
Satır aralarında buluşalım..
Mekanın kapısını itip içeriye girdiğimde kulaklarımı dolduran coşkulu müziğe ek olarak dönen parlak ışıklar eşlik etti. Herkese tezat olarak kot gömlek giymiş gelmiş ben en azından göze batmıyordum! Bara yaklaşıp durdum. Saçma hareketler yapan barmene bunu hemen bitirmesi adına bakışlar attım.
"Bitti mi?" sesim kısık çıkmıştı fakat konuştuğumu gören barmen elindekileri bırakıp tezgahta bana doğru eğildi.
"Ne istemiştin?"
"Birini soracağım." ilgisini fazlasıyla çekmiş olmalıyım ki elindeki malzemeleri tezgahın üzerine bıraktı.
"Kim ve neden?"
"Cihangir, Cihangir Toralı."
1 Gün Önce
Saatler sonunda Barlas'ın yanından eve geldiğimde aynı sessizlik beni karşıladı bu kızın inadı Karadenizli inadıyla yarışırdı. Karanlıkta koltuğa oturup öylece sessizliğe bakarken bir 'tık' sesi sessiz ortama karıştı. Rahatımı bozmadım Eslem evimizin içine giriş yaptı ve karanlıkta gözlerimle buluştu. Beni böyle beklemediği aşikar olduğu için şaşırdı ve korktu. Kapıyı örtüp evin ışıklarını yaktığında gözlerim buna hazır olmadığını belirtir şekilde kısıldı.
"Ne yapıyorsun böyle?" Eslem'in kırgın ve tedirgin sesi sessizliğimizi bozdu.
"Seni bekliyordum." karşımdaki tekli koltuğa usulca oturdu.
"Fazla tepki gösterdim değil mi?" gülümsedim, bu derdim değildi.
"Bak Eslem açık konuşacağım senin duyguların benim için daima önemliydi ve önemli olacak sakın yanlış düşünme. Biliyorsun hayatımda pek insan yok ve böyle düşünmem normal beni anlaman gerekirdi fakat bende biraz ileri gittim kabul ediyorum." oturduğu koltuktan kalkıp yanıma ulaştı. Bir kedi gibi bana sırnaştığında onu kollarımın arasına kabullendim.
"Özür dilerim." bir süre sarılı kaldık sonra sessizliği ben bozdum.
"Deniz ile tanışmak istiyorum." irkilerek geri çekildi.
"Ne?"
"Duydun, onunla tanışacağım."
"Pekala, buna hazır mıyız gerçekten?"
"Evet, yarın sabah kahvaltısını beraber yapacağımızı bildirirsin." koltuktan kalktığımda beni bileğimden yakaladı.
"Teşekkür ederim." ve teşekkürünü havada bıraktım. Bu teşekkürü Deniz'in asıl yüzünü ortaya çıkardığım da kabul edecektim. Odama girip ışığı dahi açmadan kendimi yatağa bıraktım. Sanki günlerdir uykusuz gibiydim ve parmağımı kaldıracak halim yoktu.
&&
Sabah ayarladığım mekana Deniz'den önce gelmiştik. Muazzam bir deniz manzarası karşısında kahvaltı etmek güne iyi başlamak için bir avantajdı. Eslem gerginlikle menüyü karıştırıyor ara sıra kapıya bakıyordu sanırım onun gelmemesinden korkuyordu. Gelmemesi onun için daha hayırlıydı en azından acısız bir son olurdu. Hemen Eslem'in yanındaki sandalye geriye çekilip Deniz oturduğunda umutlarım boşa çıktı.
"Günaydın bayanlar!" yine aynı gevşeklik, yine aynı haz etmediğim kelime.
Bu artık can sıkıcı olmaktan çıkıp başka bir hal almıştı.
"Günaydın."
"Günaydın Deniz." imalı sesim onu güldürdü. Aramızdaki ülkeler arası savaş çok uzaktan da hissedilebilirdi.
"Çok bekletmedim umarım."
"Yok canım bizde yeni geldik sayılır." Eslem'in manasız yalanına göz devirdim. Garsonu çağırırken Deniz'i umursamadığımı gösterdim fakat bunu yaparken bile gözüm onun üstündeydi.
"Buyurun efendim, ne alırsınız?"
"Serpme kahvaltı alalım üç tane de çay." siparişi verip garsonu gönderdim.
