
"Tamam o zaman eğer ikiniz kavga ediyorsanız ikinizide okulun daha ikinci gününden cezalandırıyorum hakketiniz bu kağıtları siz toplayıp sırasıyla asıcaksınız ve sınıfıda temizliceksiniz."
Öğretmen tüm sınıfı dışarı çıkarttı ve İsmail ile beni sınıfta bıraktı İsmail sinirle bana döndü.
"Herşey senin yüzünden oldu şimdi topla burayı."
"Ne saçmalıyorsun sen asıl bunun suçlusu sensin."
"Bak hala bana suç atıyorsun kendine gel sabah bana çarpıp herşeyi karmakarışık hale getiren sensin şimdi dediğimi yap."
"Neden herşeyi bana bırakıyorsun ki biraz yardım etsen ölürmüsün? Siz erkekler hepiniz aynısınız! Ben anlamıyorum baban nasılsa sen öylesin kesin! Başka ne olacak erkekler babalarına benzer derler inanmazdım."
"Sen ne saçmalıyorsun babamdan sana ne! Ne ilgilendirir seni onunla beni kıyaslama sakın."
"Neden pek bir farkın yok ondan kötü birimi senin baban çünkü öyle davranıyorsun ki öyle anlaşılıyor."
İsmail bana yaklaştı ve geri adımlarla ondan olabildiğince uzaklaştım.
"Buradan defol git."
"Elimde olsa gidicem ama burayı temizlemeden ve bunları yapıştırmadan çıkamayız ceza bu."
"Dedi Fatma ve hiç bir iş bile yapmadı daha."
"Yapmak zorunda değilim ya şu anda sırf senin yüzünden burada ceza aldım ve seninle burada iş yapmak zorundayım ama ne derler nefret ettiğin ot burnunun dibinde bitermiş."
"Konuşacağına geç yerdeki kağıtları ambalajları topla sınıfı temizle."
Emir vererek konuştuğu için ne kadar sinir olsam da sustum ve işe başladım kağıtları topladım ve çöpe attım. İsmail'de panoya kağıtları asarken iğne istedi ve iğneyi bulmaya çalıştım.
"Sen bakma sen körsün çünkü! İkii saat burada beklemek istemiyorum tut şunu sen ben bulurum iğneyi."
Geçip panoya kağıdı tuttum ve İsmail gelip iğneyi batırdı. Hepsini yaptıktan sonra öğretmen kapıyı açtı, bizi tebrik edip sınıfa geçti. Ders bitince sınıfa yeni biri girdi.
"Merhaba burası mimarlık fakültesi mi?"
İsmail alaycı bir tavırla cevapladı
"Yok burası ilk yardım merkezi."
"Hayır doğru yer mimarlık fakültesi sen yenimisin?"
"Evet ben yeni geldim."
İsmail güldü ve konuştu
"Bu sınıf tam sana göre dostum karşısındaki kız kör seni belki görmüyordur arkadaşları var benim arkadaşım ile çıkıyor işte ilk günden sevgili oldular,burası sınıf değil tımarhane."
"Gerçekten körmüsün?"
"Hayır değilim sen onu ciddiye alma gel geç otur ben sınıfı tanıtayım sana."
"Sevgilin çok şakacı sanırım."
"Hayır yanlış anladın o benim sevgilim değil benim sevgilim olmadı! Böyle erkeklerden nefret ederim özelikle bundan nefret ediyorum kendisi çok bencil biri senin adın ne bu arada?"
"Ben Akın peki senin adın ne?"
İsmail yine yerinde duramadı ve alaycı şekilde cevapladı
"Onun adı Bayan kör yani kısaca ona kör diyebilirsin soyadı da sağır."
"Hayır adım Fatma Koçari dediğim gibi onu ciddiye alma."
İsmail alaycı tavırla güldü, Akın bana yaklaştı ve konuştu.
"Sanırım seni seviyor çünkü seninle uğraşmaktan başka bişey yapmıyor."
"Hahaha İsmail mi? Onu daha dün gördüm ve o gerçekten çok bencil biri hem o aşka inanmıyor yani kendisi öylesine takılıyor."
"İlk dediği doğru daha dün tanıdım diğer dediği yanlış ve sen yanlış anladın bak dostum sende ileride bu kızla konuştukça anlıcaksın hiç bişeyi anlamıyor ve suçu asla kendi kabul etmiyor dinle şimdi sabah bana çarptı ve kağıtları düşürdü sonra tüm suçu bana attı."
"Yalan söylüyor o aptal onu dinleme."
"Aptal mı sen bana küfür mü ettin? Sen bana küfür edemezsin o sesini kes ve git buradan."
"Off ne haliniz varsa görün." deyip oradan uzaklaştım ve İsmail, Akın ile birlikte dışarı çıktı.
Simay yanıma geldi ve konuştu
" Yeni biri gelmiş".
"İyi birine benziyor."
"Evet yeni geldi buraya ama hemen ayak uydurdu baksana İsmail ile birlikte geziyor şimdi."
"Bu kötü haber işte." diyip güldük...
Sonra Alya yanıma geldi üzülerek konuştu
"Ben sanırım Mehmet'i sevmiyorum."
"Ne saçmalıyorsun Alya daha dün sevgili oldun şimdi ne oldu birdenbire?"
"Geçen biriyle flört ediyordum o buraya gelicekmiş."
"Ne diyorsun sen yani flörtün varken Mehmet ile sevgili mi oldun?"
"Hayır sevgili değildik."
"Evet sevgiliydiniz çocuk sana seni seviyorum dedi sende ona bende seni seviyorum dedin siz ikiniz artık sevgilisiniz bundan kaçış yok."
"Hayır var onu kendimden soğutucam."
"Alya İsmail'i haklı çıkarttın..."
"Gönül işi bu Fatma eğer sevmiyorsan bitmiştir gerçek aşk önemli olan."
"Tamam o zaman Mehmet ile konuş sen."
"Hayır olmaz onun karşısına geçip ben seni sevmiyorum başka biriyle flörtüm oda bu okula gelicek mi dicem çok kötü olur."
"Sevmiyorsan söyle ki seninle ilgili kurduğu hayallerine bir son versin artık bugün seni cafeye götürmek istiyordu ama tabiki sen sadece günlük kullanım gibi davrandığın için şimdi çocuk hayal kırıklığına uğricak."
"Bana ne ben onu sevmiyorum artık."
"Tamam o zaman bitir gel bekliyoruz seni." derken ders saati geldi ve tüm sınıf içeri girdi ardından Mehmet elleri arkasında Alya'nın yanına geldi.
"Alya bakarmısın bana."
"Ne oldu yine ne var?"
"Sana hediye aldım."
"Ne hediyesi aldın yine fakir hediyelerinden mi aldın?"
"Ne diyorsun sen Alya? Seni düşündüm ve sana bir hediye aldım."
İsmail kapıdan içeri girdi ve sırasına geçip olayı izledi.
"Dinle Mehmet benim aslında şu anda bir flörtüm var ben onu seviyorum seni sevmiyorum ben sadece..." derken İsmail alkışladı ve ayağa kalktı.
"Böyle olacağını biliyordum." deyip gülümseyerek dudaklarını kıvırdı.
Mehmet arkasında tuttuğu çiçeği yere attı ama çiçekte bir farklılık vardı. Hemen eğilip çiçeği aldım, çiçeğin saplarında notlar vardı. Mehmet Alya'ya çok güzel bir hediye hazırlamıştı ama
Alya ona böyle davranınca tüm sevinci kursağında kalmıştı. İsmail haklı çıktığı için Mehmet ona yaklaşıp konuştu
"Haklıydın İsmail... Gerçekten her kadın aynı hiç fark etmiyor hepsi aynı aldatmak onların ikinci ismi olmuş."
Sözünü kestim
"Herkes aynı değildir Mehmet! Bazen insanlar hata yapar ve bu konudan ders çıkarır."
İsmail bana dönüp bağırdı
"Sen kes sesini sende kadınsın senin ne farkın var onlardan! Sizin gibileri iyi bilirim ben önce saf masum rolü sonra seviyorum sonraki gün sen kimsin tanımıyorum sonraki gün başka biri öyle öyle fahişe olursunuz."
"Tamam o zaman senin annende bir kadın demek ki oda bir fahişe!"
"Bana bak eğer bir daha annem hakkında böyle konuşursan-"
"Ne yaparsın dövermisin sövermisin hiç bişey yapamazsınız sen bir hiçsin İsmail sen daha iki günde kendini kanıtlayan serseri birisin kendini havalı zannediyorsun ama zavallısın!"
"Sen ne cüretle benimle böyle konuşuyorsun!"
İsmail bana doğru yavaş adımlarla yaklaştı bende korkmadığımı göstermek için yerimde durdum.
"Seninde dilin var konuşuyorsun hadi şimdi gözlerime bak söyle konuş hadi söyle yine söyle bana annem hakkında dediklerini gözlerime bakıp söyle bekliyorum."
Mavi gözlerine bakmadan konuşmaya çalıştım, kalbim nedense çok hızlı atıyordu ve sesim titriyordu. Sonunda konuşmaya başladım
"Tamam o zaman söylüyorum senin annende bir kadın demek ki oda b-bir..."
İsmail çenemden tutup başımı kaldırdı tüm sınıfın gözleri üstümüzdeydi.
"Fatma bana bak sadece ve yine söyle sakın gözlerini kaçırma."
"S-senin a-annende bir kadı yani kadın kadın d-demekki..."
İsmail elini çekip yine gülümseyerek sol dudağını kıvırdı.
"Gördüğün gibi gözlerimin içine bakarken konuşamıyorsun bile yaptığın tek şey kekelemek konuşmayı unuttun birşey söylemeden önce iki defa düşün ve ona göre konuş tabiki konuşabilirsen."
Duraksadım ve İsmail yüzüne bakmadan sırama oturdum. "Neden kekeledim ki konuşmak bu kadar zor olamaz gözlerine bakmak çok zor olmamalı bu kadar basit birşeyi nasıl yapamadım nasıl..." diye düşünürken öğretmen bana seslendi.
"Fatma senmisin neden iki saattir beni duymazdan geliyorsun sen?"
"Özür dilerim gerçekten çok dalgınım efendim."
"O biraz sağır efendim gözleri de kör ayrıca konuşmayı bile beceremiyor tek yaptığı şey d-d a-a başka bişey bilmiyor."
"Çok mu komik?"
Gülümseyerek önüne döndü ve sinirle gözlerimi kısıp derse odaklandım
Ders bittikten sonra Alya tek başına sınıftan çıktı.
"Nereye gidiyorsun?" dediğimi duymadı bile derken Simay yanıma geldi.
"Alya'ya ne oluyor anlamıyorum bu gelecek kişi uzaktan geliyor diye makyaj yapmış süslenmiş kim ki bu kişi."
"Bilmiyorum ama bildiğim tek şey Mehmet çok üzüldü bu duruma."
İsmail ve Mehmet beraber sınıftan çıktı ardından Akın yanıma geldi.
"Merhaba Fatma bana okulu gezdirirmisin?"
"Tabiki Akın gel benimle."
Teneffüs boyunca Akın ile okulu gezdik tam o sırada İsmail ile Mehmet'i tıp fakültesinde gördüm ve bir bahane ile Akının yanından ayrılıp onların yanına yaklaştım. İsmail konuşmaya başladı.
"Nerede kaldı bu şerefsiz ne zaman gelicek."
Mehmet sinirle cevap verdi.
"Yakında gelir az kaldı."
"Gelsin gelsin biz onu çok güzel ağırlicaz gelsin sikicem belasını!."
"Bol yumruklu küfür servis edicem ona."
Ne konuştuklarını duydum ama kim hakkında olduğunu bilmiyordum sonra Alya da oraya geldi ve Mehmet hiç bakmadan arkasına döndü.
Bir araba durdu ve içinden kumral uzun boylu biri çıktı. Alya hayranlıkla bakıyordu ve onun kucağına koştu sıkıca sarıldı ve Mehmet'in önünde onu öptü. Onu böyle görünce yanına gittim.
"Bu kim Alya?"
"Bahsettiğim kişi."
"Merhaba ben Alperen peki siz?"
"Ben Fatma, Alya'nın arkadaşıyım."
İsmail sinirle arkamızdan geldi ve Alperen'e "Beni özledin mi orospu çocuğu!" diye sorup yumruk attı...Yumruk yumruğa kavga etmeye başladılar
O kadar sert vuruyordu ki Alperen'i yere sermişti hemen üstüne Mehmet gelip daha kötü şekilde dövmeye başladı.
Alya ne kadar bağırsa da kimse önemsemiyordu kılını kıpırdatan yoktu bir cesaretle kavganın arasına girdim ve İsmail bana sertçe yumruk attı tam çenemin üstüne çok sert bir yumruk yedim, işe yaramıştı kavga durmuştu ama olan yine bana olmuştu.
"Fatma iyimisin Fatma bana bak aç gözünü lütfen."
Sesler bomboş bir evde yankılanıyor gibi geldi kulağıma, çenemde acı hissediyordum yavaş yavaş gözümü açtım ve etrafa baktım beyaz ışıklar etrafımda annem ve babam vardı.
"Kızım ne oldu iyimisin?"
"İyiyim a-anne çenem ağrıyor."
Doktor gülümsedi ve konuşmaya başladı
"Sıkıntı yok iki güne iyileşir iyiki göze denk gelmedi merak etmeyin sadece ağrısını hissedeceksiniz iz falan kalmadı küçük bir kanama var oradanda bişey olmaz."
Annem ve babam telaşla sordu
"Nasıl oldu kızım bu? Kim yaptı?" diye sordu. Bende sustum çenemin ağrısı ile konuşmam zor ve acılı oluyordu. Annem ve babam beni hastaneden alıp eve götürdüler ardından eve gelince yatağıma yattım ve Simay ile Alya'nın attıklarını okudum.
"İyimisin hepsi benim yüzümden oldu özür dilerim Fatma dün Mehmet bugün sen ben kötü biriyim gerçekten özür dilerim."
Simay’dan gelen mesajı açtım
"Geçmiş olsun Fatma umarım iyisindir bu arada numaranı defterinde buldum ve Alya'ya da verdim defterine numaranı yazman iyi oldu."
Hepsine cevap verip rahatça yatağıma yattım.
1 hafta sonra
Sonunda çenem daha iyiydi şimdi okula gidebilirdim. Üstümü giyindim ve okula doğru yürümeye başladım. Arkamdan biri seslendi
"Fatma"
"Fatma benim Mehmet lütfen dur özür dilerim benim yüzümden oldu eğer kavga etmeseydik.... Şimdi iyimisin?"
"İyiyim merak edilecek bişey değil küçük bir yara sadece az bir acısını çektim."
"Bunu sana İsmail yaptı peki senden özür diledi mi?"
"Hayır bana hiç bişey demedi."
"İsmail yine kendi olmuş! İnsan bir özür diler hiç umrunda değil! Onun adına ben özür dilerim."
"Gerçekten önemli değil benim anlamadığım neden Alperen ile kavga ettiniz?"
"O çocuk İsmail'in ezeli düşmanı hiç iyi biri değil ve şimdi Alya onunla flörtmüş nasıl olurda gidip o kadar insan içinde aynı kişiyi bulur anlam veremiyorum."
"Boşver ya herkesin kendi hayatı."
Sınıfa girdiğimde masamın üstünde bir kağıt farkettim ve hemen kağıdı açtım...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |