
Satır aralarında buluşalım..
Eve girdiğim andan beri gergindim Cihan, beni evin kapısına bırakmış sonrada ortadan toz olmuştu. İma ettiği sözler üzerine durgunluğum ve sinirim en tepelerdeydi. Karanlık evde dışarıdan vuran ayın ışığı sayesinde koltukta öylece oturan Barlas'ı fark edebilmiştim. Yüzünü göremiyordum fakat üzerinden buram buram yayılan matemi hissediyordum. Yarım adamın kırık matemi. Ayak seslerimi duyduğu andan itibaren başı dimdik karşıya bakmaya başlamıştı bu çabasını biliyordum bu 'ben iyiyim yıkılmam' duruşuydu. Karşısına dikildiğimde karanlıkta bakışlarımız kesişti.
"İyi değilsin." soğuk bir tebessüm peyda olduğu kalın soluk dudaklarında.
"Ne zamandır hatır soruyoruz?"
"Ne zamandır uzağız?" sorusuna soruyla karşılık vermem onu değiştirmedi.
"Git yat." beni emir verdiği askerleri sanmasına göz yummadım.
"İlaçlarını aksatmıyorsun değil mi?"
"Seni ilgilendirmez."
"Ağrın var değil mi, gerizekalı? Bile isteye almıyorsun o hapları." artık kaşları çatık yüzü gergindi.
"Gidip yatmanı söyledim."
"O ilaçları almazsan ağrıdan geberirsin." onun sinirinin aksine benimki feryattı.
"Sesini kes ve uzaklaş!"
"Tekrar kliniğe mi gitmek istiyorsun?"
"Kapa çeneni lan!"
"Bir yatağa mı bağlı kalmak istiyorsun?" beklenen oldu Barlas koltuktan hışımla kalkıp kollarımdan tuttuğunda artık beni sarsıyordu ve bağırmayı da ihmal etmiyordu.
"Kes o siktiğimin sesini! Duydun mu?! Kapa çeneni!!" bedenim sarsılırken bakışlarım buğulandı. Onun göz pınarlarında dolaşan yaşlar benim kalbimi ıslattı. Ona cevap vermedim, onu durdurmadım. Tüm feryadını yüzüme kusarken dolu gözlerimi ıslak gözlerine diktim. Bizi ayıran evin karanlığını aydınlatan ışık oldu. Cihan tek seferde bizi ayırdığında kollarımda birtakım sızılar mevcuttu bunları umursamazdım daha ağırlarını almışlığım vardı. Bana böyle davranmasını ben istemişken ona kızamazdım. Sadece içinde tuttuğu her şeyi kussun istemiştim.
"Ne bok yiyorsun lan?" Cihan öfke saçan gözleriyle Barlas'a baktığında Barlas çok daha başka yerlerdeydi. Sanki az önce yaptıklarına inanmak istemiyor gibiydi.. Tek kelime etmeden salonu terk ettiğinde Cihan bana döndü.
"İyi misin?" acımış boğazımı ıslattım.
"Sorun yok." sesim soğuk ve boş çıkmıştı. Sanırım gözlerimdeki buğu onu afallatmıştı.
"Derdiniz neydi?" sahi ona derdimizi anlatabilir miydik? Uyuşturucu baronu askerin yarasını anlar mıydı?
"Boş ver her zamanki halimiz ben Eslem'e bakayım." onu ardımda bırakıp Eslem'in odasına giderken sırtıma çivilenmiş bakışlarını hissediyordum. Kapıyı iki kez tıklatıp cevap gelmesini beklemeden içeriye girdim. Işığı açıp boş yatak beni karşıladığında odanın içindeki banyonun kapısını tıklattım.
"Eslem orada mısın?" banyonun altından ışık gelmiyordu orada başına bir şey gelmesinden korkup kapı kolunu indirip karanlık banyoya girdim. Işıkları açtığımda yine aynı boşluk oradaydı peki ya Eslem neredeydi? Odadan hızlıca çıkıp Barlas'ın odasına giderken koridorda Cihangir ile rast geldik.
"Ne oluyor?" ona cevap vermeden Barlas'ın odasına daldım. Bu kez karanlıkta otururken değil aydınlık oda da camdan dışarıyı izlerken buldum onu. İzinsiz açılan kapısına kaşları çatık bakarken bunu sonraya bıraktım.