"Ee Nalan, bana verdiğin bu şansı neye borçluyum?" Deniz'in kinayeli sorusu karşısında sakinlik göstermeye çalıştım.
"Bilmem sadece herkesin bir şansı hak edeceğini düşündüm."
"Öyleyse dün bu yüzden mi apar topar gittin?" derken tek kaşı buna inanmadığını belli edercesine havaya kalkmıştı.
"Nalan sen dün Deniz'in yanına mı gittin?" Eslem bana fırsat tanımadan konuştuğumda için içinden sıyrılmaya yeltendim.
"Aslına bakacak olursak spor salonuna gitmişti-"
"Benim için geldiğini vurguladın." Deniz sözümü kestiğinde sinirle elimdeki çatalı sıktım.
"Nalan? Bana hiç bahsetmedin." Eslem'in sorusu elimdeki çatalı bıraktırdı.
"Önemsiz bir detay sadece." sorgulamaya devam etmedi sanırım bu onun 'aman tadımız kaçmasın' stratejisiydi.
"Kaç yaşındasın Deniz?" manasız sorularımı çözmeye çalışıyordu ama çözemezdi.
"Yirmi üç."
"Sen kaç yaşındasın? Hep benden bahsedemeyiz değil mi?"
"Otuz." şaşırdı.
"Daha küçük gösteriyorsun." bunu biliyordum ama yaşım gerçekleri örtemezdi.
"Ne iş yapıyordun Deniz?" sanki onu hiç araştırmamışım gibi sorularımı devam ettirdim.
"Fitness eğitmeniyim. Ziyaretime geldiğin salonda çalışıyorum." imasını tekrar vurguladığında ona sadece sert bir bakış atmakla yetindim. Bu veledin benimle iyi geçinmeye niyeti yoktu. Eslem ortamdaki gerginliği bitirmek adına bir soru yönelttiğinde bendeki gerginlik tazeliğini korumuştu.
"Cihangir abim neden gelmedi?"
Cihan mı?
O adamı da mı davet etmişti?
Bunun cevabını sonraya almaya bıraktım.
"Onun işleri var her zamanki gibi bilirsin." bir nebze olsun rahatladım ama Deniz'in sorgulayıcı bakışları kendimi ele verdiğimi işaret ediyordu.
"Ne işi?" sorumu bende beklemiyordum bir anda ağzımdan kaçmıştı, lanet!
"Seninle gitmiştik, hatırlıyor musun Nalan?" Eslem sorumu cevapladığında boş boş baktım.
"Nereye?"
"Tozkoparan. Oranın sahibi Cihangir abi." hafızamı yokladım, dolandım. Sonra beynime dank etti. Silahlı çalışanlar, nezih ortam, muhteşem müzikler.. Aklımın köşesine Cihan denen adamı da araştırmayı not ettim.
"Anladım." sonrasında kahvaltımız gelmiş herkes yemeğine odaklanmıştı. İçimde bir his beni kemirip durdu. Sonra yemeğimiz sessizlik ve birkaç manasız sorularla devam etti. Eslem yemeğin az sorunlu geçmesine sevinçliydi. Hesap geldiğinde Deniz bize izin vermedi ödedi, ne yüce davranış! Bizim cebimiz armut mu topluyordu? Normal bir zaman olsa o parayı ona yedirtirdim neyse ki zaman normal değildi. Mekandan çıkıp arabamıza ilerlerken Deniz bize seslendi.
"Bayanlar beni takip edin!" o şerefsiz bize emir mi veriyordu?
Hem de bayan diyerek..
"Sebep?" kaşlarım çatılı sesim sertti.
"Sizi bir yere götürmek istiyorum, lütfen." itiraz edecektim ama Eslem beni durdurdu.
"Lütfen Nalan beni kırma." seni kırabilmek mümkün müydü?
"Arabama geç." sevinçle yolcu koltuğuna oturduğunda içimdeki tonla nefretle şoför koltuğuna yerleştim. Deniz motoruna binip önümüze geçtiğinde onu takip ettim.
"Aslında sen de onun gibisin bu zamana kadar nasıl fark etmemişim." Eslem'in konuşmasıyla bir iki saniye ona dönüp tekrar yoluma baktım.
"Kim? Deniz mi? Saçmalık."
"Hayır Deniz değil Cihangir abi." direksiyondaki ellerim sıkılaştı. Onun ismi bende bilinmedik şeyler yaşatıyordu, özellikle kayıp bilekliğim..
"Ben bir benzerlik göremedim."
"Tanıyınca göreceksin." bir şey demedim çünkü Cihan'ı tanıyıp tanımamak istediğimden emin bile değildim. Yol önümüzde aktı, ormanlık ıssız bir yola döndük. Bu salak bizi nereye götürüyordu? Şeytanın inine sizi ancak şeytan götürebilirdi zaten.
"Nalan korkmalı mıyız?" insan aşık olduğu kişiden korkar mıydı Eslem? Hissettiğin şeyin adını sende bilmiyorsun sarışın..
"Ben varken mi? Asla." emin olamasa da sakin olmaya çalıştığını anlıyordum. O şerefsiz her ne planlıyorsa şimdiden çuvalladığını bilse iyi olurdu. Motorunu bir çiftlik evinde durduğunda indi. Arabayı kenara çekip bekledim, kaskını çıkardı sonra bize gülerek el salladı. Asla gülmedim.
Şerefsizlere gülmezdim.
Eslem arabadan inip onun yanına gittiğinde bende arabadan indim. Postallarım çakıl taşlarını ezip geçerken ortamın sakinliği bile beni yatıştırmadı.
"Nalan, rahatla biraz!" diyerek benimle gevşekçe konuşmaya devam ediyordu it herif!
"Burada ne işimiz var?" Deniz gülerek evi gösterdi.
"İşte beni tanıman için fırsat!"
"Evini değil, seni tanıyacağız." omuz silkti. Eve ilerlerken fark etmediğim bir ayrıntıyı gördüm Eslem'in elinden tutmuş peşinden götürüyordu. Arabayı kilitleyip daha seri adımlarla arkalarından gittim. Deniz evin kapısını açıp ilk önce Eslem'i içeriye soktu. Onunla kapının eşiğinde karşı karşıyaydık.
"Bunu ödeyeceksin demiştim Nalan." anlamsızca ona bakarken enseme bastırılan sivri bir cisimle gözlerimden lavlar fışkırdı.
Seni kendi ellerimle geberteceğim.
***
Gözlerim alışık olduğu karanlığından kopup açıldığında ensemdeki sızı inletti. Boştaki elim ensemi okşarken diğer elimi yokladım fakat onun bir yere kelepçelenmiş halde beklediğim bir şey değildi.
"Nalan." Eslem'in sesi karanlıkta bana ulaştığında onu aradım.
"Eslem neredesin? İyi misin?" gece çoktan olmuştu ve bu evin içi buz gibiydi.
"İyiyim Nalan, beni koltuğa bağladı."
"Şerefsiz, sikeceğim belasını!"
"Nalan çok özür dilerim sen haklıydın." haklı olmak planımdı fakat böyle olmasını beklemiyordum en azından bu kadar çabuk.
"Bırak şimdi bunu, o piç sana bir şey yaptı mı?"
"Hayır sadece bana aşık olduğunu ve ne olursa olsun onun olacağımı söyledi. Nalan ben ondan hoşlanmıştım." ah işte zamane kızları.. İlk ilgi gördüğümüz erkekte yelkenlerimiz iniyordu.
"Sıkıyorsa gelsin olsun bakalım onu gebertmeyen Nalan değil." açıktaki sol elimle sağ elimdeki ipi çözüp ayağa kalktım. Sanırım bana bilmediğim bir ilaç yapmıştı bunun içinde ayrıca öldürmem gerektiğini aklıma not ettim. Amacı bize zarar vermek değil, bana bir ders vermekti. Karanlıkta Eslem'i bulup onu çözdüğümde kısa bir sarılma yaşadık. Evin kapısını açıp dışarıya çıktığımızda akşamın soğuk ayazı bize vurdu. Burası merkezden daha beterdi. Titreyen Eslem ile bahçeye ilerlerken arabam ortalıklarda yoktu.
"Nalan, ne yapacağız?"
"Amına koduğumun çocuğu." küfürlerime engel olamıyordum ama kendime bir dur deme vaktiydi.
"Yolu hatırlıyorum en azından oto yola yakınız." Eslem bana güvenip yanımda ilerledi. Şerefsiz en azından aşık olduğu sandığı kızı düşünüp arabayı bırakabilirdi. Uzun bir süre yürüdük ve iliklerimize kadar donduk. Oto yola çıktığımızda geçen arabalardan birkaç kadın sürücüye otostop çektim. Nihayet genç bir kadın önümüzde durduğunda camı indirdi.
"Nereye gidiyorsunuz?" rüzgardan ve araba sesinden dolayı cama eğilip bağırmak zorunda kalmıştım.
"Merkeze!"
"Atlayın!"ön koltuğa yerleşirken Eslem de arka koltuğa geçmişti. Arabadaki sıcak hava kaskatı kasılmış bedenimi gevşetti. "Çok teşekkür ederiz." Eslem'in minnet dolu sesi kulaklarıma ulaştı.
"Ne demek kızlar yol yalnız çekilmiyordu zaten." karanlıktan seçebildiğim kadar sert çehreye sahip bir kadındı ve yaşlarımızın yakın olduğunu tahmin ediyordum. Kadına fazla bakmış olmalıyım ki bana gülümsedi.
"İsmin ne?" bir yanım bu kadına ismimi vermek istemese de ettiği yardım karşılığında bunu çok görmedim.
"Nalan."
"Selin ben de ." ona sormama rağmen kendi ismini söylemesine göz devirdim. Deniz denen herife olan hıncımı herkesten çıkarabilirdim şuan.
"Memnum oldum Selin ve teşekkürler ayrıca." gülümsedi.
"Bende Eslem." Selin aynadan Eslem'e bakıp gülümsedi.
"Kardeş misiniz?"
"Fazlası." cevabım gülümsemesini genişletti. Bu kadın hep gülüyor olmalıydı.
"Bu soğukta oto yolda ne yapıyordunuz?" Eslem'in hemen her şeyi döküleceğini bildiğimden konuştum.
"Arabamız çok uzakta bozuldu bizde çareyi burada bulduk." daha fazla konuşma yaşanmadı. Bir yabancıyla ne kadar konuşmamız gerekirse o kadardı işte.. Merkeze ulaşıp bilindik mahallelerden geçerken konuştum.
"Bizi sağda indirebilirsin." kafasını sallayıp onayladı. Eslem kısa bir teşekkür edip arabadan inerken Selin'e döndüm.
"Tekrardan teşekkürler ve iyi geceler." kapının kolunu tutmuşken bileğimi yakaladı. Bu hızlı çıkış beni afallattı. Bileğimdeki eli avcuma ulaşıp bir kağıt iliştirdi elime.
"İyi geceler Nalan." şaşkın şaşkın arabadan indim. Elimdeki beyaz katlanmış kağıdı yavaşça açtım.
Seni bekliyorum cam göz.
Cihangir Toralı
"Nalan o ne?" Eslem elimdeki kağıdı alıp okudu. Bu adamın amacı neydi? Arabasına bindiğimiz kadını nasıl oluyor o yönlendiriyordu? Kafam hayli karışıktı ve tek cevap Cihan denen adamdaydı. Üstelik bana vereceği tonla cevapla..
"Eslem bana bu adamı bulabileceğim yeri söyle."
"Tozkoparan."
"Hayır, belli ki sadece orayla yetinecek biri değil." durdu düşündü. Sonra aklına bir şey geldi.
"Ash, Ash'tadır kesin eminim."
"Ash mı?"
"Evet bir bar son zamanlarda herkesin dilindeydi orada olacaktır." cebimden birkaç dekont çıkarıp eline tutuşturdum.
"Eve git beni bekle ve kapıyı kesinlikle birine açma."
"Ben de geleyim."
"Artık bu iş raydan çıktı, kuzenin bile olsa zarar görmene izin veremem." kabullenip onun için durdurduğum taksiye bindi.
Geliyorum Cihan, bana vereceğin cevapları almaya geliyorum.
Şimdiki Zaman
"Ne yapacaksın onunla?"
"Söylüyor musun yoksa kendim mi bulayım?" barmen birkaç saniye de ciddi olduğuma karar verip bar tezgahının arkasından çıktı. Boyu oldukça benden uzun olan adam yanıma gelip beni süzdü.
"Takip et." o önden ben arkasından çılgınca hareket eden insanların arasından çarpa çarpa geçtik. Üzerimde çaldıracak bir eşya olmaması sevindiriciydi şerefsiz Deniz telefonumu almıştı. Ve son paramı da buraya gelerek hiç etmiştim. Kalabalık ortamdan uzaklaşıp hafif aydınlık bir hole girdiğimizde durmadan ilerledi. Yanlarından geçtiğimiz birkaç kapının ardından tuhaf sesler ilişiyordu. Önümdeki barmen holün sonundaki lacivert kapının önünde durup bana döndü.
"Benden bu kadar." ve beni lacivert kapıyla baş başa bırakıp gitti. Bir şeyden korktuğu belliydi sanırım o 'şey' de Cihan'dı. Kapının kulpunu indirip içeriye bir adım attığımda masasında dosyalarla boğuşan Cihan'ı gördüm. Ne? Kapıyı falan çalmamı beklemiyordunuz değil mi? Cihangir beni fark etmedi bende bunu fırsat bilip yavaş adımlarla odaya tamamen girdim. Kapıyı ardımdan sessizce kapattım. Oda normal bir çalışma odasını andırıyordu dev camın önünde geniş siyah bir masa masanın hemen karşısında kitaplık ve kapının hemen sağında deri siyah çift kişilik bir koltuk vardı. Cihangir sıkıntılı bir soluk alıp kafasını kaldırdığında beni gördü, bende onun yorgunluktan sönmüş acı kahvelerini.
"Gelmişsin, söz dinlemen hoşuma gitti." boş laf salatasını görmezden geldim.
"Amacın ne?"
"Bir şeyler içseydik?"
"Uzatma!"
"Otur!" karşılıklı emirleşmemiz ne kadar da hoştu! Tabi ki oturmadım.
"Dinliyorum."
"Sabırlı bir adam değilim, otur." daha fazla uzamaması adına masanın önündeki tekli kırmızı deri koltuğa oturdum. Şuan aramızdaki tek engel masa olması sinir bozucuydu bu adam yakından korkunç görünüyordu.
"Deniz'in yaptıklarından haberim var bununla ben ilgileneceğim."
"Ne? Bunu kabul edemem bu artık benim meselem." sandalyesinde geriye yaslandı. Üzerine giymiş olduğu beyaz gömleğin kolları kıvrılmıştı ve kasları ben buradayım diye bas bas bağırıyordu.
"Eslem benim kuzenim sen umurumda değilsin. Eğer Deniz ile uğraşmaya devam edersen Eslem de zarar görecek anlatabiliyor muyum?"
"Ben onu korurum." güldü. Gülüşüyle ilk kez beni benden alacak kadar hoş gamzesiyle tanıştım.
"Bugünkü gibi mi?" bugün olan sadece asla yapmamam gereken bir hataydı.
"Tamam sen Eslem'i koru ben intikamımı alıyım?" elinde tuttuğu kalemi elinde çevirirken gözlerini kısarak bana bakıyordu. Bu kadar sakin olması aşırı sinir bozucuydu.
"Ben kimseyle anlaşma yapmam ben ne dersem o olacak."
"Yok ya hadi oardan sahip mi sandın kendini?" sinirleniyordum ki zaten sinirliydim.
"Bu konu burada kapandı tek hareketinde seni buna pişman ederim." oturduğum yerden kalktım tamamen dimdik karşısında dururken savaş gardımı aldım.
"Elinden geleni ardına koyma Cihan." arkamı döndüm kapı kulpuna tuttuğumda durdurdu.
"Bilekliğini merak etmiyor musun?" elimi geri çektim. Ona döndüğümde yüzündeki ifade hoşnuttu.
"Anlat!"
"Bana emir veremezsin." bu adam sinir bozucuydu. Fakat sonrasında devam etti.
"İki ay önce Eslem'in doğum gününde neredeydin cam göz?" düşündüm doğum gününde onun arkadaşlarının olduğu bir eve gitmiştik açıkçası ev muhteşemdi ve ben ilk kez aşık olmuştum.
Evet, bir eve.
Ona ev demek haksızlık oluyordu gerçi.
"Ne alakası var anlamadım? O zaman bilekliğim bendeydi."
"Hayır cam göz, saat on iki olmadan kaçarcasına gittiğin evimde bana bırakmıştın."
Devam Edecek..
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 11.57k Okunma |
2.19k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |