1. Bölüm

1.Bölüm

Meri
ygnmeri

2020 Yılında aynı isimli kurgum Wattpad'de yayınlamış ve 2021 yılında aksiyon kategorisinde birinci olmaya hak kazanmıştır. Ülkemizde Wattpad'in yasaklanması üzerine kurguma burada, yeni baştan düzenleyerek yayınlama kararı aldım.

Hala bir yerlerde beni okuyan birileri kaldı mı acaba? ;)

İYİ OKUMALAR!

Ruhumu delip geçen bir Kasım akşamının bitimine saatler kala Antalya sokaklarında adımlarımızı ilerletiyorduk. Öyle çalan alarmla uyanan, yeni bir hayatın içine yelken açan, pembe hayaller dünyasında gezinebilecek bir hikayem yoktu. En başından başlamam gerekseydi eğer bu benim dönüm noktam olurdu. Bir yanımda hayatımı ona adadığım bir kız arkadaşla şimdi burada yarın başıma geleceklerden habersiz gibi sert adımlarla ilerliyordum.

"Bari bugün spor falan giyseydin" Eslem beni kendi içsel savaşımdan kurtardığında cam mavisi gözlerimi ona bomboş bakarken durdurdum.

"Sana bir zararı mı var sarışın?" sapsarıydı. Rusları kızdıracak kadar bir sarılıktan söz ediyordum ben eğer bu denli sarışın olsaydım güneş ile asla muhatap olmazdım. Ondan kalır yanım var mıydı? Belki, buğday tenli olmak sarışın olmaktan daha iyidir kim bilir?

"Gittiğimiz yer senin asker botlarını kaldırabilir mi emin değilim." derken kıkırdadı. Onun kıkırdaması kulağımı tırmalarken yüz buruşturarak bakışlarımı ayaklarıma indirdim. Bir saniye sonra saçmaladığımı fark edip omuzlarımı silktim ve bakışlarımı ileriye yönelttim.

"Kaldıramayan çekip gidebilir." bu tavrıma karşı sadece onaylamayan bir biçimde kafa sallamakla yetindi. Mekanın önüne varmış olmalıydık ki Eslem adımlarını kesip ellerini çırparak ışıl ışıl yanan tamamen cam konstrüksiyondan oluşan mekana bakıyordu. Gözlerim ışıltının etkisiyle kamaşırken ilk dikkatimi çeken şey tabela olmuştu.

Tozkoparan.

Değişik bir tercih olmuştu açıkçası ama ergen ergen isimlerdense nedense böyle bir isim hoşuma gitmemişti diyemezdim. Eslem beni beklemeden mekana girerken adımlarım artık az öncekine göre daha istekliydi. Göğüs kafesimi delip geçen heyecanıma anlam veremezken içten içe kendimi de yemeyi ihmal etmiyordum. En son operasyonda bu denli heyecanlı olduğumu hatırlıyordum. Eslem bir masaya çöreklendiğin de isteğimi belli etmemek için sandalyeyi gürültülü bir şekilde çektim. Mekandaki bir kaç kellenin bizi hedef aldığını hissetmiştim ama bu pek de umurumda olmadığında Eslem'in karşısındaki yerimi aldım.

"Beğeneceğini biliyordum." Eslem neşeyle şakırken göz devirmekle yetindim. Ne diyebilirdim ki, ondan bir şeyler gizlemek bazen güç oluyordu. Kulağıma hoş bir piyano sesi eşlik ederken gözlerim radarlığını yapmaya koyulmuştu bile. Işıltılı avizeler, pahalı içki büfeleri, neyden yapıldığını çok anlamasam da oturduğumuz masa bile ben pahalıyım diye çığlık atıyordu. Menüyü QR koddan okutup biraz gezindiğimde fiyatlar da ona göre biçilmişti.

"E seçtin mi bir şeyler? " Eslem aramızdaki sessizliği delip geçtiğinde telefonu kapatıp arkama yaslandığımda cevabım netti.

"Salata ve su."

"Yine mi Nalan? Bari bugün yemek yesen?" onu duymamış gibi yaptığımda garson kadın yanımızda bitmişti. Saçlarını enseden topuz yapmış, üzerine garson kıyafeti geçirmiş gayet düzenli biri gibiydi. Kadınla gözlerimiz buluştuğunda yüzünde yorgunluğun verdi buruk bir tebessüm vardı.

"Makarna, salata ve iki su alalım lütfen." Eslem siparişleri verirken kendimi kadını süzerken bulduğumu fark ettim. Mesleki becerilerimi beynimin bir köşesine iterken bakışlarımı kadından çekip camdan dışarı doğrulttum. En iyisi bugün kimseyle göz göze gelmemekti.

"Kadına neden öyle baktın?" Eslem yine mi aynı şeyler dercesine beni sorgularken omuz silktim, yine.

"Dalmışım sadece."

"Bazen hiçbir zaman normale dönemeyecekmişsin gibi hissediyorum."

"Kapatabilir miyiz lütfen konuyu?" isteğimi sessizlikle onayladığında bir nebze rahatlamıştım. Gecenin geri kalanında yemeklerimiz yiyip rutin dedikodularımızı gerçekleştirdik.

"Nalan, ben biriyle tanıştım." su yutak borumdan kayıp giderken ansızın gelen haberle su az kalsın soluk boruma kaçmak üzereydi.

"Ne zaman ve kim?"

"Lütfen telaş yapma. Biliyorsun bir süredir spora gidiyorum orada tanıştık. Aramızda olan şey ne tam olarak bilmiyorum çünkü hem ilgili hem değil gibi." klasik erkek tipi, vur-kaç yapıyordu çakal.

"Uzak dur belli ki kendine meze arıyor." sözlerim üstüne Eslem'in morali düşse de geri adım atmadı.

"Bu kadar emin olamazsın."

"Aynen o kadar eminim. Bak Eslem ben erkeklerin içinden geliyorum ve onların tek kaş kaldırışı bile neyi anlatmak istediğini gösteriyor. Sana karışamam ama dikkat et, kapılma." sert uyarım bu kez gözlerini doldurduğunda onun bu denli narin ve savunmasız oluşu canımı sıkıyordu.

"Bu kez farklı olacaktı." masadaki ellerini tutup yanındayım der gibi sıktığımda,

"Elbette bir gün farklı olacak ama buna hemen karar veremezsin değil mi?" bu kez onun dilinde konuşmayı denedim. Dediklerim kafasına yatmış olmalı ki artık o hüzün çökmüş yüzü ay gibi parlıyordu.

"Haklısın, fazla aceleci davrandım." onun iyi olduğuna karar verdiğimde kendimi geri çektim. Temastan hoşlanmıyordum konu kim olursa olsun ama konu o olduğunda bazen kendimi ikinci plana atabilirdim. Kimsesiz sayılmazdım bir annem vardı saçlarının teline zarar gelse dünyayı yakacağım ama artık kendisine hiç ulaşamayacağım bir yerde, toprağın en derinlerine gömülüydü. Baba? Onun kelime anlamını öğrendiğim gün, belki söylerdim kim olabileceğini.

Ve Eslem..

İşte o benim kimsesiz olmamamı sağlayan tek kişiydi.

Yemeklerimiz ve sohbetimiz bittiğinde artık kalkmak için ayaklanmıştık. Eslem buraya gelirken çok met etmişti ona inanmamıştım doğruya doğru fakat şimdiyi geceyi bitirdiğimizde ona hak vermiştim. Keyifli diyebileceğim bir gece olmuştu ve galiba geldiğime pişman değildim. En azından izin günüm gerçekten heba olmamıştı. Eslem lavaboya gideceğini söyleyip yanımdan uzaklaştığında hesabı ödemek üzere kasa levhasının yazılı olduğu alana ilerledim. Bir kapı şıngırtısı duyulduğunda serinlik siyah saçlarımı delip geçmiş, karanlık sırlar kötü bir koku gibi etrafımı çevirmişti. Gözlerim işlem yapan kızın masasının altındaki silahı hedef almıştı. Eslem'i burdan çıkartmadan hiçbir şey yapamazdım o yüzden sakince bekleyip avıma oynayacaktım. Kadın, ona yürüdüğümü fark ettiğinde telaşla silahı masanın altında iyice iteledi, acemiydi. Soğukkanlılıkla konuştum.

"Hesap, lütfen." sondaki lütfen kelimesi birazdan yaşanacakların habercisi niteliğindeydi. Kadın kağıdı uzatırken titrek bir şekilde konuştu.

"B-buyurun efendim." nakiti masanın üstüne bırakıp kağıdı elimle buruştururken kadındaki bakışlarım avını bulmuş bir tilkiye andırdığına bahse girerdim.

"Gidiyor muyuz?" kadınla olan bakışmamızı Eslem'in nahoş sesi böldüğünde adımlarımız çıkış kapısını tuttu. Gözlerim mekanı hızla tararken Eslem çoktan çıkmıştı.

"Telefonumu unutmuşum hemen geliyorum." ona sıktığım bir yalanla adımlarım içeriye geri dönüp kasiyere doğru ilerlemeye başladı.

"Ruhsatı göster!" tok bir tonda konuşup gözlerimi gözlerine diktiğimde kadın sertçe yutkundu.

"P-pardon?" derin bir nefes alıp ceketimin cebinden cüzdanımı çıkardım. Cüzdanda bulduğum kimliğimi masaya sertçe vurup yineledim.

"Ruhsatı göster!"

&&&

Hayat, bana kolay bir yol sunmadı ya da ben kolay yolları seçmedim adı ne boksa işte. Yetimhanede geçen yıllarımın bana tek kattığı şey başarılarla dolu bir teğmen olmamdı. Vatan için, can için yapamayacağım bir şey yoktu. Yetimhaneden öncesi benim için koca bir hiçlikti hatırlayabildiğim tek şey savaşçı bir anne olmuştu. Kanserle savaşan. Aynadaki solmuş yüzüme boş boş bakmayı bir kenara itip saçlarımı tepeden sıkı bir at kuyruğu yaptım. Üzerime bir tayt bir tişört geçirdiğimde rolüme gayet hazırdım. Evet bugün Eslem'i nasipse o itten kurtarma günüydü. Beni ne karşılayacaktı tam olarak bilmiyordum. Telefona gelen bildirim sesiyle ayna karşısından çekilip ekrana baktım. Eslem'in tanıştığı çocuğa dair birkaç bilgi ve fotoğraf artık elimdeydi.

Arabamı spor salonun bir kenarına park edip indiğimde ileride bir hareketlilik gözüme ilişti. Eslem karşısında kendinden yaklaşık beş santim uzun kumral bir adamla hararetli bir konuşma içerisindeydi. Yanlarına doğru sessizce yaklaşırken konuşmaları kulağıma ulaşıyordu.

"Lütfen konuşmayalım."

"Ama beni tanımıyorsun önyargılısın şuan da." bir adım gerilerinde durdum. Adam Eslem'in kolunu tutmak üzereyken elini havada yakalayıp ters çevirip kafasını öne doğru eğdim. Bu beklenmedik hareketim herkesi dumura uğratıp ses soluğu kesmişti. İlk ayılan Eslem olmuştu.

"Nalan bırak!"

"Ne oluyor ya?!" kafasını kaldırmak istediğince iyice bastırdım.

"Kes lan! Kız konuşmayalım diyor anlamıyor musun?"

"Bir saniye, yanlış anlıyorsunuz."

"Sana mı soracağız lan ne anlayacağımızı? Bana bak bir daha Eslem'in yanından dahi geçmeyeceksin duydun mu beni?!" gür sesim elimin altındaki adamı titretti.

"T-tamam nasıl istersen öyle olsun." kolay pes etmesi zaten onun yüzeysel bir "yavşak olduğunun kanıtıydı. Öne doğru itip onu serbest bıraktığımda sendeledi ama toparlanması uzun sürmedi. Mavi gözlerini birkaç saniye bana dikip yanımızdan gitti. Eslem kırgın bakışlarıyla bana bakarken derin bir nefes aldım.

"Ben hallediyordum."

"Böylesi güzel laftan anlamaz Es-"

"Bir kere de karışmasan? Kendimi artık koruyabiliyorum. O Eslem çok geride kaldı aş artık bunu Nalan." konuşmama fırsat bırakmadan gittiğinde yüzümü ellerimle sıvazladım. Ona bu denli koruyucu yaklaşmak elimde olmadan gerçekleşen bir durumdu. Dalgın bakışlarım yere düştüğünde gözüme takılan beyaz şeffaf bir poşetin içindeki üç hap tanesi beni uyandırdı. Eğilip poşeti elime aldığımda tanıdıklar haplar kaşlarımı çattırdı. Bunlar uyuşturucuydu.

Peki bu kimindi?

4 Yıl Önce

Genç kız yeni geldiği bu şehrin sokaklarında ayaklarını gezdirirken hissizdi. Sonunda istediği mesleği eline almış özgürlüğüne yeni yelkenler açmış bir gemiydi. İstanbul'un karmaşık sokaklarından sıyrılıp ara sokaklarda kaybolurken gece yeni yeni kendini hissettiriyordu. İstanbul'un gürültüsünden uzaklaşıp kafası biraz olsun dinlendiğinde kor gibi düşen bir kadının çığlığı ile adımları durdu. Keskin gözleri etrafını kolaçan ediyor sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu. Yüreği öyle bir atıyordu ki sanki bıraksan çıkıverecekti. Kapüşonu kafasına geçirip biraz gizlenebildiğini hissettiğinde bir haykırış sesi daha eklendi kulaklarına. Artık dayanamazdı.

Hızlıca yürüyor kulağına gelen fısıldaşmaları takip ediyor aynı zamanda gözlerini dört bir yanda tutuyordu. Korkuyordu genç kız ama kendisi için değil. Süratle dolanan gözleri hedefini bulduğunda karşısındaki bir ara sokakta yere yatmış kadının bedenini ve ayaktaki adamı gördü. Yumruklarını sıktı, nefretle soludu. Artık onu hiçbir şey durduramazdı. Arkası dönük olan adama sinsice yaklaşıp baldırına bir tekme indirdiğinde adam yere dizlerinin üzerine çökmüştü. Kısa bir an yerdeki kadına gözleri iliştiğinde kadın iç çeke çeke ağlıyor bir yandan da beklenmedik olay karşısında çığlık atıyordu. İçinden küfür etti genç kız, kızların ciyaklamasından her zaman nefret etmişti.

"Ne oluyor amına koyayım?"

"Kes lan it!" genç kadın belinden çıkardığı silahı tereddüt etmeden dizlerinin üzerindeki adamın başına dayadığında ses soluk kesilmişti.

"K-kimsin sen? Polis misin?" genç kadın elindeki silahı adamın kafasına daha sert bastırdı.

"Bilemedin kevaşe azralinim." sonrası hızlı gelmişti. Kadın silahının kabzasıyla adamın ensesine vurup onu etkisiz hale getirdiğinde yerdeki kadına döndü. Silahı beline sokup kadının yanına çöktüğünde hemen onu kontrol etti. Vücudunda birkaç darp izi ve yırtılmış kıyafetleri vardı.

"Sana dokundu mu?" kadının yeşil gözlerindeki korku gitmiş yerine mutluluk pırıltıları gelmişti. Kurtulmuştu, tecavüze uğramamıştı. Artık akşam haberlerinde annesi babası onu göremeyecekti.

"S-sen benim kahramanımsın." genç kadın bu tepkiyi beklemediği için oldukça şaşkındı. Kahraman mı?

O kimsenin kahramanı olamazdı.

Yerdeki kadını kollarından tutup ayağa kaldırdığında hızlıca kendi üzerindeki ceketi titreyen kadının omuzlarına bıraktı.

"Aileni aramalısın." kadını ardında bırakıp yerdeki şerefsizi ceketinden tutup sürüklemeye başladı. Omuzlarına ceket bırakılan kadın durumun şokunu hala geçirebilmiş değildi. Bir hemcinsi onu kurtarmıştı.

"Hey bekle!" ceketinden tuttuğu adımı sürüklemeye devam ederken cılız sesli kadının seslenmesiyle durdurdu. Sadece yapması gerekeni yapmıştı hepsi buydu. Genç kız küçük bedeniyle kahramanın karşısına dikildiğinde heyecanlıydı.

"Gerçekten polis misin?"

"Hayır." yoluna devam edecekken narin parmakların bileğine tutunmasıyla tekrar durdu.

"Sen benim kahramanımsın." bu sözleri tekrar duymanın verdiği sinirle bileğini kurtarıp yoluna devam edecekken derince soludu.

"Askerim."

Devam Edecek..

Bölüm : 28.10.2025 18:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...