"Eslem nerde?"
"Kapıyı çaldığını duyamadım?"
"Eslem nerede dedim?!" yüzümdeki endişeyi iyice ezberleyip nefesini verdi.
"Gitti.",
"Nasıl? Nereye? Buna nasıl izin verirsin?!"
"Bilmiyorum tamam mı? Kavga ettik ve gitti." Tanrım! Bunun başıma geleceğini onları yalnız bırakırken bilmeliydim. Cihan beni arkasına alıp Barlas'ın üzerine yürüdü. İşte başlıyorduk.
"Ne yaptın lan kuzenime? Ne dedin?"
"Siktir git, ne yapacağım kuzenine?!"
"Ecdadını sikmeden anlat-"
"Geri zekalı atışmanızı sonra yapın Deniz, Eslem'i bulmadan biz bulalım." Cihan uyarım üzerine geri adım atıp odadan çıktı. Kızgın bakışlarımı Barlas'a yöneltip bir şeyler söylemeyi umdum ama dışarıdan bağıran Cihan bunu istemiyor gibiydi.
"Gelmek istiyorsanız acele edin!" sonra Barlas ile evden çıkıp Cihan'ın arabasına bindik. Cihan'ın endişesi ve benim korkularımla Eslem'i bulmak için bir yola çıktık.
&&
Saatlerdir Eslem'in gideceği her yeri arıyorduk ama her yerden elimiz boş dönüyorduk. Cihan birkaç kez Deniz'i aramış ulaşamamıştı bu şüphelerimi doğru çıkarmaya yetiyordu. Telefonumu çıkardığım sırada Cihan bana baktı.
"Kimi arıyorsun?"
"Hakan'ı."
"Hakan olmaz."
"Onun yanına gitmiş olabilir."
"Öyle olsa çoktan haberimiz olurdu."
"Yine de bunu ona da söylemeliyiz." telefonu elimden alıp ceketinin iç cebine attı.
"Ne yaptığını sanıyorsun?!"
"Eslem bulunana kadar bende kalsın." sinirle soluyup arkama yaslandım. Abisinin bilmek en doğal hakkıyken bunu yapması sinirime dokundu.
"Benzinlikte dur." saatlerdir sessiz duran Barlas konuştuğunda isteği bizi şaşırmıştı.
"İşemenin sırası değil." Cihan açık sözlülüğü ile gözlerimi yaşartırken Barlas isteğini diretti.
"Dur dedim." Cihan bir benzinliğin önünde durduğunda Barlas inip uzaklaşmaya başladı. Barlas görüş açımızdan çıktığında arabada yorucu bir sessizlik hakimdi. Deniz'in onu götürmesi iyi miydi bilmiyordum başına daha bilemediğimiz şeyler gelmesi canımı yakardı. Arka taraftaki kapı açılıp Barlas içeri girdiğinde Cihan'a bir kağıt verdi. Arabanın ışığını açıp kağıttaki yazıyı okudu.
"Bu ne amına koyayım?"
"Kuzeninin yeri." ne? O benzinliğe işemeye gitmemiş miydi?
"Nereden biliyorsun? Bana bak sende bu işin içindeysen eğer şerefsizim acımam!" Cihangir'in şüpheci bakışları kağıt ve Barlas arasında mekik dokurken yutkundum. Aptal Barlas bizi ifşa etmek mi istiyordu? Barlas oldukça rahat bir şekilde arkasına yaslandı.
"O da bende kalsın birader." Barlas'a tüm öldürücü bakışlarımı atarken bu yaptığının ne olduğunu sorguluyordum. Cihangir tam bir şeyler söylemek üzereydi ki arabanın içini tanıdık bir telefon melodisi doldurmuştu. Elindeki kağıdı buruşturup iç cebine attığı telefonumu çıkardı. Ekrana giden bakışları iyiden iyiye çatılırken bu kez şüphenin adresi bendim.
"Albay kim?"
Siktir!
Barlas sıçmış bende sıvıyordum.
Eslem'den
Ben kırılgan olmamın eşiğinde yaşarken kuzenimin havuzunu öylece izliyordum. Nalan evden gitmiş tüm sessizlik her yere dağılmıştı. Her ne kadar benim dünyamın sessiz ve sert kızı olsa da o benim haykırışımdı. Bana olan aşırı korumacılığını seviyordum eh tabi bunun onun bilmesine gerek yoktu. Sert bir tak sesi kulağıma dolduğunda yerimden sıçradım. Ne kadar da dalmıştım öyle.. Barlas demir bacağını çekerek yanıma gelirken bakışları soğuk ve ifadesizdi. Hızlanan kalp atışlarımı susmasını dileyerek ona döndüm ve ayağa kalktım.
