
Öncelikle ben Fatma Koçari ve yanımdaki arkadaşım da, İsmail'i dürttüm ve konuştu, “Bende İsmail Fırtına.”
“Tamam çocuklar, şimdi bize projenizi açıklayın.”
“Öncelikle fotoğrafları göstermek istiyoruz.”
Fotoğrafları çıkarttım ve sınıfa gösterdim ardından konuşmaya başladım...
“Biz İsmail ile birlikte Galata Kulesi’ne gittik ve kuleye çıkıp mimari yapısını değerlendirdik.”
“Kule güzel bir manzaraya karşı inşa edilmiş, sağlam bir yapı hatta.”
Ben konuşmaya başladım.
“Hatta gece olduğu zaman ışıklandırma sistemi ile güzel bir ambiyans oluşturduğunu ayrı bir hava kattığını da gözlemledik. Bu yüzden maketi yaparken…”
Öğretmen özür dileyip sözümü kesti.
“Evet, maketi göstermeden önce ikiniz birlikte yaptınız dimi?”
“Evet hocam, ikimiz yaptık, uzun çalışmalar sonrası işte karşınızda,” deyip maketi masaya koyduk.
“Mükemmel olmuş gençler.”
İsmail ışıkları kapatıp kapıyı kapattı, ardından perdeleri kapattık ve ledler yandı.
“Kullandığımız ışık gece parlıyor kendi kendine ve bu da gerçekten Galata Kulesi’ne benzemesini sağlıyor.”
“Gençler, sunum ve maket mükemmel olmuş, ikinizin de ellerine sağlık, bravo size.”
Tüm sınıf alkışladı ve yerimize oturduk.
Öğretmen inceledi ve beğendi, ardından bize döndü ve konuşmaya başladı:
“Gençler, bu çok güzel ama…”
“Ne oldu, bişey mi eksik?” derken öğretmen konuştu.
“Güzelden daha güzel, müthiş olmuş, kesinlikle sergileyeceğiz ve tam puan aldınız.”
Bunu duyunca İsmail bana sarıldı ve ben de ona karşılık verdim
“Tam puan aldık.”
“Evet, tam puan aldık, o kadar uğraştık hakettik.”
“Evet, dün gece bununla uğraştık hep.”
Sonra sınıfın içinde olduğumuzu hatırladım ve geri çekildim.
Tüm sınıf bize bakıyordu, özellikle Alya ve Mehmet ama en keskin bakışı atan Yasemin di. Ardından Poyraz'ın olmadığını farkettim ve öğretmen de sordu.
“Bugün Poyraz neden gelmedi gençler?”
“Geç kalmıştır belki,” dedi İsmail, ardından duraksadı.
“Ne oldu?”
“Bugün o gün… Nasıl unuturum?”
“Ne günü?” derken aklıma Poyraz'ın dünki konuşması geldi.
“Bugün o gün mü?”
“Evet, benim gitmem lazım.”
“Tamam, git, ders bitmek üzere zaten, sonra gidersin,” derken ders bitti ve Yasemin İsmail'i durdurdu
“İsmail , hafta sonu doğum günü partim var, gelirmisin?”
“Hayır.”
“Neden ki, tüm sınıf geliyor, sende gel.”
“Hayır,” dedim sana istemiyorum.”
“Lütfen gel, sensiz bir anlamı olmaz benim için.”
“Neden?”
“İsmail, bak, her şey yeni ama sana karşı hislerim var.”
Bakışlarımı İsmail'e çevirdim… İsmail bakışlarını kaçırıp boğazını temizledi, sesinde gergin bir titreme vardı.
“Benim sana karşı içimde gram his yok ama başka birine karşı var.”
“Kim o?”
“Seni ilgilendirmez,” deyip dışarı çıktı.
Ardından Mehmet yanıma geldi.
“Fatma, İsmail kime aşık biliyor musun? Çünkü yıllar sonra ağzından ‘birine karşı hislerim var’ sözünü duydum,”
“Belki o da benim gibi geçiştirme amacıyla yapmıştır.”
“Hayır, İsmail çok ciddiydi.”
“Ben de öyleydim, hatırlarsan.”
“Yani İsmail böyle olunca mutlu oldum, hem Alyam ile birlikteyim hem de İsmail artık birine aşık, bir sen kaldın, sen de birini bul, 6’lı date yapalım.”
“O biraz zor, çünkü Fatma daha önce hiç aşık olmadı, öyle kolay bir şey değil,” dedi Alya.
“Evet, aşk basit bir şey değil, bir ömür boyunca onunla olmak istersin, sadece onunla hayat kurmak istersin, o mutlu olsun istersin, ilgini ona göstermek, zamanını onunla harcamak istersin.”
“Kitap yazdı kraliçe.”
“Cidden çok doğru söyledin Fatma, kimse bunu anlamıyor.”
“Ben İsmail'e aşığım mesela,” dedi Yasemin, yanıma gelip.
“Bazı insanlar aşkı heves olarak algılıyor, sonra hevesi kaçınca bırakıyor.”
“Haklısın Fatma,” dedi Yasemin. Ben de ağzım açık ona baktım, ardından beni kenara çekti ve hesap sordu.
“İsmail nereye gitti?”
“İsmail şu anda şeyde.”
“Neyde?”
“Bugün Poyraz ile işi varmış.”
“Peki bunu nereden biliyorsun?”
Yanında oturduğum için, olabilir mi?
Sabah sarıldınız gördüm!
“Evet, çünkü tam puan aldık ve o bana sarıldı, hem bunu boşver baksana, İsmail başka birine aşıkmış.”
“Hayır, o kızı unutmalı, bu yüzden sen ona kötü davranacaksın, böylece etrafında kimse kalmayınca bana gelecek.”
“O kadar şey içinde ben kötü davranınca mı sana gelecek?”
“Yanındaki öyle olursa, etrafındaki herkes öyle diye düşünür!”
“Nasıl olacak o?”
“Bak şimdi İsmail yarın okula gelince ona kötü davran, ‘Günaydın’ derse görüldü, at.”
“Ne?”
“Yani yüzüne bak ve cevap verme.”
“Peki, bunu yapınca ne olacak?”
“Hiçbir şey, ben ‘Günaydın’ diyeceğim ve bana karşı küçük de olsa içinde bir his olacak.”
“Yasemin, yapma bunu, sevdiği var...”
“Sevdiği kız kim, onu öğren o zaman!”
“Nasıl öğrenebilirim ki, kimseye söylemiyor.”
“O zaman bizi baş başa bırakın, doğum günü partimde bir şey yapıp ikna et onu.”
“Ne yapayım ben?”
“Sen onu ikna et, gerisi bende.”
“Tamam, yapacağım.”
Yasemin ile konuştuktan sonra kantine gidip yiyecek bir şeyler aldım.
Yemeğimi yedikten sonra ders saati geldi ve derse girdim…
Tüm dersler bittikten sonra çantamı alıp yürümeye başladım.
Yolların sonunda var bir küçük ev, yaşar orda güzel bir kız, annesi şimdi yemek yapıyor onu zamanında evde bekliyor... Kızınıda çok seviyor….
Annemin küçükken bana söylediği şarkıyı mırıldandım, ardından eve geldiğimde kapıyı açtım ve annem bana sıkıca sarıldı...
“Hoşgeldin kızım, ödevini yaptın mı?”
“Evet, yaptım, hatta çok güzel yaptım.”
“Kaç puan aldınız?”
“Tam puan aldık, hem de sergiye gitmeye hak kazandı.”
“O kadar uğraştınız sonuçta,” deyip annem kulağıma baktı.
“Kızım, küpeni yine mi kaybettin?”
“Eminim ki bu küpede sıkıntı var, damla şeklinde diye aldım ama her gün bir yerlere damlıyor.”
“Hahahhaha, kızım, gerçekten nerede bu küpe?”
“Okulda düşmüştür anne, yarın bakarım, bulurum.”
“Tamam kızım, hadi gel, yemeği hazırlarken bana yardım et.”
“Tamam anne,” deyip sofrayı donattım, ardından yemeğe oturduk ve Yasemin geldi.
“Yemek hazır mı?”
“Evet.”
“Fatma, dediğimi yaptın mı?”
“Hayır, unuttum.”
“Yemekten sonra yaz.”
“Olmaz, yarın söylerim.”
“Tamam o zaman, bak ben partide bunu giyicem, üstümde çok güzel duruyor.”
“Mükemmel, saçlarını açacak mısın?”
“Evet, saçlarımı açıp partinin en güzel kızı olacağım. Hem erkekler boyu uzun ama güzel kızları sever.”
“Bana mı laf attın sen?”
“Yani, özür dilerim ama boyun kısa ,yani uzun boy çok güzel duruyor. Bak bana, hem esmerim, hem uzun boyluyum, hem de vücudum var.”
Annem Yasemin'e öyle bir bakış attı ki, gülmemek için kendimi zor tuttum. Ardından yemeğimi yeyip odaya çıktım, hemen duş aldım ve aklıma istemsizce İsmail geldi.
Vücudu tertemizdi ama çok utanç verici bir andı...
Duştan çıktıktan sonra üstümü giydim ve saçlarımı kuruttum, yine aklıma İsmail geldi.
“Kendine gel Fatma, sana ne oluyor, sadece saçını kurutuyorsun.”
Kapım açıldı ve Yasemin yanıma geldi.
“Fatma, sen benim partimde ne giyeceksin?”
“Ben mi?”
“Evet, sende bir şey giy.”
“Tamam, bir şey bulurum.”
Yasemin izinsiz olarak gardrobumu açtı ve en ortada duran elbisemi aldı.
“Bunu ben giysem olur mu, çok güzel görünüyor ve damla küpelerini bana vericektin, diğer teki nerede?”
“Boşver, sen başka tak.”
“Bu elbiseyi neden aldın bu arada?”
“Giymek için.”
“Senin vücudun mu var, hahahahah.”
“Konu bu mu?”
“Evet, baksana bana kalçam büyük, göğüslerim büyük, tam bir erkeğin hayaliyim, sende var da benden bir tık küçük, hahahah.”
“Gülecek bir şey değil Yasemin.”
“Gül, geç, bu elbise ile göğüslerim daha güzel duracaktır.”
“Ama o elbise benim değil, yani o elbise annemin.”
“Annenin mi?”
“Evet ben aldım ama anneme hediye olarak aldım.”
“Bence annen bana bir şey demez.”
“Sen sor.”
“Tamam, soracağım.”
Yasemin'in arkasından gittim ve kaş göz işareti yaparak anneme vermemesini söyledim, o da hemen dediğimi yaptı.
“Çok isterdim ama o elbise bana biricik kızımın hediyesi olmaz.”
“Tamam abla,” deyip sinirle yanıma geri geldi. Bende merakla, “Ne oldu?” dedim.
“Ne olacak, izin vermiyor.”
“Olsun, annem ben aldığım için önemsiyor onu.”
“Tamam, şimdi sana bir şey bulalım.”
Yasemin gardırobumdan tüm elbiselerimi çıkarttı.
“Şimdi hangisi olmasın, hangisi olsun diye seçeceğiz, sen git, giy, hepsini puanlayacağım ben.”
“Tamam, eski günlerdeki gibi mi?”
“Evet.”
Hemen elbiselerimi alıp içeri gittim, üstüme teker teker elbiseleri denedim, ardından kırmızı bir elbise giydim ve Yasemin ağzı açık bana baktı.
“Ne oldu?”
“Bu çok kötü oldu, bu olmaz.”
“Tamam,” deyip çıkarttım ve üstüme sarı bir elbise giydim, dışarı çıktığımda Yasemin hemen sevindi.
“Bak, bu çok iyi, bunu giy, benim elbisem ön planda olmalı.”
“Peki, tamam, bu elbiseyi çok seviyorum zaten, hem çok rahat.”
İsmail'den
Ailemin mezarını ziyaret ettikten sonra eve geri döndüm ve duş alıp odama geçtim. Başımı yastığa koyduğumda bir sertlik hissettim, ardından elime aldığımda küpe olduğunu, hatta Fatma'nın kaybolduğu gün taktığı küpe olduğunu farkettim.
“Deli kız, küpesini unutmuş burada.”
Küpeyi alıp çantama koydum ve başımı rahatça yastığa koydum.
Fatma'dan
Yasemin beni giydirdikten sonra konuşmaya başladı.
“Fatma, ben sana bir şey söyleyeceğim, daha önce bir erkekle yattın mı?”
“Ne saçma bir soru, bu öyle bir şey olmadı ki, ben bir erkekle öpüşmedim bile.”
“Ben bir erkekle yattım ve çok pişman oldum.”
“Gerçekten mi?”
“Bir anda oldu, gerçekten çok istedim.”
“Anlatma bana böyle bir şeyi, gerçekten iğrenç.”
“Gerçekten de öyle bir şey değil.”
“Yok anlatma, ben uyumak istiyorum.”
“Bir anda oldu, öpücükle başlayıp yatakta bitti.”
“Bunu öğrenmek istemiyorum, Yasemin, lütfen git.”
“Öğrenmeni istiyorum çünkü ben pişmanım, o an güzeldi ama şimdi ayrılınca kötü hissediyorum ve şimdi İsmail ile birlikte ya-”
“Sus, lütfen, İsmail'i boşver.”
“Hayır kızım, asla boşvermem, onu istiyorum, şu anda deliler gibi.”
Kulağımı kapattım ve Yasemin kendi kendine konuşmaya devam etti…
Ertesi sabah kalktığımda yüzümü yıkadım, Yasemin yerde uyumuştu. Onu uyandırdım, o da kalktı, hemen üstümü giyinip saçlarımı yaptım, ardından tost yapıp yerken ayakkabılarımı giydim.
“Bugün İsmail ile konuş, ikna et, Fatma.”
Tamam dedim ya
Güveniyorum sana, canım arkadaşım!
“Tamam, yapacağım.”
Evden çıktık ve okula geldiğimde yine Poyraz'ı gördüm. Bu sefer dalgın bakıyordu, hemen yanına gittim.
“İyi misin?”
“Değilim Fatma, dün İsmail yine bana kötü davrandı ama gerçekten çok kırıcı sözler söylüyor.”
“Ne diyor mesela?”
“Keşke benim yerimde sen olsaydın,” dedi…
“Bunu söyledi mi?”
“Evet, o annesini çok severdi, emin ol, annesi hayatta olsa o asla böyle biri olmazdı.”
“Doğru söylüyorsun ama elden bir şey gelmez, yakında evlenir ve hayatını kurar, o zaman unutur bunları.”
“Ama kiminle evlenir, sence kim evlenir onunla!”
“İllaki evlenir bir gün.”
“Umarım, ama o kişiye hayatı zindan eder, babası gibi biri çünkü…”
“Nasıl biriydi babası?”
“Babası Rıza, Reyhan yani yengem ile tanıştığında çok sevmiş ama sonra kavgalar başlamış. Babası çok sevince güzel seviyor ama zarar veriyor çünkü-”
“Anlamıyorum, nasıl seviyor ki?”
“Fatma, anlamıyorsun ama arkadaşın büyük bir hata yapıyor! İsmail şu anda hiç iyi değil, arkadaşın ona aşık oldu, bunu çok belli ediyor ve İsmail gerçekten nefret ediyor.”
“Yani İsmail çok sevilmeye gelemiyor mu?”
“Sevmediği biri yapınca, evet…”
“Tamam o zaman, ben ne yapabilirim ki?”
“Arkadaşınla konuş, vazgeçsin, yoksa pişman olacak.”
“Tamam.”
Poyraz'ın yanından ayrılıp sınıfa gittim ve İsmail gülerken bana bakıp konuştu.
“Günaydın,”
Ben de şaşkınlıkla konuştum
“Günaydın,” diyip yanına oturdum, ardından bana yaklaştı ve nefesini kulağımda hissettim yüzümü ona döndüm ve göz göze geldik.
“Ne oldu, saçımda bir şey mi var?”
“Hayır... Sende birşey eksik”
“Ne eksik...”
İsmail qavucunu açıp küpemi gösterdi..
“Küpeni yatağımda düşürmüşsün”
“Ne, nasıl oradaymış? Ben de dün okula düşürdüm sandım, yine sen buldun...”
“Bu sefer ben takayım da düşmesin! Malum sen takınca düşüyor.”
“Evet, ya, aldığımdan beri hakkını veriyor, damla şeklinde diye, her gün bir yerlere damlıyor.
“Bak, bu iyiydi.”
İsmail saçlarımı kulağımın arkasına alıp bana yaklaştı ardından küpemi takıp geri çekildi...
Şimdi oldu...
Teşekkür ederim...
Utanarak başımı eğdim ve Yasemin ile göz göze geldik ardından İsmail'e sordum.
“İsmail, sen neden Yasemin'in doğum gününe gitmiyorsun, yoksa sevdiğin kız mı izin vermiyor?”
“Hahaha, gitmiyorum çünkü o kız iyi biri değil, nefret ediyorum ondan.”
“Bence gel, çok güzel olacak, eğlenceli olacak.”
“Sen neden istiyorsun ki?”
“Ben sadece soruyorum sana, eğer istersen diye.”
“Tamam, tamam, gelicem.”
“Gerçekten mi, yarın olacak akşam?”
“Saat kaç gibi?”
“Gece 8 gibi.”
“Tamam, bana hangi mekan söyleyin, arkadaşlarım da geliyor, bende gideyim biraz eğleniriz.”
“Evet,” deyip önüme döndüm ve derse başladık.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |