2. Bölüm

2.Bölüm

Meri
ygnmeri

Satır aralarında buluşalım..

Bazı anılar size yaşadığınızı güne uyanmak için bir neden verirdi. Eslem'in anıları da bana her yeni bir gün veriyordu. Dün muhteşem kavgamız üzerine geçen sekiz saat içerisinde konuşmamıştık. Zor bir kadındım, birilerinin gönlünü almayı asla beceremezdim. Yatağımın üzerine konulmuş siyah elbiseye boş gözlerle baktım. Bugün abisinin düğünü vardı beni gelmemem için zorlaması gerekirken sadece yatağımın üzerine bu elbiseyi bırakmıştı.

Sanırım gönül alma işim burada devreye girecekti.

Özel günlerden, nişanlardan, kutlamalardan nefret ettiğimi oldukça iyi biliyordu ve bir nevi bu da onun intikam alma biçimiydi. Önce duşa girip üzerimdeki ağırlıktan kurtulmaya karar verdim. Beyaz fayanslarla döşenmiş banyoya girip üzerimdeki kıyafetlerden kurtuldum. Suyu soğuğa ayarlarken aynadaki yansımama baktım. Küçük banyoda bedenim sıkışmış gibiydi. Duş kabinine girip vücudum suyla buluştuğunda yüzümde neşesiz bir gülümseme oluştu. Bu hissi seviyordum.

Kısa süren duşun ardından odama geçip yatağın üzerindeki elbiseme bakıp iç çektim. Elbise oldukça kısa ve dar kesimliydi. Bel kısmının açık oluşu bu akşam beni iyi şeylerin beklemediğinin habercisiydi. Elbise gayet şıktı fakat ben bu şıklığı bozardım. Saçlarımı kurutup eski düz haliyle saldığımda en azından belimi kapatacak bir şeyler bulduğumu düşündüm. Kasım ayında bu elbise beni zatürre etmezse şanslı sayılırdım ama ben şanslı bir insan değildim. Yüzüme soft bir makyaj yapıp abartıya kaçmadım. Eslem'in ailesini ilk kez bugün tanıyacaktım ve içimde garip bir his vardı. Neydi bu? Korku mu? Geçen onca yılda kaç kere tanıştırmak istese de kesin bir dille reddetmiştim. Hayatıma birilerini almak bana göre değildi. Yatağın üzerindeki elbiseyi alıp üzerime tuttuğumda dizimin oldukça yukarısında olduğunu görmek beni şaşırtmamıştı. Askısını kenara atıp elbiseyi zor bela üzerime geçirdim. Büyük göğüslerim şahane bir şekilde öne çıkarken bacaklarımın uzunluğu onları kapatır gibiydi, ah kimi kandırıyorum resmen çıplaktım! V yaka gelen elbise gerdanımı ortaya sermiş kopmak için can atan askılar beni dikleştirmişti. Pekala omuzlarım bir kıza göre genişti ama bu elbise sanki onları kapatmak için var gibiydi. Dolaptan kısa topuklu bir siyah ayakkabı alıp onları da ayağıma geçirdiğimde tamamdım. Makyaj işi pek benlik değildi, aynı şuan ki görüntüm gibi. Aynanın önündeki çantamı alıp odamdan çıktığımda sessiz koridorda ayakkabılarımın sesi yankılanıyordu.

Salona döndüğümde beni bekleyen bir sarışın afetle karşılandım. Tek askılı straplez kırmızı bir elbise belinde açık kahve bir kemer, dizinin üzerinden ayrılan yırtmaçlı uzun bir elbiseydi. Ayağındaki platform topuklu kemeriyle aynı renkteydi. Parıltılı makyajını süsleyen sarı saçları asil bir topuz şeklindeydi, o kesinlikle bir görümce olmuştu.

"İnanamıyorum Nalan çok seksisin!" hayran bakışlarımı onun gözlerine çektiğimde hayret içindeydim.

"Sen kendinin farkında mısın acaba?" gülerek yanıma geldiğinde koltuğun üzerindeki beyaz küçük çantasını eline aldı.

"Kimse bizi lezbiyen sanmadan gitsek iyi olur." adımlarımı ona uydurarak takip ettiğimde onun arabasına binmiştik. Her ne kadar kendi arabamla geleceğimi söylesem de kaçacağımdan korktuğu için kendi arabasına bindirmişti. Kırmızı mini Cooper'ın içinde ilerlerken kasım ayının soğuğu açık bıraktığım camdan yüzümü okşuyordu. Allah'tan yanıma siyah bir kot ceket almayı akıl edebilmiştim yoksa bu iş zatürreyi de sollayacak gibi duruyordu. Bahçeli iki katlı bir evin otoparkına girerken hem evin büyüklüğüne hem de burada dönen paranın çokluğuna nutkum tutuldu. Eslem arabayı park ettiğinde kendime gelip arabadan indim. Kulağıma ulaşan yüksek sesli müzik ve insanların şen kahkahalarının sesi bir şeylerin başladığının başlangıcıydı. Eslem elbisenin eteklerini tutup koşmaya başlarken söyleniyordu da.

"Abim beni kesecek!" onun arkasından içten bir tebessüm ederken abisinin ona kıyamayacağının bilincindeydim. Hakan kardeşine oldukça bağlı bir adamdı ve asla onu bu yüzden yargılayacağını sanmıyordum. Çok oyalandığımı hissedip bahçede ilerlerken gözüme tek tük insanlar takılmaya başlamıştı. Sadece bu gecelik bu kalabalık ortama katlanabilirdim, sanırım. Müziği takip edip görkemli bir alana geçiş yaptığımda etrafa atılmış masalar, orta sahnede müzisyen ve ekibi , kenarda süslenmiş havuz ve harika ışıklandırma beni karşıladı. Birkaç masanın boş oluşu beni sevindirse de bu az sürdü çünkü üzerindeki ' Rezerve' yazısı buraya oturmamam gerektiğini bas bas bağırıyordu. Harika, her yer doluydu ve benim bu üç rezerveli masadan başka şansım yoktu. Yanıma oldukça yakışıklı takım elbiseli bir adam geldiğinde emin bakışlarımı kesmedim. Bu yakışıklı adam, damat Hakan'dan başkası değildi. Nihayetinde hiç tanışmasak da onları araştırmayacağım anlamına gelmiyordu.

"Nalan Ata?" ismimi bilmesinin şaşkınlığıyla konuştum. Demek sadece detektiflik oynayan ben değilmişim.

"Damat bey?" sesimdeki ima onu gülümsetti.

"Eslem sizden o kadar bahsedince kardeşimin hayran olduğu biri bende epey merak oluşturdu." yine de bu adama karşı dikkatli olmam gereken tarafım bas bas bağırmaktan geri durmadı. Bozuntuya vermeden elimi uzattım.

"Memnum oldum Hakan ve tebrik ederim de." bu hoş davranışıma gülümseyip elimi sıktı. Ellerimiz ayrıldığında bana eliyle referans verdi.

"Lütfen ayakta kalma." gösterdiği rezerve yazılı masaya ilerlerken irdelemedim. Açıkçası bana rezervli bir masayı uygun görmesi gururumu okşamıştı.

"Nasılsın Nalan? Seninle epey uzun zamandır tanışmayı bekliyorum." Hakan'ın içten gelen sesi beni biraz şaşırtmaya yetmişti açıkçası.

"Kusura bakma hiç denk gelemedim." yalandı, ben her zaman denk gelirdim. O da söylediklerime inanmamış olmalı ki kahkaha attı.

"Akıllı kızsın Nalan merak etme sana kızmayacağım sadece kız kardeşimin hayran olduğu kişiyi tanımak benim için önemliydi." hayranlık kelimesi bir kez daha önüme geldiğinde Eslem'in beni gereksiz yere övmesi canımı sıkmıştı.

"Lütfen Eslem'e bakma biliyorsun o bazı şeyleri abartmayı sever." bakışları yüzümde gezdi.

"Bence kendini bu kadar hafife alma." kendimi hafife aldığım yoktu sadece övülmek benim lügatimde yer almıyordu. Konuşmayacağımı anlayıp ayaklandığında bana tekrar gülümsedi.

"Tekrar geleceğim lütfen düğün sonuna kadar gitme." şaşırmıştım böyle bir istek beklemiyordum.

"Denerim." sonra masadan gitti. Tekrar kendimle kaldığımda sandalyede daha rahat bir şekilde oturdum. Siyah çantamı masanın üzerine koyup kendime bir bardak soğuk su doldurdum. Etraftaki insanlar cıvıl cıvıl giyinmişken ben simsiyahtım. Onlar gerçek bir düğüne gelmişken ben yalancı bir cenazedeymiş gibi duruyordum. Bu gece çabuk bitmeliydi zira birkaç garip bakışın çoktan hedefi olmuştum. Madem bu masa rezerveliydi neden kimse gelmemişti? Umarım bu koca masada tek kalmazdım. Kalabalıktan hoşlanmazdım pekala ama kalabalıklar içindeki yalnızlıktan da haz etmezdim. Işıklar sönüp konfetiler patladığında gelin ve damat giriş yapmıştı. Alkış tufanı koptu gelin damat sahnedeki yerini aldı. Sıkıcı bir şarkı eşliğinde dans etmeye başladıklarında gelini görebilmiştim. Hakan'dan kısa kalan kız esmer güzeliydi. Uzaktan gözlerinin rengini seçememiştim ama farklı bir tonu andırıyordu. Eslem gülerek yanıma geldiğinde çabucak oturdu.

"Şimdiden yoruldum."

"Ee görümce olmak kolay mı?" dalga geçmem üzerine gülerken abisine hayran hayran baktı.

"O gidiyor." hüzün dolu sesine garip garip baktım.

"Saçmalama bir yere gidiyor gibi gözükmüyor."

"Gidiyor Nalan, benim ilk aşkım gidiyor." yüzündeki hüzün kalbimi burktu. Eslem abisine aşık bir kadındı ve onun başkasını sevmesi yaralamıştı. Onu anlayamazdım çünkü bir abim yoktu.

"Bana bak Eslem o her zaman senin yanında bir yere gittiği yok. Unutma nefes aldığı sürece hala birsiniz." gözlerindeki hüzün kaybolduğunda yaptığının farkında vardı.

"Haklısın, görümcelik ediyorum işte."

Sonra zaman akıp gitti, insanlar dans etti birkaç harika parça çaldı ama ben hala geldiğim yerdeydim. İnsanları izliyor ara sıra yanıma gelen Hakan ve Eslem ile sohbet ediyordum. Gece benim için güzeldi, ta ki o ana kadar. Filmleri andıran bir rüzgar etrafımı çevirip beni uyandırdığında havuzun dibinde ayakta duran bir bedenle bakışlarımız şimşek gibi çakıştı. Ne ben gözlerimi çektim, ne de o. Boyunun uzunluğu buradan bile belli olurken onun bir dev olduğuna inandım. İri vücudu giydiği siyah takım elbiseden kendini gayet de belli ediyordu. Gözlerimi kaçırıp sert bir soluk çektim. Sadece boşluğuma denk gelmişti o kadar. Asıl dikkatimi dağıtan unsur Eslem olmuştu koşarak yanıma geldiğinde çok heyecanlıydı.

"O burada Eslem!"

"Kim?!" diye şaşkınlıkla soludum. Hala o gözlerin esirinde gibi hissetmem normal miydi?

"Deniz." hiddetle ayağa kalktığımda beni tutup yerime oturttu. Hiddetimin sebebi kime ait olduğunu henüz bulamadığım torbalar içindi.

"Lütfen sakin ol ben çağırmadım o kuzenimin arkadaşıymış inanabiliyor musun?"

"Kuzeninin arkadaşı mı?!" bu tesadüf silsilesi kuşkularımın için tohumlarını ekiyordu.

"Bende çok şaşkınım Nalan senden tek bir şey isteyeceğim lütfen hayır deme." kuşkuyla baksam da devam etmesi için işaret ettim.

"Onları masana davet ettim." titrek bir sesle benim deli olacağım kelimelerini sarf ettiğinde sırtım yay gibi gerildi.

"Ne yaptım dedin? Bir korkak gibi kaçan adamla gerçekten muhatap olduğunu söyleme bana!" gözleri küçük bir çocuğun çikolataya baktığı gibi bakarken bizi bölen onun sesi oldu.

"İyi akşamlar bayanlar!" Deniz'e kin dolu bakışlarımı çevirdiğimde bana gülerek bakıyordu. Sanki dün elimin altından kaçan o değilmiş gibi..

Ayrıca bayan mı?

Daha neler.

Ona göz devirdiğimde bakışlarım beni az önce gözleriyle esir tutmuş bedenle buluştuğunda bu kez gerilen tüm bedenim olmuştu. Bu manasız sessizliği bozan Eslem olmuştu.

"Nalan kuzenim Cihangir ile tanış!" Eslem sanki dünyanın en mucizevi olayıymış gibi beni o adamla tanıştırırken gereksiz bir mutluluğun pençesindeydi. Adam bizden izin alma gereği duymadan karşımdaki sandalyeye kuruldu. Tüm bunları yaparken bir an olsun bakışlarını üstümden çekmemişti.

"Gerek var mı ki?" soğuk çıkan ses tonumla masada sinirler iyice gerilmişti.

"Buna ben karar vereceğim cam göz." bana manasız bir lakap taktığında oturduğum sandalye de dikleştim. Bu esnada Eslem ve Deniz' de heyecanla sandalyelere oturdular. Film mi çekiyorduk anasını satıyım.

"Hiç sanmıyorum."

"Göreceğiz."

"Tamam bu kadar yeter, lütfen biraz ortamın elektriğini kesebilir miyiz?" Eslem yeniden olayı ele aldığında sessiz kaldım. Sırf onun için sessiz kalırken bile içim içimi yiyordu. Artık o adamdan gözümü çekmiş bakışlarımı yeni düşmanım Deniz'e dikmiştim.

"Biliyorum seninle çok iyi tanışmadık ama ben kötü biri değilim Eslem'e zarar vermem." üzerimdeki bakışlarına alayla karşılık verdim ' sen onu külahıma anlat' der gibiydim.

"Sana neden güveneyim?" sorum ortaya bomba gibi düştüğünde üzerimde hala onun bakışlarını hissediyordum. Anlık yine dikkatim ondan tarafa kaydığında yutkundum. Acı kahve tonlarındaki gözleri tehditkar, esmer teni davetkardı. İnsanı günaha davet ediyordu. Kemikli yüz hatları ve yeni çıkmaya başlamış sakalları giydiği takım elbiseyle oldukça karizmatik bir hava yaratmıştı. Onu izlememeliydim ama tam karşıma oturmuşken bu benim için çok zordu.

"Haklısın ama bir şans verebilirsin." ellerimi tutan Eslem ile ona döndüm. Gözlerindeki umut ışıkları beni zorluyordu. Onu üzen olmak istemiyordum ama üzülmesini de istemiyordum. Ne yaman çelişkiydi. O an asla yapmamam gereken bir şey yaptım.

"Kabul, sana bir şans veriyorum." onlar bilmese de elimdeki torbaların sahibini bulmak için bu oyuna alet olmak zorundaydım.

"Ne?"

"Sen ciddi misin?!"

"Abartmasanız mı?" diyerek iki şaşkın sesi susturdum. Belki bu onlar için olağandışı bir durumdu ama iki yetişkin insanın nasıl bir yol izleyeceğine ben karar veremezdim, tıpkı kendi kaderimde veremeyeceğim gibi.

Eğer bugün söylediğim bu sözlerin beni bir gün yakacağını bilseydim yine de söyler miydim bilmiyordum.

"Bu hakkı sana kim veriyor?" derinden gelen sert ve kalın sesi içimde bir şeyler kıpırdattı. Bu adam hakikaten seksi konuşuyordu.

"Bu sizi ilgilendirir mi?" kendimden emin çıkan sesime teşekkürler ilettim. Adamı ezberlemekten kendimi unutuyordum.

"Söz konusu kuzenimse evet." pekala haklıydı ama ben kimseye güvenemezdim ve Eslem'i de korumasız bırakamazdım.

"Kuzen ben memnunum." Eslem olaya dahil olduğunda adam gözlerini benden çekti.

"Nalan sen ne iş yapıyordun?" Deniz'den gelen manasız soruyla ortamdaki gerginlik kalkmış gibi görünse de içimde oluşan gerginlik daha felaketti. Bu insanlara güvenmiyordum fakat Hakan hakkımda ne kadar şey biliyordu bilmiyordum bu yüzden dikkatli adımlar atmam lazımdı.

"Serbest meslek."

"Nasıl yani?"

"Yanisi seni ilgilendirmez." Deniz cevabım karşısında geri adım atarak yönünü Eslem'e çevirdi.

"Dans edelim mi?" Eslem'e yaptığı teklif karşısında dişlerimi sıktırsa da bir süre buna katlanmak zorundaydım. Eslem, Deniz'in teklifini geri çevirmeyip heyecanla ayaklandı. Arkadaşımın bu denli mutlu olmasının ardından gelecekler yıkımlar beni şimdiden yaralıyordu. Eslem ve Deniz sahnede yerlerini alırken karşımdaki adamın bakışlarıyla masada baş başa kalmıştım. Üzerimdeki gözlerini yok saymaya çalışıp etrafı izledim. Olmuyordu. Adam o kadar dik bakıyordu ki bir şeye odaklanmak güçtü. Dayanamadım.

"Ne bakıyorsun?" yüzünde alaycı bir tebessüm oluştu kısa bir süre. Sonra masaya kollarını koyup yüzümün hizasına eğildi.

"İyi bir yalancı olup olmadığına bakıyordum."

"Anlamadım?" gülerek geri çekildiğinde kaşlarım çoktan çatılmıştı.

"Bir şeyler çeviriyorsun ve yüzünden bunu çok iyi okuyabiliyorum Nalan." ismim dudaklarında ilk kez peydah olduğunda o andaki asıl meseleye odaklanamıyor gibiydim.

"Sanırım kafa da kurmak gibi huylarınız var."

"Sana bir uyarı cam göz, kime bulaşacağını iyi seç." alenen tehdit edilmek, hele ki bir teğmeni.. Bu kez alayla gülen taraf benken rahatımdan ödün vermedim.

"Cihan'dı değil mi?-" sözümü kesti.

"Cihangir. Sadece izin verdiklerim bana öyle hitap edebilir." alaycılığımı kesmeden söze baştan başladım.

"Bak Cihan, belli ki korkum yok diye gezinenlerdensin o halde bende sana bir uyarı yapıyım; kime bulaşacağını iyi seç." sözlerim onu daha da güldürdüğünde kendimi sakinleştirmeye çalıştım.

"Kısasa kısas diyorsun yani?"

"Bilmem ne dediğim gayet açık bence." sözlerim üzerine bir daha yorumda bulunmadı. Aramızda başlayan bilinçsiz savaş bizi kavuracaktı bunu hissetmiştim.

Bu adamdan artık haz etmediğim kesindi.

Eslem ile Deniz masaya geldiğinde gerilen yüzümden dolayı tedirgin oldular. Daha fazla dayanamazdım. Çantamı alıp ayağa kalktığımda katlanmış eteğim ve uzun bacaklarım ortaya çıkmıştı. Eteğimi çekiştirirken acı kahve gözleriyle kesiştim. Sert yüz hattı artık daha sertti. Sanki bir şeye sinirlenmiş gibi..

"Eslem ben gidiyorum." Hakan'ın dediği gibi düğün sonunu beklemeyecektim.

"Ama daha bitmedi."

"Beni bilirsin işte." deyip her zamanki halim kozunu öne sundum. Asıl kaçtığım kimdi bilmiyordum. Peki geleceğimden kaçtığımı bilsem yine aynı şekilde mi yapardım?

"Tamam seni zorlamayacağım." arabasının anahtarını elime tutuşturup beni yolcu etti. Sırtımda hala onun gözlerini hissederken dik durdum. Çok şükür ki saçlarım örtüyordu. Otoparka gelip arabaya binerken aklımın hala o adamda olması sinirimi bozuyordu. Ne vardı da bu kadar aklımda kalmıştı? Arabayı çalıştırmadan önce şoför camıma tıklanmasıyla yerimden sıçradım. Gecenin karanlığında camda beni bekleyen bir çift kahve gözü beklemiyordum. Peşimden mi gelmişti? Camı indirip meraklı bakışlarımı yüzünde gezdirdim. Camdan elini uzatıp gümüş bir bilekliği sallandırdı, benim bilekliğimi.

"Bunu düşürmüşsün." şaşkın şaşkın bilekliği elime alırken gözlerim onunla bilekliğim arasındaydı.

"Teşekkürler." ansızın gelişen olay karşısında sesim titremişti buna karşılık gülümsedi ama soğuktu. Gülüşü dudaklarından uçup giderken konuştu.

"Bu arada Cihan değil Cihangir, Cihangir Toralı." bir şey dememe izin vermeden arkasını dönüp gecenin karanlığında kayboldu. Asıl şaşkınlığım bilekliğimi getirmesi değildi.

Bu bilekliği iki ay önce kaybetmiş olmamaydı.

Devam Edecek...

 

 

 

Bölüm : 29.10.2025 14:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...