerjik sesiyle mutfaktan gelirken yüzündeki anlamsız tebessüme baktım.
"Bu enerjinin sebebi nedir?" omuz silkti.
"Hayat ruhsuz olmak için çok kısa." onu ardımda bırakıp odama ilerledim. Bana laf sokabilirdi pekala ben halimden memnundum. Odama geçip üzerimdekileri bir çırpıda çıkarıp banyoma geçtim. Vücudumu temizlemek arındırmak istiyordum. Soğuk suyun altına geçip saçlarımı karıştırdım. Gözlerim rahatlama etkisiyle kapanırken önüme çıkan acı kahve gözlerle ateşe değmiş gibi geri çekildim. Onun gözlerini görmem beni dumura uğratmıştı. Suyu kapatıp bornozuma sarınıp çıktım. Dolabımdan kotum, kazağımı ve iç çamaşırlarımı alıp aynanın karşısında geçtim. Dün gecenin allak bullak geçmesinin sonuçları buydu işte. Kotu ve kazağı giyip saçlarımı havluyla birkaç kez kuruladım. Onları özgürlüğüne bırakıp odamdan çıktığımda kokular iyice etrafı sarmıştı. Mutfaktan içeri girip masaya baktığımda karnım iyice kazındı.
"Döktürmüşsün sarışın."
"Çabuk otur, soğuyacaklar." telaşına tebessüm edip masada her zamanki yerime geçtim. Yumurtama ekmek banarken bunu en son ne zaman yediğimi hatırlayamadım, muhteşemdi. Eslem de karşımdaki yerine geçip oturduğunda çayımdan bir yudum aldım.
"Enfes olmuş ellerine sağlık keşke beni de uyandırsaydın."
"Çok yorgun gözüküyordun kıyamadım." gülümsedim.
"Neden öyle dedin?" yumurtamdan bir parça götürürken sorusuna kaşlarımı çattım.
"Ne demişim?"
"Serbest meslekle uğraştığını söyledin." şu mesele bunu karıştıracağını biliyordum.
"Eh yalan sayılmaz yakındaki mesleğim o olacak gibi."
"Ama ger-"
"Benim mesleğim bitti artık Eslem ve lütfen bir daha bu konuyu açma." gerginleşen kahvaltıyla ruhum sıkıştı. Bu konu ar damarımdı. Tatsız geçen kahvaltı faslı sona erdiğinde sofrayı toplayan ben oldum. Kırgın Eslem salona çekildiğinde biraz sert çıkmıştım ama kendime dur diyemiyordum. Bulaşıkları makineye yerleştirip salona geçtiğimde onu ağlarken bulmak beklemediğim bir şeydi. Hızlıca yanına gidip oturduğumda ellerini tuttum.
"Nalan özür dilerim." hıçkıra hıçkıra ağladı. Ne oluyordu? Konu sanki az önce tartışmamız değil gibiydi.
"Eslem ne oluyor?" kesik kesik nefesinin ardında konuştu.
"Nal-an ben a-aşık oldum." ellerim buz kesti, kanım çekildi. Aklımdan hiç gitmeyen uyuşturucu hapları gözlerimin önünde belirivermişti.
"Ne? Kime?" ve sanki darbe azmış gibi yineledi.
"Deniz'e." ellerimi çektim koltukta geri kaydım. Hataydı çünkü o adamda bana pozitif gelmeyen bir şeyler vardı. Hataydı çünkü elime geçen uyuşturucu o adama ait olabilirdi.
"Nalan biliyorum bana kızıyorsun ama inan bana kalbine söz geçiremiyorsun." aşk bu kadar çabuk işler miydi bedene?
"Eslem sen aşk ile hoşlanmayı karıştırıyorsun. Geçecek bunun için üzülme." kızarmış gözleri bana hayretle baktı.
"Hislerimi neden küçümsüyorsun? Neden kimseye aşık olamazmışım gibi bakıyorsun?" ben öyle bakmıyordum ki..
"Ben sad-"
"Sen sadece beni koruyorsun, tamam! Ama yeter kalp benim hayat benim hata benim. Bir süre konuşmasak iyi olacak!" hiddetle yanımdan kalkıp gittiğinde bu değişime anlam veremedim. Kapıyı çarpıp evden çıktığında hala aynı koltukta duruyordum. Ona dur demedim onu engellemedim, ilk defa ona karışmadım.
O büyümüştü aramızdaki yaş farkı beni ona korumaya itiyordu. Hiç kardeşi olmamış biri ne yapacağını bilmezdi. Ne yapacaktım? Aklıma süzülen uyuşturucuyla askıdan kot ceketimi alıp evden çıktım. Arabamı açıp içine yerleştiğimde gideceğim yer belliydi.
&&
Arabanın ön kaputuna dayanmış beklerken bileğimdeki bilekliği oynuyordum. Aklım soru işaretleri ile doluydu. Cihan denen adam da bilekliğimin oluşu aklımı karıştırıyordu. Spor merkezinin kapı açılışı sesiyle bilekliğimden uzaklaştım. Deniz tüm serseriliğiyle yürürken beni bulan bakışları ifadesizdi, sanırım onda ilk defa bu bakışı yakalamıştım. Başına kapüşonunu geçirip eline ceplerine sokup yanıma yürüdü. İşte başlıyorduk.
"Eslem burada değil." sert çıkan sesi onda bir şeylerin değiştiğinin göstergesiydi. Sanki o gevşek herif gitmiş yerine ciddi bir adam gelmiş gibiydi.
"Biliyorum senin için geldim." kaşlarını soru sorar gibi çattı. Gözlerimle arabamı işaret edip
"Geç." dedim. İkiletmeden ön koltuğa geçtiğinde bende sürücü koltuğuna yerleştim.
"Bu kez ne yaptım?" ondaki bu ciddiyet bendeki bazı soruları artırıyordu. Bunu sonraya bırakmaya karar verdim. Cebimdeki uyuşturucuyu çıkarmak üzereyken sözleri beni durdurdu.
"Bak konu Eslem ise bitti tamam mı? Bir daha görüşmeyeceğiz."
"Ne demek oluyor bu?"
"Neyse o. Geldi ve her şeyin basit bir arkadaşlıktan öteye gidemeyeceğini söyledi." ama bu sabah aşkını itiraf etmişti.. Benim yüzümden kalbinin acısını yok saymıştı bu sebepten ağlıyordu bu sebepten kendini mutfakta işlerle oyalıyordu.
"İn!"
"Ne?"
"İn aşağıya seninle işim sonra." bakışları sert ve sinirliydi sanırım onunla oynamamam hoşuna gitmemişti.
"Bu burada bitmedi." arabanın kapısını sertçe çarpıp gitti. Beklemeden arabayı çalıştırıp yola koyuldum, onu bulabileceğim tek yere sürdüm. Cebimdeki uyuşturucu beni zorluyordu ama şuan onu bekletmem lazımdı sırası değildi. Hem Deniz inkar edebilirdi elimdeki tek kanıt yetmiyordu.
Bir plan kurdum, hem Deniz'in gerçek yüzünü ortaya dökecek hem de uyuşturucunun sahibini bulacak bir plan.
&&
Tüm gün eve kapanıp planın aşamalarını döşedim bu süre zarfında Eslem'i rahat bıraktım. Bir süre görüşmek istemeyebilirdi ama buna izinim sadece bir gündü. Israrla çalmaya devam eden telefonuma küfrettim. Sürekli beni arıyor olması artık can sıkıcıydı, ne istiyordu? Hala kararlarıma saygı duymayı öğrenememişti. Aramayı yanıtladım.
"Ne var?" sert ve sinirli çıkan sesim netti.
"Kapatmadan dinlemeni istiyorum."
"Ne zırvalayacaksın?"
"Bu başka bir şey telefonda olmaz." kaşlarımı çattım.
"Ne söyleyeceksen şimdi söyle yoksa kapatacağım."
"Tel-"
"Kapattım!"
"Tamam lanet olsun tamam! Patlamayla ilgili." artık tek odağım oydu. Az önce başka planlar peşinde koşan ben değilmişim gibi oturduğum sandalyeden kalktım.
"Her zamanki yerde." deyip telefonu kapattım. Odama girip çekmeceye gizlediğim silahımı belime soktum. Kot ceketimi üzerime geçirip hışımla evden çıktım. Yola koyulduğumda hız sınırının çok üstündeydim hiçbir şey beni durduramazdı. Her zaman park ettiğim yere aracı park edip Antalya'nın ayağımıza serdiği manzaraya ilerledim.
Oradaydı.
Tüm yaşanmışlıklarıyla karşımda dikiliyordu. Yaşına göre oldukça kalıplı bir adamdı yüzündeki kırışıklar hayatın sillesiydi. Karşımda elleri arkasında bir ağa edasıyla dikiliyordu.
"Anlat!"
"Hiç değişmemişsin." yorgun sesi hep aynıydı.
"Konuya gelir misin?" benimle sohbet etmek istediğini biliyordum ama olmazdı artık sohbet edemezdik.
"Eskiden de benimle böyle konuşurdun ve herkes sana hayran kalırdı Nalan. Biliyorsun seni kızımdan hiç ayırmadım ve ayırmam da izin ver sana yardım edeyim."
"Patlamayla ilgili bir şey yok değil mi? Oyuna getirdin beni! " ateşim yükselmişti sinir vücudumda dalga dalgaydı.
"Ben oyun oynamam Nalan, bir askerin böyle ucuz numaralarla işi olmaz." ona inanmıyordum. Artık beraber değildik ve hayatın onu ne denli değiştirdiğinden bihaberdim.
"Anlatmaya başla o zaman."
"Göreve çıktığınız gece karargaha biri girmiş ama o kadar profesyonel çalışmış ki onu bulmamız bir yılı aştı biliyorsun." bilmez miydim o şerefsizler için gecemle gündüzümü karıştırmıştım.
"Kim?"
"Bilmiyoruz araştırıyoruz içeriden adamları var. Kamera görüntüleri, izler, karargaha nasıl girdiğiyle ilgili tüm bilgiler kayıp. Ama bulacağım Nalan canım pahasına da olsa bulacağım."
"Bu işi beraber yapacağız. Bana ne öğrenirsen bildireceksin bu benim meselem."
"Uzak kalman senin için daha hayırlı olur kızım hem biliyorsun mesleğin teh-"
"Meslek mi? Ne mesleğinden bahsediyorsun? Raporu hatırlamıyormuşsun gibi konuşma! Ben ne diyorsam o olacak yoksa sonuçlarından ben sorumlu olmam!" tehdidim onu ürkütmedi ama geri adım attırdı.
"Tamam öyle olacak." rahatlamıştım eğer intikamımı kendim almazsam bana uykular haram olurdu. Başka bir söze gerek duymadığım için geriye döndüm ama beni durdurdu.
"Artık Barlas'a gitmiyormuşsun." gecenin soğuğu tüm cildime işlerken zor yutkundum. Onun adı kalbimde bir gölgeydi, onun adı geçmişimin kanıydı.
"Seni ilgilendirmez."
"Bak Nalan artık bunu aşman lazım yoksa hayatın mahvolacak. Sonunun Barlas'a benzemesinden korkuyorum beni anla lütfen." onu anlamak istemedim yoluma devam ettim. Zangır zangır titreyen ellerimle arabaya bindiğimde gözlerim dolmuş kalbim sıkışıyordu.
Benim sonum Barlas'ınkinden de kötüydü.
Benim sonum koca bir belirsizlikti.
Ben yetimhanede kan kusmuş Nalan'dım.
Benim sonum en başından belliydi.
Arabayı çalıştırdım titreyen ellerimle direksiyona tutundum. O'nu unutmamıştım ama hatırlamak ister gibi değildim de. Benden habersiz geçen yol aşinası olduğum koca binanın önünde durdum. Yapabilir miydim? Üç ay sonra tekrar onun yüzüne bakabilir miydim? Araçtan indim, gecenin karanlığına postallarımın sesi eşlik etti. Otomatik kapıdan içeriye girdiğimde beni tanıyanlar selam verdi. Hiçbirine yanıt vermedim, alışıktılar. Merdivenleri hayal meyal çıktım, ruh gibiydim. Biri dokunsa yığılabilirdim. Kapının önüne geldiğimde durdum, yutkundum, düşündüm. Kapının kolunu titreyen ellerimle aşağıya indirip ittiğimde beni karanlık ve sessiz bir oda karşıladı. Yavaş adımlarla içeriye girdiğimde onu pencerenin kenarındaki yatakta uyurken buldum.
Yüzü huzursuzdu.
Barlas mahsur kaldığı bu oda da kabusların eşiğinde önümdeydi. Gözlerim platin bacağına döndüğünde ateşe değmişçesine elimi çektim.
Barlas gaziydi.
Barlas yaralıydı ama ben onun yaralarını saramayacak kadar acizdim. Önümde masumca yatan bu koca adama yetememiştim. Kendimle o kadar uğraş veriyordum ki onu yokmuş gibi saymıştım. Aptaldım. Barlas sevgilim değildi ya da kalbimde acısını tuttuğum bir aşkım.. Barlas benim küçüklüğümdü, onunla yetimhanede başlayan kardeşliğimiz aynı aracın içinde yandığımız ana kadar sürmüştü. Odadan çıktım.
Artık kaderimi değiştirecek bu yola adım atma vaktiydi.
Devam Edecek..
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 11.57k Okunma |
2.19k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |