9. Bölüm

9. Bölüm

Kyula
kyulaseng

“Eve gittiğimde kapıyı bana açan kişi annem değildi, Yasemindi.”

 

“Merhaba Fatma, çok geç geldin, neredeydin?”

 

“Hiç, sadece arkadaşlarımla takılıyordum.”

 

“Ben senin arkadaşın değil miyim?”

 

“Arkadaşımsın ama onlar başka.”

 

“Beni de çağırsaydın keşke.”

 

“Bir dahaki sefere çağırırım.”

 

“Olur o zaman.”

 

İçeri girdim ve annemin yanına gittim.

 

“Güzeller güzeli annem, ne yapıyor burada?”

 

“Akşama fırında tavuk yapacağım kızıma.”

 

“En sevdiğim!”

 

“Peki günün nasıl geçti, güzel kızım?”

 

“İyi geçti anne.”

 

“Pek de iyi sayılmaz abla, bunun yanında oturan bir çocuk var, iki de bir benimle uğraştı.”

 

“Kim o, bizim eve gelen İsmail mi?”

 

“Ne İsmail, senin evine mi geldi?”

 

“Evet anne, o.”

 

“İnanamıyorum, bunu neden bana söylemedin ki?”

 

“Fırsatım olmadı, her neyse, boşver İsmail'i.”

 

“Hayır, boşvermem çünkü ona aşığım.”

 

Annem şaşkınlıkla baktı.

 

“İlk günden mi?”

 

“Bende aynısını sordum, anne,” diye ekledim.

 

“Evet, aşık oldum ona, bakışları çok keskin, çok yakışıklı, hatta yakında doğum günüm var, onu da davet edeceğim.”

 

“Ne güzel olur, iyi düşündün. Ama artık İsmail'i konuşmasak mı?”

 

“Evet bence de, kızım haklısın, yemek yiyelim.”

 

“Onun konusunda mutlu oluyorum, o yüzden susmak istemiyorum.”

 

Başımı salladım ve telefonuma mesaj geldi.

 

“Fatma, yarın maketi nerede yapacağız?”

 

“Bilmiyorum, sınıfta olur mu?”

 

“Çok kalabalık olur.”

 

“Yukarıdaki boş sınıf?”

 

“Yarın erkenden kitliyecekler, orayı Mehmet söyledi, zaten sordum.”

 

“Kütüphane?”

 

“Orayı da…”

 

“Benim evimde yapalım diyeceğim ama olmaz çünkü arkadaşım burada.”

 

“Sanada uyarsa, benim evde yapalım, sessiz çalışırız çünkü uzun sürecek.”

 

Kalbim hızla atmaya başladı, ellerim titredi, bir anda hemen cevapladım.

 

“Senin evinde mi?”

 

“Evet.”

 

“Tamam o zaman, yarın görüşürüz.”

 

“Baybay.”

 

Yasemin yanıma geldi.

 

“Kiminle konuşuyorsun?”

 

“Hiç kimseyle, sadece arkadaşlarım yarın parti yapacakmış, beni çağırdılar, uzun sürecekmiş.”

 

“Aa çok güzel, bende gelirim.”

 

“Hayır, olmaz çünkü partide..

 

Yasemin'e yaklaştım ve kısık sesle konuştum

 

“İsmail yok”

 

“Haa, anladım, düşünceli arkadaşım benim.”

 

Kendimi çok kötü hissettim, en yakın arkadaşıma yalan söylüyordum, gerçekten bana ne oluyordu. Ardından annemi yan odaya çağırdım.

 

“Anne, aslında yalan söyledim, İsmail ile grup ödevini yapacağız yarın.”

 

“Anladım kızım, arkadaşın sanırım aşık oldu çocuğa.”

 

“Hayır anne, o sadece heves, bundan önceki 34 flörtünde de aynısını yaptı, manitalarını hiç söylemiyorum bile.”

 

“Haklısın kızım, peki yarın ne yapacaksın?”

