
Dersin sonuna geldiğimizde öğretmen,
"Evet gençler yarın ders yok, gününüzü güzel geçirin." dedi.
Alya ve Mehmet yanımıza geldi.
"Biz yarın için plan yaptık."
Ben merakla sordum.
"Ne planı yaptınız?"
Mehmet karşımıza geçip konuşmaya başladı.
"Şimdi yarın ilk önce bir cafede buluşup içecek alıcaz. Bir de pizza ve çıtır tavuk düşündük, yanında patates kızartması da olur... Asıl bomba, korku evine gitmeyi düşünüyoruz."
"Nasıl yani yarın tüm gün bunları mı yapıcaz?" dedim gülerek.
"Evet, korku evine gidicez." dedi Mehmet
İsmail kollarını kavuşturdu ve konuştu
"Peki bu korku evini hanginiz düşündü?"
Alya ve Mehmet sustu...
Yazardan
Alya: "Benim aklımda bir plan var."
Mehmet: "Neymiş o Eluram?"
Alya: "Sevgilim bak, şu anda seninle burada beraber olmamız, böyle konuşuyor olmamız hep Fatma ve İsmail sayesinde."
Mehmet:"Eee?"
Alya: "Eee'si... Diyorum ki İsmail ve Fatma'nın arasını mı yapsak? Hatırladın mı seni ve beni aynı odaya kitlemişlerdi, sonra yeniden aşık olduk, hatta öpüşmemiz orada oldu, hatırladın mı?"
Mehmet'in: "Evet ama İsmail, Fatma'nın gözlerini kapattı. O asla böyle bir şey yapamaz, hahahahaha."
Alya: "Hatırladım çok komikti... Yapar yapar, ona o güveni vermek için Fatma ile konuşmam lazım. Yani planı bilmeyecek ama bilmeden İsmail'e aşık gibi davranıcak..."
Mehmet: "Tamam kabul ediyorum, yapalım gitsin. 4'lü date yaparız."
Alya: "Hahahhaha çok güzel olur, ben de onu diyorum zaten. Arkadaşlarımız sevgili olursa rahatça zamanımız olur."
Mehmet: "O zaman bugün onlara söyleyelim."
Alya: "Tamam, ben korku evinde olacaklar için sabırsızlanıyorum."
Mehmet: "Ben de sabırsızlanıyorum... Çok güzel düşündün sevgilim."
Alya, Mehmet'in dudaklarına küçük bir öpücük kondurup uzaklaştı.
Mehmet: "İkimiz yapıcaz bunu..."
Fatma'dan
"Peki tamam." dedim ve İsmail de başını salladı, sonra konuştu.
"Bana uyar."
"Tamam o zaman yarın buluşuyoruz." dedi Alya sevinçle.
"Evet." dedim gülerek.
Filayn yanımıza geldi.
"Eğer korku evinden korkan olursa bir ay boyunca ona korkak tavuk diyecez."
"Öyle mi?" dedim Mehmet'e bakıp.
"Evet öyle." dedi ve Alya , Mehmet'e bakıp konuştu.
"Bence İsmail korku evinden korkmaz ama Fatma korkar."
"Hayır, ben korkmam." dedim kendimden emin bir şekilde.
"Görücez." dedi İsmail, sol dudağını kıvırarak.
Çantamı aldım ve Alya'ya sarılıp oradan uzaklaştım.
Evin yolunu tuttum, aklımda hala "Eğer bir daha benimle uğraşırsan ve dalga geçersen seni öperim" demesi dolanıyordu. Bu söz resmen kafamın içinde hapis kalmıştı.
Eve geldiğimde annem yüzü asık şekilde yanıma geldi.
"İyi misin anne?"
"Kızım baban ve biz buradan gidiyoruz, sen artık tek başınasın."
"Hayır anne, böyle bir şey olmaz. Ben de gelicem, beni bırakmayın."
"Babaannen ve teyzen buradalar, onlar seninle ilgilenirler."
"Ama anne ben seni ve babamı istiyorum, onları değil."
"Fatma küçük bir kız değilsin. Küçük bir kız çocuğu sahibi olucak yaştasın, eğer evlenirsen de benden ayrılacaksın."
"Hayır anne, lütfen gitmeyin. Ben günümün nasıl geçtiğini, neler olduğunu kime anlatıcam..."
"Babaannene ve teyzene tabi ki. Eminim onlar seni çok samimi bir şekilde dinleyecektir."
"Hayır istemiyorum."
"Özür dilerim kızım ama babanla birlikte bazı işlerimiz var. Yeni hayatımıza orada devam edicez ve sen maalesef yoksun. Artık büyüksün, bizi ziyarete gelirsin, belki bir iş sahibi olursun."
"Hayır anne, istemiyorum. Okulu bırakırım ama asla sizi bırakmam."
"Hayır sakın Fatma."
"Ama sizi çok seviyorum anne..."
"Baban ve ben çoktan kararımızı verdik Fatma. Çok az kaldı, bu hafta sonu gidiyoruz..."
"Peki ya ben... Ben eğer bu evde tek başıma kalırsam korkarım."
"Bu yüzden ev senin, ama sen teyzenle ya da babaannen'le kalacaksın."
"Tamam anne... Siz mutlu olun, ben elimden geldikçe sizinle iletişime geçicem."
Annem ağlamaya başladı ve bana bakıp kollarını açtı. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı ve anneme sıkıca sarıldım.
"Eğer istediğin bir şey olursa bize ulaştır kızım."
"Şu an tek isteğim gitmemeniz... Ama imkansızı seçemem."
"Peki günün nasıl geçti?"
"Çok güzeldi, hatta yarın arkadaşlarımla gezmeye gidiyoruz, bu yüzden çok mutluydum."
"Ne güzel, peki ne giyeceksin?"
"Şimdi onları ayarlıycam."
"Tamam kızım, sen ayarla."
"Tamam anne." deyip odama çıktım.
Odama çıktığımda hala aklımda o an canlanıyordu... beni duvara yasladı, kollarımı etkisiz bıraktı, o an etkisiz hale geldim ama bana zarar vermedi.
Yatağıma geçtim ve göz bandımı taktım.
Ertesi sabah erkenden kalktım. Üstüme dar bir t shirt giydim iplerini sıktım, altıma siyah şort etek giydim.
Aşağı indiğimde annem bana tost yapıp not bırakmıştı...
"En sevdiğin salamlı kaşarlı tost Fatma, afiyet olsun :)"
Tostumu alıp kapıyı kapattım. Yan taraftaki Porsche'ye baktım.
"Bu İsmail'in arabası... Ne işi var burada?"
Arabadan inip yanıma geldi.
"Eee hadi gitmiyor muyuz?"
Ağzımda tostla cevap vermeye çalıştım, ardından elime aldım
"Evet gidiyoruz da neden beraber gidiyoruz?"
"Fatma hani benim de arabam var ya? Bununla gitmek varken neden yürüyerek gidelim."
"Haklısın."
"Eee o zaman gidiyoruz."
"Evet gidiyoruz." dedim ve arabaya geçtim.
"Hatırlıyor musun, en son arabama bindiğinde maket ödevimiz vardı ve bunun üstesinden geldik."
"Evet, hem de tam puan aldık, üstüne sergide sergilenecek bir başarı kazandık."
"Evet çünkü bunu ikimiz yaptık Fatma..."
"Evet haklısın."
"İkimizin beraber oldukça yapamayacağımız şey yok."
"Evet öyle..."
İsmail arabayı durdurdu.
"Alya orada, yanında Mehmet var." dedim sevinçle.
"Yok başka biri olacaktı! Onlar sevgili ya hani her neyse dikkat et korkak tavuk olma."
"Olmam, sen merak etme."
"Merak etmiyorum ki, dikkat et bir yerini de kırma, başıma kalma diye söylüyorum."
Sinir olup koluna vurdum.
"Gıcık pislik!"
"Fatma."
"Ne?"
İsmail bana yaklaştı, çantamı düşürdüm. Hemen eğilip çantamı aldım ve Alya'nın yanına gittim.
"Selam, nasılsınız?" dedi Alya sevinçle.
"İyiyiz." dedim.
" Siz ikiniz beraber mi geldiniz?" dedi Mehmet
"Evet."
"Ne güzel." deyip Alya, Mehmet'in koluna girdi.
"Eee siz de bari askerlik arkadaşı gibi durmayın, biraz yan yana durun, yabancı turist değilsiniz..."
İsmail'in yanına yaklaştım, bana baktı. Hemen geri çekildim.
"Böyle iyi, siz devam edin." deyip cafeye geçtik.
Kafede Alya Mehmet'in yanına oturdu, İsmail ise benim yanıma. İçimde bir utangaçlık vardı.
İsmail koluma dokundu.
"Fatma'dan dünyaya, duyuyor musun beni? Her neyse, bu kız sağır, hep söylüyorum kendisi inkar ediyor ama bakın işte kanıtı."
Kendime geldim, İsmail'in koluna vurdum.
"Yalan söylüyor, sadece daldım."
"Efendim, siparişiniz nedir?"
"Ben kola istiyorum." dedim.
İsmail konuştu.
"Ortaya karışık pizza, yanında çıtır tavuk ve patates kızartması olsun."
"Başka bir şey istiyor musunuz?"
"Hayır." dedim.
"Hatırlıyor musunuz, Mehmet ile biz öpüşürken siz bizi görmüştünüz. İsmail, sen Fatma'nın gözlerini kapatmıştın."
İsmail başını salladı, önüne döndü.
"Peki Yasemin'in gerçekten yüzü ortaya çıkınca neler olmuştu, onu hatırladınız mı?"
Başımı salladım, sustum.
Alya ve Mehmet yanımızda samimi olmaya başladılar. Ben başımı yana çevirdim, İsmail ile göz göze geldim. Hemen utançla başımı çevirdim.
O anda pizza, çıtır tavuk ve patates kızartması geldi.
İsmail pizzaları tabaklara koydu. Herkese 2 dilim düştü, ardından tavukları ve patatesi paylaştırdı.
Mehmet pizzayı alıp Alya'ya yedirdi, kahkahalar attılar. Biz İsmail ile sessizdik.
Saçım önüme uçuştu, İsmail saçlarımı arkaya aldı, ellerini çekti. Ona bakıp gülümsedim.
Yemek bitince korku evine geçtik.
Mehmet Alya'nın belinden sarıldı ve içeri geçti. Biz İsmail ile sessizce yürüyorduk.
"İsmail Fırtına sessizliği böyle mi oluyor?" dedim.
"Of Fatma, seni hiç çekemem şimdi." dedi umursamaz tavırla.
"Bir şey mi yaptım sana? Neden böylesin?"
O anda bir ses geldi. Korkuyla durdum.
"Bir şey yok." dedi İsmail kısık sesle.
Işıklar kapandı. Bağırmamaya çalıştım.
İsmail elimi tuttu.
"Dikkat et İsmail, önümüze bir şey çıkabilir."
İsmail ayağını sert bir demire çarptı.
"Şu şom ağzını açmadan duramaz mısın sen?" derken başını demire çarptı.
"Yeter ama! Işıklar açılsın, olmaz böyle!"
Kırmızı korkutucu bir ışık açıldı. Korkuyla İsmail'e daha çok yaklaştım.
"Ne oldu, korktun mu?" dedi bana dönüp.
"Hayır, korkmuyorum."
Bir ışık gördük, oraya doğru gittik.
"Sonunda kurtulduk!" dedim sevinçle.
Ama kapı kapandı, kırmızı ışık açıldı.
"Bir daha asla korku evine gelmicem, çok korkunç gerçekten."
İsmail yanıma oturdu.
"Bu sefer iyi ki ışık var, az önce ışık yoktu."
"Ama bu kırmızı ışık çok korkutucu. Bence bize oyun oynuyorlar, zaten böyle şeyler hep benim başıma gelir."
"Kim bize oyun oynasın ki?" dediği anda ışık yeşile döndü.
Bağırmamaya çalıştım, çok korkuyordum bana "korkak tavuk" demelerini düşünmek bile istemiyordum...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |