12. Bölüm

12.Bölüm

Meri
ygnmeri

Satır aralarında buluşalım..

Alelacele bara geri geldiğimizde mekan ağzına kadar dolmuş dumandan göz gözü görmez hale gelmişti. Şaşkın bir ördek gibi Cihan'ın ardında ilerlerken tanıdık birkaç sima bana selam verip bardaklarına elime bıraktılar. Burada tanınmış bir garson olma yolundaydım ama şuan zamanı değildi. Bardakları rastgele bulduğum masalara bırakıp devam ettim. Cihan, bar tezgahında durup Emir'e seslendi.

"Emir, buraya bak!" Emir müşteriyi bırakıp merakla bize yaklaştı.

"Bir sorun mu var abi?" gözleri bana dokunduğunda vücudum da hasar tespiti yapar gibiydi.

"Mert ve Meyra'yı alıp odama gel, acil!" Emir sadece kafa sallamakla yetindi. Cihan bana dönmeden sadece kafasını kısa bir an arkasına çevirip gözleriyle onu takip etmem gereken işaretini verdi. Kalabalık ortamdan sıyrılıp karanlık hole girdiğimizde onun ardında emin adımlarımı bozmadan yürüdüm. Yine o esas duruş yürüyüşü gözümden kaçmadı. Bu yürüyüşü yapısı gereği miydi bilmiyordum ama eğitilen bir asker bile ancak böyle yürürdü. Kafamda deli sorular uçuşurken odasından içeri girip kapıyı üstümüze kapattı.

"Neden onları çağırdın?"

"Çok sabırsızsın." onun gıcık ses tonuna karşı bir şey söylemedim. Oysa olduğumu konumu ve durumu bilseydi yine sabırsız olduğumu düşünür müydü acaba?Kapı çalınıp Cihan'ın ses vermesini beklemeden açılıp Mert yüzündeki heyecanlı tebessümüyle içeriye girdi.

"En sevdiğim patronum!" patronum mu?

"Kes sanki başka patronun var." ben şaşkınca ikisinin arasındaki muhabbete bakakalmıştım. Mert sevecen bir çocuktu ama Cihan'a bile bu şekilde yaklaşabilmesi beni dumura uğratmıştı.

"Oturun, mesele önemli." Mert ve Emir masanın önündeki koltuklara yerleşirken Meyra ve ben ayakta masanın tam karşısında dikildik. Cihan, kral koltuğuna oturduğunda dikkat üzerindeydi. Tam bu açıdan bakıldığında hükümdar gibi gözüküyordu.

"Sessize gideceğiz."

"Ne?!"

"Hayır abi ben kıçımı seviyorum." Mert ve Emir fikirlerini beyan ederken benim sessizliğim yine yerli yerindeydi. Sessiz neydi bir yer miydi yoksa kişi mi? Yoksa başka bir uyuşturucu baronunun mekanı mı?

"Ne diyorsam o." Emir, Mert'e kıyasla olgun davranıp sorusunu yöneltti.

"Peki abi, neden?"

"Sözleşmemiz çalındı."

"Tahmin ettiğim kişi mi?"

"Bunu şimdilik söylemeyeceğim, zamanı geldiğinde öğreneceksiniz." dediğinde gözlerimiz birleşikti. Kimsenin dikkatini çekmemek adına nihayet konuştum.

"Bu bahsettiğiniz sessiz nedir?" doğru soru 'kim' mi olmalıydı emin değildim. Emir'in şüphe kokan tavırları beni esir aldı.

"Bu neden burada?"

"O da bu işte bizimle birlikte olacak."

"Abi ama tanımadı-"

"Sözümün üstüne söz istemem Emir." Cihan Emir'i sustururken bundan memnun olmayan tek o olmuş olmalıydı ki Meyra mutlu bir şekilde koluma dokunurken Mert oturduğu koltuktan göz kırpıp

"Aramıza hoş geldin Nalan." dedi. Ona sadece baş selamı vermekle yetindim şuan mesele ben değil sessiz olmalıydı.

"Ne zaman gidiyoruz?" soruyu soran Meyra'ydı ama bana cevap veren bir hiçlikti.

"Bu gece."

"Haber uçuracak mıyız?"

"O zaten hissedecektir." ne hissediyor? Kim hissediyor? O dedikleri kim? Kafam allak bullak olurken Mert ve Emir birden ayaklandılar.

"Biz emanetleri hazırlayalım."

"Dikkatli olun, bir aksilik çıkmasın." Mert ve Emir Cihan'a baş selamı verip odadan çıkmak üzereyken Mert bize gülerek el salladı. Kapı kapanıp içeride ben, Meyra ve Cihan kaldık.

"Ee sessiz ne?" sorum aynıydı. Cihan arkasına yaslanıp Meyra'ya baktı.

"O'nu hazırla."

"Anladım patron." Meyra kapıyı açıp geçmem için komut verdi.

"Neden bir şey söylemiyorsunuz?" belirsizlikten nefret ederdim.

"Meyra'nın dediklerini yap."

"Bir daha bana emir verme!" verilmeyen cevaplar üzerine yeterince gerginken bir de bana sürekli emir vermesi gerginliğimi had safhaya çıkarmıştı.

"Uzatma, anlatacağım." gözlerindeki anlam aramızda yaşanan anlaşmanın gizli kalması gerektiğini söyler nitelikteydi. Pekala Cihan bir köstebek olmamı sen istedin. Başka bir söz söylemeden odadan çıktım. Meyra'nın yönlendirmeleriyle barın arka kısmından geçip yerden bir kapak açtı kapak açılır açılmaz aşağıdan ışıklar yandı ve merdivenler gözüktü.

"Bu da ne böyle?"

"Gel." ve bir cevapsız bırakılan soru daha..Meyra merdivenleri indi bende yine onu takip ettim. Bizi büyük bir giysi odası karşıladı. Sadece kadın değil erkek kıyafetleri ve daha nicelerce kostüm mevcuttu. Meyra bir grup kıyafetin arasına girip bir şeyler bakınmaya başladı.

"Ne yapacağız? Neden hazırlanıyorum?" Meyra geri döndüğünde elinde siyah kazak ve siyah kot vardı.

"Sandığımdan daha çok meraklıymışsın."

"Bilmediğim bir şeyin içine giremem. Anlatıyor musun?" kıyafetleri elime tutuşturmaya çalıştığında geriye çekildim.

"Pekala, birine misafir olacağız diyelim."

"Biri dediğin kişi sessiz mi?"

"Evet." nihayet sessizin ne olduğunu anlamıştım. Demek birine takılan lakaptı peki neden?

"Daha sorum olacak ama şimdilik bunlarla yetinebilirim." kot ve kazağı alıp gördüğüm paravana ilerlemeye başladım. Bakalım bu işin altından hangi pislik beni bekliyordu.

&&

Gönderen; Albay

Size ulaştı mı?

Gönderilen; Albay

Hayır.

Albay günler sonra yaşam belirtisi verdiğinde aklının hala bizde olduğu aşikardı. Sait piçinin bizi bulup bulmadığını soruyordu ama henüz bir hareketlenme yoktu. Yine bir şeyler kolluyordu ama son olaydan sonra buna cesaret etmesi şaşırtıcıydı.

"Hazır mısınız?"

"Emir ve ben önden giriyoruz abi her zamanki gibi." Mert heyecanla planını anlatırken elime verilen maskeye bakıyordum. Eski bir asker az sonra hırsızlık mı yapacaktı? Barlas beni gebertecekti.

"Nalan da girecek."

"Abi çok tehlikeli. Bizi riske sokabilir." Emir her zamanki isteksizliği ile şikayetini sunuyordu. Cihangir buna alışmışçasına bana döndü.

"Orada yalnızsın, başına gelecek her şeyden sen sorumlusun."

"Başımın çaresine hep baktım."

"Güzel." sonra tekrar Emir'e döndü.

"Meyra alarmları kapattı mı?" Emir elindeki cihaza bir şeyler tuşlayıp Cihan'a cevap verdi.

"O iş tamam."

"Buçukta gelmezseniz giderim." başka söz söylenmediğinde siyah jipden indik. Üçümüzde simsiyah ve kar maskeliydik gözlerim iki adamda ne yapacaklarını merakla bekliyordu.

"Nalan, her ne olursa olsun arkamızda kal."

"Kim bu sessiz?"

"Sonra söylesem?" Mert'in yüz ifadesini göremiyordum ama gözlerinden şuan konuşmak istemediği belliydi.

"Devam edelim." yerinde zıplayıp bahçe kapısının etrafında yürümeye başladı. Emir birkaç adım ötemde Mert'e göre temkinli ilerliyordu. Şuan telefonumu çıkarıp polisi aramam gerekmiyor muydu? Vicdanım etime hançerini saplarken kalbim heyecandan ölecekti. Delilik yapmayı severdim ama bu delilik miydi? Arka bahçeye geldiğimizde çitlerin üstünden atlayan iki adam bana baktı. Tamam biraz yardım almadan yaşamayı hatırlama zamanıydı. Ellerimle çite tutunup kendimi tek hamlede diğer tarafa attım. Hemen kendimi düzeltip iki adama baktım. Şaşkındılar.

"Bunu nasıl yaptın?" bu daha ne ki demek istesem de omuz silkmekle yetindim.

"Hadi, acele edelim!" Mert bizi uyarıp koşar adım ilerledi. Emir yine benden duyduğu şüpheyle Mert'in ardında ilerledi. Harika! Adam sanki benden az şüpheleniyormuş gibi.. Mert cebinden çıkardığı kredi kartıyla dubleks evin en alt katındaki camı açmak için kullandı. Kartı camın kilidiyle sürtüp açtığında perde engel olmuştu. Onu geriye çekip küçük yerden elimi uzatıp perdeyi çektim. Kızın olmanın avantajı, zayıf ve ince eller..

"Geri de kal." Emir yapması gereken uyarıyı yaptığında camdan çekildim. Zaten öne atılma gibi bir isteğim yoktu. Önce Emir ve Mert içeri girdiğinde bu kez beni düşünme gereği duymamışlardı. Camın pervazına basıp içeriye girdiğimde bizi karanlık bir çocuk odası karşıladı. Korkuyla bir çocuk olup olmadığını kontrol ettiğimde boştu.

"Şimdi ne yapıyoruz?" soru bana aitti.

"Emir sen git diğeri bizde." Emir başını sallayıp odanın kapısını açıp çıktı. Açıkçası beni Emir somurtuğu ile bırakmaması iyi olmuştu.

"Nalan sana bir şey söylemem lazım." ne oldu der gibi bakmak istediğimde holün ışığı yandı. Mert arkası dönük olduğu için fark edememişti. Kolundan tutup onu küçük kanepenin arkasına çekip ikimizde çömelme pozisyonuna getirdim.

"Ne oldu?"

"Biri var."

"Bir şey söylemem gerekiyor." onu taklit ederekten

"Daha sonra söylesen?" deyip imada bulundum. Yoldan beridir konuşmayan adam şimdi konuşmak için kıçını yırtıyordu.

"Hayır." bu kadar ısrar ne içindi anlamış değildim. Adım sesleri kulağıma dolarken onu kendime daha çok çektim.

"Söyle Allah'ın cezası!" sinirlenmiştim. İllegal bir şey yapıyordum yetmezmiş gibi çoluk çocukla uğraşıyordum.

"Sessiz, kör."

"Ne?"

"Evine girdiğimiz adam, kör." ve elim hapis olduğu kolunu serbest kıldı. Mert ayağa kalktığında bende ayaklandım. Bunu en başında söylese daha iyi olmaz mıydı?

"Dikkatli olmamız lazım kör olsa da hisleri çok kuvvetli."

"O ne demek?"

"Yani aldığın nefesi duyarsa aldığın son nefes olur." biraz ürkütücü müydü?

Sayılır.

Mert çocuk odasının kapısından kafasını uzatıp bakındı sonra bedenini çevirmeden bana bakıp takip etmem gereken işareti verdi.

Bir dakika, ayakkabılar?

Madem bu adam nefesimi bile hissediyordu ya ayakkabının zeminde oluşturduğu en ufacık tıkırtıyı bile hissetmez miydi?

Önümde ilerleyen Mert'in kapşonundan tutup durdurdum. Şokla bana dönerken ayakkabılarımızı işaret ettim. Kafasına dank eder etmez ayakkabısına yöneldi. Aşık olduğum postallarımı çıkarıp elime aldım onları burada belirsizliğe bırakamazdım. Mert tekrar yoluna devam ederken mutfaktan çıkan bir adamla neredeyse çığlık atacaktım. Hızla elimi ağzıma kaparken nefesimi ciddi anlamda tutmuş durumdaydım. Adam ile göz göze geldiğimizde korksam da gözlerindeki boşluk beni göremediğinin belirtisiydi. Mert olduğu yerde sessizce bana döndü benim şaşkın halime gülecek gibi olduğunda onu uyardım. Hem kendi hisseder diyor hem de gülüyordu. Garip ve haylaz bir adamdı. Kör adam evinin merdivenlerinden çıkmaya başladığında elimi ağzımdan çektim. Tırabzanlara tutunarak giderken kendi de oldukça sessizdi. Gözden kaybolmak üzere olduğunda nefesimi dışarı verdim.

"Nefesinizi hissettim."

Siktir!

Mert kolumdan tutup merdivenin altına gizledi bizi. Emir hangi cehennem kaybolmuştu bilmiyordum ama şuan ona ihtiyacımız var gibi duruyordu. Nefesimi nasıl hissediyordu? Adam merdivenleri koşarak indiğinde başka bir şok yaşadım. Az önce baya zorlanıyordu oysa ki.. Çıktığımız odaya girdiğinde çabucak merdivenlere çıktık. Artık ayak seslerimiz de duyulmuştu. Koridorun başındaki odaya girdiğimizde Mert ışığı açtı. Bir çalışma odasındaydık.

"Acele et!"

"Ne arıyoruz?" Mert arayış içine girdiğinde ona ayak sağlamaya çalıştım.

"Ash'a ait bir sözleşme."

"Burada olduğundan emin misiniz?"

"Aksi mümkün değil." dolapları karıştırırken bende masanın çekmecelerini karıştırdım. Hepsi bomboş dosya kağıtlarıydı. Kör bir adamın yazmasını da bekleyemezdik değil mi? Kapı beklemediğimiz bir anda açıldığında Mert uzandığı dolapla beraber yere çakıldı ben ise tüm soğukkanlılığım ile geri çekildim.

"Hallettiniz mi?" Emir kar maskesini çıkarmış oldukça rahat bir tavırla bize bakıyordu.

"Geri zekâlı, öyle niye giriyorsun aklımızı aldın!"

"Ne oldu?" masanın arkasından çıkıp Mert'in kalkmasına yardımcı oldum neyse ki bir yerine zarar gelmemişti.

"Adam nefesimizi duydu."

"Sıçayım, hemen çıkmalıyız." Emir'in korkusu an be an açıktı. Bakışlarım yere düştüğünde devrilen dolaptan fırlamış dosya kağıdından o yazıyı gördüm.

Ash.

Eğilip kağıdı bir çırpıda aldığımda sözleşme içerikli birkaç metin okudum.

"Kalmamız için sebep kalmadı." kağıdı katlayıp kot cebimin arkasına sıkıştırdım. Kağıdın ilk benim elime geçmiş olması iyi bir avantajdı. Odayı bulduğumuz gibi bırakmadan çıkıp bu kez daha sessiz indik merdivenleri. Mert ortalığı kolaçan ederek önde ben ortada Emir ise tam arkamdan geliyordu. Adam görünürde gözükmüyordu ve evin artık tüm ışıkları açılmıştı. Görmeyen bir adam için ışık ne kadar mantıklıydı?

"Sözleşmeyi geri verin." hepimiz aynı anda arkamıza döndüğümüzde adam eline aldığı tüfeğini bize doğrultmuş duruyordu. Pekala adam silah kullanmayı da biliyordu. Yanıma almadığım silahım için bir kez daha küfür ederken Mert beni kolumdan çekerek koşmaya başladı. Anın etkisiyle Emir'in kolundan tutmaya çalıştım ama beceremedim neyse ki Emir farkına varıp bizim hızımıza yetişti. Evin bahçesinden kurtulup anayola çıktığımızda nefeslendik. Bir araba farı üzerimize doğrulduğun da maskelerimizi çıkardık.

İşte o an olmaması gereken bir şey oldu.

Silah patladı, gecenin sisli karanlığına bir ateş edildi. Kulağımda çınlayan ses, burnuma dolan barut kokusu bana geçmişimi hatırlattı.

Geriye döndüğümüzde Emir yerde kanlar içindeydi.

Devam edecek..

 

Bölüm : 12.11.2025 16:16 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...