
Ceketimin omuzlarımdan kayıp yere düştüğünü hissettim. Ben de aynı sabırsızlıkla ellerimi onun tişörtüne attım. Kumaşı üzerinden sıyırırken parmak uçlarımın onun sertleşmiş karın kaslarına değmesiyle içimde bir titreme oluştu...
Beni kucağına alıp bacaklarımı beline dolamamı sağladığında, kendimi hiç bu kadar hafif ama bir o kadar da ona ait hissetmemiştim. Kollarımı boynuna sımsıkı sardım sanki bıraksam bu rüya sona erecekmiş gibi...
Merdivenlerden çıkarken bir an olsun dudaklarımızı ayırmadı son basamağı çıktıktan sonra geri çekildi ve nefes nefese odanın kapısını açtı...
Beni yatağa bıraktığında yatağın yumuşaklığı sırtımla buluştu...
Dağılmış saçlarımın yastığa yayıldığını, kalbimin göğüs kafesimi delmek istercesine çarptığını hissedebiliyordum, sırtıma değen çarşafın serinliği İsmail’in üzerime eğilmesiyle saniyeler içinde kayboldu.
Kulağına doğru, "Sadece seninle dolu olmak istiyorum" diye fısıldarken sesimin bu kadar titrek ve muhtaç çıkacağını tahmin etmemiştim o an, yalan söyleyemeyecek kadar teslim olmuştum.
İsmail yüzümü ellerinin arasına alıp gözlerimin içine baktığında, sadece bedenime değil, doğrudan ruhuma dokunduğunu hissettim. Üzerime yavaşça uzandığında, vücudumuzun her bir kıvrımının birbirine bu kadar kusursuzca uyum sağlaması canımı yakacak kadar güzeldi...
Bir elini başımın yanına dayayıp bana o kadar yoğun baktı ki, sanki sadece bedenimi değil, içimdeki tüm arzuyu okuyordu.
Zihnimde sadece bu an vardı,dediğinde sesi, ruhumun en derin tellerini titreten bir frekanstaydı.
Parmak uçlarını şakağımdan çeneme doğru ağır ağır indirdiğinde, geçtiği her yerin alev aldığını hissettim. Bu basit bir temas değildi. Ellerimi onun o ensesindeki güçlü kaslara doladım ve onu kendime çektim...
İsmail’in elleri vücudumda gezindikçe, her bir kıvrımımın yeniden hayat bulduğunu hissediyordum. Belimden yukarı, kaburgalarımın üzerinden göğüs kafesime tırmanan o eller, beni benden alıp ona sürüklüyordu.
Kendi sesimi tanıyamıyordum. Adı dudaklarımdan dökülürken, bu hem bir yakarış hem de sonsuz bir davetti.
Dudakları boynumdan köprücük kemiklerime indiğinde, parmaklarımın onun sırtına gömüldüğünü fark ettim.
Hiç beklemediği bir anda, yastıktaki ellerimi çekip çevik bir hareketle üzerine tırmandım. İsmail’in şaşkınlıkla karışık derin bir nefes alışını duydum.
Dizlerimi iki yanına sabitleyip kucağına oturduğumda, aramızdaki o yakıcı temas beni sarhoş etti.
Kalçalarımın altında onun sertliğini ve sıcaklığını hissetmek, kasıklarımda bir sızıya sebep oldu...
Ellerimi titretmeden tişörtünün uçlarına götürdüm. Gözlerinin tam içine bakıyordum orada gördüğüm arzu bana cesaret veriyordu. Tek bir hamlede kumaşı yukarı doğru sıyırdım. Kollarını kaldırmasına bile izin vermeden o engeli üzerinden çekip attım ve tişört odanın karanlık bir köşesine uçtu. Kulağına doğru fısıldadım..
Sıra sende...
İsmail, öpüşmemizi bir saniye bile bölmeden ellerini tişörtümün uçlarına yerleştirdi. Parmak uçlarının belimdeki o narin tenle temas etmesiyle elleri kararlı bir şekilde yukarı tırmanırken, tişörtü bedenimden yukarı doğru sıyırdı.
Kollarımı refleks olarak kaldırdığımda, o pamuklu doku tenimden süzülüp geçti ve başımın üzerinden çıkıp odanın karanlığına karıştı.
Şimdi sadece sütyenimin ince danteli kalmıştı aramızda. İsmail’in çıplak göğsü, tişörtümün çıktığı o boşluğa, tenime doğrudan çarptığında ağzımdan hırıltılı bir inilti kaçtı. Bu sesi onun dudaklarının derinliklerine bıraktım.
Ellerini çıplak sırtıma, kürek kemiklerimin arasına yerleştirdi. Beni kendine öyle bir hırsla bastırdı ki, kalp atışlarımızın hızı birbirine karıştı.
Avuç içlerinin sıcaklığı sırtımı yakarken, göğüslerimin onun sert göğüs kaslarına sürtünmesi kasıklarımda zonklayan bir sancıya dönüştü. Artık sadece dudaklarımız değil, tüm çıplaklığımızla birbirimize mühürlenmiştik.
Boynuma doğru derin bir nefes bıraktığında, vücudumun yay gibi gerildiğini hissettim. İsmail’in elleri çıplak sırtımda aşağı yukarı gezinirken, tırnaklarımı onun omuzlarına geçirmemek için kendimi zor tutuyordum.
Sonunda...diye mırıldandım öpüşmelerimizin arasında, sesim arzudan tamamen kısılmıştı.Sadece senin tenin olsun istiyorum üzerimde.
Pantolonumu kalçalarımdan aşağı sıyırırken, elleri bacaklarımın iç kısmına, o en hassas tenime değiyordu. Tekmeleyerek pantolondan kurtulduğumda, üzerinde sadece o incecik, ıslaklıktan tenime yapışmış dantel iç çamaşırım kalmıştı. İsmail geri çekilip bana baktığında, gözlerindeki o masmavi derinliğin nasıl koyulaştığını, nasıl bir açlığa dönüştüğünü gördüm.
Parmaklarını iç çamaşırımın kenarlarına geçirdi. Nefesimi tuttum. Yavaşça, her milimi izleyerek o ince kumaşı da bacaklarımdan aşağı indirdi. Şimdi tamamen çıplaktım korumasız, savunmasız ama iliklerime kadar onun için hazırdım. Bakışları bacaklarımın arasından yukarı, yüzüme tırmandığında kasıklarımda zonklayan o sızının şiddetiyle kalçalarım yatağa gömüldü
Ellerini kalçalarımdan yukarıya, sırtıma doğru kaydırdı.. parmakları, sırtımdaki sütyenin kopçasına ulaştığında kalbimin bir anlık durduğunu sandım.
Tek bir hareketle o engeli çözdü. O an göğüslerimin üzerindeki baskının kalkmasıyla hissettiğim o özgürlük ve çıplaklık hissi, kasıklarımdaki sızıyı dayanılmaz bir seviyeye çıkardı.
Gözlerimi onun masmavi, arzuyla kararmış gözlerinden ayırmadan ellerimi pantolonunun kemerine attım. Parmaklarımın titremesini gizlemeye çalışmıyordum bu heyecan ikimizi de daha çok tahrik ediyordu.
Kemeri tek bir hamlede çözdüğümde çıkan o metalik ses, odadaki şehvet dolu sessizliği parçaladı. Düğmesini açıp fermuarını yavaşça aşağı indirdiğimde, İsmail’in o pürüzlü ve derin nefesini tam kulağımda hissettim. Pantolonunu kalçalarından aşağı sıyırmak için ellerimi kumaşın içine soktum sertleşmiş bacak kaslarının sıcaklığı ellerimi yaktı.
İsmail’in tamamen çıplak ve tüm heybetiyle karşımda duruşu, içimdeki o vahşi keşfetme arzusunu doruk noktasına çıkardı.
Gözlerimi onun arzuyla koyulaşmış bakışlarından ayırmadan, yavaşça dizlerimin üzerine çöktüm. Bu anın kontrolü tamamen bendeydi ve onun üzerinde kurduğum bu sessiz hakimiyet beni her şeyden daha çok tahrik ediyordu.
Hafifçe eğilip sıcak nefesimi onun o gergin tenine bıraktığımda, İsmail’in boğuk bir iniltiyle başını geriye attığını gördüm. Parmaklarımın ucuyla o pürüzsüz ama kaya gibi sert yüzeyde yavaşça gezindim. Her dokunuşumda vücudunun nasıl gerildiğini, nefesinin nasıl kesildiğini hissetmek beni daha da cesaretlendirdi
Dudaklarımı o sıcaklığa yaklaştırdığımda, kalbim sanki boğazımda atıyordu. Dilimin ucunu çok hafifçe üzerinde gezdirdiğimde, İsmail’in elleri kendiliğinden saçlarımın arasına gömüldü. O an artık geri dönüş yoktu onu tamamen, her bir hücresiyle tatmak istiyordum...
Yavaşça ve kararlı bir şekilde onu ağzımın içine aldığımda, dünyam o an tamamen karardı. Sadece o yoğun dolgunluk ve dilimin üzerinde hissettiğim o inanılmaz sıcaklık vardı.
İsmail’in saçlarımı kavrayan elleri, hafif ama sahiplenici bir baskıyla ritmimi yönlendirmeye başladı. Dilimi etrafında dolandırırken, dudaklarımın yarattığı o vakum etkisiyle İsmail’in hırıltılı nefesleri odada yankılanıyordu. Onu her seferinde biraz daha derinimde hissetmek, ağzımın içindeki o ıslak ve sıcak baskıyı artırmak beni bambaşka bir boyuta taşıdı.
Gözlerimi yukarı kaldırıp ona baktığımda, yüzündeki o saf haz ifadesini gördüm. Dudaklarımın arasından sızan o boğuk sesler, aslında ona duyduğum açlığın en büyük kanıtıydı. Her hareketiyle içimde daha da büyüyen o devasa varlığını, dilimin ve damağımın her köşesiyle ezberliyordum.
Sen... diye inledi İsmail, sesi arzudan tamamen çatallaşmış bir halde. Beni mahvediyorsun...
Onun bu yakarışı, hırsımı daha da artırdı. Onu daha sert, daha aç bir şekilde sarmalarken, ellerimle de destekleyerek her bir santimini, o en mahrem dokusunu iliklerime kadar hissettim. Ağzımın içindeki o zonklayan sıcaklık ve İsmail’in parmaklarının saçlarımın arasındaki o titreyen baskısı, o daracık odadaki havayı tamamen ateşe vermişti.
İsmail’in omzundaki elleri beni yavaşça yatağın ortasına doğru yönlendirdiğinde, içimdeki o yangın artık tüm bedenimi ele geçirmişti. Sırtım çarşafla buluştuğu an, İsmail üzerime eğilip bacaklarımı yavaşça iki yana açtı. Bakışlarındaki o hırs dolu ama bir o kadar da hayranlık barındıran ifade, kendimi hiç bu kadar arzulanmış hissettirmemişti.
İsmail, dizlerinin üzerinde yükselip bacaklarımın arasına yerleştiğinde nefesim boğazımda düğümlendi. Bakışlarını bir an olsun bacaklarımın arasındaki o en mahrem, en ıslak noktadan ayırmıyordu.
Eğilip sıcak nefesini tenime bıraktığında, vücudum yay gibi gerildi. O yakıcı nefes, henüz dokunmadan bile kasıklarımda şimşekler çakmasına yetti. "İsmail..." diye inledim, ellerimi yastığın kenarlarına sımsıkı kenetleyerek.
Dudakları, uyluklarımın iç kısmından başlayarak yukarıya, o en aç noktama doğru küçük, yakıcı öpücükler bırakmaya başladı. Tenimin her milimetresi onun dudakları altında alev alıyordu... Dilinin ucunu o en hassas, zonklayan noktama dokundurduğunda, zevkten gözlerim kaydı.
Elleri kalçalarımı sımsıkı kavrayıp beni kendine daha çok bastırdı. Dilinin yarattığı o ıslak ve yumuşak baskı, her hareketiyle beni bir uçurumun kenarına biraz daha itiyordu. Kalçalarım istemsizce ona doğru yükseliyor, onu daha derinimde, daha sert istiyordum.
Beni sadece diliyle değil, dudaklarıyla da sahipleniyordu. O noktamı nazikçe emmeye başladığında tırnaklarımı çarşafa geçirdim, bacaklarımın İsmail’in omuzlarında nasıl titrediğini hissedebiliyordum.
İsmail, başını kaldırmadan, o boğuk ve hırıltılı sesiyle tenime doğru konuştu
Tadın... tadın beni delirtiyor birtanem...
Bu sözler, dilinin darbeleriyle birleşince zihnimdeki her şey buharlaştı. İsmail’in dili her seferinde daha aç, daha ritmik bir şekilde hareket ederken, ben artık nefes almayı unutmuştum. İçimdeki o sıvı ve yoğun haz dalga dalga yayılıyor, kasıklarımda dayanılmaz bir baskı oluşturuyordu.
Onun saçlarının arasına parmaklarımı doladım, bazen onu kendime daha çok bastırıyor, bazen de o yoğun hazdan kaçmak istercesine geriliyordum. Ama İsmail bırakmıyordu beni o ıslak, yakıcı ve muazzam zevkin içinde boğana kadar devam ediyordu.
O an anladım ki, onun dudakları altındaki o titreyen bedenim, artık sadece onun arzusunun bir esiriydi ve ben bu esaretten asla kurtulmak istemiyordum.
İsmail, bu tatlı işkenceyi en uç noktaya taşımadan durmadı. Başını yavaşça kaldırdığında, yüzündeki o şehvet dolu ifadeyi, ıslanmış dudaklarını gördüm ve o an içimdeki açlık dayanılmaz bir boyuta ulaştı... Bir anda dudaklarımız birleştirdi
Dudaklarımızı bir an bile ayırmadan, ellerini ön tarafa getirip o dantelli kumaşı omuzlarımdan aşağıya doğru sıyırdı. Sütyen yavaşça kollarımdan süzülüp yatağın kenarına düştüğünde, çıplak göğüslerim onun sıcak ve sert göğsüne mühürlendi.
Bu, hayal ettiğimden çok daha yakıcıydı. Göğüs uçlarımın onun çıplak derisine, sert kaslarına sürtünmesiyle ağzımdan boğuk ve hırıltılı bir inilti kaçtı. Bu sesi İsmail’in ağzının içine bıraktım.
Ellerini serbest kalan göğüslerime yerleştirdi. Parmakları tenimi sıkıca kavrarken, avuç içlerinin sıcaklığı beni benden alıyordu. Beni kendine o kadar sert bastırıyordu ki, aramızdan bir milim hava bile geçemiyordu.
Öpüşmemiz artık sadece bir sevgi gösterisi değil, bir savaştı. Dili dilime dolanırken, elleri vücudumun her bir kıvrımını ezberlemek istercesine hareket ediyordu.
Onun kucağında, tamamen çıplak ve savunmasız ama bir o kadar da güçlü hissediyordum. Başımı hafifçe geriye attığımda, İsmail dudaklarını boynumdan aşağıya doğru indirdi.
Birtanem..diye mırıldandı İsmail, nefesi tenimi yakarken.
Mükemmelsin...
Onun bu hayranlık dolu sesi ve çıplak göğüslerimde gezinen elleri beni deli ediyordu...
İsmail’in bakışları çıplak omuzlarımdan aşağıya, hızla inip kalkan göğüslerime indi.
Hafifçe eğilip çıplak tenimi onunkine sürttüm..dudaklarımı boynundaki o atan damarın üzerine bastırarak inledim
Onun üzerinde bu hakimiyete sahip olmak, beni hiç hissetmediğim kadar güçlü kılıyordu. Parmaklarımı çıplak sırtına geçirdim ve o anın tüm yoğunluğunu iliklerimde hissettim.
Beni her öptüğünde, her bir hücremi tek tek onurlandırıyor gibiydi...
Dudakları köprücük kemiklerimde gezinirken gözlerimi sıkıca kapattım. Boynumdaki o sahiplenici dokunuşlar, her bir öpücüğüyle tenime adeta kendi mührünü basıyordu. Tırnaklarımın onun sırtında bıraktığı izleri hissettikçe, içimdeki o vahşi ama tatlı sızı daha da derinleşti
Beni tekrardan altına aldı...ellerini ellerimin üstüne koyup hafifçe baskı uyguladı, ardından ellerini parmaklarımın arasına kenetleyip yastığa sabitledi, gözlerindeki o aidiyet duygusu içimi eritti... Dudaklarını boynuma bastırıp sulu öpücükler bıraktı..
Dudakları boynumdan aşağıya, göğüslerimin arasındaki o yangın yerine indiğinde vücudum kontrolümden tamamen çıktı. Her bir öpücüğü, derimin altında yeni bir nehir yatağı açıyor, kanımın daha hızlı akmasına sebep oluyordu
İsmail, dudaklarını boynumdaki o hassas noktaya mühürlemişke eli bacaklarımın arasına, en aç noktama ulaştığı an parmak uçları ıslaklığımın üzerinde yavaş, dairesel hareketlerle gezinmeye başladı. O an dünyam karardı, sadece onun dokunduğu o noktaya odaklandım.
Bakışlarını gözlerime sabitledi o masmavi gözlerde kendi arzumu gördüm. Yavaşça, sanki her bir milimetrenin tadını çıkarmak ister gibi tek bir parmağını içime doğru itti. O an ağzımdan çıkan ses artık bir inilti değil, ruhumun derinliklerinden gelen vahşi bir çığlıktı. "Devam et..." diye inledim, başımı geriye atarak.
İçimdeki o boşluğun onun tek bir parmağıyla bile nasıl bu kadar sarsıcı bir şekilde dolabildiğine inanamıyordum. Parmak boğumlarının iç duvarlarıma her sürtünüşünde, vücudum yay gibi geriliyor, kalçalarım istemsizce ona doğru yükseliyordu.
İsmail durmadı. Parmağını dışarı çıkarıp tekrar, bu sefer daha derine ve daha kararlı bir şekilde ittiğinde tırnaklarımı onun sert omuzlarına gömdüm. İçimdeki o sıcak ve ıslak baskı, her hareketiyle beni bir uçurumun kenarına biraz daha yaklaştırıyordu.
Parmakları içimde ustaca bir ritim tutturduğunda, zihnimdeki tüm düşünceler buharlaşıp uçtu. Sadece o dolgunluk, o sürtünme ve İsmail’in omuzlarımdaki sert tutuşu vardı.
Her gidiş gelişinde, vücudumun en derin noktalarından yukarıya doğru bir elektrik dalgası yükseliyordu. Kasıklarımda düğümlenen o düğüm, onun her hamlesiyle biraz daha geriliyor, çözülmek için can atıyordu.
Lütfen... Daha hızlı, diye fısıldadım, sesim arzudan tamamen boğulmuştu. İsmail’in hızı arttıkça, nefesim kesiliyor, gözlerimin önünde ışıklar patlıyordu.
Bana bak, dedi İsmail, sesi hırıltılı ve derinden geliyordu.Bana ne yaptığını görüyor musun?
Gözlerimi açtığımda, aramızdaki o hayvani çekimin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım. İsmail’in parmağı içimde o mucizevi noktayı her bulduğunda, vücudumun kontrolsüzce sarsıldığını hissediyordum. O an anladım ki, ben artık sadece Fatma değildim ben İsmail’in dokunuşlarıyla yanan, onun şehvetiyle şekillenen bir arzu yumağıydım.
İçimdeki o ıslak ve dar boşluk, onun her bir hareketiyle biraz daha genişliyordu.
Gözlerime bakarken üzerimden çekilmeden komodinin üzerine bıraktığı pakete uzandı...
Paketi dişleriyle yırtışını izlerken, bakışlarındaki o çiğ ve durdurulamaz açlık içimi titretti.Koruyucuyu dudaklarının arasında paketten çıkarırken bakışlarını bir an bile üzerimden ayırmadı O an anladım ki, bu gece sadece bir sevişme değil, birbirimizi her anlamda tüketme gecesiydi.
İsmail koruyucuyu takarken yatakta hafifçe doğruldum. Çıplak omuzlarının loş ışıkta parlayışını, odaklanmış yüzündeki o ciddi ifadeyi izlemek bile kasıklarımda bir baskı oluşturuyordu.
Kendini bana mühürlemeden hemen önce, alnını alnıma dayadı. O an tek duyduğum şey, birbirine karışan azgın nefeslerimizdi.
İsmail yavaşça, her milimetreyi bana hissettirmek istercesine içime süzülmeye başladığında, dünyam bir saniyeliğine karardı. Koruyucunun o özel tırtıklı dokusu, her hareketinde iç duvarlarıma sürtünerek daha önce hiç tatmadığım bir uyarılma başlatıyordu...her gidiş gelişinde içimdeki en derin sinir uçlarını tek tek uyandırıyor, beni çıldırtacak bir haz dalgasına sürüklüyordu.
Başımı geriye atıp tırnaklarımı İsmail’in omuzlarına gömdüğümde, ağzımdan dökülen o boğuk inilti odayı doldurdu. "Bu... bu çok fazla," diye inledim. İçimdeki o yabancı ama muazzam dolgunluk, her bir santimiyle beni istila ediyordu. O pütürlü doku, içimde her hareket ettiğinde, kasıklarımda zonkluyordu.
İsmail, kalçalarımı sıkıca kavrayıp beni kendi ritmine uydurduğunda artık kontrol tamamen ondaydı. Her yükselip alçaldığımda, o tırtıklı yüzeyin yarattığı sürtünme beni mahvediyordu...
Hızı arttıkça dokunun yarattığı haz bir işkenceye dönüşüyordu öyle tatlı, öyle yakıcı bir işkence ki durması için yalvarabilirdim ama devam etmesi için her şeyimi verirdim. Göğüs uçlarım onun sert göğsüne her çarptığında, içimdeki o düğüm daha da geriliyordu...
İsmail, ellerini belimden yukarı kaydırıp göğüslerimi avuçlarının içine aldı. Parmakları tenimi öyle bir hırsla kavrıyordu ki, bu sahipleniş beni delirtiyordu.
Başını aşağıya indirdi ve dudaklarını bir mühür gibi göğsüme bastırdı. Ama bu nazik bir öpücük değildi bu, aylardır bastırılan o vahşi özlemin dışavurumu olan sert, ıslak ve yakıcı bir sahiplenişti. Dudakları göğüs ucumun etrafında dolanırken, dişlerini hafifçe derime geçirdiğinde ağzımdan boğuk ve hırıltılı bir inilti kaçtı.
İsmail, göğsümü dudaklarının arasına alıp hırsla emmeye başladığında, sert ve ritmik baskı, doğrudan kasıklarımdaki o zonklayan sancıya ulaşıyordu. Bir elini saçlarımın arasına doladı ve başımı geriye çekerek beni tamamen ona sundu. Diğer eliyle diğer göğsümü sertçe yoğururken, dudakları tenimde mor izler bırakmak istercesine geziniyordu.
"İsmail..." diye inledim, sesim tanınmaz bir haldeydi. "Lütfen, durma..."
Onun o ıslak ve sert öpücükleri göğüs kafesimde yankılanırken, her bir dokunuşu vücudumdan aşağı bir elektrik akımı boşaltıyordu. Göğüs uçlarımın onun sıcak ağzında sertleştiğini, onun her bir hamlesiyle içimdeki o devasa boşluğun nasıl bir yangına dönüştüğünü hissedebiliyordum.
Onun dudakları altındaki o titreyen bedenim, artık tamamen onun arzusuna teslim olmuştu ve ben bu tatlı, yakıcı işkencenin sonsuza kadar sürmesini istiyordum.
O hareket ettikçe, kalçalarımı ona doğru daha sert bir hırsla yükseltiyor, onu daha da derinimde istiyordum. Terden kayganlaşmış göğsü göğsüme her çarptığında, cildimin yandığını hissediyordum.
Bana bak, dedi sesi çatallaşarak. Gözlerimi açtığımda, o bakışlarda kendimi kaybettim. Onun içimdeki varlığı, o tırtıklı hazzın her bir vuruşu beni paramparça ediyordu.
Daha derin... Lütfen,diye fısıldadım, dudaklarım onun boynundaki atan damarın üzerindeyken.
İsmail’in kucağında,her bir santimini iliklerimde hissederken, zihnim çoktan bulanmıştı. Vücudum onun her hamlesiyle sarsılıyor, tırnaklarım omuzlarında yeni izler açıyordu. Ama İsmail sadece bedeniyle değil, dudaklarından dökülen o yakıcı, kirli ve şehvet dolu kelimelerle de beni benden alıyordu.
Kalçalarımı onun ritmine uydurmak için havaya kaldırdığımda, İsmail daha da hırslandı. Vücudumuzun birbirine çarpma sesi, odadaki o ağır ve şehvetli havada yankılanıyordu. Her darbesinde içimde bir yerlerin sarsıldığını, ruhumun tenimden taşmak istediğini hissediyordum. Lütfen, daha sert...diye fısıldadım, sesim artık sadece bir iniltiden ibaretti.
Mükemmeldin... diye fısıldadı boynuma, nefesi hala düzensiz ve yakıcıydı.
Ellerimi onun ıslak sırtında gezdirdim. Tenim hala karıncalanıyor, hazzın artçı sarsıntıları bacaklarımın arasında yankılanmaya devam ediyordu. O gece, sadece bedenlerimiz değil, tüm hücrelerimiz birbirine mühürlenmişti.
Eğilip dudaklarını tam kulağıma yasladı. Sıcak nefesi, içimdeki yangını körükleyen bir rüzgar gibiydi. Sesi o kadar boğuk ve hırıltılıydı ki, her bir kelimesi kasıklarımda yeni bir patlamaya sebep oluyordu. Kalçalarımı elleriyle daha sert kavrayarak mırıldandı.
Nasıl da titriyorsun kucağımda... İçinin ne kadar sıcak olduğunu, beni nasıl sımsıkı sardığını hissediyor musun...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |