
Arabaya bindiğimiz anda bütün gücüm tükenmiş gibi hissettim. Az önce yaşananların gerçek olduğuna hala inanamıyordum. Ellerim hala titriyordu. Direksiyonu tutmaya çalışsam muhtemelen kontrol edemezdim. O yüzden hiçbir şey demeden başımı koltuğa yasladım.
İsmail yanımdaydı...
İsmail bunu fark eder etmez elini sessizce elimin üstüne koydu. Parmakları sıcacıktı. O sıcaklık içimdeki bütün paniği yavaş yavaş eritiyordu.
İyi misin?
Sesim çıkmadı önce.
Sadece başımı sallayabildim ama iyi değildim.
Çünkü birkaç dakika önce gerçekten onu kaybedeceğimi sanmıştım hem de kendi ellerimle.
İsmail bunu anlamış gibi parmaklarımı avucunun içine aldı.
Bana bak.
Yavaşça ona döndüm.
Yüzündeki yara hala kanıyordu.. Kaşının kenarı hafif açılmıştı. Dudaklarının kenarında da küçük bir kesik vardı.
İçim acıdı.
Bunların hepsi benim yüzümden oldu… Hayatına girdiğim günden beri yüzünde yara eksik olmuyor herşey benim yüzümden oldu...
Kaşları hemen çatıldı.
Sakın öyle düşünme. Hayatım sen girdikten sonra güzelleşti birtanem
Ama doğru… Ayhan neden sana düşman oldu-
Eğer yanımda sen varsan tüm insanlar... sevdiklerim farketmez hepsi karşımda olsun umrumda olmaz yeterki yanımda sen ol varsın yoksun herkes bana düşman olsun ama benim yanımda sadece sen ol...
Ses tonu bu kez daha ciddiydi.
Sen hiçbir şeyin suçlusu değilsin. Bak şu anda bu eli tutuyorsam burada canlı kanlı duruyorsam bunun sebebi sensin...
Gözlerim tekrar doldu.
Ben tetiği çekecektim...
Çekmicektin...
Hayır yapıcaktım...
Hiç düşünmeden cevap verdi.
Yine de sana kızmazdım... Sana ne dediğimi hatırlıyor musun?
Hangisini...
Eğer ölümüm senin elinden olucaksa benim itirazım yok...
Nasıl böyle konuşabiliyorsun…
Çünkü sana baktığımda korkan birini görüyorum kötü birini değil...
O cümle içimde bir yere dokundu hayatım boyunca ilk defa biri korkularımın arkasındaki beni görüyordu...
Eve vardığımızda gece iyice sessizleşmişti. Bahçeden geçerken istemsizce ona biraz daha yaklaştım. Sanki elini bırakırsam kaybolacakmış gibi hissediyordum.
Kapıyı açıp içeri girdik.
Bu kez evin sessizliği farklıydı.
Biraz önce depodaki bağırışlardan, ağlamalardan sonra burası başka bir dünya gibi geliyordu.
İsmail montunu çıkarırken gözüm yeniden yüzündeki yaraya kaydı.
Canın acıyor mu?
Biraz... Yakıyor ama alışkınım ben bunlara
Hemen mutfağa yöneldim.
İlk yardım çantasını nerede tutuyorsun?
Dolabın üst kısmında...
Sandalyeye çıkıp kutuyu aldım. Ellerim hafif titriyordu. İsmail bunu fark etmiş olacak ki sessizce beni izliyordu.
Salondaki koltuğa oturunca karşısına geçtim. Pamukla yarasının kenarını temizlemeye başladım.
Alkol değdiği anda hafifçe yüzünü buruşturdu.
Acıdı mı?
Biraz ama katlanırım...
Ben katlanamıyorum.
Gözlerini bana çevirdi.
Neye?
Sana bir şey olmasına...
Bir an sessizlik oldu...Sonra yüzündeki ifade tamamen yumuşadı.
Herşey geçti birtanem...
Gerçekten çok korktum bugün. Ya Ayhan gelmeseydi o zaman ben tetiği ç-çekecektim...
Bunu söylerken sesim titredi.
Seni orada görünce… ellerin bağlıydı… yüzün kanlar içindeydi ve ben gerçekten yetişemediğimi sandım.
İsmail bir anda bileğimi tuttu.
Ama geldin... Bak bundan sonra ağlamak yok üzülmek yok
Gözlerim yine doldu.
Ağlamak istiyorum... Ben çok geç kaldım
Hayır tam zamanında geldin.
Başımı eğdim.
Silahı sana doğrulttuğum an… nefes alamadım... Elim titredi arkamda silah vardı bana tutulan elimde silah vardı sana doğru tuttuğum...
İsmail birkaç saniye sustu sonra çok sakin bir sesle konuştu.
Ben o an sadece sana baktım...
Neden…
Çünkü korkuyordun...
Dudaklarım titredi.
Ben kendimden korktum o anda... Ya yanlışlıkla bile olsa-
Yavaşça elimi tuttu.
Sen kendinden korkacak biri değilsin...
Ama elimde silah vardı...
Sessizlik oldu...
İsmail başını hafifçe geriye yasladı ama gözlerini benden ayırmadı...
Pamuk tuttuğum elim tekrar titremeye başladı. İsmail bunu görünce pamuğu elimden alıp masaya bıraktı.
Gel buraya...
Daha itiraz edemeden beni kendine çekti. Dizlerinin üstüne oturmuş gibi oldum. Kollarını belime sardığında içimde tuttuğum her şey parçalandı sanki.
Boynuna sarılıp ağlamaya başladım.
Gerçekten kaybedeceğimi sandım seni…
Saçlarımı okşadı.
Buradayım.
Ya bir gün olmazsan…
Olacağım.
Bunu bilemezsin... Sonsuzluğu mu buldun
Onu bilemem ama her zaman yanında olucam son nefesine kadar yanında olucam...
Peki bunu nerden nereye biliyorsun...
Çünkü eğer sen ölürsen o gün ben son nefesimi vermiş olurum eğer ben erken ölürsem sen zaten o gün son nefesini vermiş olursun
Şaka yaptım ama gülmedi
Eğer ben ölürsem başka biriyle evlenirim hahah-
İsmail ciddi bir şekilde gözlerini bana dikti sessizce birbirimize baktık bende onu konuşturmaya çalıştım
Hey... Şaka yaptım İsmail bak şaka yaptım ciddiye alma
Derin bir nefes aldı ve alnını alnıma yaslayıp konuştu
Eğer başkası ile ben ölmeden önce evlenirsen ben o gün ölürüm... Beni kaç kişi öldürmeye çalıştı silahla,bıçakla, döverek,işkence ederek ama kimse başaramadı eğer sen başka birine bana baktığın gibi bakarsan bunu başaran ilk kişi olursun...
Gözlerimi kapattım.
Asla...
İsmail başını saçlarıma yasladı. Gözlerimden yaşlar süzülürken İsmail yanağımdaki yaşları başparmağıyla sildi.
Artık ağlama...
Burnumu çektim.
Söz veremem...
Hafifçe güldü.
Neden?
Çünkü sen böyle konuşunca daha çok ağlayasım geliyor.
Kahkaha attı.
Tamam susuyorum…
İstemsizce ben de güldüm.
Saatler önce elimde silahla titreyen kız gitmişti sadece sevdiği adama sarılan bir kız vardı..
İsmail’in kollarının arasında biraz daha sakinleşince derin bir nefes aldım. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum artık. Zaman sanki o depoda durmuş sonra burada yeniden akmaya başlamıştı. Başımı göğsünden kaldırdığımda hala bana bakıyordu. O bakışı artık tanıyordum. İçinde hem merhamet hem sevgi hem de beni kaybetme korkusu vardı.
Elimi yavaşça yüzündeki yaranın kenarına götürdüm.
Canın hala acıyor mu?
Gözlerini benden ayırmadan cevap verdi.
Sen yanımdayken azaldı
Yüzüm yine hafif kızardı ama bu kez utanıp kaçmadım. Çünkü bugün bir şeyi anlamıştım. Sevgi sadece güzel anlardan oluşmuyordu. Bazen korkudan titrerken bile birine sarılmak istemekti. Bazen ölüm korkusunun ortasında bile aklına ilk onun gelmesiydi.
İsmail alnını alnıma yasladı.
Ne düşünüyorsun?
Bugünü.
Kaşları hafif çatıldı.
Kötü düşünme artık.
Kötü düşünmüyorum… sadece bir anda her şey değişti gibi hissediyorum.
Nasıl?
Yutkundum.
Seni kaybetme ihtimalini gerçekten hissettim bugün...
Sessizlik oldu.
Sonra sesi daha yumuşak çıktı.
Ben de seni...
Kalbim yine sızladı.
Birbirimize biraz daha sarıldık. O an konuşmak bile gereksizdi sanki. Çünkü ikimiz de aynı şeyi yaşamıştık. Aynı korkunun içinden geçmiş, birbirimizi kaybetmeden çıkmıştık.
Bir süre sonra telefonum titredi. Alya mesaj atmıştı.
“İyi misiniz?”
Hızlıca cevap yazdım.
“İyiyiz.”
Mesajın hemen ardından başka bir tane geldi.
“Yarın sizi bırakmıyorum. Hep beraber dışarı çıkıcaz.”
İstemsizce gülümsedim. İsmail sordu
Ne oldu kim yazdı?
Alya...
İsmail gözlerini devirdi.
Şaşırmadım.
Telefonu kenara bırakıp tekrar ona baktım.
Bugün herkes senin için uğraştı.
Çünkü herkes seni seviyor... Eğer bana bişey olursa senin üzüleceğini biliyorlar
Başımı hafifçe salladım İsmail bana birkaç saniye sessizce baktı.
O gece uzun süre uyuyamadık. Bazen konuşup bazen sadece birbirimize bakıp sustuk. Ama ilk defa o sessizlikler beni korkutmuyordu. Çünkü artık suskunlukta bile yalnız hissetmiyordum.
Sabah olduğunda güneş odanın içine vuruyordu. Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey İsmail’in yüzü oldu. Saçları dağılmıştı. Bir kolu omzumdaydı. Uyurken bile bırakmamıştı beni.
İçim yavaşça ısındı.
Tam ona bakarken gözlerini açtı.
Yakalandın...
Bir anda utandım.
Uyuyordun sanıyordum.
Uyuyordum.
E nasıl yakaladın?
Gülümsedi.
Hissediyorum.
Kahkaha attım.
Sen gerçekten normal değilsin.
Bunu seviyorsun ama.
Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra öğlene doğru dışarı çıktık. Alya sürekli mesaj atıp duruyordu zaten. En sonunda hep beraber bir mekanda buluşmaya karar verdik.
Akşam olduğunda hepimiz aynı masadaydık. Mehmet ve Alya her zamanki gibi didişiyordu. Simay sürekli Poyraz’la tartışıp sonra gülüyordu. Bir tek ben sessizdim biraz. Çünkü hâlâ dün gecenin etkisi içimdeydi.
İsmail bunu fark edip elini masanın altında bacağıma koydu.
İyi misin?
Başımı salladım.
Sadece yorgunum biraz...
Başparmağıyla elimin üstünü okşadı.
İstersen çıkarız.
Hayır… iyiyim.
Gece ilerledikçe ortam kalabalıklaştı. Müzik yükseldi. Mehmet birkaç kişiyle konuşmak için dışarı çıkmıştı. Simay da telefonda annesiyle konuşmak için masadan ayrıldı.
Ben lavaboya gitmek için masadan ayrıldım..
İsmail'den
Fatma'nın arkasından giderken gözüm ilerideki loş koridora kaydı gördüğüm şey yüzünden olduğum yerde kaldım.
Poyraz’ın gözleri yarı kapalıydı. Ayakta zor duruyordu belli ki fazla içmişti. Alya yanında durmuş onunla konuşuyordu
Mehmet'i Poyraz'la karıştırdım diye düşünürken Poyraz konuştu
Yapma Alya…
Alya birkaç saniye sonra geri çekildi. Yüzü karmakarışıktı. Poyraz ise duvara yaslanıp gözlerini kapattı.
Sonra Alya hızla oradan çıktı.
Gözlerim karardı. Poyraz ile Alya ne konuştu diye düşünürken Fatma yanıma geldi.
Fatma'dan
İsmail…
Derin nefes aldı.
Bir şey söyleme.
Ama…
Şu an değil...
Sesindeki ton beni susturdu.
Masaya geri döndüğümüzde Simay oturmuş sessizce telefona bakıyordu. Mehmet dışarıdaydı...
Ben ise oturduğum yerde içimde büyüyen huzursuzluğu susturamıyordum... İsmail'in neden böyle davrandığına anlam veremiyordum...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |