8. Bölüm

8. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Ertesi sabah erkenden kalkıp yüzümü yıkadım ve üstümü giyip kahvaltı için tost yaptım. Tam tostu yerken Alya aradı.

 

“Günaydın Fatma.”

 

“Günaydın, nasılsın, iyimisin?”

 

“İyiyim, dün soramadım sana, şimdi iyimisin?”

 

“İyiyim, her neyse okulda konuşuruz, ben şimdi çıkıyorum.”

 

“Tamam, bende geldim sınıfta seni bekliyorum.”

 

Yolda yürürken Mehmet'i gördüm ve tostumu sardığım peçeteyi top haline getirip kafasına attım.

 

“Hangi salak attı onu ban-”

 

“Ben attım, salak.”

 

“Aa Fatma, sen iyimisin, yüzünde çizikler var.”

 

“Boşver onları, sen nasılsın? Alya nasıl?”

 

“Alya Alperen ile mutlu.”

 

“Öyle mi, nereden biliyorsun ki mutlu olduğunu?”

 

“Yoksa sen bişey mi biliyorsun?”

 

“Yani duyduğuma göre Alperen okuldan şutlanmış, yani atılmış.”

 

“Neden atılmış?”

 

“Sen bunumu merak ediyorsun şimdi, aaa, Alya boşta şu anda, diyorum bir fırsat var elimizde diyorum.”

 

“İsmail istemiyor ve İsmail haklı çıktı, yani ben İsmail'in dediği yapacağım.”

 

“Bak şimdi İsmail senin mutlu olmanı istiyor ve sen Alya ile mutlusun, öyle değil mi?”

 

“Evet ama o beni istemiyor.”

 

“İstemiyorum demedi, flörtüm var dedi ve o artık yok, en başta hata yaptı ama pişman oldu.”

 

“Haklısın, o zaman bugün ne yapacağım?”

 

“Bugün ben sizi baş başa bırakacağım, yukarı kata, ki boş sınıfta.”

 

“Aaa gerçekten, Alya gelir mi?”

 

“Tabiki gelir, sonra sizi kitliyorum, biliyorsun son ders boş.”

 

“Oha, çok akıllısın, gerçekten Fatma, bu fikir aklına nasıl geldi?”

 

“Alya'nın korku anında sen yanında olursan sarılacağı ilk kişi sen olursun, böylece Alya hem sana güvenir hem de yavaş yavaş aşık olur yeniden, ona küçük bir kıvılcım gerekiyor.”

 

“Yani sen de o kıvılcım benden size hediye olsun diyorsun?”

 

“Evet, öyle diyorum.”

 

Mehmet ile sınıfa girdik ve sırama oturdum, ardından Alya yanıma geldi.

 

“Günaydın Fatma, yüzüne ne oldu?”

 

“Hiç bir şey, sadece çizik.”

 

“Peki sana bişey sorucam, dün Mehmet beni aradı, yani senin evinin adresini istemek için aradım dedi de ben inanmadım, sanki hala bana aşık gibi, beni hala seviyormu?”

 

“Dur bi dakika, bende sana bişey sorucam, Alperen'e ne oldu?”

 

“Okuldan atıldı.”

 

“Neden atıldı?”

 

“Suç işlemiş ve bana gitmeden önce seni sadece kullandım dedi.”

 

Alya'nın gözleri doldu.

 

“Şerefsiz, bunu nasıl söyler?”

 

“Oysaki ben onu öptüm, of ya pişman oldum.”

 

“Yani yanlış yaptın ama hala farkında olmadan birini kendine aşık ettiğinin farkında değilsin.”

 

“Kimmiş o, yoksa bana aşık olan kişi düşündüğüm kişi mi?”

 

“Belki öyledir, belki değildir.”

 

“Hayır, söyle bana lütfen.”

 

“Hayır, söylemem.”

 

“Tamam o zaman, bu çizikler nasıl oldu, onu açıkla.”

 

“Beni kaçırdılar.”

 

“Kim kaçırdı?”

 

“Akın.”

 

“Nasıl, o seni mi kaçırdı?”

 

“Evet.”

 

“Peki, nasıl kaçırdılar, kocaman kızsın.”

 

“Bak biz İsmaille…”

 

“İsmail'le mi?”

 

“Ödev için, hani grup ödevi vardı, unuttun mu? Sen yaptın mı ödevi?”

 

“Hatırladım da, ödevi yapmadım çünkü Mehmet ile konuşamıyorum bile.”

 

Alya'nın kafasına vurdum.

 

“Neden konuşmuyorsun ki, sonuçta o senin arkadaşın.”

 

“Ama yaptıklarımız hiç arkadaşça değildi.”

 

“Ne yaptınız siz?”

 

“Hiç bir şey.”

 

“Yoksa siz öpüştünüz mü?”

 

“Hayır, öpüşmedik.”

 

“O zaman ne yaptınız?”

 

“Boşver ya, bitti zaten.”

 

“Haklısın.”

 

Alya sırasına geçti ve bende çantamdan yanık kremini çıkartıp yüzüme sürdü, ardından İsmail sınıfa girdi. Herkes birden ona baktı. Umursamaz bir şekilde yanıma geldi. Kalbim hızlı hızlı atıyordu, yüzümdeki kremi silmeye bile fırsatım olmamıştı.

 

“Günaydın,” dedi bende şaşırdım.

 

Gerçekten sınıfın ortasında bana günaydın mı diyordu...

 

Ben de kısık bir sesle, “Günaydın,” dedim.

 

“Daha iyi misin?” diye sordu, yüzüme dikkatlice bakarken.

 

“İyiyim,şey krem sürüyordum.”

 

Yanıma oturdu, birden parmaklarını yüzüme götürdü. İçimden bin tane şey geçiyordu, herkes bakıyordu ama o rahat davranıyordu.

 

“Ne yapıyorsun sen?” dedim telaşla.

 

“Yüzündeki kremi dağıtıyorum,Böyle çok komik görünüyorsun, seni ciddiye alamam.”

 

Yüzümdeki kremi dağıtırken utandım, gözlerimi kaçırdım. Tüm kremi dağıttıktan sonra geri çekildi ve gülerek konuştu

 

“Şimdi ciddiye alabilirim.”

 

Sınıftakiler uğultuyla konuşmaya başladı.

 

“Az önce onun yüzüne dokundu, bildiğin kremi dağıttı.”

 

“İsmail bir kıza iyi mi davrandı az önce?”

 

“Gözlerime inanamıyorum.”

 

Alya yanıma geldi ve Simay da hemen arkasından geldi.

 

“Az önce ne oldu kızım, söyle bize?”

 

“Bir şey olmadı, sadece kremi dağıttı.”

 

“Ama sana çok güzel baktı ya, dimi Alya?”

 

“Evet varya, keşke bana da böyle bakan biri olsa.”

 

“Varda, sen önemsemiyorsun Alya,”

 

Kapıdan içeri tanıdık bir yüz girdi.

 

“Yasemin, sen misin?”

 

“Fatma!”

 

“Hala inanamıyorum, Yasemin sen burdasın!”

 

“Evet, ben buradayım. Bu kızlar kim?”

 

“Onlar benim yeni arkadaşlarım.”

 

“Çok güzeller.”

 

“Teşekkür ederiz,” dediler ve Yasemin yanıma oturdu. Ardından sohbet etmeye başladık ve İsmail geldi.

 

“Burası benim yerim, yalnız.”

 

“Ne?”

 

“Yanlış yere oturdun,” diyorum.

 

“Bu kim Fatma?”

 

“O benim arkadaşım, Yasemin.”

 

“Şu, geçende bana en yakın arkadaşım dediğin kız mı?”

 

“Evet o.”

 

“Benden mi bahsettin ona, nasıl bahsettin, kötü biri olarak mı?”

 

“Hayır, iyi biri olarak.”

 

“Güzel kız dedin mi?”

 

“Neden diyim ki?”

 

Yasemin bana yaklaştı ve kulağıma fısıldadı.

 

“Güzel çocuk sarışın mavi gözlü, bu fırsat kaçmaz boy desen var-”

 

“Ne?”

 

İsmail sabırsız davrandı ve bağırdı.

 

“Az sonra ders başlayacak, yerimden kalk hemen!”

 

“Tamam kalkıyorum, neden bağırıyorsun ki?”

 

“Fatma, arkadaşına söyle, gitsin buradan.”

 

“Hop, orada dur, işte ben burada okuyorum artık.”

 

“Ne? O zaman sırana geç.”

 

“Sıram yok ki.”

 

“O zaman benim sırama oturma.”

 

İsmail bağırınca onu uyardım.

 

“Arkadaşımla, böyle konuşamazsın İsmail.”

 

“Ben senin arkadaşınla konuşmak istemiyorum, o zorluyor.”

 

Arkadaşım kalktı.

 

“O zaman giderim.”

 

“E bi zahmet.”

 

Yasemin en önde oturdu ve arkasına dönüp bana baktı. Ardından İsmail yanıma oturdu.

 

“Arkadaşın sorunlu mu?”

 

“Hayır, öyle söyleme...”

 

“O zaman neden bir sözü bin kere tekrarlamak gerekiyor- aaa hatırladım aynısı sende de geçerliydi, ben ne diyorsam kimin arkadaşı!”

 

Bak yine döndü dolaştı, bana patladı.

 

Öğretmen içeri girdi, değişikliği söyledi ve Yasemin'e kendini tanıtmasını söyledi. O da başını sallayıp ayağa kalktı.

 

“Benim adım Yasemin Suver, buraya geldiğim için mutluyum. Fatma benim arkadaşım ama yanındaki çok sevimsiz birine benziyor.”

 

“Asıl sensin sevimsiz.”

 

“Şşt, İsmail, sus.”

 

“O zaman o da bana laf atmasın.”

 

“Ben öylesine lafı ortaya attım, üstüne alınan alındı.”

 

“Öylesine attığım dediğin laf pekte üstüme alınmayacak bir şey değil sanki, ama sen bilirsin.”

 

“Gençler, sessiz olun ve kavgayı kesin.”

 

“O başlattı.”

 

“Hayır, asıl o başlattı.”

 

Yasemine baktım ve hala devam ettiriyordu, dayanamadım ve konuştum.

 

“İsmail, sen konuşmazsan Yasemin susar.”

 

“Suç bende mi Fatma, yoksa arkadaşında mı, onu söyle bana. Ama unuttum, senin en yakın arkadaşın değil mi?”

 

“Evet öyle, ama suç sende, karşılık veriyorsun ona.”

 

“Benim suçum yok, asıl suçlu arkadaşın ve sen bu kıza çok güveniyorsun ama öyle güvenilir birine benzemiyor.”

 

“Hocam, oradan bana laf atıyor.”

 

“Yok, ben lafı öylesine ortaya attım, üstüne alınan alındı.”

 

“Ama söylediğin laf üstüme alınmayacak bir şey değil sanki.”

 

“Beni kopyalama, az önce bende aynısını söyledim!”

 

“Yeter artık, susun, derse başlıyoruz şimdi.”

 

Derse bitti ve İsmail gitmeden onu durdurdum.

 

“İsmail, sana bişey söylicem.”

 

“Söyle, dinliyorum, özür mü dileceksin?”

 

“Hayır, asla, sadece Alya ve Mehmet hakkında.”

 

“Ha, onlar hakkında mı? Ne oldu?”

 

“Alperen okuldan atılmış.”

 

“Eee, ne var bunda?”

 

“Mehmet ve Alya'yı baş başa bırakacağız.”

 

“Nasıl yani, ne yapacağız?”

 

“Anlamıyor musun? Diyorum ki onların arasını düzeltmek için onları baş başa bırakacağız.”

 

“Güzel düşünmüşsün de, nasıl yapacağız? Çocuk değiller ya, kansınlar.”

 

“Bak şimdi, seninle birlikte boş sınıfı temizlicez, sonra onları oraya götüreceğiz, bir bahane bulup, sonra Alya ile Mehmet oraya gidince kapıyı kapatacağız, ışıkları kapatacağız. Onlar baş başa kalacak. Işıklar kapanınca Alya korkup Mehmet'e sarılacak.”

 

“O kadar emin misin, sarılacağına?”

 

“Evet, çünkü insan korktuğunda, endişelendiğinde yanındakine sarılmak ister, sıkı sıkı sarılıp rahatlamak ister.”

 

“Haklısın, iyi fikir, tamam o zaman yapalım. Bir de bu maketi ne zaman yapacağız?”

 

“Onu da yarın yaparız.”

 

“Tamam, o zaman başka bir şey yoksa gidiyorum ben.”

 

“Bişey yok.”

 

İsmail yanımdan gitti ve Yasemin yanıma gelirken İsmail'e koluyla çarptı.

 

“Pardon.”

 

İsmail sinirle bir şey demeden gitti ve Yasemin yanıma geldi.

 

“Fatma, seninle acilen konuşmamız lazım, hayatım.”

 

“Ne oldu Yasemin?”

 

“Ben aşık oldum, hem de öyle böyle değil, fena tutuldum.”

 

“Kime, hemen mi aşık oldun?”

 

“Ya buna ilk görüşte aşk denir.”

 

“Öyle mi, ilk günden, kime aşık oldun?”

 

“Sen biliyorsun, onu ama hiç sevmiyorsun, onu.”

 

“Kim, Akın mı, o okulda bile değil.”

 

“O kim? Bahsettiğim kişi o değil.”

 

“Peki, kim bu şanslı kişi?”

 

“İsmail.”

 

“Ne, İsmail mi?”

 

“Evet, o çok yakışıklı, kızım, tam benim tipim, sarı saç, beyaz ten, mavi göz, çok iyi saç kesimi falan da, ilk görünce içimden dedim, bu neymiş.”

 

“İsmail'e mi aşıksın şimdi?”

 

“Evet, hem de fena aşık oldum.”

 

“Peki, neden bana söylüyorsun şimdi?”

 

“Çünkü onun yanında oturan sensin, yani aramızı yapacak tek kişi sensin.”

 

“Şey, ben hiç bulaşmasam?”

 

“Hayır, senden başkası yapamaz, ona benden bahset, ‘güzel kız hiç sevgilisi olmadı’ de, yani Rıza, Ferit, Orhan, işte onlar hariç, diğerleri aklımda değil.”

 

“Ama sen onların hepsini aldattın diye duydum ben.”

 

“Ben mi? Ay hayır, asla öyle bir şey olmadı, yanlış duymuşsun, herkes yalan söylüyor hakkımda.”

 

“Peki, tamam, yapacağım.”

 

Yasemin bana sarıldı.

 

“Çok teşekkür ederim, canım arkadaşım.”

 

“Ne demek.”

 

“Tamam o zaman, bak İsmail geliyor, sen şimdi ona beni anlat.”

 

“Tamam, yapacağım.”

 

“Yasemin , sana güveniyorum,” deyip yanımdan gitti. Ardından İsmail yanıma oturdu ve bende Yasemin hakkında konuşmaya başladım.

 

“İsmail sana bişey sorabilirmiyim?”

 

“Sor, tabiki.”

 

“Senin sevdiğin kız tipi nasıl?”

 

“Ne? Neden soruyorsun bunu?”

 

“Sadece merak ettim.”

 

“Benim tipim kimseyi ilgilendirmez, yani sen de o yüzden bana böyle sorular sorma!”

 

“Tamam, o zaman şu anda sevdiğin biri var mı?”

 

“Fatma, bunu neden soruyorsun, gerçekten anlamıyorum seni.”

 

“Sadece merak ediyorum işte, söyle hadi.”

 

“Sevdiğim biri… Yok, benim sevdiğim kimse yok, seni ilgilendirmez bunlar, iki yüzüne güldüm diye hemen-”

 

“Ne saçmalıyorsun, ben sadece merak ediyordum.”

 

“Neden bunları merak ediyorsun o zaman, söylesene bana!”

 

“Bende bunu söylemiyorum çünkü seni ilgilendirmez, benim merak ettiğim şeyler.”

 

“Ama merak ettiğin kişi benim?”

 

“Evet, sendin ama şimdi değilsin, öküzsün sen.”

 

“Bak, yine başladın, her neyse.”

 

Dersleri işledik ve yukarı sınıfa çıktım, orayı temizledikten sonra Mehmet'in yanına gittim.

 

“Mehmet, planı uygulamaya hazır mısın?”

 

Mehmet kendini düzenledi ve konuştu.

 

“Umarım işe yarar Fatma.”

 

“Merak etme, işe yarayacak.”

 

“Ben şimdi Fatma'nın yanına gidip onu çağıracağım.”

 

Alya'nın yanına giderken Yasemin yanıma geldi.

 

“Ne oldu, ne dedi, İsmail?”

 

“Şey dedi, bunlar seni ilgilendirmez,” deyip bana kızdı.

 

“Gerçekten mi, tam erkek işte, baksana, bişey söylemiyor sana ama benimle uzun uzun konuşuyor.”

 

“Yaa, evet öyle, ama benim şimdi işim var.”

 

“Neymiş işin?”

 

“Boşver ya, sonra anlatırım.”

 

İsmail, Alya'nın yanına gitti ve bana baktı.

 

“Nereye bakıyorsun Fatma?”

 

“Hiç, karşıda biri var gibi geldi de.”

 

İsmail bana bakıyordu, bende bağırarak konuştum.

 

“Fatma, seni yukarıda bekliyor,” dedim ve Yasemin bana baktı.

 

“Ne, bekliyor?”

 

“Hiç kimse beklemiyor, ben bekliyorum.”

 

İsmail yine anlamadı, bende bu sefer uzaktan işaret ettim, kendimi gösterdim ve yukarıyı gösterdim. İsmail başını salladı ve Alya'ya döndü. O sırada Yasemin konuştu. “Delirdin mi sen?” deyip yanımdan gitti, bende İsmail'in yanına yaklaştım ve söyledim, o da Alya ile konuştu.

 

“İsmail , Fatma'yı gördün mü?”

 

“Hayır, yani evet, yukarı katta eski sınıfta ders çalışıyordu.”

 

“Öyle mi, tamam o zaman teşekkür ederim.”

 

İsmail başını salladı ve bende saklandım. Ardından Alya merdivenlerden yukarı çıkarken bende İsmail'in yanına gittim.

 

“Tamamdır, şimdi son adım, kapıyı kapatmak.”

 

“Tamam o zaman, hadi kapatalım.”

 

İsmail ile birlikte yukarı çıktık ve Alya içeri girdiği an kapıyı kapatıp içeri kitledik. Korkuyla hemen bağırdı.

 

“Kim kapattı, lütfen yardım edin, imdat!”

 

Yazar'dan

 

Alya korkuyla bağırırken Mehmet yanına geldi ve Alya'ya sıkıca ona sarıldı.

 

“Mehmet , ben korkuyorum, lütfen yardım et, iyi ki burdasın.”

 

“Korkmana gerek yok, ben buradayım.”

 

“Biliyorum ama ben gerçekten karanlıktan çok korkuyorum.”

 

Alya'nın konuşmalarını Fatma ve İsmail duyuyordu. O sırada Fatma karanlık sözünü duyunca aklına dün gece olanlar geldi,bir anda başı döndü, yaşadıkları onun için travma olmuştu. İsmail onu görünce hemen kolundan tuttu.

 

“İyi misin?”

 

“İyiyim, sadece başım döndü o kadar.”

 

“İyi görünmüyorsun.”

 

“İyiyim dedim ya sana, sadece başım döndü.”

 

“Tamam, öyle olsun. Ne zaman açacağız kapıyı?”

 

“Kapıyı birbirlerine karşı hislerini açıkladıklarında açacağız.”

 

“Fatma, sana bişey söylicem.”

 

“Ne diyeceksin?”

 

“Sen neden insanlara hep iyi davranıyorsun, onlara yardım ediyorsun?”

 

“Mutlu olmalarını istiyorum çünkü… Ben hep mutlu olmak istedim ve nasıl olmak istiyorsam insanlara öyle davranıyorum evet bu psikoloji gerçekten çok kötüydü, herkes alay etti, demedikleri kalmadı ama ben yine de herkes mutlu olsun istiyorum. Bilmiyorum neden böyleyim.”

 

“Ama herkese karşı böyle olursan bedelini ödersin, çünkü kimse bunu önemsemez.”

 

“Haklısın ama bu benim kendime olan inancım.”

 

İçeriden ağlama sesleri geldi ve Fatma ile İsmail konuşmayı bıraktı.

 

Mehmet konuşmaya başladı

 

“Alya, sana bişey sorucam.”

 

“Sor, tabiki Mehmet.”

 

“Beni hâlâ seviyor musun?”

 

“Mehmet, ben çok özür dilerim.”

 

“Biliyorum, beni sevmiyorsun.”

 

“Hayır, onun için değil, sana olan davranışlarım yüzünden çok yanlış yaptım, özür dilerim.”

 

“Yani bunun anlamı?”

 

“Evet, Mehmet, ben seni seviyorum.”

 

“Bende seni seviyorum, Alya, lütfen bir daha böyle bir şey yapma...”

 

“Çok pişmanım.”

 

Alya ile Mehmet sarıldı, ardından öpüşmeye başladılar ve Fatma ile İsmail kapıyı açıp kutladılar. İsmail görünce hemen Fatma'nın gözlerini kapattı.

 

“Çocuk değilim ben, İsmail.”

 

“Neden onun gözlerini kapatıyorsun ki? Hahaha.”

 

“Bilmiyorum, öylesine kapattım, görünce sizi öyle…”

 

Fatma'dan

 

Alya ve Mehmet barışmış, üstüne öpüşmüştü, bende şaşkınlıkla hala onlara bakıyordum. Üstüne üstlük İsmail gözlerimi kapatmıştı.

 

“Tamam o zaman, artık ayrılık yok dimi?” diye sordum.

 

“Evet, artık ayrılık yok,” deyip yine birbirlerini öptüler. İsmail konuştu.

 

“Bunu her yerde mi yapacaksınız, her an, her saniye?”

 

“Canımız ne zaman isterse yaparız,” deyip yine öptüler.

 

Bende Alya'ya baktım ve gülümsedim... İkisi de çok mutluydu. Ardından çantalarımızı alıp eve gittik.

 

Bölüm : 16.04.2026 16:09 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...