
Ben ağlarken yağmur başladı... Yağmur üzerime yağarken üstüm başım sırılsıklam oldu... Oradan geçen biri omzuma dokundu... Arkamı döndüğümde elinde şemsiyesi ile bana bakan genç bir kız gördüm
İyimisin...
Değilim...
Yardım ister misin...
Hayır sadece oturup ağlamak istiyorum...
Ama bazen ağlamak bir çözüm değildir...
Suçlusu olduğun şeye ağlamamak zor değil mi... Çok zor ben her zorluğun üstünden geldim ama bunun üstünden gelemiyorum sadece ağlamak istiyorum içimdeki tüm acıları akıtmak istiyorum...
Suçlusu olduğun şey eğer davranışlar yüzünden koyulan mesafelerse hiç ağlama çünkü değmez...
Neden... Sen eğer benim ne yaptığımı duysan burada benimle konuşmazdın...
Ne yaptın ki?
Gözlerimi kaçırdım
Sevdiğim kişiye ondan iğrendiğimi söyledim... Ona denedim ama olmadı olmuyor dedim onu ortada bıraktım sonra onun yanına gittim ve özür diledim ama artık bana dayanamadığını söyledi sonra bana aynı şekilde bende senden iğreniyorum dedi. Bende neden yapıyorsun dedim oda bana sen başlattın ben bitirdim dedi sonra kendimi burada buldum.
Ondan iğrendiğini söyleyip kapısına mı gittin? Özür diledin ve oda intikam aldı. Özür dilerim ama haketmişsiniz çünkü hata sizde ama bu hata için burada ağlamaya değmez
Kız yanımdan ayrıldı ve olduğum yerden kalkıp gece gece evime doğru yürüdüm.
Eve vardığımda ışıklar açık bile değildi. Annem ve babam uyumuştu daha fazla beklemeden odama geçtim.
Yatağımın kenarına oturup öylece daldım... Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı göğsümün tam ortasında bir ağrı hissettim. Elimle boynuma dokunup olanları düşündüm.
Acımasızca öpüşürleri,dudakları kulağıma değerken fısıldadıkları aklıma geldikçe deliriyordum. Ellerimi yavaşça dudağıma götürdüm ve yaşadıklarımızı düşündüm.
Gözlerime uyku girmedi.Sabah olduğunda gözlerim şişmişti aynanın karşısına geçip göz altlarımı kapattım ilk defa yaptım bunu hayatımda hiç yüzme kapatıcı sürmemiştim ta ki bugüne kadar... Gözlerimin altını kapattıktan sonra gözlerim tekrardan doldu çünkü bu aynadaki yüz bana ait değildi.
Sanki başka biri gece boyunca benim yerime ağlamıştı...Okula gitmem gerekiyordu gitmemek bir seçenek değildi gitmek de kolay değildi.
Yavaş adımlarla merdivenlerden indim ve kapıyı açıp arabaya doğru yürüdüm. Arabaya binip anahtarı çevirdim. Kısa bir süre direksiyon başında bekledim öylece.
Kalbim tekrardan sıkıştı. Derin nefes alıp okula doğru sürdüm...
Okula geldiğimde arabayı otoparka park edip sınıfa doğru ilerledim
Sınıfa girdiğimde ilk fark ettiğim şey seslerin bir anlığına bile olsa azalması oldu sonra tekrar devam ettiler ama o kısa sessizlik bile yeterdi.
Sıraya oturdum. Ellerim masanın altında birbirine kenetlenmişti. Kendimi tutmaya çalışıyordum...
Tam o sırada kapı açıldı.
İsmail içeri girdi ama yalnız değildi.
Yanında bir kız vardı. Onunla aynı sıraya kadar yürüdüler. Bir şey anlatıyordu kız, gülüyordu. İsmail de… dinliyordu.
Ama o dinleme hali bile farklıydı.
Kız bir şeye güldü, İsmail de hafifçe gülümsedi.
O gülümseme…bende olmayan bir şeydi artık.
Nefesimi tutmaya çalıştım ama boğazım sıkıştı. Gözlerim istemsizce doldu. Hemen başımı eğdim görmemek için ama görmeyi bırakamıyordum...
Sanki gözlerim ihanet ediyordu bana, kız ona biraz daha yaklaştı, kulağına bir şey fısıldadı. İsmail eğildi, dinledi. Çok yakınlardı fazla yakın, olmaması gereken bir yakınlık gibi.
Kalbim sıkıştı.
Bu kıskançlık mıydı? Hayır… hayır sadece kıskançlık olamazdı. Bu yerini kaybetme hissiydi sanki biri benden bir şeyi çalmıyordu ben zaten kaybetmiştim de şimdi sadece izliyordum. Parmaklarım titredi. Dizlerimi sıkıca tuttum. Kendimi tutmaya çalıştım ağlamamak için...
Ama gözlerim dolduğunda artık geç kalmıştım hızla başımı çevirdim. Görmemek için ama görüntü zihnime kazınmıştı bile.
Ben ne yapıyordum?
Dün gece kapısında ağlayan bendim. Senden iğreniyorum diyen bendim.
Ama şimdi…Şimdi onun bir başkasıyla gülüşünü izleyip içi parçalanan da bendim.
Sıramda küçülmüş gibi hissettim. Sanki herkes büyümüş de ben orada kalmışım gibi. Ders başladı ama hiçbir şey duymadım.
Sadece kalbimin sesini duydum o ses, sürekli aynı şeyi söylüyordu.
Geç kaldın...
Başımı eğdim. Defterime baktım ama hiçbir şey görmedim.İsmail’e bakmamaya çalıştım ama bir kere gördükten sonra, görmemek imkânsızdı.
En kötüsü şuydu… O bana bakmıyordu bile sanki gerçekten hiç olmamışım gibiydi.
Ders bitene kadar yerimden neredeyse hiç kıpırdamadım. Sanki hareket edersem herkes benim ne hissettiğimi anlayacakmış gibi geliyordu. Oysa zaten anlamış olabilirlerdi. Çünkü insanın içi bu kadar açıkken saklanması pek mümkün olmuyordu.
Ders bittikten sonra herkes ayağa kalktı insanların sesi sınıfın içinde yankılandı. Ben biraz daha geç kalktım. Çıkmak istemiyordum ama kalmak da istemiyordum. İkisi de aynı derecede zor geliyordu.
Koridora çıktığımda kalabalığın içinde kaybolmaya çalıştım. Ama bazı şeyler saklanmaya izin vermiyordu. Özellikle de içindeki kırılma. İleride onu gördüm yine. İsmail'i..m
Aynı koridorda, aynı insanlar arasında. Ama bu sefer farklıydı. Yanındaki kız hâlâ oradaydı. Birlikte yürüyorlardı. Kız bir şey anlatıyordu, İsmail dinliyordu. Ama bu dinleme hali dün gece bana bakan adamla aynı değildi... Bu uzaklık bana iyi gelmiyordu.
Kalbim istemsizce hızlandı. Gözlerimi kaçırdım. Görmemem gerekiyordu ama bakmamak daha çok acıtıyordu. Sanki gözlerim zorla geri dönüyordu ona.
İsmail kızın saçlarını kulağının arkasına alarak yüzüne gülümsedi.
Dün geceki o soğuk bakışı hatırladım. Senden iğreniyorum dediği anı şimdi… başka birine gülümsüyordu.
Adımlarım yavaşladı. Bir an duracak gibi oldum ama durmadım. Çünkü durursam çökecektim.
Tam o sırada İsmail’in gözü bir anlığına bana kaydı. Yüzü düştü ardından kıza döndü tekrardan yüzü güldü.
Göz göze gelmedik bile sadece aynı anda aynı yerdeydik sanki ben sadece kalabalığın bir parçasıydım.
Boğazım yandı hızlıca yürüdüm. Tuvalete girdim ve kapıyı kapattım. Nefes aldım ama yetmedi. Aynaya baktım.
Yüzüm solgun, gözlerim yorgundu.
Ellerimi lavaboya tuttum. Suyu açıp yüzümü yıkadım...
Ayaklarım beni okulun arkasındaki boş bahçeye götürdü. Kimsenin pek gelmediği, ağaçların arasında sessiz kalan o yere. Sanki içimdeki gürültüye denk tek yer orasıydı.
Bir banka oturdum ellerimi dizlerimin arasına aldım. Başımı eğdim. Nefes almaya çalıştım ama her nefes daha ağır geliyordu.
Telefonum titredi.
Poyraz.
Neredesin
Sesini duymak bile garip bir şekilde iyi geldi.
Okulun arkasındayım dedim.
Kısa bir sessizlik oldu.
Geliyorum dedi.
Bir süre sonra adımlarını duydum.
Poyraz geldiğinde konuşmadı. Yanıma oturdu. Bir şey sormadı. Sadece oradaydı..
Poyraz ayağa kalktı.
Hadi burada kalmak seni düzeltmez...
Ayağa kalktım okulun kapısına doğru yürürken bir an arkama baktım. İsmail hala arkamdaydı ama artık bana değil, tamamen başka biriyle ilgileniyordu.
Poyraz’la birlikte okulun önüne doğru yürürken içimdeki ağırlık hala geçmemişti. Sanki kalbim yerine değil de cebime konmuştu da her adımda düşecek gibi sallanıyordu.
Kapıya yaklaştığımızda sesler duyuldu.
Önce bağırışlar sonra itişme kalabalık bir anda ikiye bölündü.
Başımı kaldırdım
İsmail ve karşısında birkaç kişi.
Ne olduğunu anlamadım önce. Ama herkesin bakışından olayın basit bir tartışma olmadığı belliydi. İsmail’in çenesi sıkılıydı. Yumruğunu açıp kapatıyordu.
Poyraz hemen durdu.
Gitme dedi bana sert bir sesle.
İsmail kalabalıkla tek başına ilgilenirken Poyraz elimden tutup beni kenara çekti
Sakın yaklaşma! İsmail şu anda iyi değil sana da zarar verebilir!
Ama o kalabalıkta onada zarar verebilirler!
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |