
Dersler bittikten sonra çantamı alıp Yasemin'in yanına gittim.
"Ne oldu, ne dedi?"
"Tamam geliyormuş."
"Gerçekten mi? Sana ne kadar teşekkür etsem azdır," deyip sarıldı.
"Şimdi ne yapıcaksın?" dedim.
"Eve gidip duş alıcam, ardından yarın için mekanı ayarlicam."
"Peki, mekan neresi olucak?"
"Mekan bar mı olsa acaba, yoksa sahile yakın bir yer mi olsa?"
"Bar olursa ben, Alya, Simay gelemeyiz."
"Neden ki?"
"Orada içecekler ve erkekler de olacak, ben istemiyorum."
"Zaten plan bu, İsmail'de içecek, böylece."
"İsmail'in içtiğini düşün, sonra ne yapıcaksın?"
"Anlasana işte."
"Hayır yapma, sen eğer seviyorum diyorsan sevgi bu değil."
"Beni sevmiyor ama eğer ona suç atarsam..."
Telefonumu alıp ses kaydını açtım ve telefonu kapatıp cebime koydum.
"Ne yapıcaksın?"
"Onu ortamdan uzaklaştırıp taciz etti diye suç atıcam, herkes ona kötü gözle bakacak."
"Hayır, bunu yapma sakın!"
"Fatma bak canım ben Yasemin'im ve elde etmeden asla bırakmam."
Telefonu açıp kaydı durdurdum. Ardından eve doğru yürürken Poyraz yanıma geldi, dalgın olduğum için ona çarptım.
"İyimisin Poyraz?"
"İyiyim ama sen iyi görünmüyorsun," dedi.
"Gerçekten iyi değilim," dedim ve Poyraz az ileride bir bankta oturup beni çağırdı.
"Gel, anlat her şeyi, sen beni dinliyordun."
"Tamam," deyip yanına oturdum.
"Anlat hadi, içini dök, böylece rahatlarsın."
"Yasemin İsmail'den vazgeçmiyor."
"Ona söyledin mi?"
"Dinlemiyor hatta."
Ses kaydını açıp Poyraz'a dinelttim.
"Eğer bunu yaparsa İsmail çıldırır."
"O zaman bunu yapmaması lazım, Poyraz. Ve bu olmaması için de İsmail kendi isteyerek Yasemin'i istemeli."
"Emin misin, o kız İsmail'i aldatırsa?"
"İsmail'in iyiliği için yapmak zorundayız, yoksa herkes ona kötü gözle bakacak."
"Tamam o zaman, bir fikrin var mı?"
"Evet, ve bu fikrimde sende varsın."
"Tamam, ne yapacaz?"
"Şimdi...."
Poyraz ile konuştuktan sonra evime gittim ve duş alıp üstümü giyindim. Ardından annemle yemeği hazırlayıp babama seslendim. Yemeğimizi yedikten sonra ders çalıştım, yeni aldığım kalemleri denedim ve annem geldi.
"Kızım, yarın partide ne giyeceksin?"
"Şuradaki sarı elbiseyi, anne."
"Kızım, o elbise partiye uygun değil daha çok günlük duruyor."
"Haklısın, anne."
"Bana aldığını söylediğin o elbiseyi giy, çünkü o elbise mükemmel."
"Ama anne, Yasemin partide en güzel kız olmak istiyor."
"Ama eğer sarı elbisenle gidersen seni hor görmeye başlıyacak, güven bana, bu elbiseyi giy."
"Anne, bu parti Yasemin'in ayarladığı mekanda olacak, bir barda."
"Yani içki olucak, tamam kızım, sen bilirsin, ben karışmıyorum."
"Bilmiyorum, anne, Yasemin partide İsmail'e suç atmak istiyor."
"Ne suçu atacak?"
"İsmail içtikten sonra onu ortamdan uzaklaştırıp ona suç atacak, yani taciz etti diye suçlayıp insanların gözünde onu kötü biri olarak gösterecek."
"Ah be kızım, o kadar dedim arkadaşlarını iyi seç diye."
"Haklısın anne, geçen gün gerçek yüzünü öğrendim..."
"Ne oldu ki?"
"Herkesin içinde, İsmail yokken, bana 'İsmail'e aşıksın' dedi, sonra ağladı ve 'Ben seviyorum onu' dedi."
"Kızım, uzak dur. İstersen partiye gitme yarın."
"Anne, bu parti benim için ya bir başlangıç ya da son olacak. İsmail kendi isteğiyle Yasemin ile olmalı, her şey onun isteğine bağlı. Yani bunun için Poyraz da partiye gelicek."
"Poyraz kim?"
"Poyraz, İsmail'in kuzeni ve İsmail onu sevmiyor. Eğer onun sevmediği bir şeyi yaparsam, o da istemediği bir şeyi yapacak."
"Peki sen İsmail'in Yasemin ile olmasını istiyor musun?"
"Bilmiyorum anne, ama onun iyiliği için yapmak zorundayım."
"Tamam kızım, ama unutma, pişman olabilirsin bunun sonucunda. Bahsettiğin Poyraz nasıl biri?"
"O çok iyi biri, bana İsmail hakkında bilgi verdi, onu daha iyi anlamam için."
"Tamam o zaman, ben sana güveniyorum."
"Teşekkür ederim, anne."
"Sana dediğim gibi, bu elbiseyi giy."
"Tamam anne."
Annem gittikten sonra ben de kendi tasarımlarımı çizdim, ardından gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladı. Masadan kalkıp yatağıma geçtim.
Ertesi sabah erkenden kalkıp yüzümü yıkadım ve aşağı indim. Hafta sonu annem izinli olduğu için kahvaltıyı hazırlıyordu yanına gidip yardım ettim.
"İleride kendi evinde eşine ve çocuklarına sen de kahvaltı hazırlayacaksın, umarım senin eşin de baban gibi biri olur ve yardımcı olur sana."
"Umarım anne, umarım."
"O çok sevdiğin salatayı eşine yaparsın, hahahahah."
"Hahahaha, umarım anne, o günleri görürü-"
"Ne oldu kızım?"
Aklıma geçen gün İsmail ile yaptığımız salata geldi. Onunla birlikte gerçekten kocaman evde salatamı yapmıştık. Ne kadar saçma, dedim içimden.
Annem ve babam birbiriyle eğlenerek ekmek yapıyordu. Onları böyle görünce çok mutlu oluyordum ve şanslı olduğumu bir kere daha fark ediyordum.
Annem ve babamla birlikte kahvaltıya oturduk annem kulağıma baktı.
"Küpelerini buldun mu kızım?"
"Evet anne."
"Neredeymiş?"
" Yatak-"
Anneme, İsmail'in yatağında diyemezdim, yanlış anlardı ve güveni kırılırdı. Ben de o an aklıma gelen yalanı söyledim...
"Düşündüğüm gibi, sınıfta düşmüş, ben de buldum."
"İyi, güzel."
Babam bana baktı, soru sordu.
"Derslerin nasıl gidiyor?"
"İyi gidiyor baba, hatta dersimin ödevini verdim ve tam puan aldım."
"Çok güzel, afferin kızıma."
Babama gülümsedim ve kahvaltı yaptıktan sonra sofrayı topladık. Annem ile babam şarkı açıp dans ederek mutfağı topladı. Ben de yukarı çıkıp yine ders çalıştım. Ardından telefonuma mesaj geldi.
"Günaydın, nasılsın?" yazıyordu, yazan kişi Bay Bencil Fırtına'ydı...
Kalbim hızla atmaya başladı. "Ne oluyor sana, Fatma? Sen ne düşünüyorsun? Sadece sana 'nasılsın' diyor ve sen buna heyecanlanıyor musun? Kendine gel..." deyip mesaja bakmadım. Ardından uzun bir süre ders çalışıp salona indim. Saçlarıma bakım yapıp dişlerimi fırçaladım, saçlarımı kurutup düzleştirdim. O sırada yine kendi kendime konuşmaya başladım ve aptalca kendime iltifatlar etmeye başladım:
"Ow, I'm so beautiful, even perfect baby, I love my hair so much."
Annem içeride konuştu
"Yabancı şarkımı dinliyorsun," deyip kapıyı tıklattı.
"Hayır anne benim, sadece biraz aptalca davranışlar yapıyordum."
"Tamam anladım kızım."
Annem gittikten sonra devam ettim.
"Ow yeahh, pretty, my hair is so beautiful."
Bunları söylerken İngilizcemde gelişiyordu. Ardından çıktım ve elbiseyi giydim. Ayna karşısında dans ettim.
"Bu elbise mükemmel duruyor."
Elbiseyi giydim ve makyajımı yaptım. Parti saati yaklaşırken gloss sürüp topuklu ayakkabılarımı giydim ve evden çıktım.
Kapıya indiğimde tanıdık bir araba tam karşımda ve yanında arabaya yaslanmış, bana bakan tanıdık birini gördüm.
"İsmail, senin ne işin var burada?"
İsmail dikkatlice bana baktı ve konuştu.
"Seni almaya geldim ve sana attığım mesajlara neden cevap veremediğini öğrenmek istedim."
"Hazırlanıyordum, o yüzden bakamadım."
"Evet ama ben sana sabah attım?"
"Şey, ben..."
"Bin, arabaya, yolda anlatırsın."
"Peki, tamam," deyip arabaya bindim.
"Şimdi anlat, neden bakmadın?"
"Ders çalışıyordum sabah, o yüzden olmalı."
"Tamam, bu seferlik affediyorum."
"Neden bunu bu kadar önemsiyorsun ki?"
"Bilmem, numaram sende olduğu için olabilir."
"Silmeyi unuttum, ve sende benim numaramı silecektin, hatırladın mı?"
"Evet ama onun üstünden uzun bir süre geçti."
"Evet ama hala geçerli."
İsmail parti alanına geldi ve bana baktı.
"Sana beni parti mekanı için bilgilendir dedim. Sabah bu yüzden yazdım ama sonra Mehmet'ten öğrendim, bir barda yapılacağını bilmiyordum açıkçası."
"Ben de akşam öğrendim, o yüzden söyleyemedim."
"Sabah mesajıma bakıp söyleyebilirdin, ama her neyse, şimdi gitmeliyiz."
İsmail arabadan inip kapımı açtı.
"Teşekkür ederim," deyip arabadan indim ve parti alanına gelince Yasemin İsmail'e sarıldı.
"Geleceğini biliyordum."
İsmail onu itti ve Poyraz yanıma gelip elini belime sardı.
"Gelmişsin."
"Sen geleceğini söyleyince ben de geldim, yoksa bara asla gelmezdim."
İsmail, Poyraz ve bana bakarak konuştu.
"Fazla samimi mi oldunuz siz?"
Ben de Poyraz'a daha çok yaklaşıp cevap verdim. Bunu görünce Yasemin İsmail'e yaklaştı...
"Evet, Poyraz çok iyi biri ve biz iyi anlaşıyoruz," dediğini duyunca Yasemin konuştu
"Peki, İsmail, onları bırakalım, gel benimle," deyip elinden tuttu. İsmail de bize bakıp onunla gitti, ardından Poyraz'dan uzaklaştım.
"İsmail şu anda onunla, gördün mü?"
"Evet, ama bana olan bakışları..."
"Özür dilerim, bu planın bir parçası ve biz daha yeni başlıyoruz."
"Biliyorum, umarım sonu güzel biter."
Poyraz ile birlikte parti ortamına girdik ve Poyraz bana yaklaştı.
"İsmail'in gözlerinde acımasızlık var," dedi. Bende, "Böyle olursa Yasemin ona suç atamayacak," dedim.
"Evet ama bana bakmıyor, sana bakıyor. Bakışlarında acımasızlık ve bir yandan pişmanlık da görüyorum."
"Biliyorum ama..."
"Fatma, İsmail'in gözlerinde pişmanlık da var.. Yanlış yapıyoruz gibi geldi."
"Lütfen plana uyalım, yoksa partinin sonu çok kötü bitecek."
Poyraz bana bakıp başını salladı ve şarkı değişti. Bende İsmail'in yakınlarında durup ona baktım. İsmail bana doğru gelirken Poyraz yanıma geldi ve dans teklifinde bulundu.
"Benimle dans eder misin?" dedi ve bende elinden tutup kabul ettim. Ellerimi boynuna doladım ve İsmail bana bakıp başını eğdi. O sırada Yasemin yanına geldi ve İsmail ile dans etmeye başladı. Bu durumu görünce içimde bir şeyin paramparça olduğunu hissettim ve bir anda başım döndü. Poyraz beni tuttu.
"İyimisin?"
"İyiyim."
İsmail konuştu.
"Hayır, iyi değilsin," deyip yanıma geldi, kolumdan tutup ayağa kaldırdı.
"İyi değilsin Fatma, bana tutun."
Yasemin İsmail'in yanına geldi.
"Hadi, dansımız yarım kaldı!"
Bende ayakta durup başımı salladım.
"Evet İsmail, sen git dansına devam et, ben iyiyim, Poyraz benim yanımda."
"Hayır, iyi değilsin ve ısrar etmeye devam edersen seni kucağıma alıp buradan götürürüm Fatma Koçari!"
"Gerçekten iyiyim," deyip
Poyraz'ın koluna girdim ve İsmail bunu görünce sinirlendi. Yasemin bu anı fırsat bilip konuşmaya başladı.
"Şimdi kesin şu müziği ve beni dinleyin!"
Yasemin'in pastası geldi ve İsmail'in elinden tuttu.
"Bu hayatta tek dileğim şu anda yanımda olan adam."
Yasemin İsmail'i yanağından öptü ve İsmail başkalarını bana kitledi.
"Herkesin huzurunda bunu söylemek istiyorum," Yasemin ellerini İsmail'in boynuna dolayıp konuştu...
"Seni seviyorum İsmail."
Herkes şaşkınlıkla onlara baktı. İsmail'in gözleri hala benim üstümdeydi ve benden cevap bekliyor gibiydi. O sırada Yasemin tekrar sordu.
"Benim sevgilim olur musun İsmail?"
İsmail bana bakıp başını eğdi, ardından yine bana baktı, gözlerini Poyraz'ın koluna doğru çevirdi ve başını salladı.
"Kabul ediyorum."
Yasemin sevinçle İsmail'e sarıldı. Tüm sınıf onları alkışladı ve Poyraz bana yaklaştı...
"Gerçekten dediğin gibi oldu, Fatma."
"Evet, ve şimdi kimse İsmail'e kötü gözle bakmıyor, iyi gözle bakıyor, onları kutluyor."
Gözlerim doldu ve hemen dışarı çıktım. Arkamdan Poyraz da geldi.
"Ne oluyor sana Fatma? Kendine gel, istediğin oldu şimdi, artık İsmail ve Yasemin sevgili," diye içimden konuşmaya başladım. Poyraz yine beni tuttu.
"İyimisin Fatma?"
"Evet, iyiyim. Artık eve gidelim mi?"
"Tabiki, ben seni bırakırım,"
Kendimi toplayıp Poyraz'ın arabasına bindim. Ardından eve gittiğimde hemen odama çıktım ve üstümü değiştirdim..
Gözlerim o anı hatırladıkça doluyordu. Saçlarımı topuz yapıp makyajımı çıkarttım, yüzümü yıkadıktan sonra yatağıma geçtim ve gözlerimden istemsizce yaşlar akmaya başladı.
"Ne oluyor bana? Hayır, bu olamaz çünkü Yasemin şu anda istediğini aldı. Artık tehlike yok, İsmail suçlanmadı ve kendi isteğiyle sevgili oldu. Her şey yolunda."
Göz yaşlarımı sildim ve uykuya daldım.
1 hafta sonra
Dersler bir hafta iptal edildi bu zamanda kendimi daha iyi hissediyordum.
Ertesi sabah erkenden kalkıp yüzümü yıkadım ve üstümü giyip kahvaltı yapmadan masanın üstündeki çikolatalardan alıp evden çıktım.
Yolda yürürken Mehmet yanıma geldi, bu sefer yanında Alya da vardı.
"Günaydın," dedim üzgün bir şekilde.
"Günaydın," dediler gülerek.
"Bugün büyük gün," dedi Alya sevinerek.
"Ne günü bugün?" dedim.
Alya konuştu
"Bugün yeni çiftimizi okulda göreceğiz," dedi. Araya haftalar girince hiç buluşmadıklarını söyledi.
"Ne güzel, bugün onların günü."
"Hala şoktayım, İsmail sana karşı içimde gram his yok dedi ama şimdi onunla sevgili oldu. Hayat işte, hep şaşırtıyor."
Mehmet bana baktı ve konuşmaya başladı.
"Sen iyimisin? Ben seni ve Poyraz'ı, İsmail ile Yasemin sevgili olurken gördüm, sonra kayboldunuz."
"Evet, Poyraz'ın işi çıktı ve beni de evime bıraktı."
"Bu arada gözümden kaçmadı da değil, Poyraz ve sen çok yakışıyorsunuz."
Alya da ekledi
"Evet, bence siz ikiniz sevgili olun," diye ekledi ve ben sustum.
Okula geldiğimizde herkes mutluydu ve benim içimde gram eğlence ve sevinç yoktu. Sınıfa girdiğimde sırama oturdum ve başımı masaya koydum.
Ardından birisi yanıma gelip çantasını koydu.
"Gerçekten bunu istiyor muydun?" dedi bana yaklaşıp. Bende geri çekildim.
"Neyi?"
"Mutlu musun şimdi?"
"Evet, gayet mutluyum. Sıra arkadaşım ve en yakın arkadaşım sevgili oldu, bir insan daha ne ister ki..."
İsmail sinirle ayağa kalktı ve dışarı çıktı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.87k Okunma |
344 Oy |
0 Takip |
71 Bölümlü Kitap |