 

“İsmail'le ödevi bitirmeye çalışırız, olmazsa ben size yazarım.”

 

“Tamam kızım, dikkat et, ben sana güveniyorum.”

 

“Merak etme anne.”

 

“Kızım, Yasemin gerçekten çok aşık gibi... Okuldayken ne yaptı İsmail buna?”

 

“Kavga etmeye çalıştı İsmail ile, bildiğin zorla, sonra İsmail bıktı ve sinir oldu.”

 

“Anladım, yüz vermiyor demek ki. Sen sakın arkadaşın, eğer ‘aramıza yap’ falan derse kabul etme.”

 

“Tamam anne, merak etme sen.”

 

Odadan çıktık ve sofrayı hazırladık. Kızarmış tavuğu fırından çıkarıp servis tabağına aldım, tavuğu parçalarına ayırıp tabaklara dağıttım, ardından masaya geçtik ve yemeğimizi yedik. Bende duş alıp üstümü giyindim, sonra Yasemin yanıma geldi ve yine İsmail hakkında konuşmaya başladı.

 

“Yasemin, seviyorsan git söyle yarın.”

 

“Hayır, olmaz, benim de bir gururum var, her ne kadar yakışıklı, mükemmel olsa da, olmaz, o bana aşık olmalı.”

 

“Nasıl yapacaksın o zaman?”

 

“Ben yapmayacağım, sen yapacaksın ama sakın yanlışlıkla kendine aşık etme.”

 

“Ne? İsmail ve ben mi? Saçmalama, o sadece sıra arkadaşım, kendisi sıra arkadaşım diyor bana, merak etme.”

 

“İyi o zaman, yarın okulda onunla birlikte zaman geçirmek istiyorum, onu ikna et.”

 

“Ne? Asla kabul etmez, İsmail teneffüste hep arkadaşları ile zaman geçiriyor, seninle asla zaman geçirmez.”

 

“Neden ki? Ona doğum günümü söyleyeceğim, belki kutlar, hatta partime davet ederim.”

 

“Doğum gününe daha var, boşver onu.”

 

“Yarın nasıl bir parti yapacaksınız?”

 

“Gayet basit bir şey, sadece arkadaşımız mutlu olsun diye yapacağız.”

 

“Havuz partisi mi, yoksa barda falan mı?”

 

“Havuz mu, bar mı?”

 

“Yani oralarda olur parti.”

 

“Hayır, klasik evde parti.”

 

“Haa o zaman çok kötü olur İsmail'im de o yüzden gitmedi, ya bak, yine ortak yönümüz var.”

 

“Aynen, yeni ortak yön çıktı, ben artık uyuyorum, yarın okul var.”

 

“Evet, bu arada Fatma, küpelerin çok güzel.”

 

“Dimi, su damlası şeklinde, mükemmel duruyor.”

 

“Evet, sorun olmazsa doğum günümde takabilir miyim?”

 

“Sorun olmaz, tabiki takabilirsin.”

 

“İyiki varsın, canım arkadaşım, ben gidiyorum, iyi geceler.”

 

“Sanada.”

 

Yasemin odamdan çıktı ve bende derin bir nefes aldım, ardından göz bandımı takıp yatağıma yattım.

 

Ertesi sabah

 

Erkenden kalkıp yüzümü yıkadım, kahvaltımı yaptım, dişlerimi fırçaladım, ardından saçlarımı düzleştirmek istedim ve düzleştiriciyi aradım. Sonra Yasemin seslendi

 

“Bende merak etme”

 

Yasemin saçlarını düzleştirmeye başladı ve bitince saat geç oldu, bana zaman kalmadı. Bende saçlarımı ilk defa at kuyruğu yapıp çıktım.

 

Mehmet yanına geldi ve Yasemin konuştu.

 

“Sen kimsin ya, tipsiz!”

 

“Fatma, bu kim?”

 

“Mehmet, bu Yasemin, Yasemin bu Alya'nın sevgilisi, Mehmet.”

 

“Tanıştığıma memnun oldum.”

 

“Bende memnun oldum.”

 

“Fatma, bu saç ne, hahahaha!”

 

“Gülme ya, düzleştirmeye zaman kalmadı, ilk defa düzleştireyim dedim, o da olmadı.”

 

“Bişey dicem, çok güzel olmuş ama garip duruyor.”

 

“Öyle mi duruyor?”

 

“Evet, insan biraz sinir oluyor, sanki toka çıkmak istiyor gibi.”

 

“Of, gülme ya, biliyorum kötü ama böyle olsun bugünlük.”

 

“Olsun, bakalım.”

 

“E o zaman artık sana enişte diyelim Mehmet, olur mu?”

 

“Tabiki de deyin, hatta her zaman deyin, sonunda sevdiğim kıza kavuştum.”

 

Yasemin hemen atladı.

 

“Keşke bende kavuşsam ama çok zor.”

 

“Kim ki, sevdiğin kişi?”

 

“O çok yakışıklı biri, hatta mükemmel.”

 

“Daha dün okula geldin, hemen mi aşık oldun?”

 

“Aynısını söyledim Mehmet, ama yok, ilk görüşte aşık olmuş.”

 

“Aşık olmuş değil, aşık oldu.”

 

“Her neyse, işte öyle oldu.”

 

“Kimmiş bu kişi?”

 

“İsmail.”

 

“Ne? Benim arkadaşım olan İsmail mi? Şakamı yapıyorsun sen? Hahahah!”

 

“Bunda gülecek bir şey mi var?”

 

“Evet, çünkü İsmail kızları sevmez, özellikle senin gibileri asla, hahahaha.”

 

“Hahahah, çok mu komik, ben kendimi aşık edicem ona!”

 

“Öyle mi, çok iddialı konuştun, ama İsmail öyle senin bildiğin tiplerden değil.”

 

“Öyle tiplerden değil işte, onun farklılığı bu. Ben bir erkekle konuşurken, o erkek hemen eriyor, ama İsmail ilk başta, nasılsa hala öyle, mesela Fatma ile konuşmuyor, ‘bunlar seni ilgilendirmez’ deyip kızıyor, hahahah, ama benimle kavga ediyor, konuşuyor.”

 

“Öyle mi Fatma?”

 

“Evet, öyleymis enişte...”

 

“Yani İsmail ve ben birbirimiz için yaratılmışız.”

 

“Bana hiç öyle gelmedi, İsmail kim, sen kim, hahahaha!”

 

Okula vardığımda yine Poyraz'ı gördüm, üzgün bir şekilde oturuyordu. Bende yanına gittim.

 

“Poyraz, iyimisin?”

 

“İyiyim, Fatma… hayır, değilim.”

 

“Ne oldu, anlatmak ister misin?”

 

“Yarın yengemin ve amcamın ölüm yıldönümü.”

 

“Yani İsmail'in annesi ve babasının ölüm yıldönümü mü?”

 

“Evet, lütfen bunu kimseye söyleme.”

 

“Söylemem tabiki.”

 

“Yarın İsmail okula gelmeyecek, bende gelmeyeceğim.Benim yengem, İsmail'in annesi. İsmail onu çok seviyordu Fatma, ama ölünce…”

 

“Ne oldu?”

 

“İsmail ile aram bu yüzden bozuk.”

 

“Hiçbir şey anlamıyorum.”

 

“İsmail'in annesi ve babası ayrılmıştı, benimde annem ve babam onların arasını yapmak istedi. Sonra onları bir araya getirmek için parti düzenlediler, onları çağırdılar ve ikisi aynı gün kaza yaparak öldü.”

 

“Şimdi anlıyorum…”

 

“Eğer biz böyle bir şey yapmasak, hala yaşıyor olacaklardı. Bunun suçlusu ailem, ama ben de onların çocukları olduğum için acı çekiyorum.”

 

“Üzülme lütfen.”

 

Poyraz bana sarıldı ve ağlamaya başladı.

 

“Nasıl üzülmeyeyim Fatma, sen söyle, gerçekten bıktım, çok üstüme geliyorlar. Her şeyin suçlusu onlar, ama her şeyin suçlusu benmişim gibi hissetmemi sağlıyorlar, özellikle İsmail hep beni suçlu buluyor.”

 

“Bunu asla düzeltemeyiz, ama eğer sen kendine inanırsan, ‘bunu ben yapmadım’ dersen, o zaman gelecekte rahat olursun.”

 

“Seninle konuşmak gerçekten bana iyi geliyor, kendimi çok rahat hissediyorum, teşekkür ederim.”

 

“Bir şey değil, lütfen üzülme ve seni kimse böyle görmesin, hadi üzülme, gidelim.”

 

Sınıfa ilk ben girdim ve sırama geçtim, ardından Poyraz girdi ve sırasına geçti.

 

“Günaydın, sıra arkadaşım.”

 

“Günaydın İsmail.”

 

"Saç tokamı tutup saçlarımı açtı"

 

"Saçların açık daha iyi"

 

"Saçlarımı yapamadım o yüzden topladım..."

 

"Kalsın böyle daha iyi"

 

"Tamam..."

 

“Bugün için notlarını getirdin mi? Fotoğrafları da…”

 

“Evet, getirdim, hepsi bende.”

 

“Tamam o zaman, maket eşyaları benim evimde zaten.”

 

“İyi o zaman.”

 

Sınıfta uğultu sesi çoğaldı, ardından öğretmen geldi ve ayağa kalktık.

 

“Günaydın gençler.”

 

“Günaydın,” dedik ve oturduk. Ardından öğretmen ödevleri sordu.

 

“Ödevler ne durumda?”

 

Mehmet ve Alya konuşmaya başladı.

 

“Biz bugün başlıyoruz ödeve.”

 

“Tamam, peki ya Simay ve Poyraz, siz başladınız mı gençler?”

 

“Evet, başladık.”

 

“Tamam o zaman. Sınıfımıza yeni gelen Yasemin, sen ne yaptın, grup ödevini arkadaşınla yaptın mı?”

 

“Ne ödevi?”

 

“Ben grup ödevi verdim sınıfa. Sende sınıftan olduğuna göre yapmalısın, çünkü en güzel yapanı sergileyeceğiz ve bu ödev, yaptığın özenle puanlandırılacak.”

 

“Haa, yaparız o zaman. Peki ben kiminle yapacağım?”

 

“Sen yanındaki arkadaşınla yapacaksın.”

 

“Ne? Bu tipsizle mi? Hayır, olmaz, ben seçmek istiyorum.”

 

“Öyle bir hakkın yok. Arkadaşınla yapmak zorundasın, ileride mimar olduğunda da aynı şeyi mi söyleyeceksin?”

 

“Hocam, ben İsmail ile yapmak istiyorum.”

 

İsmail duyduğu anda şaşkınlıkla karşıladı.

 

“Yine ben! Ne saçmalıyorsun lan sen?”

 

“Şşt, lan, falan olmuyor gençler, sussun.”

 

“O zaman söyleyin de benim ismimi ağzına bile almasın.”

 

“Neden miş o?”

 

“Kızlardan nefret ederim, özellikle senin gibilerinden.”

 

“Ne derler bilirsin, en büyük aşklar nefretle başlar.”

 

“Ne saçmalıyorsun sen hala? Konuşmayı kes.”

 

“Kesmiyorum, konuşacağım.”

 

“Eğer böyle yapmaya devam ederseniz, sizi dersten atacağım, gençler.”

 

Yasemin bunu duyunca ağzına geleni söyledi.

 

“Öyle mi, bence İsmail'i dersten atın, sonuçta o ses çıkarıyor, suçlu o, burada atılacak biri varsa kesinlikle o olmalı.”

 

İsmail sinir oldu ve tam konuşacakken kolundan tuttum.

 

“Dur, seni kışkırtmaya çalışıyor, farkındayım. Ona karşılık verme, o zaman susacak.”

 

İsmail önce bana baktı, ardından koluna baktı ve beni itti.

 

“Tamam,” deyip kollarını kavuşturdu.

 

“Korktun mu yoksa sustun kaldın öyle, konuşmuyorsun bile?”

 

İsmail konuşmamak için kendini zor tuttu.

 

“Bence burada suçlu kişi sensin Yasemin, çık dışarı!”

 

Yasemin bana baktı ve sinirle dışarı çıktı. O çıktıktan sonra İsmail bana yaklaşıp konuşmaya başladı.

 

“Haklıymışsın, gitti. Doğru dediğin gibi çıktı.”

 

“Ben her zaman doğruyu söylerim.”

 

“Orası tartışılır ama neyse.”

 

Öğretmen bize ödevi sordu ve cevapladım.

 

“Biz Galata Kulesi’ne gittik ve fotoğrafları çektik, ardından notlarımızı aldık ve bugün makete başlıyacağız.”

 

“Afferin size, keşke herkes böyle yapsaydı, özenle yapın ki sergiye alabilelim.”

 

İsmail cevapladı.

 

“Merak etmeyin, en güzeli bizim yaptığımız maket olacak… dimi Fatma?”

 

“Evet, bize güvenebilirsiniz.”

 

“Tamam gençler, yeniden afferin size.”

 

Yerime oturdum ve ders bitti, ardından Yasemin sinirle İsmail'i itti.

 

“Senin yüzünden dersten atıldım!”

 

Yüzünde sinirli bir ifade vardı.

 

“Ben sana bir şey yapmadım, kafandan kurma.”

 

İsmail, alaycı bir tavırla güldü.

 

“Kurmuyorum, suçlusu sensin.”

 

İsmail sinir olup karşılık verdi.

 

“Eğer bir daha benimle böyle uğraşırsan, cidden bak, bir daha yaparsan, bir daha yapamaz hale gelirsin.”

 

“Ne yani, ben mi döveceksin?”

 

“Hayır, kısa yoldan seni şikayet ederim, tüm sınıf yaptıklarına şahit, çünkü.”

 

İsmail sınıfın ortasına geçip konuşmaya başladı.

 

“Hepiniz şahitsiniz dimi, benimle uğraştığına?”

 

“Evet, hem bu kız nereden çıktı bir anda, ona bile anlam veremedik.”

 

İsmail sinirle dışarı çıktı ve Yasemin yanıma geldi.

 

“Fatma, lütfen bir şey yap, aramızı yap lütfen.”

 

“Ne yapmamı bekliyorsun Yasemin? Daha ilk günden aşık oldum dediğin kişi, iki günde sevecek, aşık olacak falan mı sandın?”

 

Tüm sınıf etrafımızda toplandı.

 

“Ne diyorsun sen Fatma? Kendine gel, benimle konuşuyorsun, en yakın arkadaşınım ben senin.”

 

“Hayır Yasemin, sen manipülatör birisin, farkında değilsin ama İsmail seni sevmiyor, hatta nefret ediyor! Şimdi neden hala üstüne gidiyorsun?”

 

“Ama sen İsmail'e aşıksın ya, aranızı yapmam için bana sen kötü davran ki, benim kıymetimi anlasın, bana aşık olsun dedin plan yaptık ya.”

 

Tüm sınıf bana bakmaya başladı ve Yasemin'in gerçek yüzünü öğrendim.

 

“Öyle bir şey yok.”

 

“Hayır var, hatta bugün parti yapılacak, İsmail yoksa bende yokum, dedin. Unuttun mu canım arkadaşım?”

 

“Ne partisi ya, öyle bir şey yok ki? Fatma haklı, Yasemin yalan söylüyor.”

 

Tüm gözler Yasemin'e yöneldi.

 

“Ne oldu, neden öyle bakıyorsunuz?”

 

Fatma'ya iftira atıyorsun çünkü o ve İsmail sadece arkadaş, ikisi de aralarında bir şey olmayacak iki insan, burada anlaşılıyor ki sen yalan söylüyor s-

 

“Özür dilerim, tamam mı? Ben İsmail'e aşığım, evet, dün geldim ama ilk gördüğüm an aşık oldum, seviyorum onu, Fatma'ya da aramızı yapmasını söyledim, tek istediğim şey, sevdiğim kişinin beni sevmesi...”

 

Yasemin ağlamaya başladı ve benim de gözlerim doldu. Tüm sınıf Yasemin'in yanında durdu ve sarıldı.

 

“Üzülme, sizin aranızı yapacağız, dimi Fatma, bak, arkadaşın ağlıyor.”

 

“E-evet, yapacağız, merak etme, sen sadece onun sevmediği hareketleri yapma.”

 

“Merak etmeyin, ben ona çok iyi davranacağım. Bu arada bu hafta sonu doğum günü partim olacak, hepinizi bekliyorum.”

 

Herkes sevindi ve ben de Yasemin'e baktım. Tüm sınıf bir anda onu sevmeye başladı, hatta artık İsmail ile arasını yapacak kocaman bir sınıf vardı. O sırada ders başladı sırama oturdum, ardından İsmail geldi ve öğretmen geldi.

 

“Eğer biraz daha geç gelsem eksik yazılıyordum,”

 

Bana bakıp samimi bir şekilde güldü...

 

“Öyle olacaktı ama son anda yetiştin.”

 

“Sen iyi misin Fatma?”

 

“İyiyim, neden bana soruyorsun ki, boşver, ben kendi halimdeyim.”

 

“Sormam bir daha, sen de ne kadar gıcık davranıyorsun!”

 

Yasemin arkasını dönüp el kaldırdı ve öğretmen başını salladı.

 

“Hocam, Fatma en arkada göremediğini söyledi, benimle yer değiştirmek istedi.”

 

“Öyle mi, Fatma?”

 

Bu soruyu dönüp bana İsmail de sordu. Kendimi baskı içinde hissettim ve

Yasemin daha da bastırdı.

 

“Fatma, küçükken göz ameliyatı oldu zaten, gözleri o yüzden zorlanıyor.”

 

İsmail sınıfta herkes duyacağı şekilde konuştu.

 

“Bende diyorum neden kör, buradan geliyormuş?”

 

Tüm sınıfı güldürdü. Yüzüne baktım ve konuştum

 

“Evet hocam, ben buradan göremiyorum,”

 

Yasemin ile yer değiştirdik.

 

Öğretmen konuştu

 

Sadece bir ders değiştirebilirsin.

 

Ardından çantamı toplayıp İsmail'in yanından ayrıldım.Poyraz bana baktı ve onun yüzü de düştü.

 

Yasemin yanımdan geçerken konuştu

 

Gerçekten iyi oynadın, çok teşekkür ederim canım arkadaşım, şimdi sevdiğim çocukla oturucam, bir ders bile olsa onunla yan yana olucam

 

İsmail, Yasemin yanına gelince başını sıraya gömdü ve Yasemin yine onunla uğraştı ama İsmail başını yatırıp

Yasemine bakmadı. Derse başladık ve ders bittikten sonra Yasemin'in yanına gittim.

 

“İstediğin oldu mu?”

 

“Oldu, evet. O uyurken onu izledim, çok güzel uyuyordu, uyanmadı.”

 

“Gerçekten mi? Tamam o zaman şimdi yerine geçebilirsin.”

 

“Tamam o zaman geçiyorum. Bu arada bizim kızlar bugün parti verecekler, havuzda olacak, ben bugün yokum.”

 

“Ne güzel, git eğlen.”

 

“Öyle yapıcam zaten.”

 

Bölüm : 16.04.2026 16:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...