"Ben içerideyim." benimle aynı ortamda bulunmak istemediğini anlayabiliyordum. Adım atmamı izin vermeden her zamanki emir veren ses tonunu kullandı.
"Otur!" korku dolu kalbim emrini duyunca yerine geçti. Kalktığım yerime gerisin geri oturduğumda tepemde zebani gibi dikildi.
"Anlat!"
"Anlamadım?" sahiden de anlamamıştım ne anlatmamı istiyordu?
"Başımıza açtığın işleri anlat." genzim tıkanırken dik duruşumu bozmadım. Hep böyle kırıp dökerek mi konuşuyordu?
"Neden bahsettiğini bilmiyorum eğer geçen sefer-"
"Zırvalıkları geç, malı kimden alıyorsun? Satıyor musunuz? Bu işin başında kim var hepsini teker teker dökül!"
"Ne? Ne malı? Şu an neden bahsettiğin konusunda hiçbir fikrim yok. " üzerime eğildiğinde şezlongda geriye yaslandım. Gözleri o kadar kör bir kuyuydu ki beni oraya atmak ister gibiydi.
"Küçük kız , ben sinirlenirsem iyi şeyler olmaz." fısıldayan sesi tenimi yaktı. Yeni sakallanan yüzünü okşama isteğini içime gömdüm. Bu da nereden çıkmıştı şimdi?
"G-gerçekten bilmiyorum." titreyen sesime lanet ederken kotunun ön cebinden küçük bir poşet çıkarıp iki parmağının arasında gözümün önünde salladı.
"Bu bilmene yardımcı olur." artık sesi sahiden de öfkeliydi fakat artık tek öfkelenen o değildi. Göğsüne elimi koyup onu üzerimden ittiğim de hırsla ayağa kalktım. Sendelememişti bile kendi isteğiyle geriye çekilmişti.
"Bana bak sen beni neyle itham ediyorsun?!" sesim artık bağırıyordu.
"Sesini yükseltme koparırım ses tellerini."
"Gel de kopar o zaman!" gözlerindeki kuyu alevlendiğinde ondan aşağı kalmadım bu kez hakkı yenen bendim. Saf bir kız olabilirdim ama uyuşturucunun nasıl bir pislik olduğunu bilecek yaştaydım.
"Sabrımı sınama kimden alıyorsun bunu?"
"Sen gerçekten kaçıksın, uzak dur benden!" önünden çekilip arkamı döndüğüm esnada beni dirseğimden tutup başımı göğsüne çarptırdı. Tutuşu sert ve yakıcıydı.
"Anlatacaksın, öyle kaçmak yok!"
"Kolumu bırak! Canımı yakıyorsun hayvan herif!"
"Konuş dedim!" öfkesi bizi yakacaktı bunu biliyor anlamıştım. Onu itmeye çalıştım ama yine engel oldu.
"Bırak beni, ben kullanmıyorum onu!" artık kötü sözler telaffuz etmek üzereydim.
"O küçük beyninle sakın bana oyun oynamaya kalkışma!" kulağıma fısıldayan sesi alaycıydı.
"Bundan Nalan'a bahsedemem mi sanıyorsun?!"
"Ki Nalan da senden şüphe duyarken." ne? Nalan mı? Benim uyuşturucu kullandığımı mı düşünmüştü? Kolumu serbest kıldığında darmadağındım. Gözlerim nereye bakıyor bilmiyordum ama Barlas hayal kırıklıklarımı yakalamıştı. Sonra güzel bir iş başarmış gibi güldü.
"En azından bir kişiyi eledik şuanda."
"Ne?" onu cidden anlamakta güçlük çekiyordum.
"Sahiden de safmışsın." gururum bin parça olurken sinir bozucu güzel yüzüne tükürmek istedim. Tüm öfkemle evi terk ederken bu kadar kaba saba bir adamla ne yapacağımı düşünüyordum.
Bu yolda artık tek başımaydım.
Devam edecek..
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 11.57k Okunma |
2.19k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |