
Poyraz’ın kolumu tutan eli biraz daha sıkıldı. Gözleri kalabalığın üzerindeydi ama sesi hâlâ bana dönüktü.
“Fatma anlamıyorsun… Şu an seni görürse daha kötü olur.”
Ama ben zaten kötüydüm.
İçimde gün boyunca biriken her şey, o kalabalığın ortasında duran İsmail’i görünce başka bir şeye dönüşmüştü. Kırgınlık değildi artık. Kızgınlık da değildi. Bu… korkuydu. Ona bir şey olmasından korkuyordum. Bana ne söylediği, kimi dinlediği, kime gülümsediği bir anda anlamını kaybetmişti. Çünkü insan sevdiği birini kaybetme ihtimalini hissedince ego susuyordu. Gurur susuyordu. Geriye sadece panik kalıyordu.
Kalabalığın içinden sert bir itme sesi geldi. Ardından bir çocuk yere sendeledi. İnsanlar bağırmaya başladı. Ben istemsizce öne doğru bir adım attım ama Poyraz beni tekrar tuttu.
“Gitmeyeceksin.”
“Bırak beni…”
“Fatma.”
Sesindeki sertlik bu kez beni durdurdu. Ama gözlerim hâlâ İsmail’deydi.
Çenesindeki damar belirginleşmişti. Bir şey diyordu ama duyamıyordum. Karşısındaki çocuklardan biri omzuna sertçe vurunca İsmail aniden onu itti. Kalabalık hareketlendi. O an kalbim o kadar hızlı atmaya başladı ki nefes alamadım.
“Yeter artık…” diye fısıldadım kendi kendime.
Ama yetmiyordu.
İsmail bir anda dönüp yumruk attığında birkaç kız çığlık attı. Poyraz küfür edip öne çıktı ama ben onu bile duymadım. Çünkü gözüm sadece İsmail’deydi. Öfkesi yüzüne o kadar işlemişti ki tanıyamıyordum onu.
Sanki dün gece kapısında bana “Ben de senden iğreniyorum.” diyen çocuk gitmiş yerine hiçbir şeyi umursamayan başka biri gelmişti en kötüsü bunun sebebi biraz bendim.
Boğazım düğümlendi.
Poyraz bırak beni lütfen…
Fatma
Lütfen!
Sesim çatladı.
Poyraz bana baktı.Elimin titrediğini fark etti. Dudaklarımın istemsizce titrediğini. Birkaç saniye hiçbir şey demedi sonra elini yavaşça bıraktı.
O an düşünmedim bile.
Kalabalığa doğru yürüdüm. İnsanların arasından geçerken omuzlar bana çarpıyordu ama hissetmiyordum. Tek gördüğüm şey İsmail’di.
Tam birine tekrar saldıracakken istemsizce bağırdım.
İsmail!
Sesim kalabalığın içinde yankılandı.
Her şey bir saniyeliğine durdu sanki.
İsmail’in eli havada kaldı. Başını bana çevirdi ve göz göze geldik.. bakışında benden vazgeçmiş birinin sessizliği vardı.
Kalabalık geri çekilirken ben olduğum yerde kaldım. Ayaklarım ilerlemek istiyordu ama gururum hala son nefesini vermemişti. İsmail bana birkaç saniye baktı sonra yüzünü çevirdi. Sanki beni görmek bile istemiyordu artık. İçimde bir şey parçalandı.
“İsmail…” dedim tekrar, bu sefer daha sessiz.
Ama beni duymamayı seçti.
Karşısındaki çocuk bir şey söyledi. İsmail sinirle üstüne yürümeye çalıştı ama birkaç kişi tuttu onu. O an dayanamadım. Hızlı adımlarla yanına gittim.
“Yapma…”
Sesim titriyordu.
İsmail başını bana çevirdi. Yakından daha kötü görünüyordu. Gözlerinin altı çökmüştü. Dudak kenarı hafif patlamıştı. Ama en kötüsü bakışlarıydı.
Eskiden bana baktığında gözlerinde başka bir şey olurdu şimdi sadece mesafe vardı.
Çekil önümden Fatma.
Lütfen kavga etme…
Sanane?
Bu iki kelime beni beklemediğim kadar derinden vurdu çünkü haklıydı.
Gerçekten sanane durumuna düşmüştüm artık.Dün gece onu kapısında bırakıp giden bendim. Bugün başka bir kızla konuşuyor diye parçalanan da bendim. Ne istediğimi bilmeden onu iten bendim. Şimdi karşısında durmuş onu durdurmaya çalışıyordum ama bunu yapmaya hakkım var mıydı onu bile bilmiyordum.
Gözlerim doldu.
İsmail bunu gördü. Bir anlığına yüzündeki sertlik kırılır gibi oldu ama hemen toparlandı. Başını başka tarafa çevirdi.
Git buradan!
Gitmeyeceğim!
Sesim ilk defa net çıktı.İsmail kaşlarını çattı.
Fatma zorlama beni!
Zaten her şeyi ben zorladım diye yaptık...
Cümle ağzımdan çıkınca sustum.Çünkü doğruydu.
Onu sevmekten korkup kıran bendim. Hislerimi inkâr edip sonra kaybedince peşinden koşan bendim. Şimdi onun gözlerinin içine bakarken ilk defa kendimden utanıyordum.
Kalabalık sessizleşmişti. İnsanlar bizi izliyordu ama umurumda değildi artık.
İsmail bana baktı.
Uzun uzun baktı.
Sonra acı bir şekilde gülümsedi.
“O gün bana ‘senden iğreniyorum’ derken de herkesin içinde konuştun Fatma… Şimdi neden utanıyorsun?”
Boğazım düğümlendi... Konuşamadım haklıydı,insan bazen en çok haklı olan kişiden özür dileyemiyordu. İsmail parmağını kaldırdı ve gözlerime bakarak devam etti
Şimdi karşıma geçip beni önemsiyor ayaklarına girme! Çek git seni görmek istemiyorum!
İsmail... Ben-
Sana seni görmek istemiyorum dedim!
Kavga durdu ve kalabalık etrafımıza toplandı
Beni dinle söylediğim herşey için-
Ne saçmalıyorsu ya sen? Ben sana tekrardan söylüyorum ben oyuncak değilim ya varsın ya yoksun ama sen hakkını kaybettin! Yüzünü görmemek için başımı çeviriyorum sen hala benimle konuşmaya çalışıyorsun!
Çünkü seni kaybetmekten korkuyorum!
Korkuyor olsaydın o sözleri söylemezdin...
O an söyledim-
Hayır! O an ağzından çıkan şeyleri sen düşündün de söyledin! Şimdi git buradan mümkünse okuldan git yada sınıftan git ben senin yüzünü görmeyi bırak varlığını hissetmek bile istemiyorum!
Sende suçlusun!
Ne yaptım söyle? Hadi bak burada yüzlerce insan içinde bana söyle ne yaptım ben?
Bana oyun oynadı-
Bi sus ya konuştukca batıyorsun! Ben sana tüm videoyu gösterdim herşeyi açıkladım her seferinde seni affetim!
Ben ne yaptım da affetin?
Sayarsam akşam olur bu yüzden sana son sözüm şu sakın karşıma çıkma yada benimle konuşma!
Son sözün bu mu?
İsmail başını salladı. Kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Onun karşısında ellerimle yüzümü kapattım ve sessizce arkasını dönüp yanımdan ayrıldı...
Ama ben hala olduğu yerde duran biri gibi hissediyordum. Sanki herkes hayatına devam ederken ben aynı cümlenin içinde sıkışıp kalmıştım... kendime bir söz verdim
Sana kendimi affettiricem İsmail...
Ayağa kalktım ve kantine gittim.İsmail sabah konuştuğu kızla beraber kantinde oturuyordu
Kantinden birşeyler alıp karşısındaki masaya oturdum
İsmail kızla gülüşürken yüzünü ciddileştirdi.
Buradan gidelim mi...
Kız başını salladı
Gidelim...
İsmail gözlerimin önünde kızın omzuna elini atıp yanağına öpücük kondurdu. Daha birgün tanıdığı kızı sırf beni sinir etmek için öptü... Bu beni mahvetti, kahretti canımı çok yaktı istemsizce yanağıma dokundum ve beni öptüğü zamanı düşündüm
Flashback
İsmail yanıma geldi ve yanağıma öpücük kondurdu
Ne yapıyorsun sevgilim alıştın mı yeni sınıf arkadaşlarına
S-sen ne diyor ya-yapıyorsun sen az önce
Her zaman yaptığım şey neden bu kadar tepki verdin ki? Biz daha çok şey yaşadık seninle
Hayır ona inanma lütfen yalan söylüyor dedim ve Neva bize baktı ardından İsmail konuştu
İzin verirsen sevgilimle oturmak istiyorum adın her neyse artık...
...
O anı bir daha yaşama şansım olsaydı keşke...
Ders saati geldi ve kapı kapalıydı... sınıfta ışık yoktu. Kapıyı açtığımda İsmail kızla birlikte en arka sırada birbirine bakıyordu...
En arka sıraya gidip çantamı koydum. Kız bana bakıp konuştu
Burada sen mi oturuyorsun.. bilmiyorduk özür dilerim
Ondan özür dileme Sevda!
Merhaba ben Fatma sende Sevda'sın sanırım?
Tanıştığıma memnun oldum evet ben Sevda Fulay...
Bölüm hocası geldi ve imzaları atıp derse başladık... İsmail kızın elinden tutup ön sıraya geçti. Arkaya oturup onları izledim.
İsmail kızla konuşurken elini yanağına götürdü ve bende ayağa kalkıp bağırdım
Şey ben bişey sorucaktım!
Tüm dikkatleri üzerime çektim ve öğretmen konuştu
Sor tabiki Fatma dinliyorum
Hocam eğer bir yapı sağlam olmuyorsa onu sağlamlaştırmak için ne yapmalıyız?
İsmail önden mırıldandı
Sağlam inşa edilmemişse ne yapsan sağlam olmaz...
Ne dedin İsmail arkadaşım duyamadım ben sağırım ya
Yüzünde tebessüm oldu... kısa ama küçükte olsa onu gülümserken gördüm uzun sürmedi hemen yüzünü ciddileştirdi ve bana bakmadan önüne bakıp konuştu
Dedim ki eğer inşa ederken tuğlayı kalitesiz seçersen istediğini yap o yapı sağlam olmaz.
Eğer olmuyorsa yapıyı en baştan kaliteli tuğlalarla inşa ederiz o zaman sağlamda olur kaliteli de-
Ama zaman sınırlıysa ve geçmişse, o tuğlaları yerine oturtana kadar herşeyi kaybedebilirsin... Kısaca sağlam olmaz öyle kalır.
Biz konuşurken öğretmen aramıza girdi
Siz ikiniz maket ödevinde sergilenmeye hak kazanan öğrencilermiydiniz? Fatma ve İsmail-
Evet biziz
Öğretmen bizi alkışladı
İkimize maket ödevi veriyorum... Geçende Galata kulesini yapmışsınız tekrardan ama gerçek bir maket yani küçük tuğlalarla yapmanızı istiyorum-
İsmail yüzüme bakmadan reddetti
Olmaz!
Neden? İkiniz beraber çok güzel şeyler başarmışsınız
Önceden kaldı... Şimdi inanın biz Galata kulesini yapamayız hem tuğlaları dizmek güzel eğlenceli ama tek kişi daha güzel yapar.
Peki tamam eğer yapsaydınız tüm sınıfı dersten geçirecektim...
Ne?
Tüm sınıfın gözü açıldı
Evet yaparlar dimi Fatma yaparsınız... Alya ile Mehmet söyledi ama İsmail'in cevabı belliydi
İsmail her seferinde yüzüme bakmadan reddetti...
Ders bittikten sonra çantamı alıp arabaya geçtim ardından eve geldiğimde tamirci arabayı getirdi ve anahtarı bana uzattı
Ev planı için teşekkür ederim... Alın araba hazır
Teşekkür ederim...
Arabaya baktım ve anahtarı alıp eve girdim... Duş aldıktan sonra üzerime lacivert geceliğimi giyip saçlarımı kuruttum...
Annem ve babam akşam yemeğine davetli olduklarını söylediler ve bende uykulu olduğumu söyledim...
Akşam üstü annemler gitti ve TV'yi açıp film açtım o sırada aklıma İsmail'in arabası geldi
Şimdi arabasıda tamir edildi... En iyisi söyliyim de gelsin alsın...
İsmail'i aradım ve açmadı
Of tribe gel... Her neyse
Tekrardan aradım ve açmadı ardından yine ve yine aradım en sonunda açtı...
Ne var?
Araban tamir edildi gel bizim eve al dicektim...
Gerek yok yarın okulda verirsin anahtarı...
Olmaz! Gel al şimdi yine bişey olur üstüme kalmasın...
Neden şimdi?
Senin araban ya hani? Sen al da bişey olmasın diyorum yine üstüme kalmasın-
Peki tamam! Geliyorum şimdi almaya
Tamam...
İsmail telefonu kapattı bende arabanın anahtarını koltuğun altına saklayıp saçlarıma, kendime çeki düzen verdim ardından onu bekledim...
Biraz zaman sonra araba sesi geldi ve dışarı çıkmadım...
Gelip kapımı çaldı ve kapıyı açtım... Beni baştan aşağı süzdü ve geceliğimin askılarını yukarı kaldırıp ona baktım
İsmail ya ben arabanın anahtarını kaybettimde bulamıyorum şimdi körlüğüm tuttu yine-
Sıkıntı değil yarın verirsin.
Hayır yani buralardaydı ben baktım bulamadım istersen sende gel bak-
Yok gerek yok dediğim gibi yarın okulda alırım ben gidiyorum-
Dur!
Yine ne var?
Hatırladım sanırım şeye koydum... Şey eee evet o şeye koydum
Neye koydun?
Şey eee... Hani şey var ya neydi o-
Ne neydi?
Sanırım ben onu şeyin üstüne koydum... Sanırım dolabın üstüne koydum... Aaaa ama ben onu dolabın üstünden nasıl alıcam boyum kısa
O arabanın anahtarı oraya nasıl gitti yürüyerek mi?
Bilmiyorum ama sen gel al mutfaktaki dolabın üstünde duruyordu sanırım
İsmail içeri bakındı bende ona bakıp konuştum
Annem babam evde değil...
İsmail mutfağa girdi ve dolapların üstüne baktı bende arkasında durdum. Bana bakmadan konuştu
Sen hep böylemi uyuyorsun?
Ne?
Diyorum ki böyle geceliklerle mi uyuyorsun...
Evet yani hayır havalar ısındığı için böyle bir gecelik giydim hem çok rahat sütyensiz giyebiliyorum-
İsmail derin nefes alıp başını çevirdi
Her neyse ben baktım, yok dediğim gibi yarın okulda verirsin anahtarı ben gidiy-
Dur!
Şimdi ne oldu?
Şey... Belki de benim odamdaki dolapta... Olabilir mi düşüneyim hım olabilir sonuçta hep odamdaydım... Tamirci anahtarı bana verdi bende evime geçip duş almadan önce geceliğimi ayarladım o sırada belkide oraya koymuş olabilirim
Emin misin?
Yani bilemiyo-
Tamam git getir bekliyorum burda
Sen al
Senin odana mı giricem? Olmaz! Sen getir
Odama çıktım ve arıyor gibi yaptım
Aaa burada yokmuş
Tamam o zaman ben gidiyorum
Dur!
Şimdi ne var?
Salonda da olabilir
Fatma sen iyimisin? Yok işte neden arıyorsun yada arıyor gibi yapıp beni bekletiyorsun?
Aaa benmi seni bekletiyorum? Yok canım ben sadece anahtarı arıyorum-
Küçük bir anahtar bu kadar önemli değil dediğim gibi yapalım, çünkü geç oldu benim gitmem lazı-
Gitme...
Neden!
Bağırma... Şey ben seninle konuşmak istiyorum herşeyi
Ama ben konuşmak istemiyorum Fatma anladın mı beni-
Hayır anlamadım!
Evin kapısını kitleyip anahtarı çıkardım
Eğer çıkmak istiyorsan bak anahtar burda
Fatma neden yapıyorsun bunu? Tekrardan aynı şeyleri mi yaşatmak istiyorsun! Anlamıyormusun biz ne olursa olsun mutlu olamayız-
Seninle bir söz vermiştik İsmail... Her ne olursa olsun birbirimizi bırakmicaktık ne oldu o söze
O söz araya aşk girmeden önceydi...
Peki araya aşk girince ne değişti de sözümüzden döndük?
Koltuğa oturdum ve başını çevirip koltuğa oturdu
Açık açık konuşmak mı istiyorsun? Söylediklerimden sonra üzülmeyecek misin?
Üzülmem... Söyle bana herşeyi açıkça anlat
Tamam o zaman!
İsmail başını bana doğru çevirip gözlerime baktı... Gözlerime bakarken gözlerinin titrediğini farkettim. Kısa bir süre sonra gözlerini kaçırıp başını eğdi... Bir cesaretle çenesinden tutup başını kaldırdım
Anlat dinliyorum...
Diliyle dudaklarını ıslatıp çenesindeki elime baktı kısa bir süre sonra yine gözlerini kaçırdı
Sen neden gözlerime bakmıyorsun?
Tekrardan kanmamak için.
Çenesindeki elimi tuttu ve çekmeye çalıştı bende yüzüne yaklaştım
Konuş...
Çenesindeki elime tekrardan baktı... Sadece ikimiz vardık ve bu sessizlikte sadece nefeslerimizin sesi vardı. İsmail'in nefes alış verişi değişti hala elimi tutuyordu... Gözlerim dudaklarına kaydı cesaretle yavaşça dudaklarına yaklaştım o anda dudaklarıma fısıldadı
Dur...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |