7. Bölüm

7. Bölüm

Kyula
kyulaseng

Gece olmuştu ama ben hâlâ Galata Kulesi’nin çevresinde dolaşıyordum. Herkes dağılmıştı, görevli bile pes etmişti. Ama içim bana bir şey söylüyordu.. Fatma yalnız gitmedi, biri aldı onu.

 

Cebimde sımsıkı tuttuğum şey tek ipucumdu,o küpe. Küpeye baktıkça sabah Fatma'nın gülümseyerek bana “Küpelerim nasıl sence?” dediği an gözümde canlanıyordu. Öfkeyle dişlerimi sıktım, sonra kendime bir söz verdim.

 

"Onu bulacağım, her ne pahasına olursa olsun!Suçlu hissetmek istemiyorum..."

 

Telefonumu çıkarıp Mehmet'e yazdım.

 

“Akın en son okulda ne yapıyordu, bir şey biliyor musun?”

 

Bir süre sonra cevap geldi.

 

“O okulu bıraktı, zaten onun yerine Poyraz geldi.”

 

Tam düşündüğüm gibi Akın yoktu ve

Fatma'da kayıptı.

 

Öfkeyle yumruğumu sıkıp sertçe duvara yumruk attım.

 

“Demek sensin Akın. Benimle oyun oynamaya kalktın. İyiliğin sana hiç katkısı olmadığı gibi dahada kötü oldun...”

 

Ardından Akın'ı aradım.

 

“Nerdesin orospu çocuğu?”

 

“Aaa, çok mu özledin beni?”

 

“Sana iyilik yaramaz, onu anladım piç.”

 

“Bak, olmuyor ama biz sevgilimle birlikte zaman geçiriyorduk dimi Fatma?”

 

“İsmail, sen misin? Lütfen yardım et bana!”

 

“Sen benim olucaksın, dedim sana. Sen bana aitsin Fatma, şimdi sus,” dedi Akın

 

“Bana bak, sinirin bana, ona değil. O kızı bulmak ve getirmek hataydı. Hadi bırak Fatma'yı, yoksa seni bitiririm.”

 

“Neden bu kadar önemsiyorsun ki Fatma'yı?”

 

“Bana bak orospu çocuğu, sen bir kadına zarar veriyorsun. Ailesi var onu merak eden.”

 

“Bana ne lan, bana ne? Ben istediğimi almadan bırakmam.”

 

“Senin istediğin kişi benim, bırak kızı.”

 

“Hayır, ben seni istemiyorum, Fatma'yı istiyorum.”

 

“Nerdesin, sen söylesene?”

 

“Tek başına mı geleceksin?”

 

“Evet piç, tek başıma gelicem, orospu çocuğu seni ben-”

 

“Aaa, iltifatların çok güzel, her iltifatını Fatma'nın yüzüne kazıcam, böylece gördükçe aklıma sen gelirsin.”

 

“Hayır, dokunma, tamam susuyorum, söyle neredesin?”

 

“Hah, şöyle söz dinle, ben sana konum atıcam."

 

"Bekle, beni görüşecez seninle. Sadece ikimiz olucaz."

 

Telefonu kapatıp Fatma'nın evine gittim.

 

“Ne oldu kızım, bulundu mu?”

 

Babası yakama yakıştı.

 

“Bana bak serseri, eğer kızıma bişey olursa seni…”

 

“Merak etmeyin, kızınız iyi, gerçekten. Şimdi onu almaya gidicem.”

 

“Buldun mu onu?”

 

“Evet buldum.”

 

“Gerçekten buldun mu delikanlı? Kızım yaşıyor dimi?”

 

“Evet, onunla konuştum. Bir zat kendisi iyi.”

 

“Nerdeymiş o zaman? Benim telefonumu açmadı, neden açmadı?”

 

“Bana güvenin, kızınızı size kendi ellerimle getiricem.”

 

Babası ve annesi birbirine bakıp baş salladılar. Bende adrese bakıp yola çıktım.

 

Fatma'dan

 

Ellerim çözülmüştü ama fark ettirmemek için hâlâ bağlıymış gibi davranıyordum. Akın ve yanındaki adamlar içki şişelerini yere bırakıp gülüşüyorlardı. Beni sıradan bir eşya gibi görüyorlardı. İçimde korkudan çok öfke vardı artık.

 

Beni hafife alıyorlar ama buradan çıkacağım diye içimden geçirdim.

 

Akın bana yaklaşıp saçlarımı okşadı

 

“Kaçmaya kalkarsan kötü olur, Fatma.”

 

Gözlerimi kapadım, derin nefes aldım. İçimde tek bir düşünce vardı: “Anne, baba, lütfen beni bulun...”

 

Kısa bir zaman sonra hepsi sızdı ve bende telefonumu alıp polisi aradım.

 

“Alo, bir ihbar da bulunacaktım. En yakın zamanda söylediğim adrese gelin, bunlar çete ve hepsi burada sızmış haldeler.”

 

“Tamamdır hanımefendi, biz hemen geliyoruz!”

 

“Onları depoya kitlicem, gelip alabilirsiniz, hepsi burada, ben sizi bekliyor olucam.”

 

“Tamamdır,” deyip kapattılar. Bende Akın'ın yanına gittim, cebinden kilidi alıp anahtarı bulup dışarı çıktım, kapıyı kilitleyip oradan uzaklaştım. Gerildim ve yere çöküp ağlamaya başladım, kendime gelmeye çalıştım ama her şey aklımda bir travma oluşturuyordu. Yüzüm hâlâ kanıyordu, yanağımda acıyı hissediyordum.

 

En korktuğum şey başıma gelmişti ama ben kendim kurtulmuştum. Ayrıca şu anda bu kadar suçlu olan kişileri ben yakalamıştım,polisin sesleri geldi,mavi kırmızı ışıkları görünce rahatladım ve geri çekildim, gözyaşlarımı sildim.

 

Polisler geldi.Bende anahtarı polislere verdim. Açtıkları gibi hepsi uyandı ve polisler onları yakaladı. Ardından polisler bana baktı.

 

“Siz iyi görünmüyorsunuz, yüzünüzde kan var.”

 

“Sıkıntı değil, ülkemiz bunlardan kurtuldu, daha çok can yakmadan yakalandılar,O bana yara bandı oldu zaten.”

 

“Ülkemizin sizin gibi kadınlara ihtiyacı var.”

 

Tam o sırada İsmail'i gördüm, beni görünce bana doğru koştu ve sıkıca sarıldı. Çok garip bir histi, babam harici bir erkek bana sarılıyordu ilk defa, çok farklı hissettim, İsmail saçlarımı okşayıp küçük bir öpücük kondurdu...

 

“İyisin sen, iyisin dimi, bir yerinde bişey yo-”

 

Yüzümdeki çizikleri görünce elini kaldırıp dokunmaya çalıştı sonra elini yumruk yapıp aşağı indirdi.

 

“İyimisin? Bu nasıl oldu, seni merak ettim, kaç defa aradım, ailen seni çok merak etti.”

 

“Yüzümü arkadaşları ile birlikte bir kağıt gibi çizdiler, bira içtiler, onu kırıp camıyla çizdiler.”

 

“Orospu çocukları… of, senin yanında küfür etmemem gerekti. Her neyse, sana başka bişey yaptılar mı?”

 

“Hayır, ben kendimi korudum zaten.”

 

“Şimdi ailenin yanına gidiyoruz, hadi gel.”

 

İsmail beni evime götürdü ve bende şaşırdım.

 

“Evimi nereden öğrendin?”

 

“Mehmet'e yazdım, Alya'dan istemesini söyledim.”

 

“Bak, Alya ile Mehmet'in konuşmasını sağlamışsın, hahaha.”

 

“Biraz öyle oldu ama hepsi seni bulmak içindi Fatma. Ailen için çok değerlisin.”

 

“Senin ailende seni merak etmiştir, eminim.”

 

“Hayır, merak etmezler.”

 

“Neden öyle söylüyorsun ki? Her aile çocuğunu merak eder, sonuçta onla-”

 

“Annem ve babam yok… Öldü, her aile aynı değil, kendi ailenin kıymetini bil.”

 

“Bilmiyordum, özür dilerim, gerçekten üzmek istemedim...”

 

“Aramızda kalabilir mi sır olarak?”

 

“Tabiki, bana güvenebilirsin.”

 

İsmail kapıyı çaldı ve annem kapıyı açar açmaz sevindi.

 

“Kızım burada! Hayatım gel, kızımız bulundu!”

 

Babam ve annem bana sıkıca sarıldı, İsmail bize bakıp başını eğdi...

 

“Bizi çok endişelendirdin kızım,” dedi annem.

 

“Bak, hayatım, bu delikanlı olmasa kızımızı bulamazdık.”

 

“Gerçekten haklısın, aferin sana delikanlı, has delikanlıymışsın.”

 

“Bişey değil efendim, ben sadece sıra arkadaşımı buldum.”

 

“Aa, sıra arkadaşı mısınız? Fatma, hiç söylemedin bize, neden?”

 

“Daha dün oldu anne, hadi geçelim eve. İsmail de evine gitsin.”

 

“Hayır, olmaz öyle. Sende gel bizimle oğlum, ben sofrayı donattım, her şeyden var, karnını doyur, sonra eve gidersin, anneni ve babanı ara-.”

 

“Anne, İsmail'in annesi ve babası…”

 

İsmail bana baktı ve bende ona baktım.

 

“Annesi ve babası ona bişey demez, o zaten reşit yaşta.”

 

“Haklısın kızım, ne ara büyüdünüz, siz hala anlam veremiyorum.”

 

“Eee oğlum, sende gel bizimle birlikte yemeğe hadi ne duruyorsun"

 

İsmail bana baktı ve bende ona bakıp baş salladım.

 

“Peki, tamam.”

 

İsmail tam karşımda benim hep oturduğum yere oturdu ve şaşkınlıkla ona baktım. Annem konuştu

 

“Fatma hep oraya otururdu bizi bile oturtmazdı ama sana bişey demiyor şanslısın delikanlı hahah”

 

“Öyle mi?”

 

Başımı salladım ve annem konuşmaya devam etti

 

“Ee, dersler nasıl gidiyor?”

 

İkimizde aynı anda konuştuk.

 

“İyi gidiyor.”

 

“Ne güzel, iyi gidiyorsa başka neler var?”

 

“Bugün sınıfımıza yeni biri geldi, yani güzeldi günüm, sonu hariç.”

 

“Ne güzel kızım, keşke sonu olmasaydı. Sen o saçınla neden sağ yüzünü kapattın?”

 

“Hiç, canım öyle istedi annem.”

 

“İyi o zaman, yemekleri nasıl buldun delikanlı?”

 

İsmail gerçekten açlıktan çıkmış gibi yemek yiyordu, ardından yemek yerken soruyu cevapladı

 

“Ellerinize sağlık, annemden daha güzel olmuş, özellikle bu yanına yaptığınız salata mükemmel bir şey, ilk defa yiyorum.”

 

“Onu Fatma yaptı.”

 

“Ha öyle mi?”

 

“Evet, o yaptı. Onun tarifi, kendi yapıyor mor lahanayı alıyor haşlıyor, yoğurdu üstüne döküp çırpıyor soslarını koyup dolaba bırakıyor. Bende çok seviyorum arada yapınca güzel oluyor.”

 

“Evet, gerçekten güzelmiş, e-eline sağlık

Fatma.”

 

“Sen az önce benimle konuşurken kekeledin mi?”

 

Yazar'dan

 

İsmail'in aklına Fatma'nın kekelediği zaman geldi...

 

“S-senin a-annende bir k-kadı yani kadın, kadın d-demek ki…”

 

Fatma'dan

 

“Yok, ben sen değilim, gayet düzgün konuştum.”

 

“Peki öyle olsun, ama sanki azıcık çok sevdin salatayı, hepsini yedinde.”

 

“Aaa, kızım öyle söyleme, yesin tabiki, seni yeniden bize getirdi.”

 

“Yesin o zaman.”

 

İsmail yemeğini yedi ve “Ellerinize sağlık hanımefendi,” deyip sofradan kalktı. Annemde “Afiyet olsun,” dedi. Ardından bende kapıya doğru gittim ve onu uğurladım.

 

Tam gidecekken durdurdum.

 

“İsmail , her şey için teşekkür ederim, beni kurtardığın için de.”

 

“Ben bişey yapmadım, sen kendin kurtuldun, sıra arkadaşım.”

 

“Yarın görüşürüz.”

 

“Baybay.”

 

İsmail kendi evine gitti ve bende sessizce odaya çıkarken annem seslendi.

 

“Fatma kızım, gel bakalım buraya.”

 

“Ay hayır, soru soracak ya,” deyip mırıldandım...

 

“Geliyorum anneciğim,” dedim ve aşağı indim.

 

Annem bana soru sormaya başladı.

 

“Kim bu çocuk, hiç bahsetmedin bize.”

 

“Anne, bu çocuk sıra arkadaşım sadece. Öğretmen bizi yoklama sırasına göre oturacaksınız dedi ve ödevleri de öyle grup olup yapacaksınız dedi.”

 

“Haa, anladım, ama sanki çocuk gerçekten aç gibiydi, fakir mi?”

 

“Hayır anne ya, aaa…”

 

“Kızım, ben ne diyim, öyle bir yedi ki, öyle anlaşıldı.”

 

“Anne, inan bana, herkes senin gibi yemek yapmıyor, mükemmel yapmıştın, ben bayıldım, her zamanki gibi.

 

“Gözümden kaçmadı da değil en çok senin salatanı sevdi.”

 

“İlk defa denediği için olabilir mi?”

 

“Evet, haklısın. Eğer bişey olursa bize söyle kızım, iyi birine benziyor bu delikanlı.”

 

“Ya ne demezsin, çok iyi biri, baya iyi, çok iyi biri,” diye mırıldandım ve annem konuştu

 

“Ne dedin kızım?”

 

“Çok iyi biri,”

 

“Adı neydi?”

 

“Bay bencil,” diye mırıldandım ve annem bana baktı

 

“Ne ismi anlamadım?”

 

“İsmail ismi.”

 

“Güzel isim, temiz birine benziyor, bak ben gözünden anladım.”

 

Sen onu bir de okulda gör diye mırıldandım.

 

“Nerede göreyim?”

 

“Yok ya, temiz biri, anne, sen onu boşver.”

 

“İlk defa bir arkadaşını eve davet ettik, hem de erkek.”

 

“Evet, ama sadece sıra arkadaşım, anne.”

 

“Öyle olsun kızım, dersleriniz daha önemli. Hem zaten arkadaş olarak aranızı iyi tutun diyorum, başka bir şey olmasın zaten.”

 

“Olmaz da, zaten merak etme anne, ben şimdi uyucam.”

 

“Tamam kızım, iyi geceler.”

 

“İyi geceler anne.”

 

Odama geçtim ve telefonu açar açmaz İsmail'in cevapsız aramalarını gördüm

 

“63 cevapsız arama mı, oha. Beni gerçekten merak etmiş, bir saat boyunca beni aramış, bir de ‘Numaranı silicem’ diyordu...” ss aldım çünkü bu birdaha asla olmazdı o an kapı çaldı.

 

“Gel,” dedim ve annem içeri girdi.

 

“Kızım, küpeni getirdi o delikanlı, unutmadan sana getireyim dedim”

 

“Aa, küpem! Çok teşekkür ederim anne.”

 

“Bana teşekkür etme kızım, o çocuğa teşekkür et, o bulmuş, bu Fatma'nın, dedi.”

 

“Küpemi o buldu ve size mi getirdi?”

 

“Evet.”

 

“Oysaki sabah önemsemiyordu, nasıl buldu ki?”

 

“Bilmiyorum, ama ne güzel, düşünceli. Hemen bize getirdi.”

 

“Teşekkür ederim anne, yeniden.”

 

“Tamam kızım, ben gidiyorum, iyi geceler,”

 

Annem beni öptü. Ardından telefonu alıp İsmail'e yazdım

 

“İsmail, küpemi bulduğun için teşekkür ederim.”

 

Attığım gibi baktı ve cevapladı

 

“Bişey değil, küpeni bulunca ailene verdim çünkü sabah çok değer verdiğini farkettim.”

 

“Yeniden teşekkür ederim, iyi geceler.”

 

“Sanada iyi geceler.”

 

Telefonu kapattım ve bugün olanları günlüğüme yazdım.Yüzüme krem sürdüm ve yatağa geçip, ödev için çektiğim fotoğraflara baktım. Fotoğraflar ile yeniden notlar aldım ve işim bitince duş alıp yeniden krem sürdüm, ardından üstümü giyinip saçlarımı ördüm ve yatağıma geçtim...

 

Bölüm : 16.04.2026 11:33 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...