
Satır aralarında buluşalım..
Hayatımda hiç bu denli telaşlandığımı hatırlamıyordum. Cihan'ın bakışlarını hedef alan hapları saklaması için Barlas'a dirsek atıp onun önüne geçtim şimdi bakışları bendeydi fakat o yüzündeki ifade bizim ne boklar karıştırdığımızı anlamak ister gibiydi. Umarım bunu sorgulamazdı.
"Ne işin var burada?" nihayet sesimi bulabildiğimde konuştum. O içeri nasıl girmişti? Deniz'in buraya geldiğini duymuş olmalıydı.
"Konuşmalıyız, yalnız." derken ki bakışları Barlas ile benim aramda mekik dokudu. Barlas arkamdan çıkıp mutfak kapısından çıkmak üzereyken Cihan'ın çaprazında durup ona dikkatle baktı, bu bir askerin suçlusunu arayan bakışıydı. Barlas mutfaktan çıkıp gittiğinde az da olsa rahatladım beni geren siktiğimin beyaz haplardı. Cihangir mutfak kapısını kapatıp bizi bir kutuya hapsettiğinde yutkundum bu yutkunma bana geçen gece yaşananları hatırlatıyordu.
"Ne konuşacaksın?" Cihangir soruma masanın dibindeki sandalyeye oturarak yanıt verdi. Artık karşı karşıya değildik ben o'na tepeden bakıyordum.
"Deniz ile olan geçmişimizi bitirdim."
"Bana ne bundan?!"
"Sözümü kesme. İstediğin olacak sen Deniz'den intikamını alacaksın bende kuzenimi koruyacağım." bir anda değişen fikrine karşı şaşırmıştım dediğim dedik olarak bilinen bir adamdı ama Deniz'in buraya yüzsüzce gelebilmiş olmasına sinirlenmiş gözüküyordu.
"Neden?" yine de bilmezlikten gelip sorguladığımda sağ bacağını sol bacağının üzerine atıp sandalyeye iyice yerleşirken kendimi tezgaha dayadım. Her zamanki donuk ve suratsız ifadesiyle bana bakıyordu, he bir de çatık kaşları..
"İstediğini alıyorsun, daha fazla soru istemiyorum."
"Bana istediğimi vermende ki sebep ne?" onu köşeye sıkıştırmış gibi hissettirmek bana zevk vermeye başlamıştı bile.
"Bir kez daha sorgularsan anlaşma iptal olur." sandalyeden kalktı gözlerimin en derinine bakıp ağzımı açıp iki kelime etmeme izin vermeden mutfak kapısını açıp kutudan kaçtı. Sorgulamamak mı?
Böyle bir zevk elime geçmişken, delirmiş olmalıydı.
Tezgahtan uzaklaşıp mutfaktan ayrıldığımda Cihan ve Eslem'i kapıda buldum. İki kuzen hal hatırdan konuşuyorlar zannederken hiç sevmediğim bir ses kulaklarıma ulaştı.
"Sattım diyorum." yine mi bu ibne gelmişti? Adımlarımı kapıya atarken Eslem'in sesi hırçın doluydu.
"Beyefendi, biz kirayı peşin verdik ama.!"
"Bana ne çıkın evimden yoksa polis çağırırım!" aralık kapıyı tamamen açıp yaşlı ev sahibimizle göz göze geldiğimizde irkilerek geriye kaçtı. Sonra acelesi varmış gibi hızlı hızlı ekledi.
"Ben diyeceğimi dedim o manyağı benden uzak tut!" adam parmağıyla beni işaret ederken Cihan'ın bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Manyak falan, alınıyorum ama.
"Doğru konuş lan, derdin ne yine!?" çıkışım üzerine adam erkekliğine güvenip yükseldi.
"Evi sattım, iki gün içinde evi boşaltmanız gerek." bir de gerine gerine konuşmuyor muydu..
"İyi bok yedin. Bize sormadan böyle bir şey yapmaya hakkın yok!" adamı parçalamama az kalmıştı daha bu ay kirayı eline saymışken bu ne demek oluyordu?
"Ev benim kimseye hesap vermeyeceğim! Çıkın, son kez ikaz ediyorum."
"Bana bak şer-" Cihangir'in beni eliyle kenara itip dev cüssesiyle yaşlı herifin karşısına geçtiğinde beni susturması sinirime dokunmuştu. O kadar küfür içimde mi peyda olacaktı şimdi?
"İsmin ne demiştin?" adam Cihan'a 'sen nereden çıktın?' bakışları atsa da korkusuna yenik düştü.
"Orhan." adam korkusundan titreyerek konuştuğunda az daha altına kaçıracak sanmıştım..
"Orhan kirayı yeni vermişler bunu neden yaptın?" oldukça sakin oluşu gözlerimi yaşarttı gerçi bu adam hep sakindi.
"Acil paraya ihtiyacım var oğul, mecbur kaldım." adamın acısına haline iğrenerek bakmakla yetiniyordum şuan için.
"Tamam bugün boşaltacaklar." kulaklarıma inanamıyordum ne boşaltması?
"Ne dediğinin farkında mısın?" hiddetle yükseldiğimde Eslem de benden farksız sayılmazdı.
"Cihangir abi?!"
"Susun!" bizi susturabildiğini sandığında Orhan denilen adamı yolcu edip kapıyı kapattı. Şuan tansiyonum tavan, kan şekerim yerlerdeydi. Kendinde bu hakkı nasıl buluyordu? Bir anlaşmamız var diye her şeye hükmedeceğine mi inanıyordu sahiden?
"Ne yaptığını sanıyorsun? Kirayı daha yeni verdim." sözlerime kulak asmadan Eslem'e döndü.
"Eslem git eşyalarını topla."
"Ama abi-" Eslem itiraz için yeltendiğinde onu susturmayı başardı ama beni asla!
"Eslem!" Eslem üzgünce odasına ilerlerken iyice dibine yaklaşmıştım. Bakışlarımız birbirini öldürmek isteyen iki azılı düşman gibiydi.
"Bu kadar acımasız olma." ben miydim acımasız? O adam bize sormadan evi satarken acımasız olmuyor muydu?
"Acımasız mı? O parayı bulurken neler yaşadığımdan haberin yok."
"Sana yardım edeceğim."
"Kalsın." onu ardımda bırakıp kendi odama girdiğimde Barlas'ı yatağımda haplara bakarken buldum. Beni görmesiyle ayaklanırken ona durmasını işaret ettim.
"Şimdi zamanı değil hazırlan, kendimize kalacak bir yer bulacağız." pekala ki acımasız değildim evet Orhan denilen adamın hasta bir çocuğu olduğunu biliyordum bu yüzden kirayı hiç aksatmadan verirdim ama bu yaptığı.. Sinirle yerden çektiğim bavuluma kıyafetlerime bakarken Barlas beni izliyordu.
"Sebep? Bir şeyler duyar gibi oldum ama önemsememiştim."
"Ev sahibi evi satmış."
"Harika, artık o kız bela olmaz.!" bu durumda bile aklına Eslem'i getirmesi baya şüpheliydi. Bavulu kapatıp üzerime kot ceketimi geçirdim. Son kez aynama bakarken bu evi ve odamı özleyeceğimi hissettim. Odadan Barlas ile çıktığımızda Cihan'ın hedefindeydik muhtemelen bizim aynı oda da kalıyor oluşumuz onda bir şeyleri sorgulatmıştı. Eslem üzgünce yanıma geldiğinde sarıldı.
"Sanırım abime gideceğim." başımı salladım onun gidecek bir abisi varken beni bekleyen sokaklar vardı. Hayat işte, seçme şansını asla size bırakmazdı.
"Abine gidemezsin onlar yeni evliler." Cihan'ın sözleri doğruydu ama bunu bizi evden attırmadan önce düşünecekti.
"Başka nereye gideceğim ki?"
"Ben ne güne duruyorum kuzen hadi, burada yeteri kadar oyalandık." Eslem asla Cihan'a itiraz edemezdi. Üzgünce onun ardından giderken bizde Barlas ile evi kitledik. Barlas'ın gözleri devamlı Eslem'deydi ve her hareketini inceliyordu. Şimdi sorsam kesinlikle mesleki deformasyon derdi. Bavulumu sürüklerken son kez Eslem'in iyi olduğuna kanaat getirip ilerlemeye başladık ta ki Cihan'ın sesini işitene kadar.
"Siz nereye?" Barlas durdu Cihan'a döndü sanırım artık susmayacaktı.
"Sana ne lan? Her bokun altından çıkıyorsun zaten!"
"Arabaya binin." Cihangir'in emri Barlas'ta ki sinirleri gerdi eh tabi benimde. Barlas'ın sakat bacağı adına duruma el attım.
"Gerek yok, biz hallederiz."
"Gerek olup olmadığını sormadım arabaya binin!" o da Barlas'ın sözlerine sinirlenmiş olmalıydı. Yine de bu üstümüzde bir söz hakkı olduğu anlamına gelmezdi.
"Uzatma Cihan, evine git." tuttuğu araba kapısını bırakıp yanımıza hızlı ve sert adımlarla geldi önümde durduğunda bakışları Barlas'taydı ama bana hitaben konuştu.
"Bir anlaşmamız var camgöz."
"Bununla ne ilgisi var?"
"Eğer gelirsen anlayacaksın." neyi anlayacaktım? Zaten Eslem onunlaydı daha kolay koruyabilirdi. Barlas kendini belli etmek istercesine kolumdan geriye doğru çekti.
"Birader, kuzenini al ve siktir git!" Cihan hiç siktir yememiş gibi rahat rahat konuştu.
"Tanışmadık değil mi?" derken elini Barlas'a doğru uzattı. Barlas bu gereksiz harekete bakarken asla elini ona uzatmadı.
"Tanışmadık istediğimi söylemedim çünkü."
"Bence tam şuan istiyorsun." ortamda oluşan gerginlik beni boğdu ve beklenmeyen bir şey oldu Barlas elini uzattı ve beni dumura uğratarak Cihan ile tokalaştı.
"Barlas Yılmaz."
"Cihangir Toralı." iki koca adamın tanışma şekli yürekleri ağza getirecek cinstendi. Ellerini geriye çektiklerinde sanki iki düşman devletin barış antlaşması imzalanmış gibi ortamdaki gerginlik yok oldu. Barlas belimden tutup elimdeki bavulu aldı.
"Hadi Nalan, arabaya binelim."
Ne?!
Sadece el sıkışmayla az önceki restleşme bitmiş miydi? Ağzım şaşkınlıktan yere varmak üzereydi. Pekala onun ki bitmiş olabilirdi ama daha ben vardım.
"Hayır gel-"
"Sus ve bin!" Barlas beni itip arabanın içine soktuğunda şok oldum. Sanırım nasıl Eslem Cihan'a itiraz edemiyorsa bende Barlas'a edemiyordum. Barlas bavulu arkaya koyup yanıma bindiğinde konuşacağımı anladığı için beni susturdu.
"Bulunmak istemiyorduk al sana fırsat, aklını kullan." sustum ve arkama yaslandım Eslem'in artık üzgün halinden eser yoktu bunu benim de gelmiş olmama bağladım. Çünkü asla Barlas'a bağlamak istemiyordum, o kadar da değildi hani demi? Cihan arabaya bindiğinde dikiz aynasından bakışlarımız kesişti, eh uzun bir kargaşa bizi bekliyordu.
&&
Eslem'in doğum gününde geldiğimiz evin yollarından geçerken gergindim. Beni ilk defa gördüğünü iddia ettiği yere gidiyorduk, evine. Barlas halinden memnun Eslem ise hem heyecanlı hem de sevinçli görünüyordu. Arabada halinden haz etmeyen Cihan ve ben var gibiydik. Yol bitip o şahane orman ev bizi karşıladığında Eslem emniyet kemerini çözdü.
"Buraya yeniden gelmek harika!" dibinde savaş varken bile mutluydu bu kız.
"Fena sayılmaz." Barlas'ın beğeni dolu bakışlarına karşı zıt gelen sözlerine göz devirdim. Dağlardan sonra burayı sevmesi beklenilmeyen bir durum değildi zaten. Biz dağ, taş, bayırdan başka bir şey bilmezdik. Cihan arabayı park ettiğinde sürü halinde indik. Cihan bizim aramızdaki gereksiz sohbeti es geçip evine giderken hepimiz onun izindeydik. Arkadan daha da kalıplı ve korkutucu göründüğü bir gerçekti. Kapıyı açıp içeri girdiğinde arkasına dönüp bakmadan ilerledi ilk önce Barlas eve girdiğinde kapının dışında Eslem ile kalmıştık.
"Burada uzun süre kalamam." Eslem'in gözlerine hemen bir hüzün esti. Onu üzen olmaktan nefret ediyordum ama en çokta ben üzüyordum, sanırım.
"Lütfen Nalan başka kalacak yerin var mı ki?" bu doğruydu yoktu ama başımın çaresine hep bakmışımdır.
"Ben her zaman bir yolunu bulurum, unuttun mu?"
"En azından bulana kadar." tamam bu daha makuldü kafamı sallayıp eve girdiğimizde serin bir alan bizi karşıladı sanki günlerdir ısınmamış bir evdi. Camın karşısındaki koltukta yerimi alırken Eslem mutfağa koşmuştu,Barlas ise hangi cehennemde fink atıyordu Allah bilir. Tok ayak sesleri yanıma ulaştığında Cihangir elindeki odun parçalarıyla şöminenin önüne eğildi. Ceketini çıkarmış ve gömleğinin kollarını kıvırmıştı. Bu adam neden her anında seksiydi? Kötü düşüncelerimi aklımdan def ettiğimde şömineyi yaktı ve koca cüssesiyle kendini yanıma attı. O kadar boş yer varken yanıma oturması beni germişti. Gerilen bedenim büyük bir yutkunmanın eşiğindeydi şuan liseli ergenler gibi heyecanlandığıma inanamıyordum. Yan profilimde olan bakışları nabzımı yükseltti sonra boğazımı temizledim bu çokça gereksiz bir hareketti.
"Gergin görünüyorsun, seni yememden mi korkuyorsun yoksa camgöz?"
"Ne?" sesim olduğundan kısık çıkmıştı kendimi öldürme isteği bırak peşimi!
"Beyaz ten diyorum, tercihim değil." aptal adam kuş zekasıyla benimle alay edebileceğini sanıyordu. Ona cevap vermedim ama bu onun hiçte keyfini bozmuş değildi öyle ki devam etti.
"Yoksa bu beyaz teninin nedeni kullandıklarından mı?" kaşlarımı çattım ama ona dönmedim. Elbet kurcalayacaktı.
"Ne saçmalıyorsun?"
"Uyuşturucu kullanıyorsun ya ondan bahsediyorum camgöz." Benim gerilmemi bekledi emindim ama oldukça rahat tavırla cevapladım.
"Hadi ya, yan etkilerini bildiğim iyi oldu!" alay geçerken bakışlarım ona düştüğünde oldukça yakınımda oluşu yüzünün tüm kusursuzluğunu ele veriyordu. Duvardı. Mimiksizdi. Ama fazla yakışıklıydı. Bakışlarımızın içinde dipsiz bir kuyunun çekimiyle kaybolurken Barlas'ın sesi her şeye son verdi.
"Nalan, konuşmalıyız." zar zor ayrıldım o kuyulardan.. Cihan silkelenip ayağa kalktı ve bu kalkışımız aynı anda gerçekleşti. Az önce yaşanan neydi? Böyle bir şey daha önce hiç yaşamamıştım. Kendimi bilmez bir halde Barlas'ın yanına giderken bir odanın önünde durmuş beni bekliyordu. Kimse ona demeden neden gidip bir oda seçmiş gibiydi? Barlas ve rahat halleri demiş miydim?
"Ne konuşacağız? Buraya gelmemizin bir saçmalık olduğuna sen de ikna oldun demi?" bana göz devirip odanın içini işaret ederek konuştu.
"Bırak şimdi bunları, içeri geç." sanki az önce olanları gördüm ifadesi beni korkuturmuş gibi.. Kaç yaşında kızdım ona hesap vermem gerekmiyordu. Odaya girdiğimizde kapıyı kapatıp cebinden meşhur! poşeti çıkardı.
"Açıklamanı bekliyorum." derken poşeti iki parmağının arasında salladı.
"Eslem'in gittiği spor salonunda buldum."
"Sende bir deneyim mi dedin?" tavrına göz devirdim sanki beni tanımıyordu.
"Salaklaşma öyle geçerken bulmadım herhalde, birinden düştü bende kime ait olduğunu bulmaya çalışıyordum."
"Cebinde taşıyarak mı?!" öfkesi git gide katlanmış mıydı yoksa ben mi abartıyordum?
"Biliyorum hataydı ama bir şeyler bulursam yanımda olması işime gelirdi." salladığı paketi cebine attı.
"Bunlar Eslem'e de ait olabilir." bu ihtimal kafamda hep dönse de ona belli edemezdim.
"Saçmalama aynı evde yaşıyoruz olsa fark ederim."
"Edemezsin!"
"Anlamıyorsun b-"
"Bu illet sinsidir insana neler yaptırır aklın hayalin şaşar bu yüzden şuan tanıdığımız konuştuğumuz herkes bir numaralı şüpheli." sözleri doğru da olsa Eslem'i şu anlık son plana atmak zorundaydım. Buna hazır değildim.
"Eslem'i buna karıştırma o yapmaz."
"Ne var biliyor musun? Bu hayatta en güvendiğinden darbe yersin bunu sakın unutma." sonra odadan çıktı gitti. Barlas, bu işin peşini bırakmayacaktı.
&&
Akşam üstümüze çöktüğünde Eslem'in hazırladığı sofrada sessizce yemek yiyorduk. Cihan tam karşımda benden gizlemekten sakınmadığı bakışlarıyla hem yemeğini yiyor hem de bana bakıyordu. Ben ise o kuyulara düşmemek için asla göz göze gelmiyordum.
"Ne işle uğraşıyorsun? Bu evin getirisini merak ettim doğrusu birader." Barlas'ın manasız sorusuyla ortamdaki sessizlik dağıldı Cihan bendeki bakışlarını alıp yanında oturan adama baktı.
"İşletme."
"Şirket falan mı?"
"Bir nevi." Barlas Cihan'ın kısa cevaplarına uyuz olmuştu buradan hissedebiliyordum.
"Bize niye yardım ediyorsun?" gecenin sorusu bomba gibi düştüğünde Cihan'ın bakışları bana döndü. Tamam Deniz'den haberi vardı ama olayları bilmiyordu böyle öğrenirse yüksek ihtimal benim son gecem olurdu.
"Çünkü öyle gerekiyor." Barlas çatalı masaya attığında kavga çıkacağını anladığım için hemen sandalyeden kalktım. Tüm bakışlar bana döndüğünde ne uyduracağım meçhuldü.
"Benim uykum geldi." külliyen yalandı saat daha yeni sekize geliyordu. Sütünü de getirsinler mi Nalan'cığım?! Herkesin tuhaf bakışları yüzümdeydi, harika.!
"Sen bu saatte uyumazsın ki.." Eslem'in masum sesi beynimden vurdu, hadi ya ciddi olamazsın! Bende kim yalanımı bozsun diye bekliyordum oysa ki..
"Bak birader, sadece teşekkür et gerisine karışma." Cihan benim tavrımı umursamadan Barlas'a cevabını verip peçeteye ağzını sildi ve soğukkanlılıkla sandalyeden kalktı. Barlas sessiz kaldı ama bu sessizlik her şeyin daha yeni başladığına işaretti. Masanın etrafından dolaşıp koridora yönelirken bana seslendi.
"Takip et." anın verdiği heyecanla dediğini yaptım. Koridordan geçip kırmızı kapılı bir odanın içerisine girdiğinde ardından girdim. Bizi karşılayan bir çalışma odasıyla konuşma anının geldiğini anladım. Pencerenin önüne koyduğu iki tane tekli koltuğun birine kendini atarken onu taklit edip diğerine geçtim.
"Anlaşmamız hala geçerli ben Eslem'i koruyorum sen Deniz'e ne yapacaksan onu yaparsın işte.
"Sahiden bizi buraya getirmenle anlaşmanın ne ilgisi var?" bakışları gökyüzündeydi. Beni çeken kuyuları şimdi gökyüzünü içine almak ister gibiydi. Tabi ki sorumu es geçti.
"Bir işin yok değil mi?"
"Yine alakasını soracağım."
"Güzel bundan sonra Ash'ta çalışacaksın." bu beklemediğim bir şeydi.
"Ne? Ne iş yapacağım ki?" gökyüzündeki bakışlarını karanlık odada cam mavilerime mıhladı.
"Buluruz bir şeyler orasını dert edinme."
"Neden orası?"
"Çünkü Ash sadece benim değil."
"Nasıl? Başka kimin ki?"
"Deniz ile ortağız ve Ash Deniz'in göz bebeğidir." bu adam bilmeden planlarıma yardım ediyordu. Belki de bile bile yolumu açıyordu..
"O zaman beni kabul etmez."
"Edecek."
"Nasıl bu kadar eminsin?"
"Çünkü senin aksine ben Deniz'i tanıyorum." tamam bu kabul edilebilirdi. Eğer dediği gibi Deniz beni Ash'a kabul ederse uyuşturucu işini çözmem daha kolay gerçekleşecekti. Bir an önce bunun olmasını diliyordum.
Daha sonrası sessizlikle geçti, gökyüzünü gecenin karanlığında ezberledik.
Devam Edecek..
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 11.57k Okunma |
2.19